9. Sınıf Kimya 2. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Evde temizlik ürünlerinin saklanacağı yer belirlenmektedir. Bu seçimde en önemli ölçüt hangisidir?
- A Çocukların ulaşamayacağı, serin ve kuru bir yer olması
- B Görünür olması
- C Mutfağa yakın olması
- D Isıya yakın olması
- E Gıdaların yanında olması
Suya deterjan eklendiğinde yüzeyde duran bir ataşın battığı gözlenmektedir. Deterjanın bu etkiyi nasıl yaptığı sorulmaktadır. Buna göre deterjan ne yapar?
- A Suyun yoğunluğunu artırır
- B Ataşı ağırlaştırır
- C Suyun sıcaklığını düşürür
- D Suyu buharlaştırır
- E Su molekülleri arasına girerek yüzey gerilimini düşürür
Farklı çaplarda kılcal borular aynı sıvıya daldırılmaktadır. Sıvının en çok yükseldiği boru hangisidir?
- A En geniş olan
- B En dar olan
- C Yükselme olmaz
- D Çap fark etmez
- E Belirlenemez
Tarımda gübre kullanımının bilinçsiz yapılması durumunda ortaya çıkabilecek sorun nedir?
- A Ürün veriminin sınırsız artması
- B Toprağın hiç etkilenmemesi
- C Bitkilerin daha hızlı büyümesi
- D Toprağın kendiliğinden temizlenmesi
- E Toprak yapısının bozulması ve yeraltı sularının kirlenmesi
Aynı grupta yer alan apolar moleküllerin kaynama noktalarının molekül büyüdükçe yükseldiği ölçülmüştür. Bu artışın nedeni nedir?
- A Moleküllerin polarlaşması
- B Hidrojen bağı oluşması
- C Elektron bulutu büyüdükçe daha kolay kutuplaşması ve London kuvvetinin güçlenmesi
- D İyonik bağ oluşması
- E Moleküllerin küçülmesi
Bazı katıların çok düşük sıcaklıkta eridiği gözlenmektedir. Bu katıların yapısı hakkında ne söylenebilir?
- A Taneciklerini bir arada tutan etkileşimlerin zayıf olduğu
- B İyonik yapıda oldukları
- C Kovalent ağ yapıda oldukları
- D Metalik oldukları
- E Hiç bağ içermedikleri
Periyodik tabloda aynı grupta bulunan elementlerin benzer kimyasal özellik göstermesinin nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
- A Aynı sayıda katmana sahip olmaları
- B Aynı sayıda nötron içermeleri
- C Son katmanlarındaki elektron sayılarının aynı olması
- D Atom kütlelerinin birbirine yakın olması
- E Aynı fiziksel hâlde bulunmaları
Kullanılmayan ilaçların lavaboya dökülmemesi istenmektedir. Bu isteğin çevresel gerekçesi nedir?
- A Lavabonun tıkanması
- B Etkin maddelerin atık su arıtmasında tutulamayıp doğaya karışması
- C Suyun renginin değişmesi
- D Boruların ısınması
- E İlacın kokusunun yayılması
Suyun cam yüzeye yayılırken mumlu bir yüzeyde damlalar hâlinde toplandığı gözlenmektedir. Bu farkın açıklaması nedir?
- A Suyun sıcaklığının değişmesi
- B Suyun yoğunluğunun değişmesi
- C Mumun suyu emmesi
- D Mumlu yüzeyde adezyonun zayıf olması ve kohezyonun baskın gelmesi
- E Camın suyu itmesi
Metalik bağda elektronlar serbest dolaşır, iyonik bağda elektron aktarılır, kovalent bağda ortaklaşa kullanılır. Bu bilgiye dayanarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A Metaller katı hâlde iletken olabilir.
- B İyonik bağda zıt yüklü iyonlar oluşur.
- C Kovalent bağda elektron paylaşılır.
- D Bağ türü atomların cinsine bağlıdır.
- E Kovalent bağda da elektron aktarımı gerçekleşir.
Elektronların çekirdek çevresinde belirli enerji düzeylerinde (katmanlarda) bulunduğunu ileri süren atom teorisi aşağıdakilerden hangisidir?
- A Dalton atom teorisi
- B Thomson atom modeli
- C Rutherford atom modeli
- D Bohr atom teorisi
- E Modern atom teorisi
İki ametal atomu arasında bağ oluşmaktadır. Bu bağın oluşum biçimi nasıldır?
- A Elektron aktarımı
- B Proton paylaşımı
- C Elektronların ortaklaşa kullanılması
- D İyon oluşumu
- E Nötron alışverişi
| Ölçü | Değer |
|---|---|
| Yıllık atık | 4000 kg |
| Geri kazanılan | 2600 kg |
Tabloda bir tesisin atık verileri bulunmaktadır. Geri kazanım oranı sorulmaktadır. Tabloya göre bu oran yüzde kaçtır?
- A 26
- B 35
- C 65
- D 154
- E 40
| Özellik | Metal | Ametal |
|---|---|---|
| Elektrik iletimi | İyi iletir | İletmez |
| Elektron alışverişi | Elektron verir | ? |
Tabloda metal ve ametal özellikleri karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan davranış hangisidir?
- A Yine elektron verir
- B Elektron alışverişi yapmaz
- C Elektron alır
- D Proton verir
- E Nötron alır
İyonik bileşiklerin erime noktalarının çok yüksek olduğu ölçülmüştür. Bu özelliğin nedeni nedir?
- A İyonların hafif olması
- B Kristalin küçük olması
- C İyonların renkli olması
- D Zıt yüklü iyonlar arasındaki çekimin çok güçlü olması
- E Bileşiğin ucuz olması
Nötr bir atomda aşağıdaki tanecik sayılarından hangisi birbirine kesinlikle eşittir?
- A Proton ve nötron
- B Proton ve elektron
- C Nötron ve elektron
- D Proton ve kütle numarası
- E Nötron ve kütle numarası
Mezürle su hacmi ölçülürken göz hizasının menisküsün alt çizgisine getirilmesi öğretilmektedir. Bu kuralın nedeni nedir?
- A Suyun içbükey menisküs oluşturması ve gerçek hacmin o çizgide okunması
- B Mezürün eğik durması
- C Suyun buharlaşması
- D Camın kalın olması
- E Işığın kırılması
Bir maddenin az miktarda yararlı, çok miktarda zararlı olabildiği bilinmektedir. Bu durumun kimyasal ilkesi nedir?
- A Her maddenin zararsız olduğu
- B Her maddenin zararlı olduğu
- C Bir maddenin etkisini miktarının belirlediği
- D Doğal maddelerin zararsız olduğu
- E Miktarın önemsiz olduğu
| Durum | Yapılması gereken |
|---|---|
| Deriye asit sıçraması | Bol su ile uzun süre yıkamak |
| Kimyasal göze kaçması | ? |
Tabloda laboratuvar kazalarında yapılacaklar verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan işlem hangisidir?
- A Gözü ovuşturmak
- B Beklemek
- C Göz kapağını kapalı tutmak
- D Bol su ile yıkayıp hemen sağlık yardımı istemek
- E Sabun kullanmak
Bir öğrenci deterjanın yüzey gerilimini düşürdüğünü göstermek istemektedir. Bu amaçla kurabileceği en uygun deney hangisidir?
- A Su yüzeyinde duran bir ataşa deterjan damlatıp batıp batmadığını gözlemek
- B Suyun kütlesini tartmak
- C Suyun sıcaklığını ölçmek
- D Suyun rengini incelemek
- E Suyun hacmini ölçmek
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Temizlik ürünleri çocukların ulaşamayacağı, serin ve kuru bir yerde saklanmalıdır.
- Riskleri sıralayalım. En büyük tehlike çocuk zehirlenmeleridir; ev kazalarında en sık karşılaşılan neden budur. Öyleyse ilk ölçüt erişilebilirlik.
- İkinci ölçüt sıcaklıktır: ısıya yakın saklanan ürünler bozunabilir, uçucu olanların buharı birikebilir ve bazı ambalajlar deforme olur. Serin ve kuru yer bu riski azaltır.
- Üçüncü ölçüt gıdalardan ayrı tutmaktır; yan yana duran ürünlerde karıştırma ve yanlışlıkla kullanma riski doğar. Üç ölçütü birden karşılayan seçenek doğru olandır.
- Denetleyelim: "görünür olması" bir güvenlik ölçütü değil ✓ — tersine, çocuğun ilgisini çekebilir.
Sık yapılan hata: "Gıdaların yanında olması" demek. Bu, en tehlikeli seçeneklerden biridir: kimyasalların gıdayla KARIŞTIRILMA riskini doğrudan artırır.
2. sorunun çözümü
Deterjan molekülleri su molekülleri arasına girip aralarındaki çekimi zayıflatır; yüzey gerilimi düşer ve ataş batar.
- Ataşı neyin taşıdığını belirleyelim: çeliğin yoğunluğu sudan büyüktür, öyleyse ataç yüzmüyor. Onu taşıyan şey yüzey geriliminin oluşturduğu zardır.
- Yüzey geriliminin kaynağı su molekülleri arasındaki kohezyondur, yani hidrojen bağlarıdır. Zarı güçlü kılan bu bağlardır.
- Deterjan molekülünün bir ucu suyla, öteki ucu suyla etkileşmez. Bu moleküller yüzeye yerleşip su molekülleri arasına girer ve hidrojen bağı ağını böler. Kohezyon zayıflar, yüzey gerilimi düşer ve zar ataşı taşıyamaz hâle gelir; ataç batar.
- Denetleyelim: deterjanın temizleme gücü de buradan geliyor ✓ — düşen yüzey gerilimi suyun kumaş liflerine girmesini sağlıyor.
Sık yapılan hata: "Suyun yoğunluğunu artırır" demek. Yoğunluk artsaydı ataç daha kolay YÜZERDİ; deterjan tersine yüzey gerilimini düşürerek onu taşıyan zarı zayıflatır.
3. sorunun çözümü
Yükselmeyi çeperdeki adezyon sağlar; dar boruda taşınacak sıvı ağırlığı azaldığı için sıvı daha yükseğe çıkar.
- Yükselmeyi neyin sağladığını ve neyin sınırladığını ayıralım. Sağlayan: çepere tutunan sıvının adezyon kuvveti. Sınırlayan: yükselen sıvı sütununun ağırlığı.
- Boru daraldığında bu iki büyüklük aynı oranda değişmez. Çeperle temas çizgisi çapla orantılı azalırken, taşınacak sıvının hacmi çapın KARESİYLE azalır.
- Yani ağırlık, tutunma kuvvetinden daha hızlı küçülür. Aynı adezyon daha hafif bir sütunu daha yükseğe çıkarabilir. Öyleyse sıvı en dar boruda en yükseğe çıkar.
- Denetleyelim: bitkilerdeki iletim boruları çok ince ✓ — suyu metrelerce yükseğe taşıyabilmesinin bir nedeni bu.
Sık yapılan hata: "En geniş olan" demek. Geniş boruda taşınacak sıvı ağırlığı çok daha FAZLADIR ve aynı adezyon onu yükseltemez; sıvı en dar boruda en yükseğe çıkar.
4. sorunun çözümü
Bitkinin alamadığı fazla gübre toprakta birikir ve yağmurla yeraltı sularına taşınır.
- Gübrenin ne yaptığını yazalım: bitkinin ihtiyaç duyduğu azot, fosfor ve potasyumu toprağa verir. Ama bitki bunların ancak bir bölümünü alabilir.
- Gereğinden fazla verildiğinde alınamayan kısım toprakta kalır. Toprağın tuz derişimi yükselir, yapısı ve mikroorganizma dengesi bozulur.
- Yağmur suyu bu fazlalığı çözüp aşağı doğru taşır; yeraltı suyuna ve akarsulara karışır. Sularda aşırı besin birikmesi yosun patlamasına ve oksijenin tükenmesine yol açar. Bu yüzden gübre ölçülü kullanılır.
- Denetleyelim: sorun gübrenin kendisinde değil ✓ — ölçüsüz kullanımda; doğru miktarda verildiğinde verimi artırıyor.
Sık yapılan hata: "Ürün veriminin sınırsız artması" demek. Verim belirli bir noktadan sonra ARTMAZ; fazla gübre bitkiye yaramaz, toprakta birikip suya karışır.
5. sorunun çözümü
Aynı grupta polarlık aynı kaldığı için değişen tek şey London kuvvetidir; büyük elektron bulutu kolay kutuplaşır ve kaynama noktası yükselir.
- Karşılaştırmanın neden geçerli olduğunu görelim: moleküller AYNI GRUPTAN, yani hepsi apolar ve benzer yapıda. Polarlık ve bağ türü sabit tutulmuş; değişen tek değişken molekül büyüklüğü.
- Molekül büyüdükçe elektron sayısı artar ve elektron bulutu genişler. Geniş bulut, çekirdeklerden daha uzak ve gevşek tutulduğu için daha kolay şekil değiştirir; anlık kutuplanma daha belirgin olur.
- Belirgin kutuplanma güçlü geçici dipol, güçlü dipol de güçlü London kuvveti demektir. Molekülleri birbirinden ayırmak zorlaşır; kaynama noktası yükselir.
- Denetleyelim: halojenlerde F₂ gaz, Br₂ sıvı, I₂ katı ✓ — aynı grupta molekül büyüdükçe hâl değişiyor.
Sık yapılan hata: "Moleküllerin polarlaşması" demek. Aynı gruptaki bu moleküller APOLAR kalır; kaynama noktasını yükselten şey kalıcı bir polarlık değil, büyüyen elektron bulutunun London kuvvetini güçlendirmesidir.
6. sorunun çözümü
Düşük erime noktası, tanecikleri ayırmanın kolay olduğunu gösterir; bu ancak zayıf moleküller arası etkileşimlerle mümkündür.
- Erime noktasının neyi ölçtüğünü koyalım: tanecikleri bir arada tutan çekimin gücünü. Yüksek erime noktası güçlü, düşük erime noktası zayıf çekim demektir.
- Verilen gözlem çok düşük erime noktası. Öyleyse bu katılarda tanecikleri tutan etkileşimler zayıf olmalıdır.
- Seçenekleri eleyelim: iyonik katılarda güçlü elektriksel çekim, kovalent ağ yapılarda kovalent bağ, metaliklerde elektron denizi vardır; üçü de yüksek erime noktası verir. "Hiç bağ içermemek" ise olanaksızdır, o zaman katı hâlde bile duramazlardı. Geriye zayıf moleküller arası etkileşimler kalır.
- Denetleyelim: kuru buz ve iyot bu sınıftan ✓ — ikisi de oda sıcaklığına yakın sıcaklıklarda hâl değiştiriyor.
Sık yapılan hata: "Hiç bağ içermedikleri" demek. Hiçbir çekim olmasaydı madde KATI HÂLDE duramazdı; düşük erime noktası bağların yokluğunu değil, zayıflığını gösterir.
7. sorunun çözümü
Aynı gruptaki elementler son katmanlarında aynı sayıda elektron taşıdığı için benzer kimyasal özellik gösterir.
- Kimyasal tepkimelerde atomların en dış katmandaki (değerlik) elektronları alınır, verilir ya da ortaklaşa kullanılır.
- Periyodik tabloda bir grup, değerlik elektron sayısı aynı olan elementlerden oluşur; örneğin 1A grubunun hepsinde son katmanda 1 elektron vardır.
- Değerlik elektron sayısı aynı olunca tepkimeye girme biçimleri de benzer olur: 1A metalleri 1 elektron vererek +1 yüklü iyon oluşturur.
- Denetleyelim: lityum, sodyum ve potasyum sudaki tepkimelerinde benzer ürünler verir; katman sayıları farklı olsa da son katman elektronları aynıdır ✓.
Sık yapılan hata: "Aynı sayıda katmana sahip olmaları" demek. Aynı katman sayısı aynı PERİYODU belirler; aynı gruptaki elementlerin katman sayısı yukarıdan aşağı artar.
8. sorunun çözümü
İlaç etkin maddeleri atık su arıtmasında tam olarak tutulamaz; sulara karışıp canlıları etkiler.
- İlacın lavaboya döküldükten sonra nereye gittiğini izleyelim: kanalizasyondan atık su arıtma tesisine, oradan da akarsu ya da denize.
- Arıtma tesislerinin neye göre tasarlandığına bakalım: organik kirliliği, katı maddeyi ve besin tuzlarını gidermek için. İlaç etkin maddeleri ise bilerek KARARLI olacak biçimde tasarlanmıştır; vücutta hemen parçalanmasınlar diye. Bu kararlılık arıtmada da sürer.
- Tutulamayan etkin maddeler doğal sulara karışır. Çok düşük derişimlerde bile su canlılarının üremesini ve davranışını etkiler; antibiyotikler ayrıca dirençli bakteri gelişimine yol açar. Bu yüzden kullanılmayan ilaçlar eczanelere teslim edilir.
- Denetleyelim: sorun miktarda değil kararlılıkta ✓ — az miktar bile parçalanmadan doğada kalıyor.
Sık yapılan hata: "Lavabonun tıkanması" demek. Sıvı ilaç lavaboyu TIKAMAZ; sakınca, etkin maddenin arıtmadan geçip doğal sulara karışması ve canlıları etkilemesidir.
9. sorunun çözümü
Camda adezyon güçlü olduğu için su yayılır; mum apolar olduğundan adezyon zayıftır ve kohezyon baskın gelerek damla oluşturur.
- Aynı sıvının iki farklı davranışını karşılaştıralım: camda yayılıyor, mumda toplanıyor. Su değişmediğine göre farkı yüzey yaratıyor.
- Cam yüzeyi polardır; oksijen atomları su molekülleriyle hidrojen bağı kurabilir. Adezyon güçlüdür, su yüzeye tutunup yayılır, yani yüzeyi ıslatır.
- Mum ise apolar bir hidrokarbondur; su molekülleriyle hemen hiç etkileşemez ve adezyon çok zayıf kalır. Bu durumda kohezyon baskın gelir: su molekülleri birbirine tutunup en küçük yüzeyli biçime, damlaya büzülür.
- Denetleyelim: damlaların küresel olması ✓ — kohezyon baskın olduğunda yüzey gerilimi biçimi belirliyor.
Sık yapılan hata: "Mumun suyu emmesi" demek. Mum su EMMEZ, tersine su onun üzerinde damla hâlinde durur; nedeni adezyonun zayıf kalması ve kohezyonun baskın gelmesidir.
10. sorunun çözümü
Verilen bilgi kovalent bağda elektronların ortaklaşa kullanıldığını söyler; aktarım iyonik bağın tanımıdır ve ikisi karıştırılamaz.
- Verilen bilgiyi üç tanıma ayıralım: metalik bağda elektronlar serbest dolaşır, iyonik bağda elektron AKTARILIR, kovalent bağda ORTAKLAŞA kullanılır.
- Seçenekleri bunlarla karşılaştıralım. Metallerin katı hâlde iletken olabilmesi serbest elektronlardan, iyonik bağda zıt yüklü iyonların oluşması aktarımdan, kovalent bağda elektron paylaşılması üçüncü tanımdan çıkıyor; bağ türünün atomların cinsine bağlı olması ise üç tanımın hangi durumda geçerli olduğundan.
- Geriye kalan yargı, kovalent bağda da elektron aktarımı gerçekleştiğini söylüyor. Oysa aktarım iyonik bağın tanımıdır; kovalent bağda elektron hiçbir atoma tümüyle geçmez, paylaşılır. İki tanım birbirini dışlar; bu yargı söylenemez.
- Denetleyelim: polar kovalent bağda elektron biraz kayıyor ✓ — ama yine paylaşılıyor, aktarım olsaydı bağ iyonik olurdu.
Sık yapılan hata: "İyonik bağda zıt yüklü iyonlar oluşur." demek. Bu yargı, bilgideki AKTARIM tanımından doğrudan çıkar ve doğrudur; bilgiyle çelişen, kovalent bağda aktarım olduğunu söyleyen yargıdır.
11. sorunun çözümü
Elektronların belirli enerji düzeylerinde (katmanlarda) bulunduğunu ilk ileri süren Bohr atom teorisidir.
- Anahtar ifade "belirli enerji düzeyleri"dir; elektronun her enerjiye değil, yalnız belli değerlere sahip olabildiği fikri.
- Modelleri sırayla eleyelim: Dalton atomu bölünemez dolu küre sayar; Thomson elektronları pozitif bir küre içine gömer; Rutherford çekirdeği keşfeder ama elektronların enerjisi hakkında bir düzey önermez.
- Bohr, hidrojen atomunun ışıma çizgilerini açıklamak için elektronların belirli enerji düzeylerinde bulunduğunu ve düzey değiştirirken enerji alıp verdiğini ileri sürdü.
- Denetleyelim: "katmanlı atom modeli" ile çizilen şekiller bugün de Bohr’un düzey fikrine dayanır ✓.
Sık yapılan hata: "Rutherford atom modeli" demek. Rutherford atomun merkezinde küçük ve yoğun bir çekirdek olduğunu gösterdi; elektronların belirli enerji düzeylerinde bulunduğu fikri ondan sonra Bohr’a aittir.
12. sorunun çözümü
İki ametal de elektron almaya eğilimlidir; hiçbiri veremeyeceği için elektronları ortaklaşa kullanırlar.
- İki atomun eğilimini yazalım: ikisi de ametaldir, yani ikisinin de dış katmanı dolmaya yakındır ve elektron almak ister.
- Aktarımın neden olamayacağını görelim: aktarım için birinin vermeye istekli olması gerekir. İki alıcı bir araya geldiğinde hiçbiri elektronundan vazgeçmez.
- Geriye tek çözüm kalır: elektronları ORTAKLAŞA kullanmak. Her iki atom da paylaşılan çifti kendi dış katmanından sayar ve ikisi birden kararlı düzene ulaşır. Bu paylaşıma kovalent bağ denir.
- Denetleyelim: paylaşımda iyon oluşmuyor ✓ — bu yüzden kovalent bileşikler çoğunlukla elektriği iletmiyor.
Sık yapılan hata: "Elektron aktarımı" demek. Aktarım, biri VERİCİ biri alıcı olduğunda, yani metal-ametal çiftinde olur; iki ametal arasında elektronlar paylaşılır.
13. sorunun çözümü
Geri kazanım oranı, geri kazanılanın toplama bölünmesiyle bulunur: 2600 ÷ 4000 = %65.
- Tablodaki iki değeri alalım: yıllık atık 4000 kg, geri kazanılan 2600 kg.
- Oranı kuralım: geri kazanılan ÷ toplam atık = 2600 ÷ 4000.
- Bölmeyi yapalım: 2600 ÷ 4000 = 0,65. Yüzdeye çevirmek için 100 ile çarpalım: %65.
- Denetleyelim: geri kazanılmayan 4000 − 2600 = 1400 kg, yani %35 ✓ — iki oran toplamı %100 ediyor.
Sık yapılan hata: 35 demek. %35, geri kazanılMAYAN bölümün oranıdır (1400 kg); soru geri kazanılanı istiyor, o da %65’tir.
14. sorunun çözümü
Metaller dış elektronlarını kolay verir, ametaller ise elektron alarak kararlı düzene ulaşır.
- Tablonun kurgusu şu: solda özellik, ortada metal, sağda ametal. Dolu satırlar: elektrik iletiminde metal iyi iletir, ametal iletmez; elektron alışverişinde metal elektron verir.
- Metalin neden verdiğini görelim: değerlik elektron sayısı azdır (çoğunlukla 1-3). Az sayıda elektronu vermek, kararlı bir düzene ulaşmanın en kısa yoludur.
- Ametalde durum tersidir: dış katman dolmaya yakındır, 5-7 elektron taşır. Bu kadar elektronu vermek yerine birkaç tane ALMAK çok daha kolaydır. Öyleyse boşluğa "elektron alır" gelir.
- Denetleyelim: iki davranış birbirini tamamlıyor ✓ — metalin verdiği elektronu ametal alıyor, iyonik bağ böyle kuruluyor.
Sık yapılan hata: "Yine elektron verir" demek. Elektron verme, aynı satırda METAL için zaten yazılmış; ametalin dış katmanı dolmaya yakın olduğu için o elektron alır.
15. sorunun çözümü
İyonik örgüde her iyon çok sayıda zıt yüklü komşuyla güçlü çekim kurar; ayırmak için yüksek sıcaklık gerekir.
- Erimenin ne olduğunu koyalım: tanecikleri bir arada tutan çekimlerin ısıyla yenilmesi ve düzenin bozulması. Öyleyse erime noktası, o çekimin gücünün ölçüsüdür.
- İyonik katıda çekimin gücünü belirleyen iki şey vardır. Birincisi, zıt yükler arasındaki elektriksel çekim zaten çok güçlüdür.
- İkincisi ve çoğu kez atlanan yanı: örgüde her iyon tek bir eşle değil, kendisini saran ALTI ya da sekiz komşuyla birden çekim kurar. Bir iyonu koparmak, bütün bu çekimleri birden yenmek demektir. Erime noktasının yüzlerce dereceye çıkmasının nedeni budur.
- Denetleyelim: moleküler katılarda erime noktası çok düşük ✓ — orada tanecikleri yalnız zayıf etkileşimler tutuyor.
Sık yapılan hata: "İyonların hafif olması" demek. Kütle erime noktasını belirlemez; belirleyici olan, her iyonun çok sayıda komşusuyla kurduğu güçlü elektriksel çekimdir.
16. sorunun çözümü
Nötr atomda net yük sıfırdır; bu yalnız proton sayısı elektron sayısına eşitken sağlanır.
- Yüklü tanecikleri ayıralım: proton (+1), elektron (−1); nötron ise yüksüzdür.
- Nötr atomun net yükü 0’dır; pozitif ve negatif yüklerin birbirini tam götürmesi için proton sayısı = elektron sayısı olmalı.
- Nötron sayısı yükü etkilemediğinden proton sayısına eşit olmak zorunda değildir; izotoplar bunun kanıtıdır (örneğin ³⁵Cl’de 17 proton, 18 nötron).
- Denetleyelim: Z = 11 olan nötr sodyumda 11 proton, 11 elektron vardır ama 12 nötron bulunur ✓; eşitlik yalnız proton ile elektron arasında kesin.
Sık yapılan hata: "Proton ve nötron" demek. Hafif atomların bazılarında (karbon-12 gibi) bu sayılar eşit olsa da bu bir zorunluluk değildir; nötron yüksüz olduğundan atomun nötr olmasıyla ilgisi yoktur.
17. sorunun çözümü
Su camda içbükey menisküs oluşturur; kenarlardaki yükselme gerçek hacmi yansıtmaz, ölçüm çukurun en alt çizgisinden yapılır.
- Mezürdeki su yüzeyinin neden düz olmadığını hatırlayalım: suyun cama olan adezyonu kohezyonundan güçlüdür, kenarlar çepere tırmanır ve içbükey bir menisküs oluşur.
- Bu tırmanma yerel bir etkidir; kenardaki suyun yükselmesi kaptaki su miktarının fazla olduğu anlamına gelmez. Kenar çizgisinden okumak hacmi olduğundan büyük gösterir.
- Sıvının gerçek düzeyini gösteren yer, çukurun en alt noktasıdır. Bu yüzden göz hizası menisküsün alt çizgisine getirilir ve okuma oradan yapılır. Göz hizasının ayarlanması ayrıca bakış açısından doğan hatayı da önler.
- Denetleyelim: cıvada kural tersine dönerdi ✓ — orada menisküs dışbükey olduğu için üst çizgiden okunur.
Sık yapılan hata: "Işığın kırılması" demek. Kırılma cam kaplarda küçük bir yanılma yaratabilir, ama kuralın nedeni bu değildir; okuma, suyun içbükey MENİSKÜS oluşturması yüzünden alt çizgiden yapılır.
18. sorunun çözümü
Bir maddenin etkisini adı değil miktarı belirler; zehirliliği belirleyen dozdur.
- Verilen gözlemi okuyalım: aynı madde az miktarda yararlı, çok miktarda zararlı olabiliyor. Değişen tek şey miktar.
- Öyleyse "zehirli madde" ile "zararsız madde" diye kesin bir ayrım yapılamaz. Aynı madde iki kategoriye de girebiliyorsa, belirleyici olan maddenin kimliği değildir.
- Belirleyici olan dozdur. Vitaminler aşırı alındığında zehirlidir, su bile çok fazla içildiğinde ölümcül olabilir; buna karşılık pek çok zehir çok düşük dozda ilaç olarak kullanılır. İlke bütün maddeler için geçerlidir.
- Denetleyelim: bu ilke "doğal olan güvenlidir" inancını da çürütüyor ✓ — doğallık bir doz ölçütü değil.
Sık yapılan hata: "Her maddenin zararlı olduğu" demek. İlke maddeleri zararlı ya da zararsız diye AYIRMAZ; söylediği şey, etkiyi belirleyenin madde değil miktar olduğudur.
19. sorunun çözümü
Göz en hassas bölgedir; bol su ile yıkanmalı ve hemen sağlık yardımı istenmelidir.
- Tablonun kurgusu şu: solda kaza durumu, sağda yapılması gereken. Dolu satır: deriye asit sıçraması → bol su ile uzun süre yıkamak.
- Dolu satırdaki mantığı görelim: öncelik maddeyi seyreltip uzaklaştırmaktır. Bol su hem derişimi düşürür hem maddeyi yıkar; bu yüzden nötrleştirici aramak yerine hemen su kullanılır.
- Göz için aynı ilke geçerlidir, ama iki ek vardır: göz dokusu çok daha hassastır ve ovuşturmak hasarı derinleştirir. Bu yüzden göz açık tutularak uzun süre yıkanır ve hasar görünmese bile hemen sağlık yardımı istenir.
- Denetleyelim: sabun kullanmak yanlış olurdu ✓ — ek bir kimyasal daha eklemek durumu ağırlaştırır.
Sık yapılan hata: "Gözü ovuşturmak" demek. Ovuşturmak kimyasalı dokuya YAYAR ve hasarı derinleştirir; yapılması gereken bol suyla yıkayıp hemen tıbbi yardım almaktır.
20. sorunun çözümü
Ataşı taşıyan şey yüzey gerilimidir; deterjan eklendiğinde batması, gerilimin düştüğünün doğrudan gözlenebilir kanıtıdır.
- Gösterilmek istenen iddiayı yazalım: deterjan suyun yüzey gerilimini düşürüyor. Öyleyse deney, yüzey geriliminin varlığına bağlı bir olay kurmalı ve deterjan eklenince o olayın bozulduğunu göstermeli.
- Yüzey gerilimine bağlı en açık gözlem, yoğunluğu sudan büyük bir cismin yüzeyde durabilmesidir. Ataç dikkatlice bırakıldığında yüzey zarı üzerinde kalır.
- Şimdi deterjan damlatılır. Ataç batıyorsa, onu taşıyan zarın zayıfladığı, yani yüzey geriliminin düştüğü doğrudan gösterilmiş olur. Kütle, sıcaklık, renk ve hacim ölçümleri yüzey gerilimi hakkında hiçbir bilgi vermez.
- Denetleyelim: deney tek değişkenli ✓ — yalnız deterjan ekleniyor, ataç ve su aynı kalıyor.
Sık yapılan hata: "Suyun kütlesini tartmak" demek. Deterjan eklemek suyun kütlesini biraz artırır ama bu YÜZEY GERİLİMİ hakkında bilgi vermez; kanıt, ataşın batmasıdır.