Sınıfta Bir Tartışma
Deniz: "Bilim gelişince dine gerek kalmaz." Ece: "İkisi aynı soruyu sormuyor ki."
Hangisi haklı? Ece'nin cümlesi iki alanın farkını doğru yakalıyor. Bilim gözlem, deney ve ölçümle çalışır; "nasıl oluyor?" sorusunu cevaplar. Din varlığa anlam ve değer kazandırır; "niçin?" ve "nasıl yaşamalıyım?" sorularına seslenir. Yöntemleri ve soruları farklı olduğu için biri ötekinin yerini tutmaz. Deniz'in cümlesindeki yanılgı, iki alanı aynı yarışın rakipleri sanmaktır.
İslam düşüncesinde yaygın kabul, akıl ile vahyin birbirini tamamlayan iki bilgi kaynağı olduğudur. Kur'an da okumaya ve düşünmeye çağırır: ilk inen ayet "Oku!" emriyle başlar (Alak suresi, ayet 1); "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" diye sorar (Zümer suresi, ayet 9). Fâtır suresinin 27-28. ayetlerinde dağların, bitkilerin ve canlıların renk çeşitliliğine dikkat çekilir ve bu çeşitlilikten asıl bilenlerin ders çıkaracağı bildirilir.
Beş Tarihlik Bir Çizelge
| Yıl | Yer | Ne oldu? |
|---|---|---|
| 830 dolayı | Bağdat | Abbasîler döneminde Beytü'l-Hikme çeviri ve araştırma merkezi olarak çalışıyor. |
| 1021 dolayı | Kahire | İbn Heysem optik üzerine Kitâbü'l-Menâzır'ı tamamlıyor. |
| 1025 dolayı | Hemedan-İsfahan | İbn Sînâ el-Kânûn fi't-Tıb'ı bitiriyor. |
| 1420'ler | Semerkant | Uluğ Bey'in rasathanesi kuruluyor. |
| 1577 | İstanbul | Takiyüddin'in rasathanesi gözleme başlıyor. |
Çizelgeyi okurken şu soruyu sor: bu beş olayı mümkün kılan ortak şey ne? Aşağıdaki bölümler cevabı üç başlıkta topluyor: aktarım, kurum ve kişi.
Aktarım: Çeviri Hareketi ve Kâğıt
Beytü'l-Hikme'de Yunanca, Farsça ve Hintçe bilim eserleri Arapçaya çevrildi. Çeviri bir kopyalama değildi: eserler incelendi, eleştirildi ve üzerine özgün çalışmalar eklendi. Böylece farklı medeniyetlerin birikimi aktarıldı ve geliştirildi. Örneğin Huneyn b. İshak (809-873) Galenos'un tıp eserlerini çevirirken elindeki farklı nüshaları karşılaştırıp bozuk yerleri düzeltmeye çalıştı; Öklid'in geometri kitabı Elemanlar da bu dönemde Arapçaya aktarıldı ve üzerine şerhler yazıldı.
Kâğıt üretiminin İslam dünyasında yaygınlaşması (8. yüzyıldan itibaren) eserlerin çoğaltılmasını ucuzlattı ve bilginin hızla yayılmasını sağladı. Parşömene yazılan tek nüsha yerine bir eserin onlarca kopyası farklı şehirlerin kütüphanelerine ulaşabildi.
Kurum: Medrese, Dârüşşifâ, Rasathane, Kütüphane
- Medrese: dinî ve aklî ilimlerin okutulduğu yükseköğretim kurumu.
- Dârüşşifâ: hem hastane hem hekim yetiştiren tıp okulu. Kayseri'deki Gevher Nesibe Dârüşşifâsı (1206) Anadolu'nun ilk örneklerindendir.
- Rasathane: gök cisimlerini gözleyerek astronomi verisi (zîc cetvelleri) üreten kurum. Uluğ Bey'in kataloğunda yaklaşık 1.000 yıldızın konumu yer alır.
- Kütüphane: cami, medrese ve saray yanında kurulur; eserleri korur, araştırmacıya erişim sağlar.
Bu kurumların yüzyıllarca ayakta kalmasını sağlayan mali düzen vakıftır: dükkân, han ya da tarla gibi gelir getiren mülkler kurumun giderlerine bağlanır.
Kişi: Dört Bilgin, Dört Alan
- Hârizmî (9. yüzyıl): matematik ve astronomi. Cebir üzerine eserinin adı "algebra" sözcüğüne, kendi adının Latince söylenişi "algoritma" terimine kaynaklık etti.
- İbn Heysem (965-1040): optik. Görmenin gözden çıkan ışınlarla değil, cisimlerden göze gelen ışıkla gerçekleştiğini deneylerle gösterdi.
- İbn Sînâ (980-1037): tıp. el-Kânûn yüzyıllarca Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutuldu.
- Bîrûnî (973-1048): coğrafya ve astronomi. Bir dağın yüksekliği ile ufkun eğim açısından yararlanarak Dünya'nın yarıçapını hesapladı; bulduğu değer bugünkü ölçüme çok yakındır.
Mini soru: Bîrûnî'nin çalışması hangi yaklaşımı gösterir? Bilgiyi yalnızca kitaptan aktarmak değil, gözlem ve ölçüme dayanmak.
Daha Zor Soru: Kitap ile Gözlem Çelişirse?
İbn Heysem, kendisinden yaklaşık 850 yıl önce yaşamış astronom Batlamyus'un (Ptolemaios) eserlerini okurken bazı hesapların kendi içinde tutarsız olduğunu gördü ve bu itirazlarını "Batlamyus Üzerine Şüpheler" adlı eserinde topladı. Saygın bir kaynağa itiraz etmek o dönemde de kolay değildi; ama ölçüt, yazanın ünü değil gözlem ve akıl yürütmeydi.
Söz konusu tutum çeviri hareketinin asıl anlamını da açıklar: çevrilen eser kutsal sayılıp ezberlenmedi, sınandı. Aynı yaklaşım Bîrûnî'nin ölçümlerinde ve Uluğ Bey'in eski yıldız cetvellerini yeniden gözlemle düzeltmesinde de görülür.
İstisna: Kurum Kapanınca
Takiyüddin'in İstanbul'daki rasathanesi 1577'de çalışmaya başladı, ama yalnızca 3 yıl sonra, 1580'de yıktırıldı. Kısa ömrü, çizelgedeki başarıların tek bir dâhinin eseri olmadığını tersinden kanıtlar: destek kesildiğinde en donanımlı kurum bile sürmez. El-Cezerî'nin 1206'da su saatleri ve otomatik düzenekler üzerine yazdığı eser de bir sarayın desteğiyle hazırlanmıştı.
Çizelgeden Bugüne: Sık Yapılan Hata
Çizelgedeki beş olayın ortak koşulları şunlardır: kurumsal destek (vakıf ve devlet), özgür tartışma ortamı ve başka birikimlere açıklık (çeviri). Bugün için çıkarılacak ders de budur. "Bilim yalnız bireysel dehayla ilerler" demek sık yapılan hatadır; İbn Sînâ'nın arkasında kütüphaneler, Uluğ Bey'in arkasında bir rasathane ve onlarca gözlemci vardı.
İkinci yanılgı bilginin kendiliğinden iyi olduğunu sanmaktır. Bilgi tek başına iyi ya da kötü değildir; ahlaki sorumluluk, bilginin insan ve doğa yararına mı zararına mı kullanılacağı sorusunda ortaya çıkar.
Sınav ipucu: Soru bir bilginin çalışmasını anlatıp alanını istiyorsa anahtar sözcüğe bak: "görme, ışık" → optik; "cebir" → matematik; "Kânûn" → tıp; "Dünya'nın çevresi" → coğrafya-astronomi; "yıldız konumu" → rasathane.
Sık sorulanlar
Din ile bilim birbirinin yerini tutar mı?
Hayır. Bilim gözlenebilir düzeni açıklar; din anlam, değer ve ahlak sorularına seslenir. Soruları ve yöntemleri farklıdır.
Beytü'l-Hikme ne yapıyordu?
Abbasîler döneminde Bağdat'ta farklı dillerdeki bilim eserlerini çevirip araştırma yürüten bir merkezdi.
Vakfın bilimle ilgisi nedir?
Medrese, dârüşşifâ ve kütüphanelerin giderlerini gelir getiren mülklere bağlayarak sürekliliklerini sağladı.
Çeviri hareketi yalnızca kopyalama mıydı?
Hayır. Çevrilen eserler incelendi, eleştirildi ve düzeltildi; İbn Heysem'in Batlamyus'a yönelttiği itirazlar bunun örneğidir.
İstanbul rasathanesinin kısa ömrü neyi gösterir?
1577'de açılıp 1580'de yıktırılması, bilimin sürmesi için kurumsal desteğin şart olduğunu gösterir.