9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1

Bir cümle

Akşam, şehrin üstüne kurşuni bir örtü seriyordu.

Yukarıdaki cümlede kurulan anlatım aracı sorulmaktadır. Buna göre doğru yanıt hangisidir?

  1. A Kanıt
  2. B Tanım
  3. C Sayısal veri
  4. D İmge
  5. E Dipnot
2

Roman ile hikâye arasındaki temel farklardan biri aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Hikâyede olay yoktur, romanda vardır.
  2. B Roman gerçek, hikâye hayalîdir.
  3. C Romanda kişi sayısı daha fazladır ve kişiler ayrıntılı tanıtılır.
  4. D Hikâye ölçülü, roman ölçüsüz yazılır.
  5. E Romanda anlatıcı bulunmaz.
3
MetinGerçeklikle ilişkisi
Bilimsel makaleDoğrulanabilir verilere dayanır
Öykü?

Tabloda metinlerin gerçeklikle ilişkisi karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre boşluğa ne yazılmalıdır?

  1. A Yalnızca sayılara dayanır
  2. B Doğrulanabilir verilere dayanır
  3. C Gerçeklikle hiç ilgisi yoktur
  4. D Gerçek yaşamdan beslenir, hayal gücüyle yeniden kurulur
  5. E Kural koyar
4

Bir inceleme

Bir öykünün her bölümü, okurun merakını canlı tutan yeni bir soruyla kapanmaktadır.

Yukarıda sözü edilen özellik sorulmaktadır. Buna göre aranan sonuç hangisidir?

  1. A Redif
  2. B Nesnellik
  3. C Duruluk
  4. D Ölçü
  5. E Sürükleyicilik
5

Bir inceleme

Şairin bütün şiirlerinde beyaz güvercin, savaşın bittiği günleri anlatmak için kullanılır.

Yukarıdaki kullanımın adı sorulmaktadır. Buna göre uygun düşen seçenek hangisidir?

  1. A Sembol
  2. B Ölçü
  3. C Kafiye
  4. D Redif
  5. E Dipnot
6
MetinÖne çıkan yön
Kullanma kılavuzuAçıklık ve kesinlik
Şiir?

Tabloda metinlerin öne çıkan yönleri karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenektedir?

  1. A Sayısal veri
  2. B Açıklık ve kesinlik
  3. C Çağrışım gücü ve söyleyiş
  4. D Kural bildirme
  5. E Emir verme
7

Destan türü için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  1. A Bir milletin ortak değerlerini yansıtır.
  2. B Olağanüstü olay ve kahramanlara yer verir.
  3. C Genellikle uzun soluklu anlatımlardır.
  4. D Yalnızca bir yazarın kısa sürede yazdığı bireysel metinlerdir.
  5. E Doğal destanlar uzun zaman içinde oluşur.
8

Bir cümle

Rüzgâr, kapıyı iki kez çaldı; içeri girmeye çekiniyordu sanki.

Yukarıdaki cümlede rüzgâra insana özgü bir davranış yüklenmiştir. Bu kullanımın adı sorulmaktadır. Buna göre hangi seçenek uygundur?

  1. A Dipnot
  2. B Ölçü
  3. C Kafiye
  4. D Redif
  5. E Kişileştirme
9

Anı ile günlük türü karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi anıya ait bir özelliktir?

  1. A Her yazıya mutlaka tarih atılır.
  2. B Yaşandığı gün kaleme alınır.
  3. C Yalnızca kurgu olaylara dayanır.
  4. D Olayların üzerinden zaman geçtikten sonra yazılır.
  5. E Sahnede oynanmak üzere yazılır.
10
EDEBÎ TÜRLEROlay çevresindeDuygu ağırlıklıDüşünce ağırlıklıhikâye, roman, tiyatroşiir?

Şemada edebî türler ana özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Soru işareti bulunan kutuya aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

  1. A destan, masal
  2. B roman, hikâye
  3. C türkü, gazel
  4. D tiyatro, fabl
  5. E makale, deneme
11

Masal türü için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. A Yer ve zaman belirlidir, gerçek kişilere dayanır.
  2. B Bir düşünceyi verilerle kanıtlar.
  3. C Sahnede oynanmak üzere yazılır.
  4. D Yer ve zaman belirsizdir, olağanüstü ögeler içerir.
  5. E Yazarın günü gününe tuttuğu notlardan oluşur.
12

Deneme türünü makaleden ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Denemede olay örgüsü bulunur.
  2. B Deneme dizelerle yazılır.
  3. C Deneme sahnede oynanmak için yazılır.
  4. D Denemede yazar mutlaka tarih atar.
  5. E Denemede yazar kesin kanıtlama kaygısı gütmez, kendisiyle konuşur gibi yazar.
13

Parça

Şehrin yeni yaya yolları güzel oldu, buna kimsenin itirazı yok. Ama bir sabah yürüyün de görün: yolun ortasına dikilmiş direkler, yarısı kapalı kaldırımlar… Güzellik, kullanışlı olmadıkça yalnızca fotoğrafta kalıyor.

Yukarıdaki parça, gazetede yayımlanan bir yazıdan alınmıştır. Buna göre bu yazının türü aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Fıkra (köşe yazısı)
  2. B Destan
  3. C Masal
  4. D Otobiyografi
  5. E Tiyatro
14

Aşağıdaki türlerden hangisi olay çevresinde gelişen türlerden biri değildir?

  1. A Hikâye
  2. B Roman
  3. C Tiyatro
  4. D Masal
  5. E Makale
15
KullanımÖrnek
Temel anlamAğacın dalı kırıldı
Yan anlam?

Tabloda sözcük anlamları örneklenmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan örnek hangisidir?

  1. A Bu işin bir de hukuk dalı var
  2. B Ağacın dalı kırıldı
  3. C Dal ince bir çubuktur
  4. D Dal sözcüğü üç harflidir
  5. E Dalın rengi kahverengidir
16

Bir çıkarım üzerine

Bir öğrenci, edebî dilin süslü sözcükler kullanmak demek olduğunu söylemiştir.

Yukarıdaki çıkarımda yapılan hata sorulmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. A Sözcük seçimi önemsizdir.
  2. B Edebî dil süslü sözcüklerden oluşur.
  3. C Yalın söyleyiş edebî olamaz.
  4. D Edebî dil süsleme değil, anlamı sezdirme gücüyle kurulur; yalın söyleyiş de edebî olabilir.
  5. E Hata yoktur.
17

Bir bilim insanı, kendi çocukluğunu, öğrenim yıllarını ve çalışmalarını kendi kaleminden anlatan bir kitap yazmıştır. Bu kitabın türü aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Biyografi
  2. B Röportaj
  3. C Fabl
  4. D Otobiyografi
  5. E Makale
18

Kahramanları çoğunlukla hayvanlar olan, sonunda bir ders verilen kısa öykülere ne ad verilir?

  1. A Fabl
  2. B Anı
  3. C Makale
  4. D Mektup
  5. E Söylev
19

Makale türünün en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Kahramanların olağanüstü serüvenlerini anlatması
  2. B Yazarın duygularını dizelerle aktarması
  3. C Günü gününe tutulması
  4. D Sahne için yazılması
  5. E Bir düşünceyi verilerle kanıtlamayı amaçlaması
20

Bir metin üzerine

Öyküde çocuk, her sabah komşunun bahçesindeki kuşları besliyor; öykü boyunca "iyilik" sözcüğü hiç geçmiyor.

Yukarıdaki metinde iletinin nasıl verildiği sorulmaktadır. Buna göre doğru seçenek hangisidir?

  1. A Başlıkta duyurularak
  2. B Açıkça söylenerek
  3. C Örtük olarak, davranış üzerinden sezdirilerek
  4. D Dipnotla açıklanarak
  5. E İleti verilmemiştir.
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. D 2. C 3. D 4. E 5. A 6. C 7. D 8. E 9. D 10. E 11. D 12. E 13. A 14. E 15. A 16. D 17. D 18. A 19. E 20. C
1. sorunun çözümü

Akşamın örtü seren bir varlık gibi anlatılması, zihinde yeni bir görüntü kuran imgedir.

  1. Cümledeki eylemi ayıralım: akşam "örtü seriyor". Akşam bir zaman dilimidir; örtü sermek ise elle yapılan bir iştir.
  2. Yazar akşamı bu somut eyleme bağlamış. Cümle okununca zihinde şehrin üstüne yayılan kurşuni bir örtü canlanıyor.
  3. Sözcüklerin sözlük anlamlarının ötesinde, zihinde daha önce olmayan bir görüntü kuran bu anlatım aracının adı imgedir.
  4. Denetleyelim: cümlede ölçülebilir tek bir bilgi bile yok ✓ — aktarılan şey görüntünün kendisi.

Sık yapılan hata: Tanım demek. Tanım bir kavramın ne olduğunu AÇIKÇA belirtir; burada akşam tanımlanmıyor, bir görüntünün içinde canlandırılıyor.

2. sorunun çözümü

İkisi de olay çevresinde gelişir; fark hacim, kişi sayısı ve ayrıntı düzeyindedir.

  1. Önce ortak yanı belirleyelim: hem roman hem hikâye olay örgüsüne dayanır, ikisinde de kişi, yer ve zaman bulunur.
  2. Öyleyse fark, ögelerin varlığında değil ÖLÇÜSÜNDE aranmalı.
  3. Hikâye tek bir olay çevresinde, sınırlı sayıda kişiyle kurulur ve kişiler ayrıntılı tanıtılmaz. Romanda ise birden çok olay, geniş bir kişi kadrosu vardır ve kişiler ayrıntılı biçimde işlenir.
  4. Denetleyelim: ikisi de kurmaca olabilir ✓ — gerçeklik farkı iki türü ayırmıyor.

Sık yapılan hata: "Roman gerçek, hikâye hayalîdir." demek. İki tür de KURMACADIR; gerçeklik ölçütü ikisini ayırmaz, ayıran şey kişi sayısı ve ayrıntı düzeyidir.

3. sorunun çözümü

Öykü gerçek yaşamdan beslenir, ancak onu hayal gücüyle yeniden kurar.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda metin, sağda gerçeklikle ilişkisi.
  2. Dolu satır: bilimsel makale → doğrulanabilir verilere dayanır. Makalede her cümlenin sınanabilmesi gerekir; sınanamayan bir iddia makaleyi geçersiz kılar.
  3. Öykü bu ölçüte bağlı değildir; anlatılanların doğrulanması istenmez. Ama büsbütün kopuk da değildir: gerçek yaşamdan beslenip hayal gücüyle yeniden kurulur.
  4. Denetleyelim: "gerçeklikle hiç ilgisi yoktur" da yanlış olurdu ✓ — öyküdeki duygular ve ilişkiler yaşamdan geliyor.

Sık yapılan hata: "Doğrulanabilir verilere dayanır" demek. Bu, ÜST SATIRDA bilimsel makale için zaten yazılmış; öyküde doğrulanabilirlik aranmaz.

4. sorunun çözümü

Okurun merakını canlı tutarak metni okutan güce sürükleyicilik denir.

  1. Öykünün kurgusunu görelim: her bölüm yeni bir soruyla kapanıyor, cevabı sonraki bölüme bırakılıyor.
  2. Bunun okurda yaptığı şey belli. Soru açık kaldığı için okumayı bırakmak zorlaşıyor; okur bir sonraki bölüme geçiyor.
  3. Metnin okuru kendine bağlayan, merakı canlı tutarak okutan bu gücünün adı sürükleyiciliktir.
  4. Denetleyelim: özellik dilin süsünden değil KURGUDAN geliyor ✓ — bölümlerin nasıl kapandığından.

Sık yapılan hata: Nesnellik demek. Nesnellik, yazarın kendi duygularını işin içine KARIŞTIRMAMASIDIR; buradaki özellik ise merakı canlı tutan kurgu, yani sürükleyiciliktir.

5. sorunun çözümü

Beyaz güvercinin bütün şiirlerde barışı temsil etmesi bir sembol kullanımıdır.

  1. Tanımın koşullarını sırayla sınayalım. Birincisi: temsil eden şey somut mu? Beyaz güvercin görülebilen bir varlık — evet.
  2. İkincisi: temsil edilen şey soyut mu? Savaşın bittiği günler, yani barış; elle tutulamaz — evet.
  3. Bir ayrıntı daha var: "bütün şiirlerinde" deniyor. Temsil tek bir dizeye özgü değil, süreklilik kazanmış. Üçü birlikte sağlandığında kullanımın adı semboldür.
  4. Denetleyelim: süreklilik olmasaydı tek seferlik bir imge sayılırdı ✓ — ayırt edici olan bu.

Sık yapılan hata: Ölçü demek. Ölçü, dizelerdeki hece ya da ses uzunluğu DÜZENİDİR; burada anlatılan ise bir varlığın bir kavramı sürekli temsil etmesidir.

6. sorunun çözümü

Şiirde açıklık ve kesinlik yerine çağrışım gücü ile söyleyiş öne çıkar.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda metin, sağda öne çıkan yönü.
  2. Dolu satır: kullanma kılavuzu → açıklık ve kesinlik. Kılavuzda bir cümlenin iki anlama gelmesi kusurdur; yanlış anlaşılma cihaza zarar verebilir.
  3. Şiirde aynı çok anlamlılık kusur değil zenginliktir; okur her okuyuşta başka bir şey bulabilir. Öne çıkan yön çağrışım gücü ve söyleyiştir.
  4. Denetleyelim: iki metin de dille kuruluyor ✓ — fark, dilden ne beklendiğinde.

Sık yapılan hata: "Açıklık ve kesinlik" demek. Bu, ÜST SATIRDA kullanma kılavuzu için zaten yazılmış; şiirde öne çıkan şey çağrışım gücü ve söyleyiştir.

7. sorunun çözümü

Doğal destanlar toplumun ortak ürünüdür ve uzun bir süreçte oluşur.

  1. Soru "söylenemez" diyor; yani destana UYMAYAN yargıyı arıyoruz.
  2. Destan için doğru olanları işaretleyelim: bir milletin ortak değerlerini yansıtır ✓, olağanüstü olay ve kahramanlara yer verir ✓, uzun soluklu anlatımlardır ✓, doğal destanlar uzun zaman içinde oluşur ✓.
  3. Geriye "bir yazarın kısa sürede yazdığı bireysel metin" kalıyor. Doğal destan anonimdir ve kuşaklar boyunca oluşur; bu tanım destana uymaz.
  4. Denetleyelim: yapma destanın yazarı bellidir ama o da destan geleneğine bağlı kalır ✓ — "bireysel metin" nitelemesi yine yerinde olmaz.

Sık yapılan hata: "Doğal destanlar uzun zaman içinde oluşur." demek. Bu yargı destan için DOĞRUDUR ve tam da onu bireysel bir metin olmaktan çıkaran özelliktir; soru ise söylenemeyeni istiyor.

8. sorunun çözümü

İnsan dışı bir varlığa insana özgü davranış yüklenmesine kişileştirme denir.

  1. Cümledeki iki ögeyi ayıralım: rüzgâr kapıyı "çaldı" ve içeri girmeye "çekiniyordu".
  2. Kapı çalmak bir davranış, çekinmek ise bir duygudur. İkisi de insana özgüdür; rüzgâr bir hava akımıdır, karar veremez.
  3. Yazar rüzgâra bu nitelikleri yükleyerek onu insan gibi davranan bir varlığa dönüştürmüş. Bu kullanımın adı kişileştirmedir.
  4. Denetleyelim: "sanki" sözcüğü de bunu destekliyor ✓ — yazar benzerliği okura açıkça sezdiriyor.

Sık yapılan hata: Kafiye demek. Kafiye, dize sonlarındaki SES benzerliğidir; burada anlatılan ise rüzgâra insana özgü davranışların yüklenmesidir.

9. sorunun çözümü

Anıda yazar geçmişe dönerek yazar; bu nedenle olaylar değerlendirilerek aktarılır.

  1. İki türü yazılma zamanına göre ayıralım. Günlük yaşandığı gün, tarih atılarak yazılır.
  2. Anı ise olayların üzerinden zaman geçtikten sonra, geriye dönülerek yazılır.
  3. Bu mesafe bir şey daha kazandırır: yazar olayın sonucunu bildiği için onu değerlendirebilir. Anıya ait özellik sonradan yazılmasıdır.
  4. Denetleyelim: her yazıya tarih atılması GÜNLÜĞÜN özelliği ✓ — anıda böyle bir zorunluluk yok.

Sık yapılan hata: "Her yazıya mutlaka tarih atılır." demek. Bu, GÜNLÜĞÜN özelliğidir; anıyı ayıran şey olayların üzerinden zaman geçtikten sonra yazılmasıdır.

10. sorunun çözümü

Düşünce ağırlıklı türler bir görüşü açıklamayı ya da kanıtlamayı amaçlar.

  1. Şemadaki üç kutuyu ve verilen örnekleri okuyalım: olay çevresinde → hikâye, roman, tiyatro; duygu ağırlıklı → şiir.
  2. Boş kutu düşünce ağırlıklı türler için. Öyleyse buraya olay örgüsü de duygu aktarımı da olmayan, bir görüş ortaya koyan türler gelmeli.
  3. Makale bir tezi verilerle kanıtlar, deneme ise düşünceyi serbestçe paylaşır. İkisi de düşünce ağırlıklıdır.
  4. Denetleyelim: destan, masal, fabl olay çevresinde; türkü ve gazel duygu ağırlıklı ✓ — öteki şıklar dolu kutulara ait.

Sık yapılan hata: "destan, masal" demek. Destan ve masal OLAY çevresinde gelişen türlerdir ve şemanın birinci kutusuna girer; düşünce ağırlıklı kutuya makale ve deneme gelir.

11. sorunun çözümü

Masalda zaman ve mekân belirsizdir; olaylar olağanüstü ögelerle kurulur.

  1. Masalın açılışını hatırlayalım: "Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde…" Bu kalıpta ne tarih var ne yer adı.
  2. Belirsizlik bilerek yapılır: masal gerçek bir olayı belgelemez, bu yüzden yer ve zamana bağlanmaz.
  3. İçerikte ise devler, periler ve sihirli nesneler gibi olağanüstü ögeler bulunur. Doğru yargı bu ikisini birlikte anmalıdır.
  4. Denetleyelim: belirsiz zaman masalı her çağa uyarlanabilir kılıyor ✓ — kalıcılığının nedeni de bu.

Sık yapılan hata: "Yer ve zaman belirlidir, gerçek kişilere dayanır." demek. Masalda tam TERSİ geçerlidir: yer ve zaman belirsiz bırakılır, kahramanlar da gerçek kişiler değildir.

12. sorunun çözümü

Makale kanıtlamayı, deneme ise düşünceyi paylaşmayı amaçlar.

  1. Önce ortak yanı belirleyelim: ikisi de düşünce ağırlıklı türdür, ikisi de düzyazıyla yazılır ve olay örgüsü içermez.
  2. Öyleyse fark biçimde değil AMAÇTA aranmalı. Makalede yazar bir tez koyar ve onu verilerle kanıtlar; okuru inandırmayı hedefler.
  3. Denemede ise böyle bir kanıtlama kaygısı yoktur. Yazar özgürce düşünür, kesin yargıya varmayabilir; anlatım kendisiyle konuşur gibi samimidir. Ayıran temel özellik budur.
  4. Denetleyelim: ilk parçadaki "kesin bir yanıt veremem" ifadesi tam bu özelliği gösteriyordu ✓.

Sık yapılan hata: "Denemede olay örgüsü bulunur." demek. Denemede olay örgüsü YOKTUR; hem makale hem deneme düşünce ağırlıklı türlerdir, ayrım kanıtlama kaygısında.

13. sorunun çözümü

Güncel bir konuyu kişisel görüşle, kısa ve kanıtlama kaygısı gütmeden ele alan gazete yazısı fıkradır.

  1. Parçanın üç özelliğini belirleyelim: gazetede yayımlanmış, güncel bir konuyu (yeni yaya yolları) ele alıyor, kısa ve samimi.
  2. Yazar bir görüş bildiriyor ama bunu veri ve belgeyle kanıtlamıyor; kendi gözlemine dayanıyor. Öyleyse makale değil.
  3. Gazetede yayımlanan, güncel konuyu kişisel görüşle kısaca ele alan bu tür fıkra (köşe yazısı) adını alır.
  4. Denetleyelim: deneme de samimi ama gazeteye ve GÜNCELE bağlı değil ✓ — fıkrayı ayıran ölçüt bu.

Sık yapılan hata: Otobiyografi demek. Otobiyografide yazar kendi HAYATINI anlatır; parçada ise yazarın hayatı değil, şehirdeki güncel bir uygulama ele alınıyor.

14. sorunun çözümü

Makale düşünce ağırlıklı bir türdür; olay örgüsü ve kişi kadrosu içermez.

  1. Bu soruyu eleme yoluyla çözelim. Olay çevresinde gelişen türlerde dört öge bulunur: olay örgüsü, kişi, yer ve zaman.
  2. Hikâye, roman, tiyatro ve masalı bu ölçütle sınayalım: dördünde de bir olay anlatılır, kişiler vardır, olay bir yerde ve zamanda geçer. Dördü de gruba giriyor.
  3. Makalede ise bir olay anlatılmaz; bir düşünce açıklanır ve verilerle kanıtlanır. Grubun dışında kalan tür budur.
  4. Denetleyelim: şemada makale DÜŞÜNCE ağırlıklı kutudaydı ✓ — sınıflandırma ile sonuç örtüşüyor.

Sık yapılan hata: Masal demek. Masalda olay örgüsü, kahramanlar, (belirsiz de olsa) yer ve zaman BULUNUR; bu yüzden masal olay çevresinde gelişen türlerdendir, dışta kalan tür makaledir.

15. sorunun çözümü

Yan anlamda sözcük, temel anlamıyla bağını koruyarak yeni bir anlamda kullanılır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kullanım, sağda örneği.
  2. Dolu satır: temel anlam → "Ağacın dalı kırıldı". Burada dal, ağacın gövdesinden ayrılan parçasıdır; sözcüğün ilk akla gelen karşılığı.
  3. Yan anlamda sözcük başka bir şeyi anlatır ama bağ kopmaz: "hukuk dalı" derken de bir bütünden ayrılan bir kol kastedilir. Aranan örnek budur.
  4. Denetleyelim: "Dal sözcüğü üç harflidir" cümlesi sözcüğün kendisinden söz ediyor ✓ — bir anlam örneği değil.

Sık yapılan hata: "Ağacın dalı kırıldı" demek. Bu, ÜST SATIRDA temel anlam örneği olarak zaten yazılmış; yan anlam için sözcüğün türemiş bir anlamda kullanıldığı bir örnek gerekir.

16. sorunun çözümü

Edebî dili belirleyen süsleme değil, sözün sezdirme gücüdür; yalın söyleyiş de edebî olabilir.

  1. Öğrencinin tanımını ayıralım: edebî dil = süslü sözcük kullanmak. Bu tanım ölçütü sözcüklerin kendisine koyuyor.
  2. Tanımı iki yönden sınayalım. Süslü sözcüklerle dolu olduğu hâlde hiçbir şey sezdirmeyen bir metin yazılabilir; demek ki süs tek başına yetmiyor.
  3. Tersi de mümkündür: yalın sözcüklerle kurulmuş bir cümle güçlü bir imge kurabilir. Öyleyse ölçüt süs değil, sezdirme ve çağrıştırma gücüdür.
  4. Denetleyelim: bu ölçüt ünitedeki bütün örneklerle uyuşuyor ✓ — imge de sembol de örtük ileti de sezdirmeye dayanıyordu.

Sık yapılan hata: "Yalın söyleyiş edebî olamaz." demek. Bu, öğrencinin hatasını DÜZELTMİYOR, aynı varsayımı sürdürüyor; yalın bir cümle de güçlü bir imge kurabildiği için edebî olabilir.

17. sorunun çözümü

Kişinin kendi hayatını kendisinin anlatması otobiyografidir.

  1. Sorudaki iki bilgiyi ayıralım: anlatılan hayat yazarın KENDİ hayatı ve kitabı da KENDİSİ yazmış.
  2. Bu iki bilgi birlikte belirleyici. Bir kişinin hayatı başkası tarafından anlatılsaydı tür biyografi olurdu.
  3. Burada anlatan ile anlatılan aynı kişi. Bu tür otobiyografidir.
  4. Denetleyelim: "oto-" ön eki "kendi" anlamındadır ✓ — terim zaten ayrımı söylüyor.

Sık yapılan hata: Biyografi demek. Biyografide bir kişinin hayatını BAŞKASI anlatır; burada ise bilim insanı kendi hayatını kendisi yazmış, bu yüzden tür otobiyografidir.

18. sorunun çözümü

Fablda hayvanlar insan gibi konuşur ve olayın sonunda bir öğüt verilir.

  1. Sorudaki iki ölçütü ayıralım: kahramanlar çoğunlukla HAYVAN ve sonda bir DERS veriliyor.
  2. Fablda kahramanlar hayvan, bitki ya da cansız varlıklardan seçilir; bu varlıklar insan gibi düşünür ve konuşur.
  3. Anlatının sonunda ders niteliğinde bir yargı bulunur. İki ölçütü birlikte taşıyan kısa öykü türü fabldır.
  4. Denetleyelim: masalda da olağanüstülük var ama kahramanlar hayvanla sınırlı değil ✓ — fablı ayıran ölçüt bu.

Sık yapılan hata: Anı demek. Anı, YAŞANMIŞ olayların sonradan anlatılmasıdır ve kahramanları gerçek kişilerdir; hayvan kahramanlı, ders veren kısa öykü ise fabldır.

19. sorunun çözümü

Makalede öne sürülen görüş belge, veri ve mantıksal çıkarımla desteklenir.

  1. Makalenin hangi kutuya girdiğini belirleyelim: düşünce ağırlıklı türler. Öyleyse olay örgüsü ya da dize aramayacağız.
  2. Düşünce ağırlıklı türler içinde makaleyi ayıran şey amacıdır: yazar bir tez ortaya koyar.
  3. Ama tezi söylemekle yetinmez; veri, belge ve mantıksal çıkarımla destekler. Amaç okuru inandırmaktır. En belirgin özellik budur.
  4. Denetleyelim: denemede bu kanıtlama kaygısı yok ✓ — iki türü ayıran ölçüt tam olarak bu.

Sık yapılan hata: "Günü gününe tutulması" demek. Bu, GÜNLÜĞÜN özelliğidir; makaleyi tanımlayan şey bir düşünceyi verilerle kanıtlamayı amaçlamasıdır.

20. sorunun çözümü

İleti sözcükle söylenmeden, kahramanın davranışı üzerinden sezdirilmiştir.

  1. Metinde ne var, ne yok, ayıralım. Var olan: çocuğun her sabah kuşları beslemesi. Olmayan: "iyilik" sözcüğü.
  2. Sözcük hiç geçmediği hâlde okur öyküden bir değer çıkarıyor. Demek ki ileti bir cümleyle değil, tekrar eden bir davranışla veriliyor.
  3. İletinin metinde yazılmayıp davranış üzerinden sezdirilmesine örtük ileti denir.
  4. Denetleyelim: "her sabah" ifadesi önemli ✓ — davranış sürekli olduğu için okur onu rastlantı değil, bir tutum olarak okuyor.

Sık yapılan hata: "Açıkça söylenerek" demek. Metinde "iyilik" sözcüğü HİÇ GEÇMİYOR; ileti söylenmiyor, davranış üzerinden sezdiriliyor.

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı diğer yazılılar

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.