Önce Hikâye: Büyükannemin Taşınması
Kuralı sonra kuracağız; önce kısa bir aile hikâyesi okuyun ve fiillerin altını çizin.
My grandmother grew up in a village near Tokat. She married my grandfather in 1975, and two years later they moved to Ankara. They didn't have much money, so she sewed clothes for the neighbours. One winter evening, while she was working, my father took his first steps. She still tells this story at every family dinner.
(Büyükannem Tokat yakınlarındaki bir köyde büyüdü. 1975'te dedemle evlendi, iki yıl sonra Ankara'ya taşındılar. Pek paraları yoktu, bu yüzden komşulara elbise dikti. Bir kış akşamı o çalışırken babam ilk adımlarını attı. Bu hikâyeyi hâlâ her aile yemeğinde anlatır.)
Metinde 3 farklı zaman var. Bulabildiniz mi? grew, married, moved, didn't have, sewed, took simple past; was working past continuous; tells ise simple present. Şimdi bunları tek tek açalım.
Simple Past: Bitmiş Olaylar
Zamanı belli ve bitmiş olaylar simple past ile anlatılır. Düzenli fiiller -ed alır (marry → married, move → moved); düzensiz fiillerin hâli ezberlenir.
| Yalın | Geçmiş | Aile hikâyesinden örnek |
|---|---|---|
| grow up | grew up | She grew up in a village. |
| take | took | He took his first steps in 1978. |
| leave | left | My uncle left home at 18. |
| buy | bought | My aunt bought this car last year. |
Olumsuz ve soruda did devreye girer ve ana fiil yalına döner: They didn't have much money. Did she work? ✗ didn't had yazmak, 1. temadaki doesn't speaks hatasının geçmiş zamandaki ikizidir.
Biri Sürerken Öteki Oldu: Past Continuous
Hikâyedeki en ilginç cümle şuydu: while she was working, my father took his first steps. Burada iki olay var: biri uzun süren bir arka plan (dikiş dikmek), öteki o sırada ansızın olan kısa bir olay.
- Uzun, süren eylem: was / were + -ing (past continuous)
- Araya giren kısa eylem: simple past
When I came home, my mother was baking a cake and my brother was doing his homework. (Eve geldiğimde annem kek yapıyordu, kardeşim ödevini yapıyordu.) Eve gelmek kısa bir an; kek ve ödev o anda zaten sürüyordu. when genellikle kısa olayın, while uzun olayın önüne gelir.
Akrabalar ve Aile Fiilleri
| İngilizce | Türkçe |
|---|---|
| nephew / niece | erkek / kız yeğen |
| cousin | kuzen (cinsiyet ayrımı yok) |
| mother-in-law / brother-in-law | kayınvalide / kayınbirader, enişte |
| only child | tek çocuk |
| siblings | kardeşler (aynı anne-babanın çocukları) |
Aile hayatı anlatırken 5 öbek fiil (phrasal verb) sürekli karşınıza çıkar:
- bring up — yetiştirmek: My grandparents brought me up.
- take after — (huy ya da görünüşte) birine çekmek: I take after my father; we are both stubborn.
- get on with — biriyle iyi geçinmek: I get on well with my cousin.
- look after — bakmak, ilgilenmek: She looks after her little sister on Saturdays.
- grow up — büyümek: Where did your mother grow up?
Evin Kuralları: Zorunlu mu, Serbest mi?
Aile içindeki sorumluluklar da bu temanın parçası. have to zorunluluk, don't have to gereksizlik anlatır:
I have to tidy my room every Sunday. (Her pazar odamı toplamak zorundayım.)
I don't have to wash the car; my brother does it. (Arabayı yıkamak zorunda değilim; kardeşim yıkıyor.)
Did you have to help in the kitchen when you were 10? (10 yaşındayken mutfakta yardım etmek zorunda mıydın?)
Son örnekte geçmiş zamanda must kullanılamadığını görün: geçmişte zorunluluk hep had to ile anlatılır.
Dünün Ailesi, Bugünün Ailesi
Büyükannenin ailesinde 7 kişi vardı; bugün aynı ailenin torunları çoğunlukla 3 ya da 4 kişilik evlerde yaşıyor. Bu farkı İngilizcede iki yolla söyleyebilirsiniz:
Her family was bigger than ours. (Onun ailesi bizimkinden kalabalıktı.)
Our family has fewer members than hers. (Bizim ailemizin üye sayısı onunkinden az.)
Dikkat: members sayıldığı için fewer; sayılamayan bir şeyde less gelir (We spend less time together.). Geçmişteki bir alışkanlığı anlatmak için de used to kalıbı kullanılır: We used to eat dinner together every evening. (Eskiden her akşam birlikte yemek yerdik.) Bu kalıp "artık öyle değil" anlamını da taşır.
Sık Yapılan Hatalar
1. Sahiplik ekini unutmak: ✗ This is my aunt car. → ✓ This is my aunt's car. Türkçede "teyzemin arabası" iki ekle kurulur, İngilizcede tek bir 's yeter. Çoğul sahiplikte kesme işareti sona gelir: my parents' room (annemle babamın odası).
2. "Büyümek" ile "yetiştirmek"i karıştırmak: ✗ My grandmother grew me up. grow up nesne almaz; birini yetiştiren kişi için bring up kullanılır: ✓ My grandmother brought me up.
Mini Diyalog ve Etkinlik
Zeynep: Who do you take after, your mum or your dad? (Annene mi babana mı çekmişsin?)
Ali: My dad, I think. We both love football and we both get angry quickly! (Babama sanırım. İkimiz de futbolu seviyoruz, ikimiz de çabuk sinirleniyoruz!)
Zeynep: Do you get on with him? (Onunla iyi anlaşır mısın?)
Ali: Most of the time. We argue about my phone, though. (Çoğu zaman. Ama telefonum yüzünden tartışırız.)
Etkinlik: Bir aile büyüğünüze gençliğiyle ilgili 3 soru sorun ve cevapları 5 cümlelik bir paragrafta yazın. En az 3 simple past, 1 past continuous (while / when) ve 1 öbek fiil kullanın. Yılı ya da yaşı mutlaka belirtin (in 1988, when she was 12); simple past zamanı belli olaylar içindir.
Sık sorulanlar
"take after" ne demek?
Huy ya da görünüş bakımından bir aile büyüğüne benzemek, çekmek: "She takes after her mother."
Past continuous ile simple past aynı cümlede nasıl kullanılır?
Sürmekte olan uzun eylem past continuous, araya giren kısa eylem simple past olur: "While I was sleeping, the phone rang."
Geçmişteki zorunluluk nasıl söylenir?
"had to" ile: "I had to share a room with my brother." "must" geçmiş zamanda bu anlamda kullanılmaz.