24 Ekim 1929: New York'ta Bir Perşembe
24 Ekim 1929'da New York Borsası'nda hisse fiyatları çökmeye başladı. O gün "Kara Perşembe" olarak anılır. Çöküş bir zincir hâlinde dünyaya yayıldı: yatırımcılar battı, bankalar kredi veremedi, fabrikalar kapandı, işsizlik büyüdü. Alım gücü düşen ülkeler ithalatı kıstı; bu kez tarım ürünü satan ülkelerin geliri eridi.
Türkiye bu zincirin son halkasındaydı. İhracatı tütün, kuru üzüm, fındık ve pamuk gibi tarım ürünlerine dayanıyordu ve bu ürünlerin fiyatları hızla düştü. Aynı yıl iki yük daha vardı: Lozan'da beş yıllığına sabitlenen gümrük tarifelerinin süresi dolmuştu ve Osmanlı borçlarının ilk taksidi ödenecekti.
Peki aynı bunalıma bütün ülkeler aynı cevabı mı verdi? Hayır. Konunun kalbi bu farktır.
Aynı Bunalım, Dört Farklı Cevap
| Ülke | Bunalıma cevap | Siyasi sonuç |
|---|---|---|
| ABD | 1933'ten itibaren "New Deal": kamu yatırımları, bayındırlık işleriyle istihdam | Çok partili düzen korundu |
| Almanya, İtalya | Devlet denetimli ekonomi, silahlanmaya dayalı sanayi | Totaliter rejimler güçlendi; Almanya'da Hitler 1933'te iktidara geldi |
| Sovyetler Birliği | 1928'den beri uygulanan beş yıllık planlar; bütün üretim devletin elinde | Dünya piyasasına bağlı olmadığı için bunalımdan görece az etkilendi |
| Türkiye | Devletçilik; 1934 Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı | Özel mülkiyet sürdü, devlet eksik alanda yatırımcı oldu |
Mini soru: Türkiye'nin cevabı hangi ülkeninkine benziyor? Plan fikri bakımından Sovyetler Birliği'ne; ama özel mülkiyeti kaldırmadığı ve özel girişimin önünü kapatmadığı için ondan ayrılır. Bu yüzden Türkiye'nin modeline karma ekonomi de denir.
Planın öncelikli kolları dokuma, maden, kâğıt, cam ve kimyaydı. 1933'te kurulan Sümerbank ile 1935'te kurulan Etibank bu yatırımları yürüttü. 1930'larda açılan devlet dokuma fabrikalarını inceleyen bir öğrenci, bunları devletçilik ilkesiyle açıklamalıdır. Kayseri Bez Fabrikası 1935'te, Nazilli Basma Fabrikası 1937'de üretime başladı. Fabrikaların pamuğun yetiştiği ya da iş gücünün bulunduğu Anadolu kentlerine kurulması tesadüf değildir: ham maddeye yakınlık maliyeti düşürüyor, yeni iş alanları da kalkınmayı ülkenin iç bölgelerine yayıyordu. Sınırlı kaynakların önceliklere göre kullanılması dönemin ayırt edici yaklaşımıdır.
Totaliter Rejim Ne Demek?
Totaliter rejimde tek parti ve tek lider devletin, ekonominin, basının, eğitimin ve hatta gençlik örgütlerinin tamamını denetler. Bireyin hakları devletin hedefleri karşısında önemsiz sayılır; muhalefete izin verilmez.
Bu rejimler neden iki savaş arasında yükseldi? Üç koşul üst üste bindi: Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra imzalanan barışların yarattığı hoşnutsuzluk, 1929 bunalımının getirdiği işsizlik ve yoksulluk, bir de sorunlara hızlı çözüm vaat eden liderlere duyulan umut. İtalya'da Mussolini 1922'de, Almanya'da Hitler 1933'te iktidara geldi; Japonya'da da askerî çevreler yönetimde ağırlık kazandı.
Dünyada Olay, Ankara'da Hamle
Türkiye'nin dış politika ilkesi barışı korumaktı. Ama barış kendiliğinden korunmaz; her tehdide bir hamleyle cevap verildi:
| Dünyadaki gelişme | Türkiye'nin hamlesi |
|---|---|
| Milletler Cemiyeti, üye olmayan güçlü devletlerin desteğini arıyor | 18 Temmuz 1932: Türkiye çağrı üzerine üye oldu; uluslararası saygınlığın göstergesi |
| Balkanlarda sınır değişikliği isteyen devletler ve İtalya'nın yayılmacılığı | 9 Şubat 1934: Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya ile Balkan Antantı; batı sınırlarının korunması |
| İtalya'nın Habeşistan'a saldırması, Cemiyet'in onu durduramaması | 20 Temmuz 1936: Montrö Boğazlar Sözleşmesi; Boğazlar Komisyonu kaldırıldı, bölgede egemenlik Türkiye'ye geçti |
| Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'da artan gerilim | 8 Temmuz 1937: İran, Irak ve Afganistan ile Sadabat Paktı; doğu komşularıyla saldırmazlık |
| Avrupa'da savaş tehlikesi, Fransa'nın Türkiye'nin dostluğuna ihtiyacı | 29 Haziran 1939: Hatay Meclisi Türkiye'ye katılma kararı aldı |
Tabloyu dikey okuyun: soldaki her olay bir güvenlik boşluğu, sağdaki her hamle o boşluğu kapatma girişimidir. Montrö'nün zamanlaması rastlantı değildir; Türkiye, Lozan'daki silahsız Boğazlar düzeninin değişen koşullarda güvenliğini sağlayamayacağını gerekçe gösterdi ve isteğini savaşla değil, diplomasiyle elde etti. Hatay sorunu da diplomatik görüşmeler, seçim ve meclis kararıyla çözüldü.
Lozan'dan Kalan Üç Konu
- Musul: Lozan'da çözülemedi; 5 Haziran 1926 Ankara Antlaşması ile Irak'a bırakıldı.
- Nüfus mübadelesi: Lozan görüşmeleri sırasında 30 Ocak 1923'te imzalanan sözleşmeye dayanılarak Türkiye ile Yunanistan arasında karşılıklı yapıldı.
- Yabancı okullar: Türkiye, ülkedeki bütün okulların Türk kanunlarına ve eğitim denetimine bağlı olmasını savundu.
Ekonomide de bir düzenleme hatırlanmalı: 1925'te aşarın kaldırılması, tarım üreticisinin yükünü hafifletmeyi ve köylünün üretimini artırmayı hedefledi.
Karıştırılan Noktalar
Yanılgı 1: Devletçiliği Sovyet planlamasıyla aynı sanmak. Plan fikri ortak, mülkiyet anlayışı farklıdır.
Yanılgı 2: Boğazların Lozan'da Türkiye'ye geçtiğini düşünmek. Lozan uluslararası bir komisyon kurmuştu; egemenlik 1936'da Montrö ile tamamlandı.
Yanılgı 3: Sadabat'ı Balkan Antantı gibi batıya dönük sanmak. Sadabat doğu komşularını kapsar.
Dönemin özeti sorulursa şu cümle yeterlidir: Türkiye içeride devletçilikle kalkınmaya, dışarıda anlaşmalarla barışı korumaya yöneldi.
Sık sorulanlar
Türkiye neden devletçiliğe yöneldi?
Özel sermaye yetersizdi ve 1929 bunalımı onu daha da zayıflatmıştı. Sanayileşme hedefini sürdürebilmek için devlet doğrudan yatırımcı rol üstlendi; 1934'te Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı uygulamaya kondu.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi neden önemli?
20 Temmuz 1936'da imzalanan sözleşmeyle Lozan'daki uluslararası Boğazlar Komisyonu kaldırıldı ve Boğazlar bölgesindeki egemenlik hakları Türkiye'ye geçti.
Balkan Antantı ile Sadabat Paktı arasındaki fark nedir?
Balkan Antantı (1934) batı komşularıyla sınırların korunmasını, Sadabat Paktı (1937) doğu komşularıyla saldırmazlık esasına dayalı iş birliğini amaçlar.