10. Sınıf Felsefe 1. Dönem 1. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
| Alan | Temel sorusu |
|---|---|
| Varlık felsefesi | ? |
| Bilgi felsefesi | Bilgi nasıl mümkündür? |
Tabloda iki alanın temel sorusu verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenekle tamamlanır?
- A Güzel nedir?
- B Var olan nedir, gerçekte ne vardır?
- C İyi nedir?
- D Devlet nasıl kurulur?
- E Bilim nedir?
| Argüman | Öncüller | Biçim |
|---|---|---|
| Birinci | Doğru | Geçerli |
| İkinci | Yanlış | Geçerli |
Tabloda iki argüman karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre sonucun güvenilir sayılabilmesi için gereken koşul hangisidir?
- A Yalnızca biçimin geçerli olması
- B Hem öncüllerin doğru hem biçimin geçerli olması
- C Yalnızca öncüllerin doğru olması
- D Öncül sayısının fazla olması
- E Argümanın uzun olması
Kartlarda dört varlık numaralandırılmıştır. Bunlardan hangileri duyularla algılanamayan varlıklardır?
- A II ve IV
- B I ve III
- C I ve II
- D III ve IV
- E Yalnız I
Bir görüş üzerine
Bir düşünüre göre hiçbir şey aynı kalmaz; her şey sürekli bir akış içindedir. Aynı ırmakta iki kez yıkanılamaz, çünkü hem ırmak hem yıkanan değişmiştir.
Yukarıda anlatılan görüş varlığı hangi kavramla açıklamaktadır?
- A Fenomen
- B Değişmez töz
- C İdea
- D Oluş (değişme)
- E Öz
| Kavram | Öne çıkan yön |
|---|---|
| Bilgi | Bir konuda edinilmiş içerik |
| Bilgelik | ? |
Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenekle tamamlanır?
- A Bilginin ezberlenmesi
- B Bilgiyi yaşamda doğru kullanma ve anlamlandırma yetisi
- C Bilginin yazıya geçirilmesi
- D Bilginin gizlenmesi
- E Bilginin sayısallaştırılması
| Tutum | Bilgi karşısında |
|---|---|
| Dogmatik | Kesin bilgiye ulaşıldığını savunur |
| Kuşkucu | ? |
Tabloda iki tutum karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre eksik bırakılan bilgi hangisidir?
- A Bilgiyi ölçer
- B Hiç düşünmez
- C Bilgiyi ezberler
- D Bilgiyi gizler
- E Kesin bilgiye ulaşılıp ulaşılamayacağını sorgular
Bir öğrenci "Felsefede kesin cevap yoksa uğraşmak gereksiz." demiştir. Bu değerlendirmeye verilebilecek en uygun karşılık hangisidir?
- A Felsefe yalnızca cevap üretmek içindir.
- B Doğrudur, felsefeyle uğraşmak gereksizdir.
- C Felsefede her sorunun kesin cevabı vardır.
- D Kesin cevap olmasa da gerekçeleri sınamak düşünmeyi geliştirir ve kararları temellendirir.
- E Gerekçelerin hiçbir değeri yoktur.
Yukarıdaki akıl yürütmenin biçimi ve taşıdığı temel risk hangi seçenekte birlikte doğru verilmiştir?
- A Analoji – benzerlik yoktur.
- B Tümdengelim – sonuç kesindir.
- C Tümevarım – gözlenmeyen bir örnek sonucu çürütebilir.
- D Safsata – öncüller yoktur.
- E Gözlem – sonuç çıkarılmaz.
Bir tartışmaya başlamadan önce kullanılan temel kavramların tanımlanmasının sağladığı yarar hangisidir?
- A Görüşlerin gizlenmesi
- B Tartışmanın uzaması
- C Tarafların aynı şeyi konuştuğundan emin olunması
- D Gerekçenin gereksizleşmesi
- E Sonucun baştan belirlenmesi
| Varlık görüşü | Doğaya bakış |
|---|---|
| Doğayı yalnızca kaynak sayan | Sınırsız kullanım |
| Doğayı kendi başına değerli sayan | ? |
Tabloda varlık görüşlerinin doğaya bakışa yansıması verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm nasıl tamamlanmalıdır?
- A Sınırsız kullanım
- B Hiç kullanmama
- C Koruyarak ve sınırlı kullanım
- D Doğayı yok sayma
- E Doğayı ölçme
| Alan | Dayanağı |
|---|---|
| Felsefe | Akıl yürütme ve gerekçelendirme |
| Din | İnanç ve vahiy |
Tabloda iki alanın dayanağı verilmiştir. Bu tabloya göre din felsefesinin konumu için en uygun ifade hangisidir?
- A Bir inancı savunan alandır.
- B Dinî kavramları akıl yürütmeyle inceleyen bir felsefe alanıdır.
- C Bir inancı çürüten alandır.
- D Dinle hiç ilgilenmeyen alandır.
- E Yalnızca ibadetleri düzenler.
| Ölçüt | Neyle ilgili |
|---|---|
| Geçerlilik | Argümanın biçimi |
| Doğruluk | ? |
Tabloda iki ölçüt karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenekle tamamlanır?
- A Kullanılan sözcükler
- B Argümanın uzunluğu
- C Öncül sayısı
- D Konuşanın kimliği
- E Öncüllerin gerçeğe uygunluğu
| Alan | Önceki görüşlerin durumu |
|---|---|
| Bilim | Çürütülen görüş terk edilir |
| Felsefe | Eski görüşler tartışılmayı sürdürür |
Tabloda iki alan karşılaştırılmıştır. Felsefede eski görüşlerin tartışılmayı sürdürmesinin nedeni hangisidir?
- A Felsefecilerin yeniliğe kapalı olması
- B Felsefi soruların deneyle kesin biçimde kapatılamaması
- C Felsefede görüş üretilmemesi
- D Eski görüşlerin doğrulanmış olması
- E Felsefede tartışmanın yasak olması
Bir tartışmadan
"Ya bizim önerimizi kabul edersin ya da bu projeyi hiç istemiyorsun demektir."
Yukarıdaki sözde hangi akıl yürütme hatasına düşülmüştür?
- A Acele genelleme
- B Kişiye yönelme
- C Otoriteye dayanma
- D Seçenekleri ikiye indirgeme (yanlış ikilem)
- E Kısır döngü
Kartlarda üç kavram numaralandırılmıştır. "Bize göründüğü biçimiyle şey" anlamına gelen kavram kaç numaralıdır?
- A III
- B I
- C II
- D I ve II
- E II ve III
Yukarıdaki akıl yürütmenin biçimi ve sonucun niteliği hangi seçenekte birlikte doğru verilmiştir?
- A Safsata – öncül yoktur.
- B Tümdengelim – sonuç kesindir.
- C Tümevarım – sonuç kesindir.
- D Analoji – sonuç kesin değil, olasıdır.
- E Tanım – sonuç yoktur.
Felsefenin merakla başladığı söylenir. Bu ifadeyle anlatılmak istenen temel düşünce hangisidir?
- A Alışılmış olanın sorgulanmasının felsefi düşünmeyi başlattığı
- B Merakın gereksiz olduğu
- C Felsefenin yalnızca uzmanlara ait olduğu
- D Soruların yanıtsız kaldığı
- E Merakın bilimle ilgisiz olduğu
Bir tartışmadan
"İki kez geç kaldı; demek ki bu kişi hiçbir işine zamanında yetişemez."
Yukarıdaki söz değerlendirildiğinde ortaya çıkan mantık hatası hangisidir?
- A Kısır döngü
- B Kişiye yönelme
- C Yanlış ikilem
- D Otoriteye dayanma
- E Yetersiz örnekten genel sonuç çıkarma
| Kişi | Söylediği iki görüş |
|---|---|
| Birinci | "Her insan özgürdür." / "Kimsenin seçim şansı yoktur." |
| İkinci | "Her insan özgürdür." / "Seçimlerinden sorumludur." |
Tabloda iki kişinin görüşleri verilmiştir. Felsefede aranan tutarlılık ölçütü bakımından yapılabilecek en uygun değerlendirme hangisidir?
- A Birinci kişinin görüşleri birbiriyle çelişmektedir.
- B İkinci kişinin görüşleri çelişmektedir.
- C İki kişi de tutarlıdır.
- D İki kişi de tutarsızdır.
- E Tutarlılık felsefede aranmaz.
| Metin | İçerdiği yargılar |
|---|---|
| Birinci | "Tüm kurallara uyulmalı." / "Bu kurala uymayabiliriz." |
| İkinci | "Tüm kurallara uyulmalı." / "Bu kurala da uyacağız." |
Tabloda iki metnin içerdiği yargılar verilmiştir. Tutarlılık ölçütü bakımından yapılabilecek en uygun değerlendirme hangisidir?
- A Birinci metin kendi içinde çelişmektedir.
- B İkinci metin çelişmektedir.
- C İki metin de tutarlıdır.
- D İki metin de tutarsızdır.
- E Tutarlılık aranmaz.
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Varlık felsefesinin (ontoloji) temel sorusu "Var olan nedir, gerçekte ne vardır?" sorusudur.
- Tablonun dolu satırında bilgi felsefesi var ve sorusu "Bilgi nasıl mümkündür?"; yani her alan kendi konusunu soruyor.
- Varlık felsefesinin konusu adından da anlaşılacağı gibi varlıktır; Yunanca "on" (var olan) ile "logos" birleşerek ontoloji adını verir.
- Öyleyse temel sorusu var olanın ne olduğu ve gerçekte nelerin var olduğudur.
- Denetleyelim: materyalizm ile idealizm tartışması da bu soruya verilmiş iki ayrı yanıttır ✓ — soru varlık felsefesinin sorusudur.
Sık yapılan hata: "Güzel nedir?" demek. Güzelliği ve sanatı sorgulayan alan estetiktir; varlık felsefesi bir değerin değil, var olanın kendisinin ne olduğunu sorar.
2. sorunun çözümü
Sonucun güvenilir olması için hem öncüllerin doğru hem biçimin geçerli olması gerekir.
- Birinci argümanda öncüller doğru ve biçim geçerli: sonuç doğru olmak zorundadır.
- İkinci argümanda biçim yine geçerli ama öncüller yanlış: sonuç yanlış çıkabilir, güvenilemez.
- Demek ki geçerli biçim tek başına yetmiyor; doğru öncülle birleştiğinde güvenilir sonuç verir.
- Denetleyelim: iki koşuldan biri eksik olunca sonuç ya dayanaksız ya da biçim hatalı olur ✓ — ikisi birlikte gerekir.
Sık yapılan hata: "Yalnızca biçimin geçerli olması" demek. Tablodaki ikinci argüman tam bunu çürütüyor: biçimi geçerli olduğu hâlde öncülleri yanlış olduğu için sonucu güvenilir değil.
3. sorunun çözümü
Duyularla algılanamayan varlıklar adalet ve sayıdır (II ve IV); bunlar düşünce yoluyla kavranır.
- Masa (I) ve ağaç (III) görülür, dokunulur: duyularla algılanan somut varlıklardır.
- Adalet (II) görülemez, dokunulamaz; adil ya da adaletsiz davranışları görürüz ama adaleti kavrayan akıldır.
- Sayı (IV) da öyledir: üç elma görürüz ama "üç" sayısının kendisini göremeyiz; o düşünsel bir varlıktır.
- Denetleyelim: seçilen iki kart da soyut, öteki ikisi somut ✓ — ayrım tutarlı.
Sık yapılan hata: "I ve III" demek. Masa ve ağaç tam tersine duyularla algılanan somut varlıklardır; bu seçenek soruda istenen grubun karşıtını veriyor.
4. sorunun çözümü
Her şeyin sürekli akış içinde olduğunu savunan bu görüş varlığı oluş (değişme) kavramıyla açıklar.
- Metin, hiçbir şeyin aynı kalmadığını ve her şeyin sürekli aktığını söylüyor.
- Irmak örneği bunu somutlaştırıyor: ikinci kez girildiğinde hem ırmağın suyu hem de yıkanan kişi değişmiştir.
- Varlığın özünü değişimde gören bu anlayış oluş düşüncesidir; Herakleitos’a aittir.
- Denetleyelim: görüşte değişmeden kalan hiçbir şey kabul edilmiyor ✓ — varlık, oluşun kendisidir.
Sık yapılan hata: "Değişmez töz" demek. Metin "hiçbir şey aynı kalmaz" diyerek değişmeden kalan bir dayanağı açıkça reddediyor; değişmez töz bu görüşün tam karşıtıdır.
5. sorunun çözümü
Bilgelik, bilgiyi yaşamda yerinde, tutarlı ve anlamlı biçimde kullanabilme yetisidir.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda öne çıkan yönü.
- Dolu satır: bilgi → bir konuda edinilmiş içerik. Yani bilgi bir BİRİKİMDİR; sahip olunur.
- Bilgeliğin bundan fazlasını içermesi gerekir; yoksa iki kavram aynı şey olurdu. O fazlalık, bilgiyi yaşamda doğru kullanma ve anlamlandırma yetisidir.
- Denetleyelim: çok şey bilen biri yanlış kararlar verebilir ✓ — bu, bilgi ile bilgeliğin aynı olmadığının kanıtı.
Sık yapılan hata: "Bilginin ezberlenmesi" demek. Ezberlemek içeriğe SAHİP OLMANIN bir yoludur ve üst satırdaki bilgi kavramına girer; bilgelik ise o içeriği yerinde kullanmaktır.
6. sorunun çözümü
Kuşkuculuk, kesin bilgiye ulaşılıp ulaşılamayacağını ve bunun ölçütünü sorgular.
- Tablonun kurgusu şu: solda tutum, sağda bilgi karşısındaki duruşu.
- Dolu satır: dogmatik → kesin bilgiye ulaşıldığını savunur. Yani kesinliği tartışmaya kapatıyor.
- Kuşkucu tutum bunun karşıtı olmalı: kesin bilgiye ulaşılıp ulaşılamayacağını sorgular, hangi ölçütle "kesin" denebileceğini tartışır.
- Denetleyelim: kuşkuculuk "hiçbir şey bilinemez" demek zorunda değil ✓ — asıl işi kesinlik iddiasını sınamaktır.
Sık yapılan hata: "Hiç düşünmez" demek. Kuşkucu tutum düşünmeyi bırakmaz, tam tersine kesinlik iddiasının üzerine giderek SORGULAR; düşünmemek bir tutum bile değildir.
7. sorunun çözümü
Felsefenin değeri yalnız varılan sonuçta değil; kavramın netleşmesi ve gerekçenin sınanması sürecindedir.
- Öğrencinin savını ayıralım: "kesin cevap yoksa uğraşmak gereksiz." Bu sav, bir uğraşın değerini yalnızca SONUCUNA bağlıyor.
- Oysa felsefede süreç kendi başına kazanç üretiyor: tartışılan kavram açıklığa kavuşuyor, savların dayanakları sınanıyor, tutarsızlıklar görülüyor.
- Bu kazanımlar kişinin kendi kararlarını temellendirmesini sağlıyor. Öyleyse kesin cevap olmasa da uğraş gereksiz değildir.
- Denetleyelim: aynı ölçütle bir tartışmanın sonunda fikir değiştirmek de "boşuna" sayılırdı ✓ — oysa gerekçesi sınanmış bir görüş daha sağlamdır.
Sık yapılan hata: "Felsefe yalnızca cevap üretmek içindir" demek. Bu, öğrencinin varsayımını YİNELİYOR; oysa felsefenin kazancı kavramların netleşmesi ve gerekçelerin sınanması sürecindedir.
8. sorunun çözümü
Bu akıl yürütme tümevarımdır; temel riski, gözlenmemiş tek bir karşıt örneğin genellemeyi çürütebilmesidir.
- Öncüller tek tek gözlemler: birinci, ikinci ve üçüncü kuğu beyaz. Bunlar özel yargılardır.
- Sonuç "Bütün kuğular beyazdır." ise hiç görülmemiş kuğuları da kapsayan genel bir yargıdır; özelden genele geçiş tümevarımdır.
- Tümevarımda sonuç öncüllerin söylediğinden fazlasını söyler; bu yüzden kesin değil, olasıdır.
- Denetleyelim: Avustralya’da siyah kuğuların görülmesi, yüzyıllarca doğru sanılan bu genellemeyi tek örnekle çürütmüştü ✓.
Sık yapılan hata: "Tümdengelim – sonuç kesindir." demek. Tümdengelim genelden özele iner; burada ise özel gözlemlerden genel sonuca çıkılıyor ve sonuç kesin değil, çürütülebilir.
9. sorunun çözümü
Kavramları tartışmadan önce tanımlamak, tarafların aynı şeyi konuştuğundan emin olunmasını sağlar.
- Aynı sözcük farklı kişilerde farklı anlamlara gelebilir; örneğin "özgürlük" birine göre sınırsız davranmak, ötekine göre başkasına zarar vermeden davranmaktır.
- Taraflar sözcüğe farklı anlam yüklerse aslında farklı şeyleri tartışır ve hiçbir zaman uzlaşamaz.
- Tanım, sözcüğün bu tartışmada neyi kastettiğini sabitler ve ortak bir zemin kurar.
- Denetleyelim: tanımdan sonra kalan anlaşmazlık gerçek bir görüş ayrılığıdır ✓, sözcük yanlış anlaşılmasından doğmaz.
Sık yapılan hata: "Sonucun baştan belirlenmesi" demek. Tanım yalnız kavramın anlamını belirler, hangi görüşün doğru olduğunu belirlemez; sonuç yine gerekçelerle tartışılarak bulunur.
10. sorunun çözümü
Doğayı kendi başına değerli sayan görüş, doğanın koruyarak ve sınırlı kullanılmasını gerektirir.
- Birinci görüş doğayı yalnız insanın kaynağı sayıyor; değeri kullanılabilirliğinden geliyor, bu da sınırsız kullanıma yol açıyor.
- İkinci görüş doğaya insandan bağımsız bir değer veriyor; değerli olan bir şey yok edilmemeli, korunmalıdır.
- Ancak insan yaşamını sürdürmek için doğadan yararlanmak zorundadır; bu yüzden sonuç kullanmamak değil, korumayla dengelenmiş sınırlı kullanımdır.
- Denetleyelim: tablo iki görüşün doğaya bakışını birbirinden ayırıyor ✓; ikinci satır birinciyle aynı olamaz, uç bir yasak da gerçekçi olmaz.
Sık yapılan hata: "Hiç kullanmama" demek. Doğaya değer vermek ondan hiç yararlanmamayı gerektirmez; insanın yaşamı doğaya bağlıdır ve görüş kullanımı yasaklamaz, onu sınırlar.
11. sorunun çözümü
Din felsefesi bir inancı savunmaz ya da çürütmez; dinî kavram ve savları akıl yürütmeyle inceler.
- Tablonun kurgusu şu: solda alan, sağda dayanağı.
- Felsefenin dayanağı akıl yürütme ve gerekçelendirme, dinin dayanağı ise inanç ve vahiy olarak veriliyor.
- Din felsefesi bir FELSEFE alanı olduğuna göre yöntemi soldaki satırdan gelir: akıl yürütme. Konusu ise dinî kavramlardır. Yani dinî kavramları akıl yürütmeyle inceler.
- Denetleyelim: bir inancı savunmak ya da çürütmek inanç zemininde bir taraf tutmak olurdu ✓ — oysa alanın dayanağı akıl yürütmedir.
Sık yapılan hata: "Bir inancı savunan alandır" demek. Savunmak, alanın kendi dayanağı olan AKIL YÜRÜTMEYİ bırakıp taraf tutmak olurdu; din felsefesi inceleyerek çalışır.
12. sorunun çözümü
Doğruluk, öncüllerin gerçeğe uygunluğuyla ilgilidir.
- Tablonun dolu satırı geçerliliği argümanın biçimine bağlıyor: sonucun öncüllerden kurallara uygun biçimde çıkıp çıkmadığı.
- Doğruluk bunun karşısında durduğuna göre biçimi değil, argümanın içeriğini ölçmelidir.
- İçeriğin ölçütü, öncüllerde söylenenin gerçekte de öyle olup olmadığıdır.
- Denetleyelim: "Bütün kuşlar uçar." öncülü biçim bakımından sorunsuzdur ama gerçeğe uymadığı için doğru değildir ✓.
Sık yapılan hata: "Öncül sayısı" demek. Öncüllerin kaç tane olduğu argümanın yapısına dair bir bilgidir; bir argümanın doğru olup olmadığı sayıya değil, öncüllerin gerçekle uyuşmasına bağlıdır.
13. sorunun çözümü
Felsefi sorular deneyle nihai olarak kapatılamadığı için farklı yanıtlar geçerliliğini korur.
- Tablodaki farkın kaynağını arayalım. Bilimde bir görüş çürütülünce terk ediliyor.
- Bunun nedeni bilimin elinde bir SINAMA aracı olması: gözlem ve deney bir savı kesin biçimde eleyebiliyor.
- Felsefi sorularda böyle bir kesin sınama yoktur; "adalet nedir" sorusu deneyle kapatılamaz. Bu yüzden eski görüşler de tartışılmayı sürdürür.
- Denetleyelim: Platon’un ve Aristoteles’in savları bugün hâlâ tartışılıyor ✓ — çürütülmüş sayılmamalarının nedeni bu.
Sık yapılan hata: "Felsefecilerin yeniliğe kapalı olması" demek. Neden kişilerin tutumu değil, SORULARIN niteliğidir: felsefi sorular deneyle kesin biçimde kapatılamaz.
14. sorunun çözümü
Başka seçenekler varken durum iki seçeneğe indirgenmiştir; bu, yanlış ikilem safsatasıdır.
- Söz yalnız iki olasılık sunuyor: öneriyi kabul etmek ya da projeyi hiç istememek.
- Oysa başka yollar da var: öneriyi değiştirerek kabul etmek, başka bir öneri getirmek ya da projeyi isteyip bu öneriyi yetersiz bulmak.
- Gerçekte ikiden fazla seçenek varken karşı tarafı iki uçtan birini seçmeye zorlamak akıl yürütme hatasıdır.
- Denetleyelim: "Projeyi istiyorum ama bu öneriyi değil." demek tutarlı bir tutumdur ✓ — ikilem yapaydır.
Sık yapılan hata: "Acele genelleme" demek. Acele genellemede az sayıda örnekten genel bir sonuç çıkarılır; burada örnek yok, seçenekler yapay biçimde daraltılıyor.
15. sorunun çözümü
"Bize göründüğü biçimiyle şey" anlamına gelen kavram fenomendir; kartlarda III numarada yer alır.
- Töz (I), değişen niteliklerin altında kalan ve onları taşıyan temel dayanaktır.
- Öz (II), şeyi o şey yapan, kaldırıldığında şeyin o olmaktan çıktığı vazgeçilmez niteliktir.
- Fenomen (III), şeyin bilince göründüğü hâlidir; karşıtı kendinde şeydir.
- Denetleyelim: tanımdaki "göründüğü" sözcüğü fenomenin anlamını birebir veriyor ✓, öteki iki kavram görünüşle değil şeyin kendisiyle ilgilidir.
Sık yapılan hata: II numaralı kartı, yani özü seçmek. Öz bize nasıl göründüğüyle değil, şeyin ne olduğunu belirleyen vazgeçilmez nitelikle ilgilidir.
16. sorunun çözümü
Benzerliğe dayanan bu akıl yürütme analojidir; sonucu kesin değil, olasıdır.
- Öncülde Dünya ile başka bir gezegen büyüklük ve sıcaklık bakımından benzer sayılıyor.
- Dünya’nın bir niteliği (yaşam barındırması) bu benzerliğe dayanarak öteki gezegene aktarılıyor; bu, analojidir.
- Benzerlik her yönü kapsamaz: atmosfer, su ya da manyetik alan gibi ayrı özellikler olabilir. Bu yüzden sonuç ancak olasıdır.
- Denetleyelim: sonucun "olabilir" diye kurulmuş olması da kesinlik iddia edilmediğini gösteriyor ✓.
Sık yapılan hata: "Tümevarım – sonuç kesindir." demek. Burada tek tek gözlemlerden genel bir yargıya çıkılmıyor, iki varlığın benzerliğinden sonuç çıkarılıyor; ayrıca ne tümevarımda ne analojide sonuç kesindir.
17. sorunun çözümü
Olağan sayılan şeyleri "neden böyle?" diye sormak felsefi düşünmenin başlangıcıdır.
- Merakın ne yaptığını düşünelim: alışkanlıkla kabul ettiğimiz bir şeyi durup fark ettirir.
- Fark edilen şey artık "öyledir" diye geçilmez; "neden böyle?" sorusu doğar.
- Bu soru dayanak aramayı başlatır, dayanak arayışı da felsefi düşünmenin ilk adımıdır. "Felsefe merakla başlar" sözü bunu anlatır.
- Denetleyelim: sorgulanmayan bir kabul üzerine felsefe kurulamaz ✓ — merak, sorgulamanın kapısını açıyor.
Sık yapılan hata: "Felsefenin yalnızca uzmanlara ait olduğu" demek. İfade tam tersini söylüyor: merak herkeste bulunur ve felsefi düşünme bu ORTAK nitelikle başlar.
18. sorunun çözümü
İki örnekten bütün davranışları kapsayan bir sonuç çıkarılmıştır; bu, yetersiz örnekten genelleme (acele genelleme) hatasıdır.
- Dayanak: kişi iki kez geç kalmış. Bu, iki tekil gözlemdir.
- Sonuç: "hiçbir işine zamanında yetişemez." Bu, kişinin bütün işlerini kapsayan genel bir yargıdır.
- Sonucun kapsamı öncülün desteklediğinden çok daha geniştir; iki örnek böyle bir genellemeyi taşıyamaz.
- Denetleyelim: kişi başka yüzlerce işine zamanında yetişmiş olabilir; tek bir karşı örnek sonucu çürütür ✓.
Sık yapılan hata: "Kişiye yönelme" demek. Burada bir görüş, savunanı kötülenerek reddedilmiyor; kişinin davranışı hakkında az sayıda örnekten aceleyle genel bir sonuca varılıyor.
19. sorunun çözümü
Özgürlük seçim şansını gerektirdiği için birinci kişinin iki görüşü bir arada tutulamaz.
- Tutarlılık ölçütünü hatırlayalım: bir kişinin savları aynı anda doğru olabiliyorsa tutarlıdır.
- Birinci kişi "her insan özgürdür" diyor; özgür olmak, seçenekler arasından seçebilmeyi gerektirir. Ama ikinci savında "kimsenin seçim şansı yoktur" diyor.
- İkinci sav, birincinin dayandığı koşulu ortadan kaldırıyor. İkisi bir arada doğru olamaz; birinci kişinin görüşleri çelişir.
- Denetleyelim: ikinci kişinin savları birbirini destekliyor ✓ — özgürlük, seçimden sorumlu olmayı gerektirir.
Sık yapılan hata: "İkinci kişinin görüşleri çelişmektedir" demek. İkinci kişide çelişki yok, tersine bağlantı var: özgür olmak seçimlerinden SORUMLU olmayı gerektirir.
20. sorunun çözümü
Birinci metin kendi içinde çelişmektedir; tutarlılık, yargıların birbiriyle çelişmemesini ister.
- Birinci metin önce "Tüm kurallara uyulmalı." diyor; ardından "Bu kurala uymayabiliriz." diyor.
- Tüm kurallara uymak, bu kurala da uymayı gerektirir; iki yargı aynı anda doğru olamaz, bu bir çelişkidir.
- İkinci metin ise genel kuraldan tutarlı bir sonuç çıkarıyor: tüm kurallara uyulacaksa bu kurala da uyulacak.
- Denetleyelim: ikinci metnin iki yargısını birlikte kabul etmek sorun yaratmaz ✓; birincininkini birlikte kabul etmek olanaksızdır.
Sık yapılan hata: "İkinci metin çelişmektedir." demek. İkinci metin genel kuralı tek bir kurala uyguluyor; bu çelişki değil, tümdengelimle tutarlı bir sonuç çıkarmadır.