11. Sınıf Felsefe 2. Dönem 2. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1

Hem inanç hem bilgi alanında dogmatik tutumun ortak sakıncası hangisidir?

  1. A Karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engellemesi
  2. B Görüş üretilmesini sağlaması
  3. C Tartışmayı başlatması
  4. D Kaynak okumayı artırması
  5. E Kavramları netleştirmesi
2
Bilim bu soruyu şu ana kadar yanıtlayamadı.O hâlde bu sorunun bilimsel bir yanıtı yoktur.

Yukarıdaki akıl yürütmede yapılan hata hangisidir?

  1. A Öncül sayısının azlığı
  2. B Öncülün yanlış olması
  3. C Sonucun kısalığı
  4. D Şimdiye kadar bilinmemesinden hiç bilinemeyeceği sonucunu çıkarmak
  5. E Terimlerin tanımsızlığı
3
Ortak otlakherkese açıkHerkespayını artırırOtlaktükenir

Şemada ortak kaynakların kullanımına ilişkin bir süreç verilmiştir. Şemanın ortaya koyduğu temel sorun hangisidir?

  1. A Kaynağın hiç kullanılmaması
  2. B Bireysel olarak akılcı davranışın toplu sonuçta herkese zarar verebilmesi
  3. C Otlağın çok büyük olması
  4. D Kimsenin kaynak istememesi
  5. E Kullanımın yasaklanması
4

Bir durum

Bir dönemde yürürlükte olan bir yasa, belirli bir grubu temel haklardan yoksun bırakmıştır.

Yukarıdaki durumda doğal hukuk yaklaşımının ileri süreceği sav hangisidir?

  1. A Kural hiç uygulanamaz.
  2. B Yürürlükte olduğu için haklıdır.
  3. C Yürürlükte olması, o kuralı haklı kılmaz; üstün ilkelerle sınanmalıdır.
  4. D Yasa kavramı yoktur.
  5. E Haklar ölçülemez.
5

Bir kavramın tanımı

Yasa tarafından önceden tanımlanmış ve karşılığında yaptırım öngörülmüş davranış.

Yukarıda tanımı verilen kavram hangisidir?

  1. A Ceza
  2. B Suç
  3. C Yargı
  4. D Hakkaniyet
  5. E İçtihat
6
AktörEtki düzeyi
BireySınırlı
Sanayi ve kamu politikalarıYüksek

Tabloda çevre sorunlarında aktörlerin etki düzeyi karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre yalnızca bireysel çabaya dayanan bir yaklaşımın sınırlılığı hangisidir?

  1. A Etkisi yüksek olan alanları değiştirmeden sonucu dönüştürememesi
  2. B Bireyin hiç etkisi olmaması
  3. C Politikaların etkisiz olması
  4. D Ölçümün imkânsızlığı
  5. E Sorunun var olmaması
7

Bir tanıklık

Bir kişi, çok zor koşullarda bile ulaşmak istediği bir amaç olduğu sürece dayanabildiğini; amacı kaybettiğinde çok daha çabuk yıprandığını söylemiştir.

Yukarıdaki tanıklık, anlam ile dayanıklılık arasındaki ilişki bakımından neyi göstermektedir?

  1. A Dayanıklılığın ölçülemezliğini
  2. B Amacın gereksizliğini
  3. C Koşulların değişmediğini
  4. D Bir amaç taşımanın zor koşullara dayanma gücünü artırabildiğini
  5. E Anlamın zararlı olduğunu
8
KavramKapsamı
Doğaİnsandan bağımsız olarak var olan bütün
Çevre?

Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?

  1. A Canlının içinde yaşadığı ve etkileşimde bulunduğu ortam
  2. B Yalnızca ormanlar
  3. C Yalnızca şehirler
  4. D Yalnızca denizler
  5. E Yalnızca hava
9

Varoluşçu düşüncede "seçim yapmamak da bir seçimdir" denmesinin gerekçesi hangisidir?

  1. A Sorumluluğun bulunmaması
  2. B Seçimin imkânsızlığı
  3. C Karar vermemenin de bir sonuca yol açması ve sorumluluk doğurması
  4. D Kararların önemsizliği
  5. E Sonucun değişmezliği
10

Bir şiir üzerine

Bir şiirde zamanın geçişi, bir nehir imgesiyle anlatılmış; okur kalıcılık ile geçicilik üzerine düşünmeye yöneltilmiştir.

Yukarıdaki şiirin felsefi nitelik taşımasının nedeni hangisidir?

  1. A Kısa olması
  2. B Ölçülü yazılmış olması
  3. C Kafiyeli olması
  4. D Bir varlık sorusunu imge yoluyla düşünmeye açması
  5. E Nehri betimlemesi
11

Bir roman üzerine

Bir romanda kahraman, kendisine hazır bir amaç verilmediğini fark eder; ne olacağına kendi seçimleriyle karar vermek zorunda kalır.

Yukarıdaki durum hangi felsefi düşünceyi örneklendirir?

  1. A Seçimin imkânsızlığı düşüncesini
  2. B İnsanın belirlenmiş olduğu düşüncesini
  3. C İnsanın kendini seçimleriyle kurduğu düşüncesini
  4. D Amacın doğuştan verildiği düşüncesini
  5. E Sorumluluğun bulunmadığı düşüncesini
12
Yasalar herkeseeşit uygulanırYöneticiler deyasaylabağlıdırYargıbağımsızdır

Kartlarda bir düzenin ilkeleri verilmiştir. Bu ilkelerin tanımladığı düzen hangisidir?

  1. A Ütopya
  2. B Doğa durumu
  3. C Hukuk devleti
  4. D Teknokrasi
  5. E Anarşi
13

Bir görüş üzerine

Bir düşünüre göre teknoloji yalnızca araç üretmez; doğaya ve insana bakışımızı da biçimlendirerek her şeyi kullanılabilir bir kaynak olarak görmemize yol açar.

Yukarıdaki görüşün teknolojiye yüklediği anlam hangisidir?

  1. A Teknolojinin etkisiz olduğu
  2. B Teknolojinin yalnızca alet olduğu
  3. C Teknolojinin bir varlık kavrayışı biçimi olduğu
  4. D Teknolojinin doğal olduğu
  5. E Teknolojinin ölçülebilir olduğu
14
YaklaşımÖnerdiği değişim
YüzeyselKirliliği azaltan teknik önlemler
Derin?

Tabloda iki çevreci yaklaşım karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre eksik bırakılan bilgi hangisidir?

  1. A Yalnızca filtre takmak
  2. B İnsanın doğaya bakışını ve yaşam biçimini kökten değiştirmek
  3. C Yalnızca ölçüm yapmak
  4. D Yalnızca rapor yazmak
  5. E Hiçbir şey yapmamak
15
OrtamKimliğin sunumu
Yüz yüzeBütünlüklü ve doğrudan
DijitalSeçilmiş ve düzenlenmiş

Tabloda kimliğin iki ortamdaki sunumu karşılaştırılmıştır. Bu farkın felsefi bakımdan doğurduğu tartışma hangisidir?

  1. A Bağlantı hızı
  2. B Ortamların sayısı
  3. C Cihazların fiyatı
  4. D Sunulan kimlik ile gerçek kimlik arasındaki ilişkinin ne olduğu
  5. E Ekran boyutu
16

Bir kavramın kökeni

Yunancada hem el becerisini hem sanatı hem de bir işi bilerek yapmayı karşılayan; bilgiyle üretmeyi ifade eden kavram.

Yukarıda tanıtılan kavram hangisidir?

  1. A Tekhne
  2. B Logos
  3. C Ethos
  4. D Praksis
  5. E Doksa
17
KişiAynı fiilUygulanan işlem
Tanınmış biriVarGörmezden gelindi
Sıradan biriVarİşlem yapıldı

Tabloda bir uygulama verilmiştir. Bu uygulamanın ihlal ettiği ilke hangisidir?

  1. A Masumiyet karinesi
  2. B Yasa önünde eşitlik
  3. C Kanunilik ilkesi
  4. D Ölçülülük ilkesi
  5. E Aleniyet ilkesi
18
KavramNesnesi
KorkuBelirli bir tehdit
Kaygı?

Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?

  1. A Belirli bir kişidir
  2. B Belirli bir hayvandır
  3. C Belirli bir hastalıktır
  4. D Belirli bir nesnesi yoktur; varoluşun kendisiyle ilgilidir
  5. E Belirli bir yerdir
19
KavramoluştururÇıkarım yaparYargıları sınar

Kartlarda bir yetinin işlevleri verilmiştir. Bu işlevleri yerine getiren yeti hangisidir?

  1. A Bellek
  2. B Akıl
  3. C Hayal gücü
  4. D Duyu
  5. E Alışkanlık
20

Bir durum

Ağır bir hastalık geçiren bir kişi, iyileştikten sonra zamanını nasıl kullandığını yeniden gözden geçirmiştir.

Yukarıdaki durum, ölüm bilincinin hayata etkisi bakımından neyi örneklendirir?

  1. A Ölümün hiç düşünülmemesi gerektiğini
  2. B Sonluluğun fark edilmesinin öncelikleri yeniden düzenleyebilmesini
  3. C Zamanın sınırsız olduğunu
  4. D Önceliklerin değişmezliğini
  5. E Hastalığın anlamsızlığını
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. A 2. D 3. B 4. C 5. B 6. A 7. D 8. A 9. C 10. D 11. C 12. C 13. C 14. B 15. D 16. A 17. B 18. D 19. B 20. B
1. sorunun çözümü

Dogmatik tutum hem bilgi hem inanç alanında karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engeller.

  1. Dogmatik tutum, bir görüşü sorgulanamaz ve kesin doğru sayıp tartışmaya kapatmaktır.
  2. Bilgi alanında bu, yeni kanıtın eski kuramı düzeltmesini engeller; inanç alanında ise farklı gerekçelerin dinlenmesini ve kişinin kendi konumunu anlamasını engeller.
  3. İki alandaki ortak sakınca, karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engellemesidir; bu da düzeltme ve gelişme imkânını ortadan kaldırır.
  4. Denetleyelim: seçenek iki alan için de geçerli ✓; soru "ortak" sakıncayı istiyordu.

Sık yapılan hata: "Görüş üretilmesini sağlaması" seçmek. Bu bir sakınca değil bir yarar olarak dile getirilmiş; üstelik dogmatik tutum yeni görüş üretmez, var olan görüşü tartışmaya kapatır.

2. sorunun çözümü

Bir sorunun şimdiye kadar yanıtlanmamış olmasından hiç yanıtlanamayacağı sonucu çıkarılamaz.

  1. Öncül: bilim bu soruyu şu ana kadar yanıtlayamadı; bu, bugünkü durumu bildiriyor.
  2. Sonuç: bu sorunun bilimsel bir yanıtı yoktur; bu ise ilkesel bir imkânsızlık, yani hiçbir zaman yanıtlanamayacağı iddiası.
  3. Şimdiye kadar bilinmemesinden hiç bilinemeyeceği sonucunu çıkarmak bir akıl yürütme hatasıdır. Auguste Comte yıldızların neyden oluştuğunun asla bilinemeyeceğini yazmıştı; birkaç on yıl sonra tayf incelemesi bunu ortaya koydu.
  4. Denetleyelim: öncül doğru olsa bile sonuç zorunlu olarak çıkmıyor ✓; hata "henüz" ile "asla" arasındaki geçiştedir.

Sık yapılan hata: "Öncülün yanlış olması" demek. Sorunun bugüne kadar yanıtlanmadığı bilgisini yanlışlayan bir veri yok; akıl yürütmenin hatası öncülde değil, "henüz bilinmiyor"dan "bilinemez"e yapılan geçiştedir.

3. sorunun çözümü

Her birey kendi payını artırırken akılcı davranır; ama bu davranışların toplamı ortak kaynağı tüketir.

  1. Şemadaki zinciri izleyelim: otlak herkese açık → herkes payını artırır → otlak tükenir.
  2. Tek bir çobanın gözünden bakalım: bir hayvan daha eklemenin kazancı tümüyle ona ait, otlağın yıpranması ise herkese bölünüyor. Yani ekleme yapmak onun için akılcı.
  3. Ama herkes aynı akılcı hesabı yapınca otlak tükeniyor. Şemanın ortaya koyduğu sorun budur: bireysel olarak akılcı davranışın toplu sonuçta herkese zarar verebilmesi.
  4. Denetleyelim: kimse kötü niyetli davranmıyor ✓ — sorunun kaynağı niyet değil, kazanç ve zararın farklı taraflara düşmesi.

Sık yapılan hata: "Kaynağın hiç kullanılmaması" demek. Şemada kaynak yoğun biçimde KULLANILIYOR; sorunu doğuran şey kullanılmaması değil, herkesin payını artırmasının toplamıdır.

4. sorunun çözümü

Doğal hukuk anlayışı geçerli olmakla haklı olmayı ayırır; kural yürürlükte olsa bile üstün ilkelerle sınanmalıdır.

  1. Durumu iki parçaya ayıralım: kural yürürlüktedir (geçerli) ama temel haklardan yoksun bırakmaktadır.
  2. Pozitif hukuk açısından bakılsaydı kural geçerli sayılırdı; çünkü yetkili organca konulmuş.
  3. Doğal hukuk ise geçerlilik ile haklılığı ayırır. Bir kural yürürlükte olduğu için haklı olmaz; insan doğasından çıkan üstün ilkelerle sınanmalıdır.
  4. Denetleyelim: bu ayrım olmasaydı hiçbir yürürlükteki kural eleştirilemezdi ✓ — doğal hukukun varlık nedeni bu.

Sık yapılan hata: "Yürürlükte olduğu için haklıdır" demek. Bu, POZİTİF hukuk yaklaşımının savı olurdu; doğal hukuk tam olarak bu geçişi reddeder.

5. sorunun çözümü

Yasada önceden tanımlanmış ve karşılığında yaptırım öngörülmüş davranışa suç denir.

  1. Tanımdaki iki koşulu ayıralım: davranış ÖNCEDEN yasada tanımlanmış ve karşılığında yaptırım öngörülmüş.
  2. Birinci koşul kanunilik ilkesinin gereğidir: kişi ancak önceden bilinen bir kuraldan sorumlu tutulabilir.
  3. İkinci koşul davranışı ahlaki kınamadan ayırır: hukuki bir yaptırım vardır. İki koşulu birden taşıyan kavram suçtur.
  4. Denetleyelim: ceza suçun KARŞILIĞIDIR, kendisi değil ✓ — tanımda karşılığı da ayrıca anılıyor.

Sık yapılan hata: Ceza demek. Ceza, suçun karşılığında uygulanan YAPTIRIMDIR; tanımda ise yaptırıma bağlanmış davranışın kendisi anlatılıyor.

6. sorunun çözümü

Etkinin büyük bölümü politika ve üretim düzeyinde belirlendiği için yalnız bireysel çabaya dayanan yaklaşım sınırlı kalır.

  1. Tablodaki iki satırı okuyalım: bireyin etki düzeyi sınırlı, sanayi ve kamu politikalarının etki düzeyi yüksek.
  2. Bir çözümün sonucu dönüştürebilmesi için ETKİSİ YÜKSEK olan alana dokunması gerekir.
  3. Yalnızca bireysel çabaya dayanan yaklaşım ise düşük etkili alanda kalıyor; yüksek etkili alan değişmeden toplam sonuç dönüşmez. Sınırlılık budur.
  4. Denetleyelim: tablo bireyin etkisini SIFIR demiyor, "sınırlı" diyor ✓ — bireysel çaba değersiz değil, tek başına yeterli değil.

Sık yapılan hata: "Bireyin hiç etkisi olmaması" demek. Tabloda bireyin etkisi "sınırlı" yazıyor, "yok" değil; sınırlılık bireysel çabanın değersizliğinden değil, TEK BAŞINA yetmemesinden doğuyor.

7. sorunun çözümü

Anlam ve amaç, kişinin zorluğa katlanma kapasitesini artıran bir dayanak işlevi görebilir.

  1. Tanıklıktaki iki durumu karşılaştıralım.
  2. Birinci durum: amaç varken kişi çok zor koşullarda bile dayanabiliyor.
  3. İkinci durum: amaç kaybolduğunda çok daha çabuk yıpranıyor. Değişen tek şey amacın varlığı; koşullar aynı kalabilir.
  4. Denetleyelim: amaç bir dayanak işlevi görüyor ✓ — dayanma gücünü belirleyen şey yalnız koşullar değil, taşınan anlam.

Sık yapılan hata: "Koşulların değişmediğini" demek. Tanıklıkta koşullardan değil, AMACIN varlığından ya da yokluğundan söz ediliyor; değişen ve dayanma gücünü belirleyen şey bu.

8. sorunun çözümü

Çevre, bir canlının içinde yaşadığı ve etkileşimde bulunduğu ortamdır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda kapsamı.
  2. Dolu satır: doğa → insandan BAĞIMSIZ olarak var olan bütün. Yani doğa tanımı hiçbir canlıya göre kurulmuyor.
  3. Çevre ise her zaman bir canlıya göre tanımlanır: kimin çevresi? Bu yüzden çevre, canlının içinde yaşadığı ve etkileşime girdiği ortamdır.
  4. Denetleyelim: aynı orman bir kuşun çevresi olabilir, bir balığın olmaz ✓ — çevre kavramı ilişkiye bağlı, doğa kavramı değil.

Sık yapılan hata: "Yalnızca ormanlar" demek. Orman çevrenin ÖRNEKLERİNDEN biridir; çevre kavramı ise şehri, denizi, havayı ve canlının etkileştiği her ortamı kapsar.

9. sorunun çözümü

Karar vermemek, mevcut durumun sürmesine yol açar; bu sonuç da kişiye sorumluluk yükler.

  1. Sözü tersinden düşünelim: seçim yapmamak gerçekten sonuçsuz mudur?
  2. Karar verilmediğinde durum kendi hâlinde sürer. Yani bir şey olmaz değil; MEVCUT durum devam eder ve bu da bir sonuçtur.
  3. Sonuç doğuran her tutum sorumluluk doğurur. Öyleyse seçim yapmamak da bir seçimdir ve sorumluluğu vardır.
  4. Denetleyelim: bu, sorumluluktan kaçış yolunu kapatıyor ✓ — varoluşçu düşüncede kişinin sorumluluğu bu yüzden bütünüyle kendisine ait.

Sık yapılan hata: "Sorumluluğun bulunmaması" demek. Sözün amacı tam tersi: karar vermemenin de bir sonucu olduğunu ve bu yüzden sorumluluk DOĞURDUĞUNU göstermek.

10. sorunun çözümü

Şiiri felsefi kılan, kalıcılık-geçicilik gibi bir varlık sorusunu imge aracılığıyla düşünmeye açmasıdır.

  1. Şiirdeki iki ögeye bakalım: nehir imgesi ve okurun yöneltildiği düşünce (kalıcılık ile geçicilik).
  2. Nehir hem hep aynı yerde durur hem suyu sürekli değişir. İmge bu ikili yapısıyla zamanın geçişini taşıyor.
  3. Şiiri felsefi yapan şey ölçü ya da kafiye değil; bir varlık sorusunu imge yoluyla okurun düşünmesine açmasıdır.
  4. Denetleyelim: aynı soru felsefede kavramla tartışılırdı ✓ — şiirde imgeyle sezdiriliyor, ayrım yöntemde.

Sık yapılan hata: "Kafiyeli olması" demek. Kafiye şiirin biçimsel bir özelliğidir ve her şiirde bulunabilir; şiiri FELSEFİ kılan şey bir varlık sorusunu düşünmeye açmasıdır.

11. sorunun çözümü

Hazır bir amacın bulunmaması ve kişinin kendini seçimleriyle kurması, varoluşçu düşüncenin merkezî savıdır.

  1. Romandaki durumu iki parçaya ayıralım: kahramana hazır bir amaç VERİLMEMİŞ ve ne olacağına kendi seçimleriyle karar vermek zorunda.
  2. Birinci parça dışarıdan gelen bir belirlenimi reddediyor.
  3. İkinci parça bu boşluğun kim tarafından doldurulacağını söylüyor: kişinin kendisi. Bu, insanın kendini seçimleriyle kurduğu düşüncesidir.
  4. Denetleyelim: bu düşünce sorumluluğu da kişiye yüklüyor ✓ — belirleyen başka bir şey kalmıyor.

Sık yapılan hata: "İnsanın belirlenmiş olduğu düşüncesini" demek. Romanda kahramana hazır bir amaç VERİLMEMİŞ; belirlenmişlik tam tersi bir durumu anlatır.

12. sorunun çözümü

Eşit uygulama, yöneticinin de yasayla bağlı olması ve yargı bağımsızlığı hukuk devletinin temel ilkeleridir.

  1. Kartlardaki üç ilkeyi okuyalım ve neyi güvence altına aldıklarına bakalım.
  2. "Yasalar herkese eşit uygulanır" — ayrıcalık yok. "Yöneticiler de yasayla bağlıdır" — gücü elinde tutan da kuralın üstünde değil.
  3. "Yargı bağımsızdır" — kararlar dış etkiden korunuyor. Üçü birlikte gücün kuralla sınırlandığı bir düzeni tarif ediyor: hukuk devleti.
  4. Denetleyelim: bu ilkelerden biri eksik olsa düzen hukuk devleti sayılmazdı ✓ — üçü birbirini tamamlıyor.

Sık yapılan hata: "Doğa durumu" demek. Doğa durumu, ortak bir kuralın ve otoritenin bulunmadığı varsayımsal bir durumdur; kartlarda ise tam tersine kuralın herkesi bağladığı bir düzen anlatılıyor.

13. sorunun çözümü

Görüş teknolojiyi araç düzeyinden çıkarıp dünyaya bakışımızı belirleyen bir varlık kavrayışı biçimi olarak ele alır.

  1. Görüşün iki savı var: teknoloji yalnızca araç üretmez; doğaya ve insana bakışımızı da biçimlendirir.
  2. Bu bakışın sonucu her şeyi (ormanı, nehri, hatta insanı) kullanılabilir bir kaynak olarak görmektir; yani teknoloji varlığın bize nasıl göründüğünü belirler. Bu yaklaşım Heidegger’e aittir.
  3. Teknolojiyi alet düzeyinden çıkarıp dünyaya ve varlığa bakma biçimi olarak ele alan görüş, ona bir varlık kavrayışı biçimi anlamı yükler.
  4. Denetleyelim: "yalnızca araç üretmez" ifadesi alet yorumunu dışlıyor ✓; "bakışımızı biçimlendirir" ifadesi varlık kavrayışına işaret ediyor.

Sık yapılan hata: "Teknolojinin yalnızca alet olduğu" seçmek. Görüş tam da bunu reddederek başlıyor ("yalnızca araç üretmez"); teknolojiyi alete indirgemek metnin savıyla çelişir.

14. sorunun çözümü

Derin yaklaşım, insanın doğaya bakışını ve yaşam biçimini kökten değiştirmeyi önerir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda çevreci yaklaşım, sağda önerdiği değişim.
  2. Dolu satır: yüzeysel yaklaşım → kirliliği azaltan teknik önlemler. Bu yaklaşım sistemi olduğu gibi bırakıp zararı azaltmayı hedefliyor.
  3. Derin yaklaşımın daha köklü bir değişim önermesi gerekir; "derin" nitelemesi de bunu söylüyor. Önerdiği şey insanın doğaya bakışının ve yaşam biçiminin değişmesidir.
  4. Denetleyelim: filtre takmak da bir teknik önlem ✓ — yani üst satıra ait, derin yaklaşımın önerisi değil.

Sık yapılan hata: "Yalnızca filtre takmak" demek. Filtre bir TEKNİK önlemdir ve üst satırdaki yüzeysel yaklaşıma girer; derin yaklaşım değer anlayışının değişmesini savunur.

15. sorunun çözümü

Dijital ortamda kimliğin seçilerek sunulması, sunulan kimlik ile gerçek kimlik arasındaki ilişkiyi tartışmaya açar.

  1. Tablo kimliğin iki ortamdaki sunumunu karşılaştırıyor: yüz yüze ortamda sunum bütünlüklü ve doğrudandır.
  2. Dijital ortamda sunum seçilmiş ve düzenlenmiştir: kişi hangi fotoğrafı, hangi anı paylaşacağına kendisi karar verir.
  3. Gösterilen kimlik seçilerek kurulduğunda onun kişinin gerçek kimliğiyle ne kadar örtüştüğü sorusu doğar; felsefi tartışma bu ilişki üzerinedir.
  4. Denetleyelim: tablodaki fark (doğrudan ↔ düzenlenmiş) kimliğin kendisine dair bir soru doğuruyor ✓; teknik ayrıntılar bu farkı açıklamaz.

Sık yapılan hata: "Bağlantı hızı" seçmek. Bağlantı hızı teknik bir ölçüttür ve kimliğin nasıl sunulduğuyla ilgisi yoktur; tablodaki fark kimliğin seçilerek düzenlenmesidir, bu da felsefi bir sorundur.

16. sorunun çözümü

Bilgiyle birleşmiş üretme ve yapma becerisini anlatan Yunanca kavram tekhne’dir; "teknoloji" sözcüğü bu kökten gelir.

  1. Tanımdaki üç ipucu: el becerisi, sanat ve bir işi bilerek yapmak; yani bilgiyle birleşmiş üretme.
  2. Antik Yunancada bu anlamı taşıyan kavram tekhne’dir; "teknik" ve "teknoloji" sözcükleri bu kökten türemiştir.
  3. Aristoteles tekhne’yi, neyin nasıl yapılacağını bilerek üretme becerisi olarak açıklar; tanım bununla örtüşüyor.
  4. Denetleyelim: logos akıl ve söz, ethos karakter, praksis eylem, doksa sanı anlamına gelir; üretimle ilgili olan yalnızca tekhne ✓.

Sık yapılan hata: "Praksis" seçmek. Praksis de bir yapma türüdür, ama amacı bir ürün ortaya koymak değil eylemin kendisidir (ahlaki ve siyasal eylem gibi); bilgiyle bir şey üretmeyi anlatan kavram tekhne’dir.

17. sorunun çözümü

Aynı fiil için kişiye göre farklı işlem yapılması yasa önünde eşitlik ilkesini ihlal eder.

  1. Tablodaki iki satırı karşılaştıralım: fiil AYNI, ama işlemler farklı.
  2. Tanınmış kişide fiil görmezden gelinmiş, sıradan kişide işlem yapılmış.
  3. Farkı yaratan şey fiilin niteliği değil, kişinin toplumdaki konumu. Bu, yasanın herkese eşit uygulanması gerektiği ilkesine aykırıdır.
  4. Denetleyelim: kanunilik ihlali olsaydı fiil hiç tanımlanmamış olurdu ✓ — burada fiil tanımlı, sorun uygulamanın kişiye göre değişmesinde.

Sık yapılan hata: "Ölçülülük ilkesi" demek. Ölçülülük ceza ile fiilin AĞIRLIĞI arasındaki orantıyla ilgilidir; buradaki sorun ise aynı fiile kişiye göre farklı işlem yapılmasıdır.

18. sorunun çözümü

Korkunun belirli bir nesnesi vardır; kaygı ise belirli bir nesneye bağlanamayan, varoluşun kendisinden doğan bir duygudur.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda o duygunun nesnesi.
  2. Dolu satır: korku → belirli bir tehdit. Korkuda neyden korkulduğu gösterilebilir: bir hayvan, bir sınav, bir hastalık.
  3. Kaygıda ise böyle bir nesne gösterilemez. Kişi tedirgindir ama neden tedirgin olduğunu tek bir şeye bağlayamaz; kaynak varoluşun kendisidir.
  4. Denetleyelim: nesne ortadan kalkınca korku biter, kaygı bitmez ✓ — ayrım tam olarak burada.

Sık yapılan hata: "Belirli bir hastalıktır" demek. Belirli bir hastalıktan duyulan tedirginlik KORKUDUR (nesnesi bellidir); kaygının ayırt edici özelliği ise belirli bir nesnesinin bulunmamasıdır.

19. sorunun çözümü

Kavram oluşturma, çıkarım yapma ve yargıları sınama aklın işlevleridir.

  1. Kartlardaki işlevler: kavram oluşturmak, çıkarım yapmak ve yargıları sınamak.
  2. Kavram oluşturmak tekil şeylerden genel olanı soyutlamaktır; çıkarım yapmak öncüllerden sonuç türetmek, sınamak ise bir yargının gerekçesini denetlemektir. Üçü de düşünme işlemleridir.
  3. Bu işlemleri yerine getiren yeti akıldır.
  4. Denetleyelim: bellek saklar, duyu algılar, hayal gücü imge kurar; çıkarım yapıp yargı sınayan yalnızca akıl ✓.

Sık yapılan hata: "Bellek" seçmek. Bellek edinilen bilgiyi saklar ve geri çağırır; kavram oluşturmak, çıkarım yapmak ve yargıları sınamak ise bilgiyi işleyen akla aittir.

20. sorunun çözümü

Sonluluğun somut biçimde fark edilmesi, kişinin zamanını neye ayırdığını sorgulamasına ve öncelikleri değiştirmesine yol açabilir.

  1. Durumdaki sırayı izleyelim: kişi ağır bir hastalık geçiriyor, iyileşiyor ve ardından zamanını nasıl kullandığını gözden geçiriyor.
  2. Hastalık soyut bir bilgiyi somut bir deneyime çeviriyor: herkes ölümlüdür bilgisi, "benim de zamanım sınırlı" farkındalığına dönüşüyor.
  3. Sınırlı olduğu fark edilen şey daha dikkatli kullanılır. Bu yüzden kişi zamanını gözden geçiriyor ve öncelikleri yeniden düzenleniyor.
  4. Denetleyelim: sorgulama iyileştikten SONRA başlıyor ✓ — etkiyi yaratan şey hastalığın kendisi değil, sonluluğun fark edilmesi.

Sık yapılan hata: "Zamanın sınırsız olduğunu" demek. Durum tam tersini gösteriyor: kişi zamanının SINIRLI olduğunu fark ettiği için önceliklerini gözden geçiriyor.

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.