Bir Taşınmanın Dört Hâli
On altı yaşındaki Deniz, ailesiyle Rize'den İzmir'e taşınıyor. Aynı yaşantı dört metne dönüşebilir:
- Günlük (3 Eylül, taşındığı akşam): "Kutuların arasında yazıyorum. Buranın havası ağır. Kimseyi tanımıyorum." Tarih var, sıcağı sıcağına, birinci kişi.
- Anı (20 yıl sonra): "O eylül akşamı kutuların arasında yazdığım satırları bugün okuyunca gülümsüyorum; 'ağır' dediğim hava, sonradan en sevdiğim şey oldu." Geriye bakış, değerlendirme.
- Özyaşam öyküsü (otobiyografi): 60 yaşına gelen Deniz hayatını doğumundan başlayarak bütün olarak anlatır; taşınma bu bütünün bir bölümüdür.
- Otobiyografik roman: Deniz romancı olmuştur; kahramanının adı "Mert"tir, Rize yerine Trabzon'dan gelir. Yaşantı gerçektir, anlatı kurmacadır.
Mini soru: Dördüncü metinde "ben" diyen anlatıcı Deniz midir? Hayır. Kurmacada "ben" bir karakterdir; yazarın yaşantısından beslense bile yazarla özdeşleştirilemez.
Kişisel Metni Tartan Ölçütler
| Ölçüt | Kişisel metinde karşılığı |
|---|---|
| İçtenlik | Yaşantının süslemeden, olduğu gibi aktarılması |
| Tutarlılık | Anlatılanların birbiriyle çelişmemesi |
| Birinci kişi anlatım | Yazarın kendi bakışını doğrudan vermesi |
| Tarih ve yer | Günlükte yazının hangi güne ait olduğunu gösterir |
Haber metni üçüncü kişiyle, nesnel bir dille yazılır; günlük ise birinci kişiyle ve öznel. Karşılaştırma sorularında ilk bakılacak şey "kim anlatıyor?" sorusudur.
Kişisel bir yazı nasıl oluşur? Önce yaşantı deneyimlenir ve ham bir izlenim bırakır; sonra o deneyim üzerine düşünülür ve bir anlam kurulur; en sonunda bu anlam okurla paylaşılabilir bir metne dönüşür. Günlük birinci basamağa, anı ve deneme ikinci ve üçüncü basamağa yakındır.
Günlükten Bloğa: Yayımlamadan Önce
Deniz günlüğündeki bir sayfayı bloğunda paylaşmak istiyor. Önce ne yapmalı? Metni yeniden okuyup gözden geçirmeli: Başka kişilerin adları ve özel bilgileri var mı? Yazım ve noktalama doğru mu? Kendisi için yazdığı kısaltmalar okur için anlaşılır mı? Tek okurlu bir metin olan günlük, blogda binlerce kişiye açılır. Konuşma diline yakın söyleyiş arkadaşa mesajda uygundur, yayımlanan metin ise ölçülü ve özenli bir dil ister.
Kimlik Teması: "Ben Kimim, Nereye Aitim?"
Modern edebiyatta kimlik sorusu göç, kent-kır gerilimi, kuşak çatışması ve aidiyet arayışı üzerinden işlenir. Deniz'in taşınması bu temanın küçük bir örneğidir: Rize'de "İzmirli olmak istemeyen", İzmir'de "Rizeli sayılan" bir genç iki yere de tam ait olamaz.
Yabancılaşma, bireyin kendine, çevresine ya da işine uzaklaşmasıdır. Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ı (1971-72) toplumun kalıplarına uyamayan bireyleri anlatır; Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli'nde (1973) yalnızlık ve iletişimsizlik bir otel kâtibinin hayatında yoğunlaşır. İki eser de kimlik ve yabancılaşma temasının Türk romanındaki güçlü örnekleridir.
Anlatıcıya Ne Kadar Güvenmeli?
Birinci kişi anlatıcı okura yakın durur ama güvenilmez de olabilir: yanılabilir, bir şeyi saklayabilir ya da kendini haklı çıkarabilir. Bir romanda anlatıcı son bölümde "O akşam aslında ben de oradaydım" diyorsa okur, önceki 200 sayfayı yeniden düşünmek zorunda kalır.
Üslup da zamanla değişir: bir yazarın gençlik günlüklerinde kısa ve keskin, olgunluk dönemi günlüklerinde uzun ve duraklamalı cümleler görülüyorsa bu, yazarın bakışının ve iç dünyasının değiştiğini gösterir; üslup kişiyle birlikte yaşar.
Yanılgı Köşesi
- "Ben" anlatıcıyı yazar sanmak. Otobiyografide "ben" yazardır; romanda ise kurmaca bir kişidir.
- Anı ile günlüğü karıştırmak. Günlükte yaşanan gün yazılır, anıda aradan yıllar geçmiştir.
- Özyaşam öyküsü ile yaşam öyküsünü karıştırmak. Otobiyografiyi (özyaşam öyküsü) kişinin kendisi yazar; yaşam öyküsünü (biyografi) başkası yazar.
Daha Zor Örnek: Aynı An, İki Ses
Deniz'in ilk okul günü iki ayrı sesle yazılmış olsun:
(1) "Sınıfa girdiğimde 34 kişinin başı aynı anda bana döndü. Kimse gülümsemedi. Arka sıraya oturdum ve teneffüse kadar kimseyle konuşmadım."
(2) "Yeni gelen çocuk kapıda bir an durdu, sonra hiç kimseye bakmadan arka sıraya yürüdü. Öğretmen adını iki kez söylemek zorunda kaldı."
Birinci metin kahraman anlatıcıyla yazılmıştır: okur yalnızca Deniz'in gördüğünü ve hissettiğini bilir. "Kimse gülümsemedi" bir gözlem mi, yoksa Deniz'in kaygısının yorumu mu? Okur bunu ayırt edemez; anlatıcı güvenilmez olabilir. İkinci metin gözlemci bir anlatıcıdan gelir: kimsenin iç dünyasına girilmez, yalnızca davranış görünür. Aynı an, anlatıcı değişince bambaşka bir anlam kazanır: birincide dışlanmışlık, ikincide belki de utangaçlık.
Mini soru: Deniz 30 yıl sonra bu günü otobiyografisinde anlatırsa hangi ses daha uygun olur? Birinci kişi; ama bu kez değerlendirme de ekler: "Şimdi biliyorum ki onlar da bana en az benim onlara baktığım kadar tedirgin bakıyordu." Otobiyografiyi günlükten ayıran bu geriye bakıştır.
Sık sorulanlar
Günlük ile anı arasındaki temel fark nedir?
Günlük olayın yaşandığı gün, tarih atılarak yazılır; anı aradan yıllar geçtikten sonra geriye bakışla ve değerlendirmeyle yazılır.
Güvenilmez anlatıcı nedir?
Anlattıklarına tümüyle güvenilemeyen, yanılan, bir şeyi gizleyen ya da kendini haklı çıkaran anlatıcıdır.
Kişisel bir yazıyı bloğa taşımadan önce ne yapılmalı?
Metin gözden geçirilmeli: başkalarına ait özel bilgiler çıkarılmalı, yazım ve noktalama düzeltilmeli, dil geniş bir okura uygun hâle getirilmelidir.