9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 1. Dönem 1. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1

Kur’an-ı Kerim indirildiği dönemde hem yazıyla kaydedilmiş hem de çok sayıda kişi tarafından ezberlenmiştir. Bu iki yolun birlikte kullanılmasının sağladığı en önemli sonuç hangisidir?

  1. A Yazının kullanımdan kalkması
  2. B Metnin farklı dillere çevrilmesi
  3. C Metnin yalnızca sözlü kalması
  4. D Metnin değişmeden aktarılmasının güvence altına alınması
  5. E Metnin gizlenmesi
2

Bir öğretmen, inancın araştırılarak temellendirilmesini teşvik etmiştir. Bu teşvikin en önemli gerekçesi hangisidir?

  1. A Çevreden öğrenmek her zaman yeterlidir.
  2. B Araştırmak inancı zayıflatır.
  3. C İnanç hiçbir zaman temellendirilemez.
  4. D Araştırma yalnızca bilim için gereklidir.
  5. E Araştırılan inanç şüpheler karşısında daha sağlam durur.
3
KişiAhiret inancıGözlenen davranış
BirinciVarKimse görmese de hakka riayet eder
İkinciYokYalnızca görüldüğünde dikkatli davranır

Tabloda iki kişinin davranışı karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırma ahiret inancının hangi işlevini öne çıkarır?

  1. A Kişiyi toplumdan uzaklaştırma
  2. B Dünya işlerini terk ettirme
  3. C Denetleyen kimse olmadığında da sorumlu davranmayı sağlama
  4. D Cezaları artırma
  5. E Kuralları gereksiz kılma
4
KavramÖne çıkan yön
İmanKalpten benimseme (inanç)
İslamBenimsenene uygun davranma (teslimiyet ve amel)

Tabloda iki kavramın öne çıkan yönleri verilmiştir. Tabloya göre bu iki kavramın ilişkisi için en uygun ifade hangisidir?

  1. A İkisi tamamen aynı anlamdadır.
  2. B İkisinin birbiriyle ilgisi yoktur.
  3. C İman inancı, İslam ise bu inancın hayata yansımasını öne çıkarır.
  4. D İslam yalnızca kalple ilgilidir.
  5. E İman yalnızca davranışla ilgilidir.
5
Emanete özenSözünde durmaAdaletlidavranma

Kartlarda inanç esaslarının davranışa yansıyan biçimlerinden bazıları verilmiştir. Bu kartların ortak yönü hangisidir?

  1. A Yalnızca ibadet zamanlarında geçerli olmaları
  2. B Yalnızca kişinin kendisini ilgilendirmeleri
  3. C Başkalarıyla ilişkilerde güven doğurmaları
  4. D Toplumsal karşılıklarının bulunmaması
  5. E Yalnızca sözle ilgili olmaları
6
KişiAmacıDavranışı
BirinciAllah rızasıSessizce yardım eder
İkinciÖvgü almakHerkese duyurur

Tabloda iki kişinin aynı davranışı farklı amaçlarla yaptığı gösterilmiştir. Bu karşılaştırmanın vurguladığı temel ilke hangisidir?

  1. A Davranışın değeri yalnızca sonucuna bakılarak ölçülür.
  2. B Yardımı duyurmak zorunludur.
  3. C Yardım etmek her durumda yanlıştır.
  4. D Davranışın dinî değerinde niyet belirleyicidir.
  5. E Amaç ile davranışın ilgisi yoktur.
7

Bir öğrenci "Özgürüm, istediğimi yaparım." diyerek arkadaşının eşyasına zarar vermiştir. Bu davranışın özgürlük anlayışı bakımından yanlış yönü hangisidir?

  1. A Özgürlük sınırsızdır, davranışta yanlışlık yoktur.
  2. B Özgürlük ile sorumluluk ilgisizdir.
  3. C Özgürlük yalnızca yetişkinler içindir.
  4. D Eşyaya zarar vermek özgürlüğün gereğidir.
  5. E Özgürlük başkasının hakkının başladığı yerde sınırlanır.
8
Beden ve sağlıkAkılZamanDoğal çevre

Kartlarda insana verilmiş bazı imkânlar sıralanmıştır. Emanet bilinci taşıyan bir kişiden bu imkânlar karşısında beklenen tutum hangisidir?

  1. A Hiçbirine ilgi göstermemek
  2. B Yalnızca bedenine dikkat etmek
  3. C Hepsini korumak ve amacına uygun kullanmak
  4. D Yalnızca zamanı önemsemek
  5. E Hepsini başkasına devretmek
9
Yanlışı farketmekPişman olmakBir dahayapmamaya kararvermekVarsa hakkıödemek

Kartlarda bir kavramın basamakları sırayla verilmiştir. Bu basamakların tamamının birlikte gerektiği kavram hangisidir?

  1. A Zekât
  2. B Tevekkül
  3. C Şükür
  4. D Tövbe
  5. E Oruç
10
SıfatAnlamıTürü
VücûdVar olmakZatî
KıdemBaşlangıcı olmamakZatî
İlimBilmek?

Tabloda Allah’ın sıfatları türüne göre sınıflandırılmış, biri boş bırakılmıştır. Zatî sıfatlar yalnızca Allah’a ait olup başkasında bulunmayan sıfatlar olduğuna göre soru işaretli yere ne gelmelidir?

  1. A Zatî; çünkü bilmek yalnızca Allah’a özgüdür.
  2. B Hiçbiri; ilim bir sıfat değildir.
  3. C Zatî; çünkü sıfatların hepsi zatîdir.
  4. D Subutî; çünkü sıfat sayısı bellidir.
  5. E Subutî; çünkü bilmek sınırlı ölçüde insanda da bulunur.
11
DavranışKarşılığı
Nimetin farkında olmakKalple şükür
"Elhamdülillah" demekDille şükür
Nimeti yerinde kullanmak?

Tabloda şükrün farklı biçimleri eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre soru işaretli yere hangisi gelmelidir?

  1. A Kalple şükür
  2. B Dille şükür
  3. C Davranışla şükür
  4. D Malla şükür
  5. E Sözle tövbe
12

İslam inancında Allah’ın varlığında, isim ve sıfatlarında, yaratma ve yönetmede ortağı bulunmadığı kabul edilir. Bu inanç esası hangi kavramla ifade edilir?

  1. A Tevhid
  2. B Tevekkül
  3. C Takva
  4. D Tövbe
  5. E Tefekkür
13

Bir kişi başkasının hakkını yemiş, sonra pişman olup tövbe etmiştir. Ancak hak sahibine hiçbir şey ödememiştir. Dinî anlayışa göre bu durumun eksik yönü hangisidir?

  1. A Pişmanlık duyulmamıştır.
  2. B Tövbe için pişmanlık yeterlidir.
  3. C Tövbe hiçbir zaman kabul edilmez.
  4. D Kul hakkı diye bir kavram yoktur.
  5. E Kul hakkı, hak sahibine ödenmedikçe telafi edilmiş sayılmaz.
14

İnsandan beklenenler

İnsanın; aklını kullanarak varlığı anlaması, iradesiyle iyiyi seçmesi ve yeryüzünde sorumluluk üstlenmesi beklenir.

Yukarıdaki metinde sıralanan beklentiler birlikte değerlendirildiğinde insanın konumuyla ilgili en kapsayıcı yargı hangisidir?

  1. A İnsan yalnızca doğanın bir parçasıdır ve sorumluluğu yoktur.
  2. B İnsanın iradesi yoktur.
  3. C İnsanın aklı davranışını etkilemez.
  4. D İnsan; anlayan, seçen ve sorumluluk üstlenen bir varlıktır.
  5. E İnsan yalnızca bilgi biriktirir.
15
İsimAnlamı
er-RahmânKarşılıksız merhamet eden
el-AlîmHer şeyi bilen
el-Adl?

Tabloda Allah’ın bazı isimleri ve anlamları eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre soru işaretli yere hangisi gelmelidir?

  1. A Her şeyi işiten
  2. B Her şeye gücü yeten
  3. C Rızık veren
  4. D Mutlak adaletli olan
  5. E Yaratan
16
Öğrenciİnancının dayanağı
BirinciÇevresinde öyle gördüğü için
İkinciAraştırıp düşünerek benimsediği için

Tabloda iki öğrencinin inanç dayanağı karşılaştırılmıştır. Bu ayrımın dinî literatürdeki karşılığı hangi seçenekte doğru verilmiştir?

  1. A Birinci tahkikî, ikinci taklidî iman
  2. B İkisi de tahkikî iman
  3. C İkisi de taklidî iman
  4. D Birinci taklidî, ikinci tahkikî iman
  5. E İkisinin de imanla ilgisi yoktur
17
AllahbildirirMelekulaştırırPeygambertebliğ ederİnsanöğrenir

Şemada bir bildirim sürecinin basamakları verilmiştir. Şemada anlatılan süreç hangi kavramla adlandırılır?

  1. A Vahiy
  2. B İlham
  3. C Dua
  4. D Zikir
  5. E Kıyas
18
KavramAnlamı
TevhidAllah’ın birliğini kabul etmek
Şirk?

Tabloda iki kavram karşılaştırılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?

  1. A Allah’a güvenmek
  2. B Allah’a ortak koşmak
  3. C Yanlıştan dönmek
  4. D İbadet etmek
  5. E Sabretmek
19
Akıl ve iradeverildiSorumlulukdoğduDua ve tövbeile bağ sürer

Kartlarda bu ünitede işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde Allah-insan ilişkisi hakkında ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?

  1. A İnsanın hiçbir sorumluluğu yoktur.
  2. B İlişki tek yönlüdür ve insanın katkısı yoktur.
  3. C Akıl ile sorumluluk birbirinden bağımsızdır.
  4. D Sorumluluk yalnızca ibadetlerle sınırlıdır.
  5. E Akıl ve iradeyle donatılan insan sorumluluk taşır ve bu ilişkiyi dua, tövbe gibi yollarla sürdürür.
20
NurdanyaratılmıştırYemez, içmezEmre uyar,isyan etmez

Kartlarda meleklerin özellikleri verilmiştir. Bu özellikler dikkate alındığında meleklerin insandan ayrılan en temel yönü hangisidir?

  1. A Gözle görülememeleri
  2. B İrade sınavına tabi olmamaları
  3. C Sayılarının çok olması
  4. D İsimlerinin bilinmesi
  5. E Görevlerinin bulunması
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. D 2. E 3. C 4. C 5. C 6. D 7. E 8. C 9. D 10. E 11. C 12. A 13. E 14. D 15. D 16. D 17. A 18. B 19. E 20. B
1. sorunun çözümü

Yazılı kayıt ile ezberin birbirini denetlemesi, metnin değişmeden aktarılmasını güvence altına almıştır.

  1. İki kayıt yolunun tek başına bırakacağı boşluğu düşünelim. Yalnız yazı olsaydı bir nüshanın kaybolması ya da yanlış yazılması sorun olurdu.
  2. Yalnız ezber olsaydı aktarım kişilere bağlı kalır, karşılaştırma imkânı bulunmazdı.
  3. İkisi birlikte kullanıldığında biri ötekini denetler: yazılı nüsha ezberle, ezber yazılı nüshayla karşılaştırılabilir. Sağlanan sonuç, metnin değişmeden aktarılmasının güvence altına alınmasıdır.
  4. Denetleyelim: iki yol da metni gizlemiyor, yayıyor ✓ — amaç saklamak değil korumak.

Sık yapılan hata: "Metnin yalnızca sözlü kalması" demek. Soruda metnin YAZIYLA da kaydedildiği söyleniyor; iki yolun birlikte kullanılması aktarımı güvenceye alır.

2. sorunun çözümü

Dayanağı bilinen bir inanç, itiraz ve şüpheler karşısında daha sağlam durur.

  1. İki iman biçimini bir sınavda karşılaştıralım: kişiye inancıyla ilgili bir itiraz yöneltildiğini düşünelim.
  2. Taklidî imanda dayanak bilinmediği için gösterilecek bir gerekçe yoktur; kişi tereddüde düşer.
  3. Araştırılmış inançta ise kişi neye ve niçin inandığını bilir, itirazı kendi gerekçeleriyle değerlendirebilir. Teşvikin en önemli gerekçesi budur.
  4. Denetleyelim: araştırma inancın içeriğini değiştirmiyor ✓ — değişen, kişinin dayanağı bilip bilmemesi.

Sık yapılan hata: "Araştırmak inancı zayıflatır." demek. Öğretmenin teşviki tam TERSİ bir beklentiye dayanıyor: dayanağı bilinen inanç şüpheler karşısında daha sağlam durur.

3. sorunun çözümü

Ahiret inancı, denetleyen kimse olmadığında da sorumlu davranmayı sağlayan bir iç denetim işlevi görür.

  1. Tablodaki iki kişiyi karşılaştıralım. Birincinin ahiret inancı var ve kimse görmese de hakka riayet ediyor.
  2. İkincisinde bu inanç yok ve yalnızca görüldüğünde dikkatli davranıyor; yani davranışını dış denetim belirliyor.
  3. İki kişiyi ayıran şey, dış denetim yokken de sürecek bir sorumluluk duygusudur. Karşılaştırmanın öne çıkardığı işlev budur.
  4. Denetleyelim: fark davranışın türünde değil SÜREKLİLİĞİNDE ✓ — görüldüğünde ikisi de dikkatli davranıyor.

Sık yapılan hata: "Dünya işlerini terk ettirme" demek. Tabloda kimse dünya işlerinden uzaklaşmıyor; anlatılan şey, görülmediğinde de sorumlu davranmayı sağlayan iç denetimdir.

4. sorunun çözümü

İman kalpteki kabulü, İslam ise bu kabulün hayata yansımasını öne çıkarır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda öne çıkan yönü.
  2. İman satırı kalpten benimsemeyi, İslam satırı ise benimsenene uygun davranmayı gösteriyor. Yani biri içe, öteki dışa bakıyor.
  3. Bu ikisi birbirinin yerine geçmez ama birbirinden kopuk da değildir: iman inancı, İslam bu inancın hayata yansımasını vurgular.
  4. Denetleyelim: tabloda ayrı satırlarda duruyorlar ama aynı zinciri kuruyorlar ✓ — kabul ve o kabule uygun yaşayış.

Sık yapılan hata: "İkisi tamamen aynı anlamdadır." demek. Tablo iki kavrama AYRI yönler veriyor: biri kalpteki kabulü, öteki bu kabule uygun davranmayı öne çıkarıyor.

5. sorunun çözümü

Emanete özen, sözünde durma ve adalet; karşı tarafta güven doğuran davranışlardır.

  1. Üç kartı okuyalım: emanete özen, sözünde durma, adaletli davranma.
  2. Üçünün ortak bir yanı var: hiçbiri yalnız kişinin kendisiyle ilgili değil; her biri bir başkasıyla kurulan ilişkide görünüyor.
  3. Her biri karşı tarafta bir beklenti oluşturur ve o beklentiyi karşılar. Ortak yönleri, ilişkilerde güven doğurmalarıdır.
  4. Denetleyelim: üçü de belirli bir zamana bağlı değil ✓ — her an geçerli davranışlar.

Sık yapılan hata: "Yalnızca ibadet zamanlarında geçerli olmaları" demek. Emanet, söz ve adalet günün her anında geçerli davranışlardır; belirli bir zamanla sınırlı değildir.

6. sorunun çözümü

Aynı davranış farklı niyetlerle yapıldığında dinî değeri değişir; belirleyici unsur niyettir.

  1. Tablodaki iki satırı karşılaştıralım: birinci kişi Allah rızası için sessizce yardım ediyor, ikinci kişi övgü almak için yardımını herkese duyuruyor.
  2. İki satırda da yardım etme davranışı var. Değişen tek şey amaç, yani niyet.
  3. Tek fark niyette olduğuna göre iki davranış arasındaki dinî değer farkını doğuran da niyettir. Karşılaştırmanın vurguladığı ilke budur.
  4. Denetleyelim: yardımın karşı tarafa sağladığı yarar iki satırda da benzer ✓ — ayrım maddi sonuçta değil, niyette kuruluyor.

Sık yapılan hata: "Davranışın değeri yalnızca sonucuna bakılarak ölçülür." demek. Tablodaki iki kişinin sonucu benzer; yalnız sonuca bakılsaydı aralarında hiçbir fark görülemezdi, oysa tablo farkı göstermek için kurulmuştur.

7. sorunun çözümü

Özgürlük, başkasının hakkının başladığı yerde sınırlanır; bu yüzden "istediğimi yaparım" sözü zarar vermeyi haklı kılmaz.

  1. Öğrencinin dayanağını ayıralım: kendi tercihini kullandığını, yani özgür olduğunu öne sürüyor.
  2. Ancak bu tercih başka birinin eşyasına zarar verdi. Özgürlük sınırsız sayılsaydı zarar gören arkadaşın hakkı korumasız kalırdı; o zaman herkesin özgürlüğü eşit olmazdı.
  3. Bu yüzden özgürlük, başkasının hakkının başladığı noktada sınırlanır. Davranışın yanlış yönü de budur.
  4. Denetleyelim: aynı ölçütü öğrencinin kendisine uygulayalım — biri onun eşyasına zarar verse bunu özgürlük sayar mıydı? Saymazdı ✓ — sınır her iki taraf için de geçerli.

Sık yapılan hata: "Özgürlük ile sorumluluk ilgisizdir." demek. Tercih edebilen kişi tercihinin sonuçlarından da sorumludur; ikisini birbirinden ayırmak zarar veren davranışı savunulabilir kılardı.

8. sorunun çözümü

Emanet, korunmak ve amacına uygun kullanılmak üzere verilendir; bu bilinç kartlardaki imkânların tamamını kapsar.

  1. Kartlarda dört ayrı imkân sayılıyor: beden ve sağlık, akıl, zaman, doğal çevre.
  2. Emanet kavramının iki gereği vardır: emanet edileni korumak ve onu veriliş amacına uygun kullanmak. Emaneti alan kişi onun mutlak sahibi gibi davranamaz.
  3. Bu gereklilik sayılanlardan birine değil hepsine birden bakar; birini gözetip ötekini ihmal etmek emanet bilinciyle bağdaşmaz.
  4. Denetleyelim: sağlığını koruyup çevreyi kirleten ya da aklını kullanıp zamanını boşa harcayan biri emaneti tam gözetmiş sayılır mı? Sayılmaz ✓ — beklenen tutum hepsini korumak ve amacına uygun kullanmaktır.

Sık yapılan hata: "Yalnızca bedenine dikkat etmek" demek. Bu seçenek kartların yalnız birini karşılar; beden bir emanetse akıl, zaman ve doğal çevre de aynı ölçüde emanettir.

9. sorunun çözümü

Yanlışı fark etme, pişmanlık, bir daha yapmama kararı ve varsa hakkı ödeme basamaklarını birlikte gerektiren kavram tövbedir.

  1. Kartlardaki basamakları sırayla okuyalım: yanlışı fark etmek, pişman olmak, bir daha yapmamaya karar vermek, varsa hakkı ödemek.
  2. Basamakların hepsi geçmişte yapılmış bir yanlışa bakıyor ve onu gidermeyi amaçlıyor. Böyle bir dönüşü anlatan kavram tövbedir.
  3. Tövbe yalnız bir sözden ibaret değildir; sayılan dört basamağın birlikte bulunması beklenir.
  4. Denetleyelim: basamaklardan biri eksik kalsaydı ne olurdu? Pişmanlık olmadan söylenen söz ya da karar verilmeden duyulan pişmanlık dönüşü tamamlamazdı ✓ — bu yüzden basamaklar birbirine bağlıdır.

Sık yapılan hata: "Şükür" demek. Şükür, elde bulunan nimetin değerini bilmekle ilgilidir ve geçmişteki bir yanlışa bakmaz; kartlardaki basamaklar ise baştan sona yanlıştan dönüşü anlatıyor.

10. sorunun çözümü

Zatî sıfatlar yalnızca Allah’a ait ve başkasında hiç bulunmayan sıfatlardır; ilim, kudret gibi sıfatlar insanda sınırlı biçimde bulunduğu için subutî sıfatlar arasında sayılır.

  1. Soruda zatî sıfatın ölçütü verilmiş: başkasında hiç bulunmamak.
  2. Bilmek insanda da sınırlı olarak bulunur.
  3. Öyleyse ilim zatî değil, subutî sıfattır.
11. sorunun çözümü

Nimeti amacına uygun kullanmak, şükrün davranışa dökülmüş biçimidir.

  1. Tablonun düzeni: solda bir davranış, sağda o davranışın şükrün hangi biçimine karşılık geldiği. Dolu satırlar: nimetin farkında olmak → kalple şükür, "Elhamdülillah" demek → dille şükür.
  2. İki örnekten çıkan ölçüt şu: şükür hangi yolla yapılıyorsa adını ondan alıyor. Farkındalık kalbin, söz dilin işidir.
  3. Üçüncü satırda "nimeti yerinde kullanmak" bir eyleme dönüşüyor; öyleyse karşılığı davranışla şükürdür.
  4. Denetleyelim: üç biçim birbirini tamamlıyor mu? Kişi nimetin farkına varır, bunu dile getirir ve nimeti amacına uygun kullanır ✓ — şükür böylece bütünlenir.

Sık yapılan hata: "Dille şükür" demek. Bu karşılık ÜST SATIRDA "Elhamdülillah" demek için zaten yazılmış; nimeti yerinde kullanmak ise bir söz değil, bir davranıştır.

12. sorunun çözümü

Allah’ın varlığında, isim ve sıfatlarında, yaratma ve yönetmede ortağı bulunmadığına inanmaya tevhid denir.

  1. Soruda üç ayrı alanda ortaksızlık vurgulanıyor: varlık, isim ve sıfatlar, yaratma ile yönetme.
  2. "Tevhid" sözcüğü birleme anlamındadır ve İslam inancında tam da bu üç alandaki birliği ifade eder.
  3. Öyleyse soruda anlatılan inanç esası tevhiddir.
  4. Denetleyelim: öteki kavramların alanı farklıdır — tevekkül üzerine düşeni yaptıktan sonra Allah’a güvenmek, takva sakınma bilinci, tövbe yanlıştan dönmek, tefekkür ise varlık üzerine düşünmektir ✓ — hiçbiri birliği tanımlamaz.

Sık yapılan hata: "Tevekkül" demek. Tevekkül, gerekeni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmayı anlatan bir tutumdur; sorudaki ortaksızlık vurgusunun karşılığı ise tevhiddir.

13. sorunun çözümü

Kul hakkı söz konusu olduğunda tövbenin tamamlanması, hakkın sahibine ödenmesine bağlıdır.

  1. Kişinin yaptıklarını ayıralım: başkasının hakkını yemiş, sonra pişman olmuş ve tövbe etmiş. Yani içsel dönüşü gerçekleştirmiş.
  2. Ancak ortada zarar gören bir taraf var ve onun kaybı yerine konmamış. Pişmanlık kişinin kendi iç dünyasını düzeltir, karşı tarafın uğradığı zararı gidermez.
  3. Bu yüzden dinî anlayışta kul hakkında telafi, hakkın sahibine iade edilmesiyle tamamlanır. Durumun eksik yönü budur.
  4. Denetleyelim: hak sahibine ödeme yapılsaydı hem pişmanlık hem telafi gerçekleşmiş olurdu ✓ — eksik olan tam da bu ikinci adımdır.

Sık yapılan hata: "Tövbe için pişmanlık yeterlidir." demek. Pişmanlık tövbenin gerekli bir basamağıdır ama başkasının hakkı söz konusu olduğunda tek başına yeterli sayılmaz; hak ayrıca sahibine ödenmelidir.

14. sorunun çözümü

Metinde anlama, seçme ve sorumluluk üstlenme birlikte verilmiştir; bu üçü insanın konumunu tanımlar.

  1. Metindeki beklentileri ayıralım: aklını kullanarak varlığı anlaması, iradesiyle iyiyi seçmesi, yeryüzünde sorumluluk üstlenmesi.
  2. Üç beklenti birbirinin devamıdır: anlamadan doğru seçim yapılamaz, seçim olmadan da sorumluluktan söz edilemez.
  3. Öyleyse metni kapsayan yargı "İnsan; anlayan, seçen ve sorumluluk üstlenen bir varlıktır." olur.
  4. Denetleyelim: üç beklentiden biri seçenekte eksik kalıyor mu? Anlamak, seçmek ve sorumluluk üstlenmek tek tek anılıyor ✓ — kapsam tam.

Sık yapılan hata: "İnsan yalnızca bilgi biriktirir." demek. Bu yargı metnin yalnız ilk beklentisine, onun da eksik bir biçimine karşılık gelir; seçme ve sorumluluk üstlenme tarafını dışarıda bıraktığı için kapsayıcı değildir.

15. sorunun çözümü

"el-Adl" ismi adalet kökünden gelir ve mutlak adaletli olanı ifade eder.

  1. Tablonun düzeni: solda Allah’ın bir ismi, sağda o ismin anlamı. Dolu satırlar "er-Rahmân → karşılıksız merhamet eden" ve "el-Alîm → her şeyi bilen".
  2. İki örnek de gösteriyor ki isim ile anlam aynı kökten geliyor: rahmet ile merhamet, ilim ile bilme.
  3. Aynı ölçütü "el-Adl" için uygulayalım: sözcük "adl", yani adalet kökündendir. Öyleyse anlamı mutlak adaletli olandır.
  4. Denetleyelim: öteki seçeneklerin karşılığı başka isimlerdir — işitme es-Semî’, güç yetirme el-Kadîr, rızık verme er-Rezzâk, yaratma el-Hâlık ✓ — hiçbiri adalet köküne bağlanmıyor.

Sık yapılan hata: "Her şeyi işiten" demek. Bu anlam es-Semî’ isminin karşılığıdır; "el-Adl" ise işitmeyi değil adaleti bildirir.

16. sorunun çözümü

Araştırmadan benimsenen inanç taklidî, araştırılıp temellendirilen ise tahkikîdir.

  1. İki öğrencinin dayanağını ayıralım. Birincisi çevresinde öyle gördüğü için benimsemiş; kendisi bir araştırma yapmamış.
  2. İkincisi araştırıp düşünerek benimsemiş; dayanağını kendisi bulmuş.
  3. Dinî literatürde birincisine taklidî iman, ikincisine tahkikî iman denir. Sıralama "birinci taklidî, ikinci tahkikî" olur.
  4. Denetleyelim: ayrım inancın içeriğinde değil DAYANAĞINDA ✓ — ikisi de aynı şeye inanıyor olabilir.

Sık yapılan hata: "Birinci tahkikî, ikinci taklidî iman" demek. Adlandırma TERS yapılmış; araştırmadan benimseyen birinci öğrencininki taklidî, araştırarak benimseyen ikincininki tahkikîdir.

17. sorunun çözümü

Allah’ın peygamberlerine melek aracılığıyla bildirimde bulunmasına vahiy denir.

  1. Şemadaki basamakları sırayla okuyalım: Allah bildirir → melek ulaştırır → peygamber tebliğ eder → insan öğrenir.
  2. Süreçte üç ayırt edici öğe var: kaynağın Allah olması, aracının melek olması ve bildirimin peygambere ulaşması.
  3. Bu üç öğeyi birlikte taşıyan bildirim biçiminin adı vahiydir.
  4. Denetleyelim: şema insanın öğrenmesiyle bitiyor ✓ — vahyin peygamber aracılığıyla tebliğ edilmesi de bu sürecin parçasıdır.

Sık yapılan hata: "İlham" demek. İlham, melek aracılığıyla gelen ve tebliğ edilmesi gereken bir bildirim değildir; şemadaki melek ve peygamber basamakları ilhamda bulunmaz.

18. sorunun çözümü

Tevhidin karşıtı olan şirk, Allah’a ortak koşmayı ifade eder.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda anlamı. İki kavram karşıt anlamlı.
  2. Dolu satır: tevhid → Allah’ın birliğini kabul etmek. Buradaki anahtar kavram birliktir.
  3. Karşıtı da bu birliğin bozulmasıdır: Allah’a ortak koşmak. Şirk kavramının anlamı budur.
  4. Denetleyelim: öteki seçenekler tevhidin karşıtı değil ✓ — güvenmek, yanlıştan dönmek ve sabretmek ayrı kavramlar.

Sık yapılan hata: "Allah’a güvenmek" demek. Bu, tevhidin KARŞITI değildir ve tevekkül kavramıyla anlatılır; şirk ise Allah’a ortak koşmayı ifade eder.

19. sorunun çözümü

Akıl ve iradeyle donatılan insan sorumluluk taşır ve bu ilişkiyi dua, tövbe gibi yollarla sürdürür.

  1. Üç kartı sırayla okuyalım: akıl ve irade verildi → sorumluluk doğdu → dua ve tövbe ile bağ sürer.
  2. Kartlar bir zincir kuruyor: önce donanım, sonra bu donanımın doğurduğu sorumluluk, en sonunda da ilişkinin sürmesini sağlayan yollar.
  3. Üç basamağı birlikte kapsayan sonuç, akıl ve iradeyle donatılan insanın sorumluluk taşıdığını ve bu ilişkiyi dua ile tövbe gibi yollarla sürdürdüğünü söyleyen seçenektir.
  4. Denetleyelim: kartlardan biri dışarıda kalıyor mu? Donanım, sorumluluk ve süregelen bağ cümlede tek tek anılıyor ✓ — kapsam tam.

Sık yapılan hata: "Sorumluluk yalnızca ibadetlerle sınırlıdır." demek. Kartlarda sorumluluğun kaynağı olarak akıl ve irade gösteriliyor; dua ile tövbe ise sorumluluğun sınırı değil, ilişkinin sürdürülme yollarıdır.

20. sorunun çözümü

Melekler verilen görevin dışına çıkmaz; insan gibi bir irade sınavına tabi değildir.

  1. Kartları okuyalım: nurdan yaratılmıştır, yemez içmez, emre uyar ve isyan etmez.
  2. İlk iki kart yaratılışla ilgili. Belirleyici olan üçüncüsü: "emre uyar, isyan etmez" ifadesi bir seçim durumunun bulunmadığını söylüyor.
  3. İnsan ise iyiyi ya da kötüyü seçebilir ve bu seçimden sorumlu tutulur. Meleği insandan ayıran en temel yön, böyle bir irade sınavına tabi olmamasıdır.
  4. Denetleyelim: gözle görülmemek de bir fark ✓ — ama o yaratılışla ilgili; kartların vurguladığı temel ayrım iradede.

Sık yapılan hata: "Gözle görülememeleri" demek. Bu bir fark ama YARATILIŞLA ilgili ikincil bir ayrıntıdır; kartların gösterdiği temel ayrım, meleklerin seçim sınavına tabi olmamasıdır.

9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi diğer yazılılar

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.