Sözlükte "Ağız" Maddesini Açınca
Bir sözlükte "ağız" sözcüğünün karşısında numaralı anlamlar sıralanır. Dördünü seçelim:
(1) Yüzde, yemek yemeye ve konuşmaya yarayan organ: "Ağzını açıp dişlerini gösterdi."
(2) Bir şeyin açık olan ucu, girişi: "Şişenin ağzını sıkıca kapat.", "Sokağın ağzında
bekliyorum."
(3) Söyleyiş, konuşma biçimi: "Ağzı bozuk biri değildir."
(4) Bir bölgenin kendine özgü konuşma biçimi (dil bilgisi terimi): "Rize ağzı"
Sözlük 1 numarayı ilk sıraya koyar, çünkü sözcüğün akla ilk gelen anlamı odur. Bu anlama gerçek (temel) anlam denir. Öteki üç anlam oradan türemiştir; ama her biri ayrı bir yoldan.
Yan Anlam ile Mecaz Nasıl Ayrılır?
Öğrencilerin en çok karıştırdığı iki kavram bunlar.
Yan anlam, gerçek anlamla bir benzerlik taşır ve hâlâ somut bir şeyi gösterir. Şişenin ağzı da insanın ağzı gibi bir açıklıktır; elinizle dokunabilirsiniz. "Masanın ayağı", "kapının kolu", "dağın eteği" de yan anlamdır.
Mecaz anlam, gerçek anlamdan tamamen uzaklaşır. "Ağzı bozuk" sözünde bozuk bir organ yoktur; kaba konuşan bir insan vardır. "Ağır bir söz", "soğuk bir karşılama" da mecazdır: sözü tartamaz, karşılamanın sıcaklığını ölçemezsiniz.
Kısa test: Anlatılan şeyi fotoğrafla gösterebilir misiniz? Şişenin ağzının fotoğrafı çekilir, bu yan anlamdır. Kaba konuşmanın fotoğrafı çekilmez, bu mecazdır.
Terim anlam ise bir bilim, sanat ya da meslek dalına özgüdür. Sözlükteki 4 numaralı "ağız" dil biliminin terimidir. Matematikteki "kenar", müzikteki "perde", sporda "ofsayt" da terimdir.
Genelden Özele Bir Merdiven
Okul kütüphanesinin sınıflandırma şeması şöyle olsun:
(1) yayın → (2) kitap → (3) roman → (4) tarihî roman
Her basamak bir öncekinin içindedir. Her tarihî roman bir romandır, her roman bir kitaptır, ama her kitap roman değildir. Bu sıralamada yukarıdaki sözcük genel, aşağıdaki özel anlamlıdır. Aynı merdiveni başka bir alanda kurun: taşıt → kara taşıtı → otomobil. Mini soru: "meyve, çilek, yiyecek" sözcüklerini genelden özele nasıl sıralarsınız? Cevap: yiyecek → meyve → çilek.
Ölçülebilen ve Ölçülemeyen: Nicel ve Nitel
"Alt rafa 12 kalın kitap yerleştirdik." cümlesinde "kalın" sözcüğü cetvelle ölçülebilir; kitabın kalınlığı 4 santimetre olabilir. Ölçülebilen, sayılabilen özellik bildiren sözcüklere nicel anlamlı denir: kalın, ağır, uzun, 3 kilo.
"Hat sanatını anlatan güzel bir sunum izledik." cümlesindeki "güzel" ise ölçülemez; birine göre güzel olan başkasına sıradan gelebilir. Bu sözcükler nitel anlamlıdır: güzel, sıkıcı, sevimli, etkileyici.
Sözcük Defterinden İki Sütun
Bir öğrencinin sözcük defterinde iki çalışma var. Birincisi eş anlamlılar:
(1) kuşku = şüphe (2) yanıt = cevap (3) anı = hatıra (4) konuk = misafir
Eş anlamlı sözcükler yazılışı farklı, anlamı aynı sözcüklerdir; cümlede birinin yerine öteki konduğunda anlam değişmez. "Azimli-inatçı" çiftinden farkı budur: onlar yakın anlamlıdır, yerlerini değiştirince cümlenin tonu değişir.
İkinci çalışma somut ve soyut sözcükler: kağnı, mürekkep, gölge somut; özgürlük, sabır, merak soyut. Somut sözcük beş duyudan en az biriyle algılanır. Gölgeyi görürüz; sabrı ise ancak birinin davranışından çıkarırız. Burada bir yanılgı daha vardır: elle tutulamayan her şeyi soyut sanmak. Işık da gölge de elle tutulmaz ama gözle görülür; ikisi de somuttur.
Sesi Taklit Eden Sözcükler
Bazı sözcükler doğadaki bir sesi taklit ederek oluşmuştur. Bunlara yansıma sözcük denir:
(1) "Eski kapı gıcırdayarak açıldı."
(2) "Yağmur damlaları çatıda şıpır şıpır ses çıkarıyordu."
(3) "Arılar kovanın çevresinde vızıldıyordu."
Dikkat: her ikileme yansıma değildir. "Yavaş yavaş" bir sesi taklit etmez; yansıma sayılmaz. Ölçüt, sözcüğü söylediğinizde anlattığı sesin kulağınızda canlanıp canlanmadığıdır.
Aynı Davranış, İki Farklı Duygu
İki arkadaş, bir sınavdan sonra aynı çocuğu anlatıyor. Biri "Çok azimli." diyor, öteki "Çok inatçı." Anlatılan davranış aynı: vazgeçmemek. Ama birinci sözcük övüyor, ikincisi yeriyor. Bu sözcükler yakın anlamlıdır ama duygu değerleri farklıdır.
Başka çiftler: tutumlu ve cimri, cesur ve gözü kara, konuşkan ve geveze. Sınavda "Hangi sözcük olumsuz bir tutum bildirir?" diye sorulursa yazarın o kişiyi övüp övmediğine bakın.
Sınav İpucu ve Son Deneme
Çok anlamlılık soruları genelde aynı sözcüğü 4 ayrı cümlede verir. Her şıkta sözcüğün yerine bir eş anlamlı koymayı deneyin; hangi şıkta bambaşka bir sözcük gerekiyorsa o şık farklı anlamdadır.
Deneyin: "Robotik kulübünün yazılım dalı bu yıl yeni üye aldı." Buradaki "dal", ağacın dalı değil; "bölüm, kol" anlamında, yani yan anlamda kullanılmıştır. Ağacın dalı ile kulübün bölümü arasındaki bağ, ana gövdeden ayrılan bir parça olmalarıdır.
Sık sorulanlar
Yan anlam ile mecaz anlam arasındaki fark nedir?
Yan anlam gerçek anlamla benzerlik taşır ve somut bir şeyi gösterir: şişenin ağzı. Mecaz anlam gerçek anlamdan tamamen uzaklaşır: ağzı bozuk.
Nicel anlam ne demek?
Ölçülebilen, sayılabilen bir özellik bildiren anlamdır. "Kalın kitap" nicel, "güzel kitap" nitel anlamlıdır.
Her ikileme yansıma mıdır?
Hayır. Yalnızca bir sesi taklit eden sözcükler yansımadır: şıpır şıpır, vızıldamak. "Yavaş yavaş" yansıma değildir.