Aynı Fırtına, İki Anlatım
İki öğrenci aynı fırtına gecesini yazmış:
Metin A: "Gece fırtına çıktı. Rüzgâr sert esti. Dalgalar yükseldi. Sabah her yer ıslaktı."
Metin B: "(1) Gece fırtına bir kurt gibi uludu. (2) Rüzgâr pencereleri yumrukladı. (3) Deniz, 'Kaçın!' diye bağırdı. (4) Dalgalar gökyüzüne değdi. (5) O gece hem korktum hem hayran kaldım."
İkisi de aynı bilgiyi veriyor. Ama B'yi okurken fırtınayı duyuyor, görüyorsunuz. Farkı yaratan şey, anlatımı etkili ve akılda kalıcı kılan söz sanatlarıdır. Metin B'deki 5 cümlenin her birinde başka bir sanat var. Tek tek açalım.
Benzetme ve Dört Parçası
(1) numaralı cümle: "Fırtına bir kurt gibi uludu." Burada fırtına, ses bakımından kurda benzetilmiş. Benzetmenin 4 parçası vardır:
Benzeyen: fırtına · Kendisine benzetilen: kurt · Benzetme yönü: ulumak · Benzetme edatı: gibi
Başka bir örnek: "Küçük kızın elleri, yeni açmış bir gül kadar narindi." Benzeyen eller, benzetilen gül, yön narinlik, edat "kadar".
Sık yapılan hata: "gibi" sözcüğünü gördüğü her yerde benzetme aramak. "Kardeşinin gözleri, ablasınınkiler gibi kahverengiydi." cümlesinde sanat yoktur; iki gerçek varlık gerçekten aynı renktedir. Benzetmede güçlü olandan zayıf olana bir özellik aktarılır ve bu aktarım anlatımı süsler. İki kardeşin göz rengi ise yalnızca bir karşılaştırmadır.
Kişileştirme ve Konuşturma
(2) numaralı cümle: "Rüzgâr pencereleri yumrukladı." Yumruklamak insana özgü bir davranıştır; rüzgâra verilmiştir. İnsan dışındaki varlıklara insan özelliği vermeye kişileştirme denir. "Güneş erkenden gözünü açtı.", "Çiçekler bize gülümsedi." de kişileştirmedir.
(3) numaralı cümle: "Deniz, 'Kaçın!' diye bağırdı." Burada deniz konuşuyor. İnsan dışındaki varlıkları konuşturmaya konuşturma denir.
Öğrencilerin en çok karıştırdığı yer: her konuşturmada kişileştirme de vardır, çünkü konuşmak zaten insana özgüdür. Ama her kişileştirmede konuşturma yoktur. "Rüzgâr pencereyi çalıp geçti." cümlesinde kişileştirme var, konuşturma yok. "Rüzgâr, 'Kapını aç.' dedi." cümlesinde ikisi birden var.
Abartma, Karşıtlık ve Ad Aktarması
(4) numaralı cümle: "Dalgalar gökyüzüne değdi." Dalga ne kadar yükselirse yükselsin gökyüzüne değmez. Bir durumu olduğundan çok büyük ya da çok küçük göstermeye abartma denir. "Bütün gölü bir yudumda içti.", "Gözyaşları sel oldu." de abartmadır.
(5) numaralı cümle: "Hem korktum hem hayran kaldım." Birbirine zıt iki duygu yan yana getirilmiş. Buna karşıtlık (tezat) denir. "Sınav sonucunu görünce hem güldü hem ağladı." cümlesi de aynı sanatı taşır.
Metin B'de olmayan ama sınavda sık sorulan bir sanat daha var: ad aktarması. "Bu yıl okulumuz şiir yarışmasını kazandı." Yarışmayı binanın kendisi kazanmadı; okulun öğrencileri kazandı. Bir sözcüğü, ilgili olduğu başka bir kavramın yerine kullanmaya ad aktarması denir. "Bütün salon ayağa kalktı." (salondaki insanlar) de bir örnektir.
Daha Zor Bir Örnek: Bir Dörtlükte Birden Fazla Sanat
Sınavda sanatlar çoğu zaman tek cümlede değil, bir şiirin içinde sorulur ve bir dizede birden fazla sanat bulunabilir. Şu özgün dörtlüğe bakalım:
(1) Sabah, kapımı çaldı usulca,
(2) Güneş bir altın top gibi yuvarlandı,
(3) Kuşlar "Uyan!" diye seslendi bana,
(4) Bir damla çiy bütün bahçeyi suladı.
(1) numaralı dizede sabah, kapı çalan bir insan gibi davranıyor: kişileştirme. (2) numarada güneş, altın bir topa benzetilmiş; edat "gibi": benzetme. (3) numarada kuşlar konuşuyor: konuşturma, dolayısıyla kişileştirme de. (4) numarada tek damlanın koca bahçeyi sulaması gerçekte olamaz: abartma.
Yöntem şu: her dizeyi ayrı ayrı "gerçekte böyle olabilir mi?" sorusuyla okuyun. Olamıyorsa bir sanat vardır; sonra hangi sanat olduğunu yukarıdaki anahtar ifadelerle bulun. Şairin bu sanatlara neden başvurduğu da sorulabilir: anlatımı canlı, etkili ve akılda kalıcı kılmak için.
Kendi Kendinize: Beş Cümle, Beş Sanat
Aşağıdaki cümlelerde hangi sanatlar var?
(1) "Yıldızlar gökte gülümsüyordu."
(2) "Cesareti bir aslanınki kadardı."
(3) "Öyle yoruldum ki 100 yıl uyuyabilirim."
(4) "Kitap raftan bana 'Beni de oku.' diye seslendi."
(5) "Bütün mahalle maçı izlemeye çıktı."
Cevaplar: (1) kişileştirme, (2) benzetme, (3) abartma, (4) konuşturma (ve kişileştirme), (5) ad aktarması (mahalle değil, mahallede yaşayanlar).
Sınav ipucu: soruda "insana özgü bir özellik" ifadesi geçiyorsa kişileştirme, "olduğundan büyük" geçiyorsa abartma, "ilgili başka bir kavram" geçiyorsa ad aktarması aranıyordur. Önce anahtar ifadeyi bulun, sonra cümlelere dönün.
Sık sorulanlar
"Gibi" geçen her cümlede benzetme var mıdır?
Hayır. İki varlık gerçekten aynı özelliği taşıyorsa ("Gözleri ablasınınkiler gibi kahverengiydi.") bu bir karşılaştırmadır, söz sanatı değildir.
Konuşturma ile kişileştirme arasındaki ilişki nedir?
Her konuşturmada kişileştirme de vardır, çünkü konuşmak insana özgüdür. Ama her kişileştirmede konuşturma yoktur.
Ad aktarması nedir?
Bir sözcüğü ilgili olduğu başka bir kavramın yerine kullanmaktır. "Okulumuz kazandı." cümlesinde okul, okulun öğrencileri yerine kullanılmıştır.