Haritada Olmayan Kasaba
Bir okur, bitirdiği romanın geçtiği kasabayı haritada arar, bulamaz ve yazarı "yanlış bilgi vermekle" suçlar. Haklı mı? Hayır. Okurun yanılgısı, romanı bir gezi rehberi gibi okumasıdır. Roman bir kurmaca metindir: yazar gerçek hayattan malzeme alır ama onu kendi kurduğu bir dünyada yeniden düzenler. Kasabanın haritada olmaması bir hata değil, türün doğasıdır.
Kurmaca "yalan" demek de değildir. Yalan, okuru kandırmayı amaçlar; kurmaca ise okurla açık bir anlaşma yapar: "Bu olaylar böyle yaşanmadı ama yaşanabilirdi." Bu yüzden edebî metinde aranan şey belge doğruluğu değil, inandırıcılıktır. Kasaba uydurma olabilir; orada yaşayan insanın yalnızlığı ise okura gerçek gelir.
Edebiyatın Malzemesi: Sözcük
Güzel sanatlar kullandıkları malzemeye göre gruplanır:
| Grup | Malzeme | Sanat dalları |
|---|---|---|
| Plastik (görsel) sanatlar | Taş, boya, çizgi | Resim, heykel, mimari |
| Fonetik (işitsel) sanatlar | Ses, söz | Müzik, edebiyat |
| Ritmik (dramatik) sanatlar | Hareket, beden | Dans, tiyatro, sinema |
Edebiyatın malzemesi dildir; ressamın boyası neyse yazarın sözcüğü odur. Ressam kırmızıyı herkesin gördüğü renkten seçer, yazar da sözcüğü herkesin konuştuğu dilden. Fark, o malzemeyle kurulan yapıdadır.
Aynı Çınar, İki Metin
Aşağıdaki iki parça aynı ağaçtan söz ediyor:
(1) "Doğu çınarı 30 metreye kadar boylanabilir; bazı örnekleri 500 yılı aşkın yaşar."
(2) "Meydandaki çınar, dedemin çocukluğunu da benimkini de gölgesinde saklıyordu; ona her
dokunduğumda iki çocuk birden gülüyordu."
Birinci cümle öğretici metnin dilidir: tek anlamlı, doğrulanabilir, amacı bilgi vermektir. Kaynağa bakıp "30 metre" bilgisini sınayabilirsiniz. İkinci cümle ise edebî metnin dilidir: "iki çocuk birden gülüyordu" ifadesi ölçülemez, yorum ister; kuşakları birbirine bağlayan bir duyguyu sezdirir. Mini soru: İkinci cümlede kaç çocuk var? Sayıyla cevap verirseniz metni öğretici gibi okumuş olursunuz. Doğru okuma, çınarın zamanı birleştiren bir tanık gibi kullanıldığını görmektir.
Üç Kat: Konu, Tema, Ana Düşünce
Bir metin, katları olan bir bina gibi okunur. Şu kısa öyküyü düşünelim: Köyünden 17 yaşında şehre gelen Selim, ilk kışında her akşam otogara gider; köyüne giden otobüsleri izler ama hiçbirine binmez. Bahar gelince otogara gitmeyi bırakır.
- Konu (somut olan): Şehre yeni gelmiş bir gencin otogar ziyaretleri.
- Tema (soyut, tek sözcükle söylenebilen): Özlem, uyum, yurt edinme.
- Ana düşünce (yazarın okura ulaştırmak istediği yargı): İnsan yeni bir yere zamanla, özlemini yavaş yavaş bırakarak alışır.
Tema bir kavramdır, ana düşünce ise bir yargı cümlesidir. "Özlem" tema olabilir ama ana düşünce olamaz; çünkü bir şey iddia etmez. Sınavdaki tablo ya da kart sorularında bu üç kavram çoğunlukla yan yana verilir ve biri boş bırakılır; boşluğu doldurmak için "somut mu, soyut mu, yargı mı?" diye sormak yeterlidir.
Yinelenen Sözcükler ve Bakış Açısı
Bir metinde aynı sözcük alanı üst üste geliyorsa (örneğin "verimlilik", "zaman planı", "öncelik") bu yineleme metnin temasına işaret eder. Yazar bir kavram ağını bilerek sık kullanır. Selim örneğinde "otobüs", "yol", "bilet" sözcüklerinin sıklığı ayrılık temasını güçlendirir.
Aynı olayın kimin gözünden anlatıldığı da anlamı değiştirir. Taşınma günü 8 yaşındaki bir çocuğun gözünden anlatılırsa kutuların, yeni odanın, bilinmezin heyecanı öne çıkar; aynı gün 45 yaşındaki babanın gözünden anlatılırsa kira, iş ve kaygı öne çıkar. Bir metin aynı olayı iki ayrı gözden verdiğinde okura olayı farklı yönleriyle görme olanağı sunar.
Nesnel mi, Öznel mi?
| Yargı | Niteliği | Neden? |
|---|---|---|
| Kitap 240 sayfadır. | Nesnel | Sayılarak doğrulanır |
| Roman 1998'de yayımlandı. | Nesnel | Künyeden kanıtlanır |
| Kitabın en güzel bölümü ikinci bölümdür. | Öznel | Kişisel beğeniye dayanır |
| Yazarın dili çok akıcı. | Öznel | Okurdan okura değişir |
Kısa yol: Cümleye "Kime göre?" diye sorun. Soru anlamlıysa yargı özneldir.
Sık Yapılan Hatalar
- Tema ile konuyu aynı sanmak. "Göç eden bir ailenin ilk yılı" konudur; tema "yurt edinme"dir. Konu metne özgüdür, tema yüzlerce metinde ortak olabilir.
- Kurmacayı değersiz saymak. Kurmaca gerçeği anlatmanın başka bir yoludur; haritada olmayan kasaba örneğindeki okur bu yüzden yanılır.
- Edebî dili süslü sözcükle karıştırmak. Çınar örneğindeki edebî cümlede tek bir ağır sözcük yok; edebîliği, sıradan sözcüklerle kurulan yeni ilişkiden geliyor.
- Öğretici metni yalnızca makale sanmak. Anı, biyografi, gezi yazısı ve deneme de öğretici metinlerdir; gerçeğe dayanırlar.
Mini Uygulama: Kendi Başına Kat Çıkmak
Aşağıdaki kısa metni okuyun ve cevaplara bakmadan önce dört soruyu kendiniz yanıtlayın.
Nine her sabah 6'da kalkar, kümesteki 12 tavuğa yem atar, sonra bahçe kapısının önüne oturup yolu seyrederdi. Torunları şehre taşınalı 3 yıl olmuştu. Bir gün postacı ona bir zarf uzattı; içinden bir çocuk resmi çıktı: kümes, tavuklar ve kapının önünde oturan bir kadın. Nine o gün yolu hiç seyretmedi.
- Metnin konusu nedir?
- Teması hangi kavramla söylenebilir?
- Son cümle neden önemlidir?
- Metin edebî mi, öğretici mi?
Cevaplar: (1) Torunlarından uzakta yaşayan yaşlı bir kadının bir mektup aldığı gün. (2) Özlem, bağlılık. (3) Ninenin beklediği şeyin yol değil, hatırlanmak olduğunu sezdirir; yazar bunu açıkça söylemez, okura bırakır. Bu, metnin çok anlamlılığıdır. (4) Edebîdir: kurmacadır, "6'da kalkar" gibi gerçekçi ayrıntılar kullansa da amacı bilgi değil duygu uyandırmaktır. Sayıların bulunması metni öğretici yapmaz; önemli olan sayının işlevidir.
Sık sorulanlar
Edebî metni öğretici metinden ayıran temel ölçüt nedir?
Edebî metin kurmacadır, çok anlamlıdır ve okurdan yorum ister; öğretici metin gerçeğe dayanır, tek anlamlıdır ve amacı bilgi vermektir.
Tema ile ana düşünce arasındaki fark nedir?
Tema soyut bir kavramdır (özlem, yalnızlık). Ana düşünce ise yazarın okura ulaştırmak istediği yargıdır ve cümleyle ifade edilir.
Romandaki bir yerin gerçekte olmaması yazarın hatası mıdır?
Hayır. Roman kurmacadır; yazar gerçekten malzeme alıp kendi dünyasını kurar. Aranan belge doğruluğu değil inandırıcılıktır.