12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
Üslup ölçütü, Söylev (Nutuk) metni üzerinden değerlendirilmektedir. Buna göre üslup neye göre kurulur?
- A Konuşmanın amacına ve dinleyici kitlesine göre
- B Yalnız salonun büyüklüğüne göre
- C Yalnız saate göre
- D Yalnız mevsime göre
- E Yalnız konuşmacının yaşına göre
Bir söylevi dinlerken izlenmesi gereken tutum ele alınmaktadır. Etkin dinlemenin gereği aranmaktadır. Buna göre dinleyici ne yapmalıdır?
- A Yalnız sonucu beklemeli
- B Ana düşünceyi ve dayanakları izleyip not almalı
- C Yalnız süreyi ölçmeli
- D Konuşmacıyı bölmeli
- E Hiç düşünmemeli
Deneme ile makale karşılaştırılmaktadır. Ayırt edici fark aranmaktadır. Buna göre hangisi doğrudur?
- A Denemede kaynak gösterilmesi zorunludur
- B Makale kanıtlamaya, deneme kişisel görüşe dayanır
- C İkisi de kurmacadır
- D Deneme yalnız şiirle yazılır
- E Makale yalnız gazetede yayımlanır
Bir söylev hazırlanırken izlenmesi gereken adımlar ele alınmaktadır. İlk adım aranmaktadır. Buna göre önce ne yapılmalıdır?
- A Doğrudan sahneye çıkmak
- B Amaç ve dinleyici kitlesini belirlemek
- C Yalnız süreyi ölçmek
- D Yalnız kıyafet seçmek
- E Yalnız salon ayarlamak
Türünün gelişimi incelenmektedir. Türün yaygınlaştığı dönem sorulmaktadır. Buna göre deneme ne zaman yaygınlaşmıştır?
- A Divan edebiyatı döneminde
- B Tanzimat sonrası, özellikle Cumhuriyet döneminde
- C İslamiyet öncesi dönemde
- D Halk edebiyatı döneminde
- E Geçiş döneminde
Nutuk'ta çok sayıda telgraf ve resmî yazıya yer verilmiştir. Bu kullanımın işlevi aranmaktadır. Buna göre belgeler ne sağlar?
- A Metni uzatmayı
- B Anlatılanları belgeye dayandırarak inandırıcılığı güçlendirmeyi
- C Konuyu değiştirmeyi
- D Okuru yormayı
- E Yalnız biçimsel süs sağlamayı
Deneme başlıklarının çoğu kez kısa ve çağrışım yüklü olduğu görülmektedir. Bu tercihin nedeni sorulmaktadır. Buna göre neden nedir?
- A Okurun ilgisini çekmek ve metnin izleğine gönderme yapmak
- B Sayfa sayısını azaltmak
- C Yazım denetimini kolaylaştırmak
- D Basım maliyetini düşürmek
- E Yazarın adını gizlemek
Deneme yazarının okurla kurduğu ilişki incelenmektedir. Bu ilişkinin niteliği aranmaktadır. Buna göre yazar okura nasıl yaklaşır?
- A Okuru dışarıda bırakır
- B Okurla birlikte düşünen, onu tartışmaya çağıran bir tutum benimser
- C Okura yalnız emir verir
- D Okurdan hiçbir şey beklemez
- E Okuru sınava çeker
Deneme ile gazete fıkrası karşılaştırılmaktadır. Ayırt edici fark aranmaktadır. Buna göre hangisi doğrudur?
- A Denemede yazar bulunmaz
- B Fıkrada kişisel görüş yoktur
- C Fıkra güncel bir konuyu kısa ve doğrudan ele alır; deneme daha kapsamlı ve zamana dayanıklıdır
- D İkisi de kurmacadır
- E Deneme yalnız gazetede yayımlanır
Bir topluluğu bir konuda inandırmak, coşturmak ya da harekete geçirmek için yapılan etkili konuşma tanımlanmaktadır. Bu türün adı sorulmaktadır. Buna göre tür hangisidir?
- A Söylev (nutuk)
- B Deneme
- C Röportaj
- D Günlük
- E Anı
Bir öğrenci "teknoloji ve yalnızlık" konusunda deneme yazacaktır. Türün gereğine uygun tutum sorulmaktadır. Buna göre nasıl yazmalıdır?
- A Yalnız istatistik sıralamalı
- B Kendi gözlem ve düşüncesini örneklerle paylaşıp okuru düşünmeye çağırmalı
- C Yalnız kaynak listesi vermeli
- D Yalnız başkalarının görüşünü aktarmalı
- E Konuyu tanımlarla sınırlamalı
Atatürk'ün 1927'de okuduğu ve Millî Mücadele sürecini anlattığı eser bulunmaktadır. Eserin niteliği aranmaktadır. Buna göre Nutuk nasıl bir metindir?
- A Bir romandır
- B Bir şiir kitabıdır
- C Bir sözlüktür
- D Bir tiyatro oyunudur
- E Hem söylev hem tarihsel kaynak niteliği taşıyan bir metindir
Denemede kanıtlama zorunluluğunun bulunmaması yanlış anlaşılabilmektedir. Bu noktanın doğru okunması aranmaktadır. Buna göre hangisi doğrudur?
- A Denemede her şey yazılabilir, tutarlılık gerekmez
- B Denemede bilgi kullanılamaz
- C Denemede kaynak kullanmak yasaktır
- D Kanıtlama şartı yoktur ama düşüncenin tutarlı ve dayanaklı olması beklenir
- E Deneme her zaman kanıt içerir
Söylev türünün amaçları sıralanmaktadır. Bu amaçlardan biri sorulmaktadır. Buna göre söylev neyi hedefler?
- A Yalnız bilgi vermek
- B Dinleyiciyi ikna etmek ve bir tutuma yöneltmek
- C Yalnız güldürmek
- D Yalnız kayıt tutmak
- E Yalnız betimleme yapmak
Nutuk'ta anlatılan dönem sorulmaktadır. Metin belirli bir tarihsel aralığı ele alır. Buna göre eser hangi dönemi anlatır?
- A 1919'dan 1927'ye uzanan Millî Mücadele ve cumhuriyetin kuruluş sürecini
- B Osmanlı kuruluş dönemini
- C İstanbul'un fethini
- D Tanzimat dönemini
- E İkinci Dünya Savaşı'nı
Denemelerde başka yazarlardan alıntı yapıldığı görülmektedir. Bu kullanımın işlevi aranmaktadır. Buna göre alıntı ne sağlar?
- A Metni uzatmayı
- B Yazarın görüşünü gizlemeyi
- C Düşünceyi bir gelenek içine yerleştirmeyi ve tartışmayı derinleştirmeyi
- D Kaynak göstermeyi gereksiz kılmayı
- E Konuyu değiştirmeyi
Deneme ile eleştiri türü karşılaştırılmaktadır. Eleştiriyi ayıran özellik sorulmaktadır. Buna göre eleştiri nasıl bir metindir?
- A Yalnız övgü içerir
- B Yalnız yergi içerir
- C Konu sınırı tanımaz
- D Bir yapıtı ölçütlerle değerlendirip yargıya varır
- E Kurmaca bir metindir
| Tür | Temel amaç |
|---|---|
| Makale | savı kanıtlamak |
| Eleştiri | yapıtı değerlendirmek |
| Deneme | ? |
Tabloda öğretici metin türleri ve amaçları eşleştirilmiştir. Soru işaretiyle gösterilen amaç aranmaktadır. Buna göre denemenin amacı nedir?
- A Haber vermek
- B Kişisel görüşü paylaşmak ve okuru düşünmeye çağırmak
- C Yapıt değerlendirmek
- D Sav kanıtlamak
- E Yaşam öyküsü aktarmak
Yazarın bir konuyu kanıtlama kaygısı gütmeden, kendi bakışıyla ele aldığı tür tanımlanmaktadır. Bu türün adı sorulmaktadır. Buna göre tür hangisidir?
- A Deneme
- B Makale
- C Röportaj
- D Haber yazısı
- E Biyografi
Söylevde ikna etmek için başvurulan yollar incelenmektedir. Bu yollardan biri sorulmaktadır. Buna göre hangisi bir ikna yoludur?
- A Yalnız yüksek sesle konuşmak
- B Yalnız uzun konuşmak
- C Yalnız yabancı sözcük kullanmak
- D Yalnız hızlı konuşmak
- E Örnek, karşılaştırma ve tanık göstererek düşünceyi desteklemek
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Üslup, konuşmanın amacına ve dinleyici kitlesinin özelliklerine göre belirlenir.
- Aynı konunun iki farklı kitleye anlatıldığını düşünelim: bir bilim kuruluna ve bir ilkokul sınıfına.
- İki konuşma da aynı olamaz. Sözcükler, örnekler ve cümle uzunlukları dinleyicinin bildiği dünyaya göre değişir.
- İkinci ölçüt amaçtır: bilgilendirmek isteyen bir konuşma ile harekete geçirmek isteyen bir konuşma farklı bir ton kurar. Üslup bu iki ölçütle belirlenir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki salon, saat, mevsim ve yaş ✓ — dördü de anlatımın niteliğini belirlemiyor.
Sık yapılan hata: "Yalnız salonun büyüklüğüne göre" demek. Salon büyüklüğü ses düzenini ilgilendirir, ÜSLUBU değil; üslup amaç ve dinleyici kitlesine göre kurulur.
2. sorunun çözümü
Etkin dinleme, ana düşünceyi ve dayanakları izlemeyi ve not almayı gerektirir.
- Dinlemenin okumadan farkını görelim: konuşma tek seferliktir, geri sarılamaz.
- Bu koşulda dinleyicinin işi seçmektir. Her cümleyi tutmak mümkün değil; ana düşünceyi ve onu destekleyen dayanakları ayırt etmek gerekir.
- Not almak bu ayırmayı kolaylaştırır ve konuşma bittikten sonra da düşünmeyi sürdürmeyi sağlar. Etkin dinlemenin gereği budur.
- Denetleyelim: "konuşmacıyı bölmeli" seçeneği ✓ — bu dinlemeyi değil konuşmayı keserdi.
Sık yapılan hata: "Yalnız sonucu beklemeli" demek. Sonuç ana düşünceyi PEKİŞTİRİR, ama dayanaklar gelişme bölümünde verilir; yalnız sonucu bekleyen dinleyici gerekçeleri kaçırır.
3. sorunun çözümü
Makale bir savı kanıtlamayı, deneme ise kişisel görüşü paylaşmayı amaçlar.
- İki türü amaçlarına göre karşılaştıralım; ölçüt metnin okurdan ne beklediğidir.
- Makalede bir sav ortaya konur ve veriler, kaynaklar ve gerekçelerle desteklenir; okurdan beklenen, savın kanıtlandığını görmesidir.
- Denemede ise böyle bir kanıtlama şeması yoktur. Yazar kendi görüşünü paylaşır ve okuru düşünmeye çağırır. Ayırt edici fark budur.
- Denetleyelim: "ikisi de kurmacadır" seçeneği ✓ — ikisi de öğretici metin türü, kurmaca değil.
Sık yapılan hata: "Denemede kaynak gösterilmesi zorunludur" demek. Kaynak gösterme MAKALENİN gereğidir; denemede zorunlu değildir.
4. sorunun çözümü
Hazırlığın ilk adımı konuşmanın amacını ve kime seslenileceğini belirlemektir.
- Hazırlıktaki adımların birbirine bağlı olduğunu görelim: içerik, dil ve örnekler bir yere göre seçilir.
- O yer amaç ile dinleyicidir. Amaç bilinmeden hangi düşüncenin savunulacağı, kitle bilinmeden hangi örneklerin anlaşılacağı belirlenemez.
- Bu yüzden ilk adım amacı ve dinleyici kitlesini belirlemektir; sonraki bütün adımlar bu iki bilgiye dayanır.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki süre, kıyafet ve salon ✓ — üçü de daha sonraki, ikincil ayarlar.
Sık yapılan hata: "Doğrudan sahneye çıkmak" demek. Hazırlıksız konuşmada amaç da kitle de gözetilmemiş OLUR; ilk adım tam da bu ikisini belirlemektir.
5. sorunun çözümü
Deneme Tanzimat sonrasında tanınmış, Cumhuriyet döneminde yaygınlaşmıştır.
- Türün kaynağını belirleyelim: deneme Batı edebiyatında doğmuş bir türdür.
- Öyleyse edebiyatımıza girişi Batı ile edebî ilişkilerin kurulduğu döneme denk gelmeli. Divan, halk ve İslamiyet öncesi dönemlerde bu tür bulunmuyor.
- Tür Tanzimat sonrasında tanındı; düzenli örnekler verilmesi ve yaygınlaşması ise Cumhuriyet döneminde oldu.
- Denetleyelim: aynı dönemde roman ve modern tiyatro da giriyor ✓ — üçü de Batı kaynaklı türler.
Sık yapılan hata: "Divan edebiyatı döneminde" demek. Divan edebiyatının düzyazı türleri başkadır; deneme BATI kaynaklıdır ve Tanzimat sonrasında tanınmıştır.
6. sorunun çözümü
Belgeler anlatılanları kanıta dayandırarak metnin inandırıcılığını güçlendirir.
- Metnin ne yaptığını hatırlayalım: bir söylev olarak bir savı anlatıyor ve dinleyiciyi ikna etmeyi amaçlıyor.
- İkna için gerekçe gerekir. Telgraf ve resmî yazılar, anlatılanın konuşmacının yorumu değil belgeye dayanan bir aktarım olduğunu gösterir.
- Böylece metin yalnız anlatan değil kanıtlayan bir metne dönüşür; belgelerin işlevi inandırıcılığı güçlendirmektir.
- Denetleyelim: belgeler metnin akışını yavaşlatıyor ✓ — buna karşın kullanılmaları, sağladıkları kanıtın önemini gösteriyor.
Sık yapılan hata: "Metni uzatmayı" demek. Belgeler metni uzatır, ama amaç bu DEĞİL; anlatılanları kanıta dayandırarak inandırıcılığı artırmaktır.
7. sorunun çözümü
Kısa ve çağrışım yüklü başlık, okurun ilgisini çeker ve metnin izleğine gönderme yapar.
- Başlığın metindeki yerini düşünelim: metinden önce okunur ve okurun okuyup okumamaya karar verdiği ilk şeydir.
- Bu konum bir işlev doğurur: başlığın ilgi çekmesi gerekir. Uzun ve açıklayıcı bir başlık merakı da azaltır.
- İkinci işlev içeriktedir. Çağrışım yüklü bir başlık metnin izleğine gönderme yapar; okur, o sözcüğün metinde nasıl karşılanacağını arayarak okur.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki sayfa sayısı, yazım denetimi ve basım maliyeti ✓ — üçü de metnin anlamıyla ilgili değil.
Sık yapılan hata: "Yazarın adını gizlemek" demek. Başlık yazarı GİZLEMEZ; işlevi ilgi çekmek ve metnin izleğine gönderme yapmaktır.
8. sorunun çözümü
Deneme yazarı okuru bir tartışma arkadaşı gibi görür ve onu düşünmeye çağırır.
- Yazarın elinde ne olduğunu belirleyelim: kanıtlanmış bir sav değil, kendi görüşü.
- Kanıt olmadan bir görüş dayatılamaz. Yazar bu yüzden okura kesin bir yargı sunmaz; düşüncesini paylaşır ve gerekçesini gösterir.
- Bu tutum okuru işin dışında bırakmaz, tersine tartışmaya çağırır. İlişkinin niteliği budur.
- Denetleyelim: "okura yalnız emir verir" seçeneği ✓ — emir tartışmayı değil uymayı ister.
Sık yapılan hata: "Okuru dışarıda bırakır" demek. Deneme okurla KONUŞUR gibi yazılır; okur dışarıda bırakılsaydı samimi bir dile de gerek kalmazdı.
9. sorunun çözümü
Fıkra günceli kısa ve doğrudan ele alır; deneme daha kapsamlı ve zamana dayanıklıdır.
- İki türü zaman ölçütüyle karşılaştıralım. Fıkra gazetede yayımlanır ve o günün gündemine bağlıdır; ertesi gün konu değişir.
- Bu bağ hem kapsamı hem uzunluğu belirler: fıkra kısadır ve konuyu doğrudan ele alır.
- Deneme ise güncelin gündemine bağlı değildir; konuyu daha kapsamlı işler ve yıllar sonra okunduğunda da anlamını korur. Fark kapsam ve kalıcılıktadır.
- Denetleyelim: "fıkrada kişisel görüş yoktur" seçeneği ✓ — fıkrada da yazarın görüşü bulunur, fark orada değil.
Sık yapılan hata: "Deneme yalnız gazetede yayımlanır" demek. Gazeteye bağlı olan FIKRADIR; deneme kitapta ve dergide de yayımlanır.
10. sorunun çözümü
Bir topluluğu inandırmak ve harekete geçirmek için yapılan etkili konuşmaya söylev denir.
- Tanımdaki iki ögeyi ayıralım: metin bir topluluğa sesleniyor ve amacı inandırmak, coşturmak ya da harekete geçirmek.
- Seçenekleri bu ölçütle eleyelim. Deneme okurla konuşur ama tek bir okura, yazılı olarak; günlük ve anı kişisel kayıtlardır; röportaj ise bir görüşmeye dayanır.
- Bir topluluğa karşı, ikna etme amacıyla yapılan konuşmanın adı söylevdir.
- Denetleyelim: iki öge birlikte aranıyor ✓ — topluluğa seslenmek tek başına yetmez, amaç da ikna olmalı.
Sık yapılan hata: Deneme demek. Deneme YAZILI bir türdür ve okuru düşünmeye çağırır; söylev ise bir topluluğa karşı sözlü olarak yapılır ve harekete geçirmeyi amaçlar.
11. sorunun çözümü
Öğrenci kendi gözlem ve düşüncesini örneklerle paylaşmalı ve okuru düşünmeye çağırmalıdır.
- Türün gereğini hatırlayalım: deneme kişisel bakışa dayanır ve okuru tartışmaya çağırır.
- Seçenekleri bu gereğe göre eleyelim. Yalnız istatistik sıralamak ya da yalnız kaynak listesi vermek makaleye yakışır; yalnız başkalarının görüşünü aktarmak ise yazarın kendi bakışını ortadan kaldırır.
- Konuyu tanımlarla sınırlamak da denemenin serbestliğiyle bağdaşmaz. Doğru tutum, kendi gözlem ve düşüncesini örneklerle paylaşıp okuru düşünmeye çağırmaktır.
- Denetleyelim: örnek kullanmak kanıtlama değil ✓ — örnek düşünceyi somutlar, savı ispatlamaz.
Sık yapılan hata: "Yalnız istatistik sıralamalı" demek. İstatistik MAKALENİN kanıtlama aracıdır; denemede beklenen şey yazarın kendi gözlem ve düşüncesidir.
12. sorunun çözümü
Nutuk bir söylev olmasının yanı sıra dönemin birincil tarihsel kaynaklarındandır.
- Metnin iki yönünü ayrı ayrı görelim. Birinci yön sunuluşta: metin 1927’de bir topluluğa okunmuştur, yani bir söylevdir.
- İkinci yön içeriktedir: anlatılan olayları yaşayan ve yöneten kişi, kendi tanıklığıyla aktarıyor. Ayrıca metne dönemin telgraf ve resmî yazıları da alınmış.
- Bu ikinci yön metni tarihsel bir kaynak yapar. Nutuk hem söylev hem birincil kaynak niteliği taşır.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki roman, şiir kitabı, sözlük ve oyun ✓ — dördü de metnin niteliğine uymuyor.
Sık yapılan hata: "Bir romandır" demek. Roman KURMACA bir türdür; Nutuk ise yaşanmış olayları tanığın ağzından ve belgelerle aktarır.
13. sorunun çözümü
Kanıtlama şartı yoktur, ancak düşüncenin tutarlı ve dayanaklı olması beklenir.
- Yanlış anlaşılmanın nereden doğduğunu görelim: kanıtlama zorunluluğunun bulunmaması, hiçbir ölçüt yok gibi okunabiliyor.
- Oysa iki şey ayrıdır. Bilimsel kanıtlama şeması bir yöntemdir ve denemede zorunlu değildir; tutarlılık ise metnin kendi içinde çelişmemesidir ve her metinde aranır.
- Ayrıca yazar görüşünü boşlukta kurmaz; gözlem, örnek ve okuma birikimine dayanır. Doğru okuma budur: şart yok, ama tutarlılık ve dayanak var.
- Denetleyelim: "denemede bilgi kullanılamaz" seçeneği ✓ — deneme bilgiyi dışlamaz, onu kişisel bakışla birleştirir.
Sık yapılan hata: "Denemede her şey yazılabilir, tutarlılık gerekmez" demek. Kanıtlama şemasının bulunmaması KEYFÎLİK anlamına gelmez; tutarlılık ve dayanak yine beklenir.
14. sorunun çözümü
Söylevin temel amacı dinleyiciyi ikna etmek ve belirli bir tutuma yöneltmektir.
- Konuşmacının elinde ne olduğunu belirleyelim: bir savı ya da bir çağrısı var. Söylev bu savı bir topluluğa ulaştırmak için yapılıyor.
- Seçeneklerdeki amaçları sınayalım. Yalnız bilgi vermek bir bildiri ya da ders olurdu; yalnız güldürmek başka bir türün işi; kayıt tutmak ise günlüğün.
- Söylevi ayıran şey, dinleyiciyi ikna etmek ve onu belirli bir tutuma yöneltmektir.
- Denetleyelim: bilgi verilmiyor değil ✓ — bilgi veriliyor, ama amaç bilgilendirmenin ötesinde ikna etmek.
Sık yapılan hata: "Yalnız bilgi vermek" demek. Söylevde bilgi de VERİLİR, ama bu bilgi bir savı desteklemek içindir; amaç dinleyiciyi ikna etmektir.
15. sorunun çözümü
Nutuk, 1919’da Samsun’a çıkıştan 1927’ye uzanan süreci anlatır.
- Metnin başlangıç noktasını belirleyelim: anlatım Samsun’a çıkışla, yani 1919 ile başlar.
- Bitiş noktası ise metnin okunduğu tarihtir: 1927. Anlatıcı olayları o güne kadar getirir.
- Aradaki süre Millî Mücadele ve cumhuriyetin kuruluş sürecidir; eserin kapsadığı dönem budur.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki Osmanlı kuruluşu, İstanbul’un fethi, Tanzimat ve İkinci Dünya Savaşı ✓ — dördü de bu aralığın dışında.
Sık yapılan hata: "İkinci Dünya Savaşı’nı" demek. İkinci Dünya Savaşı 1939’da başladı; Nutuk ise bundan on iki yıl ÖNCE, 1927’de okunmuştur.
16. sorunun çözümü
Alıntı, yazarın düşüncesini bir düşünce geleneğiyle ilişkilendirir ve tartışmayı derinleştirir.
- Alıntının ne yaptığını görelim: yazar kendi metnine başka bir yazarın sözünü getiriyor.
- Bu, düşünceyi yalnızlıktan çıkarır. Aynı konuda daha önce ne düşünüldüğü görünür olur ve yazarın görüşü bu birikimin yanına yerleşir.
- İkinci sonuç tartışmadadır: yazar alıntıya katılabilir ya da karşı çıkabilir; her iki durumda da tartışma derinleşir.
- Denetleyelim: "yazarın görüşünü gizlemeyi" seçeneği ✓ — alıntı görüşü gizlemez, onu bir bağlama oturtur.
Sık yapılan hata: "Metni uzatmayı" demek. Alıntının işlevi metnin UZUNLUĞU değildir; düşünceyi bir gelenekle ilişkilendirir ve tartışmayı derinleştirir.
17. sorunun çözümü
Eleştiri, bir yapıtı belirli ölçütlerle değerlendirip gerekçeli bir yargıya varır.
- İki türü nesnelerine göre ayıralım: eleştirinin önünde belirli bir yapıt vardır; denemenin ise böyle bir nesnesi yoktur.
- Bu fark yöntemi de belirler. Bir yapıt hakkında yargıya varmak için ölçüt gerekir: kurgusu, dili, tutarlılığı. Değerlendirme bu ölçütlere dayanır.
- Eleştiriyi ayıran özellik budur: bir yapıtı ölçütlerle değerlendirip gerekçeli bir yargıya varması.
- Denetleyelim: "yalnız övgü içerir" ve "yalnız yergi içerir" seçenekleri ✓ — eleştiri övgü ya da yergi değil, gerekçeli bir değerlendirmedir.
Sık yapılan hata: "Konu sınırı tanımaz" demek. Konu sınırı tanımayan tür DENEMEDİR; eleştirinin konusu ise değerlendirdiği yapıtla sınırlıdır.
18. sorunun çözümü
Denemenin amacı kişisel görüşü paylaşmak ve okuru düşünmeye çağırmaktır.
- Tablonun kurgusu şu: solda tür, sağda temel amacı. Üç tür de öğretici metin, ama amaçları ayrı.
- Dolu satırlar ikisini veriyor: makale bir savı kanıtlıyor, eleştiri bir yapıtı değerlendiriyor. İkisinde de metnin önünde belirli bir hedef var.
- Denemede ise böyle bir hedef yok; amaç yazarın kişisel görüşünü paylaşmak ve okuru düşünmeye çağırmaktır.
- Denetleyelim: "sav kanıtlamak" ve "yapıt değerlendirmek" seçenekleri ✓ — ikisi de ÜST SATIRLARDA zaten yazılmış.
Sık yapılan hata: "Haber vermek" demek. Haber vermek gazete METİNLERİNİN amacıdır; denemenin amacı kişisel görüşü paylaşmaktır.
19. sorunun çözümü
Kanıtlama kaygısı gütmeden, yazarın kendi bakışıyla yazdığı türe deneme denir.
- Tanımdaki iki ögeyi ayıralım: kanıtlama kaygısı yok ve konu yazarın kendi bakışıyla ele alınıyor.
- Seçenekleri bu ölçütle eleyelim. Makale bir savı kanıtlamaya dayanır; haber yazısı nesnel aktarım yapar; röportaj bir görüşmeye, biyografi ise bir yaşam öyküsüne dayanır.
- Dördü de kişisel bakışı merkeze almıyor. Tanıma uyan tür denemedir.
- Denetleyelim: kanıtlama kaygısının bulunmaması ayırt edici ✓ — tür kesin bir yargıya varmak zorunda değil.
Sık yapılan hata: Makale demek. Makale bir savı verilerle KANITLAMAYI amaçlar; denemede ise böyle bir zorunluluk yoktur.
20. sorunun çözümü
İkna, düşüncenin örnek, karşılaştırma ve tanıklarla desteklenmesiyle sağlanır.
- İkna edilecek kişinin ne aradığını soralım: bir savı kabul etmesi için gerekçe gerekir.
- Seçeneklerdeki yolları sınayalım. Yüksek sesle, uzun ya da hızlı konuşmak gerekçe üretmez; yabancı sözcük kullanmak ise anlaşılmayı zorlaştırır.
- Gerekçe üreten yollar örnek, karşılaştırma ve tanık göstermektir. Örnek düşünceyi somutlar, karşılaştırma ölçü verir, tanık ise dayanak sağlar.
- Denetleyelim: üç araç da dinleyicinin denetleyebileceği şeyler ✓ — bu yüzden ikna edici oluyorlar.
Sık yapılan hata: "Yalnız yüksek sesle konuşmak" demek. Ses düzeyi duyulmayı sağlar, İKNA etmez; ikna gerekçe gerektirir.