Ahlak Felsefesi
10. Sınıf Felsefe Ahlak Felsefesi Testi
Ahlak ve etik ayrımı, iyi ve kötü kavramları, erdem, özgürlük ve sorumluluk, vicdan, ahlaki yargıların temellendirilmesi, evrensellik ve görelilik tartışması. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.
Bölüm
Ahlak Felsefesi
Soru / Süre
20 soru / süre yok
Seviye
Orta
Güncelleme
28 Ağustos 2026
Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin
Bu testten bir örnek
Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?
+10 puan
soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?
Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?
Yarıyı geçtin!
doğrun var. Üye olursan bu testin puanı hanene yazılır, rozet ve rütbe kazanırsın.
Cevapların kaybolmaz — üye olunca test kaldığın yerden devam eder.
Testteki 20 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
-
1. Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?
- A) Ahlaki kuralları konu edinen felsefe dalı
- B) Yasaların tümü
- C) Bir toplumun geleneği
- D) Bir kişinin alışkanlığı
- E) Bir kurumun yönetmeliği
Doğru cevap: A — Etik, ahlaki kuralları konu edinen ve onları temellendiren felsefe dalıdır.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda işaret ettiği şey.
- Dolu satır: ahlak → bir toplumda FİİLEN geçerli davranış kuralları. Yani ahlak yaşanan şeydir; kurallar zaten uygulanmaktadır.
- Etik ise bu kuralların üzerine çıkar: bu kurallar neden geçerli, dayanakları nedir, tutarlı mı? Etik, ahlak üzerine düşünen felsefe dalıdır.
- Denetleyelim: bir toplumun ahlakı değişebilir ama etik hep aynı soruyu sorar ✓ — biri konu, öteki o konuyu inceleyen alan.
-
2. Yukarıda anlatılan sürekli iyi davranış yatkınlığı hangi kavramla adlandırılır?
- A) Yasa
- B) Erdem
- C) Ceza
- D) Alışveriş
- E) Zorunluluk
Doğru cevap: B — İyi davranışın kişide yerleşik bir yatkınlık hâline gelmesine erdem denir.
- Durumdaki iki ölçütü ayıralım. Birincisi içerik: cesaret, adalet, ölçülülük — üçü de iyi davranışlar.
- İkincisi ve asıl belirleyici olan süreklilik: kişi bunları YALNIZCA zorlandığında değil, alışkanlık hâline getirerek sergiliyor.
- İyi davranışın kişide yerleşmiş bir yatkınlığa dönüşmesine erdem denir.
- Denetleyelim: zorlamayla yapılan iyi davranış erdem sayılmaz ✓ — erdemi ayıran şey davranışın kişinin kendisinden gelmesi.
-
3. Yukarıdaki akıl yürütmenin dayandığı temel ilke hangisidir?
- A) Ahlakın yasadan ibaret olması
- B) Cezanın her durumda uygulanması
- C) Sorumluluğun özgür seçimi gerektirmesi
- D) Seçimin önemsiz olması
- E) Erdemin gereksizliği
Doğru cevap: C — Sorumluluk, kişinin başka türlü davranabilme imkânına, yani özgür seçime dayanır.
- Akıl yürütmenin öncüllerini okuyalım. Birinci öncül bir ilke koyuyor: sorumlu tutulabilmek için seçim yapabilmek gerekir.
- İkinci öncül bir olgu bildiriyor: bu kişinin hiçbir seçeneği yoktu.
- Sonuç bu ikisinden çıkıyor: kişi sorumlu tutulamaz. Akıl yürütmenin dayandığı temel ilke, sorumluluğun özgür seçimi gerektirmesidir.
- Denetleyelim: ilke kaldırılsaydı ikinci öncül sonucu doğurmazdı ✓ — çıkarımı taşıyan halka bu ilke.
-
4. Tabloda iki görüş karşılaştırılmıştır. Birinci görüşün ahlak felsefesi bakımından doğurduğu temel güçlük hangisidir?
- A) Toplumun kurulamaması
- B) Erdemin tanımlanamaması
- C) Yasaların yazılamaması
- D) Seçim yoksa sorumluluğun nasıl temellendirileceği sorunu
- E) Eğitimin gereksizleşmesi
Doğru cevap: D — Davranış tümüyle önceki nedenlerce belirleniyorsa seçim imkânı kalmaz; bu da sorumluluğun dayanağını tartışmaya açar.
- Tablodaki birinci görüşü okuyalım: insan davranışı önceki nedenlerce BELİRLENMİŞTİR.
- Bu sav doğruysa kişi belirli bir anda ancak yaptığı şeyi yapabilirdi; başka türlü davranma imkânı yoktu.
- Ama sorumluluk tam olarak bu imkâna dayanıyordu. Öyleyse birinci görüşün doğurduğu temel güçlük şudur: seçim yoksa sorumluluk nasıl temellendirilecek?
- Denetleyelim: güçlük ahlakı yok saymıyor, DAYANAĞINI soruyor ✓ — felsefi itirazın biçimi de bu.
-
5. Yukarıda anlatılan iç yargılama gücü hangi kavramla adlandırılır?
- A) Yaptırım
- B) Yasa
- C) Gelenek
- D) Ceza
- E) Vicdan
Doğru cevap: E — Kişinin kendi davranışını iyi-kötü bakımından yargılayan iç yetisine vicdan denir.
- Durumdaki belirleyici ayrıntıyı bulalım: kişi cüzdanı KİMSENİN GÖRMEDİĞİ bir anda buluyor.
- Yani ortada bir yakalanma riski, bir ceza ya da toplumsal baskı yok. Dış yaptırım devre dışı.
- Kişiyi yönlendiren şey içeriden geliyor: aksini yapsa huzursuz olacağını söylüyor. Bu iç yargılama gücüne vicdan denir.
- Denetleyelim: dış denetim olmadığı hâlde davranış değişmiyor ✓ — vicdanı yasadan ayıran özellik tam bu.
-
6. Tabloda iki düzenleyici karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre yalnızca yasaya dayanan bir düzenin karşılaşacağı temel sınırlılık hangisidir?
- A) Denetimin ulaşamadığı durumlarda davranışın güvenceye alınamaması
- B) Yasaların yazılamaması
- C) Cezanın uygulanamaması
- D) Kurumların kurulamaması
- E) Kuralların bilinmemesi
Doğru cevap: A — Yasa dışsal denetime dayanır; denetimin ulaşamadığı yerde davranışı yönlendiren iç ölçüt gerekir.
- Tablodaki iki satırı okuyalım. Yasa: kaynağı dışsal ve kurumsal, yaptırımı ceza. Vicdan: kaynağı içsel, yaptırımı huzursuzluk ve pişmanlık.
- Yasanın çalışması bir koşula bağlı: davranışın görülmesi ve cezanın uygulanabilmesi. Yani yasa denetime bağımlıdır.
- Denetimin ulaşamadığı durumlar her zaman vardır. Yalnızca yasaya dayanan bir düzende bu durumlarda davranış güvenceye alınamaz; sınırlılık budur.
- Denetleyelim: vicdanın yaptırımı denetime bağlı değil ✓ — tabloda "içsel" yazması bunu söylüyor.
-
7. Tabloda ahlaki değerlendirmede kullanılan iki ölçüt verilmiştir. İkinci yaklaşımın birinciye yönelttiği temel eleştiri hangisidir?
- A) Sonucun ölçülememesi
- B) Sonuca bakmanın, yanlış bir davranışı iyi sonuç verdiğinde haklı gösterebilmesi
- C) Niyetin bilinememesi
- D) İlkenin yazılamaması
- E) İki ölçütün aynı olması
Doğru cevap: B — Yalnızca sonuca bakıldığında, kendi başına yanlış sayılan bir davranış olumlu sonuç doğurduğunda savunulabilir hâle gelir.
- Tablodaki iki ölçütü ayıralım. Birinci yaklaşım davranışı DOĞURDUĞU SONUCA göre değerlendiriyor; ikincisi dayandığı İLKE ve niyete göre.
- Birinci ölçütün sonucunu düşünelim: bir yalan ya da haksızlık, iyi bir sonuç doğurduğunda ölçüt gereği "doğru" sayılmak zorunda kalır.
- İlke etiği bunu kabul etmez; bazı davranışlar sonucundan bağımsız olarak yanlıştır. Yönelttiği temel eleştiri budur.
- Denetleyelim: eleştiri sonucu önemsiz saymıyor ✓ — TEK ölçüt olmasına itiraz ediyor.
-
8. Yukarıda anlatılan ölçütün adı ve işlevi hangi seçenekte doğru verilmiştir?
- A) Uzlaşım – çoğunluğa uymak
- B) Yararlılık – sonucu ölçmek
- C) Evrenselleştirme – kişiye özel istisnaları elemek
- D) Gelenek – geçmişe bakmak
- E) Ceza – yaptırım uygulamak
Doğru cevap: C — Evrenselleştirme ölçütü, kişinin yalnızca kendisi için istisna talep etmesini engeller.
- Ölçütü okuyalım: bir davranışın doğru sayılması için AYNI davranışın herkes tarafından yapılmasının kabul edilebilir olması gerekiyor.
- Bu soru bir sınama kuruyor: "Herkes böyle yapsaydı ne olurdu?" Kişi kendini ayrıcalıklı bir konuma koyamıyor.
- Ölçütün adı evrenselleştirmedir ve işlevi kişiye özel istisnaları elemektir.
- Denetleyelim: yalan söylemeyi herkes yapsaydı güven kalmazdı ✓ — ölçüt tam bu tür davranışları eliyor.
-
9. Tabloda iki görüş karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm nasıl tamamlanmalıdır?
- A) Yargılar yalnızca yasaya bağlıdır
- B) Ahlaki yargı yoktur
- C) Yargılar rastlantısaldır
- D) Bazı temel ilkeler tüm insanlar için geçerlidir
- E) Yargılar ölçülebilir
Doğru cevap: D — Evrenselci görüş, kültürel farklara rağmen bazı temel ahlaki ilkelerin tüm insanlar için geçerli olduğunu savunur.
- Tablonun kurgusu şu: solda görüş, sağda ahlaki yargılar hakkındaki savı.
- Dolu satır: görecilik → yargılar topluma ve döneme göre değişir. Yani bu görüşe göre kültürün dışında bir ölçüt yoktur.
- Evrenselliğin bunun karşıtı olması gerekir; yoksa iki görüşü ayırmanın anlamı kalmaz. Evrensellik, bazı temel ilkelerin tüm insanlar için geçerli olduğunu savunur.
- Denetleyelim: evrenselci görüş kültürel farkları yok saymaz ✓ — savı, farklara rağmen bazı ortak ilkelerin bulunduğudur.
-
10. Katı bir ahlaki göreciliğe yöneltilen temel eleştiri hangisidir?
- A) Vicdanı yok sayması
- B) Kültürleri tanımaması
- C) Yasaları reddetmesi
- D) Erdemi tanımlaması
- E) Hiçbir uygulamanın eleştirilememesi sonucunu doğurması
Doğru cevap: E — Her yargı yalnızca kendi kültürü içinde geçerliyse hiçbir uygulama dışarıdan eleştirilemez.
- Katı göreciliğin savını açalım: bir uygulamanın doğruluğunu belirleyen tek şey içinde bulunduğu kültürdür.
- Bu sav kabul edilirse kültürün dışında bir ölçüt kalmaz. Bir uygulamayı yargılamak için başvurulacak ortak bir ilke yoktur.
- Sonuç şudur: hangi uygulama olursa olsun, kendi kültüründe kabul görüyorsa eleştirilemez. Göreciliğe yöneltilen temel eleştiri budur.
- Denetleyelim: eleştiri kültürel farkları reddetmiyor ✓ — itiraz, ölçütün tümüyle kültüre indirgenmesine.
-
11. Kartlarda "iyi" kavramına verilen farklı karşılıklar sıralanmıştır. Bu çeşitliliğin ahlak felsefesi bakımından gösterdiği temel gerçek hangisidir?
- A) İyi kavramının tek bir ölçüte indirgenemediği ve tartışıldığı
- B) İyi diye bir şey olmadığı
- C) Ölçütlerin aynı olduğu
- D) Tartışmanın gereksiz olduğu
- E) İyinin ölçülebilir olduğu
Doğru cevap: A — Farklı yaklaşımların "iyi"yi farklı ölçütlerle tanımlaması, kavramın tek ölçüte indirgenemediğini gösterir.
- Üç kartı okuyalım: haz veren, yararlı olan, ödeve uygun olan.
- Her kart "iyi" kavramını başka bir şeye bağlıyor. Birincisi duyguya, ikincisi sonuca, üçüncüsü ilkeye.
- Üçü aynı anda tek bir tanım vermiyor; hatta bazı durumlarda çatışıyorlar. Bu çeşitlilik, iyi kavramının tek ölçüte indirgenemediğini ve tartışıldığını gösterir.
- Denetleyelim: haz veren bir davranış ödeve aykırı olabilir ✓ — ölçütlerin çatışması, çeşitliliğin somut kanıtı.
-
12. İyiyi hazza indirgeyen bir yaklaşıma yöneltilebilecek en uygun eleştiri hangisidir?
- A) Hazzın hiç yaşanmaması
- B) Kısa vadeli haz veren bazı davranışların uzun vadede zarar verebilmesi
- C) Hazzın ölçülememesi
- D) İnsanların haz aramaması
- E) Hazzın yasak olması
Doğru cevap: B — Haz tek ölçüt yapıldığında, sonradan zarar doğuran davranışlar da iyi sayılabilir.
- Ölçütü açalım: bir davranış haz veriyorsa iyidir. Bu, değerlendirmeyi ANLIK bir duyguya bağlıyor.
- Ama bazı davranışlar hemen haz verirken sonradan zarar doğurur; zararlı bir alışkanlık ya da savsaklanan bir sorumluluk gibi.
- Bu davranışlar ölçüt gereği "iyi" sayılmak zorunda kalır. En uygun eleştiri, kısa vadeli hazzın uzun vadede zarar verebilmesidir.
- Denetleyelim: eleştiri hazzı kötü saymıyor ✓ — TEK ölçüt olmasının yetersizliğini gösteriyor.
-
13. Tabloda niyet ile sonucun ayrıştığı iki durum verilmiştir. Bu tablo ahlaki değerlendirmede hangi güçlüğü ortaya koyar?
- A) Sonucun hiç önemli olmadığını
- B) Niyetin hiç önemli olmadığını
- C) Yalnızca niyete ya da yalnızca sonuca bakmanın yetersiz kalabileceğini
- D) İki kişinin de suçsuz olduğunu
- E) Ahlaki değerlendirmenin imkânsızlığını
Doğru cevap: C — Niyet ile sonuç ayrıştığında tek ölçüt karşıt yargılara götürür.
- Tablodaki iki durumu okuyalım. Birinci kişi: niyet yardım etmek, sonuç zarar. İkinci kişi: niyet zarar vermek, sonuç yarar.
- Yalnız niyete bakalım: birinci kişi iyi, ikinci kişi kötü sayılır. Yalnız sonuca bakalım: yargılar tam tersine döner.
- Aynı iki durum, seçilen ölçüte göre karşıt sonuçlar veriyor. Tablonun ortaya koyduğu güçlük, tek ölçütün yetersiz kalabilmesidir.
- Denetleyelim: iki ölçüt de tümüyle atılamıyor ✓ — güçlük hangisinin nerede ağır basacağını belirlemekte.
-
14. Tabloda iki cümle türüne göre ayrılmış, biri boş bırakılmıştır. Buna göre boş bölüme ne gelmelidir?
- A) Soru
- B) Olgu yargısı
- C) Tanım
- D) Değer yargısı
- E) Emir
Doğru cevap: D — İyi-kötü, doğru-yanlış gibi değerlendirme içeren yargılara değer yargısı denir.
- Tablonun kurgusu şu: solda cümle, sağda türü.
- Dolu satır: "Bu odanın sıcaklığı 22 derecedir." → olgu yargısı. Bu cümle ÖLÇÜLEBİLİR bir durumu bildiriyor; doğruluğu termometreyle sınanır.
- "Bu davranış yanlıştır." cümlesi ise bir ölçüm bildirmiyor, bir DEĞERLENDİRME yapıyor. Bu tür yargılara değer yargısı denir.
- Denetleyelim: değer yargısı gerekçelendirilerek tartışılır ✓ — olgu yargısı gibi ölçümle kapatılamaz.
-
15. Yukarıdaki akıl yürütmede yapılan hata hangisidir?
- A) Terimlerin tanımsızlığı
- B) Öncülün yanlış olması
- C) Sonucun eksik olması
- D) Öncül sayısının fazlalığı
- E) Olgusal bir durumdan değer yargısı çıkarmak
Doğru cevap: E — Bir şeyin fiilen böyle olması, böyle olması gerektiğini göstermez; olgudan değere geçiş geçersizdir.
- Akıl yürütmenin iki parçasını türlerine göre ayıralım. Öncül: "İnsanlar tarih boyunca savaşmıştır." Bu bir OLGU yargısı; olanı bildiriyor.
- Sonuç: "O hâlde savaşmak doğrudur." Bu bir DEĞER yargısı; olması gerekeni bildiriyor.
- Öncülde bulunmayan bir tür sonuçta beliriyor. Olandan olması gerekene doğrudan geçiş yapılamaz; hata budur.
- Denetleyelim: aynı mantıkla yaygın her davranış doğru sayılırdı ✓ — çıkarım bu yüzden geçersiz.
-
16. Yukarıdaki durumun ahlak felsefesi bakımından gösterdiği temel güçlük hangisidir?
- A) İki ahlaki ilkenin çatıştığı durumlarda tercih ölçütü gerekmesi
- B) Ahlaki ilkelerin bulunmaması
- C) Sözün önemsiz olması
- D) Zararın ölçülememesi
- E) İkilemin çözümsüz olması
Doğru cevap: A — İki ahlaki ilke çatıştığında hangisinin öncelikli olduğunu belirleyecek bir ölçüt gerekir.
- İkilemdeki iki yükümlülüğü ayıralım. Birincisi: verilen sözü tutmak, sırrı saklamak.
- İkincisi: başkasının zarar görmesini önlemek. İkisi de kendi başına ahlaki bir ilke; hiçbiri baştan geçersiz değil.
- Sorun ikisinin aynı anda yerine getirilememesi. Öyleyse temel güçlük, çatışma durumunda hangisine öncelik verileceğini belirleyecek bir ölçüte ihtiyaç duyulmasıdır.
- Denetleyelim: ikilemi doğuran şey ilkelerin yokluğu değil, İKİSİNİN de geçerli olması ✓.
-
17. Şemada erdemin kazanılma süreci verilmiştir. Şemaya göre ahlak eğitiminde öne çıkan yol hangisidir?
- A) Kuralların ezberletilmesi
- B) Doğru davranışın tekrarlanarak alışkanlığa dönüştürülmesi
- C) Cezanın artırılması
- D) Tartışmanın önlenmesi
- E) Denetimin sıklaştırılması
Doğru cevap: B — Şemaya göre erdem, tekrar yoluyla alışkanlığa dönüşen davranışla kazanılır.
- Şemadaki üç basamağı okuyalım: doğru davranış tekrarlanır → alışkanlık oluşur → karakter biçimlenir.
- Zincirin başlangıcı bilgi değil, DAVRANIŞ. Kişi önce doğru olanı yapıyor, sonra bu yapış alışkanlığa dönüşüyor.
- Karakter de bu alışkanlıklardan biçimleniyor. Öyleyse ahlak eğitiminde öne çıkan yol, doğru davranışın tekrarlanarak alışkanlığa dönüştürülmesidir.
- Denetleyelim: erdem "sürekli iyi davranış yatkınlığı" olarak tanımlanmıştı ✓ — şema bu yatkınlığın nasıl kazanıldığını gösteriyor.
-
18. Tabloda sorumluluğun derecelendirilmesi verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenekle tamamlanır?
- A) Hiç yoktur
- B) Her durumda tamdır
- C) Öngörülemezlik ölçüsünde azalır
- D) Artar
- E) Ölçülemez
Doğru cevap: C — Sorumluluk, kişinin sonucu öngörebilme imkânıyla orantılıdır; öngörülemezlik arttıkça sorumluluk azalır.
- Tablonun kurgusu şu: solda durum, sağda sorumluluğun derecesi. Ölçüt, kişinin davranışı üzerindeki denetimi.
- Dolu satırlar: bilerek ve isteyerek yapılanda sorumluluk TAM; tehdit altında yapılanda AZALIR. Yani kişinin seçim ve denetim payı düştükçe sorumluluk da düşüyor.
- Sonucu öngörülemeyen durumda kişi neye yol açacağını bilemez; denetimi yine sınırlıdır. Öyleyse sorumluluk öngörülemezlik ölçüsünde azalır.
- Denetleyelim: aynı ölçüt üç satırda da işliyor ✓ — denetim ve öngörü arttıkça sorumluluk artıyor.
-
19. Kartlarda etiğin uygulama alanlarından bazıları verilmiştir. Bu alanların ortaya çıkmasının temel nedeni hangisidir?
- A) Yasaların kaldırılması
- B) Genel etiğin yetersiz sayılması
- C) Ahlakın ortadan kalkması
- D) Belirli alanlarda ortaya çıkan yeni sorunların özel ölçütler gerektirmesi
- E) Alanların birleşmesi
Doğru cevap: D — Belirli alanlarda doğan yeni sorunlar, genel ilkelerin o alana özgü biçimde somutlaştırılmasını gerektirir.
- Üç kartı okuyalım: tıp etiği, meslek etiği, çevre etiği. Üçü de genel etiğin bir alanda uygulanmış hâli.
- Bu alanlarda genel ilkelerin doğrudan yanıtlayamadığı yeni durumlar doğuyor: tıpta yeni tedavi imkânları, meslekte çıkar çatışmaları, çevrede kuşaklar arası sorumluluk.
- Genel bir ilke "zarar verme" der ama bu somut kararlarda ne anlama geldiğini söylemez. Alanlar bu yüzden kendi ölçütlerini geliştirir.
- Denetleyelim: alan etikleri genel ilkeleri REDDETMİYOR ✓ — onları o alanın diline çeviriyor.
-
20. Kartlarda bu ünitede işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A) Erdem doğuştan gelir.
- B) Ahlak felsefesi yalnızca kural koyar.
- C) Özgürlüğün sorumlulukla ilgisi yoktur.
- D) İyi kavramı tartışmasızdır.
- E) Ahlak felsefesi; özgürlük, iyi ve erdem kavramlarını birlikte tartışarak davranışı temellendirmeye çalışır.
Doğru cevap: E — Kartlar özgürlük-sorumluluk bağını, iyi kavramının tartışmalılığını ve erdemin kazanılışını birlikte gösterir.
- Üç kartı okuyalım: özgürlük sorumluluk doğurur, iyi tartışmalıdır, erdem alışkanlıkla kazanılır.
- Birinci kart ünitenin dayanağını veriyor: sorumluluğun koşulu özgür seçim. İkinci kart ölçüt tartışmasını ekliyor: iyi tek bir tanıma indirgenemiyor.
- Üçüncü kart uygulamayı getiriyor: erdem bilgiyle değil, tekrarla kazanılıyor. En kapsayıcı sonuç üçünü birlikte anmalıdır.
- Denetleyelim: üç kart üç ayrı soruyu yanıtlıyor ✓ — kim sorumlu, ölçüt ne, nasıl kazanılır.
Bu testin konusundaki MEB kazanımları
Öğretim programından — bu konuda neyin ölçüldüğünü gösterir.
- FEL.10.5.1 Ahlak felsefesinin konusunu, kavramlarını ve problemlerini muhakeme edebilme
Öğretmen misiniz?
Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.