Bugün Kaç Şeye İnandınız?
Sabah alarmı kurarken yarın güneşin doğacağına inandınız. Arkadaşınıza ödünç verdiğiniz 50 TL'yi geri getireceğine güvendiniz. Fen kitabındaki "Işığın boşluktaki hızı saniyede yaklaşık 300.000 kilometredir" bilgisini, ölçümü kendiniz yapmadan kabul ettiniz. Üçü de bir tür inanmadır.
Bu küçük liste önemli bir şey gösteriyor: inanma yalnızca dinî alana özgü değildir. Bilimsel çalışma bile başkalarının ölçümlerine ve raporlarına güvenmeyi gerektirir; hiçbir bilim insanı bütün deneyleri kendisi tekrarlayamaz. Soru "inanıyor musunuz?" değil, "Neye, hangi gerekçeyle ve ne ölçüde inanıyorsunuz?" sorusudur.
İki Bilme Yolu: Akıl ve Gönül
| Yeti | Bilgiye ulaşma biçimi |
|---|---|
| Akıl | Kavram oluşturur, çıkarım yapar, yargıları sınar |
| Gönül (kalp) | Sezgi, iç tecrübe ve arınma yoluyla kavrar |
Tasavvuf geleneğinde bilgi yalnızca dışarıdan öğrenilmez; kişinin kendini tanıması ve arındırması da bir bilgi yoludur. Gazali (1058-1111) el-Munkız mine'd-Dalâl'de (Yanılgıdan Kurtuluş) duyulardan ve akıldan kuşku duyduğu bir dönemi, ardından iç tecrübeye dayanan bir yolu nasıl benimsediğini anlatır. Blaise Pascal'ın (1623-1662) ölümünden sonra 1670'te yayımlanan Düşünceler'indeki cümle aynı sezgiyi dile getirir: "Kalbin, aklın bilmediği nedenleri vardır."
Bilgi ile İman: Dayanakları Farklı
| Ölçüt | Bilgi | İman |
|---|---|---|
| Dayanak | Gerekçe ve sınama | Benimseme ve bağlanma |
| Kesinlik | Yeni kanıtla düzeltilebilir | Kişi için bağlayıcıdır |
Bu tabloya göre bir kişinin imanını bilimsel bir kanıt gibi sunması ya da bilimsel bir sonucu iman gibi savunması, iki alanın ölçütlerini karıştırmaktır. İkisi aynı ölçüyle tartılamaz.
Akıl-İman İlişkisine Üç Yaklaşım
| Yaklaşım | Savı | Temsilci |
|---|---|---|
| I. Akıl imanı destekler | Akıl ile iman çelişmez; iman akılla temellendirilebilir | İbn Rüşd (1126-1198), Faslu'l-Makal; Thomas Aquinas (1225-1274) |
| II. Ayrı alanlar | İki alan kendi ölçütleriyle işler; biri ötekinin yerine geçmez | Kant (1724-1804), 1787: "İnanca yer açmak için bilgiyi sınırlamak zorunda kaldım." |
| III. İman akıldan üstündür | İman akıl yürütmeye dayandırılamaz; önce gelir | Anselmus (1033-1109): "Anlamak için inanırım"; Kierkegaard (1813-1855) |
Her yaklaşım eleştiriye açıktır. İmanı yalnızca akıl yürütmeye dayandıran yaklaşıma, imanın gönülden bağlanma boyutunu gözden kaçırdığı söylenir. İmanın akıl yürütmeye dayandırılamayacağını savunan yaklaşıma ise, bu durumda farklı inançlar arasında ortak bir tartışma zemini kalmayacağı itirazı yöneltilir.
Bilim ile Din Nasıl İlişkilenir? Dört Model
Fizikçi ve düşünür Ian Barbour (1923-2013) 1990'larda bilim-din ilişkisini dört modelle sınıflandırdı:
| Model | Bilim-din ilişkisi |
|---|---|
| Çatışma | Biri ötekini geçersiz kılar |
| Bağımsızlık | Farklı soruları yanıtlarlar; alanları ayrıdır |
| Diyalog | Sınır sorularında birbirleriyle konuşur, birbirinden öğrenir |
| Bütünleşme | İki alan ortak bir çerçevede birleştirilmeye çalışılır |
Çatışma modelini savunanlar çoğunlukla Galileo'nun 1633'teki yargılanmasını örnek gösterir; tarihçilerin önemli bir kısmı ise bu olayın siyasi ve kişisel boyutlarının da olduğunu, tek başına "bilim ile din savaşı" diye okunamayacağını vurgular. Bağımsızlık modelinin özeti, önceki konuda gördüğümüz ayrımdır: bilim "Nasıl?", din "Ne anlam taşıyor?" diye sorar.
İki Mantık Tuzağı ve Bir Yanılgı
"Akıl her soruyu yanıtlayamaz, o hâlde akıl güvenilmez bir yetidir." Hata: bir aracın sınırlı olması onu güvenilmez yapmaz. Termometre ağırlık ölçmez ama sıcaklığı güvenilir biçimde ölçer.
"Bilim bu soruyu şu ana kadar yanıtlayamadı, o hâlde bu sorunun bilimsel bir yanıtı yoktur." Buna bilgisizliğe başvurma denir: henüz bilinmeyen bir şeyi, bilinemez ya da yok saymak. Aynı hata ters yönde de yapılır: "Kanıtlanamadıysa yanlıştır."
En yaygın yanılgı ise hoşgörüyü "bütün görüşler eşit derecede doğrudur" diye anlamaktır. Bu, göreciliktir; hoşgörü değildir. Hoşgörü, katılmadığın görüşün sahibinin inanma ve ifade hakkını tanımaktır; görüşü tartışmaktan vazgeçmek değildir. John Locke (1632-1704) 1689'da yayımlanan Hoşgörü Üzerine Bir Mektup'ta inancın zorla dayatılamayacağını savundu. "İnsanlar aynı konuda farklı sonuçlara ulaşabilir; kimse mutlak bilgiye tek başına sahip olduğunu kanıtlayamaz" öncülleri, hoşgörüyü kişinin kendi sınırlılığının farkındalığına dayandırır.
Mini Uygulama: Hangi Yaklaşım?
Üç paragraf okuyun ve her birinin akıl-iman ilişkisine hangi yaklaşımla baktığını bulun.
- "Doğru, doğruya aykırı olamaz. Aklın ulaştığı doğru ile vahyin bildirdiği doğru çatışıyor gibi görünüyorsa, metni yeniden yorumlamak gerekir."
- "Kanıt aramak imanı güçlendirmez, onu bir hesaba dönüştürür. İman, kişinin bütün varlığıyla göze aldığı bir sıçrayıştır."
- "Akıl deneyim alanında bilgi üretir; bu alanın ötesindeki sorularda kesin bilgi iddia edemez, orası inancın alanıdır."
Cevaplar: (1) akıl ile imanın uyumu, İbn Rüşd çizgisi; (2) imanın akıldan önce geldiği yaklaşım, Kierkegaard; (3) ayrı alanlar, Kant. Sınav ipucu: "doğru doğruya aykırı olmaz" ifadesi uyumu, "sıçrayış" imanın önceliğini, "sınır" ya da "alan" sözcükleri ayrı alanlar yaklaşımını işaret eder.
Devralınan İnanç, Sorgulanmış İnanç
İki kişiyi karşılaştıralım. Birincisi inancını çevresinden devraldı ve hiç sorgulamadı. İkincisi inancıyla ilgili bir soruyla karşılaşınca sorudan kaçmadı; kaynak okudu, farklı görüşleri karşılaştırdı ve sonra benimsedi. İki kişinin vardığı yer aynı olabilir; ama ikincisi inancının gerekçesini bilir ve başkalarının gerekçesini anlayabilir.
Dogmatik tutumun hem bilgi hem inanç alanındaki ortak sakıncası, karşıt görüşü ve yeni kanıtı hiç değerlendirmeden kapıyı kapatmasıdır. Birlikte yaşama da bu yüzden üç basamakla anlatılır: farklılık kabul edilir, ortak kural benimsenir, birlikte yaşam sürdürülür. Ortak kural, farklı inançtaki insanların birbirinin hakkını çiğnemeden yan yana durabilmesini sağlar.
Sık sorulanlar
İnanma yalnızca dinî alana mı özgüdür?
Hayır. Güneşin yarın doğacağını beklemek, bir arkadaşa güvenmek, bilim insanlarının ölçümlerini kabul etmek de inanmanın biçimleridir.
Hoşgörü ile görecilik arasındaki fark nedir?
Görecilik bütün görüşlerin eşit derecede doğru olduğunu savunur. Hoşgörü ise görüşler tartışılabilir kalırken, katılmadığın kişinin inanma ve ifade hakkını tanımaktır.
Bilgisizliğe başvurma hatası nedir?
Bir şeyin henüz kanıtlanmamış ya da yanıtlanmamış olmasından onun yanlış ya da yanıtsız olduğu sonucunu çıkarmaktır.