12. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2. Dönem 1. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1
AnlayışSonucu
Kaynak sınırsızdırSorumsuz tüketim
Kaynak emanettirÖlçülü kullanım, israftan kaçınma

İsrafın ahlaki açıdan sakıncalı görülmesinin nedeni sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Harcamanın yasak olması
  2. B Sakıncanın bulunmaması
  3. C İsrafın ölçülememesi
  4. D Yalnız yiyecekte geçerli olması
  5. E Kaynakların gereksiz yere tüketilmesi, ihtiyaç sahiplerinin hakkının gözetilmemesi ve emanet anlayışıyla bağdaşmaması
2

Dedenin toplum içindeki işlevi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A İşlevinin bulunmaması
  2. B Yalnız deyiş okuması
  3. C Cemi yönetmesi, öğretiyi aktarması ve topluluk içindeki anlaşmazlıkların çözümünde yol göstermesi
  4. D Yalnız yemek dağıtması
  5. E Yalnız kapıyı beklemesi
3
Değerlendirme ölçütüSorduğu
Fayda-zarar dengesiUygulama neye yol açıyor?
Kaynak uygunluğu?

Tabloda ölçütler verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu tamamlayan seçenek hangisidir?

  1. A Ne zaman başladı?
  2. B Uygulama neye yol açıyor?
  3. C Kaç kişi yapıyor?
  4. D Uygulama temel ilkelerle bağdaşıyor mu?
  5. E Nerede yapılıyor?
4

İsra suresi 9. ayette geçen "en doğru yola iletme" ifadesinin anlaşılması için başvurulacak yöntem sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Meallere başvurup ayetin bağlamını ve konuyla ilgili diğer ayetleri birlikte değerlendirmek
  2. B Tek bir sözcüğe bakmak
  3. C Tahminde bulunmak
  4. D Yorumdan kaçınmak
  5. E Yalnız ezberlemek
5

Kur’an-ı Kerim’in dilimiz üzerindeki etkisine örnek olarak verilebilecek durum hangisidir?

  1. A Alfabenin değişmesi
  2. B Günlük dile yerleşmiş çok sayıda kavram, deyim ve kalıp ifade bulunması
  3. C Dilin kısalması
  4. D Sözcüklerin azalması
  5. E Etkinin bulunmaması
6
DurumGereken
Yalnızca kişisel bir kusurTövbe ve düzeltme
Başkasının hakkının ihlali?

Tabloda durumlar ve gerekenler eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğa hangi ifade gelmelidir?

  1. A Sadece niyet
  2. B Yalnızca tövbe
  3. C Hiçbir şey
  4. D Sadece pişmanlık
  5. E Hakkın sahibine iadesi ve helalleşme
7

Musahiplik kurumunun toplumsal işlevi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Güçlük anlarında devreye giren bir dayanışma ağı oluşturması ve toplulukta karşılıklı sorumluluğu güçlendirmesi
  2. B İşlevinin bulunmaması
  3. C Yalnız törensel olması
  4. D Yalnız akrabalık kurması
  5. E Dayanışmanın bulunmaması
8

Sık karıştırılan bir nokta

Kolaylık ilkesi keyfîlik değildir; hükümlerin insanın gücünü aşmaması ve zorunluluk durumlarında esneklik tanınması demektir.

Güncel meselelerin çözümünde kolaylık ve zorluğun kaldırılması ilkesinin yeri sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Dinî hükümlerin insanın taşıyabileceği ölçüde olması ve zorluk doğuran durumlarda kolaylaştırıcı çözümlerin gözetilmesi
  2. B İlkenin bulunmaması
  3. C Her durumda zorluk aranması
  4. D İlkenin yalnız ibadetlerde geçerli olması
  5. E Kolaylığın yasak olması
9

Yazma Kur’an-ı Kerim nüshalarının kültür tarihimiz açısından değeri sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Değerinin bulunmaması
  2. B Yalnız kâğıt değeri
  3. C Hat, tezhip ve cilt sanatlarının gelişimini belgelemesi ve dönemin sanat anlayışını yansıtması
  4. D Yalnız ağırlığı
  5. E Yalnız sayısı
10

Alevilik-Bektaşilik hakkında bilgi edinirken izlenmesi gereken yol sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Kulaktan dolma bilgiye dayanmak
  2. B Yalnız karşıt görüşlere bakmak
  3. C Geleneğin kendi kaynaklarından, mensuplarından ve akademik çalışmalardan yararlanmak
  4. D Tahminde bulunmak
  5. E Konuyu ele almamak
11

İş hayatında emanete riayetin karşılığı sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Karşılığının bulunmaması
  2. B Yalnız devlet işlerinde geçerlilik
  3. C Görevin hakkıyla yerine getirilmesi, iş saatlerine ve sözleşmeye uyulması, kurum kaynaklarının amaç dışı kullanılmaması
  4. D Yalnız para emanetinde geçerlilik
  5. E Yalnız arkadaşlıkta geçerlilik
12

Sosyal medyada asılsız haber paylaşmanın ahlaki açıdan değerlendirilmesi sorulmaktadır. Doğru değerlendirme hangisidir?

  1. A Sakıncasının bulunmaması
  2. B Yalnız yazanın sorumlu olması
  3. C Doğruluğu araştırılmadan yapılan paylaşımın yalan yaymaya ve iftiraya aracılık edebilmesi; sözün doğruluğu ilkesine aykırı olması
  4. D Paylaşımın etkisiz olması
  5. E Değerlendirilememesi
13

Cem erkânında önce razılık alınıp kul hakkının sorulmasının, ibadet anlayışı açısından gösterdiği nedir?

  1. A İbadetin bireysel olduğu
  2. B İlişkinin bulunmadığı
  3. C Kul hakkının önemsiz olduğu
  4. D Erkânın biçimsel olduğu
  5. E İbadetin toplumsal ilişkilerden ayrı düşünülmediği; kul hakkı çözülmeden ibadete geçilmediği
14
CanAkılNesilMalDin

Kartlarda korunması amaçlanan temel değerler verilmiştir. Bu değerlerin bütününe ne ad verilir?

  1. A Kıyas
  2. B Zaruratıdiniye
  3. C İcma
  4. D Zaruratıhamse
  5. E Tevil
15

Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmasında bütünlük, bağlam ve dil bilgisi temel ilkelerdir; metin kültürümüzde sanat, edebiyat ve gündelik yaşam üzerinde derin izler bırakmıştır. Bu bilgiye dayanarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  1. A Bir ayetin anlamı, öncesi ve sonrasından bağımsız olarak tek başına belirlenebilir.
  2. B Hat ve tezhip bu gelenekle gelişmiştir.
  3. C Vakıf geleneği hayır anlayışıyla ilişkilidir.
  4. D Bağlam bilgisi yorumu isabetli kılar.
  5. E Meal bir yorum içerir.
16

Kur’an-ı Kerim’in mimarimiz üzerindeki etkisi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Etkisinin bulunmaması
  2. B Yalnız köprüler
  3. C Yalnız ev mimarisi
  4. D Cami, medrese ve külliye gibi yapıların hem işlev hem süsleme bakımından metinle ilişkili olarak biçimlenmesi
  5. E Yalnız kaleler
17

Semahın cem erkânındaki yeri sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Yalnız bir halk oyunu olması
  2. B Yalnız müzik olması
  3. C Yalnız gösteri olması
  4. D Cemin bir bölümü olarak, deyişler eşliğinde belirli bir usulle yapılan ibadet ögesi olması
  5. E Yerinin bulunmaması
18
KavramAnlamı
MealAyetin anlamının başka bir dile yaklaşık olarak aktarılması
Tefsir?

Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan açıklama hangisidir?

  1. A Ayetin ezberlenmesi
  2. B Ayetin ayrıntılı olarak açıklanması, yorumlanması ve bağlamıyla birlikte incelenmesi
  3. C Ayetin okunması
  4. D Ayetin yazılması
  5. E Ayetin kısaltılması
19
HizmetGörevi
DedeCemi yönetir, öğreti aktarır
ZakirDeyiş ve nefesleri saz eşliğinde okur
Gözcü?

Tabloda cemde yürütülen on iki hizmetten bazıları verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan görev hangisidir?

  1. A Yemek dağıtmak
  2. B Kapıyı kilitlemek
  3. C Cemin düzenini ve sükûnetini sağlamak
  4. D Deyiş okumak
  5. E Görev bulunmaması
20

Bir çıkarım üzerine

Bir kişi, uzun süredir yapılan bir uygulamayı göstererek "Bu kadar yaygınsa dinen doğrudur." demiştir.

Yukarıdaki çıkarımda yapılan hata hangisidir?

  1. A Kaynağı okumamak
  2. B Uygulamayı görmemek
  3. C Kişiyi tanımamak
  4. D Süreyi ölçememek
  5. E Yaygınlığı, kaynağa uygunlukla aynı saymak
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. E 2. C 3. D 4. A 5. B 6. E 7. A 8. A 9. C 10. C 11. C 12. C 13. E 14. D 15. A 16. D 17. D 18. B 19. C 20. E
1. sorunun çözümü

İsraf, sınırlı kaynağı gereksiz tüketerek başkasının hakkını ve emanet anlayışını zedeler.

  1. Tablodaki iki anlayışı karşılaştıralım: kaynak sınırsızdır → sorumsuz tüketim; kaynak emanettir → ölçülü kullanım.
  2. İkinci satır sakıncanın gerekçesini veriyor. Kaynak emanetse keyfî harcanamaz; emanet edilen şeyin hesabı sorulur.
  3. Buna bir de kaynakların sınırlı olması ekleniyor: gereksiz tüketim, ihtiyaç sahiplerinin erişimini zorlaştırır. İsrafın sakıncası bu üç yönden doğar.
  4. Denetleyelim: sakınca harcamanın kendisinde değil ✓ — ölçüyü aşan, karşılıksız tüketimde.

Sık yapılan hata: "Harcamanın yasak olması" demek. Yerilen şey harcamak DEĞİL, ihtiyacın ötesinde ve karşılıksız tüketmektir; ölçülü kullanım zaten öneriliyor.

2. sorunun çözümü

Dede cemi yönetir, öğretiyi aktarır ve topluluk içindeki anlaşmazlıkların çözümünde yol gösterir.

  1. Dedenin cemdeki görevini biliyoruz: cemi yönetmek. Soru ise toplum içindeki işlevi istiyor, yani cemin dışını da kapsıyor.
  2. İkinci işlev öğretinin aktarılmasıdır; bu iş cemle sınırlı değil, topluluğun günlük hayatında sürer.
  3. Üçüncüsü anlaşmazlıkların çözümünde yol göstermektir. Topluluk içi barışın gözetildiği bir gelenekte bu işlev erkânın doğrudan uzantısıdır.
  4. Denetleyelim: seçeneklerin üçü "yalnız" diyor ✓ — hepsi işlevlerden birini alıp ötekileri düşürüyor.

Sık yapılan hata: "Yalnız deyiş okuması" demek. Deyiş ve nefesleri saz eşliğinde okuyan hizmet ZAKİRDİR; dedenin işlevi cemi yönetmek, öğretiyi aktarmak ve anlaşmazlıklarda yol göstermektir.

3. sorunun çözümü

Kaynak uygunluğu ölçütü, uygulamanın temel ilkelerle bağdaşıp bağdaşmadığını sorar.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda değerlendirme ölçütü, sağda o ölçütün sorduğu soru.
  2. Dolu satır: fayda-zarar dengesi → uygulama neye yol açıyor? Bu soru sonuçlara, yani uygulamanın doğurduğu duruma bakıyor.
  3. Kaynak uygunluğu ise sonuçlara değil dayanağa bakar. Onun sorusu, uygulamanın temel ilkelerle bağdaşıp bağdaşmadığıdır.
  4. Denetleyelim: iki ölçüt ayrı yönlere bakıyor ✓ — biri sonucu, öteki dayanağı sınıyor; bu yüzden ikisi birlikte kullanılıyor.

Sık yapılan hata: "Uygulama neye yol açıyor?" demek. Bu, ÜST SATIRDA fayda-zarar dengesi için zaten yazılmış; kaynak uygunluğu sonuçları değil, temel ilkelerle bağdaşmayı sorgular.

4. sorunun çözümü

Bir ifadenin anlamı, meallere başvurulup ayetin bağlamı ve ilgili öteki ayetler birlikte değerlendirilerek kavranır.

  1. Anlaşılması istenen şey bir kavram: “en doğru yola iletme”. Kavramlar tek başına değil, geçtikleri metin içinde anlam kazanır.
  2. İlk adım güvenilir meallere başvurmaktır; birden çok meali karşılaştırmak kavramın hangi karşılıklarla verildiğini gösterir.
  3. İkinci adım bağlamdır: ayetin öncesi, sonrası ve aynı kavramı kullanan öteki ayetler birlikte okunur. İki adım birleşince kavramın kapsamı belirginleşir.
  4. Denetleyelim: bu yöntem, bütünlük ilkesinin uygulanmış hâli ✓ — ilke ile sonuç birbirini doğruluyor.

Sık yapılan hata: Tek bir sözcüğe bakmak demek. Sözcüğün sözlük karşılığı başlangıç noktasıdır, ama cümledeki ve metindeki kullanımı bilinmeden kavramın kapsamı belirlenemez.

5. sorunun çözümü

"İnşallah", "maşallah", "helal", "haram", "sabır", "şükür" gibi çok sayıda kavram günlük dilin parçasıdır. Deyimler ve atasözlerinde de bu etki açıkça görülür.

  1. Metindeki kavramlar dile yerleşmiştir.
  2. Deyim ve kalıp ifadeler oluşmuştur.
  3. Günlük konuşmada kullanılırlar.
6. sorunun çözümü

Kul hakkında hakkın sahibine ulaştırılması ve helalleşme gerekli görülür.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda durum, sağda o durumda gereken. İki durumu ayıran şey, ortada bir mağdurun bulunup bulunmaması.
  2. Dolu satır: yalnızca kişisel bir kusur → tövbe ve düzeltme. Burada zarar gören başka biri yok; onarım kişinin kendisiyle sınırlı.
  3. Başkasının hakkı ihlal edildiğinde ise ortada bir mağdur var. Yalnız pişmanlık bu kişinin kaybını gidermez; hakkın sahibine iadesi ve helalleşme gerekir.
  4. Denetleyelim: iki satırın gerekleri farklı ✓ — aynı olsalardı tabloda ayrı satırlar yer almazdı.

Sık yapılan hata: "Yalnızca tövbe" demek. Tövbe, ÜST SATIRDAKİ kişisel kusur için yeterli sayılıyor; kul hakkında ise zarar gören bir taraf bulunduğu için hakkın iadesi de aranır.

7. sorunun çözümü

Musahiplik, güçlük anlarında devreye giren bir dayanışma ağı kurar ve karşılıklı sorumluluğu güçlendirir.

  1. Kurumun bir tören mi yoksa bir taahhüt mü olduğunu belirleyelim; işlevi buna göre değişir.
  2. Musahiplikte iki aile karşılıklı sorumluluk üstleniyor ve bu sorumluluk ömür boyu sürüyor. Bir törenle başlasa da devamı süreklidir.
  3. Sonuç bir dayanışma ağıdır: hastalık, yoksulluk ya da kayıp gibi güçlük anlarında devreye girer. Toplumsal işlev budur.
  4. Denetleyelim: ölçüt akrabalık değil ✓ — bağ kanla değil verilen sözle kuruluyor.

Sık yapılan hata: "Yalnız törensel olması" demek. Tören bağın BAŞLANGICIDIR; musahiplik ise güçlük anlarında karşılığı görülen, ömür boyu süren bir sorumluluktur.

8. sorunun çözümü

Kolaylık ilkesi, hükümlerin insanın gücünü aşmaması ve zorunlulukta esneklik tanınması demektir.

  1. Sorunun uyardığı noktadan başlayalım: kolaylık ilkesi keyfîlik değildir. Yani "istediğimi yaparım" anlamına gelmiyor.
  2. İlkenin içeriği iki parça: hükümler insanın taşıyabileceği ölçüde olur ve zorluk doğuran durumlarda kolaylaştırıcı çözümler gözetilir.
  3. Bu, kuralın ortadan kalkması değil, kişinin gücüne göre uygulanmasıdır. Güncel meselelerde de zorluk üreten çözümler yerine taşınabilir olanlar aranır.
  4. Denetleyelim: ilke yalnız ibadetlerle sınırlı değil ✓ — günlük hayatın bütün alanlarında geçerli.

Sık yapılan hata: "Kolaylığın yasak olması" demek. Sorunun kendisi kolaylığı bir İLKE olarak veriyor; yasak olan kolaylık değil, onu keyfîliğe çevirmektir.

9. sorunun çözümü

Yazma nüshalar hat, tezhip ve cilt sanatlarının gelişimini belgelediği için kültür tarihimiz açısından değerlidir.

  1. Bir yazma nüshanın taşıdığı bilgileri sayalım: yazı üslubu, bezeme düzeni, kâğıt ile mürekkep tekniği ve cilt yapısı.
  2. Bu özelliklerin her biri yazıldığı döneme özgüdür; nüshanın kendisi o dönemin sanat anlayışının doğrudan tanığıdır.
  3. Bu yüzden yazma eserler sanat tarihi araştırmalarında birincil kaynak sayılır: sonradan yazılmış bir anlatıya değil, dönemin kendi ürününe bakılır.
  4. Denetleyelim: değer nüshanın sayısından ya da ağırlığından gelmiyor ✓ — taşıdığı sanat bilgisinden geliyor.

Sık yapılan hata: Yalnız kâğıt değeri demek. Kâğıt yalnız taşıyıcıdır; nüshaya değerini veren, üzerindeki yazının, bezemenin ve cilt işçiliğinin dönemini belgelemesidir.

10. sorunun çözümü

Geleneğin kendi kaynaklarından, mensuplarından ve akademik çalışmalardan yararlanmak gerekir.

  1. Sorulan şey bir yol; seçenekleri kaynağın güvenilirliğine göre ayıralım.
  2. Kulaktan dolma bilgi ile tahmin doğrulanabilir bir dayanağa sahip değil. Yalnız karşıt görüşlere bakmak ise geleneği kendi anlatımından değil, ona itiraz edenlerin anlatımından öğrenmek olur.
  3. Doğru yol üç kaynağı birlikte kullanmaktır ve üçü ayrı şey verir: temel kaynaklar öğretiyi, mensuplarının anlatımı yaşayan uygulamayı, akademik çalışmalar tarihsel bağlamı.
  4. Denetleyelim: üç kaynak birbirinin yerine geçmiyor ✓ — biri metni, biri pratiği, biri bağlamı veriyor.

Sık yapılan hata: Kulaktan dolma bilgiye dayanmak demek. Kulaktan dolma bilginin kaynağı İZLENEMEZ; doğruluğu sınanamayan bir anlatım bir geleneği tanımanın dayanağı olamaz.

11. sorunun çözümü

Üstlenilen görev de bir emanettir; hakkıyla yerine getirilmesi gerekir.

  1. Emanet kavramının kapsamını belirleyelim: yalnız korunmak üzere bırakılan bir eşya değil, üstlenilen sorumluluk da emanettir.
  2. İş hayatında üstlenilen şey bir görevdir. Kişi o görevi yapacağına söz vermiş, kurum da kaynaklarını ona teslim etmiştir.
  3. Öyleyse karşılığı somut davranışlardır: görevi hakkıyla yapmak, iş saatlerine ve sözleşmeye uymak, kurum kaynaklarını amaç dışı kullanmamak.
  4. Denetleyelim: emanet yalnız paraya özgü değil ✓ — zaman ve yetki de teslim edilmiş sayılıyor.

Sık yapılan hata: "Yalnız para emanetinde geçerlilik" demek. Emanet kavramı yalnız malı değil, üstlenilen GÖREVİ de kapsar; iş ahlakı da buradan doğar.

12. sorunun çözümü

Doğruluğu araştırılmadan yapılan paylaşım yalanı çoğaltır; yayan da sorumluluk taşır.

  1. İlkeden başlayalım: kaynaklarda gelen haberin araştırılması açıkça öğütlenir. Yani doğrulanmamış bilgiyi aktarmak baştan sakıncalıdır.
  2. Şimdi paylaşmanın ne yaptığına bakalım. Paylaşan kişi haberi üretmiyor olabilir ama onu çoğaltıyor ve yeni kişilere ulaştırıyor.
  3. Bu yüzden sorumluluk yalnız yazana ait değildir. Asılsız paylaşım yalan yaymaya ve iftiraya aracılık edebilir; sözün doğruluğu ilkesine aykırıdır.
  4. Denetleyelim: paylaşımın etkisiz olduğu söylenemez ✓ — yayılma zaten paylaşımla oluyor.

Sık yapılan hata: "Yalnız yazanın sorumlu olması" demek. Paylaşan kişi haberi ÇOĞALTIYOR; ulaştığı kitle onun paylaşımıyla büyüdüğü için sorumluluk yayanı da kapsar.

13. sorunun çözümü

Kul hakkı çözülmeden ibadete geçilmemesi, ibadetin toplumsal ilişkilerden ayrı düşünülmediğini gösterir.

  1. Uygulamanın erkândaki sırasını ölçüt yapalım: razılık alma ve kul hakkını sorma, ibadetin ÖNÜNE konmuş.
  2. Bir şeyin öne konması onu ön koşul yapar. Yani kul hakkı çözülmeden ibadete geçilmiyor.
  3. Bu sıralama ibadet anlayışı hakkında bir şey söylüyor: ibadet, kişinin tek başına yaptığı ve toplumsal ilişkilerinden ayrı düşünülebilen bir eylem sayılmıyor.
  4. Denetleyelim: sıra değişseydi anlam da değişirdi ✓ — hak sorusu sonra sorulsaydı ön koşul olmazdı.

Sık yapılan hata: "İbadetin bireysel olduğu" demek. Uygulama tam TERSİNİ gösteriyor: ibadete geçmek için topluluk içindeki hakların çözülmüş olması aranıyor.

14. sorunun çözümü

Can, akıl, nesil, mal ve dinin korunmasını ifade eden beş temel değere zaruratıhamse denir.

  1. Kartlarda sayılanları okuyalım: can, akıl, nesil, mal, din. Beş tane ve hepsi korunması amaçlanan birer değer.
  2. İki ipucu var. Birincisi sayı: beş. İkincisi nitelik: bunlar bilgi ya da hüküm değil, korunan değerler.
  3. Bu beş değerin bütününü karşılayan kavram zaruratıhamsedir; kavramın adındaki "hamse" zaten beş demektir.
  4. Denetleyelim: kıyas, icma ve tevil birer yöntem ✓ — kartlarda ise yöntem değil, korunan değerler sayılıyor.

Sık yapılan hata: Zaruratıdiniye demek. Zaruratıdiniye dinde tartışmasız bilinen HUSUSLARI anlatır; kartlarda sayılanlar ise korunması amaçlanan beş temel değerdir.

15. sorunun çözümü

Bütünlük ilkesi gereği bir ayetin anlamı öncesinden ve sonrasından bağımsız olarak tek başına belirlenemez; söylenemeyecek yargı budur.

  1. Soru olumsuz soruluyor: verilen bilgiyle çelişen yargıyı arıyoruz, onu destekleyenleri değil.
  2. Bilgi üç ilke veriyor — bütünlük, bağlam ve dil bilgisi — ve metnin sanat, edebiyat ile gündelik yaşamdaki izlerinden söz ediyor. Hat ile tezhip, vakıf geleneği, bağlam bilgisi ve mealin yorum içermesiyle ilgili yargılar bu bilgiyle uyuşuyor.
  3. Geriye kalan yargı, ayetin anlamının öncesinden ve sonrasından bağımsız belirlenebileceğini söylüyor. Bu, bütünlük ilkesinin tam tersidir.
  4. Denetleyelim: bütünlük ilkesi doğruysa bu yargı yanlıştır ✓ — ikisi aynı anda doğru olamaz.

Sık yapılan hata: Meal bir yorum içerir yargısını işaretlemek. Bu yargı verilen bilgiyle uyuşur; çeviride yapılan sözcük seçimi zaten bir yorumdur, dolayısıyla söylenemeyecek yargı o değildir.

16. sorunun çözümü

Cami mimarisi namazın gerektirdiği düzene göre biçimlenmiştir; duvarlardaki hat levhaları ve kubbe yazıları ise metnin görsel sanatla buluştuğu yerdir. Külliyeler ise ibadet, eğitim ve hayrı bir arada düşünen bir anlayışın ürünüdür.

  1. Yapılar ibadet düzenine göre biçimlenir.
  2. Süslemede ayet yazıları kullanılır.
  3. Külliyeler bütünsel bir anlayışı yansıtır.
17. sorunun çözümü

Semah, cemin bir bölümü olarak deyişler eşliğinde ve belirli bir usulle yapılan ibadet ögesidir.

  1. Soru semahın ne olduğunu değil, cem erkânındaki YERİNİ istiyor. Öyleyse onu bir bütünün içinde görmek gerekir.
  2. Semah cemin bir bölümüdür; öncesi ve sonrası olan bir erkânın içinde, deyişler eşliğinde ve belirli bir usulle icra edilir.
  3. Bir bölüm bulunduğu bütünden ayrıldığında işlevi de değişir. Bu yüzden semah cemin dışına çıkarıldığında ibadet ögesi olma yönü gölgelenir.
  4. Denetleyelim: usule bağlı olması ayırt edici ✓ — serbestçe yapılan bir hareket değil.

Sık yapılan hata: "Yalnız bir halk oyunu olması" demek. Halk oyunu bir erkânın PARÇASI değildir; semah ise cemin bir bölümü olarak, deyişler eşliğinde belirli bir usulle yapılır.

18. sorunun çözümü

Tabloda boş bırakılan tefsir, ayetin ayrıntılı olarak açıklanması, yorumlanması ve bağlamıyla birlikte incelenmesidir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı.
  2. Dolu satır: meal → ayetin anlamının başka bir dile yaklaşık aktarımı. Buradaki iş bir çeviridir ve “yaklaşık” sözcüğü sınırını söyler.
  3. Tefsir ise aktarma değil açıklamadır: ayetin sözcükleri, indiği ortam ve konuyla ilgili öteki ayetler birlikte ele alınarak yorum yapılır.
  4. Denetleyelim: ikisi ayrı düzeylerdir ✓ — meal kapıyı aralar, tefsir içeriyi açıklar.

Sık yapılan hata: Ayetin ezberlenmesi demek. Ezber metni hafızada tutmaktır ve anlamla ilgili bir işlem içermez; tefsir ise metni açıklama ve yorumlama çalışmasıdır.

19. sorunun çözümü

Gözcü, cemin düzenini ve sükûnetini sağlamakla görevli hizmettir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda hizmet adı, sağda o hizmetin görevi. On iki hizmet, cemdeki görev dağılımını verir.
  2. Dolu satırlar ölçütü gösteriyor: dede cemi yönetip öğretiyi aktarıyor, zakir deyiş ve nefesleri saz eşliğinde okuyor. Her hizmet ayrı bir işi üstleniyor.
  3. Gözcünün işi de bu dağılımda ayrı olmalı: topluluğun düzenini ve sükûnetini gözetmek. Hizmetin adı da bu işi anlatıyor.
  4. Denetleyelim: iki hizmet aynı işi üstlenmez ✓ — bu yüzden her satır ayrı bir görev taşıyor.

Sık yapılan hata: "Deyiş okumak" demek. Bu, tablonun ÜST SATIRINDA zakir için zaten yazılmış; on iki hizmette her görev ayrı bir kişiye verilir.

20. sorunun çözümü

Bir uygulamanın yaygın olması, onun kaynağa dayandığını göstermez.

  1. Kişinin çıkarımını ikiye ayıralım. Elindeki veri: uygulama uzun süredir yapılıyor ve yaygın. Vardığı sonuç: öyleyse dinen doğru.
  2. Veri ile sonuç aynı şeyi ölçmüyor. Yaygınlık bir uygulamanın kaç kişi tarafından sürdürüldüğünü söyler; dinen doğruluk ise kaynağa uygunlukla belirlenir.
  3. İkisi aynı sayıldığında ölçüt kayar. Nitekim hurafeler de yaygınlaşabilir ve uzun süre sürebilir; süre ve sayı bir dayanak yerine geçmez.
  4. Denetleyelim: uygulamanın yaygın olması onu yanlış da yapmıyor ✓ — hata yaygınlığı kanıt saymakta.

Sık yapılan hata: "Kaynağı okumamak" demek. Kişi bir kaynağı yanlış okumuyor; hatası kaynağa hiç başvurmadan YAYGINLIĞI kaynağa uygunluğun kanıtı saymasıdır.

12. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi diğer yazılılar

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.