11. Sınıf Biyoloji 2. Dönem 1. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
Böbrekler su, tuz ve pH dengesini ayarlar; homeostatik değişkenler birbirine bağlıdır ve denge bozulduğunda sağlık sorunları ortaya çıkar. Bu bilgiye dayanarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A Bir sistemin bozulması diğer sistemleri hiç etkilemez.
- B İshalde asıl tehlike su ve mineral kaybıdır.
- C Az su tüketimi böbrek taşı riskini artırır.
- D Böbrek yetmezliği başka sistemleri de etkiler.
- E Aşırı tuz kan basıncını yükseltebilir.
Bir sinir hücresinde uyartıyı hücre gövdesine doğru taşıyan uzantı ile gövdeden uzağa taşıyan uzantı sırasıyla hangileridir?
- A Akson – dendrit
- B Dendrit – akson
- C Miyelin – akson
- D Sinaps – dendrit
- E Ranvier boğumu – akson
Uzun süreli enerji fazlasının homeostatik dengeyi bozmasının nedeni sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Enerjinin yok olması
- B Enerjinin atılması
- C Enerjinin ısıya dönmesi
- D Fazla enerjinin yağ olarak depolanması ve artan yağ dokusunun kan şekeri ile kan basıncı düzenlemesini güçleştirmesi
- E Hiçbir etkisinin olmaması
Merkezî sinir sisteminde duyu nöronundan aldığı impulsu değerlendirip motor nörona ileten nöron çeşidi hangisidir?
- A Duyu nöronu
- B Ara nöron
- C Motor nöron
- D Salgı nöronu
- E Reseptör hücresi
Grafikte bir kişide yemek sonrası kan şekerinin değişimi verilmiştir. Değerin başlangıç düzeyine dönmemesinin gösterdiği nedir?
- A Ölçüm hatası
- B Böbreğin çalışmadığı
- C Kişinin çok yediği
- D Şekerin yok olduğu
- E Kan şekerini düşüren düzeneğin yeterince çalışmadığı; homeostazinin sağlanamadığı
Tuz ve kan basıncı
Kandaki tuz derişimi artar, su kanda tutulur, kan hacmi büyür ve basınç yükselir.
Aşırı tuz tüketiminin kan basıncını yükseltmesinin düzeneği sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Kandaki tuz derişimi arttığında suyun kanda tutulması ve kan hacminin artmasıyla basıncın yükselmesi
- B Tuzun kanı ısıtması
- C Tuzun damarları kesmesi
- D Tuzun kalbi durdurması
- E Tuzun etkisiz olması
Ani bir tehlike anında kalp atışının hızlanması, kan şekerinin yükselmesi ve göz bebeklerinin büyümesi gözlenir. Bu değişimleri başlatan hormon ve salgılandığı bez hangisidir?
- A İnsülin – pankreas
- B Adrenalin – böbrek üstü bezi
- C Tiroksin – tiroit
- D Büyüme hormonu – hipofiz
- E Glukagon – pankreas
Solunum, kalp atışı ve kan basıncı gibi istem dışı yaşamsal olayların denetim merkezi aşağıdakilerden hangisidir?
- A Beyincik
- B Omurilik soğanı
- C Beyin kabuğu
- D Talamus
- E Hipofiz
| Böbrekte gerçekleşen | Anlamı |
|---|---|
| Süzülme | Kandaki küçük moleküllerin süzüğe geçmesi |
| Geri emilim | Gerekli maddelerin kana geri alınması |
| Salgılama | ? |
Tabloda böbrekteki temel süreçler verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan açıklama hangisidir?
- A Maddelerin yok edilmesi
- B Hormonların yok edilmesi
- C Kanın üretilmesi
- D Suyun buharlaşması
- E Kandaki bazı atık ve fazla maddelerin doğrudan süzüğe verilmesi
| Organ | X sistemi | Y sistemi |
|---|---|---|
| Kalp | Hızlandırır | Yavaşlatır |
| Sindirim | Yavaşlatır | Hızlandırır |
| Göz bebeği | Genişletir | Daraltır |
Tabloda otonom sinir sisteminin iki bölümünün etkileri karşılaştırılmıştır. X ve Y sistemleri sırasıyla hangileridir?
- A Parasempatik – sempatik
- B Somatik – otonom
- C Merkezî – çevresel
- D Sempatik – parasempatik
- E Duyu – motor
Her yemek zamanından önce zil sesi duyan bir hayvanda, bir süre sonra yalnız zil sesiyle de tükürük salgısı başlıyor. Bu davranış hangisiyle adlandırılır?
- A Şartsız refleks
- B İstemli davranış
- C Şartlı refleks
- D Hormonal tepki
- E Kalıtsal içgüdü
Bir maddenin, sinaptik boşluktaki nörotransmitteri parçalayan enzimi engellediği belirlenmiştir. Bu maddenin sinir iletimi üzerindeki beklenen etkisi hangisidir?
- A İletim tamamen durur.
- B İmpuls ters yönde ilerler.
- C Nörotransmitter salgılanamaz.
- D Sinaps sayısı azalır.
- E Nörotransmitter etkisi uzar, uyarılma sürer.
Vücut sıcaklığı çok yüksek değerlere çıktığında hangi tehlike ortaya çıkar?
- A Terlemenin artması
- B Kemiklerin zayıflaması
- C Kanın soğuması
- D Proteinlerin ve enzimlerin yapısının bozulmaya başlaması; hücresel süreçlerin aksaması
- E Derinin kızarması
Tiroit hormonlarının yetersiz salgılanmasının metabolizmaya etkisi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Metabolizmanın hızlanması
- B Metabolizma hızının düşmesi; halsizlik, üşüme ve kilo artışı gibi belirtilerin görülmesi
- C Kalbin hızlanması
- D Ateşin yükselmesi
- E Hiçbir belirti görülmemesi
| Yanıt | İşlevi |
|---|---|
| Kalp atımının hızlanması | Dakikada pompalanan kanı artırır |
| Deri damarlarının daralması | Kanı hayati organlara yöneltir |
Ciddi kan kaybında kalp atım hızının artmasının ve deri damarlarının daralmasının anlamı sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Kanın çoğalması
- B Kalbin yorulması
- C Azalan kan hacmine karşın hayati organlara kan akışını sürdürmeye yönelik homeostatik yanıt
- D Derinin ısınması
- E Kanın soğuması
Şemada refleks yayının halkaları sırasıyla verilmiştir. Bu yolda beynin karar vermesini beklemeden tepki oluşmasının nedeni hangisidir?
- A Değerlendirme omurilikte yapılır, beyin sonradan haberdar olur.
- B Duyu nöronu doğrudan kasa bağlanır.
- C Uyaran çok zayıf olduğu için beyne ulaşmaz.
- D Motor nöron uyaranı kendisi algılar.
- E Reseptörler beyinden bağımsız hareket üretir.
| Nöron | Miyelin kılıf | İletim hızı (m/s) |
|---|---|---|
| A | Var | 90 |
| B | Yok | 2 |
Tabloda iki nöronun özellikleri karşılaştırılmıştır. Aradaki hız farkının nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A Miyelinli nöronda akson daha kısadır.
- B Miyelinsiz nöronda dendrit yoktur.
- C Miyelinli aksonda impuls boğumdan boğuma atlayarak ilerler.
- D Miyelin impulsun şiddetini artırır.
- E Miyelinsiz nöron impulsu ters yönde iletir.
Bir öğrenci su tüketiminin idrar miktarına etkisini incelemek istemektedir. İzlemesi gereken en uygun yol hangisidir?
- A Tek gün ölçüm yapmak
- B Sonucu tahmin etmek
- C Farklı kişileri karşılaştırmak
- D Farklı içecekler denemek
- E Aynı kişide birkaç gün boyunca alınan su ile idrar miktarını kaydetmek; beslenme, etkinlik düzeyi ve ortam sıcaklığını olabildiğince benzer tutmak
Taş nasıl oluşur?
Az su içmek idrarı derişikleştirir; çözünürlük sınırı aşıldığında kristaller oluşur ve büyür.
Yetersiz su tüketiminin böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırmasının nedeni sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Suyun taş yapması
- B Böbreğin küçülmesi
- C İdrarın derişikleşmesiyle bazı maddelerin çözünürlük sınırının aşılması ve kristal oluşumunun kolaylaşması
- D Kanın azalması
- E Suyun kirlenmesi
Böbrek yetmezliğinde diyaliz uygulanmasının gerekçesi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Kan üretmek
- B Kanı ısıtmak
- C Böbreğin yapamadığı süzme işini makineyle yerine getirerek atıkların ve fazla suyun kandan uzaklaştırılması
- D Hormon üretmek
- E Kan basıncını artırmak
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Değişkenler birbirine bağlı olduğu için bir sistemin bozulması ötekileri etkilemeden kalamaz.
- Soru "söylenemez" diyor; öyleyse seçenekleri metne vurup metinle ÇELİŞENİ arayacağız.
- Metnin üç yargısını ayıralım: böbrekler su, tuz ve pH dengesini ayarlar; homeostatik değişkenler birbirine bağlıdır; denge bozulduğunda sağlık sorunları çıkar. İshalde su ve mineral kaybı, az su tüketiminde taş riski, böbrek yetmezliğinin yayılması ve tuzun basıncı yükseltmesi bu yargılarla uyuşuyor.
- Geriye bir sistemin bozulmasının ötekileri HİÇ etkilemediği yargısı kalıyor. Bu, metnin bağlılık yargısının doğrudan tersidir; söylenemez.
- Denetleyelim: örnek de aynı yönde ✓ — böbrek yetmezliğinde kan basıncı ve pH sorunlarının birlikte görülmesi, etkilenmemenin olanaksızlığını gösteriyor.
Sık yapılan hata: "Böbrek yetmezliği başka sistemleri de etkiler" demek. Bu yargı metinle çelişmiyor, tersine onun doğrudan sonucu; aranan ise metnin verdiği bağlılık bilgisini yadsıyan yargıdır.
2. sorunun çözümü
Dendritler impulsu hücre gövdesine getirir, akson gövdeden uzaklaştırır.
- Nöronun uzantılarını biçimlerine göre ayıralım. Kısa ve çok sayıda dallanan uzantılar dendrittir.
- Dendritler çevreden ya da önceki nörondan gelen uyartıyı toplar ve hücre gövdesine TAŞIR.
- Akson ise genellikle tek ve uzun bir uzantıdır; gövdede oluşan impulsu alıp sonraki hücreye götürür, yani gövdeden UZAKLAŞTIRIR.
- Denetleyelim: sinapsta iletim aksondan dendrite doğru ✓ — yön, iki uzantının görevleriyle uyumlu.
Sık yapılan hata: "Akson – dendrit" demek. Sıralama TERS: gövdeye taşıyan uzantı dendrit, gövdeden uzaklaştıran uzantı aksondur.
3. sorunun çözümü
Fazla enerji yağ olarak depolanır; artan yağ dokusu kan şekeri ve kan basıncı düzenlemesini güçleştirir.
- Enerji dengesini yazalım: alınan enerji harcanandan sürekli çok olursa fark her gün depoya yazılır. Enerji yok olmaz, yağ dokusu olarak birikir.
- Yağ dokusunun edilgin bir depo olmadığını görelim: büyüyen yağ dokusu insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltır, aynı miktar insülin kan şekerini eskisi kadar düşüremez.
- İkinci etki dolaşımdadır: artan doku daha çok damar ve daha çok pompalanan kan gerektirir, kan basıncı düzenlemesi zorlaşır. Böylece tek bir fazlalık birden çok homeostatik dizgeyi etkiler.
- Denetleyelim: etki uzun sürede ortaya çıkıyor ✓ — soru da uzun süreli enerji fazlasından söz ediyor; tek bir öğünün fazlası bu tabloyu kurmaz.
Sık yapılan hata: "Enerjinin ısıya dönmesi" demek. Harcanan enerjinin bir bölümü gerçekten ısıya dönüşür, ama bu HARCANAN bölümdür; soruda sözü edilen ise harcanmayıp artan bölümün ne olduğudur.
4. sorunun çözümü
Duyu nöronu ile motor nöron arasındaki değerlendirme bağlantısını ara nöronlar kurar.
- Üç nöron çeşidini görevleriyle sıralayalım. Duyu nöronu bilgiyi reseptörden merkeze taşır.
- Motor nöron merkezden gelen emri kasa ya da beze götürür.
- Arada bir işlem daha var: gelen bilginin değerlendirilip uygun emre çevrilmesi. Bu görevi merkezî sinir sistemindeki ara nöron üstlenir.
- Denetleyelim: refleks yayında da omurilikteki halka ara nörondu ✓ — kararı veren nöron bu.
Sık yapılan hata: "Motor nöron" demek. Motor nöron değerlendirme YAPMAZ; kendisine iletilen emri kasa ya da beze taşır, değerlendirmeyi ara nöron yapar.
5. sorunun çözümü
Değerin başlangıç düzeyine dönmemesi, kan şekerini düşüren düzeneğin yetersiz kaldığını gösterir.
- Karşılaştırma ölçütünü kuralım: sağlıklı bir kişide yemekten sonra kan şekeri yükselir, sonra birkaç saat içinde ölçüt aralığa geri döner. Beklenen eğri biçimi budur.
- Grafikteki eğriyi bu ölçüte vuralım: yükseliş var ama iniş yok, değer yüksek kalıyor. Beklenenden ayrılan şey yükselme değil GERİ DÖNÜŞ.
- Geri dönüşü sağlayan şey düzenleyici yanıttır. Yanıt beklendiği gibi çalışsaydı değer inerdi. Öyleyse grafik, kan şekerini düşüren düzeneğin yeterince çalışmadığını, yani homeostazinin sağlanamadığını gösteriyor.
- Denetleyelim: eğrinin yükseliş bölümü olağan ✓ — sorun şekerin kana geçmesinde değil kandan uzaklaştırılmasında; grafiğin iki bölümü bu ayrımı görünür kılıyor.
Sık yapılan hata: "Kişinin çok yediği" demek. Çok yemek eğrinin tepe noktasını yükseltirdi ama düşüşü engellemezdi; buradaki sorun değerin ne kadar yükseldiği değil, yükseldikten sonra inmemesidir.
6. sorunun çözümü
Tuz derişimi artınca su kanda tutulur, kan hacmi büyür ve basınç yükselir.
- Metindeki zinciri yazalım: kanda tuz derişimi artar, su kanda tutulur, kan hacmi büyür, basınç yükselir. Soru bu zincirin düzeneğini istiyor.
- İkinci halkanın nedenini görelim: su, çözünen derişimi yüksek olan bölgeye çekilir. Kandaki tuz arttığında dokulardan ve süzükten su kana doğru çekilir, böbrek de suyu daha çok tutar.
- Üçüncü halka bir kap-hacim ilişkisidir: damar ağının hacmi aynı kalırken içindeki sıvı artarsa duvara uygulanan basınç yükselir. Zincirin tamamı doğru açıklamayı verir.
- Denetleyelim: yüksek tansiyonda tuz kısıtlaması öneriliyor ✓ — bu öneri zincirin tersine işletilmesinden başka bir şey değil.
Sık yapılan hata: "Tuzun kanı ısıtması" demek. Basınç artışının nedeni sıcaklık değil hacimdir; tuz kana ısı vermez, kanda tutulan su miktarını değiştirir.
7. sorunun çözümü
Adrenalin "savaş ya da kaç" tepkisini başlatır ve böbrek üstü bezinden salgılanır.
- Belirtileri bir arada okuyalım: kalp atışı hızlanıyor, kan şekeri yükseliyor, göz bebekleri büyüyor.
- Üçü de aynı amaca hizmet ediyor: kaslara daha çok kan ve yakıt gitsin, göz daha çok ışık alsın. Bu, ani tehlikeye hazırlık tablosudur.
- Bu etkileri başlatan hormon adrenalindir ve böbrek üstü bezinden salgılanır.
- Denetleyelim: aynı etkiler sempatik sinir sisteminin tablosuyla örtüşüyor ✓ — iki sistem birlikte çalışıyor.
Sık yapılan hata: "İnsülin – pankreas" demek. İnsülin kan şekerini DÜŞÜRÜR; oysa soruda kan şekerinin yükseldiği söyleniyor, bu da adrenalinin etkisidir.
8. sorunun çözümü
Omurilik soğanı solunum, kalp atışı ve kan basıncı gibi yaşamsal merkezleri barındırır.
- Sorudaki ortak özelliği belirleyelim: solunum, kalp atışı ve kan basıncı İSTEM DIŞI yürüyen olaylar.
- Bunları istemli hareketlerden ayıran şey sürekli ve bilinçsiz çalışmalarıdır; uyurken bile durmazlar.
- Bu tür yaşamsal işlevlerin merkezi beyin sapında, omurilik soğanındadır. Bu yüzden omurilik soğanı hasarı doğrudan yaşamı tehdit eder.
- Denetleyelim: beyincik denge, beyin kabuğu bilinçli işlevler, hipofiz hormon salgılıyor ✓ — hiçbiri bu üçlüyü yürütmüyor.
Sık yapılan hata: Beyincik demek. Beyincik DENGE ve kas hareketlerinin uyumundan sorumludur; solunum ve kalp atışı gibi yaşamsal merkezler omurilik soğanındadır.
9. sorunun çözümü
Salgılama, kandaki bazı atık ve fazla maddelerin doğrudan süzüğe verilmesidir.
- Tablonun üç sürecini birlikte okuyalım: süzülme kandan süzüğe geçiş, geri emilim süzükten kana dönüş. Boş kalan salgılama da bir YÖN bildirmeli.
- İlk iki sürecin neden yetmediğini görelim: süzülme seçici değildir, küçük moleküllerin hepsini birden geçirir. Geri emilim gerekli olanları kurtarır, ama süzülmeyi kaçırmış maddeler kanda kalır.
- Bu açığı kapatan üçüncü düzenek salgılamadır: kandaki bazı atıklar ve fazla maddeler doğrudan süzüğe verilir. Boşluğa bu açıklama yazılır.
- Denetleyelim: üç süreç birlikte bir ayıklama düzeni kuruyor ✓ — önce hepsi süzülüyor, gerekli olan geri alınıyor, kaçan ve fazla olan doğrudan atılıyor.
Sık yapılan hata: "Maddelerin yok edilmesi" demek. Böbrek madde yok etmez, yer değiştirir; atılan maddeler kandan süzüğe geçirilip idrarla vücut dışına taşınır.
10. sorunun çözümü
Sempatik sistem vücudu harekete hazırlar; parasempatik sistem dinlenmeyi düzenler.
- Tablodaki X sütununu okuyalım: kalbi hızlandırıyor, sindirimi yavaşlatıyor, göz bebeğini genişletiyor.
- Bu üçü birlikte bir tabloya işaret ediyor: tehlike anı. Kaslara daha çok kan gitmeli, sindirim gibi acil olmayan işler ertelenmeli, göze daha çok ışık girmeli. Bu sempatik sistemin işidir.
- Y sütunu tam tersini yapıyor: kalp yavaşlıyor, sindirim hızlanıyor, göz bebeği daralıyor. Bu dinlenme durumudur, yani parasempatik sistem.
- Denetleyelim: iki sistem aynı organlara ZIT etki yapıyor ✓ — bu karşıtlık dengeyi sağlıyor.
Sık yapılan hata: "Parasempatik – sempatik" demek. Sıralama TERS: kalbi hızlandırıp sindirimi yavaşlatan X sempatik, tersini yapan Y ise parasempatiktir.
11. sorunun çözümü
Sonradan öğrenilen, deneyimle kazanılan refleksler şartlı reflekstir.
- Sürecin başlangıcına bakalım: zil sesi başlangıçta tükürük salgısı oluşturmuyordu; ses ile salgı arasında doğal bir bağ yok.
- Zil sesi yiyecekle birlikte, düzenli olarak tekrarlandı. Hayvan bu ikisini birlikte öğrendi.
- Bir süre sonra yalnız zil sesi salgıyı başlatmaya yetti. Öğrenmeyle kazanılan bu tepki şartlı reflekstir.
- Denetleyelim: yiyecek görünce salgı oluşması ise şartsız refleks ✓ — biri doğuştan, öteki sonradan kazanılmış.
Sık yapılan hata: "Şartsız refleks" demek. Şartsız refleks DOĞUŞTAN vardır ve öğrenme gerektirmez; zil sesine verilen tepki ise tekrarla öğrenilmiştir.
12. sorunun çözümü
Nörotransmitter parçalanamazsa reseptörleri uyarmayı sürdürür ve uyarılma uzar.
- Normal işleyişi hatırlayalım: akson ucundan salınan nörotransmitter dendritteki reseptörlere bağlanır, görevini yapar ve sonra bir enzimle parçalanarak etkisi sonlandırılır.
- Sorudaki madde bu parçalayıcı enzimi engelliyor. Öyleyse nörotransmitter sinaptik boşlukta kalır.
- Boşlukta kalan madde reseptörlere bağlanmayı sürdürür. Beklenen etki, nörotransmitter etkisinin uzaması ve uyarılmanın sürmesidir.
- Denetleyelim: madde salgılanmayı engellemiyor, PARÇALANMAYI engelliyor ✓ — bu yüzden iletim durmaz, uzar.
Sık yapılan hata: "İletim tamamen durur." demek. Engellenen şey nörotransmitterin SALGILANMASI değil PARÇALANMASIDIR; madde boşlukta kaldığı için iletim durmaz, tersine uzar.
13. sorunun çözümü
Aşırı yüksek sıcaklıkta proteinlerin ve enzimlerin yapısı bozulur, hücresel süreçler aksar.
- Ateşin iki yüzünü ayıralım: belirli bir düzeye kadar yükselen sıcaklık savunmaya yardım eder. Soru ise ÇOK YÜKSEK değerlerdeki tehlikeyi soruyor.
- Yüksek sıcaklığın moleküler karşılığını yazalım: enzimler protein yapılıdır ve üç boyutlu biçimleri zayıf bağlarla korunur. Isı arttıkça moleküllerin titreşimi artar ve bu bağlar çözülür.
- Biçimi bozulan enzim etkin bölgesini yitirir ve tepkimeyi hızlandıramaz. Öyleyse tehlike, proteinlerin yapısının bozulmaya başlaması ve hücresel süreçlerin aksamasıdır.
- Denetleyelim: bozulma belirli bir sınırın üstünde başlıyor ✓ — ateşin bir değerin üstünde düşürülmesi önerisinin gerekçesi de budur.
Sık yapılan hata: "Terlemenin artması" demek. Terleme sıcaklık yükseldiğinde devreye giren bir YANIT, yani vücudun karşı önlemidir; sorulan ise sıcaklığın yol açtığı zarardır.
14. sorunun çözümü
Tiroit hormonları yetersiz kaldığında metabolizma hızı düşer; halsizlik, üşüme ve kilo artışı görülür.
- Hormonun görevini yazalım: tiroit hormonları hücrelerin çalışma hızını, yani metabolizma hızını ayarlar.
- Yetersizlikte bu hız düşer. Sonuçları tek tek çıkaralım: enerji üretimi azalınca halsizlik, ısı üretimi azalınca üşüme ortaya çıkar.
- Üçüncü sonuç enerji dengesinden gelir: harcama düştüğü hâlde alınan besin aynı kalırsa fark depoya yazılır ve kilo artar. Öyleyse yanıt metabolizma hızının düşmesi ve bu üç belirtidir.
- Denetleyelim: üç belirti de aynı yönde ✓ — hepsi yavaşlamanın sonucu; hızlanmaya bağlı olan çarpıntı ya da ateş yükselmesi bu tabloda beklenmez.
Sık yapılan hata: "Metabolizmanın hızlanması" demek. Hızlanma hormonun FAZLA salgılandığı durumun sonucudur; soruda ise yetersiz salgılanma veriliyor, yani etki ters yönde olmalı.
15. sorunun çözümü
Kalbin hızlanması ve deri damarlarının daralması, azalan kanı hayati organlara yöneltmeye yönelik homeostatik yanıttır.
- Tablodaki iki yanıtın işlevini yazalım: kalbin hızlanması dakikada pompalanan kanı artırıyor, deri damarlarının daralması kanı hayati organlara yöneltiyor.
- Sorunu adlandıralım: kan kaybında hacim azalmıştır ve vücut kaybedilen kanı hemen yerine koyamaz; elde kalan kanla iş görmek zorundadır.
- İki yanıt da bu kısıt altında anlam kazanıyor: pompalama artırılıyor, dağılım değiştiriliyor, deri gibi ivedi olmayan bölgelere akış kısılıyor ve beyin ile kalbe akış korunmaya çalışılıyor. İkisinin ortak anlamı budur.
- Denetleyelim: yanıt hacmi değil dağılımı düzeltiyor ✓ — bu yüzden ciddi kan kaybında vücudun kendi yanıtı yeterli olmaz, dışarıdan sıvı verilmesi gerekir.
Sık yapılan hata: "Kalbin yorulması" demek. Yorulma bu yanıt uzun sürerse ortaya çıkabilecek bir bedeldir, amacı değil; tabloda iki yanıtın da işlevi kan akışını sürdürmek olarak verilmiş.
16. sorunun çözümü
Refleks yayında değerlendirme merkezi omuriliktir; bu yol beyne giden yoldan kısadır.
- Şemadaki halkaları sırayla izleyelim: uyaran → reseptör → duyu nöronu → ara nöron (omurilik) → motor nöron → kas.
- Zincirde beyin hiç geçmiyor. Duyu nöronu impulsu omuriliğe taşıyor ve karar orada, ara nöronda veriliyor.
- Omurilik motor nöronla kasa emri gönderiyor. Beyin bilgiyi sonradan alıyor; tepkinin hızlı olmasının nedeni budur.
- Denetleyelim: duyu nöronu doğrudan kasa bağlanmıyor ✓ — arada ara nöron var, ama bu ara nöron omurilikte.
Sık yapılan hata: "Duyu nöronu doğrudan kasa bağlanır." demek. Şemada duyu nöronu ile motor nöron ARASINDA bir ara nöron var; hızın nedeni bağlantının doğrudanlığı değil, değerlendirmenin omurilikte yapılmasıdır.
17. sorunun çözümü
Miyelin kılıf yalıtkandır; impuls Ranvier boğumları arasında sıçrayarak ilerler.
- Tablodaki farkı görelim: miyelinli A nöronu 90 m/s, miyelinsiz B nöronu 2 m/s. Aradaki fark kırk katın üzerinde.
- Miyelin kılıfın ne yaptığını düşünelim: aksonu yalıtır. Yalıtılan bölgelerde iyon geçişi olmaz, yani impuls orada oluşamaz.
- İmpuls yalnız kılıfın kesildiği Ranvier boğumlarında oluşur ve boğumdan boğuma atlar. Bütün akson boyunca tek tek ilerlemek yerine sıçradığı için çok daha hızlıdır.
- Denetleyelim: miyelinsiz aksonda impuls her noktada yeniden oluşuyor ✓ — bu yüzden yavaş.
Sık yapılan hata: "Miyelin impulsun şiddetini artırır." demek. İmpulsun büyüklüğü "ya hep ya hiç" ilkesince SABİTTİR; miyelinin değiştirdiği şey şiddet değil, iletim hızıdır.
18. sorunun çözümü
Aynı kişide birkaç gün su alımı ile idrar miktarı kaydedilmeli, öteki koşullar benzer tutulmalıdır.
- İncelenen değişkeni ve ölçülecek büyüklüğü ayıralım: değiştirilen su alımı, ölçülen idrar miktarı.
- Su dengesini etkileyen öteki etkenleri sayalım: terleme yoluyla kayıp, beslenme ve ortam sıcaklığı. Bunlar benzer tutulmazsa idrardaki farkın su alımından geldiği söylenemez.
- Bir de birey farkı var: kişiler arasında böbrek çalışması ve alışkanlıklar değişir. Aynı kişide birkaç gün kayıt tutmak bu farkı ortadan kaldırır; en uygun yol budur.
- Denetleyelim: tek günlük ölçüm yetmiyor ✓ — su alımının etkisini görmek için farklı alım düzeylerinin karşılaştırılması, yani birden çok günün kaydı gerekiyor.
Sık yapılan hata: "Farklı kişileri karşılaştırmak" demek. Kişiler arasındaki böbrek ve alışkanlık farkları su alımının etkisiyle karışırdı; aynı kişide çalışmak bu karışmayı önlemenin yoludur.
19. sorunun çözümü
İdrar derişikleştiğinde bazı maddelerin çözünürlük sınırı aşılır ve kristal oluşumu kolaylaşır.
- Çökelmenin koşulunu yazalım: bir madde ancak derişimi çözünürlük sınırını aştığında katı olarak ayrılır. Öyleyse taş oluşumunu belirleyen şey derişimdir.
- Az su içmenin idrara etkisini görelim: atılacak madde miktarı yaklaşık aynı kalırken çözücü su azalır. Aynı miktar madde daha az suda çözüldüğü için derişim yükselir.
- Derişim çözünürlük sınırını aştığında ilk kristaller oluşur; bu kristaller zamanla büyüyerek taşı yapar. Yetersiz su tüketimi taş oluşumunu bu yolla kolaylaştırır.
- Denetleyelim: korunma yolu bol su içmek ✓ — suyun artırılması derişimi düşürür, yani aynı zincir tersine işletilmiş olur.
Sık yapılan hata: "Suyun taş yapması" demek. Su taşın yapıtaşı değil çözücüsüdür; taşı oluşturan maddeler idrardaki tuzlardır ve su arttıkça çökelme kolaylaşmaz, tersine güçleşir.
20. sorunun çözümü
Diyaliz, böbreğin yapamadığı süzme işini üstlenerek atıkları ve fazla suyu kandan uzaklaştırır.
- Yetmezlikte neyin aksadığını yazalım: böbrek kanı süzemez. Süzemeyince üre gibi atıklar ve fazla su kanda birikir, iç ortamın bileşimi bozulur.
- Tedavinin hangi eksiği kapatması gerektiğini belirleyelim: birikmeyi durdurmak için kanın bir biçimde süzülmesi şart. Kan üretmek ya da kanı ısıtmak bu eksiği kapatmaz.
- Diyalizde kan bir makineden geçirilir ve atıklarla fazla su burada uzaklaştırılır. Yani makine, böbreğin yapamadığı süzme işini dışarıdan üstlenir.
- Denetleyelim: diyaliz böbreğin yerini tam tutmaz ✓ — böbreğin hormonla ilgili görevleri makineyle karşılanmaz; bu da diyalizin bir süzme işlemi olduğunu doğruluyor.
Sık yapılan hata: "Hormon üretmek" demek. Böbreğin hormonla ilgili görevleri de vardır ama diyaliz makinesi hormon üretmez; yaptığı iş kandan atık ve fazla su uzaklaştırmaktır.