11. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı 1. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
| Kavram | Karşılığı |
|---|---|
| Perde | Oyunun büyük bölümlerinden biri |
| Sahne | ? |
Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki eksik bölüm hangi seçenekle tamamlanır?
- A Sahnedeki eşyalar
- B Oyunun tamamı
- C Oyuncuların giysisi
- D Kişilerin girip çıkmasıyla değişen küçük bölüm
- E Oyunun adı
Bir kişinin yaşamını araştıran öğrencinin, yalnızca o kişinin kendi yazdığı öz yaşam öyküsüne dayanmasının sakıncası hangisidir?
- A Kişinin kendini anlatırken seçici davranabilmesi ve tek yönlü bir tablo oluşması
- B Öz yaşam öyküsünün hiç bilgi vermemesi
- C Metnin çok uzun olması
- D Metnin edebî olmaması
- E Metnin okunamaması
Kartlarda bu temada işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A Üslup metni etkilemez.
- B Bütün metinler aynıdır.
- C Kurmaca ile belge arasında fark yoktur.
- D Yaşamı anlatan metinler; belgeye dayanma ölçüsüne ve yazarın üslubuna göre birbirinden ayrılır.
- E Belge kullanmak gereksizdir.
Bir oyun üzerine
Oyunun ilk perdesinde kişiler eski moda, yıpranmış giysiler giymekte; ikinci perdede aynı kişiler yeni ve gösterişli kıyafetlerle görünmektedir.
Yukarıda anlatılan kostüm değişikliğinin oyundaki işlevi hangisidir?
- A Kişilerin durumundaki değişimi seyirciye görsel olarak aktarmak
- B Oyunu kısaltmak
- C Dekoru gereksiz kılmak
- D Diyalogları azaltmak
- E Perde sayısını artırmak
Bir oyun metninden
(Sağdaki kapı yavaşça açılır. Işık kısılır. Kadın, elindeki mektubu masaya bırakır.)
Yukarıdaki parantez içi ifadelerin oyun metnindeki işlevi hangisidir?
- A Perde sayısını bildirmek
- B Kişilerin repliği olmak
- C Oyunun konusunu özetlemek
- D Seyirciyi selamlamak
- E Sahneleme için yönerge vermek
Şemada tiyatronun işleyişi verilmiştir. Şemaya göre tiyatroyu öteki edebî türlerden ayıran özellik hangisidir?
- A Yalnızca okunması
- B Metninin bulunmaması
- C Kişilerinin olmaması
- D Aynı anda toplu bir seyirciye ulaşıp ortak bir tartışma zemini kurması
- E Hiç izleyici gerektirmemesi
| Cümle | Niteliği |
|---|---|
| 1892’de İstanbul’da doğdu. | Nesnel |
| Çağının en büyük şairidir. | ? |
Tabloda iki cümle değerlendirilmiş, biri boş bırakılmıştır. İkinci cümlenin niteliği ve gerekçesi hangi seçenekte doğru verilmiştir?
- A Nesnel; tarih içerir.
- B Nesnel; belgeye dayanır.
- C Öznel; kişisel bir değerlendirme içerir ve doğrulanamaz.
- D Öznel; tarih içermez.
- E Nesnel; herkes aynı görüştedir.
Kartlarda bir eser türünün özellikleri sıralanmıştır. Kartlara göre söz konusu tür hangisidir?
- A Dilekçe
- B Mesnevi
- C Gazel
- D Fabl
- E Tezkire
Aynı konuyu işleyen iki yazarın metinlerinin birbirinden farklı etki bırakmasının temel nedeni hangisidir?
- A Metinlerin uzunluğunun eşit olması
- B Konunun değişmesi
- C Okurun aynı olması
- D Konuyu ele alış biçimlerinin ve üsluplarının farklı olması
- E Yayın tarihlerinin yakın olması
Yukarıdaki diyaloga göre kişilerle ilgili yapılabilecek en uygun çıkarım hangisidir?
- A İkinci kişinin sözü, birincinin kararsız yapısını sezdirmektedir.
- B İki kişi de kararlıdır.
- C Diyalogda mekân belirtilmiştir.
- D Kişiler anlatıcı tarafından tanıtılmıştır.
- E Diyalogda çatışma yoktur.
Kartlarda bu temada işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A Okurun katkısı yoktur.
- B Çatışma gereksizdir.
- C Dekorun anlamla ilgisi yoktur.
- D Sahne ve metin ögeleri; çatışma çevresinde kurulup izleyici ya da okuru anlamın oluşumuna katar.
- E Tiyatro ile hikâyenin hiçbir ortak yönü yoktur.
Radyo tiyatrosunda mekânın ve zamanın dinleyiciye aktarılmasında hangi araçlara başvurulur?
- A Işık düzeni
- B Dekor ve kostüm
- C Ses efektleri, müzik ve kişilerin sözleri
- D Sahne düzeni
- E Oyuncu jestleri
| Tür | Kişilerin niteliği |
|---|---|
| Yaşam öyküsü | Gerçekten yaşamış kişiler |
| Roman | ? |
Tabloda iki tür kişilerin niteliği bakımından ayrılmış, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre eksik bırakılan bilgi hangisidir?
- A Yalnızca hayvanlar
- B Yalnızca gerçek kişiler
- C Yalnızca tarihî kişiler
- D Hiç kişi bulunmaz
- E Kurmaca kişiler; gerçekten esinlenebilir ama birebir aynı değildir
| Ölçüt | Tezkire | Modern biyografi |
|---|---|---|
| Kapsam | Çok sayıda şair kısaca | Genellikle tek kişi ayrıntılı |
| Değerlendirme | Yazarın beğenisi öne çıkabilir | Belge ve kanıt öne çıkar |
Tabloda iki tür karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmaya göre tezkirelerin bugün kullanımı için en uygun ifade hangisidir?
- A Dönemin edebiyat anlayışını göstermesi bakımından değerli bir kaynaktır; ancak değerlendirmeleri sınanmalıdır.
- B Hiçbir değeri yoktur.
- C Modern biyografiyle tamamen aynıdır.
- D Yalnızca şiir öğretir.
- E Belge olarak olduğu gibi kullanılır.
Bir roman üzerine
Anlatıcı, olayları kendi gözünden aktarır; ancak sonradan bazı ayrıntıları yanlış hatırladığını itiraf eder.
Yukarıda anlatılan durumun okur açısından doğurduğu sonuç hangisidir?
- A Kişilerin ortadan kalkması
- B Okurun anlatıcıya tam güvenmesi
- C Anlatının bitmesi
- D Okurun anlatıcının aktardıklarını sorgulayarak okuması
- E Zamanın belirsizleşmesi
Yukarıdaki bölümle ilgili aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yapılamaz?
- A Diyalog kullanılmıştır.
- B Sahne yönergesi bulunmaktadır.
- C Zamanın geçişine gönderme vardır.
- D Kişilerin durumuna dair örtük bir ileti vardır.
- E Oyunun perde sayısı belirtilmiştir.
Aynı oyun metninin iki farklı yönetmen tarafından sahnelendiğinde farklı etkiler bırakmasının nedeni hangisidir?
- A Perdenin kaldırılması
- B Metnin değişmesi
- C Kişilerin çıkarılması
- D Diyalogların silinmesi
- E Dekor, ışık, oyunculuk ve yorum tercihlerinin farklı olması
Yaşam öyküsü yazarının kişiyi överken abartılı nitelemelerden kaçınması gerektiği söylenir. Bu ölçünün gerekçesi hangisidir?
- A Kişinin tanınmaması
- B Metnin uzamaması
- C Okurun sıkılmaması
- D Türün belgeye dayalı ve güvenilir bilgi verme amacını zedelememesi
- E Yazarın gizlenmesi
| Ölçüt | Roman | Tiyatro |
|---|---|---|
| İç dünya | Anlatıcı doğrudan aktarır | Monolog ve davranışla sezdirilir |
| Mekân | Sınırsız betimlenebilir | Sahneyle sınırlıdır |
Tabloda iki tür karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmaya göre tiyatro yazarının karşılaştığı temel güçlük hangisidir?
- A Diyalog yazamamak
- B Kişi bulamamak
- C Olay kuramamak
- D İç dünyayı ve geniş mekânı sahnenin sınırları içinde aktarabilmek
- E Perde açamamak
Kartlarda sahnede kullanılan bazı ögeler verilmiştir. Olayın geçtiği yeri seyirciye gösteren bu ögelerin bütününe ne ad verilir?
- A Replik
- B Kostüm
- C Monolog
- D Perde
- E Dekor
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Sahne, kişilerin girip çıkmasıyla değişen ve perdeden küçük olan bölümdür.
- Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda karşılığı. İki kavram oyunun bölümlenmesini iki ayrı ölçekte veriyor.
- Dolu satır: perde → oyunun büyük bölümlerinden biri. Perde, oyunun uzun bir aşamasını kapsar ve arada perde iner.
- Sahne ise bu büyük bölümün içinde yer alan daha küçük birimdir; kişilerin girip çıkmasıyla değişir. Ölçek farkı ikisini ayırıyor.
- Denetleyelim: "oyunun tamamı" seçeneği ✓ — sahne perdeden küçük olduğuna göre oyunun tamamı olamaz.
Sık yapılan hata: "Sahnedeki eşyalar" demek. Sahnedeki eşyaların bütünü DEKORDUR; sahne ise oyunun bölümlenmesindeki küçük birimin adıdır.
2. sorunun çözümü
Yalnızca öz yaşam öyküsüne dayanmanın sakıncası, kişinin kendini anlatırken seçici davranabilmesi ve tek yönlü bir tablo oluşmasıdır.
- Öz yaşam öyküsünü kişinin kendisi yazar; hangi olayı anlatacağına, hangisini atlayacağına kendisi karar verir.
- İnsan kendini anlatırken başarılarını öne çıkarıp hatalarını geri plana atabilir ya da olayları kendi bakışından yorumlayabilir.
- Tek kaynağa dayanan araştırmacı bu bakışı sınayamaz; ortaya kişinin kendi gözünden çizilmiş tek yönlü bir tablo çıkar. Bu yüzden mektuplar, belgeler ve başkalarının anlattıklarıyla karşılaştırma yapılmalıdır.
- Denetleyelim: sakınca metnin kendisinde değil, kaynağın tek ve öznel olmasında ✓
Sık yapılan hata: "Öz yaşam öyküsünün hiç bilgi vermemesi" demek. Öz yaşam öyküsü değerli bilgiler verir; sorun bilginin yokluğu değil, tek bir kişinin bakış açısıyla seçilmiş olmasıdır.
3. sorunun çözümü
Kartların en kapsayıcı sonucu: yaşamı anlatan metinler belgeye dayanma ölçüsüne ve yazarın üslubuna göre birbirinden ayrılır.
- Kartları sırayla okuyalım: birinci kart gerçeğin belgeye dayandığını, ikinci kart kurmacanın yaşamı yeniden kurduğunu, üçüncü kart üslubun yazarı ayırdığını söylüyor.
- İlk iki kart birlikte bir ölçüt veriyor: bir metin yaşamı ne ölçüde belgeye dayanarak anlatıyor, ne ölçüde kurguluyor. Yaşam öyküsü bir uçta, roman öbür uçtadır.
- Üçüncü kart ikinci bir ölçüt ekliyor: aynı yaşamı anlatan iki metin bile yazarın üslubuyla birbirinden ayrılır.
- Denetleyelim: doğru şık üç kartın üçünü de içeriyor; "kapsayıcı" olmanın koşulu bu ✓
Sık yapılan hata: "Kurmaca ile belge arasında fark yoktur" demek. İlk iki kart tam da bu farkı ortaya koyuyor: biri belgeye dayanır, öteki yaşamı yeniden kurar. Bu seçenek kartlarla doğrudan çelişir.
4. sorunun çözümü
Kostüm değişikliği, kişilerin durumundaki değişimi söze gerek kalmadan görsel olarak aktarır.
- İki perde arasında değişen şeyi belirleyelim: kişiler aynı, giysileri farklı. Eski ve yıpranmış giysilerin yerini yeni ve gösterişli olanlar almış.
- Giysi bir kişinin durumunu gösterir: yıpranmış giysi darlığı, gösterişli giysi ise imkânın arttığını düşündürür.
- Bu değişim seyirciye tek bir replikle değil, bakışla ulaşıyor. Kostümün işlevi, kişilerin durumundaki değişimi görsel olarak aktarmaktır.
- Denetleyelim: tiyatroda anlatıcı yok ✓ — bu yüzden değişimi anlatacak bir ses de yok; kostüm bu boşluğu dolduruyor.
Sık yapılan hata: "Oyunu kısaltmak" demek. Kostüm oyunun SÜRESİYLE ilgili değildir; kattığı şey, durum değişimini söze gerek kalmadan göstermektir.
5. sorunun çözümü
Parantez içindeki ifadeler seslendirilmez; sahneleme için hareket, ışık ve düzen yönergesi verir.
- İfadelerin biçimine bakalım: parantez içinde ve kimseye ait bir replik olarak yazılmamışlar.
- İçeriklerine bakalım: kapının açılması, ışığın kısılması, mektubun masaya bırakılması. Üçü de yapılacak işler; söylenecek sözler değil.
- Bu ifadeler sahnede seslendirilmez. Oyuncuya ve yönetmene hareket, ışık ve sahne düzeni konusunda yönerge verirler.
- Denetleyelim: "kişilerin repliği olmak" seçeneği ✓ — replikler parantez içinde ve kişi adı verilmeden yazılmaz.
Sık yapılan hata: "Oyunun konusunu özetlemek" demek. Bu ifadeler konuyu özetlemiyor; belirli bir andaki HAREKET ve ışık düzenini bildiriyor.
6. sorunun çözümü
Tiyatro aynı anda toplu bir seyirciye ulaşır ve ortak bir tartışma zemini kurar.
- Şemadaki üç basamağı okuyalım: toplumsal sorun sahneye taşınır → seyirci aynı anda izler → tartışma oyun sonrası sürer.
- Ortadaki basamak ayırt edici. Bir roman herkese ayrı zamanlarda ve ayrı yerlerde ulaşır; tiyatroda ise aynı salondaki insanlar aynı anı birlikte yaşar.
- Ortak deneyim ortak bir konuşma zemini doğurur; oyun bittiğinde herkesin gördüğü aynıdır ve tartışma buradan sürer. Tiyatroyu ayıran özellik budur.
- Denetleyelim: "yalnızca okunması" seçeneği ✓ — oyun metni okunabilir, ama şemada sahnelenip izlenen bir oyun anlatılıyor.
Sık yapılan hata: "Hiç izleyici gerektirmemesi" demek. Şemanın ikinci basamağı seyircinin aynı anda İZLEDİĞİNİ söylüyor; ayırt edici özellik tam da bu ortak izleme.
7. sorunun çözümü
"En büyük" nitelemesi kişiden kişiye değişen bir değerlendirmedir; kanıtlanamadığı için öznel bir yargıdır.
- İlk cümle belgeyle doğrulanabilir bir bilgi veriyor.
- İkinci cümle bir değer yargısı içeriyor.
- Doğrulanamayan değer yargıları özneldir.
8. sorunun çözümü
Divan edebiyatında şairleri tanıtıp şiirlerinden örnekler veren eser türü tezkiredir.
- Kartlardaki üç özelliği birleştirelim: şairleri tanıtır, şiirlerinden örnek verir, divan edebiyatına aittir.
- Tezkire, şairlerin kısa hayat hikâyelerini, sanatlarına ilişkin değerlendirmeleri ve şiirlerinden seçilmiş örnekleri bir arada sunan eserdir; bugünkü biyografik sözlüklerin öncüsü sayılır.
- Anadolu’da bu türün ilk örneği 16. yüzyılda Sehî Bey’in yazdığı Heşt Bihişt’tir.
- Denetleyelim: üç kart da tezkirenin tanımında karşılanıyor ✓
Sık yapılan hata: "Gazel" ya da "Mesnevi" demek. Bunlar da divan edebiyatına aittir ama birer nazım biçimidir; şiirin kendisidir, şairleri tanıtmaz. Kartlardaki "şairleri tanıtır" özelliğini yalnız tezkire karşılar.
9. sorunun çözümü
Aynı konuyu işleyen iki metnin farklı etki bırakması, yazarların konuyu ele alış biçimleri ve üsluplarının farklı olmasındandır.
- Sorudaki sabit öğeyi belirleyelim: konu iki metinde de aynı.
- Konu aynıysa farkı yaratan başka bir şey olmalıdır: yazarın konuya bakış açısı, hangi ayrıntıyı seçip öne çıkardığı ve dili nasıl kullandığı.
- Biri konuyu mizahla, öteki hüzünle anlatabilir; biri kısa cümleler, öteki imgelerle yüklü uzun cümleler kurabilir. Okurun hissettiği etki bu tercihlerle değişir.
- Denetleyelim: etkiyi değiştiren tek değişken yazarın ele alışı ve üslubu ✓
Sık yapılan hata: "Konunun değişmesi" demek. Soru iki yazarın AYNI konuyu işlediğini baştan söylüyor; değişmeyen bir öğe, farkın nedeni olamaz.
10. sorunun çözümü
İkinci kişinin sözü, birincinin kararlarını sürdürmediğini yani kararsız yapısını sezdirir.
- Diyalogda anlatıcının katkısını arayalım: hiçbir niteleme yok, yalnız iki replik var.
- Birinci kişi kesin bir karar açıklıyor: yarın istifa edecek. İkinci kişinin yanıtı ise bu kararı bir alışkanlığın parçası olarak gösteriyor — "her hafta bir karar veriyorsun".
- Bu söz, birincinin kararlarını uygulamadığını ima ediyor. Yani kişi doğrudan tanıtılmıyor; sözler aracılığıyla, dolaylı biçimde sezdiriliyor.
- Denetleyelim: "diyalogda çatışma yoktur" seçeneği ✓ — iki replik arasında açık bir görüş ayrılığı var.
Sık yapılan hata: "Kişiler anlatıcı tarafından tanıtılmıştır" demek. Metinde anlatıcının hiçbir NİTELEMESİ yok; kişiler yalnız kendi sözleriyle tanıtılıyor.
11. sorunun çözümü
Sahne ve metin ögeleri çatışma çevresinde kurulur ve alımlayanı anlamın oluşumuna katar.
- Üç kartı okuyalım: çatışma örgüyü kurar, sahne ögeleri anlam taşır, yoğunluk okuru işin içine katar.
- Kartlar üç ayrı düzeye bakıyor. Birincisi yapıyı veriyor: olayı ilerleten şey çatışmadır.
- İkincisi bu yapının nasıl sunulduğunu — dekor, kostüm ve ışık da anlam taşır. Üçüncüsü ise alımlayanın payını: eksiltili anlatım ve sahneleme, izleyici ya da okuru anlamın kurulmasına katar. En kapsayıcı sonuç üçünü birlikte anmalıdır.
- Denetleyelim: "tiyatro ile hikâyenin hiçbir ortak yönü yoktur" seçeneği ✓ — kartlar tam da ikisinin ortak yanlarını sayıyor.
Sık yapılan hata: "Dekorun anlamla ilgisi yoktur." demek. İkinci kart sahne ögelerinin ANLAM taşıdığını söylüyor; nitekim aynı metin farklı dekorla farklı duygu uyandırıyor.
12. sorunun çözümü
Radyo tiyatrosunda mekân ve zaman ses efektleri, müzik ve kişilerin sözleriyle aktarılır.
- Radyo tiyatrosunun temel koşulu: dinleyici hiçbir şey görmez, yalnız duyar.
- Bu yüzden sahnede mekânı ve zamanı gösteren dekor, kostüm, ışık ve oyuncu jestleri radyoda işe yaramaz.
- Geriye ses kalır: dalga sesi deniz kıyısını, horoz sesi sabahı, müzik havayı kurar; kişiler de "Hava kararmış, dönelim." gibi sözlerle mekânı ve zamanı söyler.
- Denetleyelim: şıktaki üç araç da kulakla algılanır; öteki şıkların hepsi göz için ✓
Sık yapılan hata: "Dekor ve kostüm" demek. Bunlar sahne tiyatrosunda mekânı ve zamanı gösteren en önemli araçlardır, bu yüzden çekicidir; ama görüntünün olmadığı radyoda dinleyici dekoru da kostümü de göremez.
13. sorunun çözümü
Romandaki kişiler kurmacadır; gerçekten esinlenebilir ama gerçek kişilerle birebir aynı değildir.
- Tablo iki türü kişilerin niteliğine göre ayırıyor; yaşam öyküsünde kişiler gerçekten yaşamış kişilerdir.
- Roman ise kurmaca bir türdür: yazar olayları ve kişileri hayal gücüyle kurar.
- Yazar gerçek bir insandan, hatta kendisinden esinlenebilir; ama romanın içindeki kişi artık yazarın biçimlendirdiği bir karakterdir ve gerçek kişinin birebir kopyası değildir.
- Denetleyelim: tablodaki karşıtlık "gerçek kişi ↔ kurmaca kişi" biçiminde tamamlanıyor ✓
Sık yapılan hata: "Yalnızca gerçek kişiler" demek. Bu, yaşam öyküsünün özelliğidir; romana yazılırsa iki tür arasındaki ayrım ortadan kalkar. Tarihî romanlarda bile gerçek kişilerin yanında kurmaca kişiler yer alır.
14. sorunun çözümü
Tezkire, dönemin edebiyat anlayışını göstermesi bakımından değerli bir kaynaktır; ancak değerlendirmeleri sınanarak kullanılmalıdır.
- Tablodaki iki satırı ayrı ayrı okuyalım. Kapsam: tezkire çok sayıda şairi kısaca anlatır. Değerlendirme: tezkirede yazarın beğenisi öne çıkabilir.
- Yazarın beğenisinin öne çıkması, şairler hakkındaki yargıların öznel olabileceği anlamına gelir; bu yargılar başka kaynaklarla karşılaştırılmadan kesin bilgi sayılamaz.
- Öte yandan bu beğeni, o dönemde neyin iyi şiir sayıldığını da gösterir; bu yüzden tezkire, dönemin edebiyat anlayışını öğrenmek için değerli bir kaynaktır.
- Denetleyelim: şık hem tezkirenin değerini hem sınırını birlikte söylüyor; tablodaki iki bilgiyle de uyumlu ✓
Sık yapılan hata: "Belge olarak olduğu gibi kullanılır" demek. Tablo tezkirede yazarın beğenisinin öne çıkabildiğini açıkça söylüyor; öznel yargılar içeren bir kaynak, sınanmadan belge gibi kullanılamaz.
15. sorunun çözümü
Anlatıcının bazı ayrıntıları yanlış hatırladığını itiraf etmesi, okuru aktarılanları sorgulayarak okumaya yöneltir.
- Durumu ikiye ayıralım: anlatıcı olayları kendi gözünden aktarıyor, sonra bazı ayrıntıları yanlış hatırladığını söylüyor.
- Bu itiraf, anlatılanların kesin doğru olmadığını gösterir; hangi ayrıntının yanlış olduğunu da okur bilemez.
- Okur bu nedenle anlatıcıya körü körüne güvenmez; her bilgiyi tartarak, sorgulayarak okur. Edebiyatta buna "güvenilmez anlatıcı" denir.
- Denetleyelim: itiraf → güvenin sarsılması → sorgulayarak okuma; sonuç doğrudan okur açısından ✓
Sık yapılan hata: "Okurun anlatıcıya tam güvenmesi" demek. Anlatıcı yanıldığını kendisi kabul ettiğine göre tam güven için bir dayanak kalmaz; itiraf güveni artırmaz, okuru dikkatli olmaya çağırır.
16. sorunun çözümü
Bölümde perde sayısına ilişkin hiçbir bilgi bulunmadığı için bu değerlendirme yapılamaz.
- Soru "yapılamaz" diyor; öyleyse dört değerlendirme metinden çıkarılabilmeli, biri çıkarılamamalı.
- Metinde karşılıklı konuşma var, yani diyalog kullanılmış. Parantez içindeki "pencereye bakar" ifadesi bir sahne yönergesi. "Otuz yıl geçti" zamanın geçişine gönderme yapıyor.
- Dördüncüsü de çıkarılabiliyor: "değişen biz olduk" sözü kişilerin durumuna dair örtük bir ileti taşıyor. Geriye kalan yargı ise perde sayısından söz ediyor; metinde böyle bir bilgi yok.
- Denetleyelim: çıkarılamayan yargı tek ✓ — öteki dördü doğrudan metinden okunuyor.
Sık yapılan hata: "Sahne yönergesi bulunmaktadır." demek. Bu değerlendirme metinden ÇIKARILABİLİR; parantez içindeki "pencereye bakar" ifadesi tam da bir sahne yönergesidir.
17. sorunun çözümü
Metin aynı kalsa da dekor, ışık, oyunculuk ve yorum tercihleri farklı etkiler doğurur.
- Sorudaki sabit ile değişkeni ayıralım: oyun metni her iki sahnelemede de aynı. Değişen tek şey sahneye koyanlar.
- Öyleyse fark metinden gelemez; sahneleme tercihlerinden gelmelidir. Dekor mekânı ve duyguyu, ışık vurguyu, oyunculuk kişinin tonunu belirler.
- Yönetmenin yorumu bu tercihleri birleştirir. Aynı metin, bu tercihlerle her seferinde yeniden okunur ve farklı etki bırakır.
- Denetleyelim: "metnin değişmesi" seçeneği ✓ — soru metnin aynı olduğunu söylüyor.
Sık yapılan hata: "Kişilerin çıkarılması" demek. Aynı metin sahnelendiğine göre KİŞİLER de aynıdır; değişen şey sahneleme tercihleridir.
18. sorunun çözümü
Yaşam öyküsünde abartılı nitelemelerden kaçınılır, çünkü tür belgeye dayalı ve güvenilir bilgi vermeyi amaçlar.
- Önce türün amacını hatırlayalım: yaşam öyküsü bir kişinin hayatını doğru ve belgeli biçimde tanıtır; okur ondan bilgi bekler.
- "Eşi benzeri görülmemiş", "çağının en büyüğü" gibi abartılı nitelemeler bir belgeyle kanıtlanamaz; yazarın hayranlığını yansıtır.
- Kanıtlanamayan ifadeler çoğaldıkça okur, metindeki doğru bilgilere de şüpheyle bakar; metin güvenilirliğini yitirir.
- Denetleyelim: ölçünün gerekçesi türün amacıyla, yani güvenilir bilgi vermekle doğrudan bağlantılı ✓
Sık yapılan hata: "Metnin uzamaması" demek. Abartılı nitelemelerden kaçınmak metni biraz kısaltabilir, ama ölçünün gerekçesi uzunluk değil; kısa ama abartılı bir biyografi de güvenilirliğini yitirir.
19. sorunun çözümü
Tiyatro yazarı, iç dünyayı ve geniş mekânı sahnenin sınırları içinde aktarmak zorundadır.
- Tablonun kurgusu şu: üstte ölçüt, yanda roman ile tiyatronun karşılığı. İki ölçüt veriliyor: iç dünya ve mekân.
- İç dünya satırı: romanda anlatıcı doğrudan aktarıyor; tiyatroda ise monolog ve davranışla sezdiriliyor. Yani tiyatroda hazır bir aktarıcı yok.
- Mekân satırı: romanda betimleme sınırsız, tiyatroda sahneyle sınırlı. İki satır birlikte yazarın güçlüğünü veriyor — romanda anlatıcının doğrudan yaptığı işleri sahnede dolaylı yollarla yapmak gerekiyor.
- Denetleyelim: "diyalog yazamamak" seçeneği ✓ — diyalog tiyatronun güçlüğü değil, temel aracı.
Sık yapılan hata: "Olay kuramamak" demek. Tiyatro da roman gibi bir OLAY örgüsü kurar; güçlük olayı kurmakta değil, iç dünyayı ve mekânı sahnenin sınırlarında aktarmakta.
20. sorunun çözümü
Sahnede olayın geçtiği yeri canlandıran eşya ve düzenlemelerin bütününe dekor denir.
- Kartlardaki ögeleri okuyalım: masa ve sandalyeler, duvar panosu, pencere görüntüsü.
- Üçü de sahnede fiziksel olarak bulunan şeyler ve üçü de aynı işi yapıyor: seyirciye olayın nerede geçtiğini gösteriyor. Bu ögelerle sahne bir odaya dönüşüyor.
- Yeri canlandıran bu eşya ve düzenlemelerin bütününe dekor denir.
- Denetleyelim: replik ve monolog konuşmayla, kostüm giysiyle, perde ise bölümlemeyle ilgili ✓ — hiçbiri mekânı kurmuyor.
Sık yapılan hata: Kostüm demek. Kostüm oyuncuların GİYSİSİDİR ve kişiyi tanıtır; sahnedeki eşya ve düzenlemelerin bütünü ise dekordur.