Akıl ve İnanç
11. Sınıf Felsefe Akıl ve İnanç Testi
Akıl, gönül ve inanç kavramları, akıl-inanç ilişkisine dair yaklaşımlar, iman ve bilgi ayrımı, tasavvufta gönül bilgisi, hoşgörü ve birlikte yaşama. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.
Bölüm
Akıl ve İnanç
Soru / Süre
21 soru / süre yok
Seviye
Orta
Güncelleme
28 Ağustos 2026
Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin
Bu testten bir örnek
Kartlarda bir yetinin işlevleri verilmiştir. Bu işlevleri yerine getiren yeti hangisidir?
+10 puan
soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?
Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?
Yarıyı geçtin!
doğrun var. Üye olursan bu testin puanı hanene yazılır, rozet ve rütbe kazanırsın.
Cevapların kaybolmaz — üye olunca test kaldığın yerden devam eder.
Testteki 21 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
-
1. Kartlarda bir yetinin işlevleri verilmiştir. Bu işlevleri yerine getiren yeti hangisidir?
- A) Bellek
- B) Akıl
- C) Hayal gücü
- D) Duyu
- E) Alışkanlık
Doğru cevap: B — Kavram oluşturma, çıkarım yapma ve yargıları sınama aklın işlevleridir.
- Kartlardaki işlevler: kavram oluşturmak, çıkarım yapmak ve yargıları sınamak.
- Kavram oluşturmak tekil şeylerden genel olanı soyutlamaktır; çıkarım yapmak öncüllerden sonuç türetmek, sınamak ise bir yargının gerekçesini denetlemektir. Üçü de düşünme işlemleridir.
- Bu işlemleri yerine getiren yeti akıldır.
- Denetleyelim: bellek saklar, duyu algılar, hayal gücü imge kurar; çıkarım yapıp yargı sınayan yalnızca akıl ✓.
-
2. Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tasavvuf geleneği düşünüldüğünde boş bölüme en uygun ifade hangisidir?
- A) Deney ve gözlemle
- B) Ölçüm ve tartımla
- C) Doğrudan kavrayış ve iç deneyimle
- D) İstatistikle
- E) Anket yoluyla
Doğru cevap: C — Tasavvuf geleneğinde gönül, kavramsal çıkarımla değil doğrudan kavrayış ve iç deneyimle bilgiye ulaşır.
- Tablo bilgiye ulaşma biçimlerini karşılaştırıyor: akıl kavram ve çıkarım yoluyla, adım adım ilerler.
- Tasavvuf geleneğinde gönül (kalp), kavramsal akıl yürütmeden farklı bir bilme yoludur: arınma ve iç deneyim yoluyla doğrudan bir kavrayışa (keşf) ulaşılır.
- Buna göre boşluğa "doğrudan kavrayış ve iç deneyimle" gelir.
- Denetleyelim: akıl → dolaylı ve adım adım, gönül → doğrudan ve içten ✓; iki satır birbirinden ayrılıyor.
-
3. Kartlarda akıl-iman ilişkisine dair üç yaklaşım numaralandırılmıştır. İki alanın kendi ölçütleriyle işlediğini, birinin öteki üzerinde ölçüt olamayacağını savunan yaklaşım kaç numaralıdır?
- A) II
- B) I
- C) III
- D) I ve III
- E) Hiçbiri
Doğru cevap: A — Akıl ile imanın ayrı ölçütlerle işlediğini ve birinin ötekine ölçüt olamayacağını savunan, II numaralı "ayrı alanlar" yaklaşımıdır.
- Soru, iki alanın kendi ölçütleriyle işlediğini ve birinin ötekine ölçüt olamayacağını savunan yaklaşımı istiyor.
- I numaralı kart ("Akıl imanı destekler") iki alanı birbirine bağlıyor; akıl imana dayanak oluyor, yani biri ötekine ölçüt sağlıyor.
- III numaralı kart ("İman akıldan üstündür") bir üstünlük sıralaması kuruyor; yine biri ötekinin üstüne yerleşiyor. II numaralı kart ("Akıl ve iman ayrı alanlardır") ise iki alanı birbirinden ayırıyor.
- Denetleyelim: ayrı alanlar → ayrı ölçütler → biri ötekini yargılayamaz ✓; tanım yalnızca II ile örtüşüyor.
-
4. Tabloda iki kavram karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre bir kişinin imanını bilimsel bir kanıt gibi sunmasının sorunu hangisidir?
- A) Kanıtın çokluğu
- B) İmanın gereksizliği
- C) Bilginin yanlışlığı
- D) İki alanın ölçütlerini birbirine karıştırması
- E) Tablonun eksikliği
Doğru cevap: D — İmanı bilimsel kanıt gibi sunmak, dayanakları farklı iki alanın ölçütlerini birbirine karıştırmaktır.
- Tablo bilgi ile imanı iki ölçütle karşılaştırıyor: bilginin dayanağı gerekçe ve sınamadır, imanın dayanağı benimseme ve bağlanmadır.
- Kesinlik satırında da ayrılıyorlar: bilgi yeni kanıtla düzeltilebilir, iman ise kişi için bağlayıcıdır.
- İmanı bilimsel kanıt gibi sunmak, benimseme ve bağlanmaya dayanan bir kabulü sınama ölçütüyle işleyen alana taşımaktır; sorun, iki alanın ölçütlerini birbirine karıştırmaktır.
- Denetleyelim: seçenek tablodaki iki sütunun ayrı ölçütlerle işlediğini koruyor ✓; imanın değerini ya da bilginin doğruluğunu yargılamıyor.
-
5. Yukarıdaki akıl yürütmeye yöneltilebilecek en uygun eleştiri hangisidir?
- A) Terimlerin çokluğu
- B) Öncülün yanlış olması
- C) Sonucun uzunluğu
- D) Öncül sayısının azlığı
- E) Sınırlı olmak ile güvenilmez olmanın aynı şey sayılamayacağı
Doğru cevap: E — Aklın her soruyu yanıtlayamaması onu sınırlı kılar ama güvenilmez kılmaz; sınırlılık ile güvenilmezlik aynı şey değildir.
- Öncül: "Akıl her soruyu yanıtlayamaz." Bu, aklın sınırlı olduğunu söylüyor.
- Sonuç: "Akıl güvenilmez bir yetidir." Bu ise aklın kendi alanında da yanıltıcı olduğunu iddia ediyor.
- Sınırlı olmak ile güvenilmez olmak farklıdır: bir termometre ağırlık ölçemez ama sıcaklığı güvenilir biçimde ölçer. Öncülden sonuca geçiş bu farkı atlıyor.
- Denetleyelim: öncül doğru kabul edilse bile sonuç zorunlu olarak çıkmıyor ✓; hata öncülde değil, yapılan geçiştedir.
-
6. Kartlarda farklı inanma biçimleri verilmiştir. Bu kartların gösterdiği temel gerçek hangisidir?
- A) İnancın gereksizliği
- B) İnanmanın yalnızca dinî alana özgü olmadığı
- C) Güvenin ölçülebilirliği
- D) Bilginin yokluğu
- E) Kartların ilgisizliği
Doğru cevap: B — Doğaya, kişilere ve dine ilişkin kabuller birlikte, inanmanın yalnızca dinî alana özgü olmadığını gösterir.
- Kartlarda üç inanma biçimi var: yarın güneşin doğacağına inanmak, bir arkadaşa güvenmek, dinî bir kabulü benimsemek.
- Birincisi doğa olaylarına ilişkin bir beklenti, ikincisi kişiler arası güven, üçüncüsü dinî bir kabuldür; yalnızca biri dinî alana aittir.
- İlk ikisi de kanıtla tam olarak temellendirilmeden benimsenen kabullerdir; öyleyse inanma yalnızca dinî alana özgü değildir, gündelik hayatın da parçasıdır.
- Denetleyelim: üç kartın ortak paydası "inanmak", alanları ise farklı ✓.
-
7. Bilimsel çalışmanın da başkalarının ölçüm ve raporlarına güvenmeyi gerektirmesi neyi gösterir?
- A) Ölçümün gereksizliğini
- B) Bilimin güvenilmez olduğunu
- C) Bilgi üretiminin tümüyle kişisel doğrulamaya indirgenemeyeceğini
- D) Raporların yanlışlığını
- E) Güvenin yasak olduğunu
Doğru cevap: C — Bilimin başkalarının ölçümlerine güvenmesi, bilgi üretiminin tümüyle kişisel doğrulamaya indirgenemeyeceğini gösterir.
- Bilimsel bir çalışma, başka araştırmacıların ölçümlerine, raporlarına ve verilerine dayanarak ilerler.
- Hiçbir araştırmacı kendinden önceki bütün deneyleri kendisi yineleyemez; bu imkânsız olurdu.
- Bilim, yöntemleri açık ve denetlenebilir olduğu için bu güveni haklı kılar; demek ki bilgi üretimi tümüyle kişisel doğrulamaya indirgenemez, denetlenebilir bir güven ağı içinde yürür.
- Denetleyelim: güven körü körüne değil; isteyen ölçümü tekrarlayabilir ✓. Bilimi güvenilir kılan da bu denetlenebilirliktir.
-
8. Yukarıdaki görüşün bilgi anlayışına kattığı boyut hangisidir?
- A) Aklın reddedilmesi
- B) Bilginin imkânsızlığı
- C) Öğrenmenin gereksizliği
- D) Kişinin kendi üzerinde çalışmasını bir bilgi yolu sayması
- E) Deneyin yeterliliği
Doğru cevap: D — Görüş, dış öğrenmenin yanına kişinin kendi üzerinde çalışmasını da bir bilgi yolu olarak ekler.
- Görüşün iki parçası var: bilgi yalnızca dışarıdan öğrenilmez; kişinin kendini tanıması ve arındırması da bir bilgi yoludur.
- Görüş dış öğrenmeyi reddetmiyor, yanına bir yol daha ekliyor: kişinin kendi üzerinde çalışması. Tasavvuftaki nefsi arındırma ya da Sokrates’in "Kendini bil." öğüdü bu yönelime örnektir.
- Bilgi anlayışına kattığı boyut, kişinin kendi üzerinde çalışmasını bir bilgi yolu saymasıdır.
- Denetleyelim: "yalnızca dışarıdan öğrenilmez" ifadesindeki "yalnızca" dış öğrenmeyi koruyor ✓; eklenen şey içe dönük yoldur.
-
9. Yukarıdaki akıl yürütmenin hoşgörüye getirdiği temellendirme hangisidir?
- A) Farklılığın yokluğu
- B) Bütün görüşlerin doğru olması
- C) Tartışmanın gereksizliği
- D) Görüşlerin ölçülemezliği
- E) Bilgideki sınırlılığın karşılıklı saygıyı gerektirmesi
Doğru cevap: E — Argüman, hoşgörüyü "her görüş doğrudur" savına değil; kimsenin mutlak bilgiye sahip olduğunu kanıtlayamamasına dayandırır.
- Öncüller bilgideki sınırlılığa işaret ediyor.
- Bu sınırlılık herkes için geçerli.
- Bu yüzden karşılıklı saygı gerekir.
-
10. Hoşgörünün "bütün görüşler eşit derecede doğrudur" biçiminde anlaşılmasının sorunu hangisidir?
- A) Yanlış olduğu gösterilebilen görüşleri de doğru saymayı gerektirmesi
- B) Saygıyı engellemesi
- C) Tartışmayı başlatması
- D) Farklılığı azaltması
- E) Bilgiyi artırması
Doğru cevap: A — Hoşgörüyü "bütün görüşler eşit derecede doğrudur" diye anlamak, yanlış olduğu gösterilebilen görüşleri de doğru saymayı gerektirir.
- Hoşgörü, kişinin görüşünü dile getirme hakkına ve görüş sahibinin kendisine saygıyı gerektirir.
- Bir görüşün doğru olup olmadığı ise ayrı bir sorudur; gerekçe ve kanıtla değerlendirilir.
- Hoşgörü "bütün görüşler eşit derecede doğrudur" diye anlaşılırsa yanlışlığı gösterilmiş savları da doğru saymak gerekir; örneğin Dünya’nın düz olduğu savı da doğru kabul edilirdi. Sorun budur.
- Denetleyelim: saygı kişiye ✓, doğruluk değerlendirmesi sava ✓; iki şey ayrı tutulunca hem hoşgörü hem doğruluk arayışı korunuyor.
-
11. Tabloda iki yaklaşım karşılaştırılmıştır. İkinci yaklaşıma yöneltilebilecek en uygun eleştiri hangisidir?
- A) Aklı kullanması
- B) Farklı ve çelişik inançlar arasında bir tartışma zemini bırakmaması
- C) Gerekçe araması
- D) İmanı reddetmesi
- E) Kanıt sunması
Doğru cevap: B — İmanı akıl yürütmeye tamamen kapatan yaklaşım, çelişik inançlar arasında ortak bir tartışma zemini bırakmaz.
- Tablodaki ikinci yaklaşım imanın akıl yürütmeye dayandırılamayacağını savunuyor; iman gerekçe gerektirmeyen bir bağlanma sayılıyor.
- Akıl yürütme ise farklı insanların ortak olarak kullanabileceği bir ölçüttür: gerekçeler herkes tarafından tartılabilir.
- İman akıl yürütmeye tamamen kapatılırsa birbiriyle çelişen inançlar arasında karşılaştırma ve tartışma yapılacak ortak bir zemin kalmaz; eleştiri buna yöneliktir.
- Denetleyelim: eleştiri, yaklaşımın kendi savından (akıl dışarıda) çıkan sonucu hedefliyor ✓.
-
12. İmanı yalnızca akıl yürütmeye dayandırmayı savunan yaklaşıma yöneltilebilecek eleştiri hangisidir?
- A) Kanıtın bulunamayacağı
- B) Aklın kullanılamayacağı
- C) Kanıtın gücü değiştikçe imanın da değişmesi gerekeceği
- D) İmanın gereksizliği
- E) Tartışmanın imkânsızlığı
Doğru cevap: C — İman yalnızca kanıta dayandırılırsa, kanıtın gücü değiştikçe imanın da değişmesi gerekir.
- Eleştirilen yaklaşım imanı yalnızca akıl yürütmeye ve kanıta dayandırıyor.
- Kanıtlar zamanla değişebilir: yeni bir itiraz bir kanıtı zayıflatabilir, yeni bir bulgu onu güçlendirebilir.
- İman tümüyle kanıta bağlıysa kanıtın gücü değiştikçe imanın da değişmesi gerekir; bu, imanın bağlanma ve süreklilik niteliğiyle gerilim doğurur.
- Denetleyelim: eleştiri, yaklaşımın kendi varsayımından (iman = kanıta dayalı kabul) çıkan sonucu gösteriyor ✓.
-
13. Tabloda ilişki modelleri verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenekle tamamlanır?
- A) Biri ötekini yasaklar
- B) İkisi de gereksizdir
- C) İkisi aynıdır
- D) Ortak konularda karşılıklı olarak birbirinden yararlanabilir
- E) İkisi de ölçülemez
Doğru cevap: D — Diyalog modeline göre bilim ve din ortak konularda karşılıklı olarak birbirinden yararlanabilir.
- Tablo bilim-din ilişkisi modellerini veriyor: çatışma modelinde biri ötekini geçersiz kılar.
- Bağımsızlık modelinde iki alan farklı sorulara yanıt verir ve birbirine karışmaz.
- Diyalog modeli bu iki ucun arasında yer alır: alanlar ayrı kalsa da evrenin kökeni, insanın doğası ya da etik gibi ortak ilgi konularında birbirinden yararlanabilir. Boşluğa bu gelir.
- Denetleyelim: çatışma → dışlama, bağımsızlık → ayrılık, diyalog → karşılıklı katkı ✓; üç model üç ayrı ilişki biçimi.
-
14. Yukarıdaki tutumun felsefi açıdan değeri hangisidir?
- A) Karşılaştırmayı engellemesi
- B) İnancı ortadan kaldırması
- C) Soruyu geçersiz kılması
- D) Kaynakları gereksiz kılması
- E) İnancı gerekçeleriyle tanıyıp temellendirme imkânı vermesi
Doğru cevap: E — Soruya kaynak okuyarak ve görüşleri karşılaştırarak yaklaşmak, kişiye inancını gerekçeleriyle tanıma ve temellendirme imkânı verir.
- Öğrencinin tutumu: inancıyla ilgili bir soruyla karşılaşınca kaçmıyor; kaynak okuyor ve farklı görüşleri karşılaştırıyor.
- Bu tutum inancı ortadan kaldırmayı değil anlamayı hedefliyor; öğrenci neye neden inandığını gerekçeleriyle görmeye başlıyor.
- Felsefi değeri, inancı gerekçeleriyle tanıma ve temellendirme imkânı vermesidir; sorgulanmadan devralınmış bir kabul, gerekçeleri bilinen bir konuma dönüşür.
- Denetleyelim: tutum inancı ne yok ediyor ne dokunulmaz sayıyor; onu düşünme alanına taşıyor ✓.
-
15. Hem inanç hem bilgi alanında dogmatik tutumun ortak sakıncası hangisidir?
- A) Karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engellemesi
- B) Görüş üretilmesini sağlaması
- C) Tartışmayı başlatması
- D) Kaynak okumayı artırması
- E) Kavramları netleştirmesi
Doğru cevap: A — Dogmatik tutum hem bilgi hem inanç alanında karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engeller.
- Dogmatik tutum, bir görüşü sorgulanamaz ve kesin doğru sayıp tartışmaya kapatmaktır.
- Bilgi alanında bu, yeni kanıtın eski kuramı düzeltmesini engeller; inanç alanında ise farklı gerekçelerin dinlenmesini ve kişinin kendi konumunu anlamasını engeller.
- İki alandaki ortak sakınca, karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engellemesidir; bu da düzeltme ve gelişme imkânını ortadan kaldırır.
- Denetleyelim: seçenek iki alan için de geçerli ✓; soru "ortak" sakıncayı istiyordu.
-
16. Kartlarda üç kavram numaralandırılmıştır. "Kavramlarla çıkarım yaparak sonuca ulaşma yetisi" anlamına gelen kavram kaç numaralıdır?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) I ve II
- E) II ve III
Doğru cevap: A — Kavramlarla çıkarım yaparak sonuca ulaşma yetisi akıldır; kartlarda I numarayla verilmiştir.
- Tanımın anahtar sözcükleri: kavramlar, çıkarım yapma, sonuca ulaşma.
- I numaralı kavram akıldır: kavram oluşturur, öncüllerden çıkarım yaparak sonuca ulaşır.
- II numaralı gönül doğrudan kavrayış ve iç deneyimle; III numaralı inanç ise bir kabulü benimseme ve ona bağlanmayla ilgilidir. Tanım yalnızca I ile örtüşür.
- Denetleyelim: "kavramlarla çıkarım" = akıl ✓; gönül ve inanç çıkarım yoluyla işlemez.
-
17. Şemada birlikte yaşamanın basamakları verilmiştir. Şemaya göre ortak kuralın işlevi hangisidir?
- A) Farklılıkları yok etmek
- B) Farklılıkları ortadan kaldırmadan bir arada yaşamayı mümkün kılmak
- C) Kuralları kaldırmak
- D) Tartışmayı yasaklamak
- E) Görüşleri birleştirmek
Doğru cevap: B — Ortak kural, farklılıkları ortadan kaldırmadan bir arada yaşamayı mümkün kılar.
- Şemanın basamakları: farklılık kabul edilir → ortak kural benimsenir → birlikte yaşama sürdürülür.
- Ortak kural farklılığın kabulünden SONRA geliyor; yani farklılıkları kaldırmak için değil, onlar var olmaya devam ederken konuluyor.
- Kuralın işlevi, farklı görüş ve inançtaki insanların aynı çerçeve içinde barış içinde yaşamasını sağlamaktır: farklılıkları ortadan kaldırmadan bir arada yaşamayı mümkün kılmak.
- Denetleyelim: şemanın ilk basamağı (farklılığın kabulü) korunuyor, son basamağa (birlikte yaşama) ulaşılıyor ✓.
-
18. Tabloda iki kişinin inancını edinme biçimi karşılaştırılmıştır. İkinci kişinin konumunun üstünlüğü hangisidir?
- A) Daha az okuması
- B) Daha hızlı karar vermesi
- C) Konumunun gerekçelerini bilmesi ve itiraz karşısında dayanak gösterebilmesi
- D) Tartışmadan kaçınması
- E) Çevresine uyması
Doğru cevap: C — İnancını kaynakları inceleyerek edinen kişi, konumunun gerekçelerini bilir ve itiraz karşısında dayanak gösterebilir.
- Tablodaki birinci kişi inancını çevresinden devralmış ve sorgulamamış; ikinci kişi kaynakları inceleyerek benimsemiş.
- İki kişi aynı inancı taşıyor olabilir; aralarındaki fark inancın içeriğinde değil, edinme biçimindedir.
- Kaynakları inceleyen kişi konumunun gerekçelerini bilir ve bir itirazla karşılaştığında dayanak gösterebilir; devralınmış konum bu imkândan yoksundur. Üstünlük budur.
- Denetleyelim: fark "neye" inanıldığında değil, "neden" inanıldığının bilinmesinde ✓.
-
19. Yukarıdaki akıl yürütmede yapılan hata hangisidir?
- A) Öncül sayısının azlığı
- B) Öncülün yanlış olması
- C) Sonucun kısalığı
- D) Şimdiye kadar bilinmemesinden hiç bilinemeyeceği sonucunu çıkarmak
- E) Terimlerin tanımsızlığı
Doğru cevap: D — Bir sorunun şimdiye kadar yanıtlanmamış olmasından hiç yanıtlanamayacağı sonucu çıkarılamaz.
- Öncül: bilim bu soruyu şu ana kadar yanıtlayamadı; bu, bugünkü durumu bildiriyor.
- Sonuç: bu sorunun bilimsel bir yanıtı yoktur; bu ise ilkesel bir imkânsızlık, yani hiçbir zaman yanıtlanamayacağı iddiası.
- Şimdiye kadar bilinmemesinden hiç bilinemeyeceği sonucunu çıkarmak bir akıl yürütme hatasıdır. Auguste Comte yıldızların neyden oluştuğunun asla bilinemeyeceğini yazmıştı; birkaç on yıl sonra tayf incelemesi bunu ortaya koydu.
- Denetleyelim: öncül doğru olsa bile sonuç zorunlu olarak çıkmıyor ✓; hata "henüz" ile "asla" arasındaki geçiştedir.
-
20. Akıl-inanç ilişkisi üzerine düşünmenin farklı inançlardan insanların bir arada yaşadığı toplumlarda sağladığı katkı hangisidir?
- A) Soruları bastırması
- B) Farklılıkları ortadan kaldırması
- C) İnançları birleştirmesi
- D) Tartışmayı yasaklaması
- E) Tartışmayı gerekçe zemininde tutarak karşılıklı anlayışı kolaylaştırması
Doğru cevap: E — Akıl-inanç ilişkisi üzerine düşünmek, tartışmayı gerekçe zemininde tutarak farklı inançlardan insanlar arasında anlayışı kolaylaştırır.
- Farklı inançlardan insanların bir arada yaşadığı toplumlarda inanç tartışmaları kolayca kişisel suçlamaya ya da çatışmaya dönüşebilir.
- Akıl-inanç ilişkisi üzerine düşünmek kavramları netleştirir ve tartışmayı gerekçeler üzerinden yürütmeyi öğretir: "Neye inanıyorsun?" sorusunun yanına "Hangi gerekçeyle?" sorusu eklenir.
- Gerekçe zemininde yürüyen tartışma karşı tarafı anlamaya imkân verir; katkı, tartışmayı bu zeminde tutarak karşılıklı anlayışı kolaylaştırmasıdır.
- Denetleyelim: seçenek farklılıkları korurken iletişimi mümkün kılıyor ✓; bir arada yaşamanın ihtiyacı da tam olarak bu.
-
21. Kartlarda bu ünitede işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A) Akıl ve inanç; ölçütleri farklı olsa da birbirini dışlamadan ele alınabilecek iki alandır.
- B) Akıl ve inanç aynıdır.
- C) Biri ötekini geçersiz kılar.
- D) İnanma yalnızca dinî alandadır.
- E) Hoşgörü gerekçesizdir.
Doğru cevap: A — Kartlar birlikte, akıl ve inancın ölçütleri farklı olsa da birbirini dışlamadan ele alınabilecek iki alan olduğunu gösterir.
- Kartlar ünitenin üç düşüncesini veriyor: akıl ve inanç farklı ölçütlere dayanır; inanma dinî alana özgü değildir; hoşgörü, insan bilgisinin sınırlılığından doğar.
- En kapsayıcı sonuç üç kartı birlikte içermeli ve hiçbiriyle çelişmemelidir; özellikle ölçüt farkını kabul edip iki alanı birbirine düşman saymamalıdır.
- "Akıl ve inanç; ölçütleri farklı olsa da birbirini dışlamadan ele alınabilecek iki alandır." yargısı ölçüt farkını koruyor; inanmanın gündelik hayattaki yerini ve hoşgörünün gerekçesini de bu bir aradalığa bağlıyor.
- Denetleyelim: ölçüt farkı ✓, birbirini dışlamama ✓; öteki seçenekler kartlardan en az biriyle çelişiyor.
Bu testin konusundaki MEB kazanımları
Öğretim programından — bu konuda neyin ölçüldüğünü gösterir.
- FEL.11.3.1 Akıl-inanç ilişkisiyle ilgili felsefi soru ve problemleri anlayabilme
- FEL.11.3.2 Akıl-inanç ilişkisiyle ilgili felsefi düşünce ortaya koyabilme
Öğretmen misiniz?
Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.