10. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Şemada bir sürecin basamakları verilmiştir. Şemaya göre bireyin toplumsal sorumluluğu hangisidir?
- A Haksızlığı yaygınlaştırmak
- B Sessiz kalmayı sürdürmek
- C Haksızlığa uygun yollarla karşı çıkmak
- D Görmezden gelmek
- E Uzaklaşmak
Şemada bir sürecin basamakları verilmiştir. Şemaya göre bu davranışın en ağır yanı hangisidir?
- A Suçlamanın anlaşılmaması
- B Verilen zararın kolay telafi edilememesi
- C Yayılmanın yavaşlığı
- D İtibarın ölçülemezliği
- E Düzeltmenin gereksizliği
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Eşitlik | Herkese aynı şeyi vermek |
| Adalet | ? |
Tabloda kavramlar karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan yere hangi ifade yazılmalıdır?
- A Kimseye bir şey vermemek
- B Herkese aynı şeyi vermek
- C Herkese hak ettiğini ve ihtiyacına uygun olanı vermek
- D Yalnızca ihtiyaç sahibine vermek
- E Rastgele dağıtmak
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Hak | Kişiye ait olan, korunması gereken yetki ve pay |
| Hukuk | ? |
Tabloda kavramlar tanımlanmış, biri boş bırakılmıştır. Eksik bırakılan bölüm hangisidir?
- A Hakların korunması için konulan kural ve düzenlemelerin bütünü
- B Kişiye ait pay
- C Bireysel istek
- D Kişisel görüş
- E Toplumsal alışkanlık
| Kavram | Anlamı |
|---|---|
| Bidat | Dinde aslı bulunmadığı hâlde sonradan eklenen uygulama |
| Hurafe | ? |
Tabloda kavramlar karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğa hangi ifade gelmelidir?
- A Sonradan eklenen uygulama
- B Akla ve dinî kaynağa dayanmayan, yaygınlaşmış asılsız inanış
- C Kaynağa dayanan hüküm
- D Bilimsel açıklama
- E Ehil kişinin görüşü
Bir tanım
Bir metnin, doğrudan görünen anlamının ötesinde taşıdığı anlamın gerekçelerle ortaya konması.
Yukarıda tanımı verilen kavram hangisidir?
- A Hurafe
- B İcma
- C Bidat
- D Tevil
- E Rivayet
| Yaklaşım | Dayandığı ölçüt |
|---|---|
| Ehlisünnet anlayışı | Kur'an ve sünnetin bütünlüğü ile çoğunluğun anlayışı |
| Bireysel görüş | ? |
Tabloda yaklaşımlar karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan yere hangi ifade yazılmalıdır?
- A Çoğunluğun anlayışı
- B Kaynakların bütünlüğü
- C Kişinin kendi kanaati; bağlayıcılığı sınırlıdır
- D Sünnetin tamamı
- E İcmanın kendisi
| Yorum alanı | Odaklandığı |
|---|---|
| Fıkhi yorumlar | Uygulamaya ilişkin hükümler |
| Tasavvufi yorumlar | ? |
Tabloda yorum alanları karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan bölüm nasıl doldurulmalıdır?
- A Ticaret kuralları
- B İbadetin şekli
- C Miras hukuku
- D Kişinin iç dünyası, ahlaki olgunlaşma ve gönül eğitimi
- E Ceza hükümleri
| Alan | Konusu |
|---|---|
| İtikat | İnanç esasları |
| Fıkıh | ? |
Tabloda alanlar tanımlanmış, biri boş bırakılmıştır. Eksik bırakılan bölüm hangisidir?
- A İbadet ve günlük hayata ilişkin hükümler
- B İnanç esasları
- C Ahlak felsefesi
- D Tarih bilgisi
- E Dil kuralları
Bir durum
Geçmişte karşılaşılmamış bir konuda hüküm verilmesi gerekmektedir.
Yukarıdaki durumda başvurulması beklenen yöntem hangisidir?
- A Rastgele karar vermek
- B Konuyu görmezden gelmek
- C Kaynaklara dayalı içtihat
- D Kişisel isteğe göre karar vermek
- E Hüküm vermeyi yasaklamak
| Yaklaşım | Yorumu değerlendirme ölçütü |
|---|---|
| A | Kim söylediğine bakar |
| B | Hangi kaynağa ve gerekçeye dayandığına bakar |
Tabloda iki değerlendirme yaklaşımı verilmiştir. Bu tabloya göre ilmî bakımdan tercih edilmesi gereken hangisidir ve neden?
- A B; kaynağın önemsiz olduğu için
- B A; söyleyenin önemli olduğu için
- C A; gerekçenin gereksiz olduğu için
- D B; görüşün değeri dayandığı kaynak ve gerekçeyle ölçüldüğü için
- E İkisi de değil
| Tutum | Sonucu |
|---|---|
| Farklı yorumu anlamaya çalışmak | Ortak zemin genişler |
| Farklı yorumu dışlamak | ? |
Tabloda tutumlar ve sonuçları verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu tamamlayan seçenek hangisidir?
- A Bilgi artar
- B Ortak zemin genişler
- C Anlaşma güçlenir
- D Yorumlar yakınlaşır
- E Ayrışma derinleşir, iletişim kesilir
Kartlarda bir inanışı değerlendirirken sorulacak sorular verilmiştir. Bu soruların amacı hangisidir?
- A Kaynağı gizlemek
- B İnanışı yaygınlaştırmak
- C Dinî bilgi ile asılsız inanışı birbirinden ayırt etmek
- D Aklı devre dışı bırakmak
- E Zararı çoğaltmak
Bir tanım
Bir kişinin, başka bir kişiye ait olan maddi ya da manevi bir değere haksız biçimde el uzatması.
Yukarıda tanımı verilen durum hangi kavramla adlandırılır?
- A İçtihat
- B Kul hakkı ihlali
- C İcma
- D Kıyas
- E Tevil
Kartlarda bazı yorum gelenekleri verilmiştir. Bu geleneklerin ortak alanı hangisidir?
- A Dil çalışmaları
- B İtikadi yorumlar
- C Tasavvufi yorumlar
- D Fıkhi (amelî) yorumlar
- E Tarih çalışmaları
Bir tanım
Hakkında açık bir hüküm bulunmayan bir konuda, ehil bir kişinin kaynaklara dayanarak çaba göstermesi ve sonuca ulaşması.
Yukarıda tanımı verilen kavram hangisidir?
- A Bidat
- B İcma
- C Tevil
- D Rivayet
- E İçtihat
Bir davranış üzerine
Bir yönetici, sevmediği bir kişi hakkında karar verirken de aynı ölçütleri uygulamıştır.
Yukarıdaki davranış hangi ilkenin göstergesidir?
- A Cömertlik
- B Adalet
- C Sabır
- D Tevazu
- E Şükür
Bir durum
Bir kişinin, arkadaşının kendisine güvenerek anlattığı özel bir durumu başkalarına aktarması.
Yukarıdaki davranış hangi ilkeyle bağdaşmaz?
- A Emanete riayet ve mahremiyete saygı
- B Cömertlik
- C Sabır
- D Şükür
- E Tevazu
| Tutum | Sonucu |
|---|---|
| Farklı görüşü dinleyip değerlendirmek | Ortak zemin aranabilir |
| Farklı görüşü baştan reddetmek | ? |
Tabloda tutumlar ve sonuçları verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan bölüm nasıl doldurulmalıdır?
- A Ortak zemin genişler
- B İletişim kesilir, ortak zemin kaybolur
- C Anlaşma kolaylaşır
- D Görüşler yakınlaşır
- E Değerlendirme derinleşir
Bir kavram üzerine
Kelime kökeni bakımından "çaba göstermek, gayret etmek" anlamına gelen kavram, kişinin kendini geliştirmesini de kapsar.
Yukarıda anlatılan kavram hangisidir?
- A Tevil
- B İcma
- C Kıyas
- D Cihat
- E Bidat
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Haksızlık karşısındaki sessizlik onun sürmesine zemin hazırlar; sorumluluk uygun yollarla karşı çıkmayı gerektirir.
- Şemadaki üç basamağı okuyalım: bir haksızlık görülür → sessiz kalınır → haksızlık yaygınlaşır.
- Ortadaki basamak zinciri kuruyor. Sessizlik yalnız bir hareketsizlik değil; haksızlığı yapana karşılık görmediği izlenimini veriyor ve sürmesini kolaylaştırıyor.
- Zinciri kırmak için o basamağa müdahale etmek gerekir. Bireyin sorumluluğu, haksızlığa uygun yollarla karşı çıkmaktır.
- Denetleyelim: seçenek "uygun yollarla" diyor ✓ — karşı çıkmak yeni bir haksızlık üretmemeli.
Sık yapılan hata: "Sessiz kalmayı sürdürmek" demek. Şemaya göre sessizlik haksızlığı YAYGINLAŞTIRIYOR; sorumluluk sessizliği sürdürmek değil, uygun yollarla karşı çıkmaktır.
2. sorunun çözümü
İtibar bir kez zedelendiğinde, sonradan yapılan düzeltme çoğu zaman aynı yaygınlığa ulaşmaz.
- Şemadaki üç basamağı okuyalım: doğrulanmamış bir suçlama yayılır → kişinin itibarı zarar görür → sonradan düzeltmek güçleşir.
- Üçüncü basamak zararın niteliğini veriyor. Suçlamayı duyanların hepsi düzeltmeyi duymaz; yayılma ile düzeltme aynı hızda ve aynı genişlikte gitmez.
- Bu yüzden davranışın en ağır yanı, verilen zararın kolay telafi edilememesidir.
- Denetleyelim: suçlama "doğrulanmamış" ✓ — yanlış bile olsa zarar gerçekleşiyor ve geri alınamıyor.
Sık yapılan hata: "Yayılmanın yavaşlığı" demek. Şemada sorun yayılmanın yavaşlığı değil, tam TERSİ: suçlama hızla yayılıyor ve arkasından gelen düzeltme aynı yaygınlığa ulaşamıyor.
3. sorunun çözümü
Adalet, herkesin hakkını ve durumunu gözeterek dengeli davranmayı ifade eder.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı.
- Dolu satır: eşitlik → herkese aynı şeyi vermek. Bu ölçüt kişilerin durumuna bakmaz; herkese eşit pay düşer.
- Ama durumlar her zaman aynı değildir. Adalet bunu hesaba katar: herkese hak ettiğini ve ihtiyacına uygun olanı verir.
- Denetleyelim: aynı boydaki üç kişiye eşit sandalye vermek eşitlik ✓ — farklı boydakilere farklı yükseklikte sandalye vermek ise adalet.
Sık yapılan hata: "Herkese aynı şeyi vermek" demek. Bu, ÜST SATIRDA eşitlik için zaten yazılmış; adalet ise kişilerin durumunu gözeterek herkese hak ettiğini verir.
4. sorunun çözümü
Hukuk, hakların tanınması ve korunması için oluşturulan kurallar bütünüdür.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı.
- Dolu satır: hak → kişiye ait olan, korunması gereken yetki ve pay. Yani hak, KİME ait olduğunu söyleyen bir kavram.
- Hukukun bundan farklı olması gerekir. Hak varsa korunması da gerekir; hukuk tam olarak bu korumayı sağlayan kural ve düzenlemelerin bütünüdür.
- Denetleyelim: hak olmadan hukuk anlamsız kalırdı ✓ — biri içeriği, öteki koruma düzenini veriyor.
Sık yapılan hata: "Kişiye ait pay" demek. Bu, ÜST SATIRDA hak için zaten yazılmış; hukuk ise o payın korunması için konulan kuralların bütünüdür.
5. sorunun çözümü
Hurafe; ne akla ne dinî kaynağa dayanan, buna rağmen halk arasında yaygınlaşmış inanıştır.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı.
- Dolu satır: bidat → dinde aslı bulunmadığı hâlde sonradan eklenen UYGULAMA. Ayırt edici sözcük "uygulama".
- Hurafe ise bir uygulamayı değil bir İNANIŞI anlatır. Üstelik bu inanış ne dinî kaynağa ne akla dayanır, ama yine de yaygınlaşmıştır.
- Denetleyelim: ikisi de "sonradan" ortaya çıkar ✓ — farkları birinin davranış, ötekinin inanış olması.
Sık yapılan hata: "Sonradan eklenen uygulama" demek. Bu, ÜST SATIRDA bidat için zaten yazılmış; hurafeyi ondan ayıran şey uygulama değil İNANIŞ olmasıdır.
6. sorunun çözümü
Metnin görünen anlamı dışındaki anlamı gerekçelendirerek ortaya koymaya tevil denir.
- Tanımda iki ölçüt var: "doğrudan görünen anlamın ötesi" ve "gerekçelerle ortaya konması".
- Birinci ölçüt, işin bir yorum olduğunu gösteriyor; metin olduğu gibi alınmıyor.
- İkinci ölçüt ise bunun keyfî olmadığını söylüyor; yorum gerekçeye dayanmak zorunda. Bu iki koşulu taşıyan işleme tevil denir.
- Denetleyelim: gerekçe olmasaydı ortaya çıkan şey tevil değil, dayanaksız bir iddia olurdu ✓.
Sık yapılan hata: Rivayet demek. Rivayet bir bilgiyi AKTARMAKTIR; tevil ise aktarılan metnin anlamını gerekçelendirerek açıklamaktır — biri nakil, öteki yorum.
7. sorunun çözümü
Bireysel kanaat, kaynak bütünlüğüne ve ortak anlayışa dayanan yaklaşımla aynı bağlayıcılığı taşımaz.
- Tablonun kurgusu şu: solda yaklaşım, sağda dayandığı ölçüt.
- Dolu satır: Ehlisünnet anlayışı → Kur’an ve sünnetin bütünlüğü ile çoğunluğun anlayışı. Yani ölçüt hem kaynak bütünlüğü hem ortak kabul.
- Bireysel görüş ise kişinin kendi kanaatine dayanır. Arkasında ne kaynak bütünlüğü ne de ortak kabul vardır; bu yüzden bağlayıcılığı sınırlıdır.
- Denetleyelim: sağ sütun her satırda o yaklaşımın DAYANAĞINI veriyor ✓ — bireysel görüşün dayanağı da kişinin kendi kanaati.
Sık yapılan hata: "Çoğunluğun anlayışı" demek. Bu, ÜST SATIRDA Ehlisünnet anlayışının ölçütü olarak zaten yazılmış; bireysel görüşü ondan ayıran şey tam da çoğunluğa dayanmamasıdır.
8. sorunun çözümü
Tasavvufi yorumlar; kişinin iç dünyasını, ahlaki olgunlaşmasını ve gönül eğitimini konu edinir.
- Tablonun kurgusu şu: solda yorum alanı, sağda odaklandığı konu.
- Dolu satır: fıkhi yorumlar → uygulamaya ilişkin hükümler. Yani fıkıh DIŞ davranışı düzenler.
- Tasavvufi yorumlar ise farklı bir yöne bakar: kişinin iç dünyasına, ahlaki olgunlaşmasına ve gönül eğitimine. İkisi birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki ticaret, ibadet şekli, miras ve ceza konuları hep FIKIH alanına girer ✓ — dördü de üst satırın konusu.
Sık yapılan hata: "İbadetin şekli" demek. İbadetin şekli uygulamaya ilişkin bir konudur ve üst satırdaki FIKHÎ yorumların alanına girer; tasavvufi yorumlar iç dünyaya yönelir.
9. sorunun çözümü
Fıkıh; ibadetler, muameleler ve günlük hayata ilişkin hükümleri konu edinir.
- Tablonun kurgusu şu: solda alan, sağda o alanın konusu.
- Dolu satır: itikat → inanç esasları. Yani itikat neye İNANILDIĞINI konu ediyor.
- Fıkıh ise farklı bir alandır; neyin nasıl YAPILACAĞINI konu eder. İbadetler, günlük ilişkiler ve bunlara dair hükümler onun alanıdır.
- Denetleyelim: iki alan birbirini tamamlar ✓ — biri inancı, öteki uygulamayı düzenler.
Sık yapılan hata: "İnanç esasları" demek. Bu, tablonun ÜST SATIRINDA itikat için zaten yazılmış; boş hücreye farklı bir alan gelmeli.
10. sorunun çözümü
Hakkında açık hüküm bulunmayan yeni meselelerde kaynaklara dayalı içtihat yöntemine başvurulur.
- Durumu okuyalım: geçmişte karşılaşılmamış bir konuda hüküm verilmesi gerekiyor.
- "Karşılaşılmamış" demek, hazır bir hükmün bulunmaması demektir. Öyleyse yeni bir değerlendirme gerekecek.
- Ama bu değerlendirme keyfî olamaz; ehil kişi tarafından ve kaynaklara dayanılarak yapılmalıdır. Bu yönteme içtihat denir.
- Denetleyelim: içtihadın tanımı zaten "açık hüküm bulunmayan konu" koşuluyla başlıyor ✓ — durum tanıma birebir uyuyor.
Sık yapılan hata: "Konuyu görmezden gelmek" demek. Yeni meseleler kendiliğinden ortadan kalkmaz ve hüküm verilmesi gerekiyor; içtihat kurumu tam da bu boşluğu doldurmak için vardır.
11. sorunun çözümü
İlmî değerlendirmede ölçüt, görüşün dayandığı kaynağın ve gerekçenin sağlamlığıdır.
- Tablodaki iki yaklaşımı karşılaştıralım. A yaklaşımı görüşü KİMİN söylediğine bakıyor.
- B yaklaşımı ise görüşün hangi KAYNAĞA ve GEREKÇEYE dayandığına bakıyor.
- A yaklaşımında bir görüş, söyleyeni saygın diye doğru sayılabilir; oysa saygın bir kişi de yanılabilir. B ise görüşü dayanağıyla ölçer.
- Denetleyelim: ilmî ölçüt kişiye değil delile bakar ✓ — bu yüzden tercih edilmesi gereken B’dir.
Sık yapılan hata: "A; söyleyenin önemli olduğu için" demek. Söyleyenin ehil olması gerekir ama tek başına yeterli değildir; görüşün değeri dayandığı kaynak ve gerekçeyle ölçülür.
12. sorunun çözümü
Anlamaya çalışmadan dışlama, taraflar arasındaki mesafeyi büyütür ve iletişimi keser.
- Tablonun kurgusu şu: solda tutum, sağda o tutumun sonucu.
- Dolu satır: farklı yorumu anlamaya çalışmak → ortak zemin genişler. Yani olumlu tutum olumlu sonuç doğuruyor.
- Boş satırdaki tutum bunun tam tersi: dışlamak. Öyleyse sonucu da ters yönde olmalı — ortak zemin genişlemez, aksine ayrışma derinleşir ve iletişim kesilir.
- Denetleyelim: dışlanan taraf da karşılık verir ✓ — bu yüzden mesafe tek yönlü değil, karşılıklı olarak büyür.
Sık yapılan hata: "Ortak zemin genişler" demek. Bu, ÜST SATIRIN sonucudur; dışlama tutumu aynı sonucu doğuramaz, tabloda ilişki terse dönüyor.
13. sorunun çözümü
Kaynak, akıl ve sonuç ölçütleri; asılsız inanışları dinî bilgiden ayırmaya yarar.
- Kartlardaki üç soruyu okuyalım: kaynağı var mı? akılla bağdaşıyor mu? zarar veriyor mu?
- Üçü de bir inanışı SINAMAK için sorulur; yani ölçüt işlevi görürler.
- Dinî bilgi kaynağa dayanır, akılla çelişmez ve zarar doğurmaz. Hurafeler ise bu üç sınavdan geçemez. Öyleyse soruların amacı ikisini ayırt etmektir.
- Denetleyelim: bir inanış üç ölçütten yalnız birinde takılsa bile sorgulanması gerekir ✓ — ölçütler birlikte çalışıyor.
Sık yapılan hata: "Aklı devre dışı bırakmak" demek. Kartlardaki sorulardan biri doğrudan AKLA başvuruyor ("akılla bağdaşıyor mu?"); amaç aklı devre dışı bırakmak değil, tam tersine ölçüt olarak kullanmak.
14. sorunun çözümü
Başkasının hakkına haksız biçimde el uzatmaya kul hakkı ihlali denir.
- Tanımdaki üç ögeyi ayıralım. Birincisi: değer BAŞKASINA ait. İkincisi: bu değer maddi de manevi de olabilir.
- Üçüncüsü ve belirleyici olanı: el uzatma HAKSIZ. Yani sahibinin rızası ya da bir hukuki dayanak yok.
- Üç ögeyi birlikte taşıyan duruma kul hakkı ihlali denir.
- Denetleyelim: içtihat, icma ve kıyas hüküm çıkarma YÖNTEMLERİDİR ✓ — hiçbiri bir haksızlık durumunu adlandırmıyor.
Sık yapılan hata: İçtihat demek. İçtihat, âlimin bir konuda akıl yürüterek HÜKÜM ÇIKARMASIDIR; başkasının hakkına haksız biçimde el uzatmak ise kul hakkı ihlalidir.
15. sorunun çözümü
Hanefilik, Malikilik, Şafiilik ve Hanbelilik; ibadet ve günlük hayata ilişkin hükümleri konu edinen fıkhi yorumlardır.
- Kartlardaki dört gelenek de hüküm çıkarma yöntemleriyle anılır.
- Konuları neyin nasıl yapılacağıdır: ibadetlerin uygulanışı, günlük ilişkilere dair hükümler.
- Bu alan fıkıhtır; öyleyse dördü de fıkhi (amelî) yorum geleneğidir.
- Denetleyelim: itikadi yorumlar inanç esaslarını, tasavvufi yorumlar iç dünyayı konu eder ✓ — bu dördünün alanı ise uygulama.
Sık yapılan hata: "İtikadi yorumlar" demek. İtikadi yorumlar İNANÇ esaslarını konu eder; kartlardaki dört gelenek ise ibadet ve muamelelere dair hüküm çıkarmayla anılır.
16. sorunun çözümü
Açık hüküm bulunmayan konularda ehil kişinin kaynaklara dayalı çabasına içtihat denir.
- Tanımdaki üç koşulu ayıralım: konu hakkında açık hüküm YOK, kişi EHİL ve çaba KAYNAKLARA dayanıyor.
- Birinci koşul içtihadın niçin gerektiğini söylüyor: hazır bir yanıt bulunmuyor.
- İkinci ve üçüncü koşul ise çabanın keyfî olmadığını gösteriyor. Bu üçünü birden taşıyan çabanın adı içtihattır.
- Denetleyelim: koşullardan biri eksik olsa sonuç içtihat sayılmazdı ✓ — özellikle "kaynaklara dayanma" koşulu belirleyici.
Sık yapılan hata: Bidat demek. Bidat, dinde aslı bulunmadığı hâlde sonradan eklenen uygulamadır; içtihat ise tam tersine KAYNAKLARA dayanan bir çabadır.
17. sorunun çözümü
Kişisel duygulardan bağımsız olarak herkese aynı ölçütü uygulamak adaletin gereğidir.
- Davranıştaki belirleyici ayrıntıyı bulalım: yönetici karar verdiği kişiyi SEVMİYOR.
- Buna rağmen aynı ölçütleri uyguluyor. Yani kişisel duygusunu kararın dışında tutuyor.
- Kararı verirken kişiye değil ölçüte bakmak, herkese hakkını vermek demektir. Bu tutum adaletin göstergesidir.
- Denetleyelim: cömertlik vermekle, sabır dayanmakla, tevazu alçakgönüllülükle ilgili ✓ — hiçbiri karar ölçütünü tanımlamıyor.
Sık yapılan hata: Cömertlik demek. Cömertlik kendi hakkından VERMEKLE ilgilidir; burada anlatılan ise karar verirken kişisel duyguyu dışarıda tutmak, yani adalettir.
18. sorunun çözümü
Güvenilerek anlatılan özel bilgi bir emanettir; açığa vurulması emanete ve mahremiyete aykırıdır.
- Durumdaki belirleyici sözcüğü bulalım: arkadaş bu bilgiyi GÜVENEREK anlatmış.
- Güvenerek bırakılan her şey emanettir; emanetin mal olması gerekmez, bir sır da emanet olabilir.
- Bilginin başkalarına aktarılması hem bu emanete hem kişinin özel alanına, yani mahremiyetine aykırıdır. Davranışın bağdaşmadığı ilke budur.
- Denetleyelim: emanet kartlarında "söylenen sır" da vardı ✓ — ünite bu kapsamı zaten kurmuştu.
Sık yapılan hata: Cömertlik demek. Cömertlik kendi imkânından VERMEKLE ilgilidir; burada çiğnenen ilke ise güvenilerek bırakılan bir sırrın korunması, yani emanete riayet ve mahremiyete saygıdır.
19. sorunun çözümü
Dinlemeden reddetme, karşılıklı anlama imkânını ortadan kaldırır.
- Tablonun kurgusu şu: solda tutum, sağda sonucu.
- Dolu satır: farklı görüşü dinleyip değerlendirmek → ortak zemin aranabilir. Dinlemek, iki tarafın nerede buluşabileceğini görme imkânı veriyor.
- Baştan reddetmekte bu imkân hiç doğmuyor. Karşı taraf ne dediğini anlatamıyor, ortak nokta aranamıyor; iletişim kesilir ve ortak zemin kaybolur.
- Denetleyelim: reddetmek sonunda da olabilir ✓ — sorun reddin kendisi değil, dinlemeden yapılması.
Sık yapılan hata: "Ortak zemin genişler" demek. Ortak zemin DİNLEYEREK genişler; baştan reddetmek dinlemeyi ortadan kaldırdığı için ortak zemini daraltır, hatta yok eder.
20. sorunun çözümü
Cihat kavramı, kökeni itibarıyla çaba ve gayret göstermeyi ifade eder.
- Sorudaki ipucu doğrudan verilmiş: kelime kökeni "çaba göstermek, gayret etmek".
- İkinci ipucu kapsamı gösteriyor: kişinin KENDİNİ GELİŞTİRMESİ de bu kavrama giriyor. Yani kavram dışa dönük bir eylemle sınırlı değil.
- Çaba ve gayret anlamındaki bu kavram cihattır.
- Denetleyelim: tevil yorumlama, icma görüş birliği, kıyas benzetme yoluyla hüküm çıkarma, bidat ise sonradan çıkan uygulama ✓ — hiçbiri çaba anlamı taşımıyor.
Sık yapılan hata: Kıyas demek. Kıyas, benzer bir duruma bakarak HÜKÜM ÇIKARMA yöntemidir; kökeni çaba ve gayret göstermeye dayanan kavram ise cihattır.