10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 1. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1
MetinZaman ifadesi
MasalEvvel zaman içinde
Anı1938 yılının kışında

Tabloda iki metnin zaman ifadesi karşılaştırılmıştır. Masaldaki zaman ifadesinin bu biçimde kullanılmasının nedeni hangisidir?

  1. A Masalın belirli bir tarihe bağlanmayarak her zamana ve yere uyarlanabilmesi
  2. B Anlatıcının tarihi bilmemesi
  3. C Masalın belge niteliği taşıması
  4. D Masalın kısa olması
  5. E Zamanın önemsiz sayılması
2
IDöşeme(tekerleme)IISerimIIIDüğümIVÇözümVDilek

Kartlarda masalın bölümleri sırayla numaralandırılmıştır. Anlamla ilgisi bulunmayan, ölçülü ve kafiyeli sözlerle dinleyicinin dikkatini çeken bölüm kaç numaralıdır?

  1. A I
  2. B II
  3. C III
  4. D IV
  5. E V
3
Örnek dizelerBir tren geçti içimdenVagonları hep boş, hep sen

Yukarıdaki dizelerle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yapılamaz?

  1. A Somut bir nesne soyut bir duruma taşınmıştır.
  2. B Dizelerde imge kullanılmıştır.
  3. C Dize sonlarında ses benzerliği vardır.
  4. D Şair bir duygu durumunu aktarmaktadır.
  5. E Dizeler belgesel bir olayı aktarmaktadır.
4
Kuşaktan kuşağaanlatılırYazıya geçgeçmiştirSöyleyeni bellideğildir

Kartlarda bir ürün grubunun özellikleri verilmiştir. Bu özellikleri taşıyan ürünler hangi başlık altında toplanır?

  1. A Bilimsel metinler
  2. B Sözlü kültür ürünleri
  3. C Resmî yazışmalar
  4. D Hukuk metinleri
  5. E Ders kitapları
5
ÖlçüKafiyeRedifSes tekrarı

Kartlarda şiirde kullanılan bazı unsurlar verilmiştir. Bu unsurların şiire kattığı ortak değer hangisidir?

  1. A Ahenk
  2. B Olay örgüsü
  3. C Mekân
  4. D Anlatıcı
  5. E Didaktik amaç
6
SerimkişilertanıtılırDüğümsorun ortayaçıkarÇözümsorungiderilir

Şemada bir masalın olay düzeni verilmiştir. Bir öğrenci yazdığı masalda kahramanın karşısına hiçbir engel çıkarmamıştır. Şemaya göre bu masalda eksik kalan bölüm ve doğuracağı sonuç hangisidir?

  1. A Serim; kişiler tanıtılamaz
  2. B Düğüm; olay ilgi çekiciliğini yitirir
  3. C Çözüm; masal bitmez
  4. D Dilek; masal kapanmaz
  5. E Döşeme; masal başlayamaz
7
Örnek dizelerKuşlar göç etti, dallar çıplakFabrikanın bacası hâlâ tütüyor

Yukarıdaki dizelerde çevre sorunuyla ilgili bir yargı doğrudan söylenmemiş, okurun çıkarım yapması beklenmiştir. Bu durum hangi kavramla açıklanır?

  1. A Örtük ileti
  2. B Açık ileti
  3. C Ölçü
  4. D Nazım birimi
  5. E Kafiye
8
Nazım birimiDize sayısı
Beyit2
Dörtlük4
BentDeğişken

Tabloda nazım birimleri ve dize sayıları verilmiştir. Divan şiirinde yaygın olarak kullanılan, anlam bakımından kendi içinde bütünlük taşıyan iki dizelik birim hangisidir?

  1. A Dörtlük
  2. B Beyit
  3. C Bent
  4. D Dize
  5. E Kıta
9
Örnek dizelerGece, camdan içeri sızan bir mürekkepSessizliği sayfa sayfa yazıyor

Yukarıdaki dizelerde gecenin mürekkebe benzetilerek yeni bir görüntü kurulması, şiirde hangi kavramla açıklanır?

  1. A Ölçü
  2. B Redif
  3. C İmge
  4. D Nazım birimi
  5. E Kafiye
10
MetinGerçeklikle ilişkisi
Bilimsel metinDoğrulanabilir bilgi verir
ŞiirGerçeği duygu ve imge yoluyla dönüştürür

Tabloda iki metnin gerçeklikle ilişkisi karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmaya göre şiirdeki gerçeklik için en uygun ifade hangisidir?

  1. A Şiirde gerçeklik hiç bulunmaz.
  2. B Şiirdeki gerçeklik, yaşamdan alınıp sanatsal olarak yeniden kurulan bir gerçekliktir.
  3. C Şiir bilimsel bilgi vermeyi amaçlar.
  4. D Şiirdeki gerçeklik doğrulanabilir olmalıdır.
  5. E Şiir yalnızca belge sunar.
11
ÖlçütSözlü ürünYazılı ürün
YazarBelirsizBelli
MetinDeğişebilirSabit
AktarımAnlatarakOkuyarak

Tabloda iki ürün türü üç ölçüte göre karşılaştırılmıştır. Bu tabloya dayanarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  1. A Sözlü ürünlerde yazar belirsizdir.
  2. B Yazılı üründe metin sabittir.
  3. C Sözlü ürün anlatılarak aktarılır.
  4. D İki tür de aktarım yoluyla yaşar.
  5. E Sözlü ürünler yazılı ürünlerden daha eskidir.
12
Örnek dizelerKarlı dağların ardındaBir yol bekler beni sanki

Yukarıdaki dizelerin her birinde eşit sayıda hece bulunmaktadır. Dizelerdeki hece sayısının eşitliğine dayanan ölçü hangisidir?

  1. A Aruz ölçüsü
  2. B Hece ölçüsü
  3. C Serbest ölçü
  4. D Karışık ölçü
  5. E Ölçüsüz söyleyiş
13

Bir masalın kim tarafından ilk kez anlatıldığının bilinmemesi, bu ürünün hangi niteliğini gösterir?

  1. A Didaktik olduğunu
  2. B Kurmaca olduğunu
  3. C Anonim olduğunu
  4. D Manzum olduğunu
  5. E Çeviri olduğunu
14

Bir masalın "Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine." sözüyle bitmesi, masalın hangi bölümüne örnektir?

  1. A Serim bölümü
  2. B Döşeme bölümü
  3. C Dilek bölümü
  4. D Düğüm bölümü
  5. E Çözüm bölümü
15

Masallarda mekânın çoğu kez "bir memleket", "uzak diyarlar" gibi belirsiz ifadelerle verilmesi, aşağıdakilerden hangisiyle açıklanır?

  1. A Anlatıcının coğrafya bilmemesi
  2. B Masalın gerçek bir yeri anlatma amacı taşımaması
  3. C Masalın belge olması
  4. D Mekânın yapı unsuru olmaması
  5. E Masalın çeviri olması
16
KavramÖzelliği
İmgeŞiire özgü, yeni kurulan görüntü
SembolYerleşik ve tanınan bir temsil

Tabloda iki kavramın özellikleri verilmiştir. Bu tabloya göre imge ile sembolü ayıran temel nokta hangisidir?

  1. A İmgenin ölçüye bağlı olması
  2. B İmgenin metne özgü ve yeni, sembolün ise yerleşik olması
  3. C Sembolün yalnızca şiirde kullanılması
  4. D İmgenin anlamsız olması
  5. E İkisinin de aynı olması
17

Sözlü kültür ürünlerinde varyantların oluşmasının temel nedeni hangisidir?

  1. A Ürünün ölçülü yazılması
  2. B Ürünün basılı olarak çoğaltılması
  3. C Ürünün tek bir kişiye ait olması
  4. D Ürünün çeviri olması
  5. E Ürünün yazılı bir asla bağlı olmadan anlatıcı aracılığıyla aktarılması
18
Anlatıcıürünü aktarırDinleyiciöğrenirYeni anlatıcıkendikatkısıylaanlatır

Şemada sözlü ürünlerin aktarım biçimi verilmiştir. Şemaya göre "gelenek" kavramı bu süreçte neyi ifade eder?

  1. A Ürünün bir kişiye ait olmasını
  2. B Ürünün hiç değişmeden kalmasını
  3. C Ürünün yazıya geçirilmesini
  4. D Ürünün kuşaklar boyunca belirli kalıplar içinde aktarılmasını
  5. E Ürünün unutulmasını
19

Bir şiirde ahenk unsurlarının yoğun kullanılmasına karşın anlam bakımından hiçbir derinlik bulunmaması durumunda şiir için en uygun değerlendirme hangisidir?

  1. A Ahenk şiiri her durumda başarılı kılar.
  2. B Şiirde anlam hiç aranmaz.
  3. C Ahenk tek başına yeterli değildir; şiir ses ve anlamın birlikteliğiyle değer kazanır.
  4. D Şiirde yalnızca anlam önemlidir.
  5. E Ahenk ile anlamın ilgisi yoktur.
20

Halk şiirinde dörtlüğün, divan şiirinde ise beytin temel nazım birimi olarak kullanılması öncelikle neyle açıklanır?

  1. A Ölçünün bulunmamasıyla
  2. B Dörtlüğün beyitten uzun olmasıyla
  3. C Beytin daha kolay yazılmasıyla
  4. D Şairlerin tercih yapmamasıyla
  5. E Her iki geleneğin kendi içinde oluşmuş biçim kurallarına sahip olmasıyla
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. A 2. A 3. E 4. B 5. A 6. B 7. A 8. B 9. C 10. B 11. E 12. B 13. C 14. C 15. B 16. B 17. E 18. D 19. C 20. E
1. sorunun çözümü

Belirsiz zaman masalı belirli bir çağa bağlamaz; böylece her dinleyici için geçerli ve aktarılabilir kalır.

  1. Tablodaki iki ifadeyi karşılaştıralım. Anı: "1938 yılının kışında" — kesin bir tarih. Masal: "evvel zaman içinde" — hiçbir tarihe bağlanmayan bir kalıp.
  2. Anının işi yaşanmış bir olayı kaydetmektir; bu yüzden tarih zorunludur. Masalın işi ise bir olayı belgelemek değil.
  3. Belirsiz zaman masalı bir çağa hapsetmez; hangi kuşak dinlerse dinlesin anlatı geçerliliğini korur. Kullanımın nedeni budur.
  4. Denetleyelim: kesin bir tarih verilseydi masal o döneme ait bir anlatı gibi okunurdu ✓ — belirsizlik tam bunu önlüyor.

Sık yapılan hata: "Anlatıcının tarihi bilmemesi" demek. Belirsizlik bir bilgi eksikliği değil, bilinçli bir TERCİHTİR; masalı çağa bağlamayarak her zaman anlatılabilir kılar.

2. sorunun çözümü

Döşeme (tekerleme), masalın başında yer alan ve ses değeri anlamından önde olan bölümdür.

  1. Sorudaki ölçütleri ayıralım: bölüm anlamla ilgili değil, ölçülü ve kafiyeli, dinleyicinin dikkatini çekiyor.
  2. Masalın bölümlerini işlevlerine göre okuyalım. Serimde kişiler ve ortam tanıtılır, düğümde sorun çıkar, çözümde giderilir, dilekte masal kapanır. Dördü de anlamla doğrudan ilgilidir.
  3. Geriye döşeme, yani tekerleme kalıyor. Tekerlemede ses ve ritim anlamın önündedir. Kartlarda bu bölüm I numaralıdır.
  4. Denetleyelim: tekerleme masalın EN BAŞINDA ✓ — dikkat çekme işlevi de bu konumdan geliyor.

Sık yapılan hata: II demek. II numara SERİM bölümüdür ve kişilerle ortamı tanıtır, yani doğrudan anlamla ilgilidir; ses ve ritim değeri öne çıkan bölüm I numaralı döşemedir.

3. sorunun çözümü

Dizelerde belgeye dayalı bir olay aktarımı yoktur; söyleyiş imgeye ve duyguya dayanır.

  1. Soru "yapılamaz" diyor; öyleyse dört değerlendirme dizelerden çıkarılabilmeli, biri çıkarılamamalı.
  2. Dizelerde tren somut bir nesne ve "içimden geçmek" ile soyut bir duruma taşınıyor; bu bir imgedir ve bir duygu durumunu aktarıyor. Dize sonlarında da ses benzerliği bulunuyor.
  3. Geriye kalan değerlendirme ise dizelerin belgesel bir olayı aktardığını söylüyor. Oysa burada tarih, yer ya da doğrulanabilir bir olay yok; söyleyiş baştan sona imgeye dayanıyor.
  4. Denetleyelim: çıkarılamayan yargı tek ✓ — öteki dördü doğrudan dizelerden okunuyor.

Sık yapılan hata: "Dizelerde imge kullanılmıştır." demek. Bu değerlendirme dizelerden ÇIKARILABİLİR; trenin içeriden geçmesi tam da bir imgedir.

4. sorunun çözümü

Anlatılarak aktarılan, söyleyeni belli olmayan ve yazıya sonradan geçen ürünler sözlü kültür ürünleridir.

  1. Üç kartı okuyalım: kuşaktan kuşağa anlatılır, yazıya sonradan geçmiştir, söyleyeni belli değildir.
  2. Birinci kart aktarımın yolunu veriyor: yazı değil, anlatı. İkinci kart yazının sonradan geldiğini, yani ürünün yazıyla doğmadığını söylüyor.
  3. Üçüncü kart ise bir yazarın bulunmadığını belirtiyor. Üç ölçütü birlikte taşıyan grup sözlü kültür ürünleridir.
  4. Denetleyelim: bilimsel metinlerin, hukuk metinlerinin ve ders kitaplarının yazarı bellidir ✓ — üçüncü ölçüt hepsini eliyor.

Sık yapılan hata: "Ders kitapları" demek. Ders kitaplarının yazarı BELLİDİR ve metin baştan yazılı olarak hazırlanır; kartlardaki üç ölçüt sözlü kültür ürünlerini tanımlıyor.

5. sorunun çözümü

Ölçü, kafiye, redif ve ses tekrarı şiirdeki ses düzenini yani ahengi sağlar.

  1. Kartlardaki dört unsuru okuyalım: ölçü, kafiye, redif, ses tekrarı.
  2. Dördünün ortak yanını arayalım. Ölçü hecelerin, kafiye ve redif dize sonlarının, ses tekrarı ise seslerin düzeniyle ilgili. Hepsi şiirin nasıl SESLENDİĞİNİ belirliyor.
  3. Şiirde bu ses düzenine ahenk denir. Kartların şiire kattığı ortak değer budur.
  4. Denetleyelim: olay örgüsü, mekân ve anlatıcı ✓ — üçü de anlatı metinlerinin unsurları, sesle ilgili değil.

Sık yapılan hata: "Olay örgüsü" demek. Olay örgüsü ANLATI metinlerinin unsurudur; kartlarda sayılanların hepsi ise sesle ilgilidir.

6. sorunun çözümü

Düğüm, kahramanın karşısına engelin çıktığı bölümdür; olmadığında anlatı merak duygusunu yitirir.

  1. Şemadaki üç bölümü işlevleriyle okuyalım: serimde kişiler tanıtılır, düğümde sorun ortaya çıkar, çözümde sorun giderilir.
  2. Öğrencinin masalında kahramanın karşısına hiçbir engel çıkmamış. Engel ve sorun düğümün tanımı olduğuna göre eksik kalan bölüm düğümdür.
  3. Düğüm olmayınca dinleyici "acaba ne olacak?" diye sormaz; merak kurulmaz. Sonuç, olayın ilgi çekiciliğini yitirmesidir.
  4. Denetleyelim: düğüm yoksa çözülecek bir şey de kalmaz ✓ — çözüm bölümü de işlevsizleşir.

Sık yapılan hata: "Çözüm; masal bitmez" demek. Eksik olan çözüm değil DÜĞÜMDÜR; zaten sorun ortaya çıkmadığı için çözülecek bir şey de bulunmaz, asıl kayıp merak duygusudur.

7. sorunun çözümü

Doğrudan söylenmeyip okurun bağlamdan çıkarması beklenen mesaja örtük ileti denir.

  1. Dizelerde ne söylendiğine bakalım: kuşların göç ettiği, dalların çıplak olduğu ve fabrika bacasının hâlâ tüttüğü.
  2. Üç ifadenin hiçbiri bir yargı cümlesi değil; hepsi birer gözlem. "Çevre kirleniyor" ya da "önlem alınmalı" gibi bir cümle yok.
  3. Ama gözlemler yan yana konduğunda okur bağı kendisi kuruyor: baca tütüyor, doğa çekiliyor. Bu biçimde verilen mesaja örtük ileti denir.
  4. Denetleyelim: mesaj yine de veriliyor ✓ — yalnız söyleme biçimi dolaylı.

Sık yapılan hata: "Açık ileti" demek. Açık iletide yargı DOĞRUDAN söylenir; burada ise yalnız görüntüler veriliyor ve sonucu okur çıkarıyor.

8. sorunun çözümü

İki dizeden oluşan ve kendi içinde anlam bütünlüğü taşıyan nazım birimi beyittir.

  1. Sorudaki iki ölçütü ayıralım: birim iki dizeden oluşacak ve kendi içinde anlam bütünlüğü taşıyacak.
  2. Tabloya birinci ölçütle bakalım: beyit iki, dörtlük dört dizeden oluşuyor; bendin dize sayısı ise değişken. İki dizelik tek birim beyittir.
  3. İkinci ölçüt de bunu doğruluyor: divan şiirinde beyit kendi içinde tamamlanmış bir anlam taşır ve bu geleneğin temel birimidir.
  4. Denetleyelim: "dize" seçeneği ✓ — dize tek başına bir satırdır, iki dizelik bir birim değil.

Sık yapılan hata: Dörtlük demek. Dörtlük tabloya göre DÖRT dizeden oluşur ve halk şiirinin temel birimidir; iki dizelik birim beyittir.

9. sorunun çözümü

Şairin dil aracılığıyla okurun zihninde yeni bir görüntü oluşturmasına imge denir.

  1. Dizelerde kurulan ilişkiyi görelim: gece mürekkebe benzetiliyor ve sessizlik "sayfa sayfa yazılıyor".
  2. Bu benzetme hazır bir karşılık kullanmıyor; gece ile mürekkep arasındaki bağ bu şiirde kuruluyor ve okurun zihninde yeni bir görüntü doğuruyor.
  3. Dil aracılığıyla kurulan bu özgün görüntüye imge denir.
  4. Denetleyelim: benzetme bu metne özgü ✓ — kültürde yerleşik bir karşılık olsaydı sembolden söz edilirdi.

Sık yapılan hata: Sembol demek. Sembol kültürde YERLEŞMİŞ ve tanınan bir temsildir; buradaki gece-mürekkep bağı ise bu şiire özgü, yeni kurulan bir görüntüdür.

10. sorunun çözümü

Şiirdeki gerçeklik, yaşamdan alınıp sanatsal olarak yeniden kurulan bir gerçekliktir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda metin türü, sağda gerçeklikle ilişkisi. İki tür gerçeğe farklı biçimde yaklaşıyor.
  2. Dolu satır: bilimsel metin → doğrulanabilir bilgi verir. Ölçüt sınanabilirlik; söylenen şey ölçülerek denetlenebilir.
  3. Şiir ise gerçeği duygu ve imge yoluyla dönüştürür. Yani gerçeği reddetmiyor, ondan besleniyor; ama olduğu gibi aktarmak yerine yeniden kuruyor.
  4. Denetleyelim: "şiirde gerçeklik hiç bulunmaz" seçeneği ✓ — tablo şiirin gerçeği DÖNÜŞTÜRDÜĞÜNÜ söylüyor, yok saydığını değil.

Sık yapılan hata: "Şiirdeki gerçeklik doğrulanabilir olmalıdır" demek. Doğrulanabilirlik ÜST SATIRDA bilimsel metnin ölçütü olarak yazılmış; şiirin ölçütü bu değildir.

11. sorunun çözümü

Tabloda ürünlerin ortaya çıkış sırasına ilişkin bir veri yoktur; bu yargı tablodan çıkarılamaz.

  1. Soru "söylenemez" diyor; yani tablonun DESTEKLEMEDİĞİ yargıyı arıyoruz. Ölçüt yargının doğru olması değil, tablodan çıkması.
  2. Tablodaki üç ölçütü okuyalım: yazar (belirsiz/belli), metin (değişebilir/sabit), aktarım (anlatarak/okuyarak).
  3. İlk dört seçenek bu satırlardan doğrudan okunuyor. Ama tabloda hiçbir satır TARİH ya da ortaya çıkış sırası bildirmiyor; "sözlü ürünler daha eskidir" yargısı tablodan çıkarılamaz.
  4. Denetleyelim: bu yargı başka bilgilerle doğru olabilir ✓ — ama soru tabloya dayanmayı istiyor.

Sık yapılan hata: "İki tür de aktarım yoluyla yaşar." demek. Bu yargı tablonun AKTARIM satırından çıkarılabilir: biri anlatarak, öteki okuyarak aktarılıyor; yani söylenebilir.

12. sorunun çözümü

Dizelerdeki hece sayısının eşitliğine dayanan ölçüye hece ölçüsü denir.

  1. Dizelerde ölçülebilir olan şeyi belirleyelim: soru, her dizede eşit sayıda hece bulunduğunu söylüyor. Yani ölçüt bir SAYI.
  2. Seçenekleri bu ölçütle sınayalım. Aruz ölçüsü hece sayısına değil, hecelerin uzun ya da kısa oluşuna dayanır; serbest ölçüde ise böyle bir eşitlik aranmaz.
  3. Hece sayısındaki eşitliğe dayanan ölçünün adı hece ölçüsüdür ve halk şiirinin temel ölçüsüdür.
  4. Denetleyelim: sayılabilir bir ölçüt var ✓ — bu, ölçünün bulunmadığı bir söyleyişten ayırıyor.

Sık yapılan hata: Aruz ölçüsü demek. Aruz hecelerin SAYISINA değil uzunluk ve kısalığına dayanır; buradaki eşitlik ise hece sayısındadır.

13. sorunun çözümü

Söyleyeni ya da yazarı bilinmeyen ürünlere anonim ürün denir.

  1. Sorudaki ölçütü belirleyelim: masalı İLK KEZ kimin anlattığı bilinmiyor.
  2. Bu, ürünün içeriğiyle değil KAYNAĞIYLA ilgili bir nitelik. Öyleyse yanıt da yazarla ilgili olmalı.
  3. Yazarı ya da söyleyeni bilinmeyen ürünlere anonim denir.
  4. Denetleyelim: kurmaca, didaktik ve manzum olmak İÇERİK ve BİÇİM nitelikleri ✓ — hiçbiri kaynağı bilinmemeyle ilgili değil.

Sık yapılan hata: "Kurmaca olduğunu" demek. Kurmaca, metnin hayal gücüyle kurulduğunu anlatan bir İÇERİK niteliğidir; ilk söyleyenin bilinmemesi ise anonimliği gösterir.

14. sorunun çözümü

Masalın sonunda anlatıcının iyi dilekte bulunduğu bölüme dilek bölümü denir.

  1. Sözün masaldaki konumunu belirleyelim: "Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine." masalın EN SONUNDA söylenir.
  2. İçeriğine bakalım: hem kahramanlar için hem anlatıcı ve dinleyiciler için bir iyi dilek var.
  3. Masalın sonunda yer alan ve iyi dilek içeren bu bölüme dilek bölümü denir.
  4. Denetleyelim: çözüm bölümü sorunun giderildiği yerdir ✓ — dilek ondan sonra gelir ve masalı kapatır.

Sık yapılan hata: "Çözüm bölümü" demek. Çözüm, düğümdeki sorunun GİDERİLDİĞİ bölümdür; verilen kalıp ise çözümden sonra gelen ve masalı kapatan dilek bölümüdür.

15. sorunun çözümü

Masal gerçek bir yeri tanıtmayı amaçlamaz; kurmaca yapısı belirsiz mekânla uyumludur.

  1. Masalın ne olduğunu hatırlayalım: hayal gücüyle kurulan, gerçeklikte karşılığı olmayan olaylar anlatan kurmaca bir metin.
  2. Gerçek bir yer adı verilseydi anlatı o yere dair bir iddia taşırdı; oysa masalın böyle bir iddiası yok.
  3. "Bir memleket", "uzak diyarlar" gibi ifadeler bu yüzden yeterlidir. Belirsiz mekân, metnin kurmaca yapısıyla uyumludur.
  4. Denetleyelim: aynı gerekçe belirsiz zaman için de geçerliydi ✓ — masal ne çağa ne yere bağlanıyor.

Sık yapılan hata: "Anlatıcının coğrafya bilmemesi" demek. Belirsizlik anlatıcının bilgisizliğinden değil, masalın gerçek bir yeri ANLATMA AMACI TAŞIMAMASINDAN geliyor.

16. sorunun çözümü

İmge metne özgü ve yeni kurulan bir görüntüdür; sembol ise yerleşik ve tanınan bir temsildir.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda özelliği. İki kavram aynı ölçünün iki ucunda.
  2. Dolu satırlar ölçüyü zaten veriyor: imge "şiire özgü, yeni kurulan görüntü"; sembol "yerleşik ve tanınan bir temsil".
  3. Ayrımın adı özgünlük ile yerleşikliktir. İmge o metinde kurulur ve okur onu ilk kez orada görür; sembolün karşılığı ise kültürde zaten bilinir.
  4. Denetleyelim: "ikisinin de aynı olması" seçeneği ✓ — aynı olsalardı tabloda iki ayrı satır bulunmazdı.

Sık yapılan hata: "İmgenin anlamsız olması" demek. İmge anlamsız DEĞİLDİR; yeni bir görüntü kurar, yani kendi anlamını o metinde oluşturur.

17. sorunun çözümü

Değiştirilemez yazılı bir asıl bulunmadığı için her anlatıcı ürünü kendi belleği ve yöresine göre yeniden kurar.

  1. Varyantın ne olduğunu hatırlayalım: aynı ürünün farklı biçimleri. Öyleyse soru bu farklılığı neyin MÜMKÜN kıldığını soruyor.
  2. Yazılı bir metinde farklılık olmaz; nüsha karşılaştırılır ve fark düzeltilir. Sabit bir asıl, değişimi engeller.
  3. Sözlü üründe böyle bir asıl yoktur. Her anlatıcı ürünü belleğinden, yöresinin diline ve dinleyicisine göre yeniden kurar. Varyantın temel nedeni budur.
  4. Denetleyelim: basılı olarak çoğaltılan bir ürün varyantlaşmaz ✓ — bu, nedenin doğrulaması.

Sık yapılan hata: "Ürünün basılı olarak çoğaltılması" demek. Basım metni SABİTLER ve varyantlaşmayı önler; varyantı doğuran şey tam tersine yazılı bir asla bağlı olmamaktır.

18. sorunun çözümü

Gelenek, ürünün belirli kalıp ve kurallar içinde kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan yapıdır.

  1. Şemadaki üç basamağı okuyalım: anlatıcı ürünü aktarır → dinleyici öğrenir → yeni anlatıcı kendi katkısıyla anlatır.
  2. Şemada iki şey birlikte var. Süreklilik: ürün kuşaklar boyunca yaşıyor. Değişim: her yeni anlatıcı bir katkı ekliyor.
  3. Gelenek bu ikisini birden karşılar. Ürün belirli kalıplar içinde aktarılır; kalıplar sürekliliği sağlar, katkı ise değişime yer bırakır.
  4. Denetleyelim: masallardaki "bir varmış bir yokmuş" kalıbı her anlatıcıda aynı ✓ — ama sonu değişebiliyor, yani varyantlaşıyor.

Sık yapılan hata: "Ürünün hiç değişmeden kalmasını" demek. Şemanın son basamağı yeni anlatıcının KENDİ KATKISINI yaptığını söylüyor; gelenek değişimi dışlamaz, aktarımı kalıplarla sürdürür.

19. sorunun çözümü

Ahenk tek başına yeterli değildir; şiir ses ile anlamın birlikteliğiyle değer kazanır.

  1. Soruda kurulan durumu görelim: ahenk unsurları yoğun kullanılmış, ama anlam bakımından derinlik yok. Yani bir taraf var, öteki eksik.
  2. Ses düzeni şiiri okunur ve akılda kalır kılar; ama okurda bir karşılık oluşturan şey anlamdır. Biri ötekinin yerini alamaz.
  3. Bu yüzden en uygun değerlendirme, ahengin tek başına yetmediği ve şiirin ses ile anlamın birlikteliğiyle değer kazandığıdır.
  4. Denetleyelim: "şiirde yalnızca anlam önemlidir" seçeneği ✓ — bu da aynı hatayı öteki uçtan yapardı.

Sık yapılan hata: "Ahenk şiiri her durumda başarılı kılar." demek. Sorunun kendisi ahengin yoğun olduğu ama anlamın eksik kaldığı bir durumu veriyor; bu örnek ifadeyi çürütüyor.

20. sorunun çözümü

Halk ve divan şiiri, kendi içinde oluşmuş biçim kurallarına sahip iki ayrı gelenektir.

  1. Farkın rastlantı olup olmadığını soralım: iki gelenek de kendi nazım birimini tutarlı biçimde kullanıyor.
  2. Üstelik fark yalnız nazım biriminde değil. Halk şiiri hece ölçüsünü ve dörtlüğü, divan şiiri aruzu ve beyti kullanır; ölçü ile birim birlikte gidiyor.
  3. Bu tutarlılık, her geleneğin kendi içinde oluşmuş biçim kurallarına sahip olduğunu gösterir. Açıklama budur.
  4. Denetleyelim: "beytin daha kolay yazılması" seçeneği ✓ — kolaylık bir gelenek farkını açıklamaz.

Sık yapılan hata: "Dörtlüğün beyitten uzun olmasıyla" demek. Uzunluk bir TERCİH gerekçesi değildir; fark, iki geleneğin kendi biçim kurallarından doğuyor.

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı diğer yazılılar

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.