10. Sınıf Felsefe 1. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
| Ölçüt | Yasa | Vicdan |
|---|---|---|
| Kaynağı | Dışsal, kurumsal | İçsel |
| Yaptırımı | Ceza | Huzursuzluk, pişmanlık |
Tabloda iki düzenleyici karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre yalnızca yasaya dayanan bir düzenin karşılaşacağı temel sınırlılık hangisidir?
- A Denetimin ulaşamadığı durumlarda davranışın güvenceye alınamaması
- B Yasaların yazılamaması
- C Cezanın uygulanamaması
- D Kurumların kurulamaması
- E Kuralların bilinmemesi
Katı bir ahlaki göreciliğe yöneltilen temel eleştiri hangisidir?
- A Vicdanı yok sayması
- B Kültürleri tanımaması
- C Yasaları reddetmesi
- D Erdemi tanımlaması
- E Hiçbir uygulamanın eleştirilememesi sonucunu doğurması
| Cümle | Türü |
|---|---|
| Bu odanın sıcaklığı 22 derecedir. | Olgu yargısı |
| Bu davranış yanlıştır. | ? |
Tabloda iki cümle türüne göre ayrılmış, biri boş bırakılmıştır. Buna göre boş bölüme ne gelmelidir?
- A Soru
- B Olgu yargısı
- C Tanım
- D Değer yargısı
- E Emir
| Görüş | İnsan davranışı hakkında |
|---|---|
| Birinci | Önceki nedenlerce belirlenmiştir |
| İkinci | Kişi gerçek anlamda seçim yapabilir |
Tabloda iki görüş karşılaştırılmıştır. Birinci görüşün ahlak felsefesi bakımından doğurduğu temel güçlük hangisidir?
- A Toplumun kurulamaması
- B Erdemin tanımlanamaması
- C Yasaların yazılamaması
- D Seçim yoksa sorumluluğun nasıl temellendirileceği sorunu
- E Eğitimin gereksizleşmesi
| Ölçüt | Bilimsel bilgi |
|---|---|
| Sınanabilirlik | Vardır |
| Kesinlik | Değişebilir, mutlak değildir |
Tabloda bilimsel bilginin iki niteliği verilmiştir. Bu tabloya göre bilimsel bilgi için en uygun ifade hangisidir?
- A Hiç değişmeyen mutlak bilgidir.
- B Sınanabilir ve gerektiğinde düzeltilebilir bir bilgi türüdür.
- C Sınanamayan bir bilgidir.
- D Gerekçesiz bir bilgidir.
- E Yalnızca inanca dayanır.
Kartlarda bu ünitede işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A Bilgi ile inanç aynıdır.
- B Bilgi gerekçesiz olabilir.
- C Bilginin kaynağı tartışmasızdır.
- D Doğruluk ölçütü aranmaz.
- E Bilgi; gerekçesi, kaynağı ve doğruluk ölçütü birlikte sorgulanan bir savdır.
| Yaklaşım | Zorlandığı nokta |
|---|---|
| Yalnızca akla dayanan | Kavramların gerçeklikle bağını kurma |
| Yalnızca deneye dayanan | Zorunlu ve genel doğruları açıklama |
Tabloda iki yaklaşımın güçlükleri verilmiştir. Bu tabloya göre yapılabilecek en uygun çıkarım hangisidir?
- A Her iki kaynağın da tek başına yetersiz kalabildiği
- B Aklın hiçbir işlevi olmadığı
- C Deneyin gereksiz olduğu
- D İki yaklaşımın aynı olduğu
- E Bilginin imkânsız olduğu
Bir gözlem
Aynı sergiyi gezen iki kişi, aynı esere biri "çok etkileyici", öteki "sıradan" demiştir.
Yukarıdaki gözlem hangi estetik görüşü desteklemek için kullanılabilir?
- A Eserin fiyatının belirleyici olduğunu savunan görüşü
- B Güzelliğin ölçülebilir olduğunu savunan görüşü
- C Sanatın işlevsiz olduğunu savunan görüşü
- D Estetik yargıda algılayanın payını öne çıkaran görüşü
- E Sanatın yalnızca doğayı kopyaladığını savunan görüşü
Bir doğruluk ölçütü
Bir yaklaşıma göre bir düşüncenin doğruluğu, uygulandığında işe yarayıp yaramadığına bakılarak değerlendirilir.
Yukarıda anlatılan ölçüt hangisidir ve ona yöneltilebilecek temel eleştiri nedir?
- A Uzlaşım ölçütü – kimse katılmaz.
- B Uygunluk ölçütü – gerçeklikle karşılaştırılamaz.
- C Tutarlılık ölçütü – çelişki aranmaz.
- D Apaçıklık ölçütü – sezgi yoktur.
- E Yarar ölçütü – işe yarayan her düşünce doğru olmayabilir.
Bir ahlaki ikilem
Bir kişi, arkadaşının sırrını saklama sözü vermiştir; ancak sırrı saklamak başka birinin zarar görmesine yol açacaktır.
Yukarıdaki durumun ahlak felsefesi bakımından gösterdiği temel güçlük hangisidir?
- A İki ahlaki ilkenin çatıştığı durumlarda tercih ölçütü gerekmesi
- B Ahlaki ilkelerin bulunmaması
- C Sözün önemsiz olması
- D Zararın ölçülememesi
- E İkilemin çözümsüz olması
Kartlarda bu ünitede işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A Erdem doğuştan gelir.
- B Ahlak felsefesi yalnızca kural koyar.
- C Özgürlüğün sorumlulukla ilgisi yoktur.
- D İyi kavramı tartışmasızdır.
- E Ahlak felsefesi; özgürlük, iyi ve erdem kavramlarını birlikte tartışarak davranışı temellendirmeye çalışır.
Bir eserin çok satmasının, onun sanatsal değerinin kanıtı sayılamayacağı söylenir. Bu değerlendirmenin gerekçesi hangisidir?
- A Satışın hiç önemli olmaması
- B Satış sayısının beğeni ölçütünü değil, yaygınlığı göstermesi
- C Eserin okunmaması
- D Sanatın ticaretle ilgisi olmaması
- E Sayının ölçülememesi
Bir görüş üzerine
Bir düşünüre göre insan zihni gerçekliği ancak kendi kavram ve kalıpları aracılığıyla kavrar; bu yüzden şeyleri "kendinde" olduğu hâliyle bilemez.
Yukarıdaki görüşün bilgi anlayışı bakımından ileri sürdüğü temel sav hangisidir?
- A Zihnin hiçbir katkısı olmadığı
- B Bilginin hiç mümkün olmadığı
- C Bilginin yalnızca duyuya dayandığı
- D Bilginin, zihnin katkısıyla biçimlenen sınırlı bir kavrayış olduğu
- E Bilginin kesin olduğu
Bir sanat kuramı
Bir görüşe göre sanat, doğada ve yaşamda var olanı yeniden sunar; değeri de bu sunumun ustalığından gelir.
Yukarıda anlatılan kurama yöneltilebilecek en uygun eleştiri hangisidir?
- A Doğada karşılığı olmayan soyut eserleri açıklamakta zorlanması
- B Sanatın hiç var olmaması
- C Ustalığın ölçülememesi
- D Doğanın taklit edilememesi
- E Eserlerin çoğaltılamaması
| Görüş | Sanat-ahlak ilişkisi |
|---|---|
| Birinci | Sanat ahlaki bir amaç taşımalıdır |
| İkinci | Sanat kendi başına amaçtır |
Tabloda iki görüş karşılaştırılmıştır. Bu karşıtlığın estetik açısından gösterdiği temel gerçek hangisidir?
- A Ahlakın sanatla ilgisiz olduğu
- B İkinci görüşün doğru olduğu
- C Birinci görüşün doğru olduğu
- D Sanatın değersiz olduğu
- E Sanatın amacı ve değeri konusundaki tartışmanın sürdüğü
Bir görüş üzerine
Bir düşünüre göre matematiksel doğrular deneyden değil, aklın kendi işleyişinden çıkar; deney bu doğruları yalnızca örneklendirir.
Yukarıda anlatılan görüş bilginin kaynağı konusunda hangi yaklaşımı temsil eder?
- A Sezgicilik
- B Deneycilik (empirizm)
- C Kuşkuculuk
- D Akılcılık (rasyonalizm)
- E Faydacılık
| İzleyici | Aynı eser hakkında yorumu |
|---|---|
| Birinci | Yalnızlığı anlatıyor |
| İkinci | Umudu anlatıyor |
Tabloda aynı eser için iki farklı yorum verilmiştir. Bu durumun sanat eseri açısından gösterdiği nitelik hangisidir?
- A Eserin bozuk olması
- B Eserin anlamsız olması
- C İzleyicilerden birinin yanılması
- D Sanat eserinin birden çok okumaya açık olması
- E Yorumun gereksizliği
Bir görüş üzerine
Başka bir düşünüre göre zihin başlangıçta boş bir levha gibidir; bütün içerik duyu deneyimiyle gelir.
Yukarıda anlatılan görüş hangi yaklaşımı temsil eder?
- A Nihilizm
- B Akılcılık
- C Kuşkuculuk
- D İdealizm
- E Deneycilik (empirizm)
Kartlarda sanata atfedilen işlevler verilmiştir. Bu kartların birlikte gösterdiği temel gerçek hangisidir?
- A Sanatın yalnızca öğrettiği
- B Sanatın işlevsiz olduğu
- C Sanatın yalnızca haz verdiği
- D Sanatın tek bir işleve indirgenemeyeceği
- E Sanatın duyguyla ilgisiz olduğu
| Ölçüt | Zanaat ürünü | Sanat eseri |
|---|---|---|
| Amaç | Belirli bir işi görmek | Estetik yaşantı sunmak |
| Çoğaltım | Aynı biçimde üretilebilir | Tek ve özgündür |
Tabloda iki ürün türü karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre bir ürünün sanat eseri sayılmasında belirleyici olan hangisidir?
- A Boyutu
- B Üretim maliyeti
- C Kullanım süresi
- D Ağırlığı
- E Estetik yaşantı sunma amacı ve özgünlük
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Yasa dışsal denetime dayanır; denetimin ulaşamadığı yerde davranışı yönlendiren iç ölçüt gerekir.
- Tablodaki iki satırı okuyalım. Yasa: kaynağı dışsal ve kurumsal, yaptırımı ceza. Vicdan: kaynağı içsel, yaptırımı huzursuzluk ve pişmanlık.
- Yasanın çalışması bir koşula bağlı: davranışın görülmesi ve cezanın uygulanabilmesi. Yani yasa denetime bağımlıdır.
- Denetimin ulaşamadığı durumlar her zaman vardır. Yalnızca yasaya dayanan bir düzende bu durumlarda davranış güvenceye alınamaz; sınırlılık budur.
- Denetleyelim: vicdanın yaptırımı denetime bağlı değil ✓ — tabloda "içsel" yazması bunu söylüyor.
Sık yapılan hata: "Cezanın uygulanamaması" demek. Ceza, denetimin ulaştığı durumlarda UYGULANABİLİR; sınırlılık cezanın işlememesi değil, denetimin ulaşamadığı yerlerde davranışın güvencesiz kalmasıdır.
2. sorunun çözümü
Her yargı yalnızca kendi kültürü içinde geçerliyse hiçbir uygulama dışarıdan eleştirilemez.
- Katı göreciliğin savını açalım: bir uygulamanın doğruluğunu belirleyen tek şey içinde bulunduğu kültürdür.
- Bu sav kabul edilirse kültürün dışında bir ölçüt kalmaz. Bir uygulamayı yargılamak için başvurulacak ortak bir ilke yoktur.
- Sonuç şudur: hangi uygulama olursa olsun, kendi kültüründe kabul görüyorsa eleştirilemez. Göreciliğe yöneltilen temel eleştiri budur.
- Denetleyelim: eleştiri kültürel farkları reddetmiyor ✓ — itiraz, ölçütün tümüyle kültüre indirgenmesine.
Sık yapılan hata: "Kültürleri tanımaması" demek. Katı görecilik kültürleri tanır, hatta ölçütü onlara BAĞLAR; eleştirilen yan, bunun hiçbir uygulamanın eleştirilememesi sonucunu doğurmasıdır.
3. sorunun çözümü
İyi-kötü, doğru-yanlış gibi değerlendirme içeren yargılara değer yargısı denir.
- Tablonun kurgusu şu: solda cümle, sağda türü.
- Dolu satır: "Bu odanın sıcaklığı 22 derecedir." → olgu yargısı. Bu cümle ÖLÇÜLEBİLİR bir durumu bildiriyor; doğruluğu termometreyle sınanır.
- "Bu davranış yanlıştır." cümlesi ise bir ölçüm bildirmiyor, bir DEĞERLENDİRME yapıyor. Bu tür yargılara değer yargısı denir.
- Denetleyelim: değer yargısı gerekçelendirilerek tartışılır ✓ — olgu yargısı gibi ölçümle kapatılamaz.
Sık yapılan hata: "Olgu yargısı" demek. Bu, ÜST SATIRDA sıcaklık cümlesi için zaten yazılmış; "yanlıştır" ifadesi ölçülebilir bir durum değil, bir değerlendirme bildirir.
4. sorunun çözümü
Davranış tümüyle önceki nedenlerce belirleniyorsa seçim imkânı kalmaz; bu da sorumluluğun dayanağını tartışmaya açar.
- Tablodaki birinci görüşü okuyalım: insan davranışı önceki nedenlerce BELİRLENMİŞTİR.
- Bu sav doğruysa kişi belirli bir anda ancak yaptığı şeyi yapabilirdi; başka türlü davranma imkânı yoktu.
- Ama sorumluluk tam olarak bu imkâna dayanıyordu. Öyleyse birinci görüşün doğurduğu temel güçlük şudur: seçim yoksa sorumluluk nasıl temellendirilecek?
- Denetleyelim: güçlük ahlakı yok saymıyor, DAYANAĞINI soruyor ✓ — felsefi itirazın biçimi de bu.
Sık yapılan hata: "Erdemin tanımlanamaması" demek. Erdem, birinci görüş altında da davranış yatkınlığı olarak TANIMLANABİLİR; asıl güçlük, seçim olmadan sorumluluğun temellendirilmesidir.
5. sorunun çözümü
Bilimsel bilgi, sınanabilir ve gerektiğinde düzeltilebilir bir bilgi türüdür.
- Tablonun ilk satırı bilimsel bilginin sınanabilir olduğunu söylüyor: gözlem ve deneyle denetlenebilir.
- İkinci satır kesinliğinin mutlak olmadığını, değişebildiğini söylüyor.
- İki nitelik birleşince şu çıkar: bilimsel bilgi sınanır, yeni kanıt gelince düzeltilir ya da değiştirilir.
- Denetleyelim: Güneş merkezli sistemin Dünya merkezli sistemin yerini alması bu düzeltilebilirliğin örneğidir ✓.
Sık yapılan hata: "Hiç değişmeyen mutlak bilgidir." demek. Tablonun ikinci satırı bilimsel bilginin kesinliğinin mutlak olmadığını ve değişebildiğini açıkça söylüyor; bu seçenek tabloyla çelişir.
6. sorunun çözümü
Bilgi; gerekçesi, kaynağı ve doğruluk ölçütü birlikte sorgulanan bir savdır.
- Birinci kart bilginin gerekçe istediğini söylüyor: gerekçesiz doğru inanç bilgi değildir.
- İkinci kart kaynağın tartışmalı olduğunu ekliyor: akıl, deney ve sezgi arasındaki tartışma.
- Üçüncü kart doğruluk ölçütünün arandığını getiriyor: uygunluk, tutarlılık, yarar.
- Denetleyelim: doğru seçenek üç kartı birden kapsıyor ✓; öteki seçeneklerin her biri kartlardan birinin tersini söylüyor.
Sık yapılan hata: "Bilgi ile inanç aynıdır." demek. Birinci kart bilginin gerekçe istediğini söylüyor; her inanç gerekçeli olmadığı için inanç bilgiyle aynı olamaz.
7. sorunun çözümü
Tablo, akıl ile deneyin her birinin tek başına yetersiz kalabildiğini gösterir.
- Yalnız akla dayanan yaklaşım, kavramlarının gerçeklikle bağını kurmakta zorlanıyor: akıl kendi içinde tutarlı ama dünyaya dokunmayabilir.
- Yalnız deneye dayanan yaklaşım, zorunlu ve genel doğruları açıklamakta zorlanıyor: deney hep sınırlı sayıda örnek verir.
- İki yaklaşımın da açıklayamadığı bir alan var; demek ki her kaynak tek başına eksik kalıyor.
- Denetleyelim: Kant’ın "İçeriksiz düşünceler boş, kavramsız görüler kördür." sözü bu eksikliği iki kaynağı birleştirerek gidermeye çalışır ✓.
Sık yapılan hata: "Bilginin imkânsız olduğu" demek. Tablo iki kaynağın tek başına yetersizliğini gösteriyor, bilgi edinmenin olanaksız olduğunu değil; bu çıkarım tablonun söylediğini aşar.
8. sorunun çözümü
Aynı esere iki farklı yargı verilmesi, estetik yargıda algılayanın payını öne çıkaran görüşü destekler.
- Gözlemde bir öge sabit, bir öge değişken: eser aynı, yargılar farklı ("çok etkileyici" ve "sıradan").
- Nesne sabitken yargı değişiyorsa farkın kaynağı nesne olamaz; fark, eseri algılayan kişilerin beğenisinden, birikiminden ve duygusundan gelir.
- Bu durum, estetik yargıda öznenin yani algılayanın payını öne çıkaran öznelci görüşü destekler.
- Denetleyelim: aynı esere iki zıt yargı → kaynak izleyici ✓; nesnelci görüş doğru olsaydı iki kişinin de aynı yargıya varması beklenirdi.
Sık yapılan hata: "Güzelliğin ölçülebilir olduğunu savunan görüşü" seçmek. Güzellik ölçülebilir olsaydı aynı eseri değerlendiren iki kişi aynı sonuca ulaşırdı; gözlemdeki ayrışma bu görüşü desteklemez, zayıflatır.
9. sorunun çözümü
Anlatılan yarar (pragmatik) ölçütüdür; temel eleştirisi, işe yarayan her düşüncenin doğru olmayabileceğidir.
- Metne göre bir düşüncenin doğruluğu uygulandığında işe yarayıp yaramadığına bakılarak ölçülüyor.
- Doğruluğu işe yararlılığa bağlayan ölçüt yarar ölçütüdür; pragmatizmle, özellikle William James ile anılır.
- Eleştiri: yanlış bir inanç da bir süre işe yarayabilir; örneğin temelsiz bir inanç kişiye güven verebilir ama bu onu doğru yapmaz.
- Denetleyelim: seçenekte hem ölçüt adı hem eleştiri metinle uyumlu ✓; öteki seçeneklerde ölçüt adı metne uymuyor.
Sık yapılan hata: "Uygunluk ölçütü – gerçeklikle karşılaştırılamaz." demek. Uygunluk ölçütü yargıyı gerçeklikle karşılaştırır; metinde ise gerçekliğe değil, uygulamadaki sonuca bakılıyor.
10. sorunun çözümü
İki ahlaki ilke çatıştığında hangisinin öncelikli olduğunu belirleyecek bir ölçüt gerekir.
- İkilemdeki iki yükümlülüğü ayıralım. Birincisi: verilen sözü tutmak, sırrı saklamak.
- İkincisi: başkasının zarar görmesini önlemek. İkisi de kendi başına ahlaki bir ilke; hiçbiri baştan geçersiz değil.
- Sorun ikisinin aynı anda yerine getirilememesi. Öyleyse temel güçlük, çatışma durumunda hangisine öncelik verileceğini belirleyecek bir ölçüte ihtiyaç duyulmasıdır.
- Denetleyelim: ikilemi doğuran şey ilkelerin yokluğu değil, İKİSİNİN de geçerli olması ✓.
Sık yapılan hata: "İkilemin çözümsüz olduğu" demek. Güçlük çözümün imkânsızlığı değil, çözüm için bir ÖNCELİK ÖLÇÜTÜ gerekmesidir; ahlak felsefesi de bu ölçütü tartışır.
11. sorunun çözümü
Kartlar özgürlük-sorumluluk bağını, iyi kavramının tartışmalılığını ve erdemin kazanılışını birlikte gösterir.
- Üç kartı okuyalım: özgürlük sorumluluk doğurur, iyi tartışmalıdır, erdem alışkanlıkla kazanılır.
- Birinci kart ünitenin dayanağını veriyor: sorumluluğun koşulu özgür seçim. İkinci kart ölçüt tartışmasını ekliyor: iyi tek bir tanıma indirgenemiyor.
- Üçüncü kart uygulamayı getiriyor: erdem bilgiyle değil, tekrarla kazanılıyor. En kapsayıcı sonuç üçünü birlikte anmalıdır.
- Denetleyelim: üç kart üç ayrı soruyu yanıtlıyor ✓ — kim sorumlu, ölçüt ne, nasıl kazanılır.
Sık yapılan hata: "Ahlak felsefesi yalnızca kural koyar" demek. İkinci kart iyi kavramının TARTIŞMALI olduğunu söylüyor; ahlak felsefesi kural dayatmaz, davranışı temellendirmeye çalışır.
12. sorunun çözümü
Satış sayısı eserin sanatsal niteliğini değil, ne kadar yaygınlaştığını gösterdiği için değer kanıtı sayılamaz.
- Değerlendirme iki şeyi birbirinden ayırıyor: eserin çok satması ve sanatsal değeri.
- Satış sayısı bir eserin kaç kişiye ulaştığını, yani yaygınlığını ölçer; reklam, fiyat ve moda gibi eserin niteliği dışındaki etkenlere de bağlıdır.
- Sanatsal değer ise özgünlük, biçim ve anlatım gücü gibi ayrı ölçütlerle değerlendirilir; biri ötekinin kanıtı olamaz.
- Denetleyelim: çok satıp kısa sürede unutulan eserler ile döneminde az ilgi görüp sonradan değer kazanan eserler bu ayrımı doğruluyor ✓.
Sık yapılan hata: "Satışın hiç önemli olmaması" demek. Değerlendirme satışın önemsiz olduğunu söylemiyor, yalnızca sanatsal değerin kanıtı sayılamayacağını söylüyor; satış, yaygınlık bakımından yine anlamlı bir bilgidir.
13. sorunun çözümü
Görüşe göre bilgi, zihnin kavram ve kalıplarıyla biçimlenen sınırlı bir kavrayıştır.
- Metin, zihnin gerçekliği ancak kendi kavram ve kalıpları aracılığıyla kavradığını söylüyor; yani bilgi mümkün.
- Ama bilgiye zihnin katkısı karışıyor: şeyleri olduğu gibi değil, zihnin biçimlendirdiği gibi biliyoruz.
- Bu yüzden şeylerin "kendinde" hâli bilinemez; bilgi, bize görünenle sınırlıdır. Bu görüş Kant’a aittir.
- Denetleyelim: görüş hem bilginin olanağını kabul ediyor hem sınırını çiziyor ✓ — seçenek iki yarıyı da içeriyor.
Sık yapılan hata: "Bilginin hiç mümkün olmadığı" demek. Görüş bilgiyi reddetmiyor; zihnin kalıplarıyla gerçekliği kavradığımızı kabul ediyor, yalnız bu kavrayışın sınırlı olduğunu söylüyor.
14. sorunun çözümü
Sanatı var olanın yeniden sunumuna bağlayan kuram, doğada karşılığı olmayan soyut eserleri açıklamakta zorlanır.
- Kuramın iki savı var: sanat doğada ve yaşamda var olanı yeniden sunar; değeri de bu sunumun ustalığından gelir. Bu, Antik Yunan’a uzanan taklit (mimesis) anlayışıdır.
- Bir kuramı eleştirmenin en güçlü yolu, açıklayamadığı örneği göstermektir: doğada karşılığı olmayan soyut bir resim ya da sözsüz bir müzik parçası neyin yeniden sunumudur?
- Bu eserler "var olanı sunma" ölçütüne uymadığı hâlde sanat sayılıyor; öyleyse kuram soyut eserleri açıklamakta zorlanır.
- Denetleyelim: eleştiri kuramın kendi tanımını hedef alıyor ve bir karşı örnekle destekleniyor ✓.
Sık yapılan hata: "Doğanın taklit edilememesi" seçmek. Kuram doğanın yeniden sunulabileceğini varsayar ve bunu başaran pek çok eser gerçekten vardır; bu seçenek kuramın zayıf noktasını değil, gerçekle çelişen bir iddiayı dile getirir.
15. sorunun çözümü
Sanatın ahlaki amaç taşıması ile kendi başına amaç olması görüşleri gerekçeleriyle savunulabildiğinden, sanatın amacı tartışması sürer.
- Tablodaki birinci görüş sanata ahlaki bir amaç yüklüyor: sanat insanı iyiye yöneltmelidir.
- İkinci görüş sanatı kendi başına amaç sayıyor ("sanat sanat içindir"): eser başka bir amaca hizmet etmek zorunda değildir.
- İki görüş de gerekçelerle savunulabiliyor ve biri ötekini kesin biçimde çürütmüyor; bu karşıtlık, sanatın amacı ve değeri konusundaki tartışmanın sürdüğünü gösterir.
- Denetleyelim: soru hangi görüşün doğru olduğunu değil, karşıtlığın NE gösterdiğini soruyor ✓; yanıt da taraf tutmuyor.
Sık yapılan hata: "Birinci görüşün doğru olduğu" seçmek. Tablo iki görüşü yan yana koyar ama birinin haklı olduğuna dair gerekçe vermez; bir tarafı seçmek karşıtlığın kendisinden çıkarılamaz. Aynı durum "İkinci görüşün doğru olduğu" için de geçerlidir.
16. sorunun çözümü
Matematiksel doğruları deneyden değil aklın işleyişinden çıkaran görüş akılcılıktır (rasyonalizm).
- Görüşe göre matematiksel doğrular aklın kendi işleyişinden çıkıyor; yani bilginin kaynağı akıl.
- Deneye yalnız örneklendirme rolü veriliyor: iki elmaya iki elma eklemek "2 + 2 = 4" doğrusunu kanıtlamaz, yalnız gösterir.
- Bilginin temel kaynağını akılda gören yaklaşım akılcılıktır; Descartes ve Leibniz bu yaklaşımın önemli temsilcileridir.
- Denetleyelim: deneyin değil aklın belirleyici tutulması akılcılığın ayırt edici savıdır ✓.
Sık yapılan hata: "Deneycilik (empirizm)" demek. Deneycilik bütün bilgiyi duyu deneyimine bağlar; oysa görüş deneye yalnız örneklendirme rolü veriyor, kaynağı akıl sayıyor.
17. sorunun çözümü
Aynı eserin iki farklı biçimde yorumlanabilmesi, sanat eserinin birden çok okumaya açık olduğunu gösterir.
- Tabloda aynı eser iki izleyici tarafından farklı okunuyor: biri yalnızlık, öteki umut görüyor.
- Sanat eseri tek bir anlama kilitlenmiş bir bildiri değildir; imgeleri ve biçimi farklı yorumlara alan açar.
- İki yorum da eserdeki ögelere dayanabildiği sürece biri ötekini geçersiz kılmaz; bu, sanat eserinin birden çok okumaya açık olduğunu gösterir.
- Denetleyelim: seçenek iki yorumu da kabul ediyor ✓; hiçbir izleyiciyi haksız saymaya gerek kalmıyor.
Sık yapılan hata: "İzleyicilerden birinin yanılması" seçmek. Bu seçenek eserin tek bir doğru anlamı olduğunu varsayar; oysa sanat eserinde farklı yorumlar bir hata değil, eserin zenginliğinin göstergesidir.
18. sorunun çözümü
Zihni başlangıçta boş bir levha sayıp bütün içeriği duyu deneyimine bağlayan görüş deneyciliktir (empirizm).
- Görüşe göre zihin doğuştan hiçbir bilgi taşımıyor: boş bir levha (tabula rasa) gibi.
- Bütün içeriğin duyu deneyimiyle geldiği söyleniyor; yani bilginin kaynağı deney.
- Bu yaklaşım deneyciliktir; "boş levha" benzetmesiyle en çok John Locke anılır.
- Denetleyelim: doğuştan bilgi kabul edilmemesi akılcılığı dışarıda bırakır ✓; geriye deneycilik kalır.
Sık yapılan hata: "Akılcılık" demek. Akılcılık zihinde doğuştan ya da deneyden bağımsız bilgiler bulunduğunu savunur; zihni boş levha sayan bir görüş bunun tam karşıtıdır.
19. sorunun çözümü
Sanata birbirini dışlamayan birden çok işlev atfedilmesi, onun tek bir işleve indirgenemeyeceğini gösterir.
- Kartlarda üç ayrı işlev var: duyguyu iletmek, farkındalık oluşturmak ve estetik haz vermek.
- Bu işlevler birbirini dışlamaz: bir roman aynı anda haz verebilir, bir duyguyu aktarabilir ve okura toplumsal bir sorunu fark ettirebilir.
- Üç işlev aynı anda sanata atfedilebiliyorsa, sanatı yalnızca birine bağlayan her tanım eksik kalır; kartların birlikte gösterdiği, sanatın tek bir işleve indirgenemeyeceğidir.
- Denetleyelim: seçenek üç kartı birlikte kapsıyor ✓; "yalnızca" ile başlayan seçenekler ise tek kartı alıp ötekileri atıyor.
Sık yapılan hata: "Sanatın yalnızca haz verdiği" seçmek. Bu, üç karttan yalnızca birini alır; duygu iletme ve farkındalık oluşturma kartlarını yok sayar. Soru kartların BİRLİKTE ne gösterdiğini soruyor.
20. sorunun çözümü
Tabloya göre bir ürünü sanat eseri yapan, estetik yaşantı sunma amacı ve özgünlüktür.
- Tablo iki ölçüt kullanıyor: amaç ve çoğaltım.
- Amaç satırı: zanaat ürünü belirli bir işi görmek için yapılır (bir testi su taşımak için), sanat eseri ise estetik yaşantı sunmayı amaçlar.
- Çoğaltım satırı: zanaat ürünü aynı biçimde yeniden üretilebilir, sanat eseri tek ve özgündür. Belirleyici olan bu iki ölçütün birleşimidir: estetik yaşantı sunma amacı ve özgünlük.
- Denetleyelim: seçenek tablodaki iki satırı da karşılıyor ✓; boyut, maliyet, ağırlık ya da kullanım süresi tabloda hiç geçmiyor.
Sık yapılan hata: "Üretim maliyeti" seçmek. Tabloda maliyet diye bir ölçüt yok; pahalı bir zanaat ürünü de bir işlev için yapılmış olmaktan kurtulmaz, ucuz malzemeyle yapılmış bir eser de özgün ve estetik olabilir.