9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2. Dönem 2. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1
Öğeİşlevi
Ana düşünceYazarın okura ulaştırmak istediği temel yargı
Yardımcı düşünce?

Tabloda metnin düşünce öğeleri karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki boşluk nasıl doldurulmalıdır?

  1. A Yazarın adı
  2. B Temel yargı
  3. C Metnin başlığı
  4. D Ana düşünceyi destekleyen ara yargılar
  5. E Metnin uzunluğu
2
TürTemel özellik
MakaleBir düşünceyi kanıtlamayı amaçlar
AnıYaşanmışlıkların sonradan anlatılmasıdır
Günlük?

Tabloda bazı yazı türleri temel özellikleriyle eşleştirilmiştir. Soru işareti yerine aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

  1. A Bir kahramanın olağanüstü serüvenlerini anlatır.
  2. B Yaşananların gününde, tarih atılarak yazılmasıdır.
  3. C Sahnede oynanmak üzere yazılır.
  4. D Bir kişinin hayatını başkası anlatır.
  5. E Ölçü ve uyakla yazılır.
3

Bir çıkarım üzerine

Bir öğrenci, edebî dilin süslü sözcükler kullanmak demek olduğunu söylemiştir.

Yukarıdaki çıkarımda yapılan hata sorulmaktadır. Buna göre aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

  1. A Sözcük seçimi önemsizdir.
  2. B Edebî dil süslü sözcüklerden oluşur.
  3. C Yalın söyleyiş edebî olamaz.
  4. D Edebî dil süsleme değil, anlamı sezdirme gücüyle kurulur; yalın söyleyiş de edebî olabilir.
  5. E Hata yoktur.
4
KullanımÖrnek
Temel anlamAğacın dalı kırıldı
Yan anlam?

Tabloda sözcük anlamları örneklenmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan örnek hangisidir?

  1. A Bu işin bir de hukuk dalı var
  2. B Ağacın dalı kırıldı
  3. C Dal ince bir çubuktur
  4. D Dal sözcüğü üç harflidir
  5. E Dalın rengi kahverengidir
5

Bir metin üzerine

Bir yazı, kentteki yeşil alanların azalmasını sayılarla anlatmakta ve yeni parkların gerekliliğini savunmaktadır.

Yukarıdaki metne en uygun başlık sorulmaktadır. Buna göre doğru olan yargı hangisidir?

  1. A Mutfakta Bir Sabah
  2. B Sınav Hazırlığı
  3. C Denizde Bir Gün
  4. D Eski Bir Dostluk
  5. E Kentin Nefes Alacak Yeri
6

Bir metin üzerine

Yazar, kentin eski mahallelerinin yıkılmasını anlatırken "yitirilen", "unutulan" gibi sözcükleri yinelemektedir.

Bu sözcük seçimleri yazarın tutumu konusunda hangi seçeneği destekler?

  1. A Yazar değişime eleştirel ve kaygılı yaklaşmaktadır.
  2. B Yazar değişimi övmektedir.
  3. C Yazar tarafsızdır.
  4. D Yazar konuyu önemsememektedir.
  5. E Tutum belirlenemez.
7

Bir metin üzerine

Bir öyküde, bayram sabahı komşuların birbirine tatlı götürmesi ayrıntılı biçimde anlatılmaktadır.

Yukarıdaki ayrıntının metne kattığı boyut sorulmaktadır. Buna göre verilecek yanıt hangisidir?

  1. A Bir dipnot
  2. B Sayısal bir veri
  3. C Bir kural bildirimi
  4. D Kültürel yaşayışın metne yansıması
  5. E Bir başlık önerisi
8

Bir öğrenci, düşünceyi geliştirme yollarına birer örnek cümle bulup yanına yolun adını yazmıştır. Aşağıdaki eşleştirmelerden hangisi yanlıştır?

  1. A "Kitap, zihnin penceresi gibidir." → Tanımlama
  2. B "Kasabamızda geçen yıl 4, bu yıl 7 kütüphane vardı." → Sayısal verilerden yararlanma
  3. C "Kediler bağımsızdır; köpekler ise sahibine daha bağlıdır." → Karşılaştırma
  4. D "Bir dil bilimcinin belirttiği gibi, sözcükler kültürün taşıyıcısıdır." → Tanık gösterme
  5. E "Örneğin serçe, karga ve güvercin kentlerde sık görülen kuşlardır." → Örneklendirme
9

Bir metin üzerine

Öyküde olaylar, penceresi olmayan dar bir odada geçmekte; kahramanın sıkışmışlık duygusu her sayfada yinelenmektedir.

Yukarıdaki mekân seçiminin işlevi sorulmaktadır. Buna göre yanıt hangi seçenektedir?

  1. A İşlevi yoktur.
  2. B Olayı kısaltmak
  3. C Kişi sayısını artırmak
  4. D Zamanı belirsizleştirmek
  5. E Kahramanın ruh durumunu güçlendirmek
10

İki cümle

I. Bugün hava soğuk, dışarı çıkarken kalın giyin. II. Sabah, üşümüş bir kuş gibi büzülmüştü pencerenin önünde.

Yukarıdaki iki cümle karşılaştırılmaktadır. İkinci cümleyi edebî kılan özellik sorulmaktadır. Buna göre doğru yanıt hangisidir?

  1. A Bilgi vermesi
  2. B Daha kısa olması
  3. C Benzetmeye dayalı bir imge kurmuş olması
  4. D Emir kipiyle kurulması
  5. E Sayı içermesi
11

Ansiklopedi maddeleri, ders kitapları ve bilimsel yazılar öğretici metinlere örnektir. Aşağıdakilerden hangisi öğretici metinlerin ortak özelliklerinden biri değildir?

  1. A Bilgi vermeyi amaçlaması
  2. B Dilin göndergesel işlevde kullanılması
  3. C Anlatımın açık ve anlaşılır olması
  4. D Kurmaca olaylara ve imgelere dayanması
  5. E Konunun nesnel bir yaklaşımla ele alınabilmesi
12

Bir metin parçası

O sabah kapıyı açtığımda, ne olacağını hiç bilmiyordum; sokak alışılmadık biçimde sessizdi.

Yukarıdaki parçada kullanılan bakış açısı sorulmaktadır. Buna göre doğru yanıt hangisidir?

  1. A Kahraman bakış açısı
  2. B İlahi bakış açısı
  3. C Gözlemci bakış açısı
  4. D Bakış açısı yoktur
  5. E Belirlenemez
13
Metin türüYapı
Öğretici metinGiriş - gelişme - sonuç
Öyküleyici metin?

Tabloda metin yapıları eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan bölüm hangisidir?

  1. A Konu - tema - ileti
  2. B Giriş - gelişme - sonuç
  3. C Ölçü - kafiye - redif
  4. D Serim - düğüm - çözüm
  5. E Yapı bulunmaz
14

Bir gazetede şu cümle yer almaktadır: "Haber, olayı olduğu gibi aktarır ve kişisel yorum taşımaz; köşe yazısı ise yazarın olaya bakışını, yorumunu ve önerisini öne çıkarır." Bu cümlede düşünceyi geliştirme yollarından hangisi kullanılmıştır?

  1. A Karşılaştırma
  2. B Tanık gösterme
  3. C Sayısal verilerden yararlanma
  4. D Tanımlama
  5. E Benzetme
15

Bir yazar, her akşam o gün yaşadıklarını ve hissettiklerini tarih atarak defterine yazmaktadır. Bu yazıların oluşturduğu tür aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Anı
  2. B Deneme
  3. C Günlük
  4. D Röportaj
  5. E Eleştiri
16
TürOlay örgüsü var mı?
HikâyeVar
TiyatroVar
Deneme?

Tabloda bazı türlerde olay örgüsünün bulunup bulunmadığı gösterilmiştir. Soru işareti yerine gelecek ifade ve bunun gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Var; çünkü denemede kahramanlar bulunur.
  2. B Yok; çünkü denemede yazar düşüncelerini aktarır, olay anlatmaz.
  3. C Var; çünkü deneme sahnede oynanır.
  4. D Yok; çünkü deneme dizelerle yazılır.
  5. E Var; çünkü deneme bir tezi kanıtlar.
17
DizeKafiye harfi
1. dizea
2. dizea
3. dizeb
4. dize?

Tabloda düz kafiye düzeninde bir dörtlük gösterilmiş, son satır boş bırakılmıştır. Tablodaki boşluk nasıl doldurulmalıdır?

  1. A d
  2. B a
  3. C c
  4. D b
  5. E Belirsiz
18

Bir yazar, yeni yayımlanan bir romanı ele alıp güçlü ve zayıf yönlerini gerekçeleriyle değerlendiren bir yazı kaleme almıştır. Bu yazının türü aşağıdakilerden hangisidir?

  1. A Anı
  2. B Gezi yazısı
  3. C Eleştiri
  4. D Günlük
  5. E Fabl
19

Bir çıkarım üzerine

Bir okur, romanda anlatılan kasabanın haritada bulunmadığını görünce yazarın yanlış yazdığını düşünmüştür.

Yukarıdaki çıkarımda yapılan hata sorulmaktadır. Buna göre yanıt hangi seçenektedir?

  1. A Yazarın adının bilinmemesi
  2. B Romanın kısa olması
  3. C Kasabanın adının uzun olması
  4. D Kurmaca metinden birebir gerçeklik beklenmesi
  5. E Hata yoktur.
20

(I) Kasabamızın pazarı her cumartesi kurulur. (II) Sabahın erken saatlerinde tezgâhlar açılır. (III) Pazar yalnızca pazar günleri kurulduğu için cumartesi alışveriş yapılamaz. (IV) Öğleye doğru kalabalık artar. (V) Akşamüstü satıcılar tezgâhlarını toplar.

Kutudaki metinde cümleler numaralandırılmıştır. Numaralanmış cümlelerden hangisi metnin tutarlılığını bozmaktadır?

  1. A I
  2. B II
  3. C III
  4. D IV
  5. E V
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. D 2. B 3. D 4. A 5. E 6. A 7. D 8. A 9. E 10. C 11. D 12. A 13. D 14. A 15. C 16. B 17. D 18. C 19. D 20. C
1. sorunun çözümü

Yardımcı düşünceler, ana düşünceyi destekleyen ara yargılardır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda öge, sağda işlevi.
  2. Dolu satır: ana düşünce → yazarın okura ulaştırmak istediği temel yargı. Metinde bir tane olur ve metnin özüdür.
  3. Yardımcı düşünceler bu yargıya hizmet eder: gerekçe verir, örnek gösterir, karşı görüşü yanıtlar. İşlevleri ana düşünceyi desteklemektir.
  4. Denetleyelim: yardımcı düşünce tek başına alınsa metnin özü olmazdı ✓ — bağlı olduğu bir yargı var.

Sık yapılan hata: "Temel yargı" demek. Bu, ÜST SATIRDA ana düşünce için zaten yazılmış; yardımcı düşünceler onu destekleyen ara yargılardır.

2. sorunun çözümü

Günlüğü anıdan ayıran özellik, yaşananın aynı gün ve tarih atılarak yazılmasıdır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda tür, sağda temel özelliği.
  2. Dolu satırlar: makale → bir düşünceyi kanıtlar; anı → yaşananların SONRADAN anlatılması.
  3. Günlük ile anı aynı malzemeyi, yaşanmışlığı kullanır; farkları yazılma zamanındadır. Günlükte yazı yaşandığı gün tutulur ve her yazıya tarih atılır.
  4. Denetleyelim: anıda aradan zaman geçtiği için yazar olayı değerlendirebiliyor ✓ — günlükte bu mesafe yok.

Sık yapılan hata: "Bir kişinin hayatını başkası anlatır." demek. Bu tanım BİYOGRAFİYE aittir; günlüğü tanımlayan özellik ise yaşananın gününde ve tarih atılarak yazılmasıdır.

3. sorunun çözümü

Edebî dili belirleyen süsleme değil, sözün sezdirme gücüdür; yalın söyleyiş de edebî olabilir.

  1. Öğrencinin tanımını ayıralım: edebî dil = süslü sözcük kullanmak. Bu tanım ölçütü sözcüklerin kendisine koyuyor.
  2. Tanımı iki yönden sınayalım. Süslü sözcüklerle dolu olduğu hâlde hiçbir şey sezdirmeyen bir metin yazılabilir; demek ki süs tek başına yetmiyor.
  3. Tersi de mümkündür: yalın sözcüklerle kurulmuş bir cümle güçlü bir imge kurabilir. Öyleyse ölçüt süs değil, sezdirme ve çağrıştırma gücüdür.
  4. Denetleyelim: bu ölçüt ünitedeki bütün örneklerle uyuşuyor ✓ — imge de sembol de örtük ileti de sezdirmeye dayanıyordu.

Sık yapılan hata: "Yalın söyleyiş edebî olamaz." demek. Bu, öğrencinin hatasını DÜZELTMİYOR, aynı varsayımı sürdürüyor; yalın bir cümle de güçlü bir imge kurabildiği için edebî olabilir.

4. sorunun çözümü

Yan anlamda sözcük, temel anlamıyla bağını koruyarak yeni bir anlamda kullanılır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kullanım, sağda örneği.
  2. Dolu satır: temel anlam → "Ağacın dalı kırıldı". Burada dal, ağacın gövdesinden ayrılan parçasıdır; sözcüğün ilk akla gelen karşılığı.
  3. Yan anlamda sözcük başka bir şeyi anlatır ama bağ kopmaz: "hukuk dalı" derken de bir bütünden ayrılan bir kol kastedilir. Aranan örnek budur.
  4. Denetleyelim: "Dal sözcüğü üç harflidir" cümlesi sözcüğün kendisinden söz ediyor ✓ — bir anlam örneği değil.

Sık yapılan hata: "Ağacın dalı kırıldı" demek. Bu, ÜST SATIRDA temel anlam örneği olarak zaten yazılmış; yan anlam için sözcüğün türemiş bir anlamda kullanıldığı bir örnek gerekir.

5. sorunun çözümü

Başlık, metnin konusunu ve savunduğu düşünceyi birlikte yansıtmalıdır.

  1. Metnin ne yaptığını belirleyelim: yeşil alanların azalmasını sayılarla anlatıyor ve yeni parkların gerekliliğini savunuyor.
  2. Öyleyse başlık iki şeyi karşılamalı: konusu yeşil alan olmalı ve savunulan düşünceyi sezdirmeli.
  3. Seçeneklerden dördü başka konulara ait — mutfak, sınav, deniz, dostluk. "Kentin Nefes Alacak Yeri" ise hem yeşil alanı hem onun gerekliliğini anlatıyor.
  4. Denetleyelim: başlık metinde geçmeyen bir konu getirmiyor ✓ — içeriğin karşılığı.

Sık yapılan hata: "Denizde Bir Gün" demek. Metin denizden değil KENTTEKİ yeşil alanlardan söz ediyor; başlık metnin konusunu karşılamalıdır.

6. sorunun çözümü

Yitim ve unutuluş anlamı taşıyan sözcükler eleştirel ve kaygılı bir tutumu gösterir.

  1. Yazarın seçtiği sözcüklere bakalım: "yitirilen", "unutulan". İkisi de bir kaybı anlatıyor.
  2. Aynı olay başka sözcüklerle de anlatılabilirdi: "yenilenen", "dönüşen" gibi. Yazar bunları değil, olumsuz çağrışımlı olanları seçmiş.
  3. Üstelik bu sözcükleri yineliyor; yineleme seçimi rastlantı olmaktan çıkarıyor. Sözcük seçimi, yazarın değişime eleştirel ve kaygılı yaklaştığını gösterir.
  4. Denetleyelim: yazar açıkça "karşıyım" demiyor ✓ — tutum sözcüklerden okunuyor.

Sık yapılan hata: "Yazar tarafsızdır." demek. Tarafsız bir anlatımda yüklü sözcükler YİNELENMEZ; "yitirilen" ve "unutulan" seçimleri bir tutum taşıyor.

7. sorunun çözümü

Toplumsal bir alışkanlığın anlatılması metne kültürel bir boyut kazandırır.

  1. Anlatılan ayrıntıyı belirleyelim: bayram sabahı komşuların birbirine tatlı götürmesi.
  2. Bu, tek bir kişiye özgü bir davranış değil; belirli bir toplulukta paylaşılan ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir alışkanlık.
  3. Böyle bir ayrıntı metne, olayın geçtiği toplumun yaşayışını taşır. Kattığı boyut kültüreldir.
  4. Denetleyelim: ayrıntı bir kural bildirmiyor, bir yaşayışı gösteriyor ✓ — anlatının içinde veriliyor.

Sık yapılan hata: "Sayısal bir veri" demek. Anlatılanda ölçülebilir bir bilgi YOK; verilen şey paylaşılan bir yaşayış, yani kültürel bir ayrıntıdır.

8. sorunun çözümü

"Kitap, zihnin penceresi gibidir." cümlesinde "gibi" edatıyla bir benzetme yapılmıştır; tanımlama değildir.

  1. Ne soruluyor: yolu yanlış adlandırılmış cümle.
  2. Her cümlenin işareti aranır: sayı → sayısal veri; "ise" ile iki şeyin farkı → karşılaştırma; uzman görüşü → tanık gösterme; "örneğin" → örneklendirme.
  3. Birinci cümlede kitap pencereye benzetiliyor; kavramın ne olduğu açıklanmıyor. Doğru ad benzetmedir.
  4. Denetleme: tanımlama olsaydı "Kitap, … basılı ve ciltli yayındır." gibi kavramı açıklayan bir yapı gerekirdi.
  5. Sık yapılan hata: karşılaştırma eşleştirmesini yanlış sanmak. Kediler ile köpeklerin farkı "ise" ile nesnel olarak veriliyor; bu doğru bir karşılaştırmadır.
9. sorunun çözümü

Dar ve kapalı mekân, kahramanın sıkışmışlık duygusunu pekiştirir.

  1. Metindeki iki bilgiyi yan yana koyalım. Mekân: penceresi olmayan dar bir oda. Duygu: kahramanın her sayfada yinelenen sıkışmışlık hissi.
  2. İkisi arasında bir uyum var: dar ve kapalı bir yer, sıkışmışlık duygusunu somutlaştırıyor.
  3. Mekân burada yalnızca olayın geçtiği yer değil; okurun kahramanın hissettiğini duyumsamasını sağlayan bir araç. İşlevi, ruh durumunu güçlendirmektir.
  4. Denetleyelim: geniş ve aydınlık bir oda aynı duyguyu vermezdi ✓ — seçim bilinçli.

Sık yapılan hata: "Zamanı belirsizleştirmek" demek. Mekân seçiminin ZAMANLA bir ilgisi yok; metinde anlatılan uyum mekân ile kahramanın duygusu arasındadır.

10. sorunun çözümü

İkinci cümle sabahı üşümüş bir kuşa benzeterek zihinde yeni bir görüntü kurar.

  1. İki cümleyi amaçlarına göre ayıralım. Birincisi havanın soğuk olduğunu bildiriyor ve bir öneride bulunuyor; okur cümleyi okur, bilgiyi alır, iş biter.
  2. İkincisinde böyle bir bilgi yok. Sabah, pencerenin önünde büzülmüş üşümüş bir kuşa benzetiliyor.
  3. Benzetme burada süs değil: sabahın nasıl bir sabah olduğunu okurun zihninde canlandırıyor. Cümleyi edebî kılan, benzetmeye dayalı bu imgedir.
  4. Denetleyelim: ikinci cümle birincisinden kısa değil ✓ — ölçüt uzunluk değil, kurulan görüntü.

Sık yapılan hata: "Bilgi vermesi" demek. Bilgi veren cümle BİRİNCİSİDİR; ikinci cümle bilgi aktarmıyor, benzetmeyle bir görüntü kuruyor.

11. sorunun çözümü

Kurmaca olaylar ve imgeler edebî (sanatsal) metinlerin özelliğidir; öğretici metin gerçek bilgiyi açık bir dille aktarır.

  1. Ne soruluyor: öğretici metinlerde bulunMAYAN özellik.
  2. Öğretici metin okura bilgi vermek ister; dil göndergesel işlevdedir ve anlatım açıktır.
  3. Kurmaca (hayal ürünü) olaylar ve imgeler roman, hikâye ve şiire özgüdür.
  4. Denetleme: ansiklopedi maddesi hayalî bir olay anlatsaydı bilgi verme amacını yitirirdi.
  5. Sık yapılan hata: "Dilin göndergesel işlevde kullanılması" demek. Göndergesel işlev tam da bilgi aktarmak demektir; öğretici metnin temel özelliğidir.
12. sorunun çözümü

Anlatıcı olayın içindedir ve yalnızca kendi bildiğini aktarmaktadır.

  1. Parçadaki dil özelliğini yakalayalım: "kapıyı açtığımda", "bilmiyordum". Anlatım birinci kişi ağzından.
  2. Demek ki anlatıcı olayın dışında duran biri değil; olayı yaşayan kişinin kendisi.
  3. Üstelik "ne olacağını hiç bilmiyordum" diyor, yani bilgisi sınırlı. Bu iki özellik birlikte kahraman bakış açısını gösterir.
  4. Denetleyelim: ilahi anlatıcı ne olacağını bilirdi ✓ — bilgisizliğin söylenmesi bakış açısını da belirliyor.

Sık yapılan hata: "İlahi bakış açısı" demek. İlahi anlatıcı HER ŞEYİ bilir; buradaki anlatıcı ise "ne olacağını hiç bilmiyordum" diyerek bilgisinin sınırlı olduğunu söylüyor.

13. sorunun çözümü

Öyküleyici metinlerde yapı serim, düğüm ve çözüm biçiminde adlandırılır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda metin türü, sağda o türün yapısı.
  2. Dolu satır: öğretici metin → giriş - gelişme - sonuç. Bu yapı bir konunun açıklanmasına göre kurulmuş: konu tanıtılır, açılır, bağlanır.
  3. Öyküleyici metinde ise bir OLAY anlatılır; yapı da buna göre adlandırılır. Serimde kişiler ve ortam tanıtılır, düğümde çatışma çıkar, çözümde sonuca varılır.
  4. Denetleyelim: iki yapı da üç basamaklı ama adları ve işlevleri farklı ✓ — biri konuyu, öteki olayı düzenliyor.

Sık yapılan hata: "Giriş - gelişme - sonuç" demek. Bu, ÜST SATIRDA öğretici metin için zaten yazılmış; öyküleyici metinlerde yapı serim - düğüm - çözüm biçiminde adlandırılır.

14. sorunun çözümü

İki metin türü (haber ve köşe yazısı) yan yana konup aralarındaki fark gösteriliyor: karşılaştırma.

  1. Ne soruluyor: cümledeki düşünceyi geliştirme yolu.
  2. Cümlede iki varlık var: haber ve köşe yazısı.
  3. "… ise" bağlayıcısıyla ikisinin yorum bakımından farkı ortaya konuyor; bu karşılaştırmadır.
  4. Denetleme: tek bir kavram açıklansaydı tanımlama olurdu; burada iki şeyin farkı veriliyor.
  5. Sık yapılan hata: Benzetme demek. Benzetmede iki şey arasında ortak nitelik aranır; karşılaştırmada benzerlik ya da fark nesnel olarak gösterilir.
15. sorunun çözümü

Yaşananın aynı gün ve tarih atılarak yazılması günlüğün tanımıdır.

  1. Yazarın yaptığını belirleyelim: HER AKŞAM, O GÜN yaşadıklarını ve hissettiklerini yazıyor ve tarih atıyor.
  2. İki ölçüt de günlüğün tanımında yer alıyor: yazının aynı gün tutulması ve tarih bulunması.
  3. Aradan zaman geçmediği için bu yazılar anı sayılamaz. Tür günlüktür.
  4. Denetleyelim: anıda yazar geriye dönüp yazar ✓ — burada dönülecek bir geçmiş yok, gün henüz bitmiş.

Sık yapılan hata: Anı demek. Anı, olayların üzerinden ZAMAN GEÇTİKTEN sonra yazılır; buradaki yazılar ise aynı gün ve tarih atılarak tutulduğu için günlüktür.

16. sorunun çözümü

Deneme düşünce ağırlıklı bir türdür; olay örgüsü ve kişi kadrosu içermez.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda tür, sağda olay örgüsünün bulunup bulunmadığı.
  2. Dolu satırlar: hikâye → var, tiyatro → var. İkisi de olay çevresinde gelişen türler.
  3. Denemede ise yazar bir olay anlatmaz; konudan konuya geçerek kendi düşüncelerini paylaşır. Kişi kadrosu ve olay örgüsü yoktur, bu yüzden "Yok" gelmelidir.
  4. Denetleyelim: gerekçe de doğru olmalı ✓ — "yok, çünkü dizelerle yazılır" yanlış bir gerekçe olurdu, deneme düzyazıdır.

Sık yapılan hata: "Var; çünkü deneme bir tezi kanıtlar." demek. Hem yargı hem gerekçe yanlış: tez kanıtlamak MAKALENİN işidir ve zaten kanıtlamak da olay örgüsü gerektirmez.

17. sorunun çözümü

Düz kafiye düzeni aabb biçimindedir; dördüncü dize üçüncüyle kafiyelidir.

  1. Tablodaki dolu satırları okuyalım: 1. dize a, 2. dize a, 3. dize b.
  2. İlk iki dize aynı harfle gösterilmiş, yani kendi aralarında kafiyeli. Üçüncü dizede yeni bir harf başlıyor.
  3. Düz kafiye düzeninde dizeler ikişerli eşleşir: aabb. Üçüncü dize b olduğuna göre dördüncü dize de onunla kafiyeli olmalı, yani b.
  4. Denetleyelim: dördüncü dize c olsaydı tek başına kalırdı ✓ — kafiye eşleşmesi bozulurdu.

Sık yapılan hata: c demek. Yeni bir harf, o dizenin kendinden öncekilerle KAFİYELİ OLMADIĞINI gösterir; oysa düz kafiyede dördüncü dize üçüncüyle eşleşir, yani b olmalıdır.

18. sorunun çözümü

Bir yapıtı ölçütlere dayanarak değerlendiren yazı eleştiridir.

  1. Yazının konusunu belirleyelim: yazar kendi bir olay anlatmıyor, BAŞKA bir yapıtı (yeni yayımlanan bir romanı) ele alıyor.
  2. Ne yaptığına bakalım: yapıtın güçlü ve zayıf yönlerini belirliyor ve bunları GEREKÇELENDİRİYOR.
  3. Bir yapıtı ölçütlere dayanarak değerlendiren bu tür eleştiridir.
  4. Denetleyelim: eleştiri yalnız olumsuz olmak zorunda değil ✓ — soruda da güçlü yönlerin de ele alındığı söyleniyor.

Sık yapılan hata: "Gezi yazısı" demek. Gezi yazısında yazar gezip gördüğü YERLERİ anlatır; burada konu bir yer değil, başka bir yazarın romanıdır.

19. sorunun çözümü

Kurmaca metinde mekân da yazarca kurulabilir; haritada bulunmaması bir yanlışlık değildir.

  1. Okurun akıl yürütmesini ayıralım. Gözlem: romandaki kasaba haritada yok. Sonuç: yazar yanlış yazmış.
  2. Bu çıkarım, romandaki her ögenin gerçekte bir karşılığı olması gerektiğini varsayıyor. Oysa kurmacada yalnız olaylar değil, kişiler ve mekânlar da kurulabilir.
  3. Var olmayan bir kasabayı anlatmak bir yanlış değil, kurmacanın kendi imkânıdır. Hata, kurmaca metinden birebir gerçeklik beklemektir.
  4. Denetleyelim: aynı ölçütle romandaki kişiyi nüfus kaydında aramak da gerekirdi ✓ — ölçüt tutmuyor.

Sık yapılan hata: "Romanın kısa olması" demek. Metnin uzunluğu ile kasabanın haritada bulunması arasında hiçbir ilgi YOK; sorun okurun kurmacadan birebir gerçeklik beklemesidir.

20. sorunun çözümü

I. cümle pazarın cumartesi kurulduğunu söylüyor; III. cümle bunun tersini iddia ediyor. Çelişki tutarlılığı bozar.

  1. Ne soruluyor: metindeki öteki cümlelerle çelişen cümle.
  2. Metnin ana bilgisi I. cümlede: pazar her cumartesi kurulur. II, IV ve V bu günün akışını sabah-öğle-akşam sırasıyla anlatıyor.
  3. III. cümle "pazar günleri kurulduğu için cumartesi alışveriş yapılamaz" diyerek I. cümleyle çelişiyor.
  4. Denetleme: III çıkarıldığında metin çelişkisiz ve zaman sırası düzgün kalıyor.
  5. Sık yapılan hata: I demek. I. cümle metnin geri kalanıyla uyumludur; çelişkiyi sonradan gelen III yaratır.

9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı diğer yazılılar

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.