10. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. Dönem 2. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1
Bir haksızlıkgörülürSessiz kalınırHaksızlıkyaygınlaşır

Şemada bir sürecin basamakları verilmiştir. Şemaya göre bireyin toplumsal sorumluluğu hangisidir?

  1. A Haksızlığı yaygınlaştırmak
  2. B Sessiz kalmayı sürdürmek
  3. C Haksızlığa uygun yollarla karşı çıkmak
  4. D Görmezden gelmek
  5. E Uzaklaşmak
2
Doğrulanmamış bir suçlamayayılırKişinin itibarızarar görürSonradandüzeltmekgüçleşir

Şemada bir sürecin basamakları verilmiştir. Şemaya göre bu davranışın en ağır yanı hangisidir?

  1. A Suçlamanın anlaşılmaması
  2. B Verilen zararın kolay telafi edilememesi
  3. C Yayılmanın yavaşlığı
  4. D İtibarın ölçülemezliği
  5. E Düzeltmenin gereksizliği
3
KavramAnlamı
EşitlikHerkese aynı şeyi vermek
Adalet?

Tabloda kavramlar karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan yere hangi ifade yazılmalıdır?

  1. A Kimseye bir şey vermemek
  2. B Herkese aynı şeyi vermek
  3. C Herkese hak ettiğini ve ihtiyacına uygun olanı vermek
  4. D Yalnızca ihtiyaç sahibine vermek
  5. E Rastgele dağıtmak
4
KavramAnlamı
HakKişiye ait olan, korunması gereken yetki ve pay
Hukuk?

Tabloda kavramlar tanımlanmış, biri boş bırakılmıştır. Eksik bırakılan bölüm hangisidir?

  1. A Hakların korunması için konulan kural ve düzenlemelerin bütünü
  2. B Kişiye ait pay
  3. C Bireysel istek
  4. D Kişisel görüş
  5. E Toplumsal alışkanlık
5
KavramAnlamı
BidatDinde aslı bulunmadığı hâlde sonradan eklenen uygulama
Hurafe?

Tabloda kavramlar karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğa hangi ifade gelmelidir?

  1. A Sonradan eklenen uygulama
  2. B Akla ve dinî kaynağa dayanmayan, yaygınlaşmış asılsız inanış
  3. C Kaynağa dayanan hüküm
  4. D Bilimsel açıklama
  5. E Ehil kişinin görüşü
6

Bir tanım

Bir metnin, doğrudan görünen anlamının ötesinde taşıdığı anlamın gerekçelerle ortaya konması.

Yukarıda tanımı verilen kavram hangisidir?

  1. A Hurafe
  2. B İcma
  3. C Bidat
  4. D Tevil
  5. E Rivayet
7
YaklaşımDayandığı ölçüt
Ehlisünnet anlayışıKur'an ve sünnetin bütünlüğü ile çoğunluğun anlayışı
Bireysel görüş?

Tabloda yaklaşımlar karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan yere hangi ifade yazılmalıdır?

  1. A Çoğunluğun anlayışı
  2. B Kaynakların bütünlüğü
  3. C Kişinin kendi kanaati; bağlayıcılığı sınırlıdır
  4. D Sünnetin tamamı
  5. E İcmanın kendisi
8
Yorum alanıOdaklandığı
Fıkhi yorumlarUygulamaya ilişkin hükümler
Tasavvufi yorumlar?

Tabloda yorum alanları karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan bölüm nasıl doldurulmalıdır?

  1. A Ticaret kuralları
  2. B İbadetin şekli
  3. C Miras hukuku
  4. D Kişinin iç dünyası, ahlaki olgunlaşma ve gönül eğitimi
  5. E Ceza hükümleri
9
AlanKonusu
İtikatİnanç esasları
Fıkıh?

Tabloda alanlar tanımlanmış, biri boş bırakılmıştır. Eksik bırakılan bölüm hangisidir?

  1. A İbadet ve günlük hayata ilişkin hükümler
  2. B İnanç esasları
  3. C Ahlak felsefesi
  4. D Tarih bilgisi
  5. E Dil kuralları
10

Bir durum

Geçmişte karşılaşılmamış bir konuda hüküm verilmesi gerekmektedir.

Yukarıdaki durumda başvurulması beklenen yöntem hangisidir?

  1. A Rastgele karar vermek
  2. B Konuyu görmezden gelmek
  3. C Kaynaklara dayalı içtihat
  4. D Kişisel isteğe göre karar vermek
  5. E Hüküm vermeyi yasaklamak
11
YaklaşımYorumu değerlendirme ölçütü
AKim söylediğine bakar
BHangi kaynağa ve gerekçeye dayandığına bakar

Tabloda iki değerlendirme yaklaşımı verilmiştir. Bu tabloya göre ilmî bakımdan tercih edilmesi gereken hangisidir ve neden?

  1. A B; kaynağın önemsiz olduğu için
  2. B A; söyleyenin önemli olduğu için
  3. C A; gerekçenin gereksiz olduğu için
  4. D B; görüşün değeri dayandığı kaynak ve gerekçeyle ölçüldüğü için
  5. E İkisi de değil
12
TutumSonucu
Farklı yorumu anlamaya çalışmakOrtak zemin genişler
Farklı yorumu dışlamak?

Tabloda tutumlar ve sonuçları verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu tamamlayan seçenek hangisidir?

  1. A Bilgi artar
  2. B Ortak zemin genişler
  3. C Anlaşma güçlenir
  4. D Yorumlar yakınlaşır
  5. E Ayrışma derinleşir, iletişim kesilir
13
Kaynağı var mı?Akıllabağdaşıyor mu?Zarar veriyormu?

Kartlarda bir inanışı değerlendirirken sorulacak sorular verilmiştir. Bu soruların amacı hangisidir?

  1. A Kaynağı gizlemek
  2. B İnanışı yaygınlaştırmak
  3. C Dinî bilgi ile asılsız inanışı birbirinden ayırt etmek
  4. D Aklı devre dışı bırakmak
  5. E Zararı çoğaltmak
14

Bir tanım

Bir kişinin, başka bir kişiye ait olan maddi ya da manevi bir değere haksız biçimde el uzatması.

Yukarıda tanımı verilen durum hangi kavramla adlandırılır?

  1. A İçtihat
  2. B Kul hakkı ihlali
  3. C İcma
  4. D Kıyas
  5. E Tevil
15
HanefilikMalikilikŞafiilikHanbelilik

Kartlarda bazı yorum gelenekleri verilmiştir. Bu geleneklerin ortak alanı hangisidir?

  1. A Dil çalışmaları
  2. B İtikadi yorumlar
  3. C Tasavvufi yorumlar
  4. D Fıkhi (amelî) yorumlar
  5. E Tarih çalışmaları
16

Bir tanım

Hakkında açık bir hüküm bulunmayan bir konuda, ehil bir kişinin kaynaklara dayanarak çaba göstermesi ve sonuca ulaşması.

Yukarıda tanımı verilen kavram hangisidir?

  1. A Bidat
  2. B İcma
  3. C Tevil
  4. D Rivayet
  5. E İçtihat
17

Bir davranış üzerine

Bir yönetici, sevmediği bir kişi hakkında karar verirken de aynı ölçütleri uygulamıştır.

Yukarıdaki davranış hangi ilkenin göstergesidir?

  1. A Cömertlik
  2. B Adalet
  3. C Sabır
  4. D Tevazu
  5. E Şükür
18

Bir durum

Bir kişinin, arkadaşının kendisine güvenerek anlattığı özel bir durumu başkalarına aktarması.

Yukarıdaki davranış hangi ilkeyle bağdaşmaz?

  1. A Emanete riayet ve mahremiyete saygı
  2. B Cömertlik
  3. C Sabır
  4. D Şükür
  5. E Tevazu
19
TutumSonucu
Farklı görüşü dinleyip değerlendirmekOrtak zemin aranabilir
Farklı görüşü baştan reddetmek?

Tabloda tutumlar ve sonuçları verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Boş bırakılan bölüm nasıl doldurulmalıdır?

  1. A Ortak zemin genişler
  2. B İletişim kesilir, ortak zemin kaybolur
  3. C Anlaşma kolaylaşır
  4. D Görüşler yakınlaşır
  5. E Değerlendirme derinleşir
20

Bir kavram üzerine

Kelime kökeni bakımından "çaba göstermek, gayret etmek" anlamına gelen kavram, kişinin kendini geliştirmesini de kapsar.

Yukarıda anlatılan kavram hangisidir?

  1. A Tevil
  2. B İcma
  3. C Kıyas
  4. D Cihat
  5. E Bidat
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. C 2. B 3. C 4. A 5. B 6. D 7. C 8. D 9. A 10. C 11. D 12. E 13. C 14. B 15. D 16. E 17. B 18. A 19. B 20. D
1. sorunun çözümü

Haksızlık karşısındaki sessizlik onun sürmesine zemin hazırlar; sorumluluk uygun yollarla karşı çıkmayı gerektirir.

  1. Şemadaki üç basamağı okuyalım: bir haksızlık görülür → sessiz kalınır → haksızlık yaygınlaşır.
  2. Ortadaki basamak zinciri kuruyor. Sessizlik yalnız bir hareketsizlik değil; haksızlığı yapana karşılık görmediği izlenimini veriyor ve sürmesini kolaylaştırıyor.
  3. Zinciri kırmak için o basamağa müdahale etmek gerekir. Bireyin sorumluluğu, haksızlığa uygun yollarla karşı çıkmaktır.
  4. Denetleyelim: seçenek "uygun yollarla" diyor ✓ — karşı çıkmak yeni bir haksızlık üretmemeli.

Sık yapılan hata: "Sessiz kalmayı sürdürmek" demek. Şemaya göre sessizlik haksızlığı YAYGINLAŞTIRIYOR; sorumluluk sessizliği sürdürmek değil, uygun yollarla karşı çıkmaktır.

2. sorunun çözümü

İtibar bir kez zedelendiğinde, sonradan yapılan düzeltme çoğu zaman aynı yaygınlığa ulaşmaz.

  1. Şemadaki üç basamağı okuyalım: doğrulanmamış bir suçlama yayılır → kişinin itibarı zarar görür → sonradan düzeltmek güçleşir.
  2. Üçüncü basamak zararın niteliğini veriyor. Suçlamayı duyanların hepsi düzeltmeyi duymaz; yayılma ile düzeltme aynı hızda ve aynı genişlikte gitmez.
  3. Bu yüzden davranışın en ağır yanı, verilen zararın kolay telafi edilememesidir.
  4. Denetleyelim: suçlama "doğrulanmamış" ✓ — yanlış bile olsa zarar gerçekleşiyor ve geri alınamıyor.

Sık yapılan hata: "Yayılmanın yavaşlığı" demek. Şemada sorun yayılmanın yavaşlığı değil, tam TERSİ: suçlama hızla yayılıyor ve arkasından gelen düzeltme aynı yaygınlığa ulaşamıyor.

3. sorunun çözümü

Adalet, herkesin hakkını ve durumunu gözeterek dengeli davranmayı ifade eder.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı.
  2. Dolu satır: eşitlik → herkese aynı şeyi vermek. Bu ölçüt kişilerin durumuna bakmaz; herkese eşit pay düşer.
  3. Ama durumlar her zaman aynı değildir. Adalet bunu hesaba katar: herkese hak ettiğini ve ihtiyacına uygun olanı verir.
  4. Denetleyelim: aynı boydaki üç kişiye eşit sandalye vermek eşitlik ✓ — farklı boydakilere farklı yükseklikte sandalye vermek ise adalet.

Sık yapılan hata: "Herkese aynı şeyi vermek" demek. Bu, ÜST SATIRDA eşitlik için zaten yazılmış; adalet ise kişilerin durumunu gözeterek herkese hak ettiğini verir.

4. sorunun çözümü

Hukuk, hakların tanınması ve korunması için oluşturulan kurallar bütünüdür.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı.
  2. Dolu satır: hak → kişiye ait olan, korunması gereken yetki ve pay. Yani hak, KİME ait olduğunu söyleyen bir kavram.
  3. Hukukun bundan farklı olması gerekir. Hak varsa korunması da gerekir; hukuk tam olarak bu korumayı sağlayan kural ve düzenlemelerin bütünüdür.
  4. Denetleyelim: hak olmadan hukuk anlamsız kalırdı ✓ — biri içeriği, öteki koruma düzenini veriyor.

Sık yapılan hata: "Kişiye ait pay" demek. Bu, ÜST SATIRDA hak için zaten yazılmış; hukuk ise o payın korunması için konulan kuralların bütünüdür.

5. sorunun çözümü

Hurafe; ne akla ne dinî kaynağa dayanan, buna rağmen halk arasında yaygınlaşmış inanıştır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı.
  2. Dolu satır: bidat → dinde aslı bulunmadığı hâlde sonradan eklenen UYGULAMA. Ayırt edici sözcük "uygulama".
  3. Hurafe ise bir uygulamayı değil bir İNANIŞI anlatır. Üstelik bu inanış ne dinî kaynağa ne akla dayanır, ama yine de yaygınlaşmıştır.
  4. Denetleyelim: ikisi de "sonradan" ortaya çıkar ✓ — farkları birinin davranış, ötekinin inanış olması.

Sık yapılan hata: "Sonradan eklenen uygulama" demek. Bu, ÜST SATIRDA bidat için zaten yazılmış; hurafeyi ondan ayıran şey uygulama değil İNANIŞ olmasıdır.

6. sorunun çözümü

Metnin görünen anlamı dışındaki anlamı gerekçelendirerek ortaya koymaya tevil denir.

  1. Tanımda iki ölçüt var: "doğrudan görünen anlamın ötesi" ve "gerekçelerle ortaya konması".
  2. Birinci ölçüt, işin bir yorum olduğunu gösteriyor; metin olduğu gibi alınmıyor.
  3. İkinci ölçüt ise bunun keyfî olmadığını söylüyor; yorum gerekçeye dayanmak zorunda. Bu iki koşulu taşıyan işleme tevil denir.
  4. Denetleyelim: gerekçe olmasaydı ortaya çıkan şey tevil değil, dayanaksız bir iddia olurdu ✓.

Sık yapılan hata: Rivayet demek. Rivayet bir bilgiyi AKTARMAKTIR; tevil ise aktarılan metnin anlamını gerekçelendirerek açıklamaktır — biri nakil, öteki yorum.

7. sorunun çözümü

Bireysel kanaat, kaynak bütünlüğüne ve ortak anlayışa dayanan yaklaşımla aynı bağlayıcılığı taşımaz.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda yaklaşım, sağda dayandığı ölçüt.
  2. Dolu satır: Ehlisünnet anlayışı → Kur’an ve sünnetin bütünlüğü ile çoğunluğun anlayışı. Yani ölçüt hem kaynak bütünlüğü hem ortak kabul.
  3. Bireysel görüş ise kişinin kendi kanaatine dayanır. Arkasında ne kaynak bütünlüğü ne de ortak kabul vardır; bu yüzden bağlayıcılığı sınırlıdır.
  4. Denetleyelim: sağ sütun her satırda o yaklaşımın DAYANAĞINI veriyor ✓ — bireysel görüşün dayanağı da kişinin kendi kanaati.

Sık yapılan hata: "Çoğunluğun anlayışı" demek. Bu, ÜST SATIRDA Ehlisünnet anlayışının ölçütü olarak zaten yazılmış; bireysel görüşü ondan ayıran şey tam da çoğunluğa dayanmamasıdır.

8. sorunun çözümü

Tasavvufi yorumlar; kişinin iç dünyasını, ahlaki olgunlaşmasını ve gönül eğitimini konu edinir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda yorum alanı, sağda odaklandığı konu.
  2. Dolu satır: fıkhi yorumlar → uygulamaya ilişkin hükümler. Yani fıkıh DIŞ davranışı düzenler.
  3. Tasavvufi yorumlar ise farklı bir yöne bakar: kişinin iç dünyasına, ahlaki olgunlaşmasına ve gönül eğitimine. İkisi birbirinin karşıtı değil, tamamlayıcısıdır.
  4. Denetleyelim: seçeneklerdeki ticaret, ibadet şekli, miras ve ceza konuları hep FIKIH alanına girer ✓ — dördü de üst satırın konusu.

Sık yapılan hata: "İbadetin şekli" demek. İbadetin şekli uygulamaya ilişkin bir konudur ve üst satırdaki FIKHÎ yorumların alanına girer; tasavvufi yorumlar iç dünyaya yönelir.

9. sorunun çözümü

Fıkıh; ibadetler, muameleler ve günlük hayata ilişkin hükümleri konu edinir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda alan, sağda o alanın konusu.
  2. Dolu satır: itikat → inanç esasları. Yani itikat neye İNANILDIĞINI konu ediyor.
  3. Fıkıh ise farklı bir alandır; neyin nasıl YAPILACAĞINI konu eder. İbadetler, günlük ilişkiler ve bunlara dair hükümler onun alanıdır.
  4. Denetleyelim: iki alan birbirini tamamlar ✓ — biri inancı, öteki uygulamayı düzenler.

Sık yapılan hata: "İnanç esasları" demek. Bu, tablonun ÜST SATIRINDA itikat için zaten yazılmış; boş hücreye farklı bir alan gelmeli.

10. sorunun çözümü

Hakkında açık hüküm bulunmayan yeni meselelerde kaynaklara dayalı içtihat yöntemine başvurulur.

  1. Durumu okuyalım: geçmişte karşılaşılmamış bir konuda hüküm verilmesi gerekiyor.
  2. "Karşılaşılmamış" demek, hazır bir hükmün bulunmaması demektir. Öyleyse yeni bir değerlendirme gerekecek.
  3. Ama bu değerlendirme keyfî olamaz; ehil kişi tarafından ve kaynaklara dayanılarak yapılmalıdır. Bu yönteme içtihat denir.
  4. Denetleyelim: içtihadın tanımı zaten "açık hüküm bulunmayan konu" koşuluyla başlıyor ✓ — durum tanıma birebir uyuyor.

Sık yapılan hata: "Konuyu görmezden gelmek" demek. Yeni meseleler kendiliğinden ortadan kalkmaz ve hüküm verilmesi gerekiyor; içtihat kurumu tam da bu boşluğu doldurmak için vardır.

11. sorunun çözümü

İlmî değerlendirmede ölçüt, görüşün dayandığı kaynağın ve gerekçenin sağlamlığıdır.

  1. Tablodaki iki yaklaşımı karşılaştıralım. A yaklaşımı görüşü KİMİN söylediğine bakıyor.
  2. B yaklaşımı ise görüşün hangi KAYNAĞA ve GEREKÇEYE dayandığına bakıyor.
  3. A yaklaşımında bir görüş, söyleyeni saygın diye doğru sayılabilir; oysa saygın bir kişi de yanılabilir. B ise görüşü dayanağıyla ölçer.
  4. Denetleyelim: ilmî ölçüt kişiye değil delile bakar ✓ — bu yüzden tercih edilmesi gereken B’dir.

Sık yapılan hata: "A; söyleyenin önemli olduğu için" demek. Söyleyenin ehil olması gerekir ama tek başına yeterli değildir; görüşün değeri dayandığı kaynak ve gerekçeyle ölçülür.

12. sorunun çözümü

Anlamaya çalışmadan dışlama, taraflar arasındaki mesafeyi büyütür ve iletişimi keser.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda tutum, sağda o tutumun sonucu.
  2. Dolu satır: farklı yorumu anlamaya çalışmak → ortak zemin genişler. Yani olumlu tutum olumlu sonuç doğuruyor.
  3. Boş satırdaki tutum bunun tam tersi: dışlamak. Öyleyse sonucu da ters yönde olmalı — ortak zemin genişlemez, aksine ayrışma derinleşir ve iletişim kesilir.
  4. Denetleyelim: dışlanan taraf da karşılık verir ✓ — bu yüzden mesafe tek yönlü değil, karşılıklı olarak büyür.

Sık yapılan hata: "Ortak zemin genişler" demek. Bu, ÜST SATIRIN sonucudur; dışlama tutumu aynı sonucu doğuramaz, tabloda ilişki terse dönüyor.

13. sorunun çözümü

Kaynak, akıl ve sonuç ölçütleri; asılsız inanışları dinî bilgiden ayırmaya yarar.

  1. Kartlardaki üç soruyu okuyalım: kaynağı var mı? akılla bağdaşıyor mu? zarar veriyor mu?
  2. Üçü de bir inanışı SINAMAK için sorulur; yani ölçüt işlevi görürler.
  3. Dinî bilgi kaynağa dayanır, akılla çelişmez ve zarar doğurmaz. Hurafeler ise bu üç sınavdan geçemez. Öyleyse soruların amacı ikisini ayırt etmektir.
  4. Denetleyelim: bir inanış üç ölçütten yalnız birinde takılsa bile sorgulanması gerekir ✓ — ölçütler birlikte çalışıyor.

Sık yapılan hata: "Aklı devre dışı bırakmak" demek. Kartlardaki sorulardan biri doğrudan AKLA başvuruyor ("akılla bağdaşıyor mu?"); amaç aklı devre dışı bırakmak değil, tam tersine ölçüt olarak kullanmak.

14. sorunun çözümü

Başkasının hakkına haksız biçimde el uzatmaya kul hakkı ihlali denir.

  1. Tanımdaki üç ögeyi ayıralım. Birincisi: değer BAŞKASINA ait. İkincisi: bu değer maddi de manevi de olabilir.
  2. Üçüncüsü ve belirleyici olanı: el uzatma HAKSIZ. Yani sahibinin rızası ya da bir hukuki dayanak yok.
  3. Üç ögeyi birlikte taşıyan duruma kul hakkı ihlali denir.
  4. Denetleyelim: içtihat, icma ve kıyas hüküm çıkarma YÖNTEMLERİDİR ✓ — hiçbiri bir haksızlık durumunu adlandırmıyor.

Sık yapılan hata: İçtihat demek. İçtihat, âlimin bir konuda akıl yürüterek HÜKÜM ÇIKARMASIDIR; başkasının hakkına haksız biçimde el uzatmak ise kul hakkı ihlalidir.

15. sorunun çözümü

Hanefilik, Malikilik, Şafiilik ve Hanbelilik; ibadet ve günlük hayata ilişkin hükümleri konu edinen fıkhi yorumlardır.

  1. Kartlardaki dört gelenek de hüküm çıkarma yöntemleriyle anılır.
  2. Konuları neyin nasıl yapılacağıdır: ibadetlerin uygulanışı, günlük ilişkilere dair hükümler.
  3. Bu alan fıkıhtır; öyleyse dördü de fıkhi (amelî) yorum geleneğidir.
  4. Denetleyelim: itikadi yorumlar inanç esaslarını, tasavvufi yorumlar iç dünyayı konu eder ✓ — bu dördünün alanı ise uygulama.

Sık yapılan hata: "İtikadi yorumlar" demek. İtikadi yorumlar İNANÇ esaslarını konu eder; kartlardaki dört gelenek ise ibadet ve muamelelere dair hüküm çıkarmayla anılır.

16. sorunun çözümü

Açık hüküm bulunmayan konularda ehil kişinin kaynaklara dayalı çabasına içtihat denir.

  1. Tanımdaki üç koşulu ayıralım: konu hakkında açık hüküm YOK, kişi EHİL ve çaba KAYNAKLARA dayanıyor.
  2. Birinci koşul içtihadın niçin gerektiğini söylüyor: hazır bir yanıt bulunmuyor.
  3. İkinci ve üçüncü koşul ise çabanın keyfî olmadığını gösteriyor. Bu üçünü birden taşıyan çabanın adı içtihattır.
  4. Denetleyelim: koşullardan biri eksik olsa sonuç içtihat sayılmazdı ✓ — özellikle "kaynaklara dayanma" koşulu belirleyici.

Sık yapılan hata: Bidat demek. Bidat, dinde aslı bulunmadığı hâlde sonradan eklenen uygulamadır; içtihat ise tam tersine KAYNAKLARA dayanan bir çabadır.

17. sorunun çözümü

Kişisel duygulardan bağımsız olarak herkese aynı ölçütü uygulamak adaletin gereğidir.

  1. Davranıştaki belirleyici ayrıntıyı bulalım: yönetici karar verdiği kişiyi SEVMİYOR.
  2. Buna rağmen aynı ölçütleri uyguluyor. Yani kişisel duygusunu kararın dışında tutuyor.
  3. Kararı verirken kişiye değil ölçüte bakmak, herkese hakkını vermek demektir. Bu tutum adaletin göstergesidir.
  4. Denetleyelim: cömertlik vermekle, sabır dayanmakla, tevazu alçakgönüllülükle ilgili ✓ — hiçbiri karar ölçütünü tanımlamıyor.

Sık yapılan hata: Cömertlik demek. Cömertlik kendi hakkından VERMEKLE ilgilidir; burada anlatılan ise karar verirken kişisel duyguyu dışarıda tutmak, yani adalettir.

18. sorunun çözümü

Güvenilerek anlatılan özel bilgi bir emanettir; açığa vurulması emanete ve mahremiyete aykırıdır.

  1. Durumdaki belirleyici sözcüğü bulalım: arkadaş bu bilgiyi GÜVENEREK anlatmış.
  2. Güvenerek bırakılan her şey emanettir; emanetin mal olması gerekmez, bir sır da emanet olabilir.
  3. Bilginin başkalarına aktarılması hem bu emanete hem kişinin özel alanına, yani mahremiyetine aykırıdır. Davranışın bağdaşmadığı ilke budur.
  4. Denetleyelim: emanet kartlarında "söylenen sır" da vardı ✓ — ünite bu kapsamı zaten kurmuştu.

Sık yapılan hata: Cömertlik demek. Cömertlik kendi imkânından VERMEKLE ilgilidir; burada çiğnenen ilke ise güvenilerek bırakılan bir sırrın korunması, yani emanete riayet ve mahremiyete saygıdır.

19. sorunun çözümü

Dinlemeden reddetme, karşılıklı anlama imkânını ortadan kaldırır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda tutum, sağda sonucu.
  2. Dolu satır: farklı görüşü dinleyip değerlendirmek → ortak zemin aranabilir. Dinlemek, iki tarafın nerede buluşabileceğini görme imkânı veriyor.
  3. Baştan reddetmekte bu imkân hiç doğmuyor. Karşı taraf ne dediğini anlatamıyor, ortak nokta aranamıyor; iletişim kesilir ve ortak zemin kaybolur.
  4. Denetleyelim: reddetmek sonunda da olabilir ✓ — sorun reddin kendisi değil, dinlemeden yapılması.

Sık yapılan hata: "Ortak zemin genişler" demek. Ortak zemin DİNLEYEREK genişler; baştan reddetmek dinlemeyi ortadan kaldırdığı için ortak zemini daraltır, hatta yok eder.

20. sorunun çözümü

Cihat kavramı, kökeni itibarıyla çaba ve gayret göstermeyi ifade eder.

  1. Sorudaki ipucu doğrudan verilmiş: kelime kökeni "çaba göstermek, gayret etmek".
  2. İkinci ipucu kapsamı gösteriyor: kişinin KENDİNİ GELİŞTİRMESİ de bu kavrama giriyor. Yani kavram dışa dönük bir eylemle sınırlı değil.
  3. Çaba ve gayret anlamındaki bu kavram cihattır.
  4. Denetleyelim: tevil yorumlama, icma görüş birliği, kıyas benzetme yoluyla hüküm çıkarma, bidat ise sonradan çıkan uygulama ✓ — hiçbiri çaba anlamı taşımıyor.

Sık yapılan hata: Kıyas demek. Kıyas, benzer bir duruma bakarak HÜKÜM ÇIKARMA yöntemidir; kökeni çaba ve gayret göstermeye dayanan kavram ise cihattır.

10. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi diğer yazılılar

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.