Sergiye Gönderilen Bir Pisuvar
1917'de New York'ta bir sergiye, fabrikada üretilmiş sıradan bir pisuvar gönderildi. Üzerinde "R. Mutt 1917" imzası ve Çeşme adı vardı. Gönderen, sanatçı Marcel Duchamp'tı. Eser sergilenmedi, ama tartışması hiç bitmedi. 2004'te 500 sanat uzmanıyla yapılan bir ankette yirminci yüzyılın en etkili modern sanat eseri seçildi.
Bir pisuvar nasıl sanat eseri olabilir? Olamıyorsa neden bu kadar etkili oldu? Bu sorular estetiğin iki büyük sorusuna götürür: Güzel nedir? ve Sanat eseri nedir?
Estetik: Duyuların Bilgisi
"Estetik" terimini felsefi bir alanın adı olarak Alexander Baumgarten (1714-1762) kullandı; 1750'de Aesthetica adlı eserini yayımladı. Sözcük Yunancadaki aisthesis'ten, yani "duyum, duyusal algı"dan gelir. Etiğin temel sorusu "İyi nedir?" ise estetiğinki "Güzel nedir?"dir.
Güzellik Nerede: Nesnede mi, Bakanın Gözünde mi?
| Görüş | Güzellik nerededir? | Destekleyen gözlem |
|---|---|---|
| Nesnelci | Nesnenin kendi özelliklerinde: oran, uyum, düzen | Aynı yapı yüzyıllar boyunca farklı kültürlerce güzel bulunup korunmuş |
| Öznelci | Bakan kişinin yaşantısında | Aynı sergide aynı esere biri "çok etkileyici", öteki "sıradan" demiş |
Platon ve Aristoteles güzelliği oran ve uyumda arayan nesnelci çizgiye yakındır. David Hume (1711-1776) 1757'de yayımlanan "Beğeni Ölçütü Üzerine" denemesinde güzelliğin şeylerin kendisinde bir nitelik olmadığını, onları seyreden zihinde bulunduğunu yazdı.
Immanuel Kant (1724-1804) 1790'da yayımlanan Yargı Gücünün Eleştirisi'nde bir ara yol önerdi. Güzel, "çıkarsız" bir hoşlanma uyandırır: tabloya bakan kişi ne fiyatını ne de kullanım değerini düşünür, yalnızca renklerin ve biçimin uyandırdığı duyguyla ilgilenir. Kant ayrıca yüce kavramını işledi: fırtınalı bir denizi seyreden kişi hem korku hem hayranlık duyar, kendini küçük ama derinden etkilenmiş hisseder. Yüce, güzelden farklı olarak ölçüsüzlükle, büyüklükle ilgilidir.
Sanat Nedir? Beş Kuram
| Kuram | Sanatı neye bağlar? | Temsilci |
|---|---|---|
| Taklit (yansıtma) | Doğada ve yaşamda var olanı yeniden sunmaya | Platon, Aristoteles (Poetika) |
| Yaratma | Sanatçının var olmayanı ortaya koymasına | Kant'ın "deha" kavramı bu çizgiye yakındır |
| Oyun | Hiçbir amaca bağlı olmayan özgür etkinliğe | Schiller (1759-1805), İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar, 1795 |
| Duygu aktarımı | Sanatçının yaşadığı duyguyu başkalarına geçirmesine | Tolstoy (1828-1910), Sanat Nedir?, 1897 |
| Sezgi | Sanatçının iç sezgisinin dışavurumuna | Croce (1866-1952), Estetik, 1902 |
Taklit kuramına yöneltilen en bilinen eleştiri şudur: değer yalnızca aslına benzetmenin ustalığından geliyorsa, fotoğraf makinesi en büyük ressam olurdu. Soyut resim ya da müzik ise neyi taklit eder? Duchamp'ın çeşmesi de hiçbir kurama rahat sığmaz; onu sanat yapan, nesnenin kendisinden çok sanatçının bakış açısını ve bağlamı değiştirmesidir.
Neden Ağlatan Bir Filmi İzleriz?
İnsanlar hüzünlü bir filmin sonunda gözyaşı döküp salondan hafiflemiş çıkar. Aristoteles (MÖ 384-322) Poetika'da tragedyanın izleyicide acıma ve korku uyandırarak bu duygulardan arınma sağladığını söyler; buna katarsis denir. Platon ise Devlet'in 10. kitabında şairlere kuşkuyla bakmıştı: ona göre sanat, zaten ideaların kopyası olan duyulur dünyanın bir kopyasıdır, yani gerçeklikten iki kat uzaktır ve duyguları akla karşı kışkırtabilir. Aynı taklit kavramını kullanan iki filozof, sanata tam zıt değer biçer.
Mini uygulama: "Ressam, gördüğü ağacı değil, o ağacın içinde uyandırdığı duyguyu tuvale aktarır; izleyici o duyguyu yaşamıyorsa eser başarısızdır." Bu paragraf hangi kurama yakındır? Duygu aktarımı kuramına, yani Tolstoy'a. "Eser sanatçının kafasında sezgi olarak doğar; tuval yalnızca onun dışavurumudur" diyen paragraf ise Croce'yi yansıtır.
Sanat Eseri ile Zanaat Ürünü
| Ölçüt | Zanaat ürünü | Sanat eseri |
|---|---|---|
| Amaç | Belirli bir işi görmek | Estetik yaşantı sunmak |
| Çoğaltım | Aynı biçimde üretilebilir | Tek ve özgündür |
Yirminci yüzyılda bu ayrım zorlandı. Walter Benjamin 1936 tarihli denemesinde, eserin teknik yollarla çoğaltılabildiği çağda özgün eserin "biricikliğinin" sarsıldığını tartıştı. Dijital olarak sınırsız kopyalanabilen bir eserde "asıl" hangisidir? Şehir meydanı tasarımında, ürün ambalajında, kitap kapağında görülen estetik kaygı da güzelin yalnızca müzelerde yaşamadığını gösterir.
"Beğenmedim" Bir Eleştiri midir?
"Bu heykel iki metre yüksekliğindedir" bir olgu yargısıdır; metreyle ölçülür. "Bu heykel etkileyicidir" ise bir estetik yargıdır. Estetik yargı öznel bir yaşantıdan doğar ama gerekçesiz kalmak zorunda değildir. "Beğenmedim" bir tepkidir; "Kompozisyon dengesiz, renk geçişleri aniden kesiliyor" ise gerekçeli bir eleştiridir ve tartışılabilir.
Üç yanılgıya dikkat. Birincisi, çok satmayı sanatsal değerin kanıtı sanmak: satış rakamı popülerliği ölçer, değeri değil. İkincisi, eserin anlamını yalnızca sanatçının açıklamasına bağlamak: eser yayımlandıktan sonra farklı okumalara açıktır; aynı eser bir izleyiciye yalnızlığı, ötekine umudu anlatabilir. Üçüncüsü, "sanat sanat içindir" ile "sanat toplum içindir" görüşlerinden birini seçmeden sanat konuşulamayacağını sanmak; bu karşıtlık zaten sanatla ahlak arasındaki ilişkinin tartışmalı olduğunu gösterir.
Mini soru: Beğeni geliştirilebilir mi? Evet. Esere bakılır, dönemi ve tekniği öğrenilir, yeniden bakıldığında önceden görülmeyen ayrıntılar fark edilir.
Sık sorulanlar
Kant'a göre güzel neden "çıkarsız" bir hoşlanma uyandırır?
Güzel karşısında kişi nesnenin fiyatı, işe yararlığı ya da ona sahip olmak gibi bir çıkarı düşünmez; hoşlanma yalnızca biçim ve görünüşten doğar.
Güzel ile yüce arasındaki fark nedir?
Güzel ölçülü ve uyumlu olanın uyandırdığı hoşlanmadır. Yüce ise fırtınalı deniz gibi ölçüsüz büyüklük karşısında korku ile hayranlığın birlikte duyulmasıdır.
Taklit kuramına göre sanat nedir?
Sanat, doğada ve yaşamda var olanın yeniden sunulmasıdır; değeri bu sunumun ustalığından gelir. Platon ve Aristoteles bu kuramın temsilcileridir.