Bir Siyah Beyaz Fotoğraf
Ela, büyükannesinin albümünde 1968 tarihli bir fotoğraf buldu. Arkasında şu not yazıyordu ve Ela bunu İngilizce ödevine çevirdi:
"This is my grandmother, Nazmiye. She was 14 in this photo. She lived in a small village near Sivas. She didn't go to school by bus; she walked 4 kilometres every day. Her family had 6 children."
Büyükannenin gençliği bitmiş bir dönem olduğu için fiiller geçmiş zamanda: was, lived, didn't go, walked, had. Aynı fikri "used to" ile de söyleyebiliriz: "She used to live in a village." (Eskiden köyde yaşardı, artık yaşamıyor.)
Geniş Aile Kelimeleri
| English | Türkçe | Kim? |
|---|---|---|
| nephew | erkek yeğen | kardeşinin oğlu |
| niece | kız yeğen | kardeşinin kızı |
| stepmother | üvey anne | babanın eşi |
| grandson / granddaughter | erkek / kız torun | çocuğunun çocuğu |
| relatives | akrabalar | bütün aile |
Mini soru: Kız kardeşinizin oğlu sizin neyiniz olur? Erkek çocuk olduğu için nephew. Kızı olsaydı niece.
Evde Kimin İşi Ne? Have To
| Person | Responsibility |
|---|---|
| father | cooking at weekends |
| mother | paying the bills |
| son (Arda, 13) | washing the car |
| daughter (Ela, 12) | feeding the cat |
Sorumluluk bildirmek için have to / has to + yalın fiil: "Ela has to feed the cat every morning." · "My mother has to pay the bills." Gerekli değilse: "Arda doesn't have to cook." (Yemek yapmak zorunda değil.)
Küçük kardeşe bir gereklilik söylerken de aynı yapı işe yarar: "You have to brush your teeth before bed."
Özür ve Anlık Karar: Will
Mum: Ela, you didn't tidy your room again!
Ela: Sorry, Mum. I'll tidy it right now.
Mum: And don't forget the cat. It's hungry.
Ela: OK, I'll feed it after that.
Ela o anda karar veriyor, bu yüzden will ('ll) kullanıyor. Önceden planlanmış bir iş olsaydı "I'm going to tidy it" derdik. Hatasını kabul eden cevap, testte doğru seçenektir.
Kutlamalar
wedding (düğün) · birthday (doğum günü) · anniversary (yıl dönümü) · graduation (mezuniyet) · religious holiday (bayram). Okulu bitirme töreni graduationdır. Evliliğin 25. yılı bir anniversary'dir.
Her yıl tekrarlanan aile gelenekleri geniş zamanla anlatılır: "Every year we visit our hometown during the religious holiday."
En Yaşlı, En Genç
| Family member | Age |
|---|---|
| grandfather | 72 |
| father | 45 |
| brother | 19 |
"My grandfather is the oldest member of the family." · "My brother is the youngest in this table." · "My father is older than my brother." Kısa sıfatlar -est alır: old → the oldest.
Okuma: İki Kuşak
My grandfather is 72 years old. When he was young, he didn't have a TV. In the evenings his family told stories. Now he has got a smartphone and he sends me messages every day! He has 5 grandchildren and I am the youngest. Next month we are going to celebrate his birthday.
(1) Did he have a TV when he was young? (2) How many grandchildren has he got? (3) What is the family going to celebrate? · Cevaplar: (1) No, he didn't. (2) 5. (3) His birthday.
Sık Yapılan Hata
Sık yapılan hata: nephew ile niece'i karıştırmak. İkisi de "yeğen" ama nephew erkek, niece kız. Türkçede tek kelime olduğu için öğrenciler cinsiyeti atlıyor.
İkinci yanılgı: "has to" yerine "have to" kullanmak. "She have to feed the cat" yanlıştır; he/she/it ile has to gelir. Üçüncüsü: "used to" ile geniş zamanı karıştırmak. "She used to live in a village" bugün köyde yaşamadığını söyler.
Sınav İpucu ve Alıştırma
Soru "geçmişte süren bir durum" diyorsa geçmiş zaman ya da used to; "gereklilik" diyorsa have to; "hemen" (right now) varsa will arayın.
1. My sister's daughter is my ___. 2. My grandparents ___ (live) in Kars in 1980. 3. He ___ to wash the car on Sundays. 4. The phone is ringing. I ___ answer it. · Cevaplar: 1. niece · 2. lived · 3. has · 4. 'll
Sık sorulanlar
Nephew ile niece farkı nedir?
İkisi de yeğen demektir. Nephew erkek yeğen, niece kız yeğendir.
'Have to' ne anlatır?
Gereklilik ve sorumluluk: I have to feed the cat. He/she/it ile has to kullanılır.
Anlık kararda neden will kullanılır?
Karar konuşma anında verildiği için: Sorry, I'll tidy it right now. Önceden planlanmış işler için be going to gelir.