Lozan'ın Bıraktığı Dosyalar
24 Temmuz 1923'te Lozan imzalandığında Türk heyetinin çantasında kapanmamış birkaç dosya vardı. 1923-1938 arasının dış politikası büyük ölçüde bu dosyaların sırayla kapatılmasıdır. Her birini "nasıl açıldı, nasıl kapandı?" sorusuyla okuyacağız.
Önce pusulaya bakalım. "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözü dış politikanın özeti sayılır. Tam bağımsızlık, gerçekçilik, karşılıklı eşitlik ve sorunları barışçı yollarla çözme bu ilkeyi tamamlar. Savaştan yeni çıkmış, nüfusu 1927 sayımında yaklaşık 13,6 milyon olan bir ülke için gücü kalkınmaya ayırmak maceradan daha akılcıydı.
Dosya 1: Musul
Lozan'da Musul için İngiltere ile ikili görüşme öngörülmüştü. 1924'te İstanbul'da toplanan Haliç Konferansı sonuçsuz kaldı ve konu Milletler Cemiyeti'ne gitti. Cemiyet 1925'te Irak'ın, yani İngiliz mandasının lehine karar verdi.
Tam bu sırada doğuda Şeyh Sait İsyanı çıktı. İçeride bir isyanla uğraşan hükûmetin dışarıda güç gösterme imkânı daralmıştı. 5 Haziran 1926'da imzalanan Ankara Antlaşması'yla Musul Irak'a bırakıldı; Türkiye'ye 25 yıl boyunca bölge petrol gelirinin yüzde 10'u verilecekti.
Mini soru: Bu sonuç hangi dış politika ilkesini yansıtır? Gerçekçiliği. Eldeki güç ve iç koşullar hesaplanarak savaş yerine antlaşma seçildi.
Dosya 2 ve 3: Mübadele, Okullar, Borçlar
Lozan'la birlikte 30 Ocak 1923'te imzalanan sözleşme, Türkiye'deki Rumlar ile Yunanistan'daki Türklerin karşılıklı yer değiştirmesini öngördü. İstanbul Rumları ve Batı Trakya Türkleri bunun dışında tutuldu. "Yerleşik" sayılanların kimler olduğu (etabli sorunu) yıllarca tartışıldı ve 10 Haziran 1930 Ankara Sözleşmesi'yle çözüldü. Aynı yıl Yunan Başbakanı Venizelos Ankara'yı ziyaret etti; 14 Eylül 1933'te iki ülke Samimi Anlaşma'yı imzaladı.
Yabancı okullar Türk kanunlarına, özellikle 1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu'na uymak zorunda bırakıldı. Osmanlı'dan kalan borçların Türkiye payı için 1928'de Paris'te anlaşma yapıldı; 1929 bunalımı ödemeleri zorlaştırınca takvim yeniden düzenlendi ve son taksit 1954'te ödendi.
Batıda ve Doğuda İki Güvenlik Kuşağı
Türkiye 18 Temmuz 1932'de çağrı üzerine Milletler Cemiyeti'ne üye oldu. 1930'larda İtalya'nın yayılmacı politikası ve Almanya'daki gelişmeler bölgesel güvenlik arayışını hızlandırdı.
| Ölçüt | Balkan Antantı | Sadabat Paktı |
|---|---|---|
| Tarih | 9 Şubat 1934 | 8 Temmuz 1937 |
| Üyeler | Türkiye, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya | Türkiye, İran, Irak, Afganistan |
| Amaç | Balkan sınırlarını korumak, İtalya tehdidine karşı dayanışma | Doğu sınırlarında barış, birbirinin iç işlerine karışmama |
İki paktın ortak yönü nedir? Hiçbiri saldırı amaçlı değildir; mevcut sınırları korumayı hedefler. Türkiye bu dönemde hiçbir büyük bloğa tam olarak bağlanmadan komşularıyla ayrı ayrı anlaşmalar yaptı ve gerilimin dışında kalmaya çalıştı.
Montrö: Masada Kazanılan Boğazlar
Lozan, Boğazları başkanı Türk olan uluslararası bir komisyona bırakmış ve kıyılarını askerden arındırmıştı. İtalya'nın 1935'te Habeşistan'ı işgal etmesi ve Avrupa'da artan silahlanma bu düzeni güvensiz kıldı. Türkiye, antlaşmayı imzalayan devletlere başvurarak değişiklik istedi; silah kullanmadı.
20 Temmuz 1936'da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile komisyon kaldırıldı, Boğazlar üzerindeki denetim Türkiye'ye geçti ve kıyılara asker yerleştirme hakkı tanındı. Lozan'dan kalan en önemli sorun barışçı yolla kapandı.
Son Dosya: Hatay
Hatay, Lozan'ın değil 1921 Ankara Antlaşması'nın bıraktığı bir sorundu: bölge Fransız yönetimindeki Suriye sınırları içinde kalmış, Türk halkına özel bir yönetim sözü verilmişti. 1936'da Fransa'nın Suriye'ye bağımsızlık vermeye hazırlanması dosyayı yeniden açtı. Milletler Cemiyeti 1937'de Hatay'ı iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Suriye'ye bağlı bir yapıya kavuşturdu. 2 Eylül 1938'de Hatay Devleti kuruldu ve Hatay Meclisi 29 Haziran 1939'da Türkiye'ye katılma kararı aldı.
İlkeyi Olayda Görmek
Sınavda ilke adı tek başına sorulmaz; bir uygulama verilir, dayandığı ilke istenir. Şu eşleştirmeleri deneyin:
| Uygulama | Yansıttığı ilke |
|---|---|
| Musul'da savaş yerine antlaşma (1926) | Gerçekçilik |
| Yabancı okulların Türk kanunlarına bağlanması | Tam bağımsızlık |
| Boğazlar için imzacı devletlere başvurmak (1936) | Uluslararası hukuka bağlılık, barışçı çözüm |
| Balkan Antantı ve Sadabat Paktı | Bölgesel barış ve güvenlik |
Dönemi iki evreye ayırmak da tablo sorularını kolaylaştırır. 1923-1932 arasında ağırlık Lozan'dan kalan sorunları çözmekteydi; 1932'deki Milletler Cemiyeti üyeliğinden sonra ise yükselen savaş tehlikesine karşı bölgesel güvenlik öne çıktı. Bu iki evre arasında Türkiye'nin komşularla imzaladığı ikili anlaşmaların artması şaşırtıcı değildir: çözülen her sorun, yeni bir anlaşmanın önünü açtı.
Musul krizinin sürdüğü günlerde, 17 Aralık 1925'te Sovyetler Birliği ile Dostluk ve Tarafsızlık Antlaşması imzalandı. Batıyla gerilim yaşarken kuzey komşusuyla ilişkiyi güvenceye almak, tek cepheye yüklenmemenin bir örneğidir.
Lozan'dan sonra büyük devletlerin elçiliklerini zamanla İstanbul'dan Ankara'ya taşıması da küçük görünen ama anlamlı bir işarettir. Elçiliğin başkentte açılması, yeni devletin ve başkentinin fiilen kabul edildiğini gösterir.
Sık Yapılan Hatalar
Sık yapılan hata 1: Hatay'ın Atatürk döneminde katıldığını sanmak. Süreci Atatürk yürüttü ama katılım kararı 1939'da, ölümünden yaklaşık yedi ay sonra alındı.
Sık yapılan hata 2: Musul'un Lozan'da Irak'a verildiğini düşünmek. Lozan'da konu çözülemedi; Musul 1926 Ankara Antlaşması'yla bırakıldı.
Balkan Antantı'nın üyeleri de karıştırılır: Bulgaristan ve Arnavutluk pakta katılmadı. Montrö'yü küçük bir düzenleme saymak da yanlıştır; Boğazlar üzerindeki denetim ancak bu sözleşmeyle Türkiye'ye geçti.
Sık sorulanlar
Montrö Boğazlar Sözleşmesi ne sağladı?
20 Temmuz 1936'da imzalanan sözleşmeyle uluslararası komisyon kaldırıldı, Boğazlar üzerindeki denetim Türkiye'ye geçti ve kıyılara asker yerleştirme hakkı tanındı.
Musul sorunu nasıl sonuçlandı?
5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Musul Irak'a bırakıldı; Türkiye'ye 25 yıl boyunca bölge petrol gelirinin yüzde 10'u verilmesi kararlaştırıldı.
Balkan Antantı ile Sadabat Paktı'nın ortak yönü nedir?
İkisi de saldırı amacı taşımayan, mevcut sınırları ve bölgesel barışı korumaya yönelik anlaşmalardır; biri batı, diğeri doğu sınırlarında güvenlik sağlamıştır.
Hatay Türkiye'ye ne zaman katıldı?
Hatay Meclisi 29 Haziran 1939'da Türkiye'ye katılma kararı aldı. Süreç Atatürk döneminde başlamış, 2 Eylül 1938'de kurulan Hatay Devleti aracılığıyla ölümünden sonra tamamlanmıştır.