Bir Gazeteyle Başlayan Dönem
1860'ta Şinasi ile Agah Efendi'nin çıkardığı Tercüman-ı Ahval, Türklerin ilk özel gazetesidir. Edebiyat tarihçilerinin Tanzimat edebiyatını bu tarihten başlatması tesadüf değil: yeni edebiyat saraya değil okura seslenecekti ve okura ulaşmanın yolu gazeteydi. Aynı gazetede Şinasi'nin Şair Evlenmesi yayımlandı; ilk yerli tiyatro eseri, tek perdelik bir töre komedisi. Gazetenin ilk sayısındaki önsöz de çoğu kaynakta ilk makale sayılır.
Bir arşiv şeridi gibi dizelim:
| Yıl | Olay |
|---|---|
| 1860 | Tercüman-ı Ahval; Şair Evlenmesi |
| 1862 | Yusuf Kâmil Paşa'nın Fénelon'dan çevirdiği Telemak basılır (ilk roman çevirisi) |
| 1870 | Ahmet Mithat, Letâif-i Rivâyât (ilk hikâye denemeleri) |
| 1872 | Şemsettin Sami, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (ilk yerli roman) |
| 1873 | Namık Kemal'in Vatan yahut Silistre oyunu sahnelenir |
| 1876 | Namık Kemal, İntibah (ilk edebî roman sayılır) |
| 1896 | Servetifünun dergisinin edebiyat bölümü Tevfik Fikret'e geçer |
| 1901 | Dergi kapatılır, topluluk dağılır |
| 1909 | Fecriati topluluğu kurulur |
Birinci Kuşak ile İkinci Kuşak Aynı Dönemin İki Yüzü
| Ölçüt | 1. kuşak (1860-1876) | 2. kuşak (1876-1896) |
|---|---|---|
| Sanat anlayışı | Sanat toplum içindir | Sanat sanat içindir |
| Konular | Vatan, hürriyet, adalet, eşitlik | Aşk, ölüm, doğa, bireysel acı |
| Temsilciler | Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Mithat | Recaizade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, Samipaşazade Sezai |
| Siyasi ortam | Meşrutiyet düşüncesi | II. Abdülhamit'in baskı yönetimi |
Neden ikinci kuşak bireysele döndü? 1878'de meclisin kapatılmasıyla siyasi konularda yazmak tehlikeli hâle geldi. Toplumsal konulardan çekilmek bir tercih olduğu kadar bir zorunluluktu.
Birinci kuşağın iki beyti dönemin sesini taşır. Namık Kemal'in "Vatan Mersiyesi"nden: "Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini / Yoğ imiş kurtaracak bahtı kara maderini". Ziya Paşa'nın Terkib-i Bend'inden: "Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde". Biri vatan için yas tutuyor, öteki kişiyi sözüyle değil işiyle ölçüyor; ikisi de şiiri bir düşünceyi yaymanın aracı olarak kullanıyor. Dikkat edilirse biçim hâlâ divan şiirinin biçimidir (beyit, aruz, terkibibent); değişen içeriktir.
Köprü: İlk Romanlarda Anlatıcı Neden Araya Girer?
Bu konunun testleri dönem bilgisinden çok romanın nasıl anlatıldığını sorar. Tanzimat romanı bu soruların en iyi laboratuvarıdır. Ahmet Mithat Efendi, Felâtun Bey ile Râkım Efendi'de (1875) anlatıyı keser, okura seslenir, bir kavramı açıklar, sonra kaldığı yerden devam eder. Neden? Romanı henüz tanımayan bir okur kitlesine hem hikâye anlatıyor hem ders veriyordu. Bu tutum teknik olarak bir kusur sayılır: gerçeklik yanılsamasını bozar.
| Teknik | Ne yapar? | Örnek cümle |
|---|---|---|
| Özetleme | Uzun zamanı birkaç cümleye sığdırır, anlatıyı hızlandırır | "Aradan üç yıl geçti; okulu bitirdi, memleketine döndü." |
| Doğrudan tanıtma | Anlatıcı kişinin özelliklerini sayar | "Cimri ve kuşkucu bir adamdı." |
| Dolaylı tanıtma | Kişi davranışı ya da konuşmasıyla tanınır | "Hesabı ikinci kez topladı, bahşişi cebine geri koydu." |
| Diyalog | Kişiliği ve ilişkiyi konuşmayla sezdirir | "Yine mi geç kaldın?" / "Yolda bir yaşlıya yardım ettim." |
Servetifünun romanında durum değişir. Halit Ziya Uşaklıgil'in Aşk-ı Memnu'su (1900) Batılı anlamda ilk olgun Türk romanı sayılır: anlatıcı araya girmez, kişiler çoğunlukla davranış ve iç dünyalarıyla, yani dolaylı tanıtılır; yalı ve oda betimlemeleri kişilerin ruh hâlini yansıtır. Mehmet Rauf'un Eylül'ü (1901) ilk psikolojik roman olarak anılır.
Servetifünun: Sadeleşmeden Geri Dönüş
Topluluk Tanzimat'ın "halkın anlayacağı dil" çizgisinden bilerek ayrıldı. Dil Arapça-Farsça tamlamalarla ağırlaştı; konu bireyin karamsarlığı, doğa, aşk ve hayal-gerçek çatışması oldu. Fransız edebiyatı, özellikle realizm ve sembolizm, belirleyiciydi. Şiirde aruz sürdü ama dize kırılarak anlam bir sonraki dizeye taşındı ve beyit bütünlüğü bozuldu. Tevfik Fikret'in Rübab-ı Şikeste'si (1900) topluluğun şiir kitabıdır; Cenap Şahabettin sembolizme en yakın şairdir.
Mini soru: Servetifünun hem "sanat sanat içindir" diyor hem de Fikret'in "Sis" gibi yönetimi eleştiren şiirleri var. Çelişki mi? Hayır. Topluluk açık siyasi söylemden kaçındı ama karamsarlığı ve kapalı imgeleri, dönemin baskısına dolaylı bir tepkidir.
Fecriati (1909) "Sanat şahsi ve muhteremdir" diyerek Servetifünun'un yolunu sürdürdü; kısa ömürlü oldu. Ahmet Haşim bu topluluktan çıktı ve sonra kendi yolunu izledi.
Sık Yapılan Hata: Kuşakları ve Toplulukları Karıştırmak
- Tanzimat'ın iki kuşağını tek parça sanmak. Birinci kuşak toplumsal, ikinci kuşak bireysel konulara yöneldi; ayrımın nedeni 1876 sonrası siyasi baskıdır.
- Servetifünun dilini sade sanmak. Tam tersi: Tanzimat'ın sadeleşme çabası bu topluluğun elinde geriledi. Sadeleşme asıl 1911'den sonra Millî Edebiyat'la kazanıldı.
- Servetifünun ile Fecriati'yi aynı topluluk sanmak. Fecriati sanat anlayışını sürdürdü ama ayrı bir kuşak ve bildiriyle ortaya çıktı; ikisi arasında 8 yıl vardır.
- İlk roman sorusunda karışıklık. Telemak ilk çeviri roman, Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat ilk yerli roman, İntibah ilk edebî roman, Aşk-ı Memnu ilk olgun (Batılı anlamda) romandır. Soru kökündeki sıfat hangisiyse cevap odur.
Mini Uygulama: Parçayı Dönemine Yerleştir
Üç parça tarifi var; her birinin Tanzimat birinci kuşağı, Tanzimat ikinci kuşağı ya da Servetifünun olduğunu bulun.
- Beyit biçiminde, aruzla yazılmış; "hürriyet" ve "vatan" sözcükleri geçiyor; şair halkı uyanmaya çağırıyor.
- Uzun, Fransızca etkili cümleler; İstanbul'da bir yalıda geçen yasak bir aşk; anlatıcı hiç araya girmiyor.
- Genç yaşta ölen bir sevgilinin ardından yazılmış yoğun bir ölüm şiiri; toplumsal hiçbir çağrı yok, 1880'lerde yayımlanmış.
Cevaplar: (1) Tanzimat birinci kuşağı: toplumsal konu, eski biçim. (2) Servetifünun: ağır dil, bireysel konu, olgun roman tekniği. (3) Tanzimat ikinci kuşağı: bireysel acı, siyasi baskı yılları. Abdülhak Hamit'in eşi Fatma Hanım'ın ölümü üzerine yazdığı Makber (1885) bu kuşağın en tanınmış ölüm şiiridir.
Sık sorulanlar
Tanzimat'ın iki kuşağı arasındaki temel fark nedir?
Birinci kuşak "sanat toplum içindir" diyerek vatan, hürriyet ve adalet gibi konuları işledi; ikinci kuşak siyasi baskı nedeniyle bireysel konulara yöneldi ve "sanat sanat içindir" anlayışını benimsedi.
Tanzimat romanında anlatıcının araya girmesi neden kusur sayılır?
Okura seslenip açıklama yapmak gerçeklik yanılsamasını bozar ve olay akışını keser. Yazar bunu okuru eğitme amacıyla yapmıştır.
Batılı anlamda ilk olgun Türk romanı hangisidir?
Halit Ziya Uşaklıgil'in 1900'de yayımlanan Aşk-ı Memnu adlı romanıdır.