Osmanlı Devleti’nin Devletleşme Süreci ile Ordu, Hukuk ve Toprak Sistemleri Arasındaki İlişkiler
10. Sınıf Tarih Osmanlı Devleti’nin Devletleşme Süreci ile Ordu, Hukuk ve Toprak Sistemleri Arasındaki İlişkiler Testi
Tımar sistemi ve dirlik, tımarlı sipahi ile kapıkulu, devşirme, şer’i ve örfi hukuk, kanunname ve divan; 1453-1683 arasında bu düzende yaşanan değişim. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.
Bölüm
Osmanlı Devleti’nin Devletleşme Süreci ile Ordu, Hukuk ve Toprak Sistemleri Arasındaki İlişkiler
Soru / Süre
20 soru / süre yok
Seviye
Orta
Güncelleme
11 Eylül 2026
Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin
Bu testten bir örnek
Yukarıda işleyişi verilen düzen, Osmanlı’nın hem ordusunu hem üretimini ayakta tutan temel yapıdır. Sözü edilen düzenin adı nedir?
+10 puan
soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?
Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?
Yarıyı geçtin!
doğrun var. Üye olursan bu testin puanı hanene yazılır, rozet ve rütbe kazanırsın.
Cevapların kaybolmaz — üye olunca test kaldığın yerden devam eder.
Testteki 20 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
-
1. Yukarıda işleyişi verilen düzen, Osmanlı’nın hem ordusunu hem üretimini ayakta tutan temel yapıdır. Sözü edilen düzenin adı nedir?
- A) İltizam
- B) Tımar sistemi
- C) Devşirme
- D) Vakıf
- E) Müsadere
Doğru cevap: B — Mülkiyeti devlette kalan toprağın vergi gelirinin asker besleme şartıyla bir görevliye bırakıldığı düzen tımar sistemidir.
- Tanımdaki iki ipucunu ayıralım: toprağın mülkiyeti devlettedir, görevliye verilen ise toprağın kendisi değil bölgenin vergi geliridir.
- Bu gelirin karşılığı bir yükümlülüktür: görevli, yani sipahi, bu gelirle asker (cebelü) besleyip yetiştirir ve sefere götürür.
- Toprağın işlenmesi üretimi, askerin beslenmesi orduyu ayakta tutar; iki işlevi birlikte gören düzenin adı tımar sistemidir.
- Denetleyelim: tımarda sipahi toprağı satamaz, miras bırakamaz; yalnız gelirini hizmet karşılığı kullanır ✓ — tanımdaki "mülkiyet devlette kalır" koşuluyla örtüşüyor.
-
2. Tabloda dirlik türleri ile verildiği kesimler eşleştirilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tablodaki boşluğa gelmesi gereken ifade hangisidir?
- A) Yabancı tüccarlara
- B) Yalnız vakıflara
- C) Yalnız yabancı elçilere
- D) Sipahilere ve hizmeti görülen askerlere
- E) Yalnız kadılara
Doğru cevap: D — Dirliklerin en küçüğü olan tımar, sipahilere ve savaşta hizmeti görülen askerlere verilirdi.
- Tablo dirlikleri büyükten küçüğe sıralıyor: has yıllık geliri en yüksek olandır ve padişaha, hanedan üyelerine, üst düzey yöneticilere ayrılır.
- Zeamet orta büyüklükteki dirliktir; sancakbeyi, subaşı gibi orta dereceli görevlilere verilir.
- Tımar en küçük dirliktir. Asıl işlevi askerî olduğu için tımarlı sipahilere ve savaşta yararlılık gösterip ödüllendirilen askerlere verilir.
- Denetleyelim: boşluğa "sipahilere ve hizmeti görülen askerlere" konunca sıralama gelir büyüklüğü ile görev kademesi arasında tutarlı bir basamak oluşturur ✓.
-
3. Tımar sisteminde toprağını üst üste üç yıl boşta bırakan köylünün toprağı başkasına verilirdi. Bu kuralın devlet açısından amacı nedir?
- A) Üretimin ve dolayısıyla vergi gelirinin sürekliliğini korumak
- B) Köylüyü topraktan uzaklaştırmak
- C) Sipahinin gelirini azaltmak
- D) Toprağı satılabilir hâle getirmek
- E) Vergi toplamayı bırakmak
Doğru cevap: A — Üç yıl boş bırakılan toprağın başkasına verilmesi, üretimin ve ona bağlı vergi gelirinin kesintisiz sürmesini amaçlar.
- Tımar düzeninde köylü toprağın sahibi değil, işleyicisidir; devletin beklentisi toprağın sürekli ürün vermesidir.
- Boş kalan toprak ürün vermez. Ürün yoksa öşür gibi ürüne bağlı vergi toplanamaz ve sipahi asker besleyeceği geliri kaybeder.
- Kural bu zinciri korumak için toprağı işlemeyenin elinden alıp işleyecek birine verir; hedef köylüyü cezalandırmak değil üretimi korumaktır.
- Denetleyelim: toprak yeniden işlenince hem ürün hem vergi hem de tımarın askerî geliri geri gelir ✓.
-
4. Kapıkulu askerleri doğrudan padişaha bağlıydı, başkentte bulunur ve üç ayda bir maaş alırdı. Bu düzenin merkezî yönetime sağladığı üstünlük nedir?
- A) Ordunun taşraya dağılması
- B) Askerin toprağa bağlanması
- C) Vergi toplamanın kolaylaşması
- D) Sefere çıkılmaması
- E) Merkezde doğrudan padişaha bağlı sürekli bir gücün bulunması
Doğru cevap: E — Başkentte duran, maaşlı ve doğrudan padişaha bağlı kapıkulu ordusu merkeze sürekli ve güvenilir bir güç sağlar.
- Metindeki üç özelliği sıralayalım: kapıkulu doğrudan padişaha bağlıdır, başkentte bulunur ve üç ayda bir maaş (ulufe) alır.
- Maaşı hazineden aldığı için kapıkulunun geçimi bir taşra beyine ya da toprağa bağlı değildir; sadakati de padişaha yönelir.
- Başkentte sürekli bulunan bu güç, padişahın taşradaki beylerin askerine muhtaç olmadan karar uygulayabilmesini sağlar; bu, merkezî otoriteyi güçlendirir.
- Denetleyelim: "merkezde doğrudan padişaha bağlı sürekli bir güç" ifadesi metindeki üç özelliğin üçünü de karşılıyor ✓.
-
5. Devşirme usulüyle alınan çocuklar önce Türk ailelerinin yanına verilir, sonra Acemi Ocağı’nda yetiştirilirdi. Bu aşamalı eğitimin amacı nedir?
- A) Çocukların askerlikten uzaklaştırılması
- B) Tarımda çalıştırılmaları
- C) Dil, gelenek ve düzene alıştırılarak devlete bağlı görevli yetiştirilmesi
- D) Ailelerine geri gönderilmeleri
- E) Yalnız zanaat öğretilmesi
Doğru cevap: C — Devşirmelerin önce Türk ailelerine, sonra Acemi Ocağı’na verilmesi, onları dil ve düzene alıştırıp devlete bağlı görevli yapmayı amaçlar.
- Eğitimin iki aşamasını ayıralım: birinci aşamada çocuklar Türk ailelerinin yanında Türkçeyi, gelenekleri ve İslam’ı öğrenir.
- İkinci aşamada Acemi Ocağı’nda askerî eğitim ve disiplin alırlar; buradan Yeniçeri Ocağı’na ya da yetenekliyse Enderun’a geçerler.
- Ailesinden koparılan ve devletin yetiştirdiği bu kişilerin bağlılığı yalnız padişaha ve devlete yönelir; amaç sadık ve nitelikli görevli yetiştirmektir.
- Denetleyelim: "dil, gelenek ve düzene alıştırılarak devlete bağlı görevli yetiştirilmesi" iki aşamanın ikisini de açıklıyor ✓.
-
6. Tabloda Osmanlı hukukunun iki kaynağı verilmiş, birinin kapsamı boş bırakılmıştır. Tabloda eksik kalan kapsam hangisidir?
- A) Yalnız aile hukuku
- B) Yalnız miras hükümleri
- C) Yalnız ibadet konuları
- D) Padişahın iradesiyle düzenlenen devlet ve toprak işleri
- E) Yalnız ceza hükümleri
Doğru cevap: D — Örfi hukuk, dinî hükümlerin doğrudan düzenlemediği devlet, toprak ve idare işlerini padişahın iradesiyle düzenler.
- Tablonun ilk satırı şer’i hukuku veriyor: kaynağı dinî hükümlerdir; aile, miras, ibadet gibi alanları kapsar.
- Devlet yönetimi, vergi, toprak ve teşkilat gibi pek çok konu dinî metinlerde ayrıntılı düzenlenmemiştir; bu boşluğu padişahın ferman ve kanunnameleri doldurur.
- Padişahın iradesine, örfe ve devletin ihtiyacına dayanan bu kurallar örfi hukuku oluşturur.
- Denetleyelim: boşluğa "padişahın iradesiyle düzenlenen devlet ve toprak işleri" gelince iki satır birbirini tamamlıyor, çakışmıyor ✓.
-
7. Fatih Sultan Mehmet, devlet teşkilatını ve görevlilerin yetkilerini yazılı bir metinde toplatmıştır. Bu düzenlemenin devletleşme sürecine katkısı nedir?
- A) Yetkilerin belirsiz kalması
- B) Devletin işleyişinin yazılı ve öngörülebilir kurallara bağlanması
- C) Divanın kaldırılması
- D) Kadıların görevden alınması
- E) Ordunun dağıtılması
Doğru cevap: B — Fatih’in teşkilat kanunnamesi, devletin işleyişini yazılı ve öngörülebilir kurallara bağlayarak kurumsallaşmayı sağlamıştır.
- Metin bir yazılı metinden söz ediyor: Fatih Sultan Mehmet’in hazırlattığı Kanunname-i Âl-i Osman, devlet teşkilatını ve görevlilerin yetkilerini sıralar.
- Kimin hangi görevi yapacağı ve hangi yetkiye sahip olduğu yazıya geçince yönetim kişilerin anlık kararına bırakılmaz.
- Kurallar önceden bilindiği için görevliler ve halk ne ile karşılaşacağını öngörebilir; bu, bir beylikten kurumsal devlete geçişin göstergesidir.
- Denetleyelim: "yazılı ve öngörülebilir kurallara bağlanması" metindeki "yetkilerin yazılı bir metinde toplanması" ile doğrudan örtüşüyor ✓.
-
8. Divan-ı Hümayun’da devlet işleri görüşülür, halktan gelen davalar da karara bağlanırdı. Bu kurumun yönetim açısından işlevi nedir?
- A) Yalnız savaş kararı alması
- B) Yalnız vergi toplaması
- C) Yalnız elçileri kabul etmesi
- D) Yalnız ordu sevk etmesi
- E) Devletin en yüksek karar ve yargı organı olarak çalışması
Doğru cevap: E — Divan-ı Hümayun hem devlet işlerinin karara bağlandığı hem de davaların görüldüğü en yüksek karar ve yargı organıdır.
- Metin iki ayrı işlev sayıyor: devlet işleri görüşülür, halktan gelen davalar da karara bağlanır.
- Birinci işlev yönetimle ilgilidir: savaş, barış, atama, vergi gibi konularda karar alınır. İkinci işlev yargıyla ilgilidir: Divan, en üst mahkeme gibi çalışır.
- İki işlevi birlikte taşıyan tek bir kurum olduğu için Divan-ı Hümayun devletin en yüksek karar ve yargı organıdır.
- Denetleyelim: doğru seçenek iki işlevi de kapsıyor; diğer seçenekler "yalnız" diyerek tek bir işleve daraltıyor ✓.
-
9. Kadılar bulundukları kazada hem davalara bakar hem de narh ve vakıf işlerini denetlerdi. Bu geniş görev alanının taşra yönetimine etkisi nedir?
- A) Merkezin taşradaki denetimini tek bir görevli üzerinden sürdürebilmesi
- B) Kazalarda tek bir görevlinin yetkisiz kalması
- C) Yargının kaldırılması
- D) Vergi toplanamaması
- E) Vakıfların kapanması
Doğru cevap: A — Hem yargı hem idari denetim yapan kadı sayesinde merkez, taşradaki denetimini tek bir görevli üzerinden sürdürebilmiştir.
- Kadının görevlerini sayalım: kazada davalara bakar (yargı), narh yani fiyat denetimi yapar (belediye), vakıfları denetler (idare).
- Kadı merkezden atanır ve merkeze karşı sorumludur; yani taşrada merkezin temsilcisidir.
- Bu kadar farklı işin tek elde toplanması, merkezin her kazaya ayrı ayrı görevli göndermeden yargıyı, piyasayı ve vakıfları denetlemesini sağlar.
- Denetleyelim: kadı hem yargılıyor hem denetliyor; merkezin taşradaki denetimi onun üzerinden yürüyor ✓.
-
10. Osmanlı Devleti fethettiği bölgelerde nüfusu, üretimi ve vergi kaynaklarını defterlere kaydederdi. Bu sayımların tımar düzeniyle ilişkisi nasıl kurulur?
- A) Dirliklerin gelirine göre paylaştırılabilmesini sağlaması
- B) Toprağın satılabilmesini sağlaması
- C) Askerliğin kaldırılmasını sağlaması
- D) Vergi alınmasını engellemesi
- E) Nüfusun azalmasını sağlaması
Doğru cevap: A — Tahrir sayımları, hangi bölgenin ne kadar gelir getirdiğini göstererek dirliklerin gelirine göre paylaştırılmasını sağlar.
- Dirlikler gelir büyüklüğüne göre has, zeamet ve tımar diye ayrılır; bir dirliği verebilmek için o bölgenin gelirini bilmek gerekir.
- Tahrir defterleri bölgedeki nüfusu, üretimi ve vergi kaynaklarını kaydeder; yani her bölgenin gelir hesabını çıkarır.
- Bu kayıt olmadan kime ne büyüklükte dirlik verileceği ve karşılığında kaç asker besleneceği belirlenemez; sayım tımar düzeninin veri temelidir.
- Denetleyelim: gelir bilinince dirlik gelire göre paylaştırılır ✓ — seçenek sayım ile tımar arasındaki bağı doğru kuruyor.
-
11. Ateşli silahların yaygınlaşmasıyla savaş alanında eğitimli piyade birlikleri öne çıkmıştır. Bu değişimin Osmanlı ordusundaki sonucu ne olmuştur?
- A) Tımarlı sipahi sayısının artması
- B) Ordunun tümüyle dağılması
- C) Kapıkulu ocaklarının ağırlığının artması
- D) Donanmanın kaldırılması
- E) Savaşların sona ermesi
Doğru cevap: C — Ateşli silahlar eğitimli piyadeyi öne çıkarınca Osmanlı ordusunda tüfekli piyade olan kapıkulu ocaklarının ağırlığı artmıştır.
- Metnin kurduğu neden-sonuç ilişkisi şu: ateşli silah yaygınlaşıyor, savaşta eğitimli piyade belirleyici oluyor.
- Tımarlı sipahi atlı bir birliktir ve savaşlar arasında taşrada yaşar; sürekli talim gerektiren tüfek kullanımına uygun değildir.
- Başkentte sürekli bulunan ve talim yapan yeniçeriler ise tüfekli piyadedir; bu yüzden ordunun ağırlığı kapıkulu ocaklarına kayar.
- Denetleyelim: piyade ihtiyacı arttı → piyade sınıfı büyüdü ✓ — kapıkulu sayısındaki artış bu değişimle uyumlu.
-
12. Grafikte kapıkulu asker sayısının dönemlere göre değişimi verilmiştir. Grafikteki eğilimin hazine üzerindeki sonucu nedir?
- A) Maaş giderinin azalması
- B) Vergi gelirinin artması
- C) Hazine üzerindeki maaş yükünün büyümesi
- D) Sefer sayısının azalması
- E) Tımar gelirlerinin artması
Doğru cevap: C — Maaşlı kapıkulu askerinin sayısı arttıkça üç ayda bir ödenen ulufe gideri büyür ve hazinenin yükü ağırlaşır.
- Grafiği okuyalım: kapıkulu asker sayısı dönemden döneme sürekli artıyor.
- Kapıkulu askeri tımarlı sipahi gibi toprak gelirinden değil, hazineden maaş (ulufe) alır.
- Maaş alan asker sayısı artınca hazineden çıkan toplam maaş gideri de artar; aynı dönemde gelir artmadıysa bütçe açık vermeye başlar.
- Denetleyelim: sayı artıyor, her asker maaş alıyor → toplam gider artıyor ✓; "maaş yükünün büyümesi" grafikteki eğilimin doğrudan sonucu.
-
13. Hazinenin peşin gelire ihtiyaç duyduğu dönemlerde bazı bölgelerin vergisi açık artırmayla toplayıcılara verilmiştir. Bu uygulamanın adı hangisidir?
- A) Tımar
- B) Vakıf
- C) Devşirme
- D) İltizam
- E) Müsadere
Doğru cevap: D — Bir bölgenin vergi toplama hakkının peşin bedel karşılığında açık artırmayla bir kişiye verilmesine iltizam denir.
- Metindeki anahtar ifadeler: hazinenin peşin gelire ihtiyacı var ve vergi hakkı açık artırmayla toplayıcılara veriliyor.
- Açık artırmayı kazanan kişi (mültezim) bedeli hazineye peşin öder, sonra o bölgenin vergisini kendisi toplar.
- Hazine böylece parayı beklemeden elde eder; bu usulün adı iltizamdır.
- Denetleyelim: peşin ödeme + açık artırma + vergi toplama hakkı → iltizam ✓.
-
14. İltizam usulünde vergiyi toplayan kişi, ödediği bedelin üzerine kendi kârını da eklemek isterdi. Bu durumun köylü üzerindeki etkisi nedir?
- A) Vergi yükünün artması ve üretici üzerindeki baskının çoğalması
- B) Vergilerin tümüyle kalkması
- C) Toprakların köylüye satılması
- D) Üretimin kendiliğinden artması
- E) Askerlikten muaf tutulmaları
Doğru cevap: A — Peşin bedel ödeyen mültezim kârını da köylüden çıkarmaya çalıştığı için iltizam, vergi yükünü ve üretici üzerindeki baskıyı artırmıştır.
- Mültezim, vergi toplama hakkı için hazineye önceden bir bedel ödemiştir.
- Ödediği parayı geri almak ve üstüne kâr etmek ister; kârın tek kaynağı topladığı vergidir.
- Bu yüzden köylüden olabildiğince fazla vergi toplamaya yönelir; üretici üzerindeki baskı artar.
- Denetleyelim: bedel + kâr ancak fazla vergiyle karşılanır → köylünün yükü artar ✓.
-
15. Dirliklerin hizmeti görülenler yerine iltimasla dağıtılmaya başlanması tımar düzenini bozmuştur. Bu bozulmanın ordu üzerindeki doğrudan sonucu nedir?
- A) Kapıkulunun dağılması
- B) Sefere katılan tımarlı sipahi sayısının azalması
- C) Donanmanın büyümesi
- D) Devşirmenin artması
- E) Divanın kapanması
Doğru cevap: B — Dirlikler hizmet karşılığı verilmeyince asker besleme şartı işlemez ve sefere katılan tımarlı sipahi sayısı azalır.
- Tımarın temel kuralı: dirlik, savaşta hizmet eden ve karşılığında asker besleyen kişiye verilir.
- İltimasla, yani torpille dağıtılan dirlikler askerlikle ilgisi olmayan kişilerin eline geçer; bu kişiler cebelü beslemez, sefere gitmez.
- Böylece dirlik geliri bir askerî güce dönüşmez ve orduya taşradan gelen tımarlı sipahi sayısı düşer.
- Denetleyelim: şart aranmıyor → asker beslenmiyor → sefere giden sipahi azalıyor ✓.
-
16. Merkezdeki ocakların zamanla devlet işlerine ve taht değişikliklerine karışması yönetimde ciddi bir sorun doğurmuştur. Bu durumun temel sakıncası nedir?
- A) Ordunun küçülmesi
- B) Vergi gelirinin artması
- C) Seferlerin uzaması
- D) Sınırların genişlemesi
- E) Askerî gücün siyasi kararların üzerinde etkili hâle gelmesi
Doğru cevap: E — Ocakların taht değişikliklerine karışması, askerî gücün siyasi kararların üzerinde belirleyici hâle gelmesine yol açmıştır.
- Metindeki durum: merkezdeki askerî ocaklar devlet işlerine ve padişahın değişmesine karışıyor.
- Normalde ordu siyasetin kararını uygular; burada ise karar veren konumuna geçiyor. Yeniçerilerin ayaklanmalarla padişah değiştirmesi bunun örneğidir.
- Silahlı güç siyaseti belirleyince yönetim kurala değil baskıya dayanır; asıl sakınca budur.
- Denetleyelim: taht değişikliğine karışan bir ocak, siyasi kararın üzerinde etkili demektir ✓.
-
17. Padişahların divan toplantılarına doğrudan katılmayı bırakmasıyla veziriazamın yetki alanı genişlemiştir. Bu değişimin yönetim yapısına etkisi nedir?
- A) Divanın kapanması
- B) Padişahın yetkilerinin artması
- C) Ordunun dağılması
- D) Kadıların yetkisiz kalması
- E) Yürütmenin ağırlığının veziriazama kayması
Doğru cevap: E — Padişahın divana katılmayı bırakmasıyla toplantıyı yöneten veziriazam güçlenmiş, yürütmenin ağırlığı ona kaymıştır.
- Padişah Divan-ı Hümayun’a başkanlık etmeyi bırakınca toplantıyı padişah adına veziriazam yönetmeye başlamıştır.
- Kararlar veziriazamın başkanlığında alınıp padişahın onayına sunulur; günlük yönetimin fiilî merkezi veziriazam olur.
- Böylece yürütmenin ağırlığı padişahtan veziriazama kayar; veziriazam padişahın mutlak vekili sayılır.
- Denetleyelim: toplantıyı kim yönetiyorsa günlük karar ondadır → veziriazamın yetkisi genişliyor ✓.
-
18. Osmanlı taşra düzeninde kazalar sancakları, sancaklar da eyaletleri oluştururdu. Bu basamaklı yapının yönetime sağladığı kolaylık nedir?
- A) Vergi alınmasının engellenmesi
- B) Merkezin uzak bölgeleri kademeli olarak yönetebilmesi
- C) Kadıların kaldırılması
- D) Ordunun küçülmesi
- E) Sınırların belirsizleşmesi
Doğru cevap: B — Kaza–sancak–eyalet basamakları, merkezin uzak bölgeleri kademe kademe yönetebilmesini sağlar.
- Basamakları sıralayalım: en küçük birim kazadır (başında kadı), kazalar sancağı (başında sancakbeyi), sancaklar eyaleti (başında beylerbeyi) oluşturur.
- Her birim bir üst birime bağlıdır; merkez her kazayla tek tek uğraşmaz, emrini eyalete, eyalet sancağa, sancak kazaya iletir.
- Bu basamaklı yapı, geniş ve uzak toprakların düzenli ve denetlenebilir biçimde yönetilmesini kolaylaştırır.
- Denetleyelim: iç içe birimler + bir üste bağlılık = kademeli yönetim ✓.
-
19. Tabloda iki asker sınıfı karşılaştırılmıştır. Tablodaki bilgilerden hareketle ulaşılabilecek yargı hangisidir?
- A) İki sınıfın da hazineden maaş aldığı
- B) İki sınıfın da taşrada bulunduğu
- C) Kapıkulunun hazineye, tımarlı sipahinin toprağa bağlı olduğu
- D) Tımarlı sipahinin başkentte durduğu
- E) İki sınıf arasında fark bulunmadığı
Doğru cevap: C — Tablo, tımarlı sipahinin geçimini toprağa (dirlik gelirine), kapıkulunun ise hazineye (maaşa) bağladığını gösterir.
- Gelir satırını okuyalım: tımarlı sipahi dirlik geliriyle, kapıkulu hazineden maaşla geçinir.
- Yer satırını okuyalım: tımarlı sipahi taşrada, kapıkulu başkentte bulunur.
- İki satırı birleştirince iki farklı model çıkıyor: biri taşradaki toprak gelirine, öteki merkezdeki hazineye dayanan asker.
- Denetleyelim: "kapıkulunun hazineye, tımarlı sipahinin toprağa bağlı olduğu" yargısı tablodaki her iki satırla uyumlu ✓.
-
20. Bir öğrenci; toprak düzeninin bozulmasıyla ordu yapısının ve vergi usulünün de değiştiğini fark etmiştir. Öğrencinin bu tespitinden çıkaracağı genel sonuç nedir?
- A) Toprak düzeninin ordudan bağımsız olduğu
- B) Vergi usulünün hiç değişmediği
- C) Ordunun toprakla ilişkisiz kurulduğu
- D) Ordu, hukuk ve toprak düzeninin birbirine bağlı bir bütün oluşturduğu
- E) Değişimin yalnız orduyu etkilediği
Doğru cevap: D — Toprak düzenindeki bozulmanın orduyu ve vergi usulünü de değiştirmesi, bu üç alanın birbirine bağlı bir bütün olduğunu gösterir.
- Öğrencinin gözlemi bir zincir: toprak düzeni bozuluyor → ordu yapısı değişiyor → vergi usulü değişiyor.
- Bağı kuralım: tımar hem vergi toplamayı hem asker beslemeyi aynı anda yapıyordu. Tımar bozulunca taşradan asker gelmedi, maaşlı kapıkulu büyüdü.
- Maaş gideri artınca hazine peşin paraya muhtaç kaldı ve iltizam yaygınlaştı; yani bir alandaki değişim ötekilere zincirleme yansıdı.
- Denetleyelim: alanlar birbirinden bağımsız olsaydı biri bozulunca diğerleri değişmezdi ✓ — gözlem bağımlılığı kanıtlıyor.
Bu testin konusundaki MEB kazanımları
Öğretim programından — bu konuda neyin ölçüldüğünü gösterir.
- TAR.10.2.3 Osmanlı Devleti’nin ordu, hukuk ve toprak sistemi ile devletleşme süreci arasındaki ilişkiyi çözümleyebilme
- TAR.10.3.2 1453-1683 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin yönetim ve ordu yapısında meydana gelen değişim ve sürekliliğe ilişkin kaynakları yorumlayabilme
Öğretmen misiniz?
Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.