Aynı An, Dört Kez
Olay küçük: Leyla, 17 yaşında, sınav sonuç kâğıdını elinde tutuyor ve henüz açmadı. Aynı anı dört teknikle yazalım; hepsi bu anlatım için yazılmış özgün parçalardır.
| Teknik | Parça |
|---|---|
| İç monolog | "Açmalıyım. Hayır, önce annemi arayayım. Ya düşükse? Düşükse de bilmek zorundayım." |
| İç çözümleme | Leyla korkuyordu; ama korkusunun asıl nedeni not değil, babasının yüzünde göreceği ifadeydi. |
| Bilinç akışı | "Zarf beyaz, beyaz önlük, ilkokul, o gün de yağmur, babam şemsiyeyi unutmuştu, 85 mi 58 mi…" |
| Geriye dönüş | Zarfı tutarken üç yıl önceki kayıt gününe döndü; babası okulun kapısında "Burası senin" demişti. |
Farkları tek tek görelim. Leyla'nın sesi iç monologda doğrudan ve düzenli gelir. İç çözümlemede konuşan anlatıcıdır; Leyla'nın ruhunu o açıklar. Bilinç akışında sıra yoktur; zarf önlüğü, önlük ilkokulu, ilkokul yağmuru çağırır. Geriye dönüşte ise anlatının akışı kesilir ve geçmişteki bir olaya gidilir.
İki Saat: Olay Zamanı ve Anlatma Zamanı
Leyla'nın zarfı açması 10 saniye sürer; ama hikâyede bu an 2 sayfa tutabilir. Tersine, "Aradan dört yıl geçti" cümlesi dört yılı bir satıra sığdırır. Olayın yaşandığı süre olay zamanı, okurun onu okuduğu süre anlatma zamanıdır. Yazar önemli anı yavaşlatır, önemsiz yılları hızlandırır; iki saat arasındaki bu oyun hikâyenin ritmini kurar.
Kişiler de iki türlüdür. Tip belli bir özelliği öne çıkan, genelleştirilmiş kişidir: her sahnede aynı cimrilikle görünen bakkal. Karakterin iç dünyası ayrıntılı çözümlenir ve değişir: Leyla'nın korkusu hikâyenin sonunda kararlılığa dönüşebilir.
Bakış Açısı Okurun Ne Bileceğini Seçer
- İlahi (hâkim) bakış: Anlatıcı Leyla'nın da babasının da içini bilir: "Leyla korkuyordu; babası ise kızından daha çok korkuyordu."
- Kahraman bakış: Leyla anlatır: "Zarfı açamıyordum." Okur yalnız Leyla'nın bildiğini bilir.
- Gözlemci bakış: Anlatıcı kamera gibidir: "Kız zarfı iki kez çevirdi, sonra masaya bıraktı." İç dünyaya girilmez.
Mini soru: Babanın korkusunu okurdan saklamak ve hikâyenin sonunda açıklamak istiyorsanız hangi bakış açısını seçersiniz? Kahraman ya da gözlemci bakış. İlahi anlatıcı her şeyi bildiği için sırrı baştan açık eder. Bakış açısı yalnız bir teknik değil, anlamı biçimlendiren bir tercihtir.
Olay, Durum, Küçürek
Olay hikâyesi serim, düğüm ve çözüm sırasını izler; sonunda merak giderilir. Leyla zarfı açar, sonucu öğreniriz. Durum hikâyesinde belirgin bir düğüm ve çözüm yoktur; bir anın izlenimi ve atmosferi öne çıkar. Hikâye Leyla zarfa bakarken, açmadan bitebilir. Küçürek hikâye birkaç cümlede yoğun bir etki üretir: "Zarfı açmadı. Çekmeceye koydu. Yirmi yıl sonra torunu buldu." Boşlukları okur doldurur.
Türk hikâyesinin ilk örnekleri Ahmet Mithat'ın Letâif-i Rivâyât'ıdır (1870). Ömer Seyfettin olay hikâyesinde, Memduh Şevket Esendal ve Sait Faik durum hikâyesinde öne çıkar. 1960 sonrasında hızlı kentleşme ve göç, hikâyeye kent yaşamı, uyum sorunu ve bireyin yalnızlığı olarak yansıdı. Hikâye ile roman arasındaki fark hacim ve kapsamdadır: hikâyede kişi, olay ve zaman daha sınırlı işlenir.
Hikâyeyi Sahneye Taşımak
Leyla'nın hikâyesi sınıfta canlandırılacak. Ne değişir? Anlatıcı sahneden çekilir; hikâyede anlatılan her şey sahnede gösterilmelidir. Hikâyedeki iç çözümleme cümlesi ("korkusunun asıl nedeni babasıydı") bir repliğe ya da harekete dönüşür: Leyla zarfı açmak üzereyken kapı çalınır, irkilir, zarfı saklar. Mekân betimlemesi sahne yönergesine dönüşür: "(Mutfak. Masada bir zarf. Saat 17.00.)" Bir öğrenci incelediği hikâyelerdeki tekniklerden en az ikisini kendi hikâyesinde kullanırsa, tür bilgisini üretim becerisine çevirmiş olur.
Mini Uygulama: Tekniği Bul
Her parçada hangi teknik kullanılmış?
- "Kapı. Anahtar. Anahtar nerede? Cebimde değil, masada, masa annemin masası, 1998, taşınma günü…"
- Emre öfkeliydi; ama öfkesinin arkasında, kimseye söyleyemediği bir utanç saklıydı.
- Hikâyenin ortasına 3 Mart 1999 tarihli bir gazete haberi olduğu gibi yerleştirilmiş.
- "Gitmeliyim. Şimdi değil ama. Önce ona söylemeliyim, sonra giderim."
Cevaplar: (1) Bilinç akışı: çağrışımla, sırasız akış. (2) İç çözümleme: ruh hâlini anlatıcı açıklıyor. (3) Montaj: başka bir metin türünden parça. (4) İç monolog: kişinin iç sesi, düzenli ve doğrudan. Sınav ipucu: Soru kökünde "anlatıcı açıklıyor" varsa iç çözümleme, "kişinin iç sesi doğrudan" varsa iç monolog, "çağrışımlarla" varsa bilinç akışı aranıyordur.
Yanılgı Köşesi
İç monolog ile bilinç akışını aynı sanmak. İkisinde de kişinin iç sesi duyulur; ama iç monologda bir düzen vardır, bilinç akışında düşünceler çağrışımla ve mantıksal sıra gözetmeden akar.
İç çözümlemeyi iç monolog sanmak. Ölçü, konuşanın kim olduğudur: kişinin kendi sesiyse iç monolog, anlatıcının açıklamasıysa iç çözümleme.
Durum hikâyesinde olay olmadığını sanmak. Olay vardır; olmayan şey belirgin bir düğüm ve çözümdür.
Sık sorulanlar
İç monolog ile iç çözümleme nasıl ayrılır?
İç monologda kişinin iç sesi doğrudan, anlatıcı araya girmeden verilir; iç çözümlemede kişinin ruhsal durumunu anlatıcı kendi sözleriyle açıklar.
Olay zamanı ile anlatma zamanı arasındaki fark nedir?
Olay zamanı olayların yaşandığı süre, anlatma zamanı onların metinde anlatılıp okunduğu süredir. Yazar birini uzatıp ötekini kısaltarak ritim kurar.
Hikâye tiyatroya nasıl uyarlanır?
Anlatıcı sözleri konuşmalara, hareketlere ve sahne yönergelerine dönüştürülür. Hikâyede olaylar anlatılır, sahnede gösterilir.