9. Sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi 2. Dönem 2. Yazılı
20 soru · cevap anahtarı ve adım adım çözüm sayfanın altında
Kapsanan konular
| Görev | Anlamı |
|---|---|
| Tebliğ | İlahi mesajı insanlara ulaştırmak |
| Temsil | ? |
Tabloda peygamberin iki temel görevi verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloya göre boş bırakılan bölüme ne yazılmalıdır?
- A Mesajı gizlemek
- B Mesajı değiştirmek
- C Mesajı kendi yaşayışıyla göstermek
- D Mesajı yazıya geçirmemek
- E Mesajı yalnızca yakınlarına anlatmak
Hz. Muhammed’in öğrenmeyi teşvik ettiği, bilmeyenin bilene sorması gerektiğini belirttiği bilinmektedir. Bu tutumun eğitim anlayışı bakımından öne çıkardığı ilke hangisidir?
- A Bilginin yalnızca belirli kişilere ait olması
- B Öğrenmenin belirli bir yaşla sınırlı olması
- C Bilgiyi elde etmenin herkes için sürekli bir sorumluluk olması
- D Soru sormanın uygun olmaması
- E Öğrenmenin gereksizliği
Hz. Muhammed’in, kendisine yıllarca zarar veren kişiler karşısında güç sahibi olduğunda cezalandırma yerine affetmeyi seçmesi hangi değeri örneklendirir?
- A Bencillik
- B Öfke
- C Kayıtsızlık
- D Bağışlayıcılık
- E Kararsızlık
Bir uygulama
Hz. Muhammed, önemli kararlar öncesinde arkadaşlarının görüşünü sorar; kendi düşüncesinden farklı olsa da uygun bulduğu görüşü uygulardı.
Yukarıda anlatılan uygulama hangi ilkeyi örneklendirir?
- A İnfak
- B Tevekkül
- C Tebliğ
- D Sabır
- E İstişare (danışma)
Kartlarda bu ünitede işlenen üç temel düşünce verilmiştir. Kartlar birlikte değerlendirildiğinde ulaşılabilecek en kapsayıcı sonuç hangisidir?
- A Örneklik yalnızca sözle olur.
- B Peygamberin insan yönü örnekliğini zayıflatır.
- C Örnek almanın bugünle ilgisi yoktur.
- D İlkeler uygulanamaz.
- E İnsan olarak yaşadığı hayatta ilkeleri uygulaması, onu izlenebilir bir örnek kılmıştır.
Kartlarda Veda Hutbesi’nde öne çıkan bazı ilkeler verilmiştir. Bu ilkelerin ortak yönü hangisidir?
- A Yalnızca dönemin şartlarıyla sınırlı olmaları
- B İnsan onurunu ve haklarını korumayı amaçlamaları
- C Yalnızca ekonomiyle ilgili olmaları
- D Yalnızca askerî konuları kapsamaları
- E Uygulanabilir olmamaları
Kartlarda Hz. Muhammed’in mesajının kapsamına ilişkin üç ifade verilmiştir. Bu kartların birlikte gösterdiği nitelik hangisidir?
- A Yerellik
- B Belirsizlik
- C Geçicilik
- D Sınırlılık
- E Evrensellik
| İlke | Bugünkü karşılığı |
|---|---|
| Emanete sadakat | Görevini eksiksiz yapmak |
| İstişare | Ekip kararı almak |
| Merhamet | ? |
Tabloda bazı ilkeler bugünkü karşılıklarıyla eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki mantığa göre soru işaretli yere en uygun ifade hangisidir?
- A Rakibi geride bırakmak
- B Karar almaktan kaçınmak
- C Kuralları esnetmek
- D İhtiyaç sahibinin durumunu gözeterek davranmak
- E Sorumluluğu devretmek
Hz. Muhammed’in komşu hakkını sıkça hatırlattığı ve komşusu açken tok yatmamayı öğütlediği aktarılır. Bu öğüdün toplumsal karşılığı hangisidir?
- A Paylaşmanın gereksizliği
- B Komşuluk ilişkilerinin sınırlandırılması
- C Yardımın yalnızca uzaktakilere yapılması
- D Yakın çevreden başlayan somut bir dayanışma anlayışı
- E Yalnızca akrabaların gözetilmesi
Bir yöneticinin karar öncesinde ekibine danışmasının, kararın uygulanması bakımından sağladığı en önemli yarar hangisidir?
- A Kararın gizli kalması
- B Karara katılanların uygulamayı sahiplenmesi
- C Kararın geciktirilmesi
- D Sorumluluğun ortadan kalkması
- E Ekibin dağılması
| Kişi | Toplumsal konumu | Uygulanan ölçü |
|---|---|---|
| Birinci | İtibarlı bir aileden | Aynı |
| İkinci | Sıradan bir kimse | Aynı |
Tabloda aynı suçu işleyen iki kişiye uygulanan ölçü gösterilmiştir. Bu uygulama hangi ilkeyi örneklendirir?
- A Suçun görmezden gelinmesi
- B Cezaların kaldırılması
- C İtibarın belirleyici olması
- D Hukukun kişiye göre uygulanması
- E Adaletin kişinin konumuna göre değişmemesi
Hz. Muhammed’e peygamberlik gelmeden önce Mekkeliler tarafından emanetlerin bırakıldığı, sözüne güvenildiği bilinmektedir. Bu sebeple kendisine verilen sıfat hangisidir?
- A el-Kâtip
- B el-Fatih
- C el-Hâfız
- D el-Emin
- E el-Muhtar
| Kaynak | Niteliği |
|---|---|
| Kur’an-ı Kerim | Allah’tan gelen bildirim |
| Sünnet | Bu bildirimin uygulanmış biçimi |
Tabloda iki kaynağın niteliği verilmiştir. Tabloya göre bu iki kaynağın ilişkisi için en uygun ifade hangisidir?
- A Sünnet, Kur’an’ın anlaşılmasını ve uygulanmasını gösterir.
- B Sünnet, Kur’an’ın yerine geçer.
- C İkisinin ilişkisi yoktur.
- D Kur’an sünnetten türemiştir.
- E İkisi de aynı şeydir.
Şemada tebliğ sürecinde yaşananlar sırayla verilmiştir. Şemaya göre bu süreçte öne çıkan tutum hangisidir?
- A Görevi devretme
- B Kısa sürede geri çekilme
- C Zorluk karşısında vazgeçmeme ve kararlılık
- D Anlaşmazlıktan kaçınmama
- E Baskıya boyun eğme
Peygamberin insanlar arasından, insan olarak seçilmesinin örneklik açısından en önemli sonucu hangisidir?
- A Ulaşılamayan bir örnek olması
- B Yaşadığı hayatın insanlar için uygulanabilir bir örnek oluşturması
- C İnsanlarla ilişki kurmaması
- D Yalnızca sözle anlatması
- E Örnek alınmasının gereksizleşmesi
| Öğrenci | Örnek alma biçimi |
|---|---|
| Birinci | Yalnızca dış görünüşü taklit ediyor |
| İkinci | Dürüstlük ve merhamet gibi ilkeleri davranışına taşıyor |
Tabloda iki öğrencinin örnek alma biçimi karşılaştırılmıştır. Örnekliğin amacı düşünüldüğünde daha uygun olan tutum ve gerekçesi hangisidir?
- A İkinci; örnekliğin amacı ilkelerin davranışa yansımasıdır.
- B Birinci; görünüş en önemli ölçüttür.
- C İkisi de aynıdır.
- D İkisi de yanlıştır.
- E Birinci; ilkeler öğrenilemez.
Bir öğrenci internette gördüğü, kaynağı belirtilmemiş bir sözü Hz. Muhammed’e ait sanarak paylaşmıştır. Öğretmeni bu paylaşımın sakıncalı olduğunu söylemiştir. Öğretmenin gerekçesi hangisidir?
- A Sözlerin hiç paylaşılmaması gerektiği
- B İnternette hiç doğru bilgi bulunmadığı
- C Kaynağı doğrulanmayan bir sözün ona ait gösterilmesinin yanlış bilgi yaymak olduğu
- D Yalnızca kitapların okunabileceği
- E Paylaşımın her zaman yasak olduğu
Bir bildirim
Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in de bir insan olduğunu; yiyip içtiğini, çarşıda dolaştığını ve zamanı geldiğinde vefat edeceğini bildirir.
Yukarıdaki bilgi, Hz. Muhammed’in hangi yönünü vurgulamaktadır?
- A İnsan (beşer) yönünü
- B Melek yönünü
- C Yönetici yönünü
- D Tüccar yönünü
- E Şair yönünü
Kartlarda Hz. Muhammed’in tutumuna ilişkin örnekler verilmiştir. Bu örneklerin ortak yönü hangisidir?
- A Merhametin insanla sınırlı olmayıp tüm canlıları kapsaması
- B Yalnızca çocuklara yönelik olması
- C Yalnızca akrabaları kapsaması
- D Yalnızca savaş zamanına ait olması
- E Merhametle ilgisi bulunmaması
Bir kavramın kapsamı
Hz. Muhammed’in sözleri, uygulamaları ve bir davranış karşısında sessiz kalarak onay vermesi.
Yukarıda kapsamı verilen kavram hangisidir?
- A Vahiy
- B Sünnet
- C İcma
- D Kıyas
- E Tefsir
🔑 Cevap anahtarı ve çözümler — önce kendin çöz
1. sorunun çözümü
Temsil, ulaştırılan mesajın peygamberin kendi yaşayışında somutlaşmasıdır.
- Tablonun kurgusu şu: solda görev, sağda anlamı. İki görev birbirini tamamlıyor.
- Dolu satır: tebliğ → ilahi mesajı insanlara ulaştırmak. Bu, mesajın SÖZLE aktarılmasıdır.
- Temsil ise aynı mesajın yaşayışta görünmesidir: anlatılan ilkeyi kendi davranışında göstermek. İkisi birlikte peygamberin görevini oluşturur.
- Denetleyelim: tebliğ olmadan mesaj duyulmaz, temsil olmadan somutlaşmaz ✓ — biri ötekinin yerini tutmuyor.
Sık yapılan hata: "Mesajı gizlemek" demek. Gizlemek tebliğ görevinin tam TERSİDİR; temsil ise mesajı gizlemek değil, yaşayarak göstermektir.
2. sorunun çözümü
Bilmeyenin sorması ve öğrenmenin teşvik edilmesi, öğrenmeyi herkes için sürekli bir sorumluluk yapar.
- Anlatılan tutumdaki iki ögeyi ayıralım: öğrenme teşvik ediliyor ve bilmeyenin bilene sorması isteniyor.
- İkinci öge belirleyici. "Bilmeyen sorsun" demek, bilginin belirli bir kesime ait olmadığını ve sormanın kusur sayılmadığını gösterir.
- Teşvikin bir yaş ya da kesim sınırı da konmamış. Öyleyse öne çıkan ilke, bilgiyi elde etmenin herkes için sürekli bir sorumluluk olmasıdır.
- Denetleyelim: soru sormak engellenmiyor, isteniyor ✓ — öğrenmenin yolu olarak gösteriliyor.
Sık yapılan hata: "Bilginin yalnızca belirli kişilere ait olması" demek. Bilmeyenin sorması istendiğine göre bilgi belirli bir kesime KAPATILMIYOR, tersine paylaşılması bekleniyor.
3. sorunun çözümü
Cezalandırma gücü elindeyken affetmeyi seçmek bağışlayıcılığın en belirgin örneğidir.
- Durumdaki iki ögeyi ayıralım: geçmişte uğranılan zarar ve şimdi elde bulunan güç.
- Güç elde olmasaydı affetmek bir seçim sayılmazdı; başka yapılacak bir şey olmadığı için zorunluluk olurdu.
- Burada ise cezalandırmak mümkünken affetmek tercih ediliyor. Bir seçenek varken ondan vazgeçmek, bağışlayıcılığı örneklendirir.
- Denetleyelim: affetmek zararı yok saymak değil ✓ — zarar kabul ediliyor, karşılığı istenmiyor.
Sık yapılan hata: Kayıtsızlık demek. Kayıtsızlık olan biteni ÖNEMSEMEMEKTİR; burada ise zarar biliniyor, cezalandırma gücü var ve buna karşın affetmek seçiliyor.
4. sorunun çözümü
Karar öncesinde görüş almaya ve ortak akla başvurmaya istişare denir.
- Anlatılan uygulamayı adım adım okuyalım: önemli kararlardan önce arkadaşlarının görüşü soruluyor.
- Üstelik alınan görüş kendi düşüncesinden farklı olsa bile uygun bulunduğunda uygulanıyor. Yani danışma biçimsel değil, sonucu gerçekten etkiliyor.
- Karar öncesinde başkalarının görüşünü alıp ortak akla başvurmanın adı istişaredir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki tevekkül, sabır ve infak ayrı kavramlar ✓ — hiçbiri karar öncesi danışmayı anlatmıyor.
Sık yapılan hata: Tevekkül demek. Tevekkül, gereken çabayı gösterdikten SONRA sonucu Allah’a bırakmaktır; burada anlatılan ise karar öncesinde görüş almaktır.
5. sorunun çözümü
Kartlar insan olma, ilkeleri uygulama ve örnek olma basamaklarını birleştirir.
- Üç kartı okuyalım: insan olarak yaşadı, ilkeleri uyguladı, örnek olarak kaldı.
- Kartlar bir zincir kuruyor. Birinci kart koşulu veriyor: aynı hayatı, aynı zorlukları yaşadı.
- İkinci kart o koşullarda ne yaptığını söylüyor: ilkeleri uyguladı. Üçüncü kart ise sonucu: bu yüzden izlenebilir bir örnek oldu. En kapsayıcı sonuç üçünü birlikte anmalıdır.
- Denetleyelim: birinci kart olmadan üçüncüsü kurulamazdı ✓ — insanüstü bir örnek izlenemezdi.
Sık yapılan hata: "Peygamberin insan yönü örnekliğini zayıflatır." demek. Kartlar TERSİNİ söylüyor: örnekliği mümkün kılan şey, aynı koşullarda yaşamış olmasıdır.
6. sorunun çözümü
Can, mal, kadın hakları, eşitlik ve emanet; hepsi insan onurunu ve temel hakları korumada birleşir.
- Kartlardaki ilkeleri tek tek okuyalım: can ve mal dokunulmazlığı, kadın hakları, üstünlüğün takvayla ölçülmesi, emanetin gözetilmesi.
- Her biri farklı bir alana bakıyor: biri güvenliğe, biri aile ve toplum hayatına, biri ölçüte, biri sorumluluğa.
- Ortak yönleri amaçlarında: hepsi kişinin onurunu ve temel haklarını korumayı hedefliyor. Üstünlüğün soyla değil takvayla ölçülmesi de bu amacın bir parçasıdır.
- Denetleyelim: ilkelerin hiçbiri tek bir alana kapanmıyor ✓ — ekonomiyle ya da askerî konuyla sınırlı değiller.
Sık yapılan hata: "Yalnızca ekonomiyle ilgili olmaları" demek. Kartlarda can dokunulmazlığı ve kadın hakları da var; ilkeler ekonomiyle SINIRLI değildir.
7. sorunun çözümü
Kavim ve zaman sınırının bulunmaması ve muhatabın tüm insanlar olması evrenselliği ifade eder.
- Üç kartı okuyalım: belirli bir kavme değil, belirli bir zamana değil, tüm insanlara.
- İlk ikisi olumsuzlama yoluyla sınır kaldırıyor: ne bir topluluk ne bir dönem sınırı var.
- Üçüncü kart ise kapsamı olumlu biçimde veriyor: muhatap tüm insanlar. Sınırların kaldırılıp kapsamın en genişe açılması evrensellik demektir.
- Denetleyelim: üç kart aynı yönde ✓ — biri sınır koysaydı evrensellikten söz edilemezdi.
Sık yapılan hata: Yerellik demek. Yerellik belirli bir yer ya da toplulukla SINIRLI olmak demektir; kartlar tam da bu sınırların bulunmadığını söylüyor.
8. sorunun çözümü
Tabloda her ilke bugün uygulanabilir bir davranışa çevrilmiştir; merhametin karşılığı ihtiyaç sahibini gözetmektir.
- Tablonun kurgusu şu: solda ilke, sağda bugünkü karşılığı. Her satırda soyut bir ilke somut bir davranışa çevriliyor.
- Dolu satırlar bunu gösteriyor: emanete sadakat → görevini eksiksiz yapmak; istişare → ekip kararı almak. İkisi de günlük hayatta yapılabilecek işler.
- Merhametin karşılığı da aynı somutlukta olmalı: ihtiyaç sahibinin durumunu gözeterek davranmak.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki öteki ifadeler bir ilkeyi karşılamıyor ✓ — kural esnetmek ya da sorumluluk devretmek merhametle ilgili değil.
Sık yapılan hata: "Rakibi geride bırakmak" demek. Bu bir yarışma tutumudur ve merhametle ilgisi YOKTUR; merhametin karşılığı ihtiyaç sahibini gözetmektir.
9. sorunun çözümü
Dayanışmayı en yakın çevreden başlatmak, yardımı uygulanabilir hâle getirir.
- Öğüdün kimi işaret ettiğine bakalım: komşu, yani kişinin en yakın çevresi.
- Neden en yakın çevre? Çünkü komşunun durumu bilinebilir ve müdahale hemen yapılabilir. Uzaktaki bir ihtiyacı fark etmek de gidermek de güçtür.
- Böylece yardım soyut bir ilke olmaktan çıkıp somut bir davranışa dönüşür. Öğüdün toplumsal karşılığı, yakın çevreden başlayan somut bir dayanışma anlayışıdır.
- Denetleyelim: yakından başlamak uzağı dışlamıyor ✓ — dayanışmanın başlangıç noktasını gösteriyor.
Sık yapılan hata: "Yardımın yalnızca uzaktakilere yapılması" demek. Öğüt en YAKIN çevreyi, komşuyu işaret ediyor; uzağı dışlamıyor ama başlangıç noktasını yakına koyuyor.
10. sorunun çözümü
Karar sürecine katılan kişi sonucu kendi kararı gibi görür; bu da uygulamayı sahiplenmeyi artırır.
- Sorunun istediği şey uygulama aşamasına ilişkin bir yarar; öyleyse kararı kimin hayata geçireceğine bakalım.
- Kararı uygulayacak olan ekiptir. Ekip karar sürecinin dışında kaldığında karar ona dışarıdan gelmiş bir talimat olur.
- Görüşü alınan kişi ise sonucu kendinden sayar. Bu sahiplenme, uygulamada isteği ve özeni artırır.
- Denetleyelim: danışmak sorumluluğu ortadan kaldırmıyor ✓ — karar yine verilir ve sonucu üstlenilir.
Sık yapılan hata: "Sorumluluğun ortadan kalkması" demek. Danışmak kararı ORTAK yapar ama sorumluluğu yok etmez; karar verilir ve sonucu üstlenilir.
11. sorunun çözümü
Konum değiştiği hâlde ölçü değişmemiştir; bu, adaletin kişiye göre değişmediğini gösterir.
- Tabloyu bir deney gibi okuyalım: neyin değiştiğini, neyin sabit kaldığını ayıralım.
- Değişen şey toplumsal konum: biri itibarlı bir aileden, öteki sıradan bir kimse. Suç ise ikisinde de aynı.
- Buna karşın uygulanan ölçü de aynı kalmış. Konum değişirken sonucun değişmemesi, ölçünün kişiye bağlı olmadığını gösterir; adaletin ilkesi budur.
- Denetleyelim: ölçü kişiye göre değişseydi adalet değil ayrıcalık olurdu ✓ — tablo tam bunun olmadığını gösteriyor.
Sık yapılan hata: "İtibarın belirleyici olması" demek. Tablo tam TERSİNİ gösteriyor: itibar farkına karşın uygulanan ölçü değişmemiş.
12. sorunun çözümü
"el-Emin" güvenilir demektir ve bu sıfat peygamberlikten önce verilmiştir.
- Metindeki iki davranışa bakalım: Mekkeliler ona emanetlerini bırakıyor ve sözüne güveniyorlar.
- İkisi de aynı niteliği gösteriyor: güvenilirlik. Emanet bırakmak, kişinin onu koruyacağına inanmak demektir.
- Bu niteliği karşılayan sıfat "el-Emin"dir; güvenilir anlamına gelir.
- Denetleyelim: sıfat peygamberlikten ÖNCE verilmiş ✓ — yani toplumun kendi gözlemine dayanıyor.
Sık yapılan hata: "el-Hâfız" demek. Bu sıfat EZBERLEME ve koruma ile ilgilidir; metinde anlatılan ise güvenilirliktir ve karşılığı el-Emin’dir.
13. sorunun çözümü
Sünnet, vahyin hayata nasıl geçirileceğini gösteren uygulama örneğidir.
- Tablonun kurgusu şu: solda kaynak, sağda niteliği.
- Dolu satırları okuyalım: Kur’an-ı Kerim Allah’tan gelen bildirim, sünnet ise bu bildirimin uygulanmış biçimi.
- İki nitelik farklı düzeylerde: biri bildirim, öteki o bildirimin hayattaki karşılığı. Öyleyse sünnet Kur’an’ın yerine geçmez; onun anlaşılmasını ve uygulanmasını gösterir.
- Denetleyelim: tabloda ikisi ayrı satırlarda ✓ — aynı şey olsalardı tek satır yeterdi.
Sık yapılan hata: "Sünnet, Kur’an’ın yerine geçer." demek. Tabloya göre sünnet bildirimin UYGULANMIŞ biçimidir; bildirimin kendisinin yerini almaz.
14. sorunun çözümü
Şemada baskıya karşın davetin sürdürülmesi kararlılığı gösterir.
- Şemadaki basamakları sırayla okuyalım: davet zorlukla karşılanır → baskı, ambargo ve dışlanma → hicret → davet sürdürülür.
- İlk iki basamak giderek ağırlaşan bir engel dizisi. Üçüncüsü ise bir yöntem değişikliği: merkez değişiyor.
- Son basamak belirleyici: yöntem değişse de görev bırakılmıyor. Öne çıkan tutum, zorluk karşısında vazgeçmemek ve kararlılıktır.
- Denetleyelim: hicret bir geri çekilme değil ✓ — şemanın son basamağı davetin sürdüğünü söylüyor.
Sık yapılan hata: "Kısa sürede geri çekilme" demek. Şemanın son basamağı davetin SÜRDÜĞÜNÜ söylüyor; hicret vazgeçme değil, yeni bir merkezde sürdürmedir.
15. sorunun çözümü
Aynı koşulları yaşayan bir örnek, davranışın uygulanabilir olduğunu gösterir.
- Sorunun istediği şey örneklik açısından bir sonuç; öyleyse "örnek alınabilmek için ne gerekir?" diye soralım.
- Bir davranışın örnek alınabilmesi için izleyenin de aynı koşullarda onu yapabilmesi gerekir. İnsanüstü bir varlığın davranışı hayranlık uyandırır ama izlenemez.
- Peygamber insanlar arasından seçildiği için aynı zorlukları, aynı ihtiyaçları yaşamıştır. Bu koşullarda ortaya koyduğu davranış, uygulanabilir bir örnek oluşturur.
- Denetleyelim: bu, insan yönünün örnekliği zayıflatmadığını gösteriyor ✓ — tersine onu mümkün kılıyor.
Sık yapılan hata: "Ulaşılamayan bir örnek olması" demek. İnsan olarak seçilmesi örnekliği ULAŞILMAZ değil, tam tersine ulaşılabilir kılar.
16. sorunun çözümü
Örneklik dış biçimin taklidi değil, ilkelerin kavranıp davranışa dönüştürülmesidir.
- Tablodaki iki tutumu ayıralım. Birinci öğrenci yalnızca dış görünüşü taklit ediyor.
- İkinci öğrenci dürüstlük ve merhamet gibi ilkeleri davranışına taşıyor.
- Örnekliğin amacını soralım: bir kişinin dış biçimini kopyalamak mı, yoksa onun ilkelerini yaşamak mı? Amaç ikincisidir; bu yüzden daha uygun olan tutum ikinci öğrencinindir.
- Denetleyelim: ilkeler her çağda uygulanabilir ✓ — dış biçim ise döneme ve yere bağlıdır.
Sık yapılan hata: "Birinci; görünüş en önemli ölçüttür." demek. Görünüş döneme ve yere bağlıdır ve TAKLİT edilebilir; örnekliğin ölçütü ise ilkelerin davranışa yansımasıdır.
17. sorunun çözümü
Kaynağı doğrulanmayan bir sözü birine mal etmek yanlış bilgi yaymak olur.
- Öğrencinin yaptığını adım adım görelim: internette bir söz görüyor, kaynağı belirtilmemiş, buna karşın Hz. Muhammed’e ait sanıp paylaşıyor.
- Buradaki eksik adım doğrulama. Bir sözün kime ait olduğu, güvenilir kaynaklara bakılmadan bilinemez.
- Doğrulanmamış bir söz birine mal edildiğinde, o kişi söylemediği bir şeyin sahibi gibi gösterilmiş olur. Paylaşan da bu yanlış bilgiyi yaymış olur.
- Denetleyelim: sakınca paylaşımın kendisinde değil ✓ — doğrulanmış bir söz paylaşılabilir.
Sık yapılan hata: "Sözlerin hiç paylaşılmaması gerektiği" demek. Sakınca paylaşmakta DEĞİL, kaynağı doğrulanmamış bir sözü birine mal etmektedir.
18. sorunun çözümü
Yeme, içme ve vefat gibi nitelikler insan olma yönünü ifade eder.
- Metinde sayılan nitelikleri listeleyelim: yiyip içmek, çarşıda dolaşmak, zamanı gelince vefat etmek.
- Bu niteliklerin ortak yanı nedir? Üçü de insanın günlük hayatına ve ölümlülüğüne ait; melekler için bunlardan söz edilmez.
- Öyleyse vurgulanan şey Hz. Muhammed’in insan (beşer) yönüdür. Peygamberlik görevi bu yönü ortadan kaldırmaz.
- Denetleyelim: metinde yöneticilik ya da ticaretten söz edilmiyor ✓ — sıralanan nitelikler yalnız insan olmaya ait.
Sık yapılan hata: "Melek yönünü" demek. Metindeki nitelikler tam TERSİNİ gösteriyor: yeme, içme ve vefat melekler için söz konusu değildir.
19. sorunun çözümü
Örnekler çocuğu, yetimi ve hayvanı birlikte kapsadığı için merhametin sınırı geniş tutulmuştur.
- Üç kartı okuyalım: çocuklara şefkat, yetimi gözetme, hayvana eziyeti yasaklama.
- Üçünün de ortak yanı, korunmaya muhtaç bir tarafın gözetilmesi. Ama kapsamlarına dikkat edelim.
- İlk ikisi insanlarla ilgili; üçüncüsü ise hayvanı da içine alıyor. Bu genişleme, merhametin insanla sınırlı tutulmadığını gösterir.
- Denetleyelim: kartlar bir zamana ya da akrabalığa bağlanmıyor ✓ — sınırlayıcı bir koşul yok.
Sık yapılan hata: "Yalnızca çocuklara yönelik olması" demek. Kartlarda çocuğun yanında yetim ve HAYVAN da var; kapsam çocuklarla sınırlı değil.
20. sorunun çözümü
Söz, fiil ve onayların bütününe sünnet denir.
- Verilen kapsamı parçalarına ayıralım: sözler, uygulamalar ve bir davranış karşısında sessiz kalarak onay verme.
- Üçü de Hz. Muhammed’den kaynaklanıyor; hiçbiri doğrudan Allah’tan gelen bir bildirim değil. Bu, kavramı vahiyden ayırıyor.
- Söz, fiil ve onayın bütününü karşılayan kavram sünnettir.
- Denetleyelim: sessiz kalarak onay da kapsama giriyor ✓ — bu yüzden tanım yalnız "söz" ile sınırlanamıyor.
Sık yapılan hata: Vahiy demek. Vahiy ALLAH’TAN gelen bildirimdir; sünnet ise Hz. Muhammed’in söz, uygulama ve onaylarının bütünüdür.