9. Sınıf Kimya 2. Dönem 1. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1
metal + ametal -> iyonik bağ

Bir metal atomu ile bir ametal atomu arasında bağ oluşmaktadır. Bu bağın oluşum biçimi nasıldır?

  1. A Elektronların ortaklaşa kullanılması
  2. B Metalden ametale elektron aktarımı ve oluşan zıt iyonların çekimi
  3. C Protonların paylaşılması
  4. D Nötronların aktarılması
  5. E Hiçbir alışveriş olmaması
2

Kaynayan saf bir sıvının sıcaklığının, ısıtmaya devam edilse bile değişmediği ölçülmüştür. Bu gözlemin açıklaması nedir?

  1. A Isıtıcının bozulması
  2. B Verilen ısının sıvıyı gaz hâline geçirmek için harcanması
  3. C Sıvının soğuması
  4. D Termometrenin yanlış ölçmesi
  5. E Sıvının donması
3
güçlü etkileşim -> yüksek viskozite

İki sıvıdan birinin moleküller arası etkileşimi daha güçlüdür. Bu sıvının viskozitesi için ne söylenir?

  1. A Daha düşüktür
  2. B Değişmez
  3. C Belirlenemez
  4. D Sıfırdır
  5. E Daha yüksektir
4

Islak çamaşırın geniş bir yüzeye serilerek kurutulması önerilmektedir. Bu önerinin gerekçesi nedir?

  1. A Buharlaşma hızının yüzey alanıyla artması
  2. B Denge buhar basıncının artması
  3. C Çamaşırın ağırlaşması
  4. D Sıcaklığın yükselmesi
  5. E Suyun donması
5
yüzeydeki molekül -> net kuvvet içeri

Sıvının içindeki bir molekül her yönden çekilirken, yüzeydeki bir molekülün yalnız aşağı ve yanlardan çekildiği bilinmektedir. Bu dengesizliğin sonucu nedir?

  1. A Yüzeyin genişlemeye çalışması
  2. B Sıvının donması
  3. C Sıvının buharlaşmaması
  4. D Yüzeyin gergin bir zar gibi davranması
  5. E Yüzeyin kaybolması
6
güçlü etkileşim -> düşük buhar basıncı

Aynı sıcaklıkta iki sıvının buhar basınçları karşılaştırılmaktadır. Moleküller arası etkileşimi güçlü olan sıvının buhar basıncı için ne söylenir?

  1. A Daha büyüktür
  2. B Daha küçüktür
  3. C Eşittir
  4. D Sıfırdır
  5. E Belirlenemez
7

Bir öğrenci bilinmeyen bir katının iyonik mi metalik mi olduğunu belirlemek istemektedir. Bu ayrımı yapabilecek en pratik deney hangisidir?

  1. A Kütlesini tartmak
  2. B Rengine bakmak
  3. C Hacmini ölçmek
  4. D Katı hâlde elektrik iletip iletmediğine bakmak
  5. E Kokusunu almak
8

Su geçirmez kumaşların yüzeyi özel bir kaplamayla işlenmektedir. Bu kaplamanın çalışma ilkesi nedir?

  1. A Kumaşı ısıtması
  2. B Su ile kumaş arasındaki adezyonu düşürüp suyun damla hâlinde akmasını sağlaması
  3. C Suyu buharlaştırması
  4. D Kumaşı ağırlaştırması
  5. E Suyu dondurması
9

Elmasta her karbon atomunun dört komşusuna kovalent bağla bağlı olduğu ve bu ağın kristal boyunca sürdüğü bilinmektedir. Bu yapının elmasa kazandırdığı özellik nedir?

  1. A Kolay erimesi
  2. B Elektriği iyi iletmesi
  3. C Yumuşak olması
  4. D Suda çözünmesi
  5. E Çok sert olması ve erime noktasının çok yüksek olması
10

Bitkilerde suyun kökten yapraklara doğru taşınmasında kılcallığın rol oynadığı bilinmektedir. Bu taşınmayı mümkün kılan kuvvetler hangileridir?

  1. A Yalnız yer çekimi
  2. B Su moleküllerinin birbirini tutması ve iletim borularının çeperine yapışması
  3. C Yalnız rüzgâr
  4. D Yalnız güneş ışığı
  5. E Yalnız toprağın basıncı
11
su/cam: adezyon > kohezyon

Cam bir borudaki suyun yüzeyinin kenarlarda yukarı kalkıp çukur biçim aldığı gözlenmektedir. Bu biçimin nedeni nedir?

  1. A Suyun donması
  2. B Borunun eğik olması
  3. C Suyun cama olan adezyonunun, kendi kohezyonundan güçlü olması
  4. D Havanın basıncı
  5. E Suyun buharlaşması
12

Saf bakır yerine tunç, saf demir yerine çelik kullanılması yaygındır. Alaşım oluşturmanın kimyasal amacı nedir?

  1. A Katman kaymasını zorlaştırıp sertlik ve dayanımı artırmak
  2. B Metalin ucuzlaması
  3. C Metalin renginin değişmesi
  4. D Metalin hafiflemesi
  5. E Metalin erimesini kolaylaştırmak
13

Kohezyon aynı tür tanecikler, adezyon farklı tür tanecikler arasındadır; yüzey gerilimi kohezyondan doğar ve sıcaklık artınca azalır. Bu bilgiye dayanarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  1. A Sıcak suda yüzey gerilimi daha düşüktür.
  2. B Damlanın küresel olması kohezyonla ilgilidir.
  3. C Adezyon farklı maddeler arasında etkilidir.
  4. D Kılcallıkta iki kuvvet birlikte rol oynar.
  5. E Yüzey gerilimi adezyondan kaynaklanır.
14

Saf suyla kabarcık üflemenin zor, sabunlu suyla kolay olduğu gözlenmektedir. Bu farkın nedeni nedir?

  1. A Sabunun suyu ağırlaştırması
  2. B Sabunun suyu ısıtması
  3. C Saf suyun yüzey geriliminin çok yüksek olup zarın hemen büzülmesi
  4. D Sabunun suyu dondurması
  5. E Saf suyun buharlaşmaması
15
Atom çiftiBeklenen bağ türü
Metal - Ametalİyonik
Ametal - AmetalKovalent
Metal - Metal?

Tabloda atom çiftlerine göre beklenen bağ türleri verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan bağ türü hangisidir?

  1. A İyonik
  2. B Kovalent
  3. C Metalik
  4. D Hidrojen bağı
  5. E Bağ oluşmaz
16
İyonik katının hâliElektrik iletimi
Katıİletmez
Sıvı ya da sulu çözelti?

Tabloda iyonik bir bileşiğin farklı hâllerdeki iletkenliği verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan yanıt hangisidir?

  1. A Yine iletmez
  2. B İletir; iyonlar serbest hâle gelmiştir
  3. C Yalnız ısıtılırsa iletir
  4. D Yalnız karanlıkta iletir
  5. E Belirlenemez
17

Mezürle su hacmi ölçülürken göz hizasının menisküsün alt çizgisine getirilmesi öğretilmektedir. Bu kuralın nedeni nedir?

  1. A Suyun içbükey menisküs oluşturması ve gerçek hacmin o çizgide okunması
  2. B Mezürün eğik durması
  3. C Suyun buharlaşması
  4. D Camın kalın olması
  5. E Işığın kırılması
18

Bir öğrenci deterjanın yüzey gerilimini düşürdüğünü göstermek istemektedir. Bu amaçla kurabileceği en uygun deney hangisidir?

  1. A Su yüzeyinde duran bir ataşa deterjan damlatıp batıp batmadığını gözlemek
  2. B Suyun kütlesini tartmak
  3. C Suyun sıcaklığını ölçmek
  4. D Suyun rengini incelemek
  5. E Suyun hacmini ölçmek
19
tek bağ < çift bağ < üçlü bağ

İki atom arasında paylaşılan elektron çifti sayısı artırılmaktadır. Bu artışın bağ üzerindeki etkisi nedir?

  1. A Bağ zayıflar ve uzar
  2. B Bağ değişmez
  3. C Bağ kopar
  4. D Bağ güçlenir ve kısalır
  5. E Bağ iyonik olur
20
ametal + ametal -> kovalent bağ

İki ametal atomu arasında bağ oluşmaktadır. Bu bağın oluşum biçimi nasıldır?

  1. A Elektron aktarımı
  2. B Proton paylaşımı
  3. C Elektronların ortaklaşa kullanılması
  4. D İyon oluşumu
  5. E Nötron alışverişi
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. B 2. B 3. E 4. A 5. D 6. B 7. D 8. B 9. E 10. B 11. C 12. A 13. E 14. C 15. C 16. B 17. A 18. A 19. D 20. C
1. sorunun çözümü

Metal elektron verip katyon, ametal elektron alıp anyon olur; zıt yüklü iyonlar arasındaki çekim iyonik bağdır.

  1. İki atomun eğilimlerinden başlayalım. Metallerin değerlik elektronu azdır ve iyonlaşma enerjileri düşüktür; elektron vermeye eğilimlidirler.
  2. Ametallerin ise dış katmanı dolmaya yakındır ve elektronegatiflikleri yüksektir; elektron almaya eğilimlidirler. İki eğilim birbirini tamamlıyor.
  3. Bu yüzden metal elektronunu ametale AKTARIR. Metal pozitif katyona, ametal negatif anyona dönüşür ve aralarında güçlü bir elektriksel çekim doğar. İyonik bağ bu çekimdir; yani bağ, aktarımın sonucudur.
  4. Denetleyelim: iki ametal bir araya gelseydi ✓ — ikisi de almak isteyeceği için aktarım olmaz, elektronlar paylaşılırdı.

Sık yapılan hata: "Elektronların ortaklaşa kullanılması" demek. Ortaklaşa kullanım KOVALENT bağdır ve iki ametal arasında görülür; metal ile ametal arasında elektron aktarımı gerçekleşir.

2. sorunun çözümü

Hâl değişimi sırasında verilen ısı sıcaklığı yükseltmez; moleküller arası etkileşimleri koparıp sıvıyı gaza dönüştürmek için harcanır.

  1. Isının normalde ne yaptığını hatırlayalım: taneciklerin hareket enerjisini artırır ve bunu sıcaklık olarak ölçeriz.
  2. Kaynama sırasında ise verilen enerjinin başka bir işi vardır: molekülleri sıvıda tutan etkileşimleri koparmak. Bir molekülün gaz fazına geçmesi için bu bağların yenilmesi gerekir.
  3. Enerji bu işe harcandığı için taneciklerin ortalama hızı artmaz; termometre sabit bir değer gösterir. Sıvının tamamı gaz hâline geçene kadar sıcaklık yükselmez.
  4. Denetleyelim: erimede de aynı şey oluyor ✓ — buz-su karışımı erime bitene kadar 0 °C’de kalıyor.

Sık yapılan hata: "Termometrenin yanlış ölçmesi" demek. Termometre doğru ölçüyor; sıcaklığın sabit kalması, verilen ısının HÂL DEĞİŞİMİNE harcanmasının beklenen sonucudur.

3. sorunun çözümü

Akış moleküllerin birbiri üzerinden kaymasıdır; güçlü etkileşim bu kaymayı zorlaştırır ve viskozite yükselir.

  1. Aynı nedenin iki ayrı sonucunu birlikte görelim. Moleküller arası çekim güçlüyse molekülleri birbirinden koparmak zorlaşır. Bu tek cümle iki özelliği birden belirler.
  2. Buhar basıncı yönünde sonucu DÜŞÜRÜCÜDÜR: molekül yüzeyden zor ayrıldığı için gaz fazına az geçer, basınç küçük kalır.
  3. Viskozite yönünde ise sonucu YÜKSELTİCİDİR: akarken moleküller komşularını bırakıp yeni komşulara geçmek zorundadır, güçlü çekim bu geçişi zorlaştırır ve sıvı ağır akar. Öyleyse etkileşimi güçlü sıvının viskozitesi daha yüksektir.
  4. Denetleyelim: bal hem koyu akıyor hem zor buharlaşıyor ✓ — iki özellik aynı nedenden, ters yönlerde çıkıyor.

Sık yapılan hata: "Daha düşüktür" demek. Düşük viskozite ZAYIF etkileşimli sıvılarda görülür; güçlü çekim moleküllerin birbiri üzerinden kaymasını zorlaştırır ve akmaya direnci artırır.

4. sorunun çözümü

Buharlaşma yüzeyde gerçekleşir; yüzey alanı büyüdükçe birim zamanda ayrılan molekül sayısı artar.

  1. Buharlaşmanın nerede olduğunu belirleyelim: yalnız sıvının YÜZEYİNDE. İçerideki moleküller ancak yüzeye ulaştıklarında ayrılabilir.
  2. Öyleyse birim zamanda kaç molekülün ayrılabileceğini, yüzeydeki molekül sayısı sınırlar. Çamaşır serildiğinde su ince bir tabaka hâlinde geniş bir alana yayılır; yüzey alanı katlanır.
  3. Aynı sürede çok daha fazla molekül ayrılabildiği için kuruma hızlanır. Dikkat: hızlanan şey buharlaşma HIZIDIR; denge buhar basıncı değişmez, o yalnız sıvının türüne ve sıcaklığa bağlıdır.
  4. Denetleyelim: rüzgâr da hızlandırıyor ✓ — buharı uzaklaştırarak geri dönüşü engellediği için.

Sık yapılan hata: "Denge buhar basıncının artması" demek. Yüzey alanı denge buhar basıncını DEĞİŞTİRMEZ; yalnız buharlaşma hızını artırır, ikisi ayrı büyüklüklerdir.

5. sorunun çözümü

Yüzeydeki moleküller içeri doğru net bir kuvvetle çekilir; yüzey en küçük alana büzülüp gergin bir zar gibi davranır.

  1. Sıvının içindeki bir molekülü düşünelim: her yönden komşularıyla çevrilidir, çekimler her yönde dengelenir ve net kuvvet sıfırdır.
  2. Yüzeydeki molekülde durum farklıdır: üstünde komşusu yoktur, yalnız yanlardan ve aşağıdan çekilir. Öyleyse ona etkiyen net kuvvet İÇERİ doğrudur.
  3. Bütün yüzey molekülleri içeri çekildiği için yüzey büzülmeye, alanını küçültmeye çalışır. Dışarıdan bakıldığında yüzey gergin bir zar gibi davranır; onu genişletmek için iş yapmak gerekir. Bu davranışa yüzey gerilimi denir.
  4. Denetleyelim: aynı nedenle damla küre biçimi alıyor ✓ — küre en küçük yüzeyli biçim.

Sık yapılan hata: "Yüzeyin genişlemeye çalışması" demek. Net kuvvet İÇERİ doğru olduğu için yüzey genişlemeye değil BÜZÜLMEYE çalışır; genişletmek için dışarıdan iş yapmak gerekir.

6. sorunun çözümü

Güçlü etkileşim molekülü sıvıda tutar; buharlaşma yavaş olduğu için denge daha düşük basınçta kurulur.

  1. Dengenin nasıl kurulduğunu hatırlayalım: buharlaşma hızı ile yoğunlaşma hızı eşitlenene kadar gaz fazı dolar. Denge basıncını belirleyen şey, bu eşitliğin hangi molekül sayısında sağlandığıdır.
  2. Etkileşimi güçlü sıvıda buharlaşma hızı düşüktür; yüzeyden birim zamanda az molekül ayrılır.
  3. Yoğunlaşma hızı ise gaz fazındaki molekül sayısıyla artar. Yavaş buharlaşmayı dengelemek için AZ sayıda gaz molekülü yeter; denge erken kurulur. Öyleyse güçlü etkileşimli sıvının denge buhar basıncı daha küçüktür.
  4. Denetleyelim: su ile eter karşılaştırması ✓ — sudaki hidrojen bağları buhar basıncını belirgin biçimde düşürüyor.

Sık yapılan hata: "Daha büyüktür" demek. Büyük buhar basıncı, etkileşimi ZAYIF olan sıvılarda görülür; güçlü çekim molekülleri sıvıda tuttuğu için basınç düşük kalır.

7. sorunun çözümü

Metalik katı serbest elektronu sayesinde katı hâlde iletir, iyonik katı iletmez; tek bir iletkenlik deneyi ikisini ayırır.

  1. İki katıyı ayıracak bir özellik arayalım. Kütle, hacim, renk ve koku ikisinde de değişken olabilir; hiçbiri kesin ayrım vermez.
  2. Ama iletkenlik ikisinde kesin biçimde farklıdır: metalik katıda yük taşıyıcısı serbest elektrondur ve katı hâlde hareketlidir; iyonik katıda taşıyıcı iyonlardır ve örgüde kilitlidir.
  3. Öyleyse katıyı basit bir devreye bağlamak yeter. Ampul katı hâlde yanıyorsa madde metaliktir; yanmıyor ama su içinde çözüldüğünde yanıyorsa iyoniktir. Tek deneyle ayrım kesin olarak yapılır.
  4. Denetleyelim: ikinci basamak da bilgi veriyor ✓ — çözünce iletmesi maddenin iyonik olduğunu ayrıca doğruluyor.

Sık yapılan hata: "Rengine bakmak" demek. Hem metalik hem iyonik katılar çok FARKLI renklerde olabilir; ayrımı kesin biçimde yapan gözlem katı hâldeki elektrik iletkenliğidir.

8. sorunun çözümü

Kaplama yüzeyi apolar hâle getirip adezyonu düşürür; kohezyon baskın geldiği için su damla hâlinde akıp gider.

  1. İstenen sonucu yazalım: suyun kumaşa nüfuz etmemesi, yüzeyde toplanıp akıp gitmesi. Öyleyse su ile kumaş arasındaki çekim azaltılmalı.
  2. İşlenmemiş kumaş liflerine su güçlü biçimde tutunur; adezyon baskındır ve kılcallıkla lifler arasına çekilir, kumaş ıslanır.
  3. Kaplama, lif yüzeylerini apolar bir tabakayla örter. Su bu yüzeye tutunamaz, adezyon düşer ve kohezyon baskın hâle gelir. Su molekülleri birbirine tutunup damla oluşturur ve eğimli yüzeyden akar. Kumaş su geçirmez hâle gelir.
  4. Denetleyelim: kumaş hâlâ hava geçiriyor ✓ — kaplama gözenekleri kapatmıyor, yalnız yüzeyin su ile ilişkisini değiştiriyor.

Sık yapılan hata: "Suyu buharlaştırması" demek. Kaplama suyu BUHARLAŞTIRMAZ; yaptığı şey adezyonu düşürüp suyun damla hâlinde yüzeyden akmasını sağlamaktır.

9. sorunun çözümü

Bütün kristal tek bir kovalent bağ ağıdır; kırmak ya da eritmek bu güçlü bağları koparmayı gerektirir.

  1. Elmasın yapısını yazalım: her karbon atomu dört komşusuna kovalent bağla bağlı ve bu ağ kristalin bir ucundan öteki ucuna kesintisiz sürüyor. Yani elmas tek bir dev moleküldür.
  2. Moleküler katılarla farkını görelim: orada moleküller içinde kovalent bağ vardır ama moleküller arası çekim zayıftır; erime bu zayıf çekimleri yener, kovalent bağlara dokunulmaz.
  3. Elmasta böyle bir zayıf halka yoktur. Kristali kırmak ya da eritmek doğrudan kovalent bağları koparmak demektir ve bu bağlar çok güçlüdür. Bu yüzden elmas bilinen en sert maddelerden biridir ve erime noktası çok yüksektir.
  4. Denetleyelim: elmas elektriği iletmiyor ✓ — bütün elektronlar bağlarda tutulu, serbest taşıyıcı yok.

Sık yapılan hata: "Elektriği iyi iletmesi" demek. Elmasta bütün değerlik elektronları BAĞLARDA tutuludur ve serbest taşıyıcı bulunmaz; bu yüzden elmas yalıtkandır.

10. sorunun çözümü

Kohezyon su sütununu koparmadan bir arada tutar, adezyon onu boru çeperine tutundurup yukarı çeker; ikisi birlikte çalışır.

  1. Bitkideki sorunu koyalım: su kökten yapraklara, yani yer çekimine karşı metrelerce yukarı taşınmalı. Tek bir kuvvet bunu yapamaz.
  2. Adezyonun işini görelim: su molekülleri iletim borularının çeperine tutunur ve tırmanır. Bu, sütunu yukarı çeken kuvvettir.
  3. Kohezyonun işi ise sütunu ayakta tutmaktır: su molekülleri birbirini hidrojen bağlarıyla güçlü biçimde çektiği için sütun kopmaz, en üstteki molekül çekildiğinde altındakiler de birlikte gelir. Yaprakta buharlaşan her molekül, aşağıdakileri yukarı çeker. İki kuvvet birlikte çalışmadan taşınma olmaz.
  4. Denetleyelim: sütun koparsa hava kabarcığı oluşuyor ve iletim duruyor ✓ — kohezyonun ne kadar kritik olduğunu bu gösteriyor.

Sık yapılan hata: "Yalnız yer çekimi" demek. Yer çekimi suyu AŞAĞI çeker, taşınmaya karşı çalışır; yukarı taşımayı kohezyon ile adezyon birlikte sağlar.

11. sorunun çözümü

Suyun cama olan adezyonu kendi kohezyonundan güçlüdür; kenarlar yukarı tırmanır ve içbükey menisküs oluşur.

  1. İki kuvveti yan yana koyalım: su molekülleri birbirini çekiyor (kohezyon) ve cam çepere tutunuyor (adezyon). Yüzeyin biçimini bu ikisinin yarışı belirler.
  2. Suda camla kurulan çekim, su moleküllerinin birbirini çekmesinden güçlüdür. Camın yüzeyindeki oksijen atomları su ile hidrojen bağı kurabildiği için adezyon baskındır.
  3. Bu yüzden kenardaki su molekülleri cam çepere tırmanır; ortadaki su ise yukarı çekilecek kadar tutunamaz. Kenarlar yükselir, orta çukur kalır ve içbükey (çukur) bir menisküs oluşur.
  4. Denetleyelim: cıvada tam tersi oluyor ✓ — orada kohezyon baskın olduğu için kenarlar alçalıyor.

Sık yapılan hata: "Borunun eğik olması" demek. Menisküs boru dik dururken de oluşur; biçimini belirleyen şey eğim değil, adezyon ile kohezyonun hangisinin baskın olduğudur.

12. sorunun çözümü

Farklı boyuttaki yabancı atomlar düzenli katmanların kaymasını engeller; alaşım sertleşir ve dayanımı artar.

  1. Saf metalin zayıf yanını görelim: atomları düzenli ve aynı boyutta dizilidir. Bu düzenli katmanlar zorlanınca birbirinin üzerinden kolayca kayar; metal yumuşaktır ve kolay biçim değiştirir.
  2. Alaşımda araya farklı boyutta atomlar girer. Düzen bozulur ve kayma düzlemleri artık pürüzsüz değildir.
  3. Katmanların kayması zorlaştığı için malzeme sertleşir ve daha büyük kuvvetlere dayanır. Saf bakır yerine tunç, saf demir yerine çelik kullanılmasının kimyasal nedeni budur; metalik bağ sürer, değişen yalnız katmanların hareket kolaylığıdır.
  4. Denetleyelim: alaşım yine iletken ✓ — elektron denizi korunduğu için iletkenlik büyük ölçüde sürüyor.

Sık yapılan hata: "Metalin ucuzlaması" demek. Bazı alaşımlar daha ucuz olabilir, ama kimyasal amaç bu değildir; alaşım katman kaymasını zorlaştırarak sertlik ve dayanım kazandırır.

13. sorunun çözümü

Verilen bilgi yüzey geriliminin kohezyondan doğduğunu açıkça söyler; onu adezyona bağlamak bununla çelişir.

  1. Verilen bilgiyi üç yargıya ayıralım: kohezyon aynı tür tanecikler arasındadır, adezyon farklı tür tanecikler arasındadır; yüzey gerilimi KOHEZYONDAN doğar; sıcaklık artınca azalır.
  2. Seçenekleri bunlarla karşılaştıralım. Sıcak suda gerilimin düşük olması üçüncü yargıdan, damlanın küresel biçiminin kohezyonla ilgili olması ikinciden, adezyonun farklı maddeler arasında etkili olması birinciden çıkıyor. Kılcallıkta iki kuvvetin birlikte rol oynaması da ilk yargının doğrudan sonucu.
  3. Geriye kalan yargı, yüzey geriliminin adezyondan kaynaklandığını söylüyor. Bilgi kaynağı açıkça kohezyon olarak veriyor; adezyon ise sıvının BAŞKA bir maddeye tutunmasıdır ve yüzey gerilimini doğurmaz. Bu yargı söylenemez.
  4. Denetleyelim: serbest bir damlada hiç yüzey yokken bile gerilim var ✓ — çevresinde tutunacak bir madde olmadığı hâlde damla küresel kalıyor.

Sık yapılan hata: "Damlanın küresel olması kohezyonla ilgilidir." demek. Bu yargı verilen bilgiden DOĞRUDAN çıkar ve doğrudur; bilgiyle çelişen, yüzey gerilimini adezyona bağlayan yargıdır.

14. sorunun çözümü

Saf suyun yüzey gerilimi çok yüksektir; zar hemen büzülüp patlar, sabun gerilimi düşürerek zarın kalıcı olmasını sağlar.

  1. Kabarcığın ne olduğunu belirleyelim: iki yüzeyi olan çok ince bir sıvı zarı. Zarın var olabilmesi için genişletilmiş bir yüzeyin ayakta kalması gerekir.
  2. Yüzey gerilimi ise tam tersini ister: yüzeyi en küçüğe indirmeye çalışır. Saf suda hidrojen bağları çok güçlü olduğu için bu büzülme eğilimi çok kuvvetlidir; üflenen zar hemen toparlanıp patlar.
  3. Sabun molekülleri yüzeye yerleşip su moleküllerinin arasına girer ve kohezyonu zayıflatır. Yüzey gerilimi düştüğü için zar büzülmeye daha az zorlanır, esneyebilir ve bir süre ayakta kalabilir. Yüksek yüzey gerilimi burada bir üstünlük değil, engeldir.
  4. Denetleyelim: sabun ayrıca zarın kalınlığını da dengeliyor ✓ — bu yüzden kabarcık bir süre dayanabiliyor.

Sık yapılan hata: "Saf suyun buharlaşmaması" demek. Saf su da buharlaşır ve zaten sorun buharlaşma değildir; kabarcık kurulamamasının nedeni yüzey geriliminin çok yüksek olup zarı hemen büzmesidir.

15. sorunun çözümü

İki metal de elektron vermeye eğilimlidir; ortaya elektron denizi çıkar ve metalik bağ oluşur.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda atom çifti, sağda beklenen bağ türü. Dolu satırlar: metal-ametal → iyonik, ametal-ametal → kovalent.
  2. Dolu satırlardaki mantığı çıkaralım: bağ türünü belirleyen şey, atomların elektron verme ya da alma eğilimidir. Biri verip öteki alıyorsa aktarım (iyonik), ikisi de almak istiyorsa paylaşım (kovalent) olur.
  3. Üçüncü durumda iki atom da metaldir, yani ikisi de vermeye eğilimlidir. Verilen elektronlar hiçbir atoma ait olmayan ortak bir bulut oluşturur ve pozitif iyonları bir arada tutar. Bu, metalik bağdır.
  4. Denetleyelim: üç bağ türü üç eğilim bileşimine karşılık geliyor ✓ — ver-al, al-al, ver-ver.

Sık yapılan hata: İyonik demek. İyonik bağ, ÜST SATIRDA metal-ametal çifti için zaten yazılmış; iki metal arasında aktaracak bir alıcı bulunmadığı için bağ metalik olur.

16. sorunun çözümü

Erime ya da çözünme örgüyü çözer; serbest kalan iyonlar yük taşıyabildiği için çözelti elektriği iletir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda maddenin hâli, sağda elektrik iletimi. Dolu satır: katı hâlde → iletmez.
  2. Katı hâlde neden iletmediğini görelim: iyonlar vardır, ama örgü içinde belirli yerlere kilitlenmiştir. Yalnız titreşirler, yer değiştiremezler.
  3. Erime ve çözünme tam olarak bu kilidi açar. Isı ya da su molekülleri örgüyü dağıtır; iyonlar birbirinden ayrılıp serbestçe hareket edebilir hâle gelir. Hareketli yüklü tanecik bulunduğu için sıvı ya da sulu çözelti elektriği iletir.
  4. Denetleyelim: iyon sayısı değişmiyor ✓ — değişen tek şey hareket edebilirlikleri.

Sık yapılan hata: "Yine iletmez" demek. İletmeme, ÜST SATIRDA katı hâl için zaten yazılmış; eriyen ya da çözünen bileşikte örgü dağıldığı için iyonlar serbest kalır ve iletim başlar.

17. sorunun çözümü

Su camda içbükey menisküs oluşturur; kenarlardaki yükselme gerçek hacmi yansıtmaz, ölçüm çukurun en alt çizgisinden yapılır.

  1. Mezürdeki su yüzeyinin neden düz olmadığını hatırlayalım: suyun cama olan adezyonu kohezyonundan güçlüdür, kenarlar çepere tırmanır ve içbükey bir menisküs oluşur.
  2. Bu tırmanma yerel bir etkidir; kenardaki suyun yükselmesi kaptaki su miktarının fazla olduğu anlamına gelmez. Kenar çizgisinden okumak hacmi olduğundan büyük gösterir.
  3. Sıvının gerçek düzeyini gösteren yer, çukurun en alt noktasıdır. Bu yüzden göz hizası menisküsün alt çizgisine getirilir ve okuma oradan yapılır. Göz hizasının ayarlanması ayrıca bakış açısından doğan hatayı da önler.
  4. Denetleyelim: cıvada kural tersine dönerdi ✓ — orada menisküs dışbükey olduğu için üst çizgiden okunur.

Sık yapılan hata: "Işığın kırılması" demek. Kırılma cam kaplarda küçük bir yanılma yaratabilir, ama kuralın nedeni bu değildir; okuma, suyun içbükey MENİSKÜS oluşturması yüzünden alt çizgiden yapılır.

18. sorunun çözümü

Ataşı taşıyan şey yüzey gerilimidir; deterjan eklendiğinde batması, gerilimin düştüğünün doğrudan gözlenebilir kanıtıdır.

  1. Gösterilmek istenen iddiayı yazalım: deterjan suyun yüzey gerilimini düşürüyor. Öyleyse deney, yüzey geriliminin varlığına bağlı bir olay kurmalı ve deterjan eklenince o olayın bozulduğunu göstermeli.
  2. Yüzey gerilimine bağlı en açık gözlem, yoğunluğu sudan büyük bir cismin yüzeyde durabilmesidir. Ataç dikkatlice bırakıldığında yüzey zarı üzerinde kalır.
  3. Şimdi deterjan damlatılır. Ataç batıyorsa, onu taşıyan zarın zayıfladığı, yani yüzey geriliminin düştüğü doğrudan gösterilmiş olur. Kütle, sıcaklık, renk ve hacim ölçümleri yüzey gerilimi hakkında hiçbir bilgi vermez.
  4. Denetleyelim: deney tek değişkenli ✓ — yalnız deterjan ekleniyor, ataç ve su aynı kalıyor.

Sık yapılan hata: "Suyun kütlesini tartmak" demek. Deterjan eklemek suyun kütlesini biraz artırır ama bu YÜZEY GERİLİMİ hakkında bilgi vermez; kanıt, ataşın batmasıdır.

19. sorunun çözümü

Paylaşılan elektron çifti sayısı arttıkça çekirdekler arası çekim güçlenir; bağ kısalır ve güçlenir.

  1. Kovalent bağın nasıl tuttuğunu hatırlayalım: iki çekirdek, aralarındaki ortak elektronları çeker. Bağı sağlayan şey bu çekimdir.
  2. Paylaşılan çift sayısı artırıldığında ortadaki elektron yoğunluğu büyür. İki çekirdek daha fazla negatif yükü paylaştığı için daha güçlü çekilir.
  3. Güçlenen çekim iki sonuç doğurur: çekirdekler birbirine yaklaşır, yani bağ KISALIR; ve bağı koparmak için gereken enerji artar, yani bağ GÜÇLENİR. Tek bağdan üçlü bağa doğru bu ikisi birlikte gider.
  4. Denetleyelim: N₂ molekülünün üçlü bağı çok güçlü ✓ — havadaki azotun tepkimeye girmemesinin nedeni de bu.

Sık yapılan hata: "Bağ zayıflar ve uzar" demek. Daha çok elektron çifti paylaşmak çekimi GÜÇLENDİRİR; bağ zayıflamaz, tersine kısalıp güçlenir.

20. sorunun çözümü

İki ametal de elektron almaya eğilimlidir; hiçbiri veremeyeceği için elektronları ortaklaşa kullanırlar.

  1. İki atomun eğilimini yazalım: ikisi de ametaldir, yani ikisinin de dış katmanı dolmaya yakındır ve elektron almak ister.
  2. Aktarımın neden olamayacağını görelim: aktarım için birinin vermeye istekli olması gerekir. İki alıcı bir araya geldiğinde hiçbiri elektronundan vazgeçmez.
  3. Geriye tek çözüm kalır: elektronları ORTAKLAŞA kullanmak. Her iki atom da paylaşılan çifti kendi dış katmanından sayar ve ikisi birden kararlı düzene ulaşır. Bu paylaşıma kovalent bağ denir.
  4. Denetleyelim: paylaşımda iyon oluşmuyor ✓ — bu yüzden kovalent bileşikler çoğunlukla elektriği iletmiyor.

Sık yapılan hata: "Elektron aktarımı" demek. Aktarım, biri VERİCİ biri alıcı olduğunda, yani metal-ametal çiftinde olur; iki ametal arasında elektronlar paylaşılır.

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.