800 Yılında Üç Başkent
Takvim MS 800'ü gösteriyor. Aachen'de Frank Kralı Şarlman, Roma'da papanın elinden imparatorluk tacı giymiş. Bağdat'ta Abbasi halifesi Harun Reşid'in sarayı kitap ve tercüme merakıyla dolu. Moğolistan bozkırında Uygur kağanı Orhun vadisinde kurulmuş bir kentten ülkesini yönetiyor.
Üç başkent aynı yüzyılın içinde ama çok farklı düzenleri temsil ediyor. Orta Çağ'ı anlamanın yolu bu üç düzeni yan yana koymaktan geçer. Önce Avrupa'nın neden parçalandığını görelim.
Göçten Parçalanmaya
| Yıl | Gelişme | Sonuç |
|---|---|---|
| 375 | Hunların batıya ilerlemesiyle Kavimler Göçü başlar | Germen kavimleri Roma topraklarına girer |
| 395 | Roma İmparatorluğu doğu ve batı olarak ikiye ayrılır | Doğu Roma (Bizans) uzun ömürlü olur |
| 476 | Batı Roma yıkılır | Avrupa'da yeni krallıklar, Orta Çağ başlangıcı sayılır |
Kitlesel göçlerin nedenleri (kuraklık ve otlak yetersizliği, nüfus baskısı, dış baskı ve savaş) aynı noktada birleşir: topluluk yaşadığı yerde yaşamını sürdüremez hâle gelmiştir. Göç eden de yerleştiği bölgenin dilinden ve inancından etkilenir, kendi geleneğini oraya taşır.
Batı Roma'nın yıkılmasıyla merkezî otorite dağıldı. Yollar güvensizleşti, ticaret daraldı. Köylü güvenlik için güçlü bir toprak sahibine sığındı; toprağını ona bağladı. Feodalite bu güvenlik ihtiyacından doğdu: senyör (derebeyi) → şövalye → serf.
Serf köle değildir; ailesi ve bazı hakları vardır. Ama toprağı bırakamaz, toprak el değiştirince onunla birlikte yeni sahibe geçer. Kilise bu düzende hem büyük toprak sahibi hem de siyasi güçtü.
Parçalı mı, Merkezî mi?
| Ölçüt | Parçalı yapı (feodal Avrupa) | Merkezî yapı |
|---|---|---|
| Vergi | Yerel beyler toplar | Merkez adına toplanır |
| Ordu | Beyin askeri, beyine bağlı | Devletin düzenli ordusu |
| Hukuk | Bölgeden bölgeye değişir | Ülke genelinde ortak |
Aradaki fark "toprak var mı?" sorusu değil, askerin kime bağlı olduğu sorusudur. Türk-İslam devletlerindeki ikta düzeninde de askere toprak geliri bırakılır; ama toprağın sahibi devlettir, görevli değiştirilebilir ve asker devlete bağlıdır. Feodal şövalye ise beyine bağlıdır ve toprak zamanla ailede kalıtsal hâle gelir. Birinci düzen merkezî otoriteyi besler, ikincisi dağıtır.
Yıkılmayan Yarı: Doğu Roma
Batı 476'da çöktü ama doğu yarısı bin yıl daha, 1453'e kadar ayakta kaldı. Neden? İstanbul üç yanı denizle çevrili, kara tarafı surlarla korunan bir şehirdi; ticaret yollarının kavşağındaydı ve vergi toplayan bir bürokrasi çalışmaya devam etti. Yani Bizans'ta merkezî otorite dağılmadı.
İmparator Justinianus (527-565) Roma hukukunu derletti; bu derleme sonraki Avrupa hukukunun kaynaklarından biri oldu. Ayasofya bugünkü hâliyle 537'de tamamlandı. 1054'te Hristiyan dünyası Katolik ve Ortodoks olarak ayrıldı; İstanbul Ortodoksluğun merkezi oldu.
Mini soru: Aynı dönemde Batı Avrupa'da kral ülkenin tamamında tek vergi ve ordu düzeni kurmakta neden zorlandı? Çünkü toprak ve siyasi yetki çok sayıda yerel bey arasında paylaşılmıştı. Bizans ile Batı arasındaki fark tam da bu merkezî yapının varlığıdır.
Bağdat: Çeviri, Şerh, Yayılım
Abbasiler döneminde Bağdat'taki Beytü'l-Hikme'de Yunanca, Süryanice, Farsça ve Sanskritçe eserler Arapçaya çevrildi. Süreç dört adımda işledi: eski eser başka dildedir → tercümeyle yerel dile aktarılır → şerh (açıklama) yazılarak üzerine yeni bilgi eklenir → başka merkezlere yayılır.
- Bağdat: tercüme, matematik. Harezmî'nin cebir kitabı bu ortamın ürünüdür.
- Endülüs (Kurtuba): tıp ve felsefe; İbn Rüşd'ün Aristoteles şerhleri sonra Latinceye çevrildi.
- Semerkant: astronomi; Orta Çağ'ın sonlarında Uluğ Bey'in rasathanesi (15. yüzyıl).
Bilgi Avrupa'ya büyük ölçüde Endülüs ve Sicilya üzerinden, Arapçadan Latinceye çevirilerle geçti. Aynı yüzyıllarda hem İslam dünyasında medreseler (Nizamiye, 1067) hem Avrupa'da üniversiteler (Bologna, 11. yüzyıl sonu) belirli programla eğitim veren kurumlar olarak ortaya çıktı: biriken bilginin düzenli aktarılması ihtiyacı iki havzada da benzer cevaplar üretti. Kubbe, kemer, çini ve mozaiğin uzak bölgelerde ortak görülmesi de bu etkileşimin mimarideki izidir.
Bozkırın Başkenti
Asya Hun Devleti bilinen ilk büyük Türk devletidir; Mete Han döneminde (MÖ 209'dan itibaren) ordu onlu sisteme göre örgütlendi. Göktürkler "Türk" adını devlet adı olarak ilk kullanan devlettir. Kültigin (732) ve Bilge Kağan (735) adına dikilen Orhun Yazıtları Göktürk alfabesiyle yazılmıştır; Türk adının geçtiği en önemli ilk Türkçe belgeler arasındadır.
Uygurlar (744-840) şehir kurup yerleşik hayata geçen, kâğıt ve baskı tekniğini kullanan bir Türk devletiydi. Kut anlayışına göre yönetme yetkisi Gök Tanrı tarafından hanedana verilirdi; hanedanın bütün erkek üyeleri hak sahibi sayıldığı için taht kavgaları sık yaşandı. Bozkır hayatının günlük ayrıntısı ayrı bir konuda: "Türklerde Konargöçer Yaşam".
Sık Yapılan Hatalar
1. Serfi köle sanmak. Serf mülk değildir, toprağa bağlıdır.
2. İktayı feodalitenin başka adı sanmak. İktada toprak devletindir ve asker devlete bağlıdır; feodal düzende şövalye beyine bağlıdır.
3. Orhun Yazıtları'nı Türklerin ilk yazısı sanmak. Yazıtlar bir alfabeyle yazılmış belgelerdir; alfabe Göktürk alfabesidir ve yazıtlardan önce de kullanılıyordu.
4. Orta Çağ'ı her yerde "karanlık" sanmak. Aynı 800 yılında Bağdat bir bilim merkeziydi. "Karanlık" nitelemesi olsa olsa Batı Avrupa'nın bir dönemi için kullanılır.
Sınav ipucu: şehirlerin ticaret yolu üzerinde büyüyüp yoldan uzakta duraksadığını gösteren tablolar sık gelir; konu "Orta Çağ'daki Ticaret Yolları" anlatımında ayrıntılı işlendi.
Sık sorulanlar
Feodalite neden ortaya çıktı?
Kavimler Göçü ve 476'da Batı Roma'nın yıkılmasıyla merkezî otorite dağıldı. Güvenlik ihtiyacı köylüyü güçlü toprak sahiplerine sığınmaya zorladı.
İkta ile feodal düzen arasındaki fark nedir?
İktada toprağın sahibi devlettir, görevli değiştirilebilir ve asker devlete bağlıdır. Feodal düzende şövalye beyine bağlıdır ve toprak zamanla kalıtsal hâle gelir.
Kut anlayışı nedir?
Yönetme yetkisinin Gök Tanrı tarafından hanedana verildiği inancıdır. Hanedanın bütün erkek üyeleri hak sahibi sayıldığından taht mücadelelerine yol açmıştır.