"Bu Konu Felsefe Dersinde Ne Arıyor?"
Sınıfta bir öğrenci soruyor: "Din konuları ilahiyatın işi değil mi, felsefe dersinde neden var?" Soru yerinde; cevabı iki alanın bakış açısındaki farkta.
| Alan | Tutumu |
|---|---|
| Teoloji (ilahiyat) | Belirli bir dinin kendi ilkelerinden ve kaynaklarından hareket eder |
| Din felsefesi | Belirli bir dine bağlı kalmadan, dinin kavramlarını ve iddialarını akıl yürütme açısından inceler |
Din felsefesi bir inancın doğruluğunu kanıtlama ya da çürütme iddiası taşımaz. Kavramları çözümler, gerekçeleri inceler, taraf tutmaz. Böylece farklı inançlardan ya da inanç taşımayan insanlar aynı tartışmayı ortak bir akıl zemininde yürütebilir.
Beş Kavram
- İnanç: Bir şeyi doğru kabul etmek. Yarın güneşin doğacağına inanmak da bir arkadaşa güvenmek de inanmanın biçimleridir.
- İman: Dinî bir kabule gönülden bağlanmak. Bilgi gerekçe ve sınamaya dayanır; iman ise benimseme ve bağlanmaya.
- İbadet: Benimsenen kabulün davranışa dökülmüş biçimi.
- Vahiy: Dinlere göre Tanrı'nın bildirdiğinin peygamber aracılığıyla insanlara ulaşması.
- Dinin ögeleri: İnanç, ibadet, ahlak ve topluluk ögeleri birlikte ele alınır; din yalnızca bir inanç listesi değil, yaşamın bütününe yayılan bir yapıdır.
Tanrı'nın Varlığına İlişkin Kanıtlar ve Eleştirileri
| Kanıt | Akıl yürütme | Temsilci | Yöneltilen eleştiri |
|---|---|---|---|
| Kozmolojik (ilk neden) | Her şeyin bir nedeni var; nedenler zinciri sonsuza gidemez; ilk bir neden olmalı | Farabi (870-950), İbn Sina (980-1037), Thomas Aquinas (1225-1274) | Zincir neden sonsuza gidemesin? |
| Teleolojik (düzen) | Evrendeki düzen amaçlı bir düzenleyiciye işaret eder | William Paley (1743-1805), saatçi benzetmesi, 1802 | Hume (1711-1776): düzen başka yollarla da açıklanabilir; benzetme zayıf |
| Ontolojik | "Kendisinden daha büyüğü düşünülemeyen varlık" kavramından varlığa geçiş | Anselmus (1033-1109) | Kant: varlık, bir kavrama eklenen nitelik değildir |
Paley'in benzetmesi şöyledir: Kırda bir saat bulan kişi, onun karmaşık düzenine bakıp bir saatçinin varlığı sonucuna varır. Hume'un eleştirisi, Doğal Din Üzerine Diyaloglar'da (ölümünden sonra, 1779) dile gelir: evren bir saate ne kadar benziyor? Benzetme zayıfsa sonuç da zayıflar.
Tanrı-Evren İlişkisine Beş Bakış
| Görüş | Savı |
|---|---|
| Teizm | Tanrı evrenden ayrıdır, evrene müdahale eder |
| Deizm | Tanrı evreni yaratmış ama ona müdahale etmez |
| Panteizm | Tanrı ile evren özdeştir; Spinoza (1632-1677) |
| Agnostisizm | Tanrı'nın var olup olmadığı insan aklıyla bilinemez; terim 1869'da T. H. Huxley'den |
| Ateizm | Tanrı'nın varlığını kabul etmez |
Teizm ile deizm sık sık karıştırılır. İkisi de yaratıcıyı kabul eder; ayrıldıkları nokta müdahaledir. Agnostisizm ise bir cevap değil, cevabın bilinebilirliği hakkında bir tutumdur.
Bir Tartışmanın İki Kitabı: Gazali ve İbn Rüşd
İslam düşünce tarihinde din felsefesinin en bilinen tartışmalarından biri iki kitap arasında geçer. Gazali (1058-1111) Tehâfütü'l-Felâsife'de (Filozofların Tutarsızlığı) Farabi ve İbn Sina çizgisindeki filozofları 20 meselede eleştirdi; aklın metafizik konularda kesin sonuca ulaşamayacağını savundu. Yaklaşık seksen yıl sonra İbn Rüşd Tehâfütü't-Tehâfüt (Tutarsızlığın Tutarsızlığı) adlı eserle cevap verdi ve felsefeyi savundu.
Tartışmayı "biri dindar, öteki dinsizdi" diye okumak yanılgıdır. İki düşünür de aynı inanç geleneği içindedir; ayrıldıkları nokta aklın sınırının nerede çizileceğidir. Din felsefesi tam bu soruyu inceler.
Kötülük Problemi
Tartışma sorusu şudur: Dünyada acı ve haksızlık varsa, bu durum mutlak iyi ve mutlak güçlü bir varlık anlayışıyla nasıl bağdaştırılır? Soru eski çağlardan beri sorulur. Leibniz (1646-1716) 1710'da yayımlanan Teodise'de bu soruyu ele aldı ve yaşadığımız dünyanın "mümkün dünyaların en iyisi" olduğunu savundu.
Verilen cevapların bazıları: özgür irade (kötülük insanın seçme özgürlüğünün bedelidir), sınav düşüncesi (zorluk insanın olgunlaşmasının aracıdır), bütünü görememe (insanın sınırlı bakışı bütündeki anlamı kavrayamaz). Ortak stratejileri, kötülüğün varlığını inkâr etmeden onu daha geniş bir çerçevede anlamlandırmaktır.
Akıl ve İman: Üç Yol
- Akıl imanı temellendirir: İbn Rüşd (1126-1198) Faslu'l-Makal'de din ile felsefenin çelişmediğini, doğrunun doğruyla çatışmayacağını savundu.
- Akıl ve iman ayrı alanlardır: Her biri kendi ölçütleriyle işler.
- İman akıldan önce gelir: Kierkegaard (1813-1855) imanı akıl yürütmeyle temellendirilemeyecek bir bağlanma, bir "sıçrayış" olarak gördü; ona göre kanıt aramak iman ile bilgiyi karıştırmaktır.
Çeşitlilik gösteriyor ki akıl-iman ilişkisi tek cevaplı bir soru değildir. Bilim ile din de farklı sorular sorar: bilim "Nasıl gerçekleşiyor?", din "Ne anlam taşıyor?" diye sorar.
Bir Arada Yaşamak ve Bir Mantık Tuzağı
Farklı dinlere bakışta dışlayıcı yaklaşım yalnızca kendi görüşünü doğru kabul eder; çoğulcu yaklaşım ise farklı inanç geleneklerinde de değer ve hakikat payı görür. Farklı inançlara sahip insanların bir arada yaşayabilmesi için gereken temel tutum hoşgörüdür: katılmadığın görüşün sahibinin inanma ve ifade hakkını tanımak.
Yaygın bir akıl yürütme hatasına da dikkat: "Bu görüşü çok sayıda insan benimsiyor, o hâlde doğrudur." Hangi görüş için söylenirse söylensin, benimseyenlerin sayısı bir önermenin gerekçesi değildir; din felsefesi tartışmalarında da geçersizdir.
Sık sorulanlar
Din felsefesi ile teoloji arasındaki fark nedir?
Teoloji belirli bir dinin kendi ilkelerinden hareket eder. Din felsefesi ise belirli bir dine bağlı kalmadan dinin kavram ve iddialarını akıl yürütme açısından inceler.
Teizm ile deizm arasındaki fark nedir?
İkisi de yaratıcı bir Tanrı'yı kabul eder. Teizme göre Tanrı evrene müdahale eder; deizme göre evreni yaratmış ama ona müdahale etmez.
Din felsefesi bir inancı kanıtlamaya çalışır mı?
Hayır. Kanıtlama ya da çürütme iddiası taşımaz; kavramları çözümler, ileri sürülen gerekçeleri inceler ve taraf tutmaz.