9. Sınıf Biyoloji 2. Dönem 1. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
Grafikte bir bölgedeki tür sayısının yıllara göre değişimi verilmiştir. Grafiğe göre yapılabilecek doğru yorum hangisidir?
- A Tür çeşitliliği artmaktadır
- B Yalnız son yıllarda azalma vardır
- C Tür sayısı değişmemektedir
- D Tür çeşitliliği sürekli azalmaktadır ve bölgedeki baskı sürmektedir
- E Grafik yatay bir doğrudur
| Üst âlem (domain) | Özellik |
|---|---|
| Bakteri | Çekirdeksiz, tek hücreli |
| Arke | Çekirdeksiz, aşırı ortamlarda yaşayabilen |
| Ökarya | ? |
Tabloda üç üst âlem sistemindeki gruplar verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan özellik hangisidir?
- A Gerçek çekirdekli hücrelerden oluşan; protista, mantar, bitki ve hayvanları kapsayan
- B Yalnız tek hücreli
- C Çekirdeksiz hücreli
- D Yalnız denizde yaşayan
- E Yalnız mikroskobik
| Biyoçeşitlilik düzeyi | Anlamı |
|---|---|
| Genetik çeşitlilik | Aynı tür içindeki kalıtsal farklar |
| Tür çeşitliliği | Bir bölgedeki tür sayısı ve dağılımı |
| Ekosistem çeşitliliği | ? |
Tabloda biyoçeşitliliğin düzeyleri verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan açıklama hangisidir?
- A Bir türün birey sayısı
- B İklim türü
- C Hücre sayısı
- D Gen sayısı
- E Bir bölgedeki farklı yaşam ortamlarının çeşitliliği
Canlıların sınıflandırılmasının amacı sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Canlıları güzelliklerine göre sıralamak
- B Canlıları evcilleştirmek
- C Canlı sayısını azaltmak
- D Yalnız hayvanları saymak
- E Milyonlarca türü benzerliklerine göre gruplandırarak incelemeyi ve iletişimi kolaylaştırmak
Ülkelerin tohum ve gen bankaları kurmasının gerekçesi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Tohum satmak
- B Tohumları yok etmek
- C Tarlaları büyütmek
- D Yerel çeşitlerin kalıtsal bilgisini saklayarak gelecekte hastalığa ve iklim değişikliğine dayanıklı çeşitler geliştirebilmek
- E Üretimi azaltmak
Doğal sınıflandırma akrabalığı yansıtır; tür en dar birimdir ve biyoçeşitlilik gen, tür ile ekosistem düzeylerinde ele alınır. Bu bilgiye dayanarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A Benzer görünen canlılar mutlaka yakın akrabadır.
- B Endemik türlerin yerel yok oluşu küreseldir.
- C Genetik çeşitliliğin azalması riski artırır.
- D Mantarlar fotosentez yapmaz.
- E İkili adlandırma ortak bilimsel dil sağlar.
Bir öğrenci okul bahçesindeki bitki çeşitliliğini belirlemek istemektedir. İzlemesi gereken en uygun yol hangisidir?
- A Yalnız en büyük bitkiyi saymak
- B Tahminde bulunmak
- C Yalnız çiçekli bitkileri saymak
- D Bitkileri toplayıp saymak
- E Bahçeyi eşit alanlara bölüp her alandaki farklı bitki türlerini ayrı ayrı kaydetmek ve sayıları karşılaştırmak
Günümüzde yapay sınıflandırma yerine doğal sınıflandırmanın benimsenmesinin gerekçesi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Doğal sınıflandırmanın akrabalık ilişkilerini ve ortak kökeni yansıtması; benzerliğin görünüşten değil yapısal ve genetik ölçütlerden çıkarılması
- B Doğal sınıflandırmanın daha kolay olması
- C Yapay sınıflandırmanın yasak olması
- D Doğal sınıflandırmada grup sayısının az olması
- E Yapay sınıflandırmanın yeni olması
Biyoçeşitliliğin korunmasında tek tek türleri korumak yerine yaşam alanlarını korumanın daha etkili sayılmasının gerekçesi nedir?
- A Daha ucuz olması
- B Türlerin sayılamaması
- C Bir yaşam alanının korunmasıyla orada yaşayan bütün türlerin ve aralarındaki ilişkilerin birlikte korunması
- D Yaşam alanlarının küçük olması
- E Türlerin korunmasının yasak olması
| Tehdit | Etkisi |
|---|---|
| Yaşam alanlarının yok edilmesi | Türlerin barınacak yer bulamaması |
| Aşırı avlanma | Popülasyonun yenilenememesi |
| İstilacı türler | ? |
Tabloda biyoçeşitliliği tehdit eden etkenler verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan etki hangisidir?
- A Yerli türlerle besin ve alan için rekabet ederek onları geriletmesi
- B Tür sayısının artması
- C İklimin düzelmesi
- D Toprağın zenginleşmesi
- E Suyun temizlenmesi
Mantarların bitkilerden ayrı bir âlemde toplanmasının gerekçesi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Mantarların küçük olması
- B Mantarların hareket etmesi
- C Mantarların fotosentez yapamaması; besinini hazır alması ve hücre çeperinin bitkilerinkinden farklı olması
- D Mantarların suda yaşaması
- E Mantarların çekirdeksiz olması
Bir adlandırma kuralı
Her türe iki sözcükten oluşan Latince bir ad verilir; ilk sözcük cinsi, ikincisi türü belirtir ve ilk harfi büyük yazılır.
Yukarıda açıklanan adlandırma sisteminin bilim dünyasında benimsenmesinin gerekçesi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Latincenin kolay olması
- B Yerel adların ülkeden ülkeye değişmesi; ortak bir ad olmadan aynı canlıdan söz edildiğinin anlaşılamaması
- C Adların kısa olması
- D Yazımın kolay olması
- E Kuralın zorunlu tutulması
| Çaprazlama | Döl | Dölün durumu |
|---|---|---|
| At × Eşek | Katır | Kısır |
| At × At | Tay | Verimli |
Tür kavramının tanımı sorulmaktadır. Doğru tanım hangisidir?
- A Aynı bölgede yaşayan canlılar
- B Aynı renkte olan canlılar
- C Aynı büyüklükteki canlılar
- D Ortak bir atadan gelen, birbirleriyle çiftleşip verimli döl verebilen bireyler topluluğu
- E Aynı besini yiyen canlılar
Türkiye’nin bitki çeşitliliği bakımından Avrupa kıtasının tamamına yakın bir zenginlik göstermesinin nedeni sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Yüzölçümünün büyük olması
- B Nüfusunun az olması
- C Farklı iklim tiplerinin, yükseklik basamaklarının ve üç bitki coğrafyası bölgesinin bir arada bulunması
- D Tarımın yaygın olması
- E Denizlerinin sıcak olması
Arkelerin kaynar su kaynakları ve aşırı tuzlu göller gibi ortamlarda yaşayabildiği bilinmektedir. Bu özelliğin bilimsel önemi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A Arkelerin zararsız olması
- B Arkelerin hızlı üremesi
- C Arkelerin büyük olması
- D Yaşamın sanılandan çok daha geniş koşullarda var olabildiğini göstermesi ve başka gezegenlerde yaşam arayışına ölçüt sağlaması
- E Arkelerin renkli olması
Bir tür içindeki genetik çeşitliliğin azalmasının o tür için tehlike sayılmasının gerekçesi nedir?
- A Bireylerin küçülmesi
- B Bireylerin birbirine çok benzemesi; yeni bir hastalık ya da çevre değişikliğinde dayanabilecek birey kalmaması
- C Bireylerin çoğalması
- D Besinin artması
- E Ortamın ısınması
Türkiye’den iki endemik tür
Kazdağı göknarı yalnız Kazdağları’nda, Sığla ağacı yalnız Güneybatı Anadolu’da doğal olarak yetişir.
Yalnız belirli bir bölgede doğal olarak yetişen türlere endemik tür denir. Bu türlerin korunmasının ayrı bir önem taşımasının gerekçesi nedir?
- A Daha güzel olmaları
- B Daha ucuz olmaları
- C Daha büyük olmaları
- D Daha hızlı üremeleri
- E Başka hiçbir yerde bulunmamaları; o bölgede yok olduklarında dünyadan tümüyle silinmeleri
Bakterilerin yalnız hastalık yapıcı canlılar olarak görülmesinin eksik bir bakış olduğu belirtilmektedir. Bu değerlendirmenin gerekçesi nedir?
- A Bakterilerin çok küçük olması
- B Çoğu bakterinin madde döngülerinde, sindirimde ve besin üretiminde yaşamsal görev üstlenmesi
- C Bakterilerin görülememesi
- D Bakterilerin hızlı ölmesi
- E Bakterilerin bitki olması
| Sıra | Birim |
|---|---|
| En geniş | Âlem |
| Orta | Sınıf, Takım, Aile |
| En dar | ? |
Tabloda sınıflandırma birimleri genişliklerine göre sıralanmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan birim hangisidir?
- A Şube
- B Âlem
- C Tür
- D Sınıf
- E Takım
Bir bölgede yalnız tek bir tarım ürününün ekilmesinin biyoçeşitlilik açısından sakıncalı sayılmasının gerekçesi nedir?
- A Ürünün pahalı olması
- B Doğal bitki örtüsünün ve ona bağlı canlıların yok olması; genetik tekdüzeliğin hastalık riskini artırması
- C Ürünün az olması
- D Toprağın soğuması
- E Suyun artması
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Grafik, tür çeşitliliğinin sürekli azaldığını ve bölgedeki baskının sürdüğünü gösterir.
- Eksenleri okuyalım: yatayda yıl (0’dan 30’a), düşeyde tür sayısı var. Eğri başlangıçta 40 dolayında, otuzuncu yılda 12 dolayında.
- Ara değerler düşüşün kesintisiz olduğunu gösteriyor: onuncu yılda yaklaşık 33, yirminci yılda yaklaşık 24 tür var. Hiçbir aralıkta yükselme ya da duraklama yok.
- Üstelik kayıp hızlanıyor: ilk on yılda yaklaşık 7 tür, son on yılda yaklaşık 12 tür yitirilmiş. Sürekli ve hızlanan bir düşüş, baskının geçici değil süregelen bir etken olduğunu söyler.
- Denetleyelim: otuz yılda tür sayısı 40’tan 12’ye, yani üçte birinin altına inmiş ✓ — bu bir azalmadır; artış ya da durağanlık değil.
Sık yapılan hata: "Yalnız son yıllarda azalma vardır" demek. Eğri daha ilk yıldan başlayarak iniyor; son yıllarda düşüşün hızlanmış olması, önceki yıllarda azalma olmadığı anlamına gelmez.
2. sorunun çözümü
Ökarya üst âlemi gerçek çekirdekli hücrelerden oluşur ve protista, mantar, bitki ile hayvanları kapsar.
- Tablodaki ilk iki satırı okuyalım: bakteri ve arke çekirdeksiz olarak tanımlanmış. Öyleyse üçüncü grubu ayıran özellik de çekirdekle ilgili olmalı.
- Ökarya adı bunu zaten söyler: kalıtım maddesi zarla çevrili gerçek bir çekirdek içinde bulunur. Bakteri ve arkede ise DNA sitoplazmada serbest hâldedir.
- Bu üst âlem tek bir canlı grubunu değil dört âlemi birden kapsar: protista, mantarlar, bitkiler ve hayvanlar. İnsan da bu gruptadır.
- Denetleyelim: üç üst âlem birlikte bütün canlıları kapsamalı ✓ — çekirdeksizler ilk iki satırda ayrıldığına göre geriye kalan bütün çekirdekliler üçüncü satırdadır.
Sık yapılan hata: "Yalnız tek hücreli" demek. Ökarya üst âlemi çınar ağacından file kadar çok hücreli canlıları da içerir; tek hücrelilik bu grubu tanımlamaz.
3. sorunun çözümü
Ekosistem çeşitliliği, bir bölgedeki farklı yaşam ortamlarının çeşitliliğidir.
- Tablo biyoçeşitliliği üç düzeyde ele alıyor: ilk satırda tür içindeki kalıtsal farklar, ikinci satırda bir bölgedeki tür sayısı var. Boş kalan üçüncü satır ekosistem düzeyi.
- Ekosistem, canlılarla onların cansız çevresinin oluşturduğu bütündür. Öyleyse bu düzeydeki çeşitlilik de ortamların çeşitliliği olmalıdır.
- Orman, sulak alan, bozkır, kumul ve mağara ayrı ekosistemlerdir; her biri kendine özgü türleri barındırır. Ortam sayısı arttıkça bölgenin barındırdığı yaşam biçimi de artar.
- Denetleyelim: bir sulak alan kurutulduğunda yalnız bir ortam değil, orada yaşayan bütün türler birden yitirilir ✓ — üçüncü düzeyin ölçüsü gerçekten ortamlardır.
Sık yapılan hata: "Bir türün birey sayısı" demek. Birey sayısı popülasyon büyüklüğüdür, bir çeşitlilik ölçüsü değildir; üstelik ekosistem düzeyine değil tür düzeyine ilişkin bir niceliktir.
4. sorunun çözümü
Sınıflandırmanın amacı, milyonlarca türü benzerliklerine göre gruplandırarak incelemeyi ve iletişimi kolaylaştırmaktır.
- Önce sınıflandırmanın çözdüğü güçlüğü görelim: bilinen tür sayısı milyonlarla ölçülür ve her yıl binlercesi yeni tanımlanır. Bu kadar bilgi düzenlenmeden incelenemez.
- Benzer özellikler taşıyan canlılar aynı gruba konduğunda, grubun tamamı için geçerli bilgi bir kez öğrenilir. Bir canlının hangi gruba girdiği bilindiğinde birçok özelliği baştan kestirilebilir.
- Gruplama aynı zamanda ortak bir dil kurar: araştırmacılar aynı canlıdan söz ettiklerini bu düzen sayesinde bilir.
- Denetleyelim: bir kitaplıkta kitapların konuya göre dizilmesi neyse, canlıların sınıflandırılması da odur ✓ — amaç düzen kurup ulaşımı kolaylaştırmaktır.
Sık yapılan hata: "Canlıları güzelliklerine göre sıralamak" demek. Güzellik öznel bir yargıdır, ölçülemez ve kişiden kişiye değişir; sınıflandırma ise yapı, kalıtım ve akrabalık gibi nesnel ölçütlere dayanır.
5. sorunun çözümü
Gen bankaları yerel çeşitlerin kalıtsal bilgisini saklayarak gelecekte dayanıklı çeşitler geliştirmeye olanak verir.
- Bugün tarımda az sayıda, yüksek verimli çeşit yaygın biçimde ekiliyor. Bu çeşitler birbirine çok benzediği için aynı hastalığa aynı biçimde açık.
- Yeni bir hastalık ya da iklim değişikliği geldiğinde gereken şey direnç sağlayan genlerdir. Bu genler çoğu kez unutulmuş yerel çeşitlerde ve yabani akrabalarda bulunur.
- Tohum ve gen bankaları bu çeşitleri uygun koşullarda saklar. Islah çalışmasında gereken direnç geni buradan alınıp yaygın çeşide aktarılabilir.
- Denetleyelim: banka bir yedekleme düzeneğidir ✓ — tarlada ekilmeyi bırakmış bir çeşidin genleri orada durduğu sürece yitip gitmiş sayılmaz.
Sık yapılan hata: "Tohum satmak" demek. Gen bankasının amacı ticaret değil koruma ve yedeklemedir; saklanan örnekler satış için değil, araştırma ve ıslah için tutulur.
6. sorunun çözümü
Benzer görünen canlıların mutlaka yakın akraba olduğu söylenemez; benzerlik ortak koşullara uyumdan da doğabilir.
- Soru "söylenemez"i istiyor. Verilen bilgide doğal sınıflandırmanın AKRABALIĞI yansıttığı belirtiliyor; öyleyse akrabalığın ölçütünü sınayacağız.
- Doğal sınıflandırma canlıları yalnız dış görünüşe göre değil; hücre yapısı, embriyo gelişimi, protein ve DNA benzerliği gibi ölçütlere göre gruplar.
- Benzer ortamlarda yaşayan uzak akraba canlılar birbirine benzeyebilir: yarasa ile kuşun kanadı, yunus ile balığın gövde biçimi böyledir. Bu benzerlik ortak atadan değil, benzer koşullara uyumdan gelir.
- Denetleyelim: yunus akciğerle solur, yavrusunu doğurur ve süt verir; yani bir memelidir, balık değil ✓ — görünüş benzerliği akrabalığı kanıtlamıyor.
Sık yapılan hata: "Mantarlar fotosentez yapmaz." demek. Bu doğru bir bilgidir ve mantarların ayrı bir âlemde toplanma gerekçesidir; soru ise yanlış olan, yani söylenEMEYEN yargıyı istiyor.
7. sorunun çözümü
Bahçe eşit alanlara bölünüp her alandaki farklı bitki türleri ayrı ayrı kaydedilmeli ve sayılar karşılaştırılmalıdır.
- Ölçülecek büyüklüğü belirleyelim: bitki çeşitliliği, yani kaç FARKLI türün bulunduğu. Bu, bitkilerin birey sayısı ya da en büyüğünün hangisi olduğu değildir.
- Sayımın güvenilir olması için sistemli olması gerekir. Alanı eşit parçalara bölmek hem hiçbir köşenin atlanmamasını hem parçalar arası karşılaştırma yapılabilmesini sağlar.
- Her parçada görülen türler ayrı ayrı kaydedilir, aynı tür ikinci kez sayılmaz. Sonunda parçaların kayıtları birleştirilerek bahçenin tür listesi çıkarılır.
- Denetleyelim: aynı yöntem ileriki yıllarda yinelenirse çeşitliliğin değişimi de izlenebilir ✓ — sistemli kaydın kazandırdığı budur.
Sık yapılan hata: "Yalnız çiçekli bitkileri saymak" demek. Yosunlar, eğrelti otları ve çiçeksiz otsu türler bahçe çeşitliliğinin önemli bir bölümünü oluşturur; onları dışarıda bırakan sayım çeşitliliği olduğundan az gösterir.
8. sorunun çözümü
Yapay sınıflandırma yarasa ile kuşu "uçtukları için" aynı gruba koyabilirdi. Doğal sınıflandırma ise iç yapı, embriyo gelişimi ve genetik verilere dayanarak gerçek akrabalığı gösterir.
- Görünüş yanıltıcı olabilir.
- Doğal sınıflandırma yapı ve genetiği ölçüt alır.
- Ortak köken ilişkilerini yansıtır.
9. sorunun çözümü
Bir yaşam alanı korunduğunda orada yaşayan bütün türler ve aralarındaki ilişkiler birlikte korunmuş olur.
- Önce tek tür koruma yaklaşımını sınayalım: koruma altına alınan bir hayvan, besinini, tozlaştırıcısını ve barınağını sağlayan ortam yok olursa yine de yaşayamaz.
- Çünkü hiçbir tür yalnız başına yaşamaz; her biri besin ağının, toprağın, suyun ve öbür türlerin oluşturduğu bir ilişki ağına bağımlıdır.
- Yaşam alanı korunduğunda bu ağın tamamı korunur. Tek bir kararla, adı henüz konmamış türler de dahil olmak üzere bölgedeki bütün canlılar güvenceye alınır.
- Denetleyelim: bu yüzden koruma çalışmalarında millî park ve tabiat koruma alanı gibi ALAN temelli araçlar kullanılıyor ✓ — tek tür koruma ancak bunun tamamlayıcısıdır.
Sık yapılan hata: "Daha ucuz olması" demek. Maliyet bir yönetim ayrıntısıdır; alan korumasının üstünlüğü ucuzluğundan değil, türler arası ilişkileri de kapsamasından gelir.
10. sorunun çözümü
İstilacı türler yerli türlerle besin ve alan için rekabet ederek onları geriletir.
- Tablodaki örüntüyü görelim: her satırda bir tehdit ve onun ekosistemdeki doğrudan etkisi yazılı. Boş kalan satır istilacı türlerin etkisini istiyor.
- İstilacı tür, bir ekosisteme sonradan giren yabancı türdür. Geldiği yerde onu sınırlayan avcısı, hastalığı ya da rakibi bulunmaz.
- Sınırlanmayan tür hızla çoğalır; yerli türlerin besinini ve yaşam alanını ele geçirir, kimi zaman onları doğrudan avlar. Yerli türler geriler ve yerel çeşitlilik azalır.
- Denetleyelim: soru bir TEHDİDİN etkisini istiyor ✓ — rekabetle geriletmek bir tehdit etkisidir; oysa toprağın zenginleşmesi ya da suyun temizlenmesi tehdit değil, olumlu durumlardır.
Sık yapılan hata: "Tür sayısının artması" demek. Ekosisteme yabancı bir türün eklenmesi kâğıt üstünde sayıyı artırıyor görünse de sonuç yerli türlerin gerilemesi ve yok olmasıdır; toplam çeşitlilik artmaz, azalır.
11. sorunun çözümü
Mantarlar fotosentez yapamaz, besinini hazır alır ve hücre çeperi bitkilerinkinden farklıdır; bu yüzden ayrı bir âlemde toplanır.
- Mantarları bitkiye benzeten yüzeysel özellikleri ayıralım: toprağa bağlıdırlar, yer değiştirmezler ve çoğu kez bitkilerle aynı ortamda yetişirler.
- Ama bitkiyi bitki yapan temel özellik klorofil taşıyıp fotosentezle kendi besinini üretmesidir. Mantarlarda klorofil yoktur; besinlerini dışarıdan hazır alırlar.
- Yapı düzeyinde de ayrılırlar: bitki hücre çeperi selülozdan, mantarlarınki kitinden yapılmıştır. Beslenme biçimi ile yapı farkı birlikte ayrı bir âlemi gerektirir.
- Denetleyelim: karanlıkta bir bitki açlıktan ölürken mantar rahatça gelişir ✓ — besinini kendisi üretmediğinin doğrudan kanıtı.
Sık yapılan hata: "Mantarların çekirdeksiz olması" demek. Mantarlar gerçek çekirdekli (ökaryot) canlılardır; çekirdeksiz olanlar bakteriler ile arkelerdir.
12. sorunun çözümü
Yerel adlar ülkeden ülkeye değiştiği için, ortak bir Latince ad olmadan aynı canlıdan söz edildiği anlaşılamaz.
- Kutuda anlatılan sistem her türe iki sözcüklü Latince bir ad veriyor. Sorulan şey bu sistemin neden bütün dünyada benimsendiği.
- Gündelik adlar bölgeden bölgeye değişir: aynı bitki bir yörede başka, komşu ilde bambaşka adla anılabilir; ayrı ülkelerde ise apayrı dillerde adlandırılır.
- Bunun tersi de olur; birbirinden apayrı iki canlı aynı yerel adı taşıyabilir. Her iki durumda da bilimsel bir metinde hangi canlıdan söz edildiği belirsiz kalır.
- Denetleyelim: Latince ad tek ve değişmez olduğu için dünyanın her yerindeki araştırmacı aynı türü kastettiğinden emin olur ✓ — sistemin benimsenme nedeni budur.
Sık yapılan hata: "Latincenin kolay olması" demek. Latince kolaylığı için değil, gündelik konuşmada artık kullanılmayan bir dil olduğu ve sözcüklerinin anlamı zamanla kaymadığı için seçilmiştir.
13. sorunun çözümü
Tür, ortak bir atadan gelen ve birbirleriyle çiftleşip verimli döl verebilen bireyler topluluğudur.
- Tablodaki iki çaprazlamayı karşılaştıralım: at ile eşek çiftleştiğinde katır doğuyor ama katır kısır; at ile at çiftleştiğinde doğan tay ise verimli.
- Demek ki döl verebilmek tek başına yeterli bir ölçüt değil. At ile eşek döl verdikleri hâlde ayrı türlerdir, çünkü doğan döl kendi soyunu sürdüremiyor.
- Öyleyse belirleyici ölçüt dölün de üreyebilmesi, yani verimli olmasıdır. Buna ortak atadan gelme koşulu eklenince tür tanımı tamamlanır.
- Denetleyelim: at ile at çaprazlaması verimli tay verdiği için bütün atlar tek bir türdür ✓; katır kısır olduğundan at ile eşek ayrı tür sayılır.
Sık yapılan hata: "Aynı bölgede yaşayan canlılar" demek. Aynı ormanda geyik, kurt ve çam ağacı birlikte yaşar ama bunlar apayrı türlerdir; birlikte yaşamak tür ölçütü değildir.
14. sorunun çözümü
Türkiye’nin bitki zenginliği, farklı iklim tiplerinin, yükseklik basamaklarının ve üç bitki coğrafyası bölgesinin bir arada bulunmasından kaynaklanır.
- Genel kuralı koyalım: tür sayısı ortam çeşitliliğiyle artar, çünkü her ortam kendi koşullarına uyan türleri barındırır.
- Türkiye’de Akdeniz, Karadeniz ve karasal iklimler bir arada görülür. Deniz düzeyinden dört bin metreye yaklaşan yükseklik basamakları ise her birkaç yüz metrede yeni bir yaşam kuşağı yaratır.
- Buna Avrupa-Sibirya, Akdeniz ve İran-Turan bitki coğrafyası bölgelerinin ülkede kesişmesi eklenir; her bölge kendi bitki topluluğunu getirir.
- Denetleyelim: Türkiye’de yaklaşık on bir bin bitki türü bulunur ve bunların üçte biri yalnız burada yetişen endemik türlerdir ✓ — zenginlik ortam çeşitliliğiyle açıklanıyor.
Sık yapılan hata: "Yüzölçümünün büyük olması" demek. Türkiye’den kat kat büyük olan Avrupa kıtasının tamamındaki bitki türü sayısı benzer düzeydedir; belirleyici olan alan değil, o alandaki iklim ve yükseklik çeşitliliğidir.
15. sorunun çözümü
Arkelerin aşırı ortamlarda yaşayabilmesi, yaşamın sanılandan çok daha geniş koşullarda var olabildiğini gösterir ve başka gezegenlerdeki arayışa ölçüt verir.
- Sorunun istediği, bir gözlemin bilimsel önemi: kaynar su kaynaklarında ve aşırı tuzlu göllerde canlı bulunması ne anlama gelir?
- Bu keşiften önce yaşamın ancak ılıman sıcaklıkta, orta tuzlulukta ve nötre yakın ortamlarda sürebileceği varsayılıyordu. Arkeler bu varsayımın sınırlarını genişletti.
- Yaşamın sınırları genişleyince, başka gökcisimlerinde yaşam aranırken bakılacak yerler de değişti: sıcak su bacaları ya da buz altındaki tuzlu denizler artık elenmiyor.
- Denetleyelim: arke enzimleri yüksek sıcaklıkta bozulmadığı için laboratuvarda ve sanayide kullanılıyor ✓ — keşfin hem kuramsal hem uygulamalı bir karşılığı var.
Sık yapılan hata: "Arkelerin hızlı üremesi" demek. Üreme hızı pek çok bakteride de yüksektir; arkeleri bilimsel bakımdan önemli kılan üreme hızları değil, dayandıkları uç koşullardır.
16. sorunun çözümü
Genetik çeşitlilik azalınca bireyler birbirine çok benzer; yeni bir hastalık ya da çevre değişikliğinde dayanabilecek birey kalmaz.
- Genetik çeşitlilik, aynı tür içindeki bireylerin gen dizilimlerinin farklı olmasıdır. Bu farklar hastalığa dayanıklılığa, boya ve sıcağa dirence yansır.
- Çeşitlilik yüksekken bir tehdit geldiğinde bireylerin bir bölümü ona dayanır ve soyu sürdürür. Doğal seçilimin üzerinde çalışacağı ham madde budur.
- Çeşitlilik azaldığında bireyler aynı zayıflığı paylaşır. Tek bir hastalık ya da iklim değişimi popülasyonun tamamını aynı anda vurabilir.
- Denetleyelim: 1840’larda İrlanda’da yaygın olarak tek bir patates çeşidinin ekilmesi, mantar hastalığı geldiğinde ürünün tamamının yok olmasına yol açtı ✓ — tekdüzelik gerçekten tehlike yaratıyor.
Sık yapılan hata: "Bireylerin çoğalması" demek. Birey sayısının artması çeşitlilik azalmasının sonucu değildir; üstelik çok sayıda birey de birbirinin benzeriyse tür yine aynı tehdide açık kalır.
17. sorunun çözümü
Yaygın bir tür bir bölgede yok olsa başka bölgelerde varlığını sürdürür. Endemik türde ise yerel yok oluş, küresel yok oluşla aynı anlama gelir. Türkiye bu bakımdan zengin bir ülkedir.
- Endemik tür yalnız bir bölgede bulunur.
- Başka yerde yedeği yoktur.
- Yerel yok oluş küresel yok oluştur.
18. sorunun çözümü
Bakterilerin çoğu madde döngülerinde, sindirimde ve besin üretiminde yaşamsal görev üstlenir; hastalık yapanlar azınlıktadır.
- Değerlendirilen görüş bakterileri yalnız hastalık etkeni sayıyor. Bu görüşün eksik olup olmadığını anlamak için bakterilerin öbür işlerine bakalım.
- Topraktaki bazı bakteriler havanın azotunu bitkinin kullanabileceği biçime çevirir; ayrıştırıcı bakteriler ölü canlıları parçalayıp elementleri döngüye geri verir. Bunlar olmasa madde döngüleri durur.
- İnsan bağırsağındaki bakteriler sindirime yardım eder ve bazı vitaminleri üretir. Yoğurt, peynir ve turşu da bakteri etkinliğinin ürünüdür.
- Denetleyelim: hastalık yapan türler bilinen bakterilerin küçük bir bölümüdür ✓ — öyleyse bakterileri yalnız hastalıkla anmak gerçekten eksik bir bakış.
Sık yapılan hata: "Bakterilerin çok küçük olması" demek. Küçüklük bir boyut özelliğidir; bakterileri yalnız zararlı saymanın neden eksik bir yargı olduğunu açıklamaz.
19. sorunun çözümü
Sınıflandırmanın en dar birimi türdür; tabloda boş bırakılan yere tür gelir.
- Tablo birimleri genişliklerine göre sıralıyor: en genişte âlem, ortada sınıf, takım ve aile var. Boş bırakılan satır "en dar" birimi istiyor.
- Birimler âlem, şube, sınıf, takım, aile, cins ve tür diye daralır. Bu sıralamada âlemden türe inildikçe grubun kapsadığı birey sayısı azalır.
- Buna karşılık gruptaki canlıların paylaştığı ortak özellik sayısı artar. En çok ortak özelliği taşıyanlar, en dar birim olan türün bireyleridir.
- Denetleyelim: bir âlem milyonlarca türü kapsarken tür yalnız birbiriyle çiftleşip verimli döl verebilen bireyleri kapsar ✓ — bundan daha dar bir birim yok.
Sık yapılan hata: "Âlem" demek. Âlem tablonun ilk satırında zaten yazılıdır ve sıralamanın en GENİŞ birimidir; en dar birim aranırken karşıt uçtaki birim yanıt olamaz.
20. sorunun çözümü
Tek ürün ekimi hem doğal örtüyü hem ona bağlı böcek, kuş ve toprak canlılarını ortadan kaldırır. Ayrıca aynı genetik yapıya sahip bitkiler bir hastalık karşısında topluca yok olabilir.
- Tek ürün doğal örtünün yerini alır.
- Ona bağlı canlılar da yok olur.
- Genetik tekdüzelik hastalık riskini artırır.