Doğuda Güneş Daha Erken Doğar
Türkiye 26° ile 45° doğu boylamları arasında uzanır. 45 − 26 = 19 boylam farkı vardır ve Dünya her 1 boylamı 4 dakikada döner. Yani ülkenin en doğusu ile en batısı arasında 19 × 4 = 76 dakika yerel saat farkı oluşur. Güneş doğuda daha erken doğar, daha erken batar. Buna rağmen herkes aynı saati kullanır, çünkü ülke tek bir ortak saat dilimini kabul etmiştir.
Bu hesap bir matematik konum bilgisidir: bir yerin enlem ve boylamla belirlenen yeri. Türkiye 36° ile 42° kuzey enlemleri arasındadır. Kuzey Yarım Küre'de olduğumuz için güneye bakan yamaçlar daha çok güneş alır, güneydeki kıyılar kuzeydekilerden genel olarak daha sıcaktır.
Özel konum ise bir yerin komşularına, denizlere ve yer şekillerine göre özelliğidir: üç tarafı denizlerle çevrili olması, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlaması, boğazlara sahip olması. Sınavda "iki kıtayı birbirine bağlar" cümlesi özel konum, "36°-42° kuzey" cümlesi matematik konum sorusudur.
Aynı Enlem, Farklı Sıcaklık
Aşağıdaki üç merkez aynı enlemde. Değerler konuyu göstermek için seçilmiş örnektir.
| Merkez | Yükselti | Ortalama sıcaklık |
|---|---|---|
| K (kıyı) | 20 m | 18 °C |
| L (plato) | 1.000 m | 13 °C |
| M (dağ eteği) | 1.800 m | 9 °C |
Enlem aynıysa sıcaklık farkını ne açıklar? Cevap yükselti. Genel kural olarak her 200 metrede sıcaklık yaklaşık 1 °C düşer. K ile M arasında yaklaşık 1.800 m fark var; 1.800 ÷ 200 = 9, yani yaklaşık 9 °C daha serin olmasını bekleriz. Tablodaki fark da buna yakın.
Sık yapılan hata: "Yükseklere çıktıkça Güneş'e yaklaşırız, o yüzden hava ısınır." sanılır. Oysa hava yeryüzünden yansıyan ısıyla ısınır; yükseldikçe hava seyrelir ve ısıyı daha az tutar. Bu yüzden dağ tepeleri yazın bile karlı olabilir.
İklimi etkileyen öteki etkenler: denize uzaklık (kıyı ılıman, iç kesim sert), dağların uzanışı ve bakı. Türkiye'de üç iklim tipi görülür. Akdeniz: yazlar sıcak-kurak, kışlar ılık-yağışlı; bitki örtüsü maki. Karadeniz: her mevsim yağışlı; bitki örtüsü orman; Rize'de yıllık yağış 2.000 mm'yi aşar. Karasal: yazlar sıcak-kurak, kışlar soğuk-karlı; bitki örtüsü bozkır.
Nüfus Yoğunluğunu Hesaplamak
Türkiye'nin nüfusu yaklaşık 85 milyon, yüz ölçümü yaklaşık 780 bin km²'dir. Nüfus yoğunluğu = nüfus ÷ yüz ölçümü; kilometrekareye yaklaşık 110 kişi düşer. Bu ortalamadır: en kalabalık il İstanbul, en az nüfuslu il Bayburt'tur.
Bir örnek (değerler uydurmadır): K ilinde 900 bin kişi 18.000 km²'de yaşıyorsa yoğunluk 900.000 ÷ 18.000 = 50; L ilinde aynı 900 bin kişi 6.000 km²'de yaşıyorsa 150 kişi/km². Nüfusları eşit ama K daha seyrek nüfusludur. Mini soru: Nüfusu büyük olan il her zaman daha yoğun mudur? Hayır; yüz ölçümüne bölmeden karar verilemez.
Nüfusu toplayan etkenler iki gruptur. Doğal: ılıman iklim, düz arazi, su ve verimli toprak. Beşerî: sanayi, liman, ulaşım, turizm ve üniversite. Kıyı ovaları yoğun, yüksek ve engebeli Doğu Anadolu'nun bazı kesimleri seyrek nüfusludur.
Göç Eden Dört Aile
Ali'nin ailesi tarlada iş kalmadığı için, Sena'nın ailesi üniversite kaydı için, Uğur'un ailesi baraj köyü su altında bıraktığı için, Nur'un ailesi fabrikada iş bulduğu için taşındı. Ali'yi ve Uğur'u yerinden eden şey itici nedendir; Sena'yı ve Nur'u yeni yere çeken şey çekici nedendir. Uğur'un göçü ayrıca zorunlu göçtür.
Göçün sonuçları iki yerde görülür. Göç veren yerde nüfus azalır ve yaşlanır, okullar kapanabilir. Göç alan kentte konut, ulaşım ve altyapı ihtiyacı artar; planlanmamış yapılaşma başlar. Turizm bölgelerinde ise mevsimlik hareket görülür: yazın nüfus katlanır, kışın eski hâline döner.
Nüfusun yaş yapısını nüfus piramidi gösterir. Tabanı geniş, tepesi dar bir piramit genç nüfusu anlatır; bu ülkenin önümüzdeki 10 yılda okula, öğretmene ve iş alanına ihtiyacı artacaktır. Tabanı daralan, 65 yaş üstü basamağı genişleyen piramit ise yaşlanan nüfusu gösterir; sağlık ve bakım hizmetleri öne çıkar, çalışan nüfusun üzerindeki yük artar. Piramidi okurken önce en alt basamağa (0-14 yaş), sonra en üst basamağa (65+) bakın.
Dere Yatağına Yapılan Evler
Bir belediye dere yatağını doldurup ev yapımına izin verdi; yıllar sonra şiddetli bir yağışta evleri su bastı. Burada doğa olayı yağıştır; onu afete çeviren, suyun eski yoluna yapılan binalardır. Deprem için de aynısı geçerli: 17 Ağustos 1999 depreminin can kaybı, zemin etüdü yapılmadan ve yönetmeliğe uyulmadan yapılan binalarda yoğunlaştı.
Afet yönetimi dört aşamada düşünülür: risk azaltma (fay hattına yapı yapmamak), hazırlık (afet çantası, eşyaları sabitleme, buluşma noktası), müdahale ve iyileştirme. Türkiye'de bu işi 2009'da kurulan AFAD koordine eder. Sınavda "olay olmadan önce" yapılan her şey risk azaltma ya da hazırlıktır; bu ayrım seçenekleri eler.
Sık sorulanlar
Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında yerel saat farkı neden 76 dakikadır?
Ülke 26° ile 45° doğu boylamları arasındadır; 19 boylam farkı vardır ve her boylam 4 dakikalık fark yaratır: 19 × 4 = 76.
Nüfusu kalabalık olan il her zaman sık nüfuslu mudur?
Hayır. Nüfus yoğunluğu nüfusun yüz ölçümüne bölünmesiyle bulunur; geniş bir ilde kalabalık nüfus seyrek dağılabilir.