9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
Bir cümle
Akşam, şehrin üstüne kurşuni bir örtü seriyordu.
Yukarıdaki cümlede kurulan anlatım aracı sorulmaktadır. Buna göre doğru yanıt hangisidir?
- A Kanıt
- B Tanım
- C Sayısal veri
- D İmge
- E Dipnot
Roman ile hikâye arasındaki temel farklardan biri aşağıdakilerden hangisidir?
- A Hikâyede olay yoktur, romanda vardır.
- B Roman gerçek, hikâye hayalîdir.
- C Romanda kişi sayısı daha fazladır ve kişiler ayrıntılı tanıtılır.
- D Hikâye ölçülü, roman ölçüsüz yazılır.
- E Romanda anlatıcı bulunmaz.
| Metin | Gerçeklikle ilişkisi |
|---|---|
| Bilimsel makale | Doğrulanabilir verilere dayanır |
| Öykü | ? |
Tabloda metinlerin gerçeklikle ilişkisi karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre boşluğa ne yazılmalıdır?
- A Yalnızca sayılara dayanır
- B Doğrulanabilir verilere dayanır
- C Gerçeklikle hiç ilgisi yoktur
- D Gerçek yaşamdan beslenir, hayal gücüyle yeniden kurulur
- E Kural koyar
Bir inceleme
Bir öykünün her bölümü, okurun merakını canlı tutan yeni bir soruyla kapanmaktadır.
Yukarıda sözü edilen özellik sorulmaktadır. Buna göre aranan sonuç hangisidir?
- A Redif
- B Nesnellik
- C Duruluk
- D Ölçü
- E Sürükleyicilik
Bir inceleme
Şairin bütün şiirlerinde beyaz güvercin, savaşın bittiği günleri anlatmak için kullanılır.
Yukarıdaki kullanımın adı sorulmaktadır. Buna göre uygun düşen seçenek hangisidir?
- A Sembol
- B Ölçü
- C Kafiye
- D Redif
- E Dipnot
| Metin | Öne çıkan yön |
|---|---|
| Kullanma kılavuzu | Açıklık ve kesinlik |
| Şiir | ? |
Tabloda metinlerin öne çıkan yönleri karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenektedir?
- A Sayısal veri
- B Açıklık ve kesinlik
- C Çağrışım gücü ve söyleyiş
- D Kural bildirme
- E Emir verme
Destan türü için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A Bir milletin ortak değerlerini yansıtır.
- B Olağanüstü olay ve kahramanlara yer verir.
- C Genellikle uzun soluklu anlatımlardır.
- D Yalnızca bir yazarın kısa sürede yazdığı bireysel metinlerdir.
- E Doğal destanlar uzun zaman içinde oluşur.
Bir cümle
Rüzgâr, kapıyı iki kez çaldı; içeri girmeye çekiniyordu sanki.
Yukarıdaki cümlede rüzgâra insana özgü bir davranış yüklenmiştir. Bu kullanımın adı sorulmaktadır. Buna göre hangi seçenek uygundur?
- A Dipnot
- B Ölçü
- C Kafiye
- D Redif
- E Kişileştirme
Anı ile günlük türü karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi anıya ait bir özelliktir?
- A Her yazıya mutlaka tarih atılır.
- B Yaşandığı gün kaleme alınır.
- C Yalnızca kurgu olaylara dayanır.
- D Olayların üzerinden zaman geçtikten sonra yazılır.
- E Sahnede oynanmak üzere yazılır.
Şemada edebî türler ana özelliklerine göre sınıflandırılmıştır. Soru işareti bulunan kutuya aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?
- A destan, masal
- B roman, hikâye
- C türkü, gazel
- D tiyatro, fabl
- E makale, deneme
Masal türü için aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A Yer ve zaman belirlidir, gerçek kişilere dayanır.
- B Bir düşünceyi verilerle kanıtlar.
- C Sahnede oynanmak üzere yazılır.
- D Yer ve zaman belirsizdir, olağanüstü ögeler içerir.
- E Yazarın günü gününe tuttuğu notlardan oluşur.
Deneme türünü makaleden ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
- A Denemede olay örgüsü bulunur.
- B Deneme dizelerle yazılır.
- C Deneme sahnede oynanmak için yazılır.
- D Denemede yazar mutlaka tarih atar.
- E Denemede yazar kesin kanıtlama kaygısı gütmez, kendisiyle konuşur gibi yazar.
Parça
Şehrin yeni yaya yolları güzel oldu, buna kimsenin itirazı yok. Ama bir sabah yürüyün de görün: yolun ortasına dikilmiş direkler, yarısı kapalı kaldırımlar… Güzellik, kullanışlı olmadıkça yalnızca fotoğrafta kalıyor.
Yukarıdaki parça, gazetede yayımlanan bir yazıdan alınmıştır. Buna göre bu yazının türü aşağıdakilerden hangisidir?
- A Fıkra (köşe yazısı)
- B Destan
- C Masal
- D Otobiyografi
- E Tiyatro
Aşağıdaki türlerden hangisi olay çevresinde gelişen türlerden biri değildir?
- A Hikâye
- B Roman
- C Tiyatro
- D Masal
- E Makale
| Kullanım | Örnek |
|---|---|
| Temel anlam | Ağacın dalı kırıldı |
| Yan anlam | ? |
Tabloda sözcük anlamları örneklenmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan örnek hangisidir?
- A Bu işin bir de hukuk dalı var
- B Ağacın dalı kırıldı
- C Dal ince bir çubuktur
- D Dal sözcüğü üç harflidir
- E Dalın rengi kahverengidir
Bir çıkarım üzerine
Bir öğrenci, edebî dilin süslü sözcükler kullanmak demek olduğunu söylemiştir.
Yukarıdaki çıkarımda yapılan hata sorulmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- A Sözcük seçimi önemsizdir.
- B Edebî dil süslü sözcüklerden oluşur.
- C Yalın söyleyiş edebî olamaz.
- D Edebî dil süsleme değil, anlamı sezdirme gücüyle kurulur; yalın söyleyiş de edebî olabilir.
- E Hata yoktur.
Bir bilim insanı, kendi çocukluğunu, öğrenim yıllarını ve çalışmalarını kendi kaleminden anlatan bir kitap yazmıştır. Bu kitabın türü aşağıdakilerden hangisidir?
- A Biyografi
- B Röportaj
- C Fabl
- D Otobiyografi
- E Makale
Kahramanları çoğunlukla hayvanlar olan, sonunda bir ders verilen kısa öykülere ne ad verilir?
- A Fabl
- B Anı
- C Makale
- D Mektup
- E Söylev
Makale türünün en belirgin özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A Kahramanların olağanüstü serüvenlerini anlatması
- B Yazarın duygularını dizelerle aktarması
- C Günü gününe tutulması
- D Sahne için yazılması
- E Bir düşünceyi verilerle kanıtlamayı amaçlaması
Bir metin üzerine
Öyküde çocuk, her sabah komşunun bahçesindeki kuşları besliyor; öykü boyunca "iyilik" sözcüğü hiç geçmiyor.
Yukarıdaki metinde iletinin nasıl verildiği sorulmaktadır. Buna göre doğru seçenek hangisidir?
- A Başlıkta duyurularak
- B Açıkça söylenerek
- C Örtük olarak, davranış üzerinden sezdirilerek
- D Dipnotla açıklanarak
- E İleti verilmemiştir.
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Akşamın örtü seren bir varlık gibi anlatılması, zihinde yeni bir görüntü kuran imgedir.
- Cümledeki eylemi ayıralım: akşam "örtü seriyor". Akşam bir zaman dilimidir; örtü sermek ise elle yapılan bir iştir.
- Yazar akşamı bu somut eyleme bağlamış. Cümle okununca zihinde şehrin üstüne yayılan kurşuni bir örtü canlanıyor.
- Sözcüklerin sözlük anlamlarının ötesinde, zihinde daha önce olmayan bir görüntü kuran bu anlatım aracının adı imgedir.
- Denetleyelim: cümlede ölçülebilir tek bir bilgi bile yok ✓ — aktarılan şey görüntünün kendisi.
Sık yapılan hata: Tanım demek. Tanım bir kavramın ne olduğunu AÇIKÇA belirtir; burada akşam tanımlanmıyor, bir görüntünün içinde canlandırılıyor.
2. sorunun çözümü
İkisi de olay çevresinde gelişir; fark hacim, kişi sayısı ve ayrıntı düzeyindedir.
- Önce ortak yanı belirleyelim: hem roman hem hikâye olay örgüsüne dayanır, ikisinde de kişi, yer ve zaman bulunur.
- Öyleyse fark, ögelerin varlığında değil ÖLÇÜSÜNDE aranmalı.
- Hikâye tek bir olay çevresinde, sınırlı sayıda kişiyle kurulur ve kişiler ayrıntılı tanıtılmaz. Romanda ise birden çok olay, geniş bir kişi kadrosu vardır ve kişiler ayrıntılı biçimde işlenir.
- Denetleyelim: ikisi de kurmaca olabilir ✓ — gerçeklik farkı iki türü ayırmıyor.
Sık yapılan hata: "Roman gerçek, hikâye hayalîdir." demek. İki tür de KURMACADIR; gerçeklik ölçütü ikisini ayırmaz, ayıran şey kişi sayısı ve ayrıntı düzeyidir.
3. sorunun çözümü
Öykü gerçek yaşamdan beslenir, ancak onu hayal gücüyle yeniden kurar.
- Tablonun kurgusu şu: solda metin, sağda gerçeklikle ilişkisi.
- Dolu satır: bilimsel makale → doğrulanabilir verilere dayanır. Makalede her cümlenin sınanabilmesi gerekir; sınanamayan bir iddia makaleyi geçersiz kılar.
- Öykü bu ölçüte bağlı değildir; anlatılanların doğrulanması istenmez. Ama büsbütün kopuk da değildir: gerçek yaşamdan beslenip hayal gücüyle yeniden kurulur.
- Denetleyelim: "gerçeklikle hiç ilgisi yoktur" da yanlış olurdu ✓ — öyküdeki duygular ve ilişkiler yaşamdan geliyor.
Sık yapılan hata: "Doğrulanabilir verilere dayanır" demek. Bu, ÜST SATIRDA bilimsel makale için zaten yazılmış; öyküde doğrulanabilirlik aranmaz.
4. sorunun çözümü
Okurun merakını canlı tutarak metni okutan güce sürükleyicilik denir.
- Öykünün kurgusunu görelim: her bölüm yeni bir soruyla kapanıyor, cevabı sonraki bölüme bırakılıyor.
- Bunun okurda yaptığı şey belli. Soru açık kaldığı için okumayı bırakmak zorlaşıyor; okur bir sonraki bölüme geçiyor.
- Metnin okuru kendine bağlayan, merakı canlı tutarak okutan bu gücünün adı sürükleyiciliktir.
- Denetleyelim: özellik dilin süsünden değil KURGUDAN geliyor ✓ — bölümlerin nasıl kapandığından.
Sık yapılan hata: Nesnellik demek. Nesnellik, yazarın kendi duygularını işin içine KARIŞTIRMAMASIDIR; buradaki özellik ise merakı canlı tutan kurgu, yani sürükleyiciliktir.
5. sorunun çözümü
Beyaz güvercinin bütün şiirlerde barışı temsil etmesi bir sembol kullanımıdır.
- Tanımın koşullarını sırayla sınayalım. Birincisi: temsil eden şey somut mu? Beyaz güvercin görülebilen bir varlık — evet.
- İkincisi: temsil edilen şey soyut mu? Savaşın bittiği günler, yani barış; elle tutulamaz — evet.
- Bir ayrıntı daha var: "bütün şiirlerinde" deniyor. Temsil tek bir dizeye özgü değil, süreklilik kazanmış. Üçü birlikte sağlandığında kullanımın adı semboldür.
- Denetleyelim: süreklilik olmasaydı tek seferlik bir imge sayılırdı ✓ — ayırt edici olan bu.
Sık yapılan hata: Ölçü demek. Ölçü, dizelerdeki hece ya da ses uzunluğu DÜZENİDİR; burada anlatılan ise bir varlığın bir kavramı sürekli temsil etmesidir.
6. sorunun çözümü
Şiirde açıklık ve kesinlik yerine çağrışım gücü ile söyleyiş öne çıkar.
- Tablonun kurgusu şu: solda metin, sağda öne çıkan yönü.
- Dolu satır: kullanma kılavuzu → açıklık ve kesinlik. Kılavuzda bir cümlenin iki anlama gelmesi kusurdur; yanlış anlaşılma cihaza zarar verebilir.
- Şiirde aynı çok anlamlılık kusur değil zenginliktir; okur her okuyuşta başka bir şey bulabilir. Öne çıkan yön çağrışım gücü ve söyleyiştir.
- Denetleyelim: iki metin de dille kuruluyor ✓ — fark, dilden ne beklendiğinde.
Sık yapılan hata: "Açıklık ve kesinlik" demek. Bu, ÜST SATIRDA kullanma kılavuzu için zaten yazılmış; şiirde öne çıkan şey çağrışım gücü ve söyleyiştir.
7. sorunun çözümü
Doğal destanlar toplumun ortak ürünüdür ve uzun bir süreçte oluşur.
- Soru "söylenemez" diyor; yani destana UYMAYAN yargıyı arıyoruz.
- Destan için doğru olanları işaretleyelim: bir milletin ortak değerlerini yansıtır ✓, olağanüstü olay ve kahramanlara yer verir ✓, uzun soluklu anlatımlardır ✓, doğal destanlar uzun zaman içinde oluşur ✓.
- Geriye "bir yazarın kısa sürede yazdığı bireysel metin" kalıyor. Doğal destan anonimdir ve kuşaklar boyunca oluşur; bu tanım destana uymaz.
- Denetleyelim: yapma destanın yazarı bellidir ama o da destan geleneğine bağlı kalır ✓ — "bireysel metin" nitelemesi yine yerinde olmaz.
Sık yapılan hata: "Doğal destanlar uzun zaman içinde oluşur." demek. Bu yargı destan için DOĞRUDUR ve tam da onu bireysel bir metin olmaktan çıkaran özelliktir; soru ise söylenemeyeni istiyor.
8. sorunun çözümü
İnsan dışı bir varlığa insana özgü davranış yüklenmesine kişileştirme denir.
- Cümledeki iki ögeyi ayıralım: rüzgâr kapıyı "çaldı" ve içeri girmeye "çekiniyordu".
- Kapı çalmak bir davranış, çekinmek ise bir duygudur. İkisi de insana özgüdür; rüzgâr bir hava akımıdır, karar veremez.
- Yazar rüzgâra bu nitelikleri yükleyerek onu insan gibi davranan bir varlığa dönüştürmüş. Bu kullanımın adı kişileştirmedir.
- Denetleyelim: "sanki" sözcüğü de bunu destekliyor ✓ — yazar benzerliği okura açıkça sezdiriyor.
Sık yapılan hata: Kafiye demek. Kafiye, dize sonlarındaki SES benzerliğidir; burada anlatılan ise rüzgâra insana özgü davranışların yüklenmesidir.
9. sorunun çözümü
Anıda yazar geçmişe dönerek yazar; bu nedenle olaylar değerlendirilerek aktarılır.
- İki türü yazılma zamanına göre ayıralım. Günlük yaşandığı gün, tarih atılarak yazılır.
- Anı ise olayların üzerinden zaman geçtikten sonra, geriye dönülerek yazılır.
- Bu mesafe bir şey daha kazandırır: yazar olayın sonucunu bildiği için onu değerlendirebilir. Anıya ait özellik sonradan yazılmasıdır.
- Denetleyelim: her yazıya tarih atılması GÜNLÜĞÜN özelliği ✓ — anıda böyle bir zorunluluk yok.
Sık yapılan hata: "Her yazıya mutlaka tarih atılır." demek. Bu, GÜNLÜĞÜN özelliğidir; anıyı ayıran şey olayların üzerinden zaman geçtikten sonra yazılmasıdır.
10. sorunun çözümü
Düşünce ağırlıklı türler bir görüşü açıklamayı ya da kanıtlamayı amaçlar.
- Şemadaki üç kutuyu ve verilen örnekleri okuyalım: olay çevresinde → hikâye, roman, tiyatro; duygu ağırlıklı → şiir.
- Boş kutu düşünce ağırlıklı türler için. Öyleyse buraya olay örgüsü de duygu aktarımı da olmayan, bir görüş ortaya koyan türler gelmeli.
- Makale bir tezi verilerle kanıtlar, deneme ise düşünceyi serbestçe paylaşır. İkisi de düşünce ağırlıklıdır.
- Denetleyelim: destan, masal, fabl olay çevresinde; türkü ve gazel duygu ağırlıklı ✓ — öteki şıklar dolu kutulara ait.
Sık yapılan hata: "destan, masal" demek. Destan ve masal OLAY çevresinde gelişen türlerdir ve şemanın birinci kutusuna girer; düşünce ağırlıklı kutuya makale ve deneme gelir.
11. sorunun çözümü
Masalda zaman ve mekân belirsizdir; olaylar olağanüstü ögelerle kurulur.
- Masalın açılışını hatırlayalım: "Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde…" Bu kalıpta ne tarih var ne yer adı.
- Belirsizlik bilerek yapılır: masal gerçek bir olayı belgelemez, bu yüzden yer ve zamana bağlanmaz.
- İçerikte ise devler, periler ve sihirli nesneler gibi olağanüstü ögeler bulunur. Doğru yargı bu ikisini birlikte anmalıdır.
- Denetleyelim: belirsiz zaman masalı her çağa uyarlanabilir kılıyor ✓ — kalıcılığının nedeni de bu.
Sık yapılan hata: "Yer ve zaman belirlidir, gerçek kişilere dayanır." demek. Masalda tam TERSİ geçerlidir: yer ve zaman belirsiz bırakılır, kahramanlar da gerçek kişiler değildir.
12. sorunun çözümü
Makale kanıtlamayı, deneme ise düşünceyi paylaşmayı amaçlar.
- Önce ortak yanı belirleyelim: ikisi de düşünce ağırlıklı türdür, ikisi de düzyazıyla yazılır ve olay örgüsü içermez.
- Öyleyse fark biçimde değil AMAÇTA aranmalı. Makalede yazar bir tez koyar ve onu verilerle kanıtlar; okuru inandırmayı hedefler.
- Denemede ise böyle bir kanıtlama kaygısı yoktur. Yazar özgürce düşünür, kesin yargıya varmayabilir; anlatım kendisiyle konuşur gibi samimidir. Ayıran temel özellik budur.
- Denetleyelim: ilk parçadaki "kesin bir yanıt veremem" ifadesi tam bu özelliği gösteriyordu ✓.
Sık yapılan hata: "Denemede olay örgüsü bulunur." demek. Denemede olay örgüsü YOKTUR; hem makale hem deneme düşünce ağırlıklı türlerdir, ayrım kanıtlama kaygısında.
13. sorunun çözümü
Güncel bir konuyu kişisel görüşle, kısa ve kanıtlama kaygısı gütmeden ele alan gazete yazısı fıkradır.
- Parçanın üç özelliğini belirleyelim: gazetede yayımlanmış, güncel bir konuyu (yeni yaya yolları) ele alıyor, kısa ve samimi.
- Yazar bir görüş bildiriyor ama bunu veri ve belgeyle kanıtlamıyor; kendi gözlemine dayanıyor. Öyleyse makale değil.
- Gazetede yayımlanan, güncel konuyu kişisel görüşle kısaca ele alan bu tür fıkra (köşe yazısı) adını alır.
- Denetleyelim: deneme de samimi ama gazeteye ve GÜNCELE bağlı değil ✓ — fıkrayı ayıran ölçüt bu.
Sık yapılan hata: Otobiyografi demek. Otobiyografide yazar kendi HAYATINI anlatır; parçada ise yazarın hayatı değil, şehirdeki güncel bir uygulama ele alınıyor.
14. sorunun çözümü
Makale düşünce ağırlıklı bir türdür; olay örgüsü ve kişi kadrosu içermez.
- Bu soruyu eleme yoluyla çözelim. Olay çevresinde gelişen türlerde dört öge bulunur: olay örgüsü, kişi, yer ve zaman.
- Hikâye, roman, tiyatro ve masalı bu ölçütle sınayalım: dördünde de bir olay anlatılır, kişiler vardır, olay bir yerde ve zamanda geçer. Dördü de gruba giriyor.
- Makalede ise bir olay anlatılmaz; bir düşünce açıklanır ve verilerle kanıtlanır. Grubun dışında kalan tür budur.
- Denetleyelim: şemada makale DÜŞÜNCE ağırlıklı kutudaydı ✓ — sınıflandırma ile sonuç örtüşüyor.
Sık yapılan hata: Masal demek. Masalda olay örgüsü, kahramanlar, (belirsiz de olsa) yer ve zaman BULUNUR; bu yüzden masal olay çevresinde gelişen türlerdendir, dışta kalan tür makaledir.
15. sorunun çözümü
Yan anlamda sözcük, temel anlamıyla bağını koruyarak yeni bir anlamda kullanılır.
- Tablonun kurgusu şu: solda kullanım, sağda örneği.
- Dolu satır: temel anlam → "Ağacın dalı kırıldı". Burada dal, ağacın gövdesinden ayrılan parçasıdır; sözcüğün ilk akla gelen karşılığı.
- Yan anlamda sözcük başka bir şeyi anlatır ama bağ kopmaz: "hukuk dalı" derken de bir bütünden ayrılan bir kol kastedilir. Aranan örnek budur.
- Denetleyelim: "Dal sözcüğü üç harflidir" cümlesi sözcüğün kendisinden söz ediyor ✓ — bir anlam örneği değil.
Sık yapılan hata: "Ağacın dalı kırıldı" demek. Bu, ÜST SATIRDA temel anlam örneği olarak zaten yazılmış; yan anlam için sözcüğün türemiş bir anlamda kullanıldığı bir örnek gerekir.
16. sorunun çözümü
Edebî dili belirleyen süsleme değil, sözün sezdirme gücüdür; yalın söyleyiş de edebî olabilir.
- Öğrencinin tanımını ayıralım: edebî dil = süslü sözcük kullanmak. Bu tanım ölçütü sözcüklerin kendisine koyuyor.
- Tanımı iki yönden sınayalım. Süslü sözcüklerle dolu olduğu hâlde hiçbir şey sezdirmeyen bir metin yazılabilir; demek ki süs tek başına yetmiyor.
- Tersi de mümkündür: yalın sözcüklerle kurulmuş bir cümle güçlü bir imge kurabilir. Öyleyse ölçüt süs değil, sezdirme ve çağrıştırma gücüdür.
- Denetleyelim: bu ölçüt ünitedeki bütün örneklerle uyuşuyor ✓ — imge de sembol de örtük ileti de sezdirmeye dayanıyordu.
Sık yapılan hata: "Yalın söyleyiş edebî olamaz." demek. Bu, öğrencinin hatasını DÜZELTMİYOR, aynı varsayımı sürdürüyor; yalın bir cümle de güçlü bir imge kurabildiği için edebî olabilir.
17. sorunun çözümü
Kişinin kendi hayatını kendisinin anlatması otobiyografidir.
- Sorudaki iki bilgiyi ayıralım: anlatılan hayat yazarın KENDİ hayatı ve kitabı da KENDİSİ yazmış.
- Bu iki bilgi birlikte belirleyici. Bir kişinin hayatı başkası tarafından anlatılsaydı tür biyografi olurdu.
- Burada anlatan ile anlatılan aynı kişi. Bu tür otobiyografidir.
- Denetleyelim: "oto-" ön eki "kendi" anlamındadır ✓ — terim zaten ayrımı söylüyor.
Sık yapılan hata: Biyografi demek. Biyografide bir kişinin hayatını BAŞKASI anlatır; burada ise bilim insanı kendi hayatını kendisi yazmış, bu yüzden tür otobiyografidir.
18. sorunun çözümü
Fablda hayvanlar insan gibi konuşur ve olayın sonunda bir öğüt verilir.
- Sorudaki iki ölçütü ayıralım: kahramanlar çoğunlukla HAYVAN ve sonda bir DERS veriliyor.
- Fablda kahramanlar hayvan, bitki ya da cansız varlıklardan seçilir; bu varlıklar insan gibi düşünür ve konuşur.
- Anlatının sonunda ders niteliğinde bir yargı bulunur. İki ölçütü birlikte taşıyan kısa öykü türü fabldır.
- Denetleyelim: masalda da olağanüstülük var ama kahramanlar hayvanla sınırlı değil ✓ — fablı ayıran ölçüt bu.
Sık yapılan hata: Anı demek. Anı, YAŞANMIŞ olayların sonradan anlatılmasıdır ve kahramanları gerçek kişilerdir; hayvan kahramanlı, ders veren kısa öykü ise fabldır.
19. sorunun çözümü
Makalede öne sürülen görüş belge, veri ve mantıksal çıkarımla desteklenir.
- Makalenin hangi kutuya girdiğini belirleyelim: düşünce ağırlıklı türler. Öyleyse olay örgüsü ya da dize aramayacağız.
- Düşünce ağırlıklı türler içinde makaleyi ayıran şey amacıdır: yazar bir tez ortaya koyar.
- Ama tezi söylemekle yetinmez; veri, belge ve mantıksal çıkarımla destekler. Amaç okuru inandırmaktır. En belirgin özellik budur.
- Denetleyelim: denemede bu kanıtlama kaygısı yok ✓ — iki türü ayıran ölçüt tam olarak bu.
Sık yapılan hata: "Günü gününe tutulması" demek. Bu, GÜNLÜĞÜN özelliğidir; makaleyi tanımlayan şey bir düşünceyi verilerle kanıtlamayı amaçlamasıdır.
20. sorunun çözümü
İleti sözcükle söylenmeden, kahramanın davranışı üzerinden sezdirilmiştir.
- Metinde ne var, ne yok, ayıralım. Var olan: çocuğun her sabah kuşları beslemesi. Olmayan: "iyilik" sözcüğü.
- Sözcük hiç geçmediği hâlde okur öyküden bir değer çıkarıyor. Demek ki ileti bir cümleyle değil, tekrar eden bir davranışla veriliyor.
- İletinin metinde yazılmayıp davranış üzerinden sezdirilmesine örtük ileti denir.
- Denetleyelim: "her sabah" ifadesi önemli ✓ — davranış sürekli olduğu için okur onu rastlantı değil, bir tutum olarak okuyor.
Sık yapılan hata: "Açıkça söylenerek" demek. Metinde "iyilik" sözcüğü HİÇ GEÇMİYOR; ileti söylenmiyor, davranış üzerinden sezdiriliyor.