1923'te Devralınan Hesap Defteri
Yeni devletin ekonomisini bir hesap defteri gibi düşünün. Gider sütununda on yılı aşan savaşlar var: 1911'den 1922'ye kadar neredeyse aralıksız süren çatışmalar üretici nüfusu azaltmış, köyleri boşaltmıştı. Demiryollarının büyük kısmı yabancı şirketlerin elindeydi, yollar ve köprüler yıpranmıştı. Osmanlı'dan kalan borçların bir bölümü de yeni devlete düşüyordu.
Gelir sütunu daha kısaydı. 1927 sayımına göre nüfus yaklaşık 13,6 milyondu ve bunun dörtte üçü köylerde yaşıyordu. Ekonomi tarıma dayanıyor, tarım da büyük ölçüde el emeğiyle yapılıyordu. Sermaye birikimi sınırlıydı.
Bir ayrıntı daha: Lozan kapitülasyonları kaldırdı, ama ayrı bir ticaret sözleşmesiyle gümrük tarifeleri beş yıl boyunca değiştirilemeyecekti. Türkiye kendi gümrük politikasını ancak 1929'da serbestçe belirleyebildi. Bu tarihi aklınızda tutun; aşağıda tekrar karşımıza çıkacak.
İzmir İktisat Kongresi
17 Şubat 1923'te, Lozan görüşmeleri kesintiye uğramışken ve cumhuriyet henüz ilan edilmemişken İzmir'de İktisat Kongresi toplandı. Çiftçi, tüccar, sanayici ve işçi temsilcileri aynı salonda ekonominin yönünü tartıştı. Mustafa Kemal açılışta siyasi ve askerî zaferlerin ekonomik zaferlerle taçlandırılmadıkça kalıcı olamayacağını söyledi.
Alınan kararlara Misak-ı İktisadi denir: yerli malı kullanılacak, hammaddesi yurt içinde bulunan sanayi kurulacak, özel girişim desteklenecek, yabancı sermayeye kanunlara uymak şartıyla izin verilecek, tekelcilikten kaçınılacaktı.
Mini soru: Kongre neden barış imzalanmadan toplandı? Lozan'da kapitülasyonlar tartışılıyordu. Ankara, masadaki heyete ve dünyaya, ekonomik bağımsızlıktan vazgeçmeyeceğini göstermek istiyordu.
1923-1929: Özel Girişimle Kalkınma
| Alan | Adım |
|---|---|
| Tarım | Aşar vergisi kaldırıldı (17 Şubat 1925); Ankara'da örnek çiftlik olarak Atatürk Orman Çiftliği kuruldu (1925); ziraat okulları, tohum ve alet desteği |
| Bankacılık | Türkiye İş Bankası (26 Ağustos 1924), Sanayi ve Maadin Bankası (1925) |
| Sanayi | Teşvik-i Sanayi Kanunu (1927): yatırımcıya arsa, vergi ve gümrük kolaylığı |
| Ulaşım ve ticaret | Kabotaj Kanunu (1 Temmuz 1926): kıyı taşımacılığı Türk gemilerine; yabancı demiryollarının satın alınması |
Aşar, ürünün yaklaşık onda birinin vergi olarak alınmasıydı ve köylünün en ağır yüküydü. Kaldırılmasıyla devlet önemli bir gelirden vazgeçti; bu kararın köylüye verdiği mesaj, kaybedilen gelirden daha değerli görüldü.
Teşvik uygulamasının mantığını bir şema gibi okuyun: yatırımcıya arsa ve vergi kolaylığı sağlanır, maliyet düşer, yeni fabrika kurulur. Peki beklenen sonuç geldi mi? Tam olarak hayır. Sermaye birikimi azdı, nitelikli iş gücü yetersizdi ve gümrük tarifeleri 1929'a kadar yerli üreticiyi koruyamıyordu.
1929: Dışarıdan Gelen Şok
Ekim 1929'da New York borsasının çöküşüyle başlayan Dünya Ekonomik Bunalımı Türkiye'yi ihracat üzerinden vurdu. Zincir şöyle işledi: dünya pazarında tarım ürünlerinin fiyatı düşer, köylünün ve ihracatçının geliri azalır, özel sermaye büsbütün çekingenleşir. Özel girişimin tek başına yeterli olmayacağı anlaşıldı.
Hükûmet önce parayı korumaya yöneldi: 1930'da Türk parasının değerini koruma kanunu çıkarıldı ve Merkez Bankası kuruldu; banka 1931'de faaliyete geçti. Artık kendi para politikasını yönetebilen bir devlet vardı.
Devletçilik ve Beş Yıllık Plan
Devletçilik, özel sermayenin yetmediği ya da girmek istemediği büyük yatırımları devletin üstlenmesidir. 1933'te hazırlanıp 1934'te uygulamaya konan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı bunun somut hâlidir. Plandaki öncelik ölçütü açıktı: hammaddesi yurt içinde bulunan ve halkın temel ihtiyacını karşılayan alanlar. Dokuma, şeker, kâğıt, cam ve demir-çelik bu yüzden listenin başındaydı.
Sümerbank 1933'te, Etibank 1935'te kuruldu. Kayseri Bez Fabrikası 1935'te, İzmit Kâğıt Fabrikası 1936'da açıldı; Karabük Demir-Çelik Fabrikası'nın temeli 1937'de atıldı. Büyük fabrika ve maden işletmesini devlet, küçük atölyeyi özel girişimci kuruyordu. Demiryolu yapımı da hız kazandı; demiryolu, fabrikada üretilen malın ve tarlada yetişen ürünün pazara ulaşmasını sağlıyordu.
Mini Uygulama: Hangi Döneme Ait?
Aşağıdaki altı adımı iki gruba ayırın: özel girişimin öne çıktığı 1923-1929 ve devletin öne çıktığı 1930-1938.
- Türkiye İş Bankası
- Sümerbank
- Kabotaj Kanunu
- Merkez Bankası
- Teşvik-i Sanayi Kanunu
- Kayseri Bez Fabrikası
Cevap: 1, 3 ve 5 birinci döneme (1924, 1926, 1927); 2, 4 ve 6 ikinci döneme (1933, 1930, 1935) aittir. İş Bankası'nı ikinci gruba koyduysanız dikkat: bu banka özel sermayeyle kurulmuş bir bankadır ve ilk dönemin karakterine uyar.
Bir tablo sorusu daha: "Kredinin yabancı bankalardan alınması" durumunda kaynak ve koşullar dışarıda belirlenir. "Ulusal bankaların kurulması" durumunda ise kredi kararları ülke içinde verilir. Borçların düzenli ödenmesi, kendi parasını basma (Cumhuriyet'in ilk kâğıt paraları 1927'de tedavüle girdi) ve kendi bankasını kurma önceliklerinin ortak amacı ekonomik bağımsızlıktır.
Sık Yapılan Hatalar
Sık yapılan hata 1: Devletçiliği özel girişimi yasaklayan bir sistem sanmak. Özel girişim yasaklanmadı; devlet, onun yetmediği alanlara girdi.
Sık yapılan hata 2: İzmir İktisat Kongresi'nin cumhuriyetten sonra toplandığını düşünmek. Kongre Şubat 1923'te, cumhuriyetin ilanından sekiz ay önce toplandı.
Dönemler de sık karıştırılır. 1923-1929 arası özel girişimin öncülük ettiği, 1930'dan sonrası devletin öne çıktığı dönemdir. Kırılma noktası 1929 bunalımı ve gümrük serbestliğinin aynı yıla denk gelmesidir.
Sık sorulanlar
İzmir İktisat Kongresi'nin temel mesajı nedir?
Siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla tamamlanması gerektiğidir. Kongre 17 Şubat 1923'te, Lozan görüşmeleri sürerken toplanmıştır.
Devletçiliğe neden geçildi?
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, sermaye birikiminin azlığı ve Teşvik-i Sanayi Kanunu'nun beklenen sonucu vermemesi, özel girişimin tek başına yetmeyeceğini göstermiştir.
Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı'nda hangi alanlara öncelik verildi?
Hammaddesi yurt içinde bulunan dokuma, şeker, kâğıt, cam ve demir-çelik gibi alanlara. Plan 1934'te uygulamaya konuldu.
Aşar vergisinin kaldırılması neden önemlidir?
Ürünün yaklaşık onda birini alan bu vergi köylünün en ağır yüküydü. 17 Şubat 1925'te kaldırılması köylüyü rahatlattı ve tarımsal üretimi özendirdi.