İslam ve Barış
10. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi İslam ve Barış Testi
İslam kelimesinin anlamı, barışın esas alınması, birlikte yaşama ilkeleri ve şiddetin reddi. 20 soru, 5 şık, açıklamalı.
Bölüm
İslam ve Barış
Soru / Süre
20 soru / süre yok
Seviye
Orta
Güncelleme
11 Eylül 2026
Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin
Bu testten bir örnek
Yukarıdaki bilgi, dinin adı ile barış kavramı arasında bir bağ kurmaktadır. Bu bağın anlamı nedir?
+10 puan
soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?
Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?
Yarıyı geçtin!
doğrun var. Üye olursan bu testin puanı hanene yazılır, rozet ve rütbe kazanırsın.
Cevapların kaybolmaz — üye olunca test kaldığın yerden devam eder.
Testteki 20 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
-
1. Yukarıdaki bilgi, dinin adı ile barış kavramı arasında bir bağ kurmaktadır. Bu bağın anlamı nedir?
- A) Barışın dinin adında bile yer alan temel bir değer olması
- B) Kelimelerin rastlantısal olarak benzemesi
- C) Barışın sonradan eklenen bir kavram olması
- D) Kökün yalnız dil bilgisiyle ilgili olması
- E) Anlamların birbirinden bağımsız olması
Doğru cevap: A — Müslümanların birbirini "selam" ile selamlaması da aynı kökten gelir; karşılaşmanın ilk sözü esenlik dileğidir. Barış, dinin adında ve gündelik dilinde yer alan kurucu bir kavramdır.
- İslam ve selam aynı kökten gelir.
- Kökün anlamı barış ve esenliktir.
- Barış dinin adında yer alan bir değerdir.
-
2. Müslümanların karşılaştıklarında birbirlerine selam vermesinin anlamı sorulmaktadır. Bu selamın içeriği nedir?
- A) Bir üstünlük ifadesi
- B) Karşıdakine esenlik ve güven dileme
- C) Yalnız bir nezaket kuralı
- D) Bir ticaret sözü
- E) Bir ayrılık ifadesi
Doğru cevap: B — Selam, "senden bana bir zarar gelmeyecek, benden de sana gelmeyecek" anlamında bir güven sözüdür. İlişkinin daha ilk anında barış zemini kurulur.
- Selam bir dilek cümlesidir.
- Esenlik ve güven dilenir.
- İlişki barış zemininde başlar.
-
3. Yukarıdaki ayet, insan hayatının değerini anlatmaktadır. Ayetin verdiği ölçüt nedir?
- A) Bir canın toplumun küçük bir parçası olduğu
- B) Yalnız topluluk hâlinde değer taşındığı
- C) Tek bir insanın hayatının bütün insanlık kadar değerli sayıldığı
- D) Değerin sayıya bağlı olduğu
- E) Hayatın koşullara göre değiştiği
Doğru cevap: C — Ayet, tek bir insanın hayatını bütün insanlığın hayatına eşitleyerek can dokunulmazlığını en yüksek ölçüte bağlar.
- Ayetin kurduğu iki karşıtlığı ayıralım: haksız yere bir cana kıymak bütün insanları öldürmek, bir canı yaşatmak ise bütün insanları yaşatmak gibi sayılıyor.
- Bu eşitleme bir abartı değil bir ölçüt koymadır: bir insanın hayatının değeri, kaç kişi olduğuna bakılarak hesaplanamaz.
- Öyleyse ayetin verdiği ölçüt, tek bir insanın hayatının bütün insanlık kadar değerli sayılmasıdır. Bu ölçüt, cana kıymayı hiçbir gerekçenin haklı çıkaramayacağı anlamına gelir.
- Denetleyelim: ayet "bir cana kıymamış ya da bozgunculuk yapmamış birini" diyerek tekil bir candan söz ediyor ✓ — değer tek kişide de bütün insanlıktaki kadardır.
-
4. Medine Vesikası’nda farklı inanç gruplarının haklarının yazılı olarak güvenceye alındığı bilinmektedir. Bu belgenin tarihsel önemi nedir?
- A) Yalnız Müslümanları kapsaması
- B) Kısa sürede yürürlükten kalkması
- C) Yalnız ticareti düzenlemesi
- D) Farklı inançtan toplulukların bir arada, hakları tanınarak yaşamasını düzenleyen erken bir belge olması
- E) Yalnız savaş kurallarını içermesi
Doğru cevap: D — Medine Vesikası, farklı inançtan toplulukların haklarını yazılı olarak tanıyıp birlikte yaşamayı düzenleyen erken bir belgedir.
- Soruda verilen ayrıntı belirleyici: haklar yazılı olarak güvenceye alınmış. Yazılı olmak, uygulamayı kişilerin iyi niyetine değil bağlayıcı bir metne bağlar.
- Belge yalnız Müslümanları değil Medine’de yaşayan öteki toplulukları da kapsar; her topluluğun inancı ile can ve mal güvenliği aynı metinde tanınır.
- Bu iki özellik birleşince belgenin tarihsel önemi ortaya çıkar: farklı inançtan topluluklar bir arada, hakları tanınarak yaşayacaktır.
- Denetleyelim: soruda "farklı inanç grupları" ile "yazılı güvence" birlikte anılıyor ✓ — ikisini birden karşılayan tek değerlendirme budur.
-
5. Yukarıdaki ayet, inanç konusunda temel bir ilke koymaktadır. Bu ilkenin anlamı nedir?
- A) İnancın önemsiz olduğu
- B) İnancın gizlenmesi gerektiği
- C) İnancın değişmeyeceği
- D) İnancın sonradan seçilemeyeceği
- E) İnancın ancak özgür bir tercihle anlam kazanacağı; baskıyla kabul ettirilemeyeceği
Doğru cevap: E — Dinde zorlama bulunmaması, inancın ancak özgür bir tercihle anlam kazanacağını bildirir.
- İlkenin neyi kaldırdığına bakalım: inanç konusunda zorlamayı. Öyleyse söz konusu olan inancın içeriği değil, nasıl benimseneceğidir.
- Zorlama ile elde edilen şey dıştan bir uyumdur; kişi kalbiyle benimsemediği bir sözü söylemiş olur. İnanç ise kalbin onayını gerektirir.
- Bu yüzden ilke, inancın baskıyla kabul ettirilemeyeceğini, ancak özgür iradeyle seçildiğinde karşılık taşıyacağını söyler.
- Denetleyelim: ilke inancı önemsizleştirmiyor ✓ — tam tersine ona ancak özgür tercihle ulaşılabileceğini söyleyerek değerini yükseltiyor.
-
6. İslam’da savaşın kural değil istisna sayıldığı ve sıkı kurallara bağlandığı belirtilmektedir. Bu yaklaşımın anlamı nedir?
- A) Savaşın hiçbir koşulda düşünülmediği
- B) Barışın esas, savaşın ancak zorunlu hâllerde ve sınırları belirlenmiş biçimde başvurulan bir durum olması
- C) Savaşın serbest bırakıldığı
- D) Kuralların sonradan konduğu
- E) Savaşın tercih edildiği
Doğru cevap: B — Barış esas alınır; savaş ancak zorunlu hâllerde ve sınırları belirlenmiş biçimde başvurulan bir durumdur.
- Soruda iki ayrı bilgi veriliyor: savaş kural değil istisnadır ve sıkı kurallara bağlanmıştır. İkisini birlikte okumak gerekir.
- "İstisna" olması, başvurmanın ancak zorunluluk hâlinde söz konusu olduğunu gösterir; "kurallara bağlı" olması ise başvurulduğunda bile sınırsız olmadığını.
- Savaşmayanlara dokunulmaması, doğaya zarar verilmemesi ve barış teklifinin kabul edilmesi bu sınırlara örnektir. Öyleyse esas olan barıştır.
- Denetleyelim: "hiçbir koşulda düşünülmediği" denseydi savaş kurallarının varlığı anlamsız kalırdı ✓ — kuralların bulunması istisnanın da düzenlendiğini gösteriyor.
-
7. Tabloda savaş sırasında uyulması istenen kurallar verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan içerik hangisidir?
- A) Kabul edilmez
- B) Ertelenir
- C) Karşı taraf barışa yönelirse kabul edilir
- D) Yalnız güçlüyken kabul edilir
- E) Dikkate alınmaz
Doğru cevap: C — Tabloda eksik kalan içerik, karşı taraf barışa yönelirse teklifin kabul edilmesidir.
- Tablonun kurgusu şu: solda savaş sırasında uyulması istenen kural, sağda o kuralın içeriği.
- Dolu satırları okuyalım: savaşmayanlara dokunulmaz (kadın, çocuk, yaşlı, din adamları), doğaya zarar verilmez (ağaç kesilmez, ekin yakılmaz). İki kural da zararı daraltma yönünde.
- Aynı yönü barış teklifine uygulayalım: çatışmayı sona erdirme imkânı doğmuşken savaşı sürdürmek bu bütünle çelişirdi. Öyleyse karşı taraf barışa yöneldiğinde teklif kabul edilir.
- Denetleyelim: üç kural da savaşı sınırlandırıyor ✓ — barış teklifinin kabulü bu sınırlandırmanın en son ve en geniş adımıdır.
-
8. Veda Hutbesi’nde can, mal ve namusun dokunulmaz ilan edildiği ve üstünlüğün takvada olduğunun belirtildiği bilinmektedir. Bu hutbenin barışla ilişkisi nedir?
- A) Yalnız bir veda konuşması olması
- B) Yalnız ibadetleri anlatması
- C) Yalnız o günkü topluluğa seslenmesi
- D) Toplumsal barışın temel şartlarını — güvenlik ve eşitlik — açıkça ilan etmesi
- E) Yalnız tarihsel bir belge olması
Doğru cevap: D — Veda Hutbesi, can ve mal güvenliği ile insanlar arasında eşitliği ilan ederek toplumsal barışın temel şartlarını dile getirir.
- Hutbede anılan iki ilkeyi ayıralım: can, mal ve namusun dokunulmaz sayılması; ve üstünlüğün soyda değil takvada olduğunun belirtilmesi.
- Birincisi güvenliktir: kişi kendini ve sahip olduklarını tehdit altında hissetmiyorsa bir arada yaşama mümkün olur.
- İkincisi eşitliktir: bir topluluğun ötekine doğuştan üstün sayılması çatışmanın en eski gerekçelerindendir; hutbe bu iddiayı kaldırır. Güvenlik ve eşitlik birlikte barışın şartlarıdır.
- Denetleyelim: "yalnız o günkü topluluğa seslendiği" denseydi ilan edilen ilkelerin genel oluşu açıklanamazdı ✓ — dokunulmazlık ve eşitlik herkes için söylenmiştir.
-
9. Komşuluk hakkına verilen önemin barış kültürüyle ilişkisi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A) Barışın en küçük ölçekte, günlük ilişkilerde kurulmasının büyük ölçekli barışın zeminini oluşturması
- B) Komşuluğun yalnız bir gelenek olması
- C) Komşuluğun yalnız yardımlaşma olması
- D) Komşuluğun inançla ilgisiz olması
- E) Komşuluğun kentlerde geçerli olmaması
Doğru cevap: A — Komşuluk hakkının gözetilmesi barışı en küçük ölçekte kurar ve büyük ölçekli barışın zeminini hazırlar.
- Barışın nerede sınandığını soralım: uzaktaki anlaşmalarda mı, yoksa kişinin her gün karşılaştığı insanlarla kurduğu ilişkide mi?
- Komşuluk, kişinin en sık ve en yakın temas kurduğu ilişki alanıdır. Barış burada soyut bir ideal olmaktan çıkıp davranışa dönüşür.
- Gündelik ilişkilerde hakkı gözetmeyi alışkanlık hâline getirmiş bir toplumda daha geniş ölçekli barış da zemin bulur. Kurulan bağlantı budur.
- Denetleyelim: komşu hakkı, komşunun inancına bakılmaksızın gözetilir ✓ — bu yüzden birlikte yaşama pratiğinin en somut biçimi sayılır.
-
10. Kalıcı barışın ancak adaletle mümkün olduğu belirtilmektedir. Bu ilişkinin gerekçesi nedir?
- A) Adaletin barışı geciktirmesi
- B) Adaletin yalnız mahkemelerle ilgili olması
- C) Haksızlığın sürdüğü yerde sessizliğin barış değil bastırılmış bir gerginlik olması
- D) Barışın adaletten bağımsız olması
- E) Adaletin barışı zorlaştırması
Doğru cevap: C — Haksızlığın sürdüğü yerdeki sessizlik barış değil bastırılmış bir gerginliktir; bu yüzden kalıcı barış adaleti gerektirir.
- Barışı yalnız "çatışmanın görünmemesi" diye tanımlarsak, susturulmuş bir toplum da barış içinde sayılırdı. Bu tanım yetersizdir.
- Haksızlığa uğrayan taraf hakkını alamadığı sürece şikâyeti ortadan kalkmaz, yalnız dile getirilemez hâle gelir. Gerginlik birikmeyi sürdürür.
- Biriken gerginlik bir vesileyle yeniden yüzeye çıkar. Öyleyse barışın kalıcı olması haksızlığın giderilmesine, yani adalete bağlıdır.
- Denetleyelim: adaletin sağlandığı yerde tarafların sürdürecek bir hak iddiası kalmaz ✓ — barış o zaman kendi kendini taşır.
-
11. Din adına şiddete başvuran grupların İslam’ın temel ilkeleriyle bağdaşmadığı belirtilmektedir. Bu değerlendirmenin dayanağı nedir?
- A) Grupların az sayıda olması
- B) Şiddetin pahalı olması
- C) Şiddetin sonuç vermemesi
- D) İnsan hayatının dokunulmazlığı, dinde zorlama bulunmaması ve savaşın kurallara bağlanması ilkeleriyle çelişmesi
- E) Grupların örgütsüz olması
Doğru cevap: D — Din adına şiddet; can dokunulmazlığı, dinde zorlama bulunmaması ve savaşın kurallara bağlanması ilkeleriyle çeliştiği için bağdaşmaz sayılır.
- Değerlendirmenin neye dayandığını belirleyelim: grupların sayısına, gücüne ya da sonuç alıp almamasına değil, kaynaklarda yer alan temel ilkelere.
- Üç ilkeyi sırayla uygulayalım. Masum bir cana kıymak, tek bir canı bütün insanlığa eşitleyen ölçütle çelişir.
- İnancı zorla dayatmak dinde zorlama bulunmaması ilkesiyle, savaşmayanlara ve doğaya zarar vermek de savaşı sınırlandıran kurallarla çelişir. Üç çelişki birden ortaya çıkar.
- Denetleyelim: dayanak ilkeler olduğu için değerlendirme, grubun büyüklüğünden ya da yönteminin işe yarayıp yaramamasından bağımsızdır ✓.
-
12. Farklı inançtan insanlarla yapılan görüşmelerde en güzel biçimde konuşulması öğütlenmektedir. Bu öğüdün gerekçesi nedir?
- A) Görüşmelerin kısalması
- B) Anlaşmazlıkların gizlenmesi
- C) Konuşmanın gereksiz olması
- D) Farklılıkların önemsiz olması
- E) Üslubun karşı tarafın dinlemeye açık kalmasını sağlaması; sertliğin iletişimi baştan kapatması
Doğru cevap: E — En güzel biçimde konuşmak öğütlenir; çünkü üslup, karşı tarafın dinlemeye açık kalıp kalmayacağını belirler.
- Öğüdün neyi düzenlediğine bakalım: konuşmanın içeriğini değil biçimini. Öyleyse gerekçeyi de biçimin etkisinde aramak gerekir.
- Sert bir dil karşı tarafı söylenenle ilgilenmek yerine kendini savunmaya yöneltir. Bu durumda içerik ne kadar doğru olursa olsun değerlendirilmeden kalır.
- Güzel bir üslup ise iletişimi açık tutar; karşı taraf dinlemeyi sürdürür. Öğüdün gerekçesi budur.
- Denetleyelim: öğüt anlaşmazlığın gizlenmesini istemiyor ✓ — söylenecek söz söylenir, yalnız söyleniş biçimi gözetilir.
-
13. Tabloda barışla ilgili kavramlar ve ilkeler eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan ilke hangisidir?
- A) Ticaretin serbestliği
- B) İnanç özgürlüğü ve özgür irade
- C) Savaşın gerekliliği
- D) Yönetimin merkeziliği
- E) Vergi düzeni
Doğru cevap: B — Tabloda eksik kalan ilke, inanç özgürlüğü ve özgür iradedir.
- Tablonun kurgusu şu: solda barışla ilgili bir kavram, sağda o kavramın karşıladığı ilke.
- Dolu satırlar: selam → karşılaşmada esenlik dileme; Medine Vesikası → farklı inançlarla birlikte yaşama. Her satırda kavramın kendi içeriği bir ilkeye çevriliyor.
- Aynı çeviriyi son satıra uygulayalım: "Dinde zorlama yoktur" ifadesi inanç konusunda baskıyı kaldırır ve tercihi kişinin kendisine bırakır. Karşılık gelen ilke inanç özgürlüğü ve özgür iradedir.
- Denetleyelim: üç satır da barışın zeminini kuruyor ✓ — karşılaşmada güven, birlikte yaşamada hak, inançta özgürlük.
-
14. Barışın önce kişinin kendi iç dünyasında kurulması gerektiği belirtilmektedir. Bu yaklaşımın gerekçesi nedir?
- A) İç dünyanın dış dünyadan bağımsız olması
- B) Öfke, kıskançlık ve kin gibi duyguların denetlenmediği bir kişinin çevresiyle barışı sürdürmesinin güç olması
- C) Barışın yalnız bireysel olması
- D) Toplumsal barışın gereksiz olması
- E) Duyguların değiştirilemez olması
Doğru cevap: B — Öfke, kıskançlık ve kin gibi duygularını denetleyemeyen kişi çevresiyle barışı sürdüremeyeceği için barış önce iç dünyada kurulur.
- Toplumsal barışın neyden oluştuğunu soralım: yalnız kurallardan mı, yoksa tek tek kişilerin birbiriyle kurduğu ilişkilerden mi? Kurallar gereklidir ama ilişkiler olmadan tek başına yetmez.
- Öfkesini yönetemeyen bir kişi, kurallar ne kadar iyi olursa olsun girdiği her ilişkide gerginlik üretir. Kin ve kıskançlık da çatışmayı besleyen duygulardır.
- Bu yüzden ahlak eğitimi barışın dışında bir konu değil, parçasıdır: iç dünyada kurulan denge toplumsal barışın zeminidir.
- Denetleyelim: yaklaşım toplumsal barışı gereksiz saymıyor ✓ — onu bireyden başlatıyor.
-
15. Kaynaklarda affetmenin öne çıkarılmasının barışla ilişkisi sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A) Affetmenin haksızlığı onaylaması
- B) Affetmenin zayıflık olması
- C) Karşılıklı intikam zincirini kırarak çatışmanın sürekli yeniden üretilmesini önlemesi
- D) Affetmenin adaleti ortadan kaldırması
- E) Affetmenin yalnız güçlülere ait olması
Doğru cevap: C — Af, karşılıklı intikam zincirini kırarak çatışmanın sürekli yeniden üretilmesini önlediği için öne çıkarılır.
- Çatışmanın nasıl sürdüğüne bakalım: verilen her karşılık, öteki taraf için yeni bir haksızlık sayılır ve yeni bir karşılık doğurur.
- Bu zincir kendiliğinden bitmez; taraflardan biri isteyerek durdurmadıkça sürer. Af, hakkı bulunan tarafın bu durdurmayı seçmesidir.
- Zincir kırılınca çatışma yeniden üretilmez. Affın barışla ilişkisi buradan gelir.
- Denetleyelim: af, hakkın varlığını inkâr etmez ✓ — affeden kişi zaten hakkı olan kişidir; hakkı olmayanın affedecek bir şeyi yoktur.
-
16. Tarih boyunca farklı inanç gruplarının Müslüman yönetimler altında ibadetlerini sürdürebildiği bilinmektedir. Bu durumun dayandığı ilke nedir?
- A) Yönetimlerin ilgisizliği
- B) Grupların az olması
- C) Denetimin yetersizliği
- D) İnanç özgürlüğünün ve farklılıkların tanınmasının ilke olarak benimsenmesi
- E) Ekonomik zorunluluk
Doğru cevap: D — Farklı inanç gruplarının ibadetlerini sürdürebilmesi, inanç özgürlüğünün ve farklılıkların tanınmasının ilke olarak benimsenmesine dayanır.
- Durumun sürekliliğine dikkat edelim: bir iki örnek değil, tarih boyunca farklı yerlerde ve farklı yönetimlerde tekrarlanan bir uygulama söz konusu.
- Rastlantı ya da ilgisizlik bu kadar uzun süreli ve yaygın bir sonucu açıklayamaz; sürekliliğin arkasında benimsenmiş bir ilke aramak gerekir.
- O ilke, inancın zorlamayla değil özgür tercihle benimseneceği ve farklı inanç topluluklarının haklarının tanınacağıdır. Medine Vesikası bu anlayışın erken bir örneğidir.
- Denetleyelim: mabetlerin korunması ve dinî hayatın sürdürülmesi yazılı düzenlemelere konu olmuştur ✓ — düzenlenmiş olması ilgisizlikle bağdaşmaz.
-
17. Savaş sırasında bile ağaçların kesilmemesi ve ekinlerin yakılmaması istenmesinin anlamı sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?
- A) Doğanın savaş dışı sayılması ve zararın savaşanlarla sınırlı tutulmak istenmesi
- B) Ağaçların değerli olması
- C) Odun ihtiyacının bulunması
- D) Ekinlerin gerekli olması
- E) Kuralın uygulanmaması
Doğru cevap: A — Ağaçların kesilmemesi ve ekinlerin yakılmaması, doğanın savaş dışı sayılıp zararın savaşanlarla sınırlı tutulmak istendiğini gösterir.
- Kuralın neyi koruduğuna bakalım: savaşan tarafları değil, ağaçları ve ekinleri; yani çatışmayla hiçbir ilgisi olmayan varlıkları.
- Ekin ve ağaç, savaş bittikten sonra da o bölgede yaşayacak insanların geçim kaynağıdır. Bunların yakılması zararı çatışmanın süresinin ve taraflarının dışına taşırır.
- Öyleyse kuralın anlamı şudur: doğa çatışmanın tarafı sayılmaz ve zarar savaşanlarla sınırlı tutulur.
- Denetleyelim: aynı bütün içinde savaşmayan insanlara da dokunulmaması isteniyor ✓ — iki kural da zararı daraltma amacında birleşiyor.
-
18. Bir hadiste Müslümanın, insanların elinden ve dilinden güvende olduğu kişi olarak tanımlandığı bilinmektedir. Bu tanımın anlamı nedir?
- A) İnancın yalnız kalple ilgili olması
- B) İbadetlerin yeterli olması
- C) Tanımın belirsiz olması
- D) Sözün önemsiz olması
- E) Kimlik ölçütünün başkalarına verilen güvenle, yani davranışla belirlenmesi
Doğru cevap: E — Tanım, kimliği söylenen sözlerle değil çevredekilerin hissettiği güvenle ölçer. Hem "el" hem "dil" geçmesi, şiddetin fiziksel olduğu kadar sözlü biçimini de kapsar.
- Tanım başkalarının güvenliğine bakar.
- Hem davranış hem söz kapsanır.
- Ölçüt, verilen güvendir.
-
19. Barış ilkesinin günümüzde bir öğrencinin hayatında nasıl karşılık bulabileceği tartışılmaktadır. Bu ilkeyi somutlaştıran davranış hangisidir?
- A) Farklı düşünenleri dinlemek, akran zorbalığına karşı durmak ve anlaşmazlıkları konuşarak çözmek
- B) Tartışmalardan tümüyle uzak durmak
- C) Herkesle aynı fikirde olmak
- D) Sorunları görmezden gelmek
- E) Yalnız kendi grubuyla ilişki kurmak
Doğru cevap: A — Barış ilkesini somutlaştıran davranış; farklı düşünenleri dinlemek, akran zorbalığına karşı durmak ve anlaşmazlıkları konuşarak çözmektir.
- Önce barışın ne olmadığını belirleyelim: anlaşmazlığın hiç yaşanmaması değildir. İnsanların bulunduğu her yerde görüş ayrılığı olur.
- Barış, bu ayrılığın şiddete başvurulmadan yönetilebilmesidir. Farklı düşüneni dinlemek ve anlaşmazlığı konuşarak çözmek tam olarak bunu yapar.
- Akran zorbalığına karşı durmak da aynı ilkenin parçasıdır: kalıcı barış adaleti gerektirdiği için haksızlık karşısında sessiz kalınmaz.
- Denetleyelim: üç davranış da anlaşmazlığı yok saymıyor, yönetiyor ✓ — barış ilkesinin okuldaki karşılığı budur.
-
20. İslam kelimesi barış ve esenlik kökünden gelir; dinde zorlama yoktur, insan hayatı dokunulmazdır ve savaş ancak zorunlu hâllerde kurallara bağlı olarak söz konusudur. Bu bilgiye dayanarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- A) Selam, esenlik dileyen bir güven sözüdür.
- B) İnanç özgür tercihle anlam kazanır.
- C) Savaşta savaşmayanlara dokunulmaz.
- D) Medine Vesikası birlikte yaşamayı düzenler.
- E) Barış, ancak farklı inançlar ortadan kalkarsa kurulabilir.
Doğru cevap: E — Verilen bilgiye göre barış, farklılıkların ortadan kalkmasıyla değil tanınmasıyla kurulur; bu yüzden o yargı söylenemez.
- Soru "söylenemez" istiyor; öyleyse verilen bilgiyle çelişen yargıyı arayacağız.
- Bilgide sayılan dayanaklar şunlar: İslam kelimesinin barış ve esenlik kökünden gelmesi, dinde zorlama bulunmaması, insan hayatının dokunulmaz olması ve savaşın kurallara bağlanması.
- Dinde zorlama bulunmaması inancın özgür tercihe bırakıldığını gösterir; Medine Vesikası da farklı inançların birlikte yaşamasını düzenler. "Barış ancak farklı inançlar ortadan kalkarsa kurulabilir" yargısı bu ikisiyle de çelişir.
- Denetleyelim: öteki yargıların hepsi verilen bilgiden doğrudan çıkarılabiliyor ✓ — çelişen tek yargı budur.
Bu testin konusundaki MEB kazanımları
Öğretim programından — bu konuda neyin ölçüldüğünü gösterir.
- DKAB.10.3.3 İslam ve barış ilişkisini yorumlayabilme
Öğretmen misiniz?
Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.