11 💭Felsefe

Hayatın Anlamı

📝

11. Sınıf Felsefe Hayatın Anlamı Testi

Varoluş ve kendi olma, kaygı, saçma, ölüm bilinci, yabancılaşma, umutsuzluk ve umut, mutluluk anlayışları, anlamın verilmiş mi kurulmuş mu olduğu tartışması. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.

Bölüm

Hayatın Anlamı

Soru / Süre

21 soru / süre yok

Seviye

Orta

Güncelleme

28 Ağustos 2026

✓ Adım adım çözümlü 🔊 Sesli okuma Üyelik gerekmez

Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin

Bu testten bir örnek

İkinci görüşün insan sorumluluğu bakımından sonucu hangisidir?

soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?

Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?

Kaldığın yerden devam ediyorsun — cevapların duruyor 👍
Testteki 21 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
  1. 1. Tabloda iki görüş karşılaştırılmıştır. İkinci görüşün insan sorumluluğu bakımından sonucu hangisidir?

    • A) Sorumluluğun ortadan kalkması
    • B) Kişinin ne olduğundan tümüyle kendisinin sorumlu olması
    • C) Seçimin imkânsızlığı
    • D) Özün değişmezliği
    • E) Sorumluluğun topluma ait olması

    Doğru cevap: B — Hazır bir öz bulunmadığında kişiyi belirleyen kendi seçimleridir; bu da sorumluluğu bütünüyle kişiye yükler.

    1. Tablodaki iki görüşü karşılaştıralım. Birinciye göre insanın özü baştan bellidir; varoluş yalnız o özü gerçekleştirir.
    2. İkinciye göre ise insan önce var olur; ne olacağını sonradan, seçimleriyle belirler. Yani hazır bir öz yoktur.
    3. Hazır öz yoksa kişiyi belirleyen tek şey kendi seçimleridir. Öyleyse ne olduğundan tümüyle kendisi sorumludur.
    4. Denetleyelim: birinci görüşte sorumluluk paylaşılabilirdi ✓ — "özüm böyleydi" denebilirdi; ikinci görüş bu savunmayı ortadan kaldırıyor.
  2. 2. Yukarıdaki fark ediş, varoluşçu düşüncede hangi kavramla ilişkilidir?

    • A) Tümevarım
    • B) Nedensellik
    • C) Kendi olma (otantiklik) sorunu
    • D) Estetik yargı
    • E) Doğrulama

    Doğru cevap: C — Yaşamını başkalarının beklentisine göre kuran kişinin kendi olmaktan uzaklaşması, otantiklik sorunudur.

    1. Durumda kişinin fark ettiği şeye bakalım: mesleğini, çevresini ve yaşam biçimini yalnızca başkaları öyle beklediği için sürdürüyor.
    2. Yani tercihler kişinin kendisine ait değil; belirleyen şey dışarıdan gelen beklenti.
    3. Varoluşçu düşüncede kişinin kendi seçimleriyle var olması esastır. Bu bağın kopması kendi olma (otantiklik) sorunudur.
    4. Denetleyelim: kişi fark ediyor ✓ — otantiklik sorunu tam da bu fark edişle gündeme geliyor.
  3. 3. Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?

    • A) Belirli bir kişidir
    • B) Belirli bir hayvandır
    • C) Belirli bir hastalıktır
    • D) Belirli bir nesnesi yoktur; varoluşun kendisiyle ilgilidir
    • E) Belirli bir yerdir

    Doğru cevap: D — Korkunun belirli bir nesnesi vardır; kaygı ise belirli bir nesneye bağlanamayan, varoluşun kendisinden doğan bir duygudur.

    1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda o duygunun nesnesi.
    2. Dolu satır: korku → belirli bir tehdit. Korkuda neyden korkulduğu gösterilebilir: bir hayvan, bir sınav, bir hastalık.
    3. Kaygıda ise böyle bir nesne gösterilemez. Kişi tedirgindir ama neden tedirgin olduğunu tek bir şeye bağlayamaz; kaynak varoluşun kendisidir.
    4. Denetleyelim: nesne ortadan kalkınca korku biter, kaygı bitmez ✓ — ayrım tam olarak burada.
  4. 4. Varoluşçu düşüncede kaygının yalnızca olumsuz bir durum sayılmamasının gerekçesi hangisidir?

    • A) Belirsizliği bitirmesi
    • B) Kişiyi hareketsiz bırakması
    • C) Seçimi ortadan kaldırması
    • D) Sorumluluğu azaltması
    • E) Kişiyi kendi seçimleriyle yüzleşmeye çağırması

    Doğru cevap: E — Kaygı, kişiye hayatının hazır verilmediğini ve seçim yapmak zorunda olduğunu duyurarak yüzleşmeye çağırır.

    1. Kaygının kaynağını hatırlayalım: belirli bir nesne değil, varoluşun kendisi ve önündeki belirsizlik.
    2. Belirsizlik demek, önümüzde birden çok yol bulunması ve hangisinin seçileceğinin bize bırakılmış olması demektir.
    3. Bu yüzden kaygı yalnız rahatsız edici bir duygu değildir; kişiye seçim yapmak zorunda olduğunu ve seçimlerinin sorumluluğunu taşıdığını duyurur.
    4. Denetleyelim: kaygıdan tümüyle kaçmak, seçimden de kaçmak olurdu ✓ — bu yüzden kaygı yüzleşmeye çağıran bir işaret sayılıyor.
  5. 5. Yukarıdaki akıl yürütmede tanımlanan gerilim hangi kavramla adlandırılır?

    • A) Saçma (absürt)
    • B) Yabancılaşma
    • C) Katharsis
    • D) Determinizm
    • E) Tümevarım

    Doğru cevap: A — İnsanın anlam arayışı ile evrenin bu arayışa yanıt vermemesi arasındaki gerilime saçma denir.

    1. Akıl yürütmenin iki öncülünü ayıralım. Birincisi insana ait: hayatın anlamını arıyor.
    2. İkincisi evrene ait: bu arayışa hazır bir yanıt sunmuyor.
    3. İki durum aynı anda doğru olduğunda ortaya bir gerilim çıkıyor: karşılığı olmayan bir arayış. Bu gerilime saçma (absürt) denir.
    4. Denetleyelim: saçma tek başına insanda ya da evrende değil ✓ — ikisinin KARŞILAŞMASINDA doğuyor.
  6. 6. Kartlarda saçma karşısındaki üç tutum numaralandırılmıştır. Bu tutumlardan hangisi, gerilimi ortadan kaldırmadan yaşamayı seçen tutumdur?

    • A) III
    • B) I
    • C) II
    • D) I ve II
    • E) Hiçbiri

    Doğru cevap: A — Üçüncü tutum gerilimi ne inkâr eder ne de ondan kaçar; onu kabul ederek yaşamayı sürdürür.

    1. Kartlardaki üç tutumu gerilim karşısındaki konumlarına göre ayıralım.
    2. I. vazgeçmek: gerilim ortadan kalkar ama yaşam da sürdürülmez. II. hazır bir yanıta sığınmak: gerilim örtülür, yüzleşilmez.
    3. III. gerilimi kabullenip yaşamayı sürdürmek: gerilim duruyor ama kişi ondan kaçmadan yaşamaya devam ediyor. Aranan tutum bu.
    4. Denetleyelim: soru gerilimi ORTADAN KALDIRMADAN yaşamayı seçen tutumu istiyor ✓ — ilk iki tutum gerilimi bir biçimde ortadan kaldırıyor.
  7. 7. Yukarıdaki durum, ölüm bilincinin hayata etkisi bakımından neyi örneklendirir?

    • A) Ölümün hiç düşünülmemesi gerektiğini
    • B) Sonluluğun fark edilmesinin öncelikleri yeniden düzenleyebilmesini
    • C) Zamanın sınırsız olduğunu
    • D) Önceliklerin değişmezliğini
    • E) Hastalığın anlamsızlığını

    Doğru cevap: B — Sonluluğun somut biçimde fark edilmesi, kişinin zamanını neye ayırdığını sorgulamasına ve öncelikleri değiştirmesine yol açabilir.

    1. Durumdaki sırayı izleyelim: kişi ağır bir hastalık geçiriyor, iyileşiyor ve ardından zamanını nasıl kullandığını gözden geçiriyor.
    2. Hastalık soyut bir bilgiyi somut bir deneyime çeviriyor: herkes ölümlüdür bilgisi, "benim de zamanım sınırlı" farkındalığına dönüşüyor.
    3. Sınırlı olduğu fark edilen şey daha dikkatli kullanılır. Bu yüzden kişi zamanını gözden geçiriyor ve öncelikleri yeniden düzenleniyor.
    4. Denetleyelim: sorgulama iyileştikten SONRA başlıyor ✓ — etkiyi yaratan şey hastalığın kendisi değil, sonluluğun fark edilmesi.
  8. 8. Yukarıdaki durum hangi kavramla adlandırılır?

    • A) Otantiklik
    • B) Katharsis
    • C) Yabancılaşma
    • D) Tümevarım
    • E) Saçma

    Doğru cevap: C — Kişinin emeğine, ürününe ve süreçle bağına uzaklaşmasına yabancılaşma denir.

    1. Durumdaki üç ögeye bakalım: işçi ürünün tamamını hiç görmüyor, yalnız bir parçayı yineliyor ve işiyle bağ kuramıyor.
    2. Bütünü görmemek, yapılan işin ne işe yaradığını da görmemek demektir. Yineleme ise emeği kişisel olmaktan çıkarır.
    3. Kişinin kendi emeğine ve ürününe uzaklaşması durumuna yabancılaşma denir.
    4. Denetleyelim: işçi çalışıyor ama emeğiyle kendisi arasında bağ kalmamış ✓ — kavramın anlattığı tam olarak bu kopukluk.
  9. 9. Kartlarda yabancılaşmanın yöneldiği alanlar verilmiştir. Bu kartların gösterdiği temel gerçek hangisidir?

    • A) Doğanın etkisiz olduğu
    • B) Yabancılaşmanın var olmadığı
    • C) Yalnızca emekle ilgili olduğu
    • D) Yabancılaşmanın yalnızca çalışma hayatıyla sınırlı olmadığı
    • E) Kavramın ölçülebilirliği

    Doğru cevap: D — Kavram; emek, kişinin kendisi, başkaları ve doğa ile kurulan ilişkilerin tümünde kullanılabilir.

    1. Kartlardaki dört alanı okuyalım: emeğe, kendine, başkalarına, doğaya.
    2. Yalnız birincisi çalışma hayatıyla ilgili. Öteki üçü çalışma dışındaki ilişkilere ait.
    3. Öyleyse yabancılaşma yalnız iş yaşamına özgü bir kavram değildir; kişinin bütün ilişkilerinde ortaya çıkabilir.
    4. Denetleyelim: kişi kendine bile yabancılaşabilir ✓ — bu, kavramın çalışma hayatını aştığının en açık göstergesi.
  10. 10. Tabloda iki mutluluk anlayışı karşılaştırılmıştır. Birinci anlayışa yöneltilebilecek en uygun eleştiri hangisidir?

    • A) Mutluluğun imkânsızlığı
    • B) Hazzın hiç yaşanmaması
    • C) Erdemin ölçülememesi
    • D) İkisinin aynı olması
    • E) Anlık hazların uzun vadeli tatmini her zaman sağlamaması

    Doğru cevap: E — Mutluluk yalnızca hazza bağlandığında, anlık doyumların ardından gelen boşluk ve uzun vadeli tatminsizlik açıklanamaz.

    1. Tablodaki iki anlayışı karşılaştıralım. Birinci mutluluğu haz ve acıdan uzaklığa, ikincisi erdemli yaşam ve kendini gerçekleştirmeye bağlıyor.
    2. Eleştiri birinciye yöneltilecek; öyleyse hazzı ölçüt almanın zayıf yanını göstermeliyiz.
    3. Hazlar doğaları gereği anlıktır ve doyurulduklarında biterler. Bu yüzden haz ölçütü, anlık doyumların ardından gelen boşluğu ve uzun vadeli tatmini açıklamakta zorlanır.
    4. Denetleyelim: eleştiri hazzı reddetmiyor ✓ — söylediği şey hazzın TEK ölçüt olarak yetersiz kaldığı.
  11. 11. Tabloda iki görüş karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm nasıl tamamlanmalıdır?

    • A) Anlamı kişinin kendisi kurar
    • B) Anlam yoktur
    • C) Anlam ölçülebilir
    • D) Anlam rastlantısaldır
    • E) Anlam değişmez

    Doğru cevap: A — Karşıt görüşe göre hazır bir anlam bulunmaz; kişi anlamı kendi eylem ve bağlarıyla kurar.

    1. Tablonun kurgusu şu: solda görüş, sağda o görüşe göre anlamın kaynağı.
    2. Dolu satır: birinci görüş → anlam insana DIŞARIDAN verilmiştir. Kişiye düşen onu bulmak ve ona uymaktır.
    3. İkinci görüş bunun karşıtı olmalı: hazır bir anlam yoktur, kişi anlamı kendisi kurar — seçimleriyle, eylemleriyle ve kurduğu bağlarla.
    4. Denetleyelim: bu, ünitenin kurucu ayrımı ✓ — anlam verilmiş midir yoksa kurulur mu?
  12. 12. Kartlarda kişilerin hayatlarında anlam bulduklarını söyledikleri alanlar verilmiştir. Bu kartların ortak yönü hangisidir?

    • A) Anlamın yalnızca hazza bağlı olması
    • B) Anlamın kendi dışına yönelen bir etkinlikle bağlantılı görülmesi
    • C) Anlamın ölçülebilmesi
    • D) Anlamın verilmiş olması
    • E) Anlamın gereksizliği

    Doğru cevap: B — Bağ kurmak, üretmek ve sorumluluk üstlenmek; üçü de kişiyi kendi dışına yönelten etkinliklerdir.

    1. Kartlardaki üç alanı okuyalım: bağ kurmak, üretmek, sorumluluk üstlenmek.
    2. Bağ kurmak bir başkasını gerektirir. Üretmek ortaya kişinin dışında duran bir şey çıkarır.
    3. Sorumluluk üstlenmek de kendinden başkasını gözetmektir. Üçünün ortak yönü, anlamın kendi dışına yönelen bir etkinlikle bağlantılı görülmesidir.
    4. Denetleyelim: hiçbiri yalnız kendine dönük bir haz değil ✓ — üçü de dışarıya doğru bir hareket.
  13. 13. Tabloda iki tutum karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Buna göre boş bölüme ne gelmelidir?

    • A) Hiçbir şey yapmama
    • B) Her şeyin kendiliğinden düzeleceği beklentisi
    • C) Değişimin mümkün olduğu kabulü ve buna yönelik çaba
    • D) Geleceği düşünmeme
    • E) Geçmişe dönme

    Doğru cevap: C — Umut, olacakları beklemek değil; değişimin mümkün olduğunu kabul edip buna yönelik çaba göstermektir.

    1. Tablonun kurgusu şu: solda tutum, sağda geleceğe bakışı.
    2. Dolu satır: umutsuzluk → hiçbir şeyin değişmeyeceği kabulü. Burada iki öge var: değişim imkânsız sayılıyor ve bu yüzden çaba da yok.
    3. Umut ikisini de tersine çevirmeli: değişim mümkün sayılır VE buna yönelik çaba gösterilir.
    4. Denetleyelim: "her şey kendiliğinden düzelir" beklentisi umut değil ✓ — çünkü orada da çaba yok, yalnız edilgen bekleyiş var.
  14. 14. Yukarıdaki tanıklık, anlam ile dayanıklılık arasındaki ilişki bakımından neyi göstermektedir?

    • A) Dayanıklılığın ölçülemezliğini
    • B) Amacın gereksizliğini
    • C) Koşulların değişmediğini
    • D) Bir amaç taşımanın zor koşullara dayanma gücünü artırabildiğini
    • E) Anlamın zararlı olduğunu

    Doğru cevap: D — Anlam ve amaç, kişinin zorluğa katlanma kapasitesini artıran bir dayanak işlevi görebilir.

    1. Tanıklıktaki iki durumu karşılaştıralım.
    2. Birinci durum: amaç varken kişi çok zor koşullarda bile dayanabiliyor.
    3. İkinci durum: amaç kaybolduğunda çok daha çabuk yıpranıyor. Değişen tek şey amacın varlığı; koşullar aynı kalabilir.
    4. Denetleyelim: amaç bir dayanak işlevi görüyor ✓ — dayanma gücünü belirleyen şey yalnız koşullar değil, taşınan anlam.
  15. 15. Tabloda iki yaklaşım karşılaştırılmıştır. Bu iki yaklaşımın birlikte değerlendirilmesinin sağladığı katkı hangisidir?

    • A) Seçimi kaldırmak
    • B) Birini seçip ötekini reddetmek
    • C) Anlamı ölçmek
    • D) Tartışmayı bitirmek
    • E) Anlamın hem kişisel seçimle hem toplumsal bağlarla kurulduğunu görebilmek

    Doğru cevap: E — İki yaklaşım birbirini dışlamaz; anlam hem kişisel tercihlerle hem içinde bulunulan bağlarla kurulur.

    1. Tablodaki iki yaklaşımı okuyalım: bireyci anlamı kişinin kendi seçimlerinde, toplumsal ise ortak değer ve bağlarda arıyor.
    2. İkisi ilk bakışta karşıt görünüyor ama aslında farklı yönlere bakıyorlar: biri kişinin içine, öteki çevresine.
    3. Bir kişinin seçimleri de içinde bulunduğu bağlardan beslenir; bağlar da kişinin seçimleriyle sürdürülür. Birlikte değerlendirildiğinde daha bütünlüklü bir tablo çıkar.
    4. Denetleyelim: soru birini seçmeyi değil, birlikte değerlendirmenin KATKISINI soruyor ✓.
  16. 16. Yukarıdaki akıl yürütmeye yöneltilebilecek en uygun eleştiri hangisidir?

    • A) Hazır bir amacın bulunmaması, değerin kurulamayacağı anlamına gelmez.
    • B) Öncülün yanlış olması
    • C) Sonucun kısalığı
    • D) Öncül sayısının azlığı
    • E) Terimlerin çokluğu

    Doğru cevap: A — Öncül yalnızca dışarıdan verilmiş bir amacın bulunmadığını söyler; değerin kurulabileceği olasılığını dışlamaz.

    1. Akıl yürütmeyi ayıralım. Öncül: evren insana hazır bir amaç sunmaz. Sonuç: hiçbir şeyin değeri yoktur.
    2. Öncül yalnız bir kaynağı reddediyor: dışarıdan verilmiş amaç. Değerin başka bir yoldan doğup doğamayacağı konusunda hiçbir şey söylemiyor.
    3. Oysa sonuç bütün değerleri birden reddediyor. Bu, öncülün söylediğinden fazlasını iddia etmektir; değer kişi ve toplulukça kurulabilir.
    4. Denetleyelim: ünitenin kurucu ayrımı da bu ✓ — anlam verilmemiş olabilir ama kurulabilir.
  17. 17. Şemada anlam sorusunun ortaya çıkışı verilmiştir. Şemaya göre bu sorunun genellikle ne zaman gündeme geldiği söylenebilir?

    • A) Her sabah düzenli olarak
    • B) Alışılmış akış kesintiye uğradığında
    • C) Yalnızca çocuklukta
    • D) Yalnızca yaşlılıkta
    • E) Hiçbir zaman

    Doğru cevap: B — Rutin sürerken soru sorulmaz; akışı kesen bir olay kişiyi durdurup sorgulamaya yöneltir.

    1. Şemadaki üç basamağı izleyelim: rutin sorgulanmadan sürer → bir olay durdurur (kırılma) → sorgulama başlar ve anlam sorusu doğar.
    2. Birinci basamak neden soru sorulmadığını açıklıyor: akış sürdüğü sürece durup düşünmek gerekmiyor.
    3. İkinci basamak bu akışı kesiyor. Kesinti kişiyi durduruyor ve durduğunda sorgulama başlıyor.
    4. Denetleyelim: kırılma olmasaydı zincir birinci basamakta kalırdı ✓ — anlam sorusu genellikle alışılmış akış kesildiğinde gündeme geliyor.
  18. 18. Varoluşçu düşüncede "seçim yapmamak da bir seçimdir" denmesinin gerekçesi hangisidir?

    • A) Sorumluluğun bulunmaması
    • B) Seçimin imkânsızlığı
    • C) Karar vermemenin de bir sonuca yol açması ve sorumluluk doğurması
    • D) Kararların önemsizliği
    • E) Sonucun değişmezliği

    Doğru cevap: C — Karar vermemek, mevcut durumun sürmesine yol açar; bu sonuç da kişiye sorumluluk yükler.

    1. Sözü tersinden düşünelim: seçim yapmamak gerçekten sonuçsuz mudur?
    2. Karar verilmediğinde durum kendi hâlinde sürer. Yani bir şey olmaz değil; MEVCUT durum devam eder ve bu da bir sonuçtur.
    3. Sonuç doğuran her tutum sorumluluk doğurur. Öyleyse seçim yapmamak da bir seçimdir ve sorumluluğu vardır.
    4. Denetleyelim: bu, sorumluluktan kaçış yolunu kapatıyor ✓ — varoluşçu düşüncede kişinin sorumluluğu bu yüzden bütünüyle kendisine ait.
  19. 19. Tabloda iki kişinin durumu verilmiştir. Kavramsal ayrım bakımından yapılabilecek en uygun değerlendirme hangisidir?

    • A) İkisi de kaygı yaşamaktadır.
    • B) Birinci kaygı, ikinci korku yaşamaktadır.
    • C) İkisi de korku yaşamaktadır.
    • D) Birinci korku, ikinci kaygı yaşamaktadır.
    • E) İkisi arasında fark yoktur.

    Doğru cevap: D — Birinci kişinin tedirginliğinin belirli bir nesnesi var (sınav): korku. İkincisinde belirli bir nesne yok: kaygı.

    1. Ayırt edici ölçütü hatırlayalım: duygunun belirli bir nesnesi var mı?
    2. Birinci kişi yarınki sınavdan çekiniyor. Nesne belirli: sınav. Sınav geçtiğinde tedirginlik de biter. Bu korkudur.
    3. İkinci kişi hayatının nereye gittiğini bilememekten tedirgin. Burada gösterilebilecek tek bir nesne yok; kaynak varoluşun kendisi. Bu kaygıdır.
    4. Denetleyelim: birinci tedirginlik bir tarihte sona erer, ikincisi için böyle bir tarih yok ✓.
  20. 20. "Hayatın anlamı herkes için aynıdır." biçimindeki bir savunmaya yöneltilebilecek en uygun eleştiri hangisidir?

    • A) Tartışmanın imkânsızlığı
    • B) Anlamın var olmaması
    • C) Soruların gereksizliği
    • D) Değerlerin ölçülememesi
    • E) Kişilerin farklı bağ, değer ve koşullara sahip olmasının göz ardı edilmesi

    Doğru cevap: E — Anlam kişinin bağları, değerleri ve koşullarıyla kurulduğundan, herkes için tek ve aynı bir anlam savı bu farklılıkları göz ardı eder.

    1. Savı okuyalım: "Hayatın anlamı herkes için aynıdır." Bu, tek bir anlam öne sürüyor.
    2. Oysa kişilerin kurdukları bağlar, benimsedikleri değerler ve içinde bulundukları koşullar birbirinden farklı.
    3. Anlam bu ögelerle kurulduğuna göre, herkes için aynı olduğunu söylemek bu farklılıkları yok saymak olur. Eleştiri buraya yönelmeli.
    4. Denetleyelim: eleştiri anlamın varlığını reddetmiyor ✓ — reddettiği şey anlamın TEK ve herkes için aynı olduğu iddiası.
  21. 21. Kartlarda bu ünitede işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?

    • A) Anlam; kişinin seçimleri ve kurduğu bağlar aracılığıyla oluşturulan bir sorumluluk alanıdır.
    • B) Anlam tamamen dışarıdan verilir.
    • C) Seçimin sorumlulukla ilgisi yoktur.
    • D) Bağların anlamla ilgisi yoktur.
    • E) Anlam sorusu gereksizdir.

    Doğru cevap: A — Kartlar anlamın verilmemişliğini, seçimin sorumluluk doğurmasını ve bağların katkısını birlikte gösteriyor.

    1. Üç kartı okuyalım: anlam hazır verilmez, seçim sorumluluk doğurur, bağlar anlamı besler.
    2. Birinci kart anlamın nereden GELMEDİĞİNİ, ikincisi kurulma sürecinin bedelini, üçüncüsü ise kaynağını söylüyor.
    3. Üçü birlikte şunu veriyor: anlam kişinin seçimleri ve kurduğu bağlar aracılığıyla oluşturulan bir sorumluluk alanıdır.
    4. Denetleyelim: soru "en kapsayıcı" sonucu istiyor ✓ — seçim, bağ ve sorumluluğu birlikte anan seçenek üç kartı da içine alıyor.

Bu testin konusundaki MEB kazanımları

Öğretim programından — bu konuda neyin ölçüldüğünü gösterir.

  • FEL.11.5.1 Hayatın anlamına ilişkin felsefi soru ve problemleri anlayabilme
  • FEL.11.5.2 Hayatın anlamına ilişkin felsefi düşünce ortaya koyabilme
11. Sınıf Felsefe kazanımlarının tamamı →

Öğretmen misiniz?

Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.

🖨️ Yazdır / PDF ⬇️ Word

Bu testi paylaş

Bu test hakkında yorum yaz

Yazını seçip B veya I'ya bas.

Önce yorumunu yaz — en az 5 karakter.

Yorum kuralları
  • Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
  • Hakaret, alay, zorbalık ve kişiyi hedef alan söz yayınlanmaz.
  • Telefon, adres, okul ya da tam ad gibi kişisel bilgi yazma — kendininkini de.
  • Bağlantı, reklam ve tekrar eden mesaj yayınlanmaz.
  • Uygunsuz bir yorum görürsen altındaki Bildir bağlantısını kullan.