10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 2. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Yukarıdaki dizelerde çevre sorunuyla ilgili bir yargı doğrudan söylenmemiş, okurun çıkarım yapması beklenmiştir. Bu durum hangi kavramla açıklanır?
- A Örtük ileti
- B Açık ileti
- C Ölçü
- D Nazım birimi
- E Kafiye
Bir öğrenci "kitap" sözcüğünü aruza göre "– –" biçiminde işaretlemiştir. Öğrencinin hatası ve doğru işaretleme hangi seçenekte birlikte verilmiştir?
- A Hata yoktur; iki hece de kapalıdır.
- B İkinci hece açıktır; doğrusu "– ." olmalıdır.
- C İlk hece açık olduğu için kısadır; doğrusu ". –" olmalıdır.
- D Sözcük üç hecelidir; doğrusu ". – ." olmalıdır.
- E İki hece de açıktır; doğrusu ". ." olmalıdır.
| Nazım birimi | Dize sayısı |
|---|---|
| Beyit | 2 |
| Dörtlük | 4 |
| Bent | Değişken |
Tabloda nazım birimleri ve dize sayıları verilmiştir. Divan şiirinde yaygın olarak kullanılan, anlam bakımından kendi içinde bütünlük taşıyan iki dizelik birim hangisidir?
- A Dörtlük
- B Beyit
- C Bent
- D Dize
- E Kıta
| Anlayış | Dil tercihi | Hedef okur |
|---|---|---|
| Ağır dil | Yabancı sözcük yoğun | Dar bir çevre |
| Sade dil | Günlük Türkçe | Geniş halk kesimi |
Tabloda iki dil tercihi ve hedef okur kitlesi karşılaştırılmıştır. Bu tabloya göre dilde sadeleşmenin edebiyat açısından doğurduğu sonuç hangisidir?
- A Eserlerin okunmaz hâle gelmesi
- B Eserlerin daha geniş bir okur kitlesine ulaşabilmesi
- C Şiirin ortadan kalkması
- D Okur sayısının azalması
- E Ölçünün kaldırılması
Bir romanda anlatılanların yazarın yaşadıklarıyla birebir aynı olduğunu düşünen bir okurun yaptığı değerlendirme hatası hangisidir?
- A Anlatıcıyı fark etmek
- B Metni hiç okumamak
- C Temayı bulamamak
- D Ölçüyü yanlış saymak
- E Kurmaca metni belge gibi okumak
| Sözcük | 1. hece | 2. hece | 3. hece |
|---|---|---|---|
| sevgili | sev | gi | li |
Bir öğrenci tablodaki sözcüğün hecelerini aruza göre işaretleyecektir. Doğru işaretleme hangi seçenektedir?
- A . – .
- B – – .
- C – . .
- D . . –
- E – . –
Kartlarda anlatmaya bağlı üç tür zaman içindeki gelişim sırasına göre numaralandırılmıştır. Bu sıralamada ilerledikçe artan özellik hangisidir?
- A Manzum anlatım
- B Olağanüstülük
- C Bireysel yaşantıya ve gerçekliğe yaklaşma
- D Anonimlik
- E Kalıp söz kullanımı
Bir metinden bölüm
Köyün son evinden yükselen türkü, tarlada çalışanların elini bir an durdurdu; herkes aynı sözleri içinden tekrarladı.
Yukarıdaki parçayla ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yapılamaz?
- A Ortak bir kültürel ürünün paylaşıldığı görülmektedir.
- B Bir topluluk betimlenmektedir.
- C Sözlü kültür ürününe gönderme vardır.
- D Metinde bir an aktarılmaktadır.
- E Türkünün sözleri metinde verilmiştir.
| Tef'ile | Hece değerleri |
|---|---|
| Mefâîlün | . – – – |
| Feilâtün | . . – – |
| Fâilün | ? |
Tabloda bazı tef'ilelerin hece değerleri verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki boşluğa gelmesi gereken değer hangisidir?
- A – . –
- B . – –
- C – – .
- D . . –
- E – . – –
Bir romandan bölüm
Odaya girdim, masanın üzerindeki mektubu gördüm; elim titreyerek zarfı açtım.
Yukarıdaki parçada olayların aktarılış biçimi, anlatıcı bakımından hangi özelliği gösterir?
- A Anlatıcının her şeyi bilmesi
- B Anlatıcının olayın içinde yer alması
- C Anlatıcının hiç bulunmaması
- D Anlatıcının gözlemci olması
- E Anlatıcının hayvan olması
| Metin | İletinin verilişi |
|---|---|
| Birinci | Yazar dersi doğrudan söyler |
| İkinci | Okur olaylardan kendi çıkarır |
Tabloda iki metnin ileti verme biçimi karşılaştırılmıştır. İkinci metindeki verme biçimi hangi kavramla adlandırılır?
- A Didaktik üslup
- B Açık ileti
- C Örtük ileti
- D Ölçü
- E Motif
İki ünsüzle biten hece ya da uzun ünlüden sonra ünsüz gelen hece aruzda bir buçuk hece değeri taşır; buna med denir. Aşağıdaki sözcüklerden hangisinde med vardır?
- A kalem
- B deniz
- C sevgi
- D dost
- E orman
Kartlarda şiirde kullanılan bazı unsurlar verilmiştir. Bu unsurların şiire kattığı ortak değer hangisidir?
- A Ahenk
- B Olay örgüsü
- C Mekân
- D Anlatıcı
- E Didaktik amaç
Aruz kalıpları, tef'ile adı verilen ölçü birimlerinden oluşur. Fâilâtün tef'ilesinin hece değerleri aşağıdakilerden hangisidir?
- A . – – –
- B – – . –
- C . . – –
- D – . – –
- E – . –
Şemada bir masalın olay düzeni verilmiştir. Bir öğrenci yazdığı masalda kahramanın karşısına hiçbir engel çıkarmamıştır. Şemaya göre bu masalda eksik kalan bölüm ve doğuracağı sonuç hangisidir?
- A Serim; kişiler tanıtılamaz
- B Düğüm; olay ilgi çekiciliğini yitirir
- C Çözüm; masal bitmez
- D Dilek; masal kapanmaz
- E Döşeme; masal başlayamaz
Bir metinde bir kavramın tanımı yapılıp örneklerle desteklenerek okurun bilgilendirilmesi hangi anlatım biçimiyle sağlanır?
- A Öyküleyici anlatım
- B Açıklayıcı anlatım
- C Betimleyici anlatım
- D Lirik anlatım
- E Dramatik anlatım
Kartlarda bir türün özellikleri verilmiştir. Bu özellikleri taşıyan tür hangisidir?
- A Dilekçe
- B Fabl
- C Halk hikâyesi
- D Tezkire
- E Makale
Kartlarda bir ürün grubunun özellikleri verilmiştir. Bu özellikleri taşıyan ürünler hangi başlık altında toplanır?
- A Bilimsel metinler
- B Sözlü kültür ürünleri
- C Resmî yazışmalar
- D Hukuk metinleri
- E Ders kitapları
| Metin | Zaman ifadesi |
|---|---|
| Masal | Evvel zaman içinde |
| Anı | 1938 yılının kışında |
Tabloda iki metnin zaman ifadesi karşılaştırılmıştır. Masaldaki zaman ifadesinin bu biçimde kullanılmasının nedeni hangisidir?
- A Masalın belirli bir tarihe bağlanmayarak her zamana ve yere uyarlanabilmesi
- B Anlatıcının tarihi bilmemesi
- C Masalın belge niteliği taşıması
- D Masalın kısa olması
- E Zamanın önemsiz sayılması
Kartlarda masalın bölümleri sırayla numaralandırılmıştır. Anlamla ilgisi bulunmayan, ölçülü ve kafiyeli sözlerle dinleyicinin dikkatini çeken bölüm kaç numaralıdır?
- A I
- B II
- C III
- D IV
- E V
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Doğrudan söylenmeyip okurun bağlamdan çıkarması beklenen mesaja örtük ileti denir.
- Dizelerde ne söylendiğine bakalım: kuşların göç ettiği, dalların çıplak olduğu ve fabrika bacasının hâlâ tüttüğü.
- Üç ifadenin hiçbiri bir yargı cümlesi değil; hepsi birer gözlem. "Çevre kirleniyor" ya da "önlem alınmalı" gibi bir cümle yok.
- Ama gözlemler yan yana konduğunda okur bağı kendisi kuruyor: baca tütüyor, doğa çekiliyor. Bu biçimde verilen mesaja örtük ileti denir.
- Denetleyelim: mesaj yine de veriliyor ✓ — yalnız söyleme biçimi dolaylı.
Sık yapılan hata: "Açık ileti" demek. Açık iletide yargı DOĞRUDAN söylenir; burada ise yalnız görüntüler veriliyor ve sonucu okur çıkarıyor.
2. sorunun çözümü
Heceler ki-tap: "ki" ünlüyle biter, açık ve kısa (.); "tap" ünsüzle biter, kapalı ve uzun (–). Doğrusu ". –".
- Ne soruluyor: işaretlemedeki hatanın yeri ve doğru biçim.
- Sözcük hecelerine ayrılır: ki-tap (iki hece).
- "ki" açık → kısa (.); "tap" kapalı → uzun (–). Öğrenci ilk heceyi yanlış uzun saymıştır.
- Denetleme: öğrencinin işaretlemesiyle doğru işaretleme yalnız ilk hecede ayrılıyor ✓.
- Sık yapılan hata: "İkinci hece açıktır" demek. "tap" hecesi p ünsüzüyle biter; kapalıdır.
3. sorunun çözümü
İki dizeden oluşan ve kendi içinde anlam bütünlüğü taşıyan nazım birimi beyittir.
- Sorudaki iki ölçütü ayıralım: birim iki dizeden oluşacak ve kendi içinde anlam bütünlüğü taşıyacak.
- Tabloya birinci ölçütle bakalım: beyit iki, dörtlük dört dizeden oluşuyor; bendin dize sayısı ise değişken. İki dizelik tek birim beyittir.
- İkinci ölçüt de bunu doğruluyor: divan şiirinde beyit kendi içinde tamamlanmış bir anlam taşır ve bu geleneğin temel birimidir.
- Denetleyelim: "dize" seçeneği ✓ — dize tek başına bir satırdır, iki dizelik bir birim değil.
Sık yapılan hata: Dörtlük demek. Dörtlük tabloya göre DÖRT dizeden oluşur ve halk şiirinin temel birimidir; iki dizelik birim beyittir.
4. sorunun çözümü
Günlük Türkçeye yaklaşan dil metni anlaşılır kılar; anlaşılan metin daha geniş bir kesime ulaşır.
- Tablonun kurgusu şu: solda dil tercihi, sağda hedef okur. İki satır aynı ilişkiyi iki uçtan gösteriyor.
- Dolu satırlar bağı veriyor: yabancı sözcük yoğun ağır dil → dar bir çevre; günlük Türkçeye yakın sade dil → geniş halk kesimi.
- Demek ki okur kitlesinin genişliğini belirleyen şey dilin anlaşılırlığı. Sadeleşmenin edebiyat açısından doğurduğu sonuç, eserlerin daha geniş bir okur kitlesine ulaşabilmesidir.
- Denetleyelim: "okur sayısının azalması" seçeneği ✓ — tablo tam tersi yönde bir ilişki kuruyor.
Sık yapılan hata: "Eserlerin okunmaz hâle gelmesi" demek. Sade dil metni ANLAŞILIR kılar; okunmaz hâle gelen, ağır dille yazılmış ve dar bir çevreye kapalı kalan metindir.
5. sorunun çözümü
Roman kurmacadır; yaşantıdan beslense de anlatılanlar belge olarak okunamaz.
- Okurun varsayımını görelim: romanda anlatılanlar yazarın yaşadıklarıyla birebir aynı.
- Yaşantının esere kaynaklık ettiği doğrudur; yazar bildiği çevreden malzeme alır. Ama roman bu malzemeyi olduğu gibi aktarmaz, kurmacanın içinde yeniden kurar.
- Bu yüzden anlatılanlar birebir bir kayıt sayılamaz. Okurun hatası, kurmaca metni belge gibi okumaktır.
- Denetleyelim: hata metni okumamakta değil ✓ — okur metni okuyor, ama ona yanlış bir tür yüklüyor.
Sık yapılan hata: "Temayı bulamamak" demek. Hata temayla ilgili DEĞİL; okur, kurmaca olan bir metni belge sayarak yanlış bir okuma yapıyor.
6. sorunun çözümü
"sev" kapalı (–), "gi" açık (.), "li" açık (.): "– . .".
- Ne soruluyor: üç hecenin sırasıyla değerleri.
- "sev" v ünsüzüyle biter → kapalı → uzun (–).
- "gi" ve "li" ünlüyle biter → açık → kısa (.). Sonuç "– . .".
- Denetleme: bir kapalı, iki açık hece var; seçenekte bir çizgi, iki nokta olmalı ✓.
- Sık yapılan hata: "– – ." demek. "gi" hecesindeki g ünsüzü hecenin başındadır; hecenin açık ya da kapalı olmasını son ses belirler.
7. sorunun çözümü
Destandan romana doğru gidildikçe olağanüstülük azalır; birey, iç dünya ve gerçeklik öne çıkar.
- Üç türü sırayla konumlandıralım. Destanda kahraman toplumu temsil eder ve olağanüstü niteliklerle donatılmıştır.
- Halk hikâyesinde olağanüstülük azalır, kahraman daha insani bir ölçeğe iner; aşk ve gündelik ilişkiler öne çıkar.
- Romanda ise merkeze tek bir bireyin iç dünyası ve yaşadığı gerçek koşullar geçer. Sıralamada artan özellik, bireysel yaşantıya ve gerçekliğe yaklaşmadır.
- Denetleyelim: manzum anlatım, olağanüstülük ve anonimlik bu sırada AZALIYOR ✓ — artan tek özellik gerçekliğe yaklaşma.
Sık yapılan hata: Olağanüstülük demek. Olağanüstülük bu sırada ARTMAZ, azalır: destanda yoğunken romanda neredeyse kalmaz; artan şey gerçekliğe ve bireye yaklaşmadır.
8. sorunun çözümü
Parçada türkünün varlığından söz edilir; ancak sözleri aktarılmaz.
- Soru "yapılamaz" diyor; öyleyse dört değerlendirme parçadan çıkarılabilmeli, biri çıkarılamamalı.
- Parçada neler var: köyün son evinden yükselen bir türkü, tarlada çalışan bir topluluk ve elin bir an durması. Yani ortak bir kültürel ürün paylaşılıyor, bir topluluk betimleniyor, sözlü kültür ürününe gönderme yapılıyor ve tek bir an aktarılıyor.
- Türkünün sözleri ise metinde hiç geçmiyor; yalnız "aynı sözleri içinden tekrarladı" deniyor. Sözlerin kendisi verilmediği için bu değerlendirme yapılamaz.
- Denetleyelim: metinde tırnak içinde bir dize yok ✓ — sözlerin varlığı söyleniyor, içeriği değil.
Sık yapılan hata: "Sözlü kültür ürününe gönderme vardır." demek. Bu değerlendirme parçadan ÇIKARILABİLİR; türkü sözlü kültürün ürünüdür ve metinde doğrudan anılıyor.
9. sorunun çözümü
Fâ (uzun ünlü, –), i (açık, .), lün (kapalı, –): Fâilün "– . –" değerindedir.
- Ne soruluyor: Fâilün tef'ilesinin hece değerleri.
- Heceler: Fâ-i-lün.
- "Fâ" uzun ünlülü (–), "i" açık (.), "lün" kapalı (–). Sonuç "– . –".
- Denetleme: tef'ile 3 hecelidir; dört işaretli "– . – –" Fâilâtün'e aittir ✓.
- Sık yapılan hata: ". – –" demek. Bu Feûlün'dür; Fâilün uzun heceyle başlar.
10. sorunun çözümü
Birinci kişi ağzından anlatım, anlatıcının olayın içinde bir kişi olduğunu gösterir.
- Parçadaki eylemleri okuyalım: "girdim", "gördüm", "açtım". Üçü de birinci kişi ağzından.
- Bu, anlatıcının konumunu belirliyor. Olayı aktaran kişi dışarıdan bakan biri değil; odaya giren, mektubu gören ve zarfı açan kişinin kendisi.
- Ayrıca "elim titreyerek" ifadesi yalnız o kişinin bilebileceği bir duyumu veriyor. Anlatıcı olayın içinde yer alıyor.
- Denetleyelim: "anlatıcının gözlemci olması" seçeneği ✓ — gözlemci anlatıcı dışarıdan bakar ve kendi elinin titrediğini anlatmaz.
Sık yapılan hata: "Anlatıcının her şeyi bilmesi" demek. Her şeyi bilen anlatıcı olayları DIŞARIDAN ve bütün kişilerin iç dünyasıyla aktarır; burada ise tek bir kişinin gözü var.
11. sorunun çözümü
Doğrudan söylenmeyip okurun çıkarımına bırakılan mesaja örtük ileti denir.
- Tablonun kurgusu şu: solda metin, sağda iletinin veriliş biçimi. İki satır aynı işi iki ayrı yoldan yapıyor.
- Dolu satırlar ölçüyü veriyor: birinci metinde yazar dersi doğrudan söylüyor, ikincisinde okur olaylardan kendi çıkarıyor.
- Birinci veriliş biçimine açık ileti denir. İkincisinde ise mesaj metinde bir cümle olarak bulunmaz; okurun bağlamdan çıkarması beklenir. Bunun adı örtük iletidir.
- Denetleyelim: "didaktik üslup" seçeneği ✓ — o, birinci metindeki doğrudan öğretici anlatıma daha yakın.
Sık yapılan hata: "Açık ileti" demek. Bu, ÜST SATIRDA yazarın dersi doğrudan söylediği metnin biçimi; ikinci metinde çıkarımı okur yapıyor.
12. sorunun çözümü
"dost" hecesi s ve t ünsüzleriyle, yani iki ünsüzle biter; bu yüzden medlidir.
- Ne soruluyor: iki ünsüzle biten (ya da uzun ünlü + ünsüzle biten) heceyi bulmak.
- Heceler: ka-lem, de-niz, sev-gi, dost, or-man.
- Yalnız "dost" hecesi iki ünsüzle (st) bitiyor; öteki kapalı heceler tek ünsüzle bitiyor.
- Denetleme: "lem", "niz", "sev", "or", "man" hecelerinin sonunda tek ünsüz var ✓.
- Sık yapılan hata: "sevgi" demek. "sev" hecesi v ile biter, g sonraki hecenin başıdır; hece iki ünsüzle bitmez.
13. sorunun çözümü
Ölçü, kafiye, redif ve ses tekrarı şiirdeki ses düzenini yani ahengi sağlar.
- Kartlardaki dört unsuru okuyalım: ölçü, kafiye, redif, ses tekrarı.
- Dördünün ortak yanını arayalım. Ölçü hecelerin, kafiye ve redif dize sonlarının, ses tekrarı ise seslerin düzeniyle ilgili. Hepsi şiirin nasıl SESLENDİĞİNİ belirliyor.
- Şiirde bu ses düzenine ahenk denir. Kartların şiire kattığı ortak değer budur.
- Denetleyelim: olay örgüsü, mekân ve anlatıcı ✓ — üçü de anlatı metinlerinin unsurları, sesle ilgili değil.
Sık yapılan hata: "Olay örgüsü" demek. Olay örgüsü ANLATI metinlerinin unsurudur; kartlarda sayılanların hepsi ise sesle ilgilidir.
14. sorunun çözümü
Fâ (uzun ünlü, –), i (açık, .), lâ (uzun ünlü, –), tün (kapalı, –): "– . – –".
- Ne soruluyor: tef'ilenin hecelerinin değerleri.
- Tef'ile hecelerine ayrılır: Fâ-i-lâ-tün.
- "Fâ" ve "lâ" uzun ünlülü (–), "i" açık (.), "tün" kapalı (–). Sonuç "– . – –".
- Denetleme: tef'ile 4 hecelidir; 3 işaretli seçenek (– . –) Fâilün'e aittir ✓.
- Sık yapılan hata: ". . – –" demek. Bu Feilâtün'dür; Fâilâtün'deki "Fâ" uzun ünlü taşır.
15. sorunun çözümü
Düğüm, kahramanın karşısına engelin çıktığı bölümdür; olmadığında anlatı merak duygusunu yitirir.
- Şemadaki üç bölümü işlevleriyle okuyalım: serimde kişiler tanıtılır, düğümde sorun ortaya çıkar, çözümde sorun giderilir.
- Öğrencinin masalında kahramanın karşısına hiçbir engel çıkmamış. Engel ve sorun düğümün tanımı olduğuna göre eksik kalan bölüm düğümdür.
- Düğüm olmayınca dinleyici "acaba ne olacak?" diye sormaz; merak kurulmaz. Sonuç, olayın ilgi çekiciliğini yitirmesidir.
- Denetleyelim: düğüm yoksa çözülecek bir şey de kalmaz ✓ — çözüm bölümü de işlevsizleşir.
Sık yapılan hata: "Çözüm; masal bitmez" demek. Eksik olan çözüm değil DÜĞÜMDÜR; zaten sorun ortaya çıkmadığı için çözülecek bir şey de bulunmaz, asıl kayıp merak duygusudur.
16. sorunun çözümü
Bilgi vermeyi amaçlayan, tanım ve örneklerle ilerleyen anlatım biçimine açıklayıcı anlatım denir.
- Sorudaki iki ögeyi ayıralım: bir kavramın TANIMI yapılıyor ve ÖRNEKLERLE destekleniyor.
- Amaç okuru bilgilendirmek; ne bir olay anlatılıyor ne bir görünüş resmediliyor ne de bir görüş savunuluyor.
- Tanım-örnek yoluyla bilgilendiren anlatım biçimi açıklayıcı anlatımdır.
- Denetleyelim: ders kitapları ve ansiklopedi maddeleri bu biçimde yazılır ✓ — amacı öğretmek olan metinlerin yolu bu.
Sık yapılan hata: "Betimleyici anlatım" demek. Betimleme bir varlığın GÖRÜNÜŞÜNÜ resmeder; tanım yapıp örnek vererek bilgilendiren anlatım ise açıklayıcıdır.
17. sorunun çözümü
Âşıkların anlattığı, nazım ile nesrin birlikte kullanıldığı, aşk ya da kahramanlık konulu anlatılara halk hikâyesi denir.
- Üç kartı okuyalım: âşık anlatır, nazım ve nesir birlikte, aşk ya da kahramanlık konusu.
- Birinci kart anlatıcıyı belirliyor: metin yazılı bir eserden değil, âşığın icrasından doğuyor.
- İkinci kart biçimi veriyor: olaylar nesirle anlatılıyor, duygu yoğun bölümler türkülerle, yani nazımla söyleniyor. Üç ölçütü taşıyan tür halk hikâyesidir.
- Denetleyelim: destan TAMAMEN manzumdur ✓ — nazım-nesir karışıklığı halk hikâyesini destandan ayıran ölçüt.
Sık yapılan hata: Fabl demek. Fabl kısa, hayvan kahramanlı ve tümüyle nesir bir anlatıdır; âşığın nazım-nesir karışık olarak anlattığı tür halk hikâyesidir.
18. sorunun çözümü
Anlatılarak aktarılan, söyleyeni belli olmayan ve yazıya sonradan geçen ürünler sözlü kültür ürünleridir.
- Üç kartı okuyalım: kuşaktan kuşağa anlatılır, yazıya sonradan geçmiştir, söyleyeni belli değildir.
- Birinci kart aktarımın yolunu veriyor: yazı değil, anlatı. İkinci kart yazının sonradan geldiğini, yani ürünün yazıyla doğmadığını söylüyor.
- Üçüncü kart ise bir yazarın bulunmadığını belirtiyor. Üç ölçütü birlikte taşıyan grup sözlü kültür ürünleridir.
- Denetleyelim: bilimsel metinlerin, hukuk metinlerinin ve ders kitaplarının yazarı bellidir ✓ — üçüncü ölçüt hepsini eliyor.
Sık yapılan hata: "Ders kitapları" demek. Ders kitaplarının yazarı BELLİDİR ve metin baştan yazılı olarak hazırlanır; kartlardaki üç ölçüt sözlü kültür ürünlerini tanımlıyor.
19. sorunun çözümü
Belirsiz zaman masalı belirli bir çağa bağlamaz; böylece her dinleyici için geçerli ve aktarılabilir kalır.
- Tablodaki iki ifadeyi karşılaştıralım. Anı: "1938 yılının kışında" — kesin bir tarih. Masal: "evvel zaman içinde" — hiçbir tarihe bağlanmayan bir kalıp.
- Anının işi yaşanmış bir olayı kaydetmektir; bu yüzden tarih zorunludur. Masalın işi ise bir olayı belgelemek değil.
- Belirsiz zaman masalı bir çağa hapsetmez; hangi kuşak dinlerse dinlesin anlatı geçerliliğini korur. Kullanımın nedeni budur.
- Denetleyelim: kesin bir tarih verilseydi masal o döneme ait bir anlatı gibi okunurdu ✓ — belirsizlik tam bunu önlüyor.
Sık yapılan hata: "Anlatıcının tarihi bilmemesi" demek. Belirsizlik bir bilgi eksikliği değil, bilinçli bir TERCİHTİR; masalı çağa bağlamayarak her zaman anlatılabilir kılar.
20. sorunun çözümü
Döşeme (tekerleme), masalın başında yer alan ve ses değeri anlamından önde olan bölümdür.
- Sorudaki ölçütleri ayıralım: bölüm anlamla ilgili değil, ölçülü ve kafiyeli, dinleyicinin dikkatini çekiyor.
- Masalın bölümlerini işlevlerine göre okuyalım. Serimde kişiler ve ortam tanıtılır, düğümde sorun çıkar, çözümde giderilir, dilekte masal kapanır. Dördü de anlamla doğrudan ilgilidir.
- Geriye döşeme, yani tekerleme kalıyor. Tekerlemede ses ve ritim anlamın önündedir. Kartlarda bu bölüm I numaralıdır.
- Denetleyelim: tekerleme masalın EN BAŞINDA ✓ — dikkat çekme işlevi de bu konumdan geliyor.
Sık yapılan hata: II demek. II numara SERİM bölümüdür ve kişilerle ortamı tanıtır, yani doğrudan anlamla ilgilidir; ses ve ritim değeri öne çıkan bölüm I numaralı döşemedir.