Bir Konu, Dört Yazı
Konu: sabah erken kalkmak. Dört yazar aynı konuyu dört ayrı türde yazıyor. Aşağıdaki açılış cümleleri bu anlatım için yazıldı.
| Tür | Açılış | Ne yapıyor? |
|---|---|---|
| Makale | "2023'te 1.200 lise öğrencisiyle yapılan bir araştırma, 06.30'dan önce uyananların…" | Bir savı verilerle kanıtlıyor |
| Fıkra (köşe yazısı) | "Dün okul servis saatleri yine 15 dakika öne çekildi. Kimse de sormadı." | Güncel bir konuyu kısa ve doğrudan yorumluyor |
| Eleştiri | "Yazarın erken kalkmayı öven son kitabı, iyi başlıyor ama ikinci yarıda…" | Bir yapıtı ölçütlerle değerlendirip gerekçeli yargıya varıyor |
| Deneme | "Sabahın ilk saatinde evin sesi başkadır. Buzdolabı bile daha çekingen çalışır sanki." | Yazar kendi bakışını, kanıt kaygısı gütmeden paylaşıyor |
Mini soru: Hangisinde kaynakça beklenir? Makalede. Hangisi yarın eskir? Fıkra; gündeme bağlıdır. Hangisi yüz yıl sonra da okunabilir? Deneme; güncelin ötesinde, insana dair bir sorunun peşindedir.
Deneme Nedir, Ne Değildir?
Deneme, yazarın bir konuyu kanıtlama kaygısı gütmeden kendi bakışıyla ele aldığı öğretici metin türüdür. Konu sınırı yoktur: buzdolabının sesinden ölüm korkusuna kadar her şey konu olabilir. Plan da katı değildir; metin yazarın düşünce akışına göre kurulur.
Ama "kanıtlama zorunluluğu yok" demek "her şey söylenebilir" demek değildir. Kanıtlama şeması zorunlu olmasa da denemede düşüncenin tutarlı ve dayanaklı olması beklenir. Öznellik de keyfîlik değildir: metnin yazarın kişisel bakış ve duyarlığını taşıması demektir; doğruluk hakkında bir yargı değildir. Denemeci "Bana öyle geliyor ki" der, ama neden öyle geldiğini de gösterir.
Türün Adı Bir Kitaptan Geliyor
Türün dünya edebiyatındaki kurucusu Fransız yazar Michel de Montaigne'dir. 1580'de yayımladığı kitabına Essais ("denemeler") adını verdi; eserin adı türün adı oldu. Montaigne kendini anlatırken insanı anlattığını söyler; denemenin "kendi kendine konuşma" niteliği buradan gelir. İngiliz edebiyatında Francis Bacon 1597'de kendi Essays'ini yayımladı; Bacon'ın denemeleri daha öğütçü ve kısadır.
Türk edebiyatına Tanzimat sonrasında giren deneme, Cumhuriyet döneminde yaygınlaştı. Dilde sadeleşme ile gazete ve dergi kültürünün gelişmesi türün yerleşmesini kolaylaştırdı. Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sabahattin Eyüboğlu ve Ahmet Hamdi Tanpınar (Beş Şehir, 1946) türün öne çıkan adlarıdır.
Denemenin Sesi: Dil, Üslup, Başlık
Deneme okurla konuşur gibi, samimi ve kişisel bir dil kurar. Yazar okuru bir tartışma arkadaşı gibi görür; kesin yargı dayatmak yerine düşünmeye çağırır. Yukarıdaki açılış cümlesindeki "sanki" sözcüğü bu tutumun küçük bir işaretidir: yazar kesinlik iddia etmiyor, bir izlenimi paylaşıyor.
Üslup, sözcük seçimi, cümle yapısı ve yazarın bakış açısının birlikte oluşturduğu anlatım biçimidir. Aynı konuyu iki denemeci yazsa biri kısa ve keskin, öteki uzun ve dolambaçlı cümleler kurabilir; ikisi de deneme olur.
Başlık çoğu kez kısa ve çağrışım yüklüdür: "Sabahın Sesi" hem ilgi çeker hem metnin izleğine gönderme yapar. Alıntı ise düşünceyi bir gelenek içine yerleştirir: Montaigne'den bir cümleyle açılan bir deneme, yazarın bu konuyu 450 yıllık bir sohbetin devamı olarak gördüğünü söyler. Denemede kaynak göstermek yasak değildir; zorunlu olmayan şey makaledeki gibi kanıtlama şemasıdır.
Deneme Yazmak: Dört Adım
- Küçük bir gözlemle başla: Sabah evin sesi, otobüste herkesin telefona bakması.
- Gözlemi bir soruya çevir: "Neden sessizliği yalnız sabahları fark ediyoruz?"
- Soruyu yaşantı ve okumalarla genişlet: Kendi deneyimin, okuduğun bir yazar, bir atasözü.
- Kesin sonuç yerine açık bir kapı bırak: "Belki de sessizlik hep oradaydı; biz sabahları daha az konuşuyoruz."
Deneme okumak farklı bakış açılarını tanıma ve düşünceyi sınama alışkanlığı kazandırır: okur yazarın bakışıyla kendi düşüncesini karşılaştırır. Yazmak ise tür bilgisini üretim becerisine çevirir.
Kısa bir örnek: Yukarıdaki dört adımla yazılmış 120 sözcüklük bir deneme şöyle başlayabilir: "Servis 06.45'te gelir. O saatte sokakta iki ses vardır: fırının kepengi ve benim ayak seslerim. Bir gün fırıncı kepengi açarken bana başını salladı; ertesi gün ben ona. Üç yıldır tanışıyoruz ve hiç konuşmadık." Kanıt yok, istatistik yok; ama bir soru var: İnsanlar arasındaki bağ için söz şart mı? Okur bu soruyu yazıdan sonra da düşünmeye devam eder. Denemenin gücü tam da budur.
Sık Yapılan Hatalar
- Denemeyi makale ile karıştırmak: Makale bir savı verilerle kanıtlar; denemede kanıtlama zorunluluğu yoktur.
- Denemeyi fıkra ile karıştırmak: Fıkra gazetenin gündemine bağlı, kısa ve doğrudandır; deneme güncelle sınırlı değildir ve daha kapsamlıdır.
- Denemeyi eleştiri sanmak: Eleştiri bir yapıtı ölçütlerle değerlendirir; deneme bir yapıtı değil, bir düşünceyi ya da yaşantıyı merkeze alır.
- Öznelliği "yanlış olabilir" diye okumak: Öznellik bakış açısıyla ilgilidir, doğrulukla değil.
Sınav ipucu: Soru kökünde "kanıt kaygısı gütmeden", "kendi kendine konuşur gibi", "okuru bir sonuca zorlamadan" ifadeleri varsa aranan tür denemedir; "gazetedeki köşesinde" eklenirse fıkra ile deneme arasında gündeme bağlılığa bakılır.
Sık sorulanlar
Denemede kaynak göstermek yasak mı?
Hayır. Alıntı ve kaynak kullanılabilir; zorunlu olmayan şey makaledeki gibi kanıtlama şemasını izlemektir.
Deneme türünün kurucusu kimdir?
Fransız yazar Montaigne. 1580'de yayımladığı Essais adlı eserin adı türün adı olmuştur.
Deneme ile fıkra nasıl ayırt edilir?
Fıkra gazetenin gündemine bağlı, kısa ve doğrudandır. Denemenin konusu ise güncelle sınırlı değildir ve daha kapsamlıdır.