12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2. Dönem 1. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Bir roman sinemaya uyarlanırken metinde değişiklikler yapılmaktadır. Bu değişikliklerin nedeni aranmaktadır. Buna göre neden nedir?
- A Romanın kötü olması
- B Yönetmenin metni okumaması
- C İki anlatım aracının olanaklarının ve sürelerinin farklı olması
- D Yazarın istememesi
- E Sinemanın anlatı içermemesi
| Teknik | Tanım |
|---|---|
| Montaj | başka metinlerden parça ekleme |
| Leitmotif | yinelenen söz ya da imge |
| Geriye dönüş | ? |
Tabloda roman anlatım teknikleri ve tanımları eşleştirilmiştir. Soru işaretiyle gösterilen tanım aranmaktadır. Buna göre tanım hangisidir?
- A Kişinin iç sesini doğrudan aktarma
- B Mekânı ayrıntılı betimleme
- C Anlatının akışını kesip geçmişteki bir olaya dönme
- D Olayları özetleyerek verme
- E Yalnız diyaloglarla ilerleme
Bir romanda olaylar kahramanın ağzından birinci kişi ile anlatılmaktadır. Bu anlatıcının adı sorulmaktadır. Buna göre anlatıcı hangisidir?
- A Kahraman anlatıcı
- B İlahi anlatıcı
- C Gözlemci anlatıcı
- D Çoğul anlatıcı
- E Nesnel anlatıcı
Bir tiyatro metnini çözümlerken yapı unsurları belirlenmektedir. Bu unsurlar sorulmaktadır. Buna göre unsurlar hangileridir?
- A Olay örgüsü, kişiler, yer ve zaman
- B Ölçü, uyak ve redif
- C Tez, antitez ve sentez
- D Giriş, gelişme ve kaynakça
- E Dipnot, kaynakça ve dizin
Romanlarda birey ile toplum arasındaki gerilim sık işlenen bir konudur. Bu gerilimin anlatıdaki işlevi aranmaktadır. Buna göre gerilim ne sağlar?
- A Metni kısaltır
- B Olay örgüsünü besleyen çatışmayı üretir
- C Kişileri ortadan kaldırır
- D Mekânı gereksiz kılar
- E Zamanı sabitler
Bir tiyatro türü toplumsal aksaklıkları güldürü yoluyla eleştirmektedir. Bu türün adı sorulmaktadır. Buna göre tür hangisidir?
- A Tragedya
- B Dram
- C Epik tiyatro
- D Absürt tiyatro
- E Komedya
Bazı modern Türk oyunlarında geleneksel tiyatronun ögeleri kullanılmıştır. Bu kullanımın işlevi aranmaktadır. Buna göre ne sağlanır?
- A Oyunun anlaşılmaz olması
- B Metnin kısalması
- C Sahnenin küçülmesi
- D Seyirciyle doğrudan ilişki kuran, özdeşleşmeyi kıran bir anlatım
- E Yalnız dekorun zenginleşmesi
Cumhuriyet dönemi şairlerinden bazıları halk şiiri geleneğinden yararlanmıştır. Bu yararlanmanın göstergesi sorulmaktadır. Buna göre hangi öge bu geleneğe işaret eder?
- A Hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimi
- B Aruz ölçüsü ve beyit
- C Serbest ölçü ve uzun dize
- D Yabancı sözcük yoğunluğu
- E Düzyazı biçimi
Bir söz sanatında insan dışı varlıklara insana özgü nitelikler verilmektedir. Bu sanatın adı sorulmaktadır. Buna göre sanat hangisidir?
- A Benzetme
- B Abartma
- C Tezat
- D Ad aktarması
- E Kişileştirme
Bir roman türünde olaydan çok kişinin iç dünyası öne çıkmaktadır. Bu türün adı sorulmaktadır. Buna göre tür hangisidir?
- A Tarihî roman
- B Polisiye roman
- C Psikolojik roman
- D Bilim kurgu
- E Gezi romanı
Tiyatro metninde çatışmanın taşıdığı önem tartışılmaktadır. Bu önemin nedeni aranmaktadır. Buna göre çatışma neden gereklidir?
- A Metni uzattığı için
- B Oyunu ilerleten gerilimi ve seyirci ilgisini ürettiği için
- C Dekoru belirlediği için
- D Işığı ayarladığı için
- E Bilet fiyatını belirlediği için
Cumhuriyet sonrası şiirde ölçü anlayışı değişmiştir. Serbest ölçünün özelliği aranmaktadır. Buna göre serbest ölçü nasıldır?
- A Her dizede hece sayısı eşittir
- B Dizelerde belirli bir hece ya da aruz kalıbı aranmaz
- C Uyak zorunludur
- D Redif zorunludur
- E Dize sayısı sabittir
Bir dönemde birbirinden çok farklı şiir anlayışlarının aynı anda var olabildiği görülmektedir. Bu çeşitliliğin anlamı sorulmaktadır. Buna göre hangisi söylenebilir?
- A Dönemde tek bir anlayış geçerlidir
- B Aynı dönem içinde farklı arayışlar bir arada bulunabilir
- C Şiir dönemden etkilenmez
- D Anlayışlar birbirini tümüyle yok eder
- E Çeşitlilik şiiri zayıflatır
Bir tiyatro anlayışında olay örgüsü ve dil bilinçli olarak anlamsızlaştırılmaktadır. Bu anlayışın amacı sorulmaktadır. Buna göre amaç nedir?
- A Seyirciyi güldürmek
- B Var oluşun anlamsızlığını ve iletişimsizliği duyurmak
- C Tarih öğretmek
- D Klasik kuralları sürdürmek
- E Yalnız dekoru öne çıkarmak
Bir anlayış şiirde estetik güzelliği ve dilin müzikselliğini önceler. Bu anlayışın adı aranmaktadır. Buna göre anlayış hangisidir?
- A Toplumcu gerçekçilik
- B Saf (öz) şiir
- C Garip
- D Fecr-i Âti
- E Millî Edebiyat
Geleneksel Türk tiyatrosunun bir türü perde arkasından ışıkla yansıtılan tasvirlerle oynanmaktadır. Bu türün adı sorulmaktadır. Buna göre tür hangisidir?
- A Orta oyunu
- B Meddah
- C Karagöz (gölge oyunu)
- D Kukla
- E Tuluat
Şiirde anlam ve yapı bakımından bütünlük gösteren en küçük parça tanımlanmaktadır. Bu parçanın adı sorulmaktadır. Buna göre kavram nedir?
- A Nazım birimi
- B Ölçü
- C Redif
- D Uyak
- E İmge
Şiir ünitesinde biçim, imge ve akım bilgisi birlikte verilmektedir. Bu bütünlüğün amacı aranmaktadır. Buna göre amaç nedir?
- A Yalnız akım adı ezberletmek
- B Yalnız ölçü saydırmak
- C Şiiri hem yapısıyla hem içinde doğduğu anlayışla birlikte okuyabilmek
- D Yalnız şair adı öğretmek
- E Yalnız uyak bulmak
Aynı tiyatro metninin farklı yönetmenlerce farklı sahnelendiği görülmektedir. Bu farkın kaynağı sorulmaktadır. Buna göre fark neden doğar?
- A Metnin her seferinde değişmesi
- B Oyuncuların metni okumaması
- C Metnin yorumlanması ve sahne olanaklarının farklı kullanılması
- D Seyirci sayısının değişmesi
- E Bilet fiyatının değişmesi
Cumhuriyet döneminde kırsal yaşamı ve toprak sorununu işleyen bir roman damarı gelişmiştir. Bu damarın adı aranmaktadır. Buna göre bu romanlar nasıl adlandırılır?
- A Polisiye roman
- B Bilim kurgu roman
- C Fantastik roman
- D Köy (Anadolu) romanı
- E Gezi romanı
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Roman ile sinemanın anlatım olanakları ve süreleri farklı olduğu için uyarlamada değişiklik gerekir.
- İki aracın elindekini karşılaştıralım. Roman iç dünyayı doğrudan sözle aktarabilir: "içinden geçenleri kimseye söylemedi" cümlesi bir satırda kurulur.
- Sinemada böyle bir cümle yoktur; aynı bilgi bir bakışla, bir sahneyle ya da bir replikle verilmek zorundadır.
- İkinci fark süredir. Yüzlerce sayfalık bir roman birkaç saate sığmaz; bazı bölümler kısaltılır ya da çıkarılır. Değişikliklerin nedeni bu iki farktır.
- Denetleyelim: "sinemanın anlatı içermemesi" seçeneği ✓ — sinema da anlatı kurar, yalnız başka araçlarla.
Sık yapılan hata: "Romanın kötü olması" demek. Değişiklikler romanın NİTELİĞİYLE ilgili değildir; iki aracın olanakları ve süreleri farklı olduğu için gerekir.
2. sorunun çözümü
Geriye dönüş, anlatının akışını kesip geçmişteki bir olaya dönmektir.
- Tablonun kurgusu şu: solda teknik, sağda tanımı. Üç teknik de anlatının kurulmasıyla ilgili ama farklı alanlarda çalışıyor.
- Dolu satırlar ikisini veriyor: montaj metne dışarıdan parça ekliyor, leitmotif metnin kendi ögesini yineliyor. İkisi de zamanla ilgili değil.
- Geriye dönüş ise doğrudan zaman düzenini konu edinir: anlatının akışı kesilir ve geçmişteki bir olaya dönülür. Tanım budur.
- Denetleyelim: "kişinin iç sesini doğrudan aktarma" seçeneği ✓ — bu iç monologun tanımı, tabloda yer almıyor.
Sık yapılan hata: "Olayları özetleyerek verme" demek. Bu, ÖZETLEME tekniğinin tanımıdır; geriye dönüşte zamanın yönü değişir, hızı değil.
3. sorunun çözümü
Olayları birinci kişi ağzından, kendi yaşadıkları üzerinden anlatan anlatıcı kahraman anlatıcıdır.
- Metindeki dil işaretini tutalım: anlatım birinci kişi ağzından yapılıyor — "gördüm", "gittim" gibi.
- Bu işaret anlatıcının konumunu belirler. Birinci kişiyle anlatan biri olayların dışında duramaz; anlattığı şeyleri kendisi yaşamıştır.
- Olayların içinde bulunan ve kendi yaşadıklarını aktaran anlatıcıya kahraman anlatıcı denir.
- Denetleyelim: ilahi ve gözlemci anlatıcı üçüncü kişi kullanır ✓ — ikisi de olaya dışarıdan bakar.
Sık yapılan hata: İlahi anlatıcı demek. İlahi anlatıcı olayları ÜÇÜNCÜ kişiyle ve dışarıdan anlatır; burada ise anlatım birinci kişi ağzından yapılıyor.
4. sorunun çözümü
Tiyatro metninin yapı unsurları olay örgüsü, kişiler, yer ve zamandır.
- Tiyatronun ne tür bir metin olduğunu belirleyelim: bir olay anlatan, yani anlatı özelliği taşıyan bir tür. Fark, olayın anlatılmak yerine gösterilmesidir.
- Anlatı olduğuna göre yapı unsurları da anlatı unsurları olmalı: bir olaylar dizisi, o olayları yaşayan kişiler, olayların geçtiği yer ve zaman.
- Seçeneklerdeki ölçü-uyak-redif şiire, tez-antitez-sentez bir düşünce yöntemine, giriş-gelişme-kaynakça ile dipnot-kaynakça-dizin ise bilgi metinlerine aittir.
- Denetleyelim: tiyatroya özgü perde ve sahne bu listede yok ✓ — onlar yapı unsuru değil, metnin bölümlenmesi.
Sık yapılan hata: "Dipnot, kaynakça ve dizin" demek. Bu üçü BİLGİ metinlerinin ögeleridir; tiyatro bir kurmaca anlatıdır ve unsurları olay, kişi, yer ve zamandır.
5. sorunun çözümü
Birey ile toplum arasındaki gerilim, olay örgüsünü besleyen çatışmayı üretir.
- Anlatının nasıl ilerlediğini hatırlayalım: bir gerilim, yani çatışma olmadan olaylar birbirine bağlanmaz.
- Birey ile toplum arasındaki ilişki bu gerilimi doğuran kaynaklardan biridir. Kişinin istediği ile çevresinin beklediği ayrıştığında bir engel doğar.
- Bu engel olayları harekete geçirir; kişi ya beklentiye uyar ya karşı çıkar, iki durumda da anlatı ilerler. Gerilimin işlevi budur.
- Denetleyelim: "metni kısaltır" seçeneği ✓ — çatışma anlatıyı kısaltmaz, ona konu üretir.
Sık yapılan hata: "Kişileri ortadan kaldırır" demek. Çatışma tam da KİŞİLER arasında ya da kişi ile toplum arasında kuruluyor; onları ortadan kaldırmaz.
6. sorunun çözümü
Toplumsal aksaklıkları güldürü yoluyla eleştiren türe komedya denir.
- Tanımda bir araç ve bir amaç var: araç güldürü, amaç eleştiri.
- İkisinin birlikte bulunması ayırt edici. Yalnız güldürmeyi amaçlayan türler de vardır; komedyayı ayıran şey, güldürüyü bir eleştiri aracı olarak kullanmasıdır.
- Toplumsal aksaklıkları bu yolla ele alan tür komedyadır.
- Denetleyelim: epik ve absürt tiyatro seçenekleri ✓ — ikisi de klasik tür değil, modern birer anlayış.
Sık yapılan hata: Tragedya demek. Tragedya acıklı SONU işler ve güldürüye dayanmaz; toplumsal aksaklıkları güldürüyle eleştiren tür komedyadır.
7. sorunun çözümü
Geleneksel ögeler, seyirciyle doğrudan ilişki kuran ve özdeşleşmeyi kıran bir anlatım sağlar.
- Geleneksel türlerin ortak bir özelliğini hatırlayalım: oyuncu seyirciyi görmezden gelmez; ona doğrudan seslenir, hatta konuşur.
- Bu, klasik sahne anlayışından ayrılan bir tutumdur. Klasikte seyirci sanki orada değilmiş gibi davranılır ve özdeşleşme beklenir.
- Geleneksel ögeler bu özdeşleşmeyi kırar; seyirci izlediğinin bir oyun olduğunu bilir ve olan bitene dışarıdan bakar. Modern oyun bu olanağı kullanır.
- Denetleyelim: bu tutum epik tiyatronun amacıyla örtüşüyor ✓ — ikisi de eleştirel bir bakış istiyor.
Sık yapılan hata: "Oyunun anlaşılmaz olması" demek. Geleneksel ögeler anlaşılmayı GÜÇLEŞTİRMEZ; seyirciyle doğrudan ilişki kurarak özdeşleşmeyi kırar.
8. sorunun çözümü
Hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimi halk şiiri geleneğinin belirgin ögeleridir.
- İki geleneğin biçim ögelerini ayıralım. Divan şiiri aruz ölçüsünü ve beyit nazım birimini kullanır.
- Halk şiiri ise hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanır. Bu iki öge birlikte geleneğin en görünür işaretidir.
- Bu yüzden bir Cumhuriyet dönemi şairi hece ölçüsü ve dörtlükle yazdığında halk şiiri geleneğinden yararlandığı anlaşılır.
- Denetleyelim: "serbest ölçü ve uzun dize" seçeneği ✓ — bu, modern şiirin biçimi, geleneksel bir işaret değil.
Sık yapılan hata: "Aruz ölçüsü ve beyit" demek. Bu ikisi DİVAN şiirinin ögeleridir; halk şiirinin işaretleri hece ölçüsü ve dörtlüktür.
9. sorunun çözümü
İnsan dışı varlıklara insana özgü nitelik verilmesine kişileştirme denir.
- Tanımdaki iki ögeyi ayıralım: varlık insan değil ve kendisine insana özgü bir nitelik yükleniyor.
- İkinci öge belirleyici. Ağlamak, düşünmek, küsmek gibi davranışlar yalnız insanda bulunur; bunlar bir ağaca ya da rüzgâra yüklendiğinde varlık insanlaştırılmış olur.
- Bu sanatın adı kişileştirmedir.
- Denetleyelim: benzetme seçeneği ✓ — orada iki varlık gerekir, burada ise tek bir varlığa nitelik yükleniyor.
Sık yapılan hata: Benzetme demek. Benzetmede İKİ varlık ortak bir özellikle ilişkilendirilir; kişileştirmede ise tek bir varlığa insana özgü nitelik yüklenir.
10. sorunun çözümü
Kişinin ruhsal çözümlemesini merkeze alan romanlara psikolojik roman denir.
- Sorudaki değişimi görelim: olay geri plana düşüyor, öne çıkan şey kişinin iç dünyası.
- Bu, romanın merkezinde bir kayma demektir. Klasik anlatıda okuru ilerleten şey "sonra ne oldu" sorusudur; burada ise "kişi ne hissediyor, neden böyle davranıyor" sorusu öne geçer.
- Bu merkeze sahip romanlara psikolojik roman denir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki tarihî, polisiye, bilim kurgu ve gezi romanı ✓ — dördü de olayı ya da mekânı merkeze alıyor.
Sık yapılan hata: Polisiye roman demek. Polisiye romanda merkezde bir OLAY vardır: suç ve çözümü; psikolojik romanda ise kişinin iç dünyası.
11. sorunun çözümü
Çatışma, oyunu ilerleten gerilimi ve seyirci ilgisini ürettiği için gereklidir.
- Sahnedeki bir oyunun neyle ilerlediğini soralım: karşılıklı konuşmalar tek başına bir olay dizisi kurmaz.
- İlerlemeyi sağlayan şey gerilimdir. Kişilerin istekleri ayrıştığında bir engel doğar ve olay bu engel çevresinde gelişir.
- İkinci sonuç seyircidedir: gerilim, sonucun ne olacağı merakını doğurur ve ilgiyi ayakta tutar. Çatışmanın önemi bu iki üründen gelir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki dekor, ışık ve bilet fiyatı ✓ — üçü de metnin yapısıyla ilgili değil.
Sık yapılan hata: "Metni uzattığı için" demek. Çatışma metni UZATMAK için değil, oyunu ilerleten gerilimi ve seyirci ilgisini üretmek için gereklidir.
12. sorunun çözümü
Serbest ölçüde dizelerde belirli bir hece sayısı ya da aruz kalıbı aranmaz.
- Ölçü kavramının ne yaptığını hatırlayalım: dizelere sayılabilir ya da kalıba bağlı bir düzen getirir.
- Hece ölçüsünde bu düzen hece sayısının eşitliğinden, aruzda ise hecelerin uzun-kısa dizilişinden gelir. İkisinde de önceden belirlenmiş bir kalıp vardır.
- Serbest ölçüde böyle bir kalıp yoktur; dizeler uzunluk bakımından değişebilir. Ölçüyü belirleyen şey şairin kurduğu iç ritimdir.
- Denetleyelim: "uyak zorunludur" ve "redif zorunludur" seçenekleri ✓ — ikisi de ölçüyle değil ses benzerliğiyle ilgili.
Sık yapılan hata: "Her dizede hece sayısı eşittir" demek. Bu, HECE ölçüsünün tanımıdır; serbest ölçüde böyle bir eşitlik aranmaz.
13. sorunun çözümü
Aynı dönem içinde farklı arayışlar bir arada bulunabilir; edebiyat tek çizgide ilerlemez.
- Ünitedeki anlayışların tarihlerine bakalım: Garip 1940’larda, toplumcu gerçekçi şiir aynı yıllarda, İkinci Yeni ise 1950’lerde ürün veriyor.
- Bu tarihler üst üste biniyor. Yani bir anlayış ötekini ortadan kaldırarak yerine geçmiyor; aynı yıllarda farklı arayışlar birlikte sürüyor.
- Çeşitliliğin anlamı budur: edebiyat tarihi tek çizgili bir ilerleme değil, aynı anda yürüyen birden çok arayıştır.
- Denetleyelim: "anlayışlar birbirini tümüyle yok eder" seçeneği ✓ — böyle olsaydı üç anlayış aynı dönemde bulunmazdı.
Sık yapılan hata: "Çeşitlilik şiiri zayıflatır" demek. Farklı arayışların bir arada bulunması şiiri ZAYIFLATMAZ; her biri ötekiyle hesaplaşarak kendi yolunu kuruyor.
14. sorunun çözümü
Absürt tiyatro, biçimi bozarak var oluşun anlamsızlığını ve iletişimsizliği duyurmayı amaçlar.
- Anlayışın ne yaptığına bakalım: olay örgüsünü ve dili bilinçli olarak anlamsızlaştırıyor. Bu bir beceriksizlik değil, bir tercih.
- Tercihin sonucunu düşünelim. Seyirci sahnede tutarlı bir olay ve anlaşılır bir konuşma bulamayınca bir rahatsızlık duyar; kişiler konuşur ama anlaşamaz.
- Bu duygu amacın kendisidir: var oluşun anlamsızlığı ve iletişimsizlik, anlatılarak değil yaşatılarak duyurulur.
- Denetleyelim: "seyirciyi güldürmek" seçeneği ✓ — absürt sahneler gülünç görünebilir, ama amaç güldürmek değil.
Sık yapılan hata: "Klasik kuralları sürdürmek" demek. Absürt tiyatro tam da olay örgüsü ve dil KURALLARINI bozarak kuruluyor; klasik kuralları sürdürmüyor.
15. sorunun çözümü
Şiiri toplumsal bir araç olarak değil estetik bir yapı olarak gören anlayış saf şiirdir.
- Sorudaki iki ölçütü ayıralım: estetik güzelliğin öncelenmesi ve dilin müzikselliği.
- İki ölçüt de şiirin kendisine dönük; şiir bir amaca hizmet etmek için değil, kendi güzelliği için kuruluyor.
- Bu anlayışın adı saf (öz) şiirdir. Toplumcu gerçekçilikte şiir toplumsal bir işlev üstlenirken burada estetik yapı önceliklidir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki Fecr-i Âti ve Millî Edebiyat ✓ — ikisi de belirli dönem toplulukları, bir şiir anlayışı adı değil.
Sık yapılan hata: Toplumcu gerçekçilik demek. Toplumcu gerçekçilikte şiir toplumsal bir İŞLEV üstlenir; saf şiirde ise estetik yapı önceliklidir.
16. sorunun çözümü
Perde arkasından ışıkla yansıtılan tasvirlerle oynanan tür Karagöz, yani gölge oyunudur.
- Tanımdaki gösterim biçimini tutalım: oyuncular sahnede değil, perde arkasında; görünen şey de kişilerin kendisi değil, ışıkla yansıtılan tasvirler.
- Geleneksel türleri bu ölçütle ayıralım. Orta oyunu açık alanda ve seyircinin ortasında oynanır; meddah tek anlatıcıyla anlatır; kuklada figürler doğrudan görülür.
- Işıkla perdeye yansıtılan tasvirlerle oynanan tür Karagöz’dür; bu yüzden gölge oyunu olarak da anılır.
- Denetleyelim: "gölge" adı gösterim biçiminden geliyor ✓ — seyirci tasvirin kendisini değil gölgesini görüyor.
Sık yapılan hata: Kukla demek. Kuklada figürler seyirciye DOĞRUDAN görünür; Karagöz’de ise tasvirler perde arkasından ışıkla yansıtılır.
17. sorunun çözümü
Şiirde anlam ve yapı bakımından bütünlük gösteren en küçük parçaya nazım birimi denir.
- Tanımdaki ölçütü tutalım: aranan şey bir YAPI parçası; anlam ve yapı bakımından kendi içinde bütünlük taşıyor.
- Seçenekleri bu ölçütle ayıralım. Ölçü hece sayısı ya da aruz kalıbıyla, uyak ve redif dize sonlarındaki ses benzerliğiyle ilgilidir; üçü de ses ögesidir. İmge ise anlam düzeyinde bir tasarımdır.
- Şiiri parçalara ayıran ve her parçası kendi içinde bütünlük taşıyan yapı ögesi nazım birimidir; beyit ve dörtlük bunun örnekleridir.
- Denetleyelim: ölçüt bütünlük ✓ — tek bir dize bu bütünlüğü taşımadığı için nazım birimi sayılmaz.
Sık yapılan hata: Ölçü demek. Ölçü şiirin SES düzenini kurar; nazım birimi ise şiiri anlam ve yapı bakımından bölen parçadır.
18. sorunun çözümü
Amaç, şiiri hem biçim ögeleriyle hem içinde doğduğu şiir anlayışıyla birlikte okuyabilmektir.
- Ünitede yan yana getirilen üç şeyi görelim: biçim bilgisi, imge ve akım bilgisi.
- Biçim ve imge bilgisi şiirin nasıl kurulduğunu gösteriyor: hangi ölçü, hangi nazım birimi, hangi imge kullanılmış.
- Akım bilgisi ise neden öyle kurulduğunu açıklıyor. Bir şiirin ölçüsüz ve kapalı olması, İkinci Yeni anlayışı bilindiğinde anlam kazanır. İkisi birlikte bütünlüklü bir okuma sağlar.
- Denetleyelim: "yalnız uyak bulmak" seçeneği ✓ — bu, biçim bilgisinin küçük bir parçası, ünitenin amacı değil.
Sık yapılan hata: "Yalnız akım adı ezberletmek" demek. Akım bilgisi tek başına DEĞİL, biçim ögeleriyle birlikte veriliyor; amaç şiiri ikisiyle birden okuyabilmektir.
19. sorunun çözümü
Fark, metnin yorumlanmasından ve sahne olanaklarının farklı kullanılmasından doğar.
- Sabiti belirleyelim: metin aynıdır, her iki sahnelemede de aynı replikler ve aynı olay örgüsü vardır.
- Öyleyse araya bir adım giriyor olmalı. O adım yorumdur: yönetmen metni okur ve hangi çatışmanın öne çıkacağına, kişilerin nasıl anlaşılacağına karar verir.
- Bu yorum sahne olanaklarıyla görünür olur; dekor, ışık ve oyunculuk tercihleri yorumu taşır. Fark buradan doğar.
- Denetleyelim: "seyirci sayısının değişmesi" seçeneği ✓ — seyirci sayısı sahnelemenin niteliğini belirlemez.
Sık yapılan hata: "Metnin her seferinde değişmesi" demek. Metin SABİTTİR; değişen şey yönetmenin yorumu ve sahne olanaklarının kullanımıdır.
20. sorunun çözümü
Kırsal yaşamı ve toprak sorununu konu edinen romanlar köy (Anadolu) romanı olarak anılır.
- Tanımdaki iki ögeyi ayıralım: mekân kırsal, sorun ise toprak.
- İki öge birlikte bir damarı tanımlıyor. Yalnız kırsal mekânda geçmesi yetmez; bu romanlar toprak, geçim ve köylünün toplumsal durumu gibi sorunları da işler.
- Cumhuriyet döneminde gelişen bu damar köy ya da Anadolu romanı olarak anılır.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki polisiye, bilim kurgu, fantastik ve gezi romanı ✓ — hiçbiri belirli bir toplumsal sorunla tanımlanmıyor.
Sık yapılan hata: Gezi romanı demek. Gezide anlatıcı bir yeri GEZEREK aktarır; köy romanı ise kırsal yaşamın içinden toprak sorununu işler.