Bir Evin Su Hesabı
Dört kişilik bir evde herkes dişini musluğu açık bırakarak fırçalıyor. Her fırçalamada yaklaşık 12 litre su akıyor. Bardak kullanılırsa bu miktar 1 litreye iniyor. Hesaplayalım: günde 2 fırçalama, 4 kişi, fark 11 litre. 2 × 4 × 11 = 88 litre günde; yılda 88 × 365 = 32.120 litre. Tek bir musluk alışkanlığı, bir yılda bir tanker suyu kadar fark ediyor.
Peki bunun dinle ne ilgisi var? İslam’a göre yeryüzü insana sınırsız bir mülk olarak değil, sorumluluğu olan bir emanet olarak verilmiştir. "Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez." (A‘râf suresi, ayet 31). Küçük alışkanlık değişikliklerinin büyük tasarruf sağlayabilmesi, israf yasağının günlük hayattaki karşılığıdır.
İki Uç ve Orta: İsraf, Cimrilik, İktisat
İhtiyaçtan çok daha fazlasını satın alıp kullanmadan atmak israftır. Gereken yerde bile harcamamak ise cimriliktir. Furkân suresi ikisini birlikte reddeder: "Onlar harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında dengeli bir yol tutarlar." (ayet 67). Bu ortaya iktisat (ölçülülük) denir.
İsraf yalnızca suyla sınırlı değildir. Bir okul kantininde her gün 15 ekmeğin çöpe gittiğini düşünelim; 180 günlük bir öğretim yılında bu 2.700 ekmek eder. Sorunun çözümü ekmeği hiç almamak (cimrilik) değil, ihtiyacı ölçüp ona göre almaktır (iktisat).
İhtiyaç kadar almak, olanla yetinmeyi bilmek ve boşa harcamamak ise kanaattir. Kanaat, yoksulluğu övmek değil; ihtiyaç ile istek arasındaki farkı görmektir.
Denge ve Canlı Hakkı
Rahmân suresinde göğün yükseltildiği ve dengenin (mizan) konduğu anlatılır, ardından şu uyarı gelir: "Dengede haddi aşmayın." (Rahmân suresi, ayet 7-8). Rûm suresi bozulmanın kaynağını gösterir: "İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde bozulma ortaya çıktı." (ayet 41).
Hayvana eziyet etmemek, ağacı gereksiz yere kesmemek, suyu kirletmemek gibi davranışların ortak dayanağı, canlıların ve doğal varlıkların da gözetilmesi gereken bir hakkının bulunmasıdır. Hz. Peygamber şöyle der: "Bir Müslüman bir ağaç diker ya da ekin eker de ondan bir kuş, bir insan ya da bir hayvan yerse, bu onun için sadaka olur." (Buhârî, Hars; Müslim, Müsâkât).
Sık Yapılan Hata: "Benim Tek Poşetimden Ne Olur?"
"Benim attığım tek bir poşetin çevreye zararı olmaz." cümlesindeki hata, tek davranışın herkes yaptığında ortaya çıkan toplam etkisini göz ardı etmektir. 80 milyonluk bir ülkede herkes haftada bir poşeti yere atsa yılda 4 milyardan fazla poşet eder. Aynı mantık tüketim tercihlerinde de geçerlidir. Ortalama 2 yıl kullanılan A telefonu ile 6 yıl kullanılan B telefonu için üretimde benzer kaynak harcandıysa, B aynı kaynağı daha uzun kullandığı için çevreye daha az yük bindirir. Kullan-at ürün atığı artırır; onarılabilir ürün atığı azaltır.
İkinci yanılgı ters yöndendir: yalnızca bireysel çabanın yeterli olduğunu sanmak. Bireysel çaba ile ortak düzenleme (geri dönüşüm sistemi, su tarifesi, yasal denetim) birleştiğinde etki büyür ve kalıcı olur.
Teknoloji: Araç Aynı, Değer Farklı
Aynı sosyal ağda biri ders notu paylaşıyor, öteki bir arkadaşı hakkında iftira yayıyor. Teknoloji kendi başına iyi ya da kötü değildir; değerini kullanan kişinin amacı ve tercihi belirler. İmkân büyüdükçe sorumluluk da büyür.
Dijital dünyadaki ahlaki sorunlar eski kavramların yeni biçimleridir:
- Mahremiyet: Arkadaşının izni olmadan çektiği fotoğrafı paylaşan kişi, rızası olmadan birinin özel alanını açığa vurur. Nûr suresinin 27. ayeti bir eve izin almadan girilmemesini ister; dijital alan da bir evin kapısı gibi izin gerektirir.
- Kalıcılık: Paylaşılan içerik kopyalanır, silinse bile kopyaları kalır. Paylaşmadan önce sonucunu düşünmek gerekir.
- Doğrulama: Kaynağı kim? Ne zaman yayımlanmış? Başka kaynak doğruluyor mu? Bu üç soru yanlış bilgiyi yaymadan önce sınamak içindir.
- Siber zorbalık: Bir kişiyle alay eden içerikleri sürekli paylaşmak; yüz yüze alayın dijital ve çoğaltılmış biçimidir.
- Emeğin sahibi: Ödevini bir yapay zekâ aracına yazdırıp kendi yazmış gibi teslim eden öğrenci, kendisine ait olmayan emeği kendi emeği gibi gösterir. Sorun aracı kullanmak değil, emeği sahiplenmektir.
Şimdi bir adım daha ileri gidelim. Yapay zekâ, genetik düzenleme ya da yüz tanıma gibi alanlarda asıl soru "yapılabilir mi?" değil, "yapılmalı mı?" sorusudur. Teknik olarak mümkün olan her şey ahlaken uygun olmayabilir. Din ve felsefe bu soruyu tartışırken aynı ölçütlere döner: can, akıl, nesil, mal ve din gibi temel değerlere zarar veriyor mu; mahremiyeti çiğniyor mu; birinin emeğini ya da hakkını elinden alıyor mu?
Zaman da bir emanettir. Günde 3 saat amaçsız ekran kullanımı yılda 3 × 365 = 1.095 saat eder; bu da yaklaşık 45 gün demektir. Küçük görünen günlük süreler yılda büyük bir kayba dönüşür.
Sınav ipucu: "Doğa emanettir, ölçü israfı önler, teknoloji sorumluluk ister" kartlarının en kapsayıcı sonucu, çevre ve teknolojinin emanet bilinci, ölçülülük ve sorumluluk ilkeleriyle birlikte ele alınması gerektiğidir. Gece geç saatte yüksek sesle müzik dinleyip komşuyu rahatsız etmek ise komşu hakkını gözetmek ilkesiyle bağdaşmaz.
Sık sorulanlar
İslam ahlakında israfın karşıtı cimrilik midir?
Hayır. Cimrilik de olumsuzdur. Furkân suresi 67. ayet ikisinin arasındaki dengeli yolu, yani iktisadı (ölçülülüğü) över.
Doğa neden emanet sayılır?
İnsana sınırsız kullanım hakkı değil, koruma sorumluluğu verildiği için. Kullanırken korumak ve gelecek kuşakları gözetmek beklenir.
Günde 3 saat ekran süresi yılda ne kadar eder?
3 × 365 = 1.095 saat, yani yaklaşık 45 gün.