11. Sınıf Felsefe 2. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Hem inanç hem bilgi alanında dogmatik tutumun ortak sakıncası hangisidir?
- A Karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engellemesi
- B Görüş üretilmesini sağlaması
- C Tartışmayı başlatması
- D Kaynak okumayı artırması
- E Kavramları netleştirmesi
Yukarıdaki akıl yürütmede yapılan hata hangisidir?
- A Öncül sayısının azlığı
- B Öncülün yanlış olması
- C Sonucun kısalığı
- D Şimdiye kadar bilinmemesinden hiç bilinemeyeceği sonucunu çıkarmak
- E Terimlerin tanımsızlığı
Şemada ortak kaynakların kullanımına ilişkin bir süreç verilmiştir. Şemanın ortaya koyduğu temel sorun hangisidir?
- A Kaynağın hiç kullanılmaması
- B Bireysel olarak akılcı davranışın toplu sonuçta herkese zarar verebilmesi
- C Otlağın çok büyük olması
- D Kimsenin kaynak istememesi
- E Kullanımın yasaklanması
Bir durum
Bir dönemde yürürlükte olan bir yasa, belirli bir grubu temel haklardan yoksun bırakmıştır.
Yukarıdaki durumda doğal hukuk yaklaşımının ileri süreceği sav hangisidir?
- A Kural hiç uygulanamaz.
- B Yürürlükte olduğu için haklıdır.
- C Yürürlükte olması, o kuralı haklı kılmaz; üstün ilkelerle sınanmalıdır.
- D Yasa kavramı yoktur.
- E Haklar ölçülemez.
Bir kavramın tanımı
Yasa tarafından önceden tanımlanmış ve karşılığında yaptırım öngörülmüş davranış.
Yukarıda tanımı verilen kavram hangisidir?
- A Ceza
- B Suç
- C Yargı
- D Hakkaniyet
- E İçtihat
| Aktör | Etki düzeyi |
|---|---|
| Birey | Sınırlı |
| Sanayi ve kamu politikaları | Yüksek |
Tabloda çevre sorunlarında aktörlerin etki düzeyi karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre yalnızca bireysel çabaya dayanan bir yaklaşımın sınırlılığı hangisidir?
- A Etkisi yüksek olan alanları değiştirmeden sonucu dönüştürememesi
- B Bireyin hiç etkisi olmaması
- C Politikaların etkisiz olması
- D Ölçümün imkânsızlığı
- E Sorunun var olmaması
Bir tanıklık
Bir kişi, çok zor koşullarda bile ulaşmak istediği bir amaç olduğu sürece dayanabildiğini; amacı kaybettiğinde çok daha çabuk yıprandığını söylemiştir.
Yukarıdaki tanıklık, anlam ile dayanıklılık arasındaki ilişki bakımından neyi göstermektedir?
- A Dayanıklılığın ölçülemezliğini
- B Amacın gereksizliğini
- C Koşulların değişmediğini
- D Bir amaç taşımanın zor koşullara dayanma gücünü artırabildiğini
- E Anlamın zararlı olduğunu
| Kavram | Kapsamı |
|---|---|
| Doğa | İnsandan bağımsız olarak var olan bütün |
| Çevre | ? |
Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?
- A Canlının içinde yaşadığı ve etkileşimde bulunduğu ortam
- B Yalnızca ormanlar
- C Yalnızca şehirler
- D Yalnızca denizler
- E Yalnızca hava
Varoluşçu düşüncede "seçim yapmamak da bir seçimdir" denmesinin gerekçesi hangisidir?
- A Sorumluluğun bulunmaması
- B Seçimin imkânsızlığı
- C Karar vermemenin de bir sonuca yol açması ve sorumluluk doğurması
- D Kararların önemsizliği
- E Sonucun değişmezliği
Bir şiir üzerine
Bir şiirde zamanın geçişi, bir nehir imgesiyle anlatılmış; okur kalıcılık ile geçicilik üzerine düşünmeye yöneltilmiştir.
Yukarıdaki şiirin felsefi nitelik taşımasının nedeni hangisidir?
- A Kısa olması
- B Ölçülü yazılmış olması
- C Kafiyeli olması
- D Bir varlık sorusunu imge yoluyla düşünmeye açması
- E Nehri betimlemesi
Bir roman üzerine
Bir romanda kahraman, kendisine hazır bir amaç verilmediğini fark eder; ne olacağına kendi seçimleriyle karar vermek zorunda kalır.
Yukarıdaki durum hangi felsefi düşünceyi örneklendirir?
- A Seçimin imkânsızlığı düşüncesini
- B İnsanın belirlenmiş olduğu düşüncesini
- C İnsanın kendini seçimleriyle kurduğu düşüncesini
- D Amacın doğuştan verildiği düşüncesini
- E Sorumluluğun bulunmadığı düşüncesini
Kartlarda bir düzenin ilkeleri verilmiştir. Bu ilkelerin tanımladığı düzen hangisidir?
- A Ütopya
- B Doğa durumu
- C Hukuk devleti
- D Teknokrasi
- E Anarşi
Bir görüş üzerine
Bir düşünüre göre teknoloji yalnızca araç üretmez; doğaya ve insana bakışımızı da biçimlendirerek her şeyi kullanılabilir bir kaynak olarak görmemize yol açar.
Yukarıdaki görüşün teknolojiye yüklediği anlam hangisidir?
- A Teknolojinin etkisiz olduğu
- B Teknolojinin yalnızca alet olduğu
- C Teknolojinin bir varlık kavrayışı biçimi olduğu
- D Teknolojinin doğal olduğu
- E Teknolojinin ölçülebilir olduğu
| Yaklaşım | Önerdiği değişim |
|---|---|
| Yüzeysel | Kirliliği azaltan teknik önlemler |
| Derin | ? |
Tabloda iki çevreci yaklaşım karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre eksik bırakılan bilgi hangisidir?
- A Yalnızca filtre takmak
- B İnsanın doğaya bakışını ve yaşam biçimini kökten değiştirmek
- C Yalnızca ölçüm yapmak
- D Yalnızca rapor yazmak
- E Hiçbir şey yapmamak
| Ortam | Kimliğin sunumu |
|---|---|
| Yüz yüze | Bütünlüklü ve doğrudan |
| Dijital | Seçilmiş ve düzenlenmiş |
Tabloda kimliğin iki ortamdaki sunumu karşılaştırılmıştır. Bu farkın felsefi bakımdan doğurduğu tartışma hangisidir?
- A Bağlantı hızı
- B Ortamların sayısı
- C Cihazların fiyatı
- D Sunulan kimlik ile gerçek kimlik arasındaki ilişkinin ne olduğu
- E Ekran boyutu
Bir kavramın kökeni
Yunancada hem el becerisini hem sanatı hem de bir işi bilerek yapmayı karşılayan; bilgiyle üretmeyi ifade eden kavram.
Yukarıda tanıtılan kavram hangisidir?
- A Tekhne
- B Logos
- C Ethos
- D Praksis
- E Doksa
| Kişi | Aynı fiil | Uygulanan işlem |
|---|---|---|
| Tanınmış biri | Var | Görmezden gelindi |
| Sıradan biri | Var | İşlem yapıldı |
Tabloda bir uygulama verilmiştir. Bu uygulamanın ihlal ettiği ilke hangisidir?
- A Masumiyet karinesi
- B Yasa önünde eşitlik
- C Kanunilik ilkesi
- D Ölçülülük ilkesi
- E Aleniyet ilkesi
| Kavram | Nesnesi |
|---|---|
| Korku | Belirli bir tehdit |
| Kaygı | ? |
Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?
- A Belirli bir kişidir
- B Belirli bir hayvandır
- C Belirli bir hastalıktır
- D Belirli bir nesnesi yoktur; varoluşun kendisiyle ilgilidir
- E Belirli bir yerdir
Kartlarda bir yetinin işlevleri verilmiştir. Bu işlevleri yerine getiren yeti hangisidir?
- A Bellek
- B Akıl
- C Hayal gücü
- D Duyu
- E Alışkanlık
Bir durum
Ağır bir hastalık geçiren bir kişi, iyileştikten sonra zamanını nasıl kullandığını yeniden gözden geçirmiştir.
Yukarıdaki durum, ölüm bilincinin hayata etkisi bakımından neyi örneklendirir?
- A Ölümün hiç düşünülmemesi gerektiğini
- B Sonluluğun fark edilmesinin öncelikleri yeniden düzenleyebilmesini
- C Zamanın sınırsız olduğunu
- D Önceliklerin değişmezliğini
- E Hastalığın anlamsızlığını
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Dogmatik tutum hem bilgi hem inanç alanında karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engeller.
- Dogmatik tutum, bir görüşü sorgulanamaz ve kesin doğru sayıp tartışmaya kapatmaktır.
- Bilgi alanında bu, yeni kanıtın eski kuramı düzeltmesini engeller; inanç alanında ise farklı gerekçelerin dinlenmesini ve kişinin kendi konumunu anlamasını engeller.
- İki alandaki ortak sakınca, karşıt kanıt ve gerekçelerin değerlendirilmesini engellemesidir; bu da düzeltme ve gelişme imkânını ortadan kaldırır.
- Denetleyelim: seçenek iki alan için de geçerli ✓; soru "ortak" sakıncayı istiyordu.
Sık yapılan hata: "Görüş üretilmesini sağlaması" seçmek. Bu bir sakınca değil bir yarar olarak dile getirilmiş; üstelik dogmatik tutum yeni görüş üretmez, var olan görüşü tartışmaya kapatır.
2. sorunun çözümü
Bir sorunun şimdiye kadar yanıtlanmamış olmasından hiç yanıtlanamayacağı sonucu çıkarılamaz.
- Öncül: bilim bu soruyu şu ana kadar yanıtlayamadı; bu, bugünkü durumu bildiriyor.
- Sonuç: bu sorunun bilimsel bir yanıtı yoktur; bu ise ilkesel bir imkânsızlık, yani hiçbir zaman yanıtlanamayacağı iddiası.
- Şimdiye kadar bilinmemesinden hiç bilinemeyeceği sonucunu çıkarmak bir akıl yürütme hatasıdır. Auguste Comte yıldızların neyden oluştuğunun asla bilinemeyeceğini yazmıştı; birkaç on yıl sonra tayf incelemesi bunu ortaya koydu.
- Denetleyelim: öncül doğru olsa bile sonuç zorunlu olarak çıkmıyor ✓; hata "henüz" ile "asla" arasındaki geçiştedir.
Sık yapılan hata: "Öncülün yanlış olması" demek. Sorunun bugüne kadar yanıtlanmadığı bilgisini yanlışlayan bir veri yok; akıl yürütmenin hatası öncülde değil, "henüz bilinmiyor"dan "bilinemez"e yapılan geçiştedir.
3. sorunun çözümü
Her birey kendi payını artırırken akılcı davranır; ama bu davranışların toplamı ortak kaynağı tüketir.
- Şemadaki zinciri izleyelim: otlak herkese açık → herkes payını artırır → otlak tükenir.
- Tek bir çobanın gözünden bakalım: bir hayvan daha eklemenin kazancı tümüyle ona ait, otlağın yıpranması ise herkese bölünüyor. Yani ekleme yapmak onun için akılcı.
- Ama herkes aynı akılcı hesabı yapınca otlak tükeniyor. Şemanın ortaya koyduğu sorun budur: bireysel olarak akılcı davranışın toplu sonuçta herkese zarar verebilmesi.
- Denetleyelim: kimse kötü niyetli davranmıyor ✓ — sorunun kaynağı niyet değil, kazanç ve zararın farklı taraflara düşmesi.
Sık yapılan hata: "Kaynağın hiç kullanılmaması" demek. Şemada kaynak yoğun biçimde KULLANILIYOR; sorunu doğuran şey kullanılmaması değil, herkesin payını artırmasının toplamıdır.
4. sorunun çözümü
Doğal hukuk anlayışı geçerli olmakla haklı olmayı ayırır; kural yürürlükte olsa bile üstün ilkelerle sınanmalıdır.
- Durumu iki parçaya ayıralım: kural yürürlüktedir (geçerli) ama temel haklardan yoksun bırakmaktadır.
- Pozitif hukuk açısından bakılsaydı kural geçerli sayılırdı; çünkü yetkili organca konulmuş.
- Doğal hukuk ise geçerlilik ile haklılığı ayırır. Bir kural yürürlükte olduğu için haklı olmaz; insan doğasından çıkan üstün ilkelerle sınanmalıdır.
- Denetleyelim: bu ayrım olmasaydı hiçbir yürürlükteki kural eleştirilemezdi ✓ — doğal hukukun varlık nedeni bu.
Sık yapılan hata: "Yürürlükte olduğu için haklıdır" demek. Bu, POZİTİF hukuk yaklaşımının savı olurdu; doğal hukuk tam olarak bu geçişi reddeder.
5. sorunun çözümü
Yasada önceden tanımlanmış ve karşılığında yaptırım öngörülmüş davranışa suç denir.
- Tanımdaki iki koşulu ayıralım: davranış ÖNCEDEN yasada tanımlanmış ve karşılığında yaptırım öngörülmüş.
- Birinci koşul kanunilik ilkesinin gereğidir: kişi ancak önceden bilinen bir kuraldan sorumlu tutulabilir.
- İkinci koşul davranışı ahlaki kınamadan ayırır: hukuki bir yaptırım vardır. İki koşulu birden taşıyan kavram suçtur.
- Denetleyelim: ceza suçun KARŞILIĞIDIR, kendisi değil ✓ — tanımda karşılığı da ayrıca anılıyor.
Sık yapılan hata: Ceza demek. Ceza, suçun karşılığında uygulanan YAPTIRIMDIR; tanımda ise yaptırıma bağlanmış davranışın kendisi anlatılıyor.
6. sorunun çözümü
Etkinin büyük bölümü politika ve üretim düzeyinde belirlendiği için yalnız bireysel çabaya dayanan yaklaşım sınırlı kalır.
- Tablodaki iki satırı okuyalım: bireyin etki düzeyi sınırlı, sanayi ve kamu politikalarının etki düzeyi yüksek.
- Bir çözümün sonucu dönüştürebilmesi için ETKİSİ YÜKSEK olan alana dokunması gerekir.
- Yalnızca bireysel çabaya dayanan yaklaşım ise düşük etkili alanda kalıyor; yüksek etkili alan değişmeden toplam sonuç dönüşmez. Sınırlılık budur.
- Denetleyelim: tablo bireyin etkisini SIFIR demiyor, "sınırlı" diyor ✓ — bireysel çaba değersiz değil, tek başına yeterli değil.
Sık yapılan hata: "Bireyin hiç etkisi olmaması" demek. Tabloda bireyin etkisi "sınırlı" yazıyor, "yok" değil; sınırlılık bireysel çabanın değersizliğinden değil, TEK BAŞINA yetmemesinden doğuyor.
7. sorunun çözümü
Anlam ve amaç, kişinin zorluğa katlanma kapasitesini artıran bir dayanak işlevi görebilir.
- Tanıklıktaki iki durumu karşılaştıralım.
- Birinci durum: amaç varken kişi çok zor koşullarda bile dayanabiliyor.
- İkinci durum: amaç kaybolduğunda çok daha çabuk yıpranıyor. Değişen tek şey amacın varlığı; koşullar aynı kalabilir.
- Denetleyelim: amaç bir dayanak işlevi görüyor ✓ — dayanma gücünü belirleyen şey yalnız koşullar değil, taşınan anlam.
Sık yapılan hata: "Koşulların değişmediğini" demek. Tanıklıkta koşullardan değil, AMACIN varlığından ya da yokluğundan söz ediliyor; değişen ve dayanma gücünü belirleyen şey bu.
8. sorunun çözümü
Çevre, bir canlının içinde yaşadığı ve etkileşimde bulunduğu ortamdır.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda kapsamı.
- Dolu satır: doğa → insandan BAĞIMSIZ olarak var olan bütün. Yani doğa tanımı hiçbir canlıya göre kurulmuyor.
- Çevre ise her zaman bir canlıya göre tanımlanır: kimin çevresi? Bu yüzden çevre, canlının içinde yaşadığı ve etkileşime girdiği ortamdır.
- Denetleyelim: aynı orman bir kuşun çevresi olabilir, bir balığın olmaz ✓ — çevre kavramı ilişkiye bağlı, doğa kavramı değil.
Sık yapılan hata: "Yalnızca ormanlar" demek. Orman çevrenin ÖRNEKLERİNDEN biridir; çevre kavramı ise şehri, denizi, havayı ve canlının etkileştiği her ortamı kapsar.
9. sorunun çözümü
Karar vermemek, mevcut durumun sürmesine yol açar; bu sonuç da kişiye sorumluluk yükler.
- Sözü tersinden düşünelim: seçim yapmamak gerçekten sonuçsuz mudur?
- Karar verilmediğinde durum kendi hâlinde sürer. Yani bir şey olmaz değil; MEVCUT durum devam eder ve bu da bir sonuçtur.
- Sonuç doğuran her tutum sorumluluk doğurur. Öyleyse seçim yapmamak da bir seçimdir ve sorumluluğu vardır.
- Denetleyelim: bu, sorumluluktan kaçış yolunu kapatıyor ✓ — varoluşçu düşüncede kişinin sorumluluğu bu yüzden bütünüyle kendisine ait.
Sık yapılan hata: "Sorumluluğun bulunmaması" demek. Sözün amacı tam tersi: karar vermemenin de bir sonucu olduğunu ve bu yüzden sorumluluk DOĞURDUĞUNU göstermek.
10. sorunun çözümü
Şiiri felsefi kılan, kalıcılık-geçicilik gibi bir varlık sorusunu imge aracılığıyla düşünmeye açmasıdır.
- Şiirdeki iki ögeye bakalım: nehir imgesi ve okurun yöneltildiği düşünce (kalıcılık ile geçicilik).
- Nehir hem hep aynı yerde durur hem suyu sürekli değişir. İmge bu ikili yapısıyla zamanın geçişini taşıyor.
- Şiiri felsefi yapan şey ölçü ya da kafiye değil; bir varlık sorusunu imge yoluyla okurun düşünmesine açmasıdır.
- Denetleyelim: aynı soru felsefede kavramla tartışılırdı ✓ — şiirde imgeyle sezdiriliyor, ayrım yöntemde.
Sık yapılan hata: "Kafiyeli olması" demek. Kafiye şiirin biçimsel bir özelliğidir ve her şiirde bulunabilir; şiiri FELSEFİ kılan şey bir varlık sorusunu düşünmeye açmasıdır.
11. sorunun çözümü
Hazır bir amacın bulunmaması ve kişinin kendini seçimleriyle kurması, varoluşçu düşüncenin merkezî savıdır.
- Romandaki durumu iki parçaya ayıralım: kahramana hazır bir amaç VERİLMEMİŞ ve ne olacağına kendi seçimleriyle karar vermek zorunda.
- Birinci parça dışarıdan gelen bir belirlenimi reddediyor.
- İkinci parça bu boşluğun kim tarafından doldurulacağını söylüyor: kişinin kendisi. Bu, insanın kendini seçimleriyle kurduğu düşüncesidir.
- Denetleyelim: bu düşünce sorumluluğu da kişiye yüklüyor ✓ — belirleyen başka bir şey kalmıyor.
Sık yapılan hata: "İnsanın belirlenmiş olduğu düşüncesini" demek. Romanda kahramana hazır bir amaç VERİLMEMİŞ; belirlenmişlik tam tersi bir durumu anlatır.
12. sorunun çözümü
Eşit uygulama, yöneticinin de yasayla bağlı olması ve yargı bağımsızlığı hukuk devletinin temel ilkeleridir.
- Kartlardaki üç ilkeyi okuyalım ve neyi güvence altına aldıklarına bakalım.
- "Yasalar herkese eşit uygulanır" — ayrıcalık yok. "Yöneticiler de yasayla bağlıdır" — gücü elinde tutan da kuralın üstünde değil.
- "Yargı bağımsızdır" — kararlar dış etkiden korunuyor. Üçü birlikte gücün kuralla sınırlandığı bir düzeni tarif ediyor: hukuk devleti.
- Denetleyelim: bu ilkelerden biri eksik olsa düzen hukuk devleti sayılmazdı ✓ — üçü birbirini tamamlıyor.
Sık yapılan hata: "Doğa durumu" demek. Doğa durumu, ortak bir kuralın ve otoritenin bulunmadığı varsayımsal bir durumdur; kartlarda ise tam tersine kuralın herkesi bağladığı bir düzen anlatılıyor.
13. sorunun çözümü
Görüş teknolojiyi araç düzeyinden çıkarıp dünyaya bakışımızı belirleyen bir varlık kavrayışı biçimi olarak ele alır.
- Görüşün iki savı var: teknoloji yalnızca araç üretmez; doğaya ve insana bakışımızı da biçimlendirir.
- Bu bakışın sonucu her şeyi (ormanı, nehri, hatta insanı) kullanılabilir bir kaynak olarak görmektir; yani teknoloji varlığın bize nasıl göründüğünü belirler. Bu yaklaşım Heidegger’e aittir.
- Teknolojiyi alet düzeyinden çıkarıp dünyaya ve varlığa bakma biçimi olarak ele alan görüş, ona bir varlık kavrayışı biçimi anlamı yükler.
- Denetleyelim: "yalnızca araç üretmez" ifadesi alet yorumunu dışlıyor ✓; "bakışımızı biçimlendirir" ifadesi varlık kavrayışına işaret ediyor.
Sık yapılan hata: "Teknolojinin yalnızca alet olduğu" seçmek. Görüş tam da bunu reddederek başlıyor ("yalnızca araç üretmez"); teknolojiyi alete indirgemek metnin savıyla çelişir.
14. sorunun çözümü
Derin yaklaşım, insanın doğaya bakışını ve yaşam biçimini kökten değiştirmeyi önerir.
- Tablonun kurgusu şu: solda çevreci yaklaşım, sağda önerdiği değişim.
- Dolu satır: yüzeysel yaklaşım → kirliliği azaltan teknik önlemler. Bu yaklaşım sistemi olduğu gibi bırakıp zararı azaltmayı hedefliyor.
- Derin yaklaşımın daha köklü bir değişim önermesi gerekir; "derin" nitelemesi de bunu söylüyor. Önerdiği şey insanın doğaya bakışının ve yaşam biçiminin değişmesidir.
- Denetleyelim: filtre takmak da bir teknik önlem ✓ — yani üst satıra ait, derin yaklaşımın önerisi değil.
Sık yapılan hata: "Yalnızca filtre takmak" demek. Filtre bir TEKNİK önlemdir ve üst satırdaki yüzeysel yaklaşıma girer; derin yaklaşım değer anlayışının değişmesini savunur.
15. sorunun çözümü
Dijital ortamda kimliğin seçilerek sunulması, sunulan kimlik ile gerçek kimlik arasındaki ilişkiyi tartışmaya açar.
- Tablo kimliğin iki ortamdaki sunumunu karşılaştırıyor: yüz yüze ortamda sunum bütünlüklü ve doğrudandır.
- Dijital ortamda sunum seçilmiş ve düzenlenmiştir: kişi hangi fotoğrafı, hangi anı paylaşacağına kendisi karar verir.
- Gösterilen kimlik seçilerek kurulduğunda onun kişinin gerçek kimliğiyle ne kadar örtüştüğü sorusu doğar; felsefi tartışma bu ilişki üzerinedir.
- Denetleyelim: tablodaki fark (doğrudan ↔ düzenlenmiş) kimliğin kendisine dair bir soru doğuruyor ✓; teknik ayrıntılar bu farkı açıklamaz.
Sık yapılan hata: "Bağlantı hızı" seçmek. Bağlantı hızı teknik bir ölçüttür ve kimliğin nasıl sunulduğuyla ilgisi yoktur; tablodaki fark kimliğin seçilerek düzenlenmesidir, bu da felsefi bir sorundur.
16. sorunun çözümü
Bilgiyle birleşmiş üretme ve yapma becerisini anlatan Yunanca kavram tekhne’dir; "teknoloji" sözcüğü bu kökten gelir.
- Tanımdaki üç ipucu: el becerisi, sanat ve bir işi bilerek yapmak; yani bilgiyle birleşmiş üretme.
- Antik Yunancada bu anlamı taşıyan kavram tekhne’dir; "teknik" ve "teknoloji" sözcükleri bu kökten türemiştir.
- Aristoteles tekhne’yi, neyin nasıl yapılacağını bilerek üretme becerisi olarak açıklar; tanım bununla örtüşüyor.
- Denetleyelim: logos akıl ve söz, ethos karakter, praksis eylem, doksa sanı anlamına gelir; üretimle ilgili olan yalnızca tekhne ✓.
Sık yapılan hata: "Praksis" seçmek. Praksis de bir yapma türüdür, ama amacı bir ürün ortaya koymak değil eylemin kendisidir (ahlaki ve siyasal eylem gibi); bilgiyle bir şey üretmeyi anlatan kavram tekhne’dir.
17. sorunun çözümü
Aynı fiil için kişiye göre farklı işlem yapılması yasa önünde eşitlik ilkesini ihlal eder.
- Tablodaki iki satırı karşılaştıralım: fiil AYNI, ama işlemler farklı.
- Tanınmış kişide fiil görmezden gelinmiş, sıradan kişide işlem yapılmış.
- Farkı yaratan şey fiilin niteliği değil, kişinin toplumdaki konumu. Bu, yasanın herkese eşit uygulanması gerektiği ilkesine aykırıdır.
- Denetleyelim: kanunilik ihlali olsaydı fiil hiç tanımlanmamış olurdu ✓ — burada fiil tanımlı, sorun uygulamanın kişiye göre değişmesinde.
Sık yapılan hata: "Ölçülülük ilkesi" demek. Ölçülülük ceza ile fiilin AĞIRLIĞI arasındaki orantıyla ilgilidir; buradaki sorun ise aynı fiile kişiye göre farklı işlem yapılmasıdır.
18. sorunun çözümü
Korkunun belirli bir nesnesi vardır; kaygı ise belirli bir nesneye bağlanamayan, varoluşun kendisinden doğan bir duygudur.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda o duygunun nesnesi.
- Dolu satır: korku → belirli bir tehdit. Korkuda neyden korkulduğu gösterilebilir: bir hayvan, bir sınav, bir hastalık.
- Kaygıda ise böyle bir nesne gösterilemez. Kişi tedirgindir ama neden tedirgin olduğunu tek bir şeye bağlayamaz; kaynak varoluşun kendisidir.
- Denetleyelim: nesne ortadan kalkınca korku biter, kaygı bitmez ✓ — ayrım tam olarak burada.
Sık yapılan hata: "Belirli bir hastalıktır" demek. Belirli bir hastalıktan duyulan tedirginlik KORKUDUR (nesnesi bellidir); kaygının ayırt edici özelliği ise belirli bir nesnesinin bulunmamasıdır.
19. sorunun çözümü
Kavram oluşturma, çıkarım yapma ve yargıları sınama aklın işlevleridir.
- Kartlardaki işlevler: kavram oluşturmak, çıkarım yapmak ve yargıları sınamak.
- Kavram oluşturmak tekil şeylerden genel olanı soyutlamaktır; çıkarım yapmak öncüllerden sonuç türetmek, sınamak ise bir yargının gerekçesini denetlemektir. Üçü de düşünme işlemleridir.
- Bu işlemleri yerine getiren yeti akıldır.
- Denetleyelim: bellek saklar, duyu algılar, hayal gücü imge kurar; çıkarım yapıp yargı sınayan yalnızca akıl ✓.
Sık yapılan hata: "Bellek" seçmek. Bellek edinilen bilgiyi saklar ve geri çağırır; kavram oluşturmak, çıkarım yapmak ve yargıları sınamak ise bilgiyi işleyen akla aittir.
20. sorunun çözümü
Sonluluğun somut biçimde fark edilmesi, kişinin zamanını neye ayırdığını sorgulamasına ve öncelikleri değiştirmesine yol açabilir.
- Durumdaki sırayı izleyelim: kişi ağır bir hastalık geçiriyor, iyileşiyor ve ardından zamanını nasıl kullandığını gözden geçiriyor.
- Hastalık soyut bir bilgiyi somut bir deneyime çeviriyor: herkes ölümlüdür bilgisi, "benim de zamanım sınırlı" farkındalığına dönüşüyor.
- Sınırlı olduğu fark edilen şey daha dikkatli kullanılır. Bu yüzden kişi zamanını gözden geçiriyor ve öncelikleri yeniden düzenleniyor.
- Denetleyelim: sorgulama iyileştikten SONRA başlıyor ✓ — etkiyi yaratan şey hastalığın kendisi değil, sonluluğun fark edilmesi.
Sık yapılan hata: "Zamanın sınırsız olduğunu" demek. Durum tam tersini gösteriyor: kişi zamanının SINIRLI olduğunu fark ettiği için önceliklerini gözden geçiriyor.