Durakta Unutulan Şemsiye
Olay basit: Yağmurlu bir akşam, emekli bir öğretmen otobüs durağında bir şemsiye buluyor. Şimdi aynı olayı dört türde düşünelim.
- Hikâye: Tek akşam, iki kişi (öğretmen ve şemsiyenin sahibi olabilecek genç). Metin 8-10 sayfada biter; yazar bir duyguyu, belki yalnızlığı, yoğun biçimde verir.
- Roman: Şemsiye bir başlangıçtır. Öğretmenin 40 yıllık meslek hayatı, oğlunun yurt dışına gidişi, mahallenin dönüşümü anlatıya katılır; 300 sayfa, onlarca kişi.
- Tiyatro: Anlatıcı yoktur. Sahne yönergesi "(Yağmur sesi. Durakta tek bir bank.)" der; öğretmenin kararsızlığı bir monologla verilir: "Bıraksam mı, alsam mı… Ya sahibi dönerse?"
- Küçürek hikâye: 50 sözcüğü geçmez: "Şemsiyeyi açtı. İçinden kurumuş bir çiçek ve 1987 tarihli bir sinema bileti düştü. Otobüsü kaçırdı." Boşlukları okur doldurur.
Mini soru: Hangisinde iç dünya doğrudan anlatılamaz? Tiyatroda. Anlatıcı olmadığı için iç dünya monolog, davranış ve dekor üzerinden sezdirilir. Roman ise öğretmenin ne düşündüğünü sayfalarca yazabilir.
Olay Örgüsü, Kişi, Zaman, Mekân
Olay örgüsü, olayların neden-sonuç ilişkisiyle dizilişidir; takvim sırası zorunlu değildir. Küçürek örnekteki "1987 tarihli bilet" anlatıyı geçmişe bağlar: tek bir ayrıntı bir geriye dönüş yükü taşır.
Tip ve karakter ayrımı: Tip, bir özelliği temsil eder ve değişmez (cimri, alafranga züppe). Karakter çok yönlüdür, olaylar içinde değişir. Tanzimat romanındaki alafranga züppeler tiptir; Aşk-ı Memnu'daki Bihter ise çelişkileriyle bir karakterdir.
Vaka zamanı olayların yaşandığı süre, anlatma zamanı onları okumanın sürdüğü süredir. Bir romanda 3 yıl tek cümleyle geçilebilir (özetleme), 5 dakikalık bir tartışma 20 sayfa sürebilir.
Mekân dekor değildir. Penceresiz, dar bir oda kahramanın sıkışmışlığını; yağmurlu durak öğretmenin yalnızlığını yansıtır.
Olay Hikâyesi mi, Durum Hikâyesi mi?
| Ölçüt | Olay hikâyesi | Durum hikâyesi |
|---|---|---|
| Dünya edebiyatında | Guy de Maupassant | Anton Çehov |
| Türk edebiyatında | Ömer Seyfettin, Refik Halit | Memduh Şevket Esendal, Sait Faik |
| Yapı | Serim, düğüm, çözüm belirgin | Kesit; belirgin bir çözüm yok |
| Son | Çoğu zaman şaşırtıcı | Açık, okura bırakılmış |
Şemsiye örneğinde öğretmen şemsiyenin sahibini bulur ve beklenmedik bir gerçekle karşılaşırsa olay hikâyesi; akşamın havası ve öğretmenin yalnızlığı anlatılıp olay sonuçlanmadan bitirilirse durum hikâyesi yazılmış olur.
Aynanın Açısı: Dört Akım
| Akım | Aynayı nereye tutar? | Temsilci ve eser |
|---|---|---|
| Romantizm | Duyguya, hayale, bireyin coşkusuna | Victor Hugo, Sefiller (1862) |
| Realizm | Gözleme, olduğu gibi gerçeğe | Gustave Flaubert, Madam Bovary (1857) |
| Natüralizm | Kalıtıma ve çevreye; deney gibi | Émile Zola |
| Sembolizm | Sezgiye, müziğe, kapalı imgeye | Charles Baudelaire, Kötülük Çiçekleri (1857) |
Türk edebiyatında Tanzimat romanı romantizmden, Servetifünun romanı realizmden etkilendi. Nabizade Nazım'ın 1890'da yazdığı Karabibik ilk köy romanı ve natüralizmin ilk örneklerinden sayılır. Buradan ince bir ayrım çıkar: aynı yıl, 1857, hem realizmin hem sembolizmin kilit eseri yayımlandı. Akımlar sırayla gelmez; üst üste biner.
İç Dünyayı Anlatmanın Yolları
İç monolog: Kişinin düşünceleri doğrudan, anlatıcı araya girmeden, ama belli bir düzen içinde verilir. "Şemsiyeyi bırakmalıyım. Hayır, ıslanır. Yarın getiririm."
Bilinç akışı: Düşünceler çağrışımla, sıra gözetmeden akar. "Şemsiye mavi, annemin önlüğü de maviydi, 1987, sinema, yağmur hep perşembe…"
Monolog (tiyatroda): Sahnede tek kişinin yüksek sesle konuşması; seyirci kişinin iç çatışmasını böyle öğrenir.
Yanılgı Köşesi
Tip ile karakteri karıştırmak: "Kötü adam" demek tip demek değildir; ölçü değişmezliktir. Hikâye boyunca aynı kalan ve bir özelliği temsil eden kişi tiptir.
İç monolog ile bilinç akışını aynı sanmak: İkisinde de anlatıcı çekilir; fark, düzenin olup olmamasıdır.
Küçürek hikâyeyi "yarım kalmış hikâye" sanmak: Boşluklar bilinçlidir; okurun payı artar. Sınav ipucu: Soruda "okurun rolü" ya da "eksiltili anlatım" geçiyorsa aranan cevap okurun anlamı tamamlamasıdır.
Mini Uygulama: Hangi Akım, Hangi Teknik?
Aşağıdaki üç parça bu anlatım için yazıldı. Her birinde akımı ya da tekniği bulun.
(1) "Babası gibi o da içkiye düşkündü; mahallenin karanlık, rutubetli sokakları onu 20 yaşında bir ihtiyara çevirmişti. Kaçış yoktu; soyu ve sokağı kaderini çoktan yazmıştı."
(2) "Ay ışığında göl, ruhumun unutulmuş bir şarkısıydı; ah, o şarkıyı bir kez daha duyabilsem ölmeye razıydım!"
(3) "Masa, dolap, perde. Annem de perdeyi hep böyle çekerdi. Saat 3 mü? Tren. Hangi tren? Kimse beklemedi beni o istasyonda."
Cevaplar: (1) Natüralizm: kalıtım ("babası gibi") ve çevre ("sokakları") kişinin kaderini belirliyor. (2) Romantizm: coşkun duygu, doğa ile ruh arasında kurulan bağ, ünlem. (3) Bilinç akışı: düşünceler çağrışımla ve düzensiz akıyor, nesneler bir anıyı, anı bir soruyu çağırıyor. Sınav ipucu: "kalıtım, çevre, deney" sözcükleri natüralizmi; "düzensiz, çağrışımsal, kesintisiz" sözcükleri bilinç akışını işaret eder.
Sık sorulanlar
Tip ile karakter arasındaki fark nedir?
Tip tek bir özelliği temsil eder ve değişmez; karakter çok yönlüdür ve olaylar içinde gelişir.
Tiyatroda iç dünya nasıl verilir?
Anlatıcı olmadığı için monolog, replik, davranış, dekor ve sahne yönergeleriyle sezdirilir.
Natüralizm realizmden nasıl ayrılır?
Natüralizm gerçekliği bilimsel-deneysel bir yaklaşımla ele alır; kişinin davranışında kalıtımı ve çevreyi belirleyici sayar.