9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2. Dönem 1. Yazılı

20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında

1

Bir kişi arkadaşına yardım etmek isterken dikkatsizliği yüzünden ona zarar vermiştir. Ahlaki değerlendirmede hem niyetin hem sonucun gözetildiği düşünüldüğünde bu durum için en uygun yorum hangisidir?

  1. A Niyet iyi olduğu için hiçbir sorumluluk doğmaz.
  2. B Sonuç kötü olduğu için niyetin hiçbir değeri yoktur.
  3. C Niyeti iyidir; ancak dikkatsizlikten doğan sonuç için de sorumluluk taşır.
  4. D Yardım etmek her zaman yanlıştır.
  5. E Bu durum ahlakla ilgili değildir.
2

Divan edebiyatında şairlerin eserlerinin başına Hz. Peygamber’i öven şiirler koyduğu bilinmektedir. Bu şiirlere verilen ad nedir?

  1. A Mersiye
  2. B Kaside
  3. C Naat
  4. D Gazel
  5. E Rubai
3
KişiDoğru söyleme davranışı
BirinciYalnızca yakalanma riski varken
İkinciHer durumda, kimse bilmese de

Tabloda iki kişinin doğru söyleme davranışı karşılaştırılmıştır. Ahlakın alışkanlık hâline gelmiş davranış olduğu düşünüldüğünde bu tablodan çıkarılacak sonuç hangisidir?

  1. A İkisinde de doğruluk ahlaki bir nitelik kazanmıştır.
  2. B Doğruluk ancak her durumda sürdürüldüğünde ahlaki bir nitelik kazanır.
  3. C Doğruluk yalnızca risk varken önemlidir.
  4. D İki kişi arasında hiçbir fark yoktur.
  5. E Ahlakın davranışla ilgisi yoktur.
4

Kerbela olayının kültürümüzde yüzyıllardır edebî ve dinî eserlerde işlendiği bilinmektedir. Bu olayın bu kadar derin iz bırakmasının nedeni nedir?

  1. A Olayın yakın tarihte olması
  2. B Olayın uzun sürmesi
  3. C Hz. Peygamber’in torunu Hz. Hüseyin ve yakınlarının şehit edilmesi; olayın haksızlığa karşı duruşun simgesi hâline gelmesi
  4. D Olayın yerinin uzak olması
  5. E Olayın az bilinmesi
5

Ahzab suresi, 21. ayet

"Andolsun, Allah’ın Resulünde sizin için güzel bir örnek vardır."

Yukarıdaki ayet, peygamber sevgisinin nasıl anlaşılması gerektiğini göstermektedir. Ayetin verdiği ölçüt nedir?

  1. A Sevginin yalnız törenlerle gösterilmesi
  2. B Sevginin yalnız şiirle anlatılması
  3. C Sevginin yalnız sözle dile getirilmesi
  4. D Sevginin belirli günlere ait olması
  5. E Sevginin asıl karşılığının onun ahlakını örnek almak olması
6

Peygamber sevgisinin kuşaktan kuşağa aktarılmasında ailenin rolü sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Yalnız okulun sorumlu olması
  2. B Çocuğun ilk örnekleri ailede görmesi; anlatılan kıssaların ve yaşanan geleneklerin ilk izleri bırakması
  3. C Yalnız camilerin etkili olması
  4. D Yalnız kitapların yeterli olması
  5. E Ailenin etkisinin bulunmaması
7
KavramSöylenenin doğruluğu
GıybetDoğru ama hoşlanılmayan
İftira?

Tabloda iki kavram söylenenin doğruluğu bakımından ayrılmış, biri boş bırakılmıştır. Bu boşluğu hangi seçenek doğru tamamlar?

  1. A Asılsız, uydurulmuş
  2. B Doğru ve hoşlanılan
  3. C Kısmen doğru
  4. D Yazılı olan
  5. E Herkesin bildiği
8
KişiGeliriYardımı
BirinciÇok yüksekÇok az
İkinciSınırlıİmkânına göre düzenli

Tabloda iki kişinin geliri ve yaptığı yardım karşılaştırılmıştır. Cömertlik kavramı bakımından bu tablodan çıkarılacak sonuç hangisidir?

  1. A Cömertlik verilen miktarın büyüklüğüyle ölçülür.
  2. B Cömertliğin gelirle hiçbir ilgisi yoktur.
  3. C Yalnızca zenginler cömert olabilir.
  4. D Cömertlik, kişinin imkânına göre paylaşabilmesiyle ilgilidir.
  5. E Az veren kişi cömert sayılmaz.
9

Peygamber sevgisinin günümüzde nasıl anlamlı kılınabileceği tartışılmaktadır. Bu sevgiyi bugüne taşıyan davranış hangisidir?

  1. A Yalnız özel günlerde tören düzenlemek
  2. B Yalnız levha asmak
  3. C Yalnız şiir okumak
  4. D Doğruluk, emanete sadakat ve merhamet gibi ilkeleri gündelik ilişkilerde uygulamak
  5. E Yalnız geçmişi anmak
10
KişiZorluk karşısında
BirinciHedefinden vazgeçmeden çalışmayı sürdürüyor
İkinciHiçbir şey yapmadan bekliyor

Tabloda iki kişinin zorluk karşısındaki tutumu verilmiştir. Sabır kavramı bakımından bu tabloya dayanarak yapılabilecek en uygun değerlendirme hangisidir?

  1. A İkisi de sabır göstermektedir.
  2. B Sabır yalnızca beklemektir.
  3. C Sabır; çabayı sürdürmeyi içerir, hareketsiz bekleyiş sabır değildir.
  4. D Sabrın çalışmayla ilgisi yoktur.
  5. E İkisi de sabırsızdır.
11

Bir davranışın tanımı

Bir kişinin, orada bulunmayan biri hakkında hoşlanmayacağı şeyleri başkalarına anlatması.

Yukarıda tanımı verilen davranış hangisidir ve neden sakıncalı sayılır?

  1. A İftira; söylenen doğru değildir.
  2. B Gıybet; kişi kendini savunamadan onuru zedelenir.
  3. C Kibir; kişi kendini üstün görür.
  4. D İsraf; kaynak boşa harcanır.
  5. E Riya; gösteriş yapılır.
12

Bir kavramın tanımı

Kişinin, düşünmeden ve zorlanmadan ortaya koyabildiği; alışkanlık hâline gelmiş davranış biçimlerinin bütünü.

Yukarıda tanımı verilen kavram hangisidir?

  1. A Ahlak
  2. B İbadet
  3. C İman
  4. D Kader
  5. E Kaza
13

Camilerde ve tekkelerde Hz. Peygamber’in ve Ehlibeyt’in adlarının yazılı olduğu levhaların bulunduğu görülmektedir. Bu uygulamanın anlamı nedir?

  1. A Mekânın süslenmesi
  2. B Yazının kolay okunması
  3. C Levhaların ucuz olması
  4. D Mekânı boş bırakmama isteği
  5. E Sevginin gündelik mekâna taşınması ve hatırlamanın sürekli kılınması
14

Muharrem ayında aşure pişirilip komşulara dağıtılması geleneğinin taşıdığı anlam sorulmaktadır. Doğru açıklama hangisidir?

  1. A Ehlibeyt’i anma ile paylaşma ve komşuluk bilincini birleştirmesi
  2. B Yalnız bir yemek geleneği olması
  3. C Yalnız tarım takvimiyle ilgili olması
  4. D Yalnız kışa hazırlık olması
  5. E Yalnız çocukları sevindirmesi
15

Bir kavram

Sözlükte "ev halkı" anlamına gelen bu kavram, İslam kültüründe Hz. Peygamber’in aile fertlerini ifade eder.

Yukarıda tanımı verilen kavram, kültürümüzde derin bir sevgi ve saygıyla anılır. Bu kavramın adı nedir?

  1. A Ashab
  2. B Ehlibeyt
  3. C Tabiin
  4. D Muhacir
  5. E Ensar
16
VahiyAkılToplumsaldeneyim

Kartlarda ahlaki değerlerin oluşumunda etkili olan kaynaklar verilmiştir. Bu kartlar birlikte değerlendirildiğinde ahlak hakkında ulaşılabilecek en uygun yargı hangisidir?

  1. A Ahlaki değerlerin oluşumunda birden çok kaynak birlikte etkilidir.
  2. B Ahlak yalnızca tek bir kaynaktan doğar.
  3. C Aklın ahlakla ilgisi yoktur.
  4. D Toplumsal deneyim ahlakı bozar.
  5. E Ahlak hiçbir kaynağa dayanmaz.
17

Süleyman Çelebi’nin yazdığı ve yüzyıllardır okunan eserin kültürümüzdeki yeri sorulmaktadır. Bu eser nedir ve ne anlatır?

  1. A Mesnevi; tasavvufi hikâyeler anlatır
  2. B Divan; aşk şiirleri içerir
  3. C Siyer; savaşları anlatır
  4. D Mevlit (Vesîletü’n-Necât); Hz. Peygamber’in doğumunu ve hayatını anlatır
  5. E Kaside; devlet büyüklerini över
18
Kişisözünde dururKarşı tarafgüven duyarİlişkisürerToplumişbirliğikolaylaşır

Şemada bir ahlaki davranışın etkisi basamaklar hâlinde verilmiştir. Şemaya göre ahlaki değerlerin toplumsal işlevi hakkında ulaşılabilecek sonuç hangisidir?

  1. A Ahlak yalnızca kişiyi ilgilendirir.
  2. B Güven ahlaktan bağımsızdır.
  3. C Ahlakın ilişkilerle ilgisi yoktur.
  4. D Ahlaki davranışlar güven üreterek toplumsal işbirliğini kolaylaştırır.
  5. E İşbirliği ahlakla azalır.
19

Arkadaşının neden üzgün olduğunu anlamak için kendini onun yerine koyan ve ona göre davranan bir öğrencinin bu tutumu hangi kavramla adlandırılır?

  1. A Gıybet
  2. B Kibir
  3. C İsraf
  4. D Riya
  5. E Empati
20
ISıra kapmakIIGıybet etmekIIIÖdünç alıpvermemekIVSıraya girmek

Kartlarda dört davranış numaralandırılmıştır. Bunlardan üçü başkasının hakkını çiğner, biri ise hakkı gözetir. Kartlara göre hakkı GÖZETEN davranış hangisidir?

  1. A I
  2. B II
  3. C III
  4. D IV
  5. E I ve II
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. C 2. C 3. B 4. C 5. E 6. B 7. A 8. D 9. D 10. C 11. B 12. A 13. E 14. A 15. B 16. A 17. D 18. D 19. E 20. D
1. sorunun çözümü

İyi niyet davranışı değerli kılar; ancak özensizlikten doğan sonuç da sorumluluk doğurur.

  1. Durumu iki yönden değerlendirelim, çünkü soruda hem niyetin hem sonucun gözetildiği söyleniyor.
  2. Niyet yönünden: kişi arkadaşına yardım etmek istiyordu, amacı iyiydi. Bu, davranışı kötü niyetli bir zarardan ayırır.
  3. Sonuç yönünden: dikkatsizlik yüzünden bir zarar doğmuş. Gereken özenin gösterilmemesi bir sorumluluk doğurur. En uygun yorum ikisini birlikte anmalıdır.
  4. Denetleyelim: iki uç yorum da eksik kalırdı ✓ — biri sonucu, öteki niyeti yok sayardı.

Sık yapılan hata: "Niyet iyi olduğu için hiçbir sorumluluk doğmaz." demek. Ahlaki değerlendirmede yalnız niyet değil SONUÇ da gözetilir; iyi niyet, özen göstermemekten doğan sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

2. sorunun çözümü

Hz. Peygamber’i öven şiir türüne naat denir.

  1. Divan edebiyatındaki türler çoğunlukla konularına göre ayrılır; seçenekleri bu ölçütle sıralayalım.
  2. Mersiye bir ölüm ve yas şiiridir, gazel aşkı işler, rubai ise konusuyla değil dört dizelik biçimiyle tanımlanır.
  3. Kaside de bir övgü şiiridir, ama muhatabı çoğunlukla devlet büyükleridir. Özel olarak Hz. Peygamber’i öven tür naattır; divan şairlerinin eserlerine tevhit ve naatla başlaması bu yüzden gelenek hâline gelmiştir.
  4. Denetleyelim: ayırt edici olan övgünün kendisi değil, muhatabı ✓.

Sık yapılan hata: Kaside demek. Kaside de bir ÖVGÜ şiiridir, ama muhatabı genellikle devlet büyükleridir; Hz. Peygamber’e yazılan övgü şiirinin adı naattır.

3. sorunun çözümü

Ahlaki nitelik, davranışın koşullardan bağımsız olarak sürdürülmesiyle ortaya çıkar.

  1. Ahlakın tanımındaki ölçütü anımsayalım: alışkanlık hâline gelmiş davranış. Alışkanlık, koşula bakılmaksızın yinelenendir.
  2. Birinci kişi yalnızca yakalanma riski varken doğru söylüyor. Onun davranışını belirleyen şey doğruluk değil, riskin varlığı.
  3. İkinci kişi kimse bilmese de doğru söylüyor; davranışı koşula bağlı değil. Öyleyse doğruluk ancak her durumda sürdürüldüğünde ahlaki bir nitelik kazanır.
  4. Denetleyelim: risk anında dışarıdan bakan biri ikisini de doğru sözlü görürdü ✓ — ayrım riskin olmadığı anda ortaya çıkıyor.

Sık yapılan hata: "İkisinde de doğruluk ahlaki bir nitelik kazanmıştır." demek. Birinci kişinin davranışı KOŞULA bağlı; risk ortadan kalktığında sürmüyor, bu yüzden alışkanlık sayılmaz.

4. sorunun çözümü

Kerbela’da Hz. Peygamber’in torunu ve yakınlarının şehit edilmesi, olayı haksızlığa karşı duruşun simgesi hâline getirmiştir.

  1. Bir olayın yüzyıllarca eserlere konu olması iki şey gerektirir: derin bir bağ ve olayı aşan bir anlam.
  2. Bağ akrabalıktan geliyor: şehit edilen Hz. Hüseyin, Hz. Peygamber’in torunudur. Ehlibeyt sevgisi olayı doğrudan bu sevginin alanına taşıyor.
  3. Aşan anlam ise olayın kendisinden doğuyor; Kerbela haksızlığa karşı duruşun simgesi hâline gelmiştir. Mersiyeler, makteller ve aşure geleneği bu hafızanın taşıyıcılarıdır.
  4. Denetleyelim: seçeneklerdeki süre, uzaklık ve az bilinme ölçütleri ✓ — hiçbiri bir olayın neden anlam kazandığını açıklamıyor.

Sık yapılan hata: "Olayın yakın tarihte olması" demek. Kerbela yakın tarihte DEĞİL, yüzyıllar öncesinde gerçekleşti; izin derinliği zamanla değil olayın taşıdığı anlamla ilgilidir.

5. sorunun çözümü

Ayet peygamberi "güzel bir örnek" olarak sunar; sevginin asıl karşılığı onun ahlakını örnek almaktır.

  1. Ayetteki anahtar ifadeyi alalım: "güzel bir örnek". Örnek, bakılıp geçilen değil izlenen bir şeydir; içinde bir davranış talebi taşır.
  2. Seçeneklerin dördü ise sevgiyi bir ifade biçimine indirgiyor: tören, şiir, söz ya da belirli günler. Bunların hepsi sevginin dile getiriliş yollarıdır.
  3. Ayet ifadeyi değil karşılığı ölçü yapıyor. Sevginin karşılığı, örnek alınan ahlakın kişinin davranışlarına yansımasıdır.
  4. Denetleyelim: ayet törenleri ya da şiiri reddetmiyor ✓ — onları sevginin ölçüsü saymıyor.

Sık yapılan hata: "Sevginin yalnız sözle dile getirilmesi" demek. Söz sevginin bir İFADESİDİR; ayet ise ifadeyi değil, örnek almanın davranışa yansımasını ölçü olarak veriyor.

6. sorunun çözümü

Çocuk ilk örnekleri ailede görür; anlatılan kıssalar ve yaşanan gelenekler ilk izleri bırakır.

  1. Aktarımın nasıl işlediğini soralım: bir değer önce bilgi olarak mı öğrenilir, yoksa yaşanarak mı?
  2. Çocuk okuma yazma öğrenmeden çok önce ailesinde kandil gecesinde toplanmayı, mevlit dinlemeyi, aşure dağıtmayı görür. Bunlar ona açıklama olarak değil, yaşantı olarak geçer.
  3. Bu yaşantılar bilgiden önce bir aidiyet duygusu oluşturur; sonradan gelen bilgi de bu zemine yerleşir. Ailenin rolü budur.
  4. Denetleyelim: okul ve cami de rol oynuyor ✓ — ama ilk ve en erken olan aile.

Sık yapılan hata: "Yalnız kitapların yeterli olması" demek. Kitap bilgiyi verir, ama çocukta ilk izi bırakan şey EVDE yaşanan geleneklerdir; aidiyet bilgiden önce oluşuyor.

7. sorunun çözümü

Gıybette söylenen doğru ama hoşlanılmayan bir şeydir; iftirada söylenen asılsızdır.

  1. Tablonun kurgusu şu: solda kavram, sağda söylenenin doğruluğu. Ayrımın ölçütü doğruluk.
  2. Dolu satır: gıybet → doğru ama hoşlanılmayan. Yani söylenen gerçektir; sorun onun arkadan konuşulmasıdır.
  3. İftirada ise söylenenin kendisi gerçek değildir; kişiye yapmadığı bir şey yakıştırılır. Karşılık "asılsız, uydurulmuş" olur.
  4. Denetleyelim: iki davranış da sakıncalı ✓ — ama ayrım sakıncada değil, söylenenin doğruluğunda.

Sık yapılan hata: "Doğru ve hoşlanılan" demek. Tablodaki ayrım doğruluk üzerine kurulu ve gıybet için "doğru" zaten yazılmış; iftirayı ayıran şey söylenenin ASILSIZ olmasıdır.

8. sorunun çözümü

Cömertlik mutlak miktarla değil, kişinin imkânına oranla paylaşabilmesiyle ölçülür.

  1. Tablodaki iki kişiyi karşılaştıralım. Birincinin geliri çok yüksek ama yardımı çok az.
  2. İkincinin geliri sınırlı, ama imkânına göre düzenli olarak veriyor.
  3. Yalnız miktara bakılsaydı birinci kişi daha cömert görünebilirdi. Oysa ölçüt verilenin kişinin imkânına oranıdır; tablodan çıkan sonuç budur.
  4. Denetleyelim: ikinci kişide "düzenli" ifadesi de var ✓ — süreklilik, ahlakın alışkanlık yönüyle uyuşuyor.

Sık yapılan hata: "Cömertlik verilen miktarın büyüklüğüyle ölçülür." demek. Tablo tam bu ölçütü SINIYOR: çok kazanıp çok az veren kişi, imkânına göre düzenli veren kişiden daha cömert sayılmaz.

9. sorunun çözümü

Sevgiyi bugüne taşıyan şey, örnek alınan ahlaki ilkelerin gündelik ilişkilerde uygulanmasıdır.

  1. Sorudaki anahtar sözcük "bugüne taşımak". Öyleyse aranan davranış şimdiki zamanda ve süregiden ilişkiler içinde olmalı.
  2. Seçeneklerin dördü ise ya geçmişe dönük ya belirli günlere bağlı: tören düzenlemek, levha asmak, şiir okumak, geçmişi anmak. Hepsi sevginin ifadesidir ama bugünle sürekli bir bağ kurmaz.
  3. Doğruluk, emanete sadakat ve merhamet gibi ilkeler ise her gün, işte, okulda ve komşulukta uygulanır. Sevgiyi bugüne taşıyan davranış budur.
  4. Denetleyelim: ölçü ünitenin kendi ölçüsüyle aynı ✓ — sevginin karşılığı ahlakın davranışa yansımasıdır.

Sık yapılan hata: "Yalnız geçmişi anmak" demek. Anmak sevginin bir parçasıdır, ama yönü GEÇMİŞEDİR; soru ise sevgiyi bugüne taşıyan davranışı istiyor.

10. sorunun çözümü

Sabır, zorluk karşısında çabayı sürdürmektir; hareketsiz bekleyiş sabır değildir.

  1. Tablodaki iki tutumu ayıralım: birincisi zorluğa karşın çalışmayı sürdürüyor, ikincisi hiçbir şey yapmadan bekliyor.
  2. İkisi de bir zorlukla karşılaşmış ve ikisi de hemen vazgeçmemiş; buraya kadar benziyorlar.
  3. Ayrım çabada. Sabır, dağılmadan çalışmayı sürdürmeyi içerir; hiçbir şey yapmadan beklemek sabır değil, hareketsizliktir.
  4. Denetleyelim: birinci kişi hedefinden de vazgeçmemiş ✓ — hem yön hem çaba sürüyor.

Sık yapılan hata: "Sabır yalnızca beklemektir." demek. Tablodaki ikinci kişi tam bunu yapıyor ama bir çaba göstermiyor; sabır beklemeyi değil, zorluk karşısında ÇABAYI sürdürmeyi anlatır.

11. sorunun çözümü

Kişinin arkasından hoşlanmayacağı şeylerin konuşulmasına gıybet denir.

  1. Tanımdaki iki ögeyi ayıralım: sözü edilen kişi orada yok ve hakkında hoşlanmayacağı şeyler anlatılıyor.
  2. Bu davranışın adı gıybettir. Sakıncasını da tanımın birinci ögesi veriyor: kişi orada olmadığı için söylenenlere karşılık veremez.
  3. Kendini savunma imkânı bulunmadan hakkında konuşulan kişinin onuru korumasız kalır; gerekçe budur.
  4. Denetleyelim: söylenenin doğru olması sakıncayı ortadan kaldırmıyor ✓ — sorun doğruluk değil, savunmasızlık.

Sık yapılan hata: "İftira; söylenen doğru değildir." demek. Tanımda söylenenin asılsız olduğu SÖYLENMİYOR; anlatılan davranış gıybettir ve sakıncası kişinin kendini savunamamasıdır.

12. sorunun çözümü

Alışkanlık hâline gelmiş, zorlanmadan ortaya konan davranış biçimlerinin bütününe ahlak denir.

  1. Tanımdaki iki ölçütü ayıralım: davranış düşünmeden ve zorlanmadan ortaya konuyor, ayrıca alışkanlık hâline gelmiş.
  2. İkisi birlikte, davranışın tek seferlik bir seçim değil, kişide yerleşik bir hâl aldığını söylüyor.
  3. Seçenekleri eleyelim: iman bir kabul, ibadet belirli uygulamalar, kader ile kaza ise takdir ve gerçekleşmeyle ilgili kavramlardır. Tanımı karşılayan kavram ahlaktır.
  4. Denetleyelim: "bütünü" sözcüğü de bunu destekliyor ✓ — tek bir davranıştan değil, davranış biçimlerinin tamamından söz ediliyor.

Sık yapılan hata: İbadet demek. İbadet, belirli biçim ve zamanları olan UYGULAMALARDIR; tanımda ise alışkanlık hâline gelmiş davranış biçimlerinin bütününden söz ediliyor.

13. sorunun çözümü

Levhalar sevgiyi gündelik mekâna taşıyarak hatırlamayı sürekli kılar.

  1. Levhaların nerede durduğuna bakalım: camilerde ve tekkelerde, yani insanların düzenli olarak girdiği mekânlarda.
  2. Bu konum hatırlamayı özel günlere bağlı olmaktan çıkarıyor. Kandil ya da mevlit gibi belirli vesileler beklenmeden, her girişte bir hatırlatma oluyor.
  3. Böylece sevgi bir törenin içinde kalmayıp gündelik mekâna yerleşiyor. Uygulamanın anlamı budur; sanat burada bir hatırlatma aracıdır.
  4. Denetleyelim: levhalarda yazılı olan şey ADLAR ✓ — içerik seçilmiş, yani amaç yalnız görsel değil.

Sık yapılan hata: "Mekânın süslenmesi" demek. Levhalar süs işlevi de görebilir, ama üzerlerinde yazılı olan adlar özellikle SEÇİLMİŞTİR; süs amacı olsaydı içeriğin ne olduğu önemsiz kalırdı.

14. sorunun çözümü

Aşure geleneği, Ehlibeyt’i anmayı paylaşma ve komşuluk bilinciyle aynı edimde birleştirir.

  1. Gelenekteki iki edimi ayıralım: aşure Muharrem ayında pişiriliyor ve komşulara dağıtılıyor.
  2. Birinci edim zamanı belirliyor. Muharrem, Kerbela’nın ve Ehlibeyt’i anmanın ayıdır; yani pişirme bir hatırlamaya bağlı.
  3. İkinci edim ise hatırlamayı evin içinden çıkarıp komşuluğa taşıyor. Böylece anma ile paylaşma tek bir edimde birleşiyor; geleneğin anlamı budur.
  4. Denetleyelim: seçeneklerin dördü "yalnız" diyor ✓ — hepsi geleneğin iki yanından birini görmezden geliyor.

Sık yapılan hata: "Yalnız bir yemek geleneği olması" demek. Aşurenin özellikle MUHARREM ayında pişirilmesi ve dağıtılması, onu sıradan bir yemek geleneğinden ayırıyor.

15. sorunun çözümü

Ehlibeyt, sözlükte "ev halkı" anlamına gelir ve Hz. Peygamber’in aile fertlerini ifade eder.

  1. Tanımdaki sözlük anlamını tutalım: "ev halkı". Aranan kavram bir aileyi karşılamalı.
  2. Seçeneklere bu ölçütle bakalım. Ashab ve tabiin birer kuşağı adlandırıyor; muhacir ve ensar ise Mekke’den göç edenleri ve onları Medine’de karşılayanları. Dördü de aileyi değil topluluğu anlatıyor.
  3. Aile fertlerini karşılayan tek kavram Ehlibeyttir; sözlük anlamı da bunu doğruluyor.
  4. Denetleyelim: ölçüt yakınlığın türü ✓ — söz konusu olan arkadaşlık ya da hicret değil, akrabalık.

Sık yapılan hata: Ashab demek. Ashab, Hz. Peygamber’i görüp ona ARKADAŞLIK eden Müslümanları adlandırır; Ehlibeyt ise onun ev halkını, yani ailesini ifade eder.

16. sorunun çözümü

Kartlar üç ayrı kaynağı birlikte veriyor; ahlak bunlardan birine indirgenemez.

  1. Kartları okuyalım: vahiy, akıl, toplumsal deneyim.
  2. Üçü de ahlaki değerlerin oluşumunda etkili kaynaklar olarak aynı düzlemde sunulmuş; hiçbiri ötekini dışlayacak biçimde verilmemiş.
  3. Öyleyse en uygun yargı, ahlaki değerlerin oluşumunda birden çok kaynağın birlikte etkili olduğudur.
  4. Denetleyelim: tek kaynak yeterli olsaydı üç kart verilmezdi ✓ — kartların sayısı yargıyı zaten işaret ediyor.

Sık yapılan hata: "Ahlak yalnızca tek bir kaynaktan doğar." demek. Kartlarda ÜÇ kaynak birlikte veriliyor ve hiçbiri ötekinin yerine geçecek biçimde sunulmuyor.

17. sorunun çözümü

Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-Necât adlı eseri, Hz. Peygamber’in doğumunu ve hayatını anlatan mevlittir.

  1. Seçenekler iki bilgiyi birden veriyor: eserin adı ve konusu. Doğru seçenekte ikisinin de tutması gerekir.
  2. Sorudaki ipuçları şunlar: eser Süleyman Çelebi’ye ait ve yüzyıllardır okunuyor. "Okunmak" burada anahtar — söz konusu olan bir vesileyle seslendirilen metin.
  3. Mesnevi, divan, siyer ve kaside ayrı türlerdir ve hiçbiri Süleyman Çelebi ile anılmaz. Aranan eser Vesîletü’n-Necât, halk arasındaki adıyla Mevlittir.
  4. Denetleyelim: doğum, ölüm, sünnet ve kandillerde okunması ✓ — eserin halk hayatına yerleştiğini gösteriyor.

Sık yapılan hata: "Siyer; savaşları anlatır" demek. Siyer bir eser adı değil TÜR adıdır ve yalnız savaşları değil Hz. Peygamber’in bütün hayatını konu alır.

18. sorunun çözümü

Ahlaki davranışlar güven üreterek toplumsal işbirliğini kolaylaştırır.

  1. Şemadaki basamakları okuyalım: kişi sözünde durur → karşı taraf güven duyar → ilişki sürer → toplumda işbirliği kolaylaşır.
  2. Zincir tek bir kişinin davranışıyla başlıyor ama orada kalmıyor; her basamakta kapsam genişliyor.
  3. Ortadaki halka güvendir: sözünde duran biriyle iş yapmak öngörülebilir olur. Şemanın gösterdiği sonuç, ahlaki davranışların güven üreterek işbirliğini kolaylaştırmasıdır.
  4. Denetleyelim: zincirde bir zorlama ya da yaptırım yok ✓ — işbirliğini kolaylaştıran şey güvenin kendisi.

Sık yapılan hata: "Ahlak yalnızca kişiyi ilgilendirir." demek. Şema kişisel bir davranıştan başlayıp TOPLUMSAL işbirliğine kadar uzanıyor; etkisi kişiyle sınırlı kalmıyor.

19. sorunun çözümü

Kendini karşıdakinin yerine koyarak onun duygusunu anlamaya çalışmaya empati denir.

  1. Öğrencinin yaptığını iki adımda görelim: önce kendini arkadaşının yerine koyuyor, sonra buna göre davranıyor.
  2. Birinci adım anlamayla, ikincisi bu anlayışa uygun davranmayla ilgili; ikisi birlikte bir tutumu tanımlıyor.
  3. Kendini karşıdakinin yerine koyarak onun duygusunu anlamaya çalışmanın adı empatidir.
  4. Denetleyelim: öğrenci kendi bakışını dayatmıyor ✓ — durumu arkadaşının bakışıyla değerlendiriyor.

Sık yapılan hata: Riya demek. Riya, bir davranışı GÖSTERİŞ için yapmaktır; burada ise arkadaşının duygusunu anlamaya çalışan bir tutum var.

20. sorunun çözümü

Sıraya girmek herkesin sırasını koruyan davranıştır; ötekiler başkasının hakkını çiğner.

  1. Her karta aynı soruyu soralım: bu davranış bir başkasının hakkını çiğniyor mu, gözetiyor mu?
  2. I. sıra kapmak, bekleyenlerin sırasını alır. II. gıybet, kişinin onurunu zedeler. III. ödünç alıp vermemek, sahibinin malını elinde tutar. Üçü de bir hak ihlali.
  3. IV. sıraya girmek ise herkesin kendi sırasını korumasını sağlar; hakkı gözeten davranış budur.
  4. Denetleyelim: üç ihlal farklı alanlarda ✓ — biri zaman, biri onur, biri mal; gözetilen hak ise ortak düzen.

Sık yapılan hata: I demek. Sıra kapmak, bekleyenlerin hakkını ÇİĞNEYEN davranışlardan biridir; hakkı gözeten davranış IV numaralı karttaki sıraya girmektir.

9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi diğer yazılılar

Bu kâğıt gerçek bir okul sınavının kopyası değil; kendi soru havuzumuzdan, müfredat sırasına göre derlenmiş bir alıştırma yazılısıdır. Öğretmensen sınıfına özel kâğıt üretebilirsin — öğretmen kaydı.