10. Sınıf Tarih 2. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Sömürge yönetimleri, denetim altına aldıkları bölgelerde kendi dillerini ve yönetim düzenlerini yerleştirmiştir. Bu uygulamanın yerli toplumlar üzerindeki etkisi nedir?
- A Yerel dillerin güçlenmesi
- B Yerel kurumların korunması
- C Yerel dil ve kurumların zayıflayıp kültürel sürekliliğin kopması
- D Nüfusun artması
- E Ticaretin yerli halkın eline geçmesi
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Gaza | Sınır boylarında yürütülen mücadele anlayışı |
| Fetih | ? |
Tabloda iki kavram tanımlanmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan tanım hangisidir?
- A Vergi toplama düzeni
- B Sınırda yürütülen mücadele
- C Bir yerin alınıp yönetim altına katılması
- D Ticaret yolu
- E Bir yerleşim biçimi
Baharatın Ümit Burnu üzerinden okyanus yoluyla taşınmaya başlaması Akdeniz limanlarının işlem hacmini düşürmüştür. Bu değişimin Osmanlı ekonomisine etkisi nedir?
- A Gümrük gelirlerinin ve transit ticaretin gerilemesi
- B Limanların büyümesi
- C Vergi gelirlerinin artması
- D Kervan sayısının çoğalması
- E Ticaret yollarının kapanmaması
Selçuklu şehirlerinde kurulan darüşşifalarda hem hasta tedavi edilir hem de yanındaki medresede hekim yetiştirilirdi. Bu ikili yapının sağlık alanına katkısı nedir?
- A Tedavi ile hekim yetiştirmenin aynı kurumda sürekli hâle gelmesi
- B Hastane sayısının azalması
- C Hekimliğin yasaklanması
- D İlaç üretiminin durması
- E Hastaların ücret ödemesi
Osmanlı Devleti kuruluş döneminde Anadolu beyliklerine karşı öncelikle savaş yerine evlilik, satın alma ve miras yoluyla topraklarını genişletmeye çalışmıştır. Bu tutumun temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A Ordusunun bulunmaması
- B Beyliklerin çok güçlü olması
- C Müslüman Türk beylikleriyle savaşmanın hoş karşılanmaması ve gücün Bizans’a yönlendirilmek istenmesi
- D Anadolu’da toprak bulunmaması
- E Beyliklerin Osmanlı’ya vergi ödemesi
Kuruluş döneminde Anadolu’daki esnaf ve zanaatkârlar; kaliteyi denetleyen, fiyat belirleyen ve çırak-kalfa-usta düzenini işleten bir teşkilat çevresinde örgütlenmiştir. Bu teşkilat aşağıdakilerden hangisidir?
- A Divan
- B Ahilik
- C Devşirme
- D Tımar
- E Vakıf
Osmanlı Devleti’nde ilk medrese Orhan Bey Dönemi’nde İznik’te açılmıştır. Bu gelişmenin gösterdiği en uygun sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
- A Devletin askerî faaliyetleri tamamen bıraktığı
- B Beylikten devlete geçiş sürecinde eğitim ve ilim kurumlarının oluşturulmaya başlandığı
- C Anadolu’da başka hiçbir eğitim kurumunun bulunmadığı
- D Medreselerin yalnızca askerî amaçla kurulduğu
- E İznik’in başkent yapıldığı
Kâtip Çelebi, kendi döneminde bilinen kitapları ve yazarları konu konu tanıtan kapsamlı bir eser hazırlamıştır. Böyle bir çalışmanın ilim hayatına katkısı nedir?
- A Kitap yazımının durması
- B Kütüphanelerin kapanması
- C Var olan bilginin derlenip aranabilir hâle gelmesi
- D Yeni eser yazılmasının yasaklanması
- E Eserlerin yalnız saraya verilmesi
| Kurum | İşlevi |
|---|---|
| Medrese | Eğitim ve bilim |
| Şifahane | ? |
Tabloda dönemin kurumları ile işlevleri eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki boşluk nasıl doldurulmalıdır?
- A Ticaret düzenleme
- B Eğitim ve bilim
- C Vergi toplama
- D Ordu kurma
- E Sağlık hizmeti ve hekim yetiştirme
Bir uygulama
Yol güzergâhlarında, tüccarların ve hayvanlarının belirli bir süre ücretsiz konaklayabildiği yapılar inşa edilmiştir.
Yukarıdaki uygulamanın ticarete etkisi sorulmaktadır. Buna göre aranan sonuç hangisidir?
- A Tüccarlar uzaklaşmıştır.
- B Ticaret durmuştur.
- C Yollar kapanmıştır.
- D Yolların güvenliği ve ticaretin canlılığı artmıştır.
- E Etkisi olmamıştır.
Fatih Sultan Mehmet, Semerkant’ta yetişmiş astronom ve matematikçi Ali Kuşçu’yu İstanbul’a davet edip medreselere ders vermesini istemiştir. Padişahın bu davetinin amacı nedir?
- A Medrese sayısını azaltmak
- B Başkentin bilim düzeyini yetişmiş bir âlimle yükseltmek
- C Semerkant’ı yönetmek
- D Astronomiyi yasaklamak
- E Yeni bir ordu kurmak
Osmanlı Devleti’nin Orhan Bey Dönemi’nde başkent yaptığı şehir aşağıdakilerden hangisidir?
- A Söğüt
- B İznik
- C Bursa
- D Edirne
- E İstanbul
Osman Bey Dönemi’nde Bizans tekfurlarına karşı kazanılan ve beyliğin Marmara yönünde ilerlemesini kolaylaştıran savaş aşağıdakilerden hangisidir?
- A Koyunhisar
- B Sırpsındığı
- C Niğbolu
- D Varna
- E Çirmen
Kartlarda bu temanın üç temel düşüncesi verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A Kartlar birbirinden bağımsızdır.
- B Düzen kurumsuz yürümüştür.
- C Dış koşullar etkisiz kalmıştır.
- D Islahat girişimi olmamıştır.
- E Uzun ömürlü düzen; kurumlarla sürdürülmüş, değişen dış koşullar karşısında ıslahatlarla ayakta tutulmaya çalışılmıştır.
Grafikte Amerika’dan Avrupa’ya gelen değerli maden miktarının dönemlere göre değişimi verilmiştir. Grafikteki artışın Avrupa ekonomisindeki sonucu ne olmuştur?
- A Paranın değer kazanması
- B Ticaretin durması
- C Üretimin sona ermesi
- D Madenlerin değersizleşmesi ve fiyatların genel olarak yükselmesi
- E Nüfusun azalması
| Ölçüt | Tımarlı sipahi | Kapıkulu |
|---|---|---|
| Geliri | Dirlik geliri | Hazineden maaş |
| Bulunduğu yer | Taşra | Başkent |
Tabloda iki asker sınıfı karşılaştırılmıştır. Tablodaki bilgilerden hareketle ulaşılabilecek yargı hangisidir?
- A İki sınıfın da hazineden maaş aldığı
- B İki sınıfın da taşrada bulunduğu
- C Kapıkulunun hazineye, tımarlı sipahinin toprağa bağlı olduğu
- D Tımarlı sipahinin başkentte durduğu
- E İki sınıf arasında fark bulunmadığı
Bir uygulama
Bir bölgede uzun süredir uygulanan yerel gelenekler, yeni yönetim düzeninde de gözetilmiştir.
Yukarıdaki tutumun yönetime sağladığı yarar sorulmaktadır. Buna göre doğru seçenek hangisidir?
- A Vergiler azalmıştır.
- B Halk uzaklaşmıştır.
- C Halkın yeni düzeni benimsemesi kolaylaşmıştır.
- D Yönetim zorlaşmıştır.
- E Yarar sağlamamıştır.
Bir bulgu üzerine
Bir bölgede aynı yıllarda hem uzun süren savaşlar hem de ağır vergiler kaydedilmiştir.
Yukarıdaki bulgunun taşrada beklenen sonucu sorulmaktadır. Buna göre yanıt hangi seçenektedir?
- A Nüfus yerinde kalır.
- B Nüfus hareketleri ve toprak terki artar.
- C Üretim artar.
- D Vergi gelirleri yükselir.
- E Sonuç doğmaz.
Grafikte kapıkulu asker sayısının dönemlere göre değişimi verilmiştir. Grafikteki eğilimin hazine üzerindeki sonucu nedir?
- A Maaş giderinin azalması
- B Vergi gelirinin artması
- C Hazine üzerindeki maaş yükünün büyümesi
- D Sefer sayısının azalması
- E Tımar gelirlerinin artması
Divan-ı Hümayun’da devlet işleri görüşülür, halktan gelen davalar da karara bağlanırdı. Bu kurumun yönetim açısından işlevi nedir?
- A Yalnız savaş kararı alması
- B Yalnız vergi toplaması
- C Yalnız elçileri kabul etmesi
- D Yalnız ordu sevk etmesi
- E Devletin en yüksek karar ve yargı organı olarak çalışması
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Sömürge yönetimlerinin kendi dilini ve düzenini yerleştirmesi, yerel dil ve kurumları zayıflatıp kültürel sürekliliği koparmıştır.
- Uygulamayı ayıralım: yönetim, eğitim ve yargı sömürgecinin dilinde ve onun kurallarıyla yürütülür.
- Resmî işlerde kullanılmayan yerel dil zamanla geri planda kalır; yerel yönetim ve hukuk kurumları işlevini yitirir.
- Dil ve kurumlar bir toplumun geçmişten taşıdığı bilgiyi ve geleneği kuşaktan kuşağa aktarır; bunlar zayıflayınca kültürel süreklilik kopar.
- Denetleyelim: bugün Latin Amerika’da İspanyolca ve Portekizcenin baskın olması bu etkinin kalıcılığını gösteriyor ✓.
Sık yapılan hata: "Yerel kurumların korunması" seçmek. Dışarıdan getirilen yönetim düzeni yerel kurumların yerini alır; onları korumaz, işlevsizleştirir.
2. sorunun çözümü
Cevap: bir yerin alınıp yönetim altına katılması; gaza mücadelenin anlayışıysa fetih, alınan yerin devlet düzenine bağlanmasıdır.
- Tablodaki ilk satır gazayı tanımlıyor: sınır boylarında yürütülen mücadele anlayışı, yani bir tutum ve süreç.
- Fetih ise sürecin sonucunu anlatır: yer alınır ve oraya vergi, yargı, yönetim götürülür.
- Bu yüzden boşluk, yerin ele geçirilip yönetime katılmasını anlatan tanımla dolmalıdır.
- Denetleyelim: fethedilen yer, akında olduğu gibi alınıp bırakılmaz; yönetime katılır ✓.
Sık yapılan hata: "Sınırda yürütülen mücadele" demek. Bu tanım tablonun ilk satırındaki GAZAYA ait; fetih mücadelenin kendisi değil, alınan yerin yönetime katılmasıdır.
3. sorunun çözümü
Baharatın Ümit Burnu yoluyla taşınması Akdeniz limanlarından geçen malı azaltmış, Osmanlı’nın gümrük gelirlerini ve transit ticaretini geriletmiştir.
- Metindeki değişim: doğu malları artık Akdeniz ve Orta Doğu üzerinden değil, Afrika’nın güneyini dolaşan okyanus yoluyla taşınıyor.
- Osmanlı, İpek ve Baharat yollarının üzerinde bulunduğu için topraklarından geçen maldan gümrük alıyor, transit ticaretten kazanıyordu.
- Mal Osmanlı topraklarından geçmeyince bu gelir azalır; limanlarda ve kervan yollarında ticaret hacmi düşer.
- Denetleyelim: geçmeyen maldan gümrük alınamaz ✓ — gelir kaybı yol değişiminin doğrudan sonucu.
Sık yapılan hata: "Vergi gelirlerinin artması" seçmek. Metin limanların işlem hacminin düştüğünü söylüyor; ticaret azalan limandan alınan vergi de azalır, artmaz.
4. sorunun çözümü
Darüşşifa ile yanındaki medresenin bir arada olması, tedavi ile hekim yetiştirmenin aynı kurumda sürekli hâle gelmesini sağlamıştır.
- Yapı ikili: darüşşifada hasta tedavi ediliyor, yanındaki medresede hekim yetiştiriliyor. Kayseri’deki Gevher Nesibe Darüşşifası (1206) ve tıp medresesi bunun bilinen örneğidir.
- Öğrenci, kitaptan öğrendiğini hemen yanındaki hastada görür; hocası tedavi ederken izler ve uygulamaya katılır.
- Böylece hekimlik bilgisi uygulamayla birlikte kuşaktan kuşağa kesintisiz aktarılır; tedavi hizmeti de yeni hekimlerle sürer.
- Denetleyelim: seçenek ikili yapının iki parçasını (tedavi ve eğitim) birlikte açıklıyor ✓.
Sık yapılan hata: “Hastaların ücret ödemesi” seçilebiliyor, çünkü bir sağlık kurumunun gelir kaynağı akla gelir. Oysa darüşşifalar vakıf geliriyle ve ücretsiz hizmet verirdi; üstelik soru ücreti değil sağlık alanına katkıyı soruyor.
5. sorunun çözümü
Aynı inançtan beyliklerle savaşmak meşruiyeti zedelerdi; asıl hedef Bizans yönüydü.
- Osmanlı’nın Anadolu’daki komşularını belirleyelim: Müslüman Türk beylikleri.
- Onlarla savaşmak iki sorun doğurur. Birincisi meşruiyet: gaza ve din uğruna mücadele iddiasıyla yükselen bir beyliğin aynı inançtan komşusuyla savaşması halk nezdinde hoş karşılanmaz.
- İkincisi öncelik: batıda Bizans varken güç Anadolu’ya harcanırsa asıl hedeften uzaklaşılır. Bu yüzden evlilik, satın alma ve miras gibi barışçıl yollar tercih edildi.
- Denetleyelim: aynı beyliklerle sonraki dönemlerde savaşıldı ✓ — tercih ilkesel değil, dönemin koşullarına göre verilmiş bir öncelik kararı.
Sık yapılan hata: "Ordusunun bulunmaması" demek. Osmanlı’nın ordusu VARDI ve aynı dönemde Bizans’a karşı savaşıyordu; beyliklere barışçıl yaklaşmasının nedeni güçsüzlük değil, meşruiyet ve öncelik tercihidir.
6. sorunun çözümü
Ahilik, esnaf ve zanaatkârların kaliteyi denetleyen ve çırak-kalfa-usta düzenini işleten meslek teşkilatıdır.
- Soruda sayılan üç işlevi ayıralım: kaliteyi denetlemek, fiyat belirlemek, çırak-kalfa-usta düzenini işletmek.
- Üçü de ÜRETİM ve MESLEK alanına ait. Öyleyse aranan yapı bir esnaf örgütlenmesi olmalı.
- Şıkları işlevlerine göre eleyelim: divan bir yönetim kurulu, devşirme asker yetiştirme sistemi, tımar toprak düzeni, vakıf ise hayır kurumlarının gelir kaynağıdır. Aranan teşkilat ahiliktir.
- Denetleyelim: ahilikte meslek eğitimiyle ahlak eğitimi birlikte veriliyordu ✓ — kalite denetiminin dayanağı da bu.
Sık yapılan hata: Vakıf demek. Vakıf, bağışlanan mülklerin geliriyle hayır kurumlarını yaşatan bir DÜZENDİR; esnaf ve zanaatkârları örgütleyip kaliteyi denetleyen teşkilat ise ahiliktir.
7. sorunun çözümü
Medrese açılması, beylikten devlete geçişte kurumsallaşmanın başladığını gösterir.
- Medresenin ne yaptığını belirleyelim: âlim ve kadı yetiştirir.
- Bir beyliğin buna neden ihtiyacı olur? Büyüyen topraklarda davaları görecek kadılar, kayıt tutacak ve yönetecek eğitimli kişiler gerekir. Bu ihtiyaç ancak devletleşirken doğar.
- Öyleyse ilk medresenin açılması, eğitim ve ilim kurumlarının oluşturulmaya başlandığını, yani kurumsallaşmayı gösterir.
- Denetleyelim: aynı dönemde kadılık, tımar ve divan da kuruluyor ✓ — medrese bu kurumların insan kaynağını sağlıyor.
Sık yapılan hata: "Devletin askerî faaliyetleri tamamen bıraktığı" demek. Medrese açmak askerî faaliyeti sona ERDİRMEZ; aynı dönemde fetihler sürüyordu, medrese yalnız sivil kurumsallaşmanın bir parçasıdır.
8. sorunun çözümü
Kâtip Çelebi’nin kitapları ve yazarları konu konu tanıtan eseri, var olan bilginin derlenip aranabilir hâle gelmesini sağlamıştır.
- Söz konusu eser, Kâtip Çelebi’nin binlerce kitabı ve yazarını tanıttığı Keşfü’z-Zunun’dur.
- Eser yeni bir bilgi üretmekten çok var olan bilgiyi derler ve konulara göre sınıflandırır.
- Sınıflandırılmış bir liste, araştırmacıya hangi konuda hangi kitaba bakacağını gösterir; dağınık bilgiye ulaşmak hızlanır.
- Denetleyelim: “konu konu tanıtan” ifadesi tasnifi, “kapsamlı” ifadesi derlemeyi karşılıyor ✓.
Sık yapılan hata: “Kitap yazımının durması” seçilebiliyor, çünkü var olanı listeleyen bir eserin yeni esere gerek bırakmadığı düşünülür. Oysa kaynağın nerede olduğunu bilmek yeni araştırmayı kolaylaştırır; böyle eserler kitap yazımını durdurmaz, besler.
9. sorunun çözümü
Cevap: sağlık hizmeti ve hekim yetiştirme; Selçuklu şifahaneleri hem hasta tedavi etti hem tıp eğitimi verdi.
- Tablonun kalıbı: sol sütunda kurum, sağda o kurumun işlevi. Medrese → eğitim ve bilim.
- Şifahane "şifa verilen yer" demektir; yani sağlık kurumudur. Kayseri’deki Gevher Nesibe Şifahanesi (1206) ve Sivas’taki İzzeddin Keykavus Darüşşifası bu dönemden kalmadır.
- Bu yapılar hasta bakımının yanında hekim yetiştiren birer tıp okulu gibi de çalışıyordu; Gevher Nesibe’nin yanında bir tıp medresesi bulunuyordu.
- Denetleyelim: boşluk medreseyle aynı işlevi değil, şifahanenin kendi işlevini istiyor ✓ — o da sağlık ve hekim yetiştirmedir.
Sık yapılan hata: "Eğitim ve bilim" demek. Bu tanım tabloda zaten MEDRESEYE verilmiş; şifahanenin ayırt edici işlevi sağlıktır, eğitimi de hekim yetiştirmeyle sınırlıdır.
10. sorunun çözümü
Cevap: yolların güvenliği ve ticaretin canlılığı artmıştır; kervansaraylar tüccara güvenli ve ücretsiz konaklama sağlayarak ticareti özendirdi.
- Metindeki uygulama Selçuklu kervansaraylarıdır: yol boyunca aralıklarla yapılan, tüccarın ve hayvanlarının belli süre ücretsiz kaldığı yapılar.
- Tüccar açısından sonuç: gece kalacak korunaklı yer, yiyecek ve hayvan bakımı; yolculuğun maliyeti ve tehlikesi azaldı.
- Maliyet ve tehlike azalınca daha çok tüccar Anadolu yollarını tercih etti; ticaret canlandı, devletin gümrük ve vergi geliri de arttı.
- Denetleyelim: devlet bu hizmeti ücretsiz verdiğine göre amacı tüccarı çekmekti ✓ — sonuç ticaretin canlanmasıdır.
Sık yapılan hata: "Tüccarlar uzaklaşmıştır." demek. Ücretsiz ve güvenli konaklama tüccarı iter değil, ÇEKER; bu seçenek uygulamanın etkisini tersine çeviriyor.
11. sorunun çözümü
Fatih’in Ali Kuşçu’yu İstanbul’a davet etmesinin amacı, yeni başkentin bilim düzeyini yetişmiş bir âlimle yükseltmekti.
- Ali Kuşçu, Semerkant’ta Uluğ Bey’in gözlemevinde yetişmiş, astronomi ve matematikte tanınmış bir âlimdi.
- İstanbul 1453’te fethedilmiş yeni bir başkentti; bir ilim geleneğinin kendiliğinden oluşması uzun zaman alır.
- Fatih bu süreci hızlandırmak için yetişmiş âlimleri başkente çekti; Ali Kuşçu İstanbul’da ders vererek astronomi ve matematik bilgisinin Osmanlı medreselerine yayılmasını sağladı.
- Denetleyelim: davetten beklenen “medreselerde ders vermesi”; bu doğrudan başkentin bilim düzeyine yöneliktir ✓.
Sık yapılan hata: “Semerkant’ı yönetmek” seçilebiliyor, çünkü âlim Semerkant’tan geliyor. Ancak Semerkant Osmanlı toprağı değildi; davetin amacı oranın yönetimi değil, Ali Kuşçu’nun bilgisini İstanbul’a getirmekti.
12. sorunun çözümü
1326’da fethedilen Bursa, Orhan Bey Dönemi’nde başkent yapılmıştır.
- Başkentlerin sırasını kuralım: Söğüt beyliğin ilk merkeziydi, sonra Bursa, ardından Edirne, en son İstanbul.
- Soru Orhan Bey dönemini soruyor. Bursa 1326’da, Orhan Bey döneminde fethedildi.
- Fethin hemen ardından başkent buraya taşındı. Bursa hem Anadolu ticaret yollarına yakın hem savunması güçlü bir şehirdi.
- Denetleyelim: Edirne daha sonra, Rumeli fetihleri hızlanınca başkent oldu ✓ — sıralama tutuyor.
Sık yapılan hata: Edirne demek. Edirne daha SONRAKİ bir başkenttir ve Rumeli’deki fetihler hızlanınca seçilmiştir; Orhan Bey Dönemi’nin başkenti Bursa’dır.
13. sorunun çözümü
Koyunhisar (Bafeus) Savaşı, Osman Bey döneminde Bizans tekfurlarına karşı kazanılmıştır.
- Soruda iki ölçüt var: dönem Osman Bey ve rakip Bizans tekfurları, yani mücadele Anadolu’da.
- Şıkları yerlerine göre eleyelim. Sırpsındığı, Çirmen, Niğbolu ve Varna Rumeli’de, yani Balkanlarda yapılmış savaşlardır. Osman Bey döneminde henüz Rumeli’ye geçilmemişti.
- Geriye Koyunhisar kalıyor. Osman Bey bu savaşta Bizans tekfurlarını yendi ve Marmara yönünde ilerleme kolaylaştı.
- Denetleyelim: Bursa’nın fethi bu ilerlemenin devamı ✓ — zafer Marmara yolunu açmıştı.
Sık yapılan hata: Niğbolu demek. Niğbolu RUMELİ’DE ve Yıldırım Bayezid döneminde yapılmıştır; Osman Bey döneminde henüz Rumeli’ye geçilmemişti, aranan savaş Koyunhisar’dır.
14. sorunun çözümü
Cevap: uzun ömürlü düzen kurumlarla sürdürülmüş, değişen dış koşullar karşısında ıslahatlarla ayakta tutulmaya çalışılmıştır; üç kartı birden kapsayan yargı budur.
- Birinci kart: düzen kurumlarla taşındı — tımar, kapıkulu, divan, vakıf, istimalet ve iskân.
- İkinci kart: dış koşullar ekonomiyi etkiledi — yeni deniz yolları ve fiyat artışı. Üçüncü kart: sorunlar ıslahatla karşılandı.
- "En kapsayıcı" sonuç üç kartı neden-sonuç sırasıyla birleştirmeli: kurumlar düzeni kurar, dış koşullar onu zorlar, ıslahat onu onarmaya çalışır.
- Denetleyelim: doğru seçenek kurumları, dış koşulları ve ıslahatları tek cümlede anıyor ✓.
Sık yapılan hata: "Kartlar birbirinden bağımsızdır." demek. Kartlar bir neden-sonuç zinciri kuruyor: dış koşulların kurumlarda yarattığı sorunlar ıslahat ihtiyacını doğurdu.
15. sorunun çözümü
Amerika’dan gelen gümüşün bollaşması değerli madeni değersizleştirmiş ve Avrupa’da fiyatları genel olarak yükseltmiştir.
- Grafiği okuyalım: Avrupa’ya giren gümüş miktarı dönemden döneme artıyor.
- O dönemde para gümüş ve altın esaslıdır. Piyasadaki gümüş, üretilen mal miktarından hızlı artarsa bir birim gümüşle alınabilen mal azalır.
- Yani madenin, dolayısıyla paranın değeri düşer; aynı malı almak için daha çok para gerekir ve fiyatlar genel olarak yükselir. Bu sürece fiyat devrimi denir.
- Denetleyelim: bollaşan şeyin değeri düşer ✓ — gümüş bollaşınca pahalanan gümüş değil, gümüşle ölçülen mallardır.
Sık yapılan hata: "Paranın değer kazanması" seçmek. Bu seçenek grafiği ters okur; gümüş çoğaldıkça gümüş esaslı para değer kazanmaz, kaybeder.
16. sorunun çözümü
Tablo, tımarlı sipahinin geçimini toprağa (dirlik gelirine), kapıkulunun ise hazineye (maaşa) bağladığını gösterir.
- Gelir satırını okuyalım: tımarlı sipahi dirlik geliriyle, kapıkulu hazineden maaşla geçinir.
- Yer satırını okuyalım: tımarlı sipahi taşrada, kapıkulu başkentte bulunur.
- İki satırı birleştirince iki farklı model çıkıyor: biri taşradaki toprak gelirine, öteki merkezdeki hazineye dayanan asker.
- Denetleyelim: "kapıkulunun hazineye, tımarlı sipahinin toprağa bağlı olduğu" yargısı tablodaki her iki satırla uyumlu ✓.
Sık yapılan hata: "İki sınıfın da hazineden maaş aldığı" seçmek. Tabloda maaşı yalnız kapıkulu alıyor; tımarlı sipahinin geliri dirlikten gelir. Seçenek iki sütunu birbirine karıştırıyor.
17. sorunun çözümü
Cevap: halkın yeni düzeni benimsemesi kolaylaşmıştır; alışılmış geleneklere dokunulmayınca halk yönetime direnmez.
- Metnin ipucu: yerel gelenekler yeni yönetim düzeninde de gözetilmiş, yani yeni yönetim eskiyi silmemiş.
- Halk kendi geleneklerine bağlıdır; bunlar zorla değiştirilirse tepki ve isyan doğar.
- Gelenekler korununca halk yeni yönetimi yabancı bir baskı gibi görmez; uyum hızlanır, yönetim de kolaylaşır.
- Denetleyelim: tutum halkın hayatını az değiştiriyor, sonuç da kabul görmek oluyor ✓.
Sık yapılan hata: "Yönetim zorlaşmıştır." demek. Geleneklere dokunmamak direnci AZALTIR; yönetimi zorlaştıran tutum, tersine gelenekleri zorla değiştirmek olurdu.
18. sorunun çözümü
Cevap: nüfus hareketleri ve toprak terki artar; savaş ve ağır vergi köylüyü toprağını bırakıp göç etmeye zorlar.
- Bulgu: aynı yıllarda uzun savaşlar ve ağır vergiler bir arada.
- Uzun savaşlar erkek nüfusu cepheye çeker ve ek vergiler (avarız gibi olağanüstü vergiler) doğurur; ağır vergi de köylünün elinde kalan ürünü azaltır.
- Geçinemeyen köylü toprağını bırakıp kentlere ya da daha güvenli bölgelere göç eder; bu harekete toprak terki denir.
- Denetleyelim: #12513’teki şemanın ilk iki basamağıyla aynı zincir ✓ — sonuç nüfus hareketidir.
Sık yapılan hata: "Üretim artar." demek. Köylü savaş ve vergi baskısıyla zorlanırken üretim artamaz; tersine, toprak terk edildikçe düşer.
19. sorunun çözümü
Maaşlı kapıkulu askerinin sayısı arttıkça üç ayda bir ödenen ulufe gideri büyür ve hazinenin yükü ağırlaşır.
- Grafiği okuyalım: kapıkulu asker sayısı dönemden döneme sürekli artıyor.
- Kapıkulu askeri tımarlı sipahi gibi toprak gelirinden değil, hazineden maaş (ulufe) alır.
- Maaş alan asker sayısı artınca hazineden çıkan toplam maaş gideri de artar; aynı dönemde gelir artmadıysa bütçe açık vermeye başlar.
- Denetleyelim: sayı artıyor, her asker maaş alıyor → toplam gider artıyor ✓; "maaş yükünün büyümesi" grafikteki eğilimin doğrudan sonucu.
Sık yapılan hata: "Maaş giderinin azalması" seçmek. Grafikte sayı artıyor; maaşlı asker çoğaldıkça gider azalmaz, artar. Bu seçenek grafiği ters okumaktan doğar.
20. sorunun çözümü
Divan-ı Hümayun hem devlet işlerinin karara bağlandığı hem de davaların görüldüğü en yüksek karar ve yargı organıdır.
- Metin iki ayrı işlev sayıyor: devlet işleri görüşülür, halktan gelen davalar da karara bağlanır.
- Birinci işlev yönetimle ilgilidir: savaş, barış, atama, vergi gibi konularda karar alınır. İkinci işlev yargıyla ilgilidir: Divan, en üst mahkeme gibi çalışır.
- İki işlevi birlikte taşıyan tek bir kurum olduğu için Divan-ı Hümayun devletin en yüksek karar ve yargı organıdır.
- Denetleyelim: doğru seçenek iki işlevi de kapsıyor; diğer seçenekler "yalnız" diyerek tek bir işleve daraltıyor ✓.
Sık yapılan hata: "Yalnız savaş kararı alması" seçmek. Savaş kararı Divan’ın konularından biridir ama "yalnız" sözcüğü metindeki dava görme işlevini dışarıda bırakır; bu yüzden eksik ve yanlıştır.