Türk-İslam Medeniyetinin Bilim, Kültür, Eğitim ve Sanat Alanlarında Ortaya Çıkardığı Etkiler
10. Sınıf Tarih Türk-İslam Medeniyetinin Bilim, Kültür, Eğitim ve Sanat Alanlarında Ortaya Çıkardığı Etkiler Testi
Selçuklu medresesinden Osmanlı külliyesine: Nizamiye medreseleri, darüşşifa, vakıf düzeni, ahilik, Sahn-ı Seman, rasathane, mimari ve kitap sanatları. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.
Bölüm
Türk-İslam Medeniyetinin Bilim, Kültür, Eğitim ve Sanat Alanlarında Ortaya Çıkardığı Etkiler
Soru / Süre
20 soru / süre yok
Seviye
Orta
Güncelleme
11 Eylül 2026
Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin
Bu testten bir örnek
Yukarıda sözü edilen kurumlar, Türk-İslam dünyasında eğitimin devlet eliyle düzenlenmesinin ilk örneklerindendir. Bu kurumların adı aşağıdakilerden hangisidir?
+10 puan
soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?
Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?
Yarıyı geçtin!
doğrun var. Üye olursan bu testin puanı hanene yazılır, rozet ve rütbe kazanırsın.
Cevapların kaybolmaz — üye olunca test kaldığın yerden devam eder.
Testteki 20 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
-
1. Yukarıda sözü edilen kurumlar, Türk-İslam dünyasında eğitimin devlet eliyle düzenlenmesinin ilk örneklerindendir. Bu kurumların adı aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Enderun
- B) Ahi zaviyesi
- C) Nizamiye medreseleri
- D) Darphane
- E) Kervansaray
Doğru cevap: C — Nizamülmülk’ün şehir şehir aynı düzende açtırdığı, öğrencisinin barınıp burs aldığı kurumlar Nizamiye medreseleridir.
- İpuçları: kurucu Büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk; kurumlar yükseköğretim yapıyor, öğrenci barınıyor ve burs alıyor, hepsi aynı düzene göre işliyor.
- Nizamülmülk, ilki 1067’de Bağdat’ta olmak üzere Nişabur, İsfahan, Merv gibi şehirlerde medreseler açtırdı; bunlar kurucusunun adıyla Nizamiye medreseleri diye anıldı.
- Aynı ders düzeni, devletin atadığı müderrisler ve vakıftan verilen bursla eğitim ilk kez bu ölçüde devlet eliyle düzenlendi.
- Denetleyelim: kurumun adı kurucunun adını taşıyor; dönem ve devlet (Büyük Selçuklu) de uyuyor ✓.
-
2. Selçuklu şehirlerinde kurulan darüşşifalarda hem hasta tedavi edilir hem de yanındaki medresede hekim yetiştirilirdi. Bu ikili yapının sağlık alanına katkısı nedir?
- A) Tedavi ile hekim yetiştirmenin aynı kurumda sürekli hâle gelmesi
- B) Hastane sayısının azalması
- C) Hekimliğin yasaklanması
- D) İlaç üretiminin durması
- E) Hastaların ücret ödemesi
Doğru cevap: A — Darüşşifa ile yanındaki medresenin bir arada olması, tedavi ile hekim yetiştirmenin aynı kurumda sürekli hâle gelmesini sağlamıştır.
- Yapı ikili: darüşşifada hasta tedavi ediliyor, yanındaki medresede hekim yetiştiriliyor. Kayseri’deki Gevher Nesibe Darüşşifası (1206) ve tıp medresesi bunun bilinen örneğidir.
- Öğrenci, kitaptan öğrendiğini hemen yanındaki hastada görür; hocası tedavi ederken izler ve uygulamaya katılır.
- Böylece hekimlik bilgisi uygulamayla birlikte kuşaktan kuşağa kesintisiz aktarılır; tedavi hizmeti de yeni hekimlerle sürer.
- Denetleyelim: seçenek ikili yapının iki parçasını (tedavi ve eğitim) birlikte açıklıyor ✓.
-
3. Tabloda Türk-İslam şehirlerindeki kurumların giderlerini karşılayan kaynak gösterilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda boş kalan kaynak hangisidir?
- A) Öğrencilerden alınan ücret
- B) Hastalardan alınan ücret
- C) Yalnız savaş ganimeti
- D) Yalnız gümrük vergisi
- E) Bağışlanan mülklerin geliri, yani vakıf
Doğru cevap: E — İmaret ve şifahanenin giderleri de medrese gibi bağışlanan mülklerin geliriyle, yani vakıfla karşılanırdı.
- Tablonun ilk satırı: medresenin gideri vakıf geliriyle karşılanıyor.
- İmaret yoksula ve yolcuya yemek, şifahane hastaya tedavi verir; ikisi de hizmeti ücretsiz sunar, bu yüzden gider başka bir kaynaktan karşılanmalıdır.
- Vakıf düzeninde bir kişi dükkân, han, hamam ya da arazi bağışlar; bu mülkün kira ve ürün geliri kurumu süresiz yaşatır.
- Denetleyelim: seçenek ilk satırla aynı kaynağı veriyor ve ücretsiz hizmetin nasıl finanse edildiğini açıklıyor ✓.
-
4. Anadolu’da ahi birlikleri hem mesleği çırağa öğretir hem de esnafın ölçü, fiyat ve kaliteye uymasını denetlerdi. Bu düzenin şehir hayatına sağladığı yarar nedir?
- A) Ürün çeşitliliğinin azalması
- B) Vergilerin kaldırılması
- C) Ticaretin yasaklanması
- D) Üretimin hem öğretilip hem denetlenerek güven altına alınması
- E) Çırakların ücretsiz çalıştırılması
Doğru cevap: D — Ahi birlikleri mesleği hem öğretip hem denetleyerek üretimi güven altına almış, bu da şehir hayatında güven sağlamıştır.
- Ahi birliklerinin iki görevi var: çırağa mesleği öğretmek ve esnafın ölçü, fiyat, kaliteye uymasını denetlemek.
- Öğretim ustalığın kuşaktan kuşağa aktarılmasını; denetim ise ürünün hilesiz, doğru tartılı ve kaliteli olmasını güvenceye alır.
- Alıcı aldığı mala, esnaf da mesleğinin itibarına güvenir; 13. yüzyılda Ahi Evran’la yaygınlaşan bu düzen çarşı hayatına istikrar getirmiştir.
- Denetleyelim: seçenek iki görevin ikisini de (öğretme ve denetleme) içeriyor ✓.
-
5. Kartlarda Anadolu Selçuklu mimarisinin belirgin ögeleri verilmiştir. Bu ögelerin ortak özelliği aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yalnız ahşaptan yapılmaları
- B) Yalnız saraylarda görülmeleri
- C) Yalnız savunma amaçlı olmaları
- D) Anadolu dışında hiç kullanılmamaları
- E) Taş ve çini işçiliğine dayanan özgün bir üslup oluşturmaları
Doğru cevap: E — Taç kapı, kümbet ve çini süsleme, taş ve çini işçiliğine dayanan özgün Anadolu Selçuklu üslubunu oluşturur.
- Ögeleri tanıyalım: taç kapı, yapının girişinde yükselen, taş oymalarla bezeli anıtsal kapıdır; kümbet, taştan yapılmış konik ya da piramit çatılı mezar yapısıdır; çini ise renkli sırlı pişmiş topraktır.
- Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası’nın taç kapısı, Kayseri Döner Kümbet, Konya Karatay Medresesi’nin çinileri bu ögelerin bilinen örnekleridir.
- Üçü bir araya gelince taş oymacılığı ile çiniyi birleştiren, Anadolu’ya özgü bir mimari dil ortaya çıkar.
- Denetleyelim: seçenek üç ögenin üçü için de geçerli; malzeme (taş ve çini) ve sonuç (özgün üslup) doğru ✓.
-
6. Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında İznik, Bursa ve Edirne art arda medreselerle donatılmıştır. Bu tercihin devletin ilim geleneğine etkisi nedir?
- A) Başkent olan şehirlerin aynı zamanda ilim merkezine dönüşmesi
- B) Medrese sayısının azalması
- C) Âlimlerin ülkeden ayrılması
- D) Eğitimin yalnız saraya kapatılması
- E) Şehirlerin küçülmesi
Doğru cevap: A — İznik, Bursa ve Edirne’nin medreselerle donatılması, devletin merkez şehirlerinin aynı zamanda ilim merkezine dönüşmesini sağlamıştır.
- İlk Osmanlı medresesi 1331’de İznik’te açıldı; Bursa ve Edirne ise sırasıyla devletin başkenti oldu.
- Devlet merkezini taşıdığı ya da yönetimde öne çıkardığı her şehre medrese kurarak âlimleri ve öğrencileri oraya çekti.
- Böylece siyasi merkez ile ilim merkezi birlikte büyüdü; yetişen âlimler devletin kadı ve müderris ihtiyacını karşıladı.
- Denetleyelim: şehirlerin sırası devletin genişleme yönüyle aynı; seçenek yönetim ile ilim arasındaki bu birlikteliği anlatıyor ✓.
-
7. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’da yaptırdığı külliyenin içine dönemin en yüksek dereceli medreselerini kurdurmuştur. Bu medreselerin bilinen adı hangisidir?
- A) Enderun
- B) Acemi Ocağı
- C) Darülfünun
- D) Sahn-ı Seman
- E) Rasathane
Doğru cevap: D — Fatih Külliyesi içindeki dönemin en yüksek dereceli medreseleri Sahn-ı Seman adıyla bilinir.
- İpuçları: kurucu Fatih Sultan Mehmet, yer İstanbul’daki külliye, kurum dönemin en yüksek dereceli medreseleri.
- Fatih Külliyesi’nde caminin iki yanına dizilen sekiz medrese kuruldu; “sekiz avlu” anlamına gelen Sahn-ı Seman adını aldı.
- Bu medreseler Osmanlı ilmiye düzeninin en üst basamağıydı; müderrisleri ve mezunları kadı, müftü ve devlet görevlisi olarak yetişirdi.
- Denetleyelim: kurum, kurucu ve yer üçü de Sahn-ı Seman ile örtüşüyor ✓.
-
8. Fatih Sultan Mehmet, Semerkant’ta yetişmiş astronom ve matematikçi Ali Kuşçu’yu İstanbul’a davet edip medreselere ders vermesini istemiştir. Padişahın bu davetinin amacı nedir?
- A) Medrese sayısını azaltmak
- B) Başkentin bilim düzeyini yetişmiş bir âlimle yükseltmek
- C) Semerkant’ı yönetmek
- D) Astronomiyi yasaklamak
- E) Yeni bir ordu kurmak
Doğru cevap: B — Fatih’in Ali Kuşçu’yu İstanbul’a davet etmesinin amacı, yeni başkentin bilim düzeyini yetişmiş bir âlimle yükseltmekti.
- Ali Kuşçu, Semerkant’ta Uluğ Bey’in gözlemevinde yetişmiş, astronomi ve matematikte tanınmış bir âlimdi.
- İstanbul 1453’te fethedilmiş yeni bir başkentti; bir ilim geleneğinin kendiliğinden oluşması uzun zaman alır.
- Fatih bu süreci hızlandırmak için yetişmiş âlimleri başkente çekti; Ali Kuşçu İstanbul’da ders vererek astronomi ve matematik bilgisinin Osmanlı medreselerine yayılmasını sağladı.
- Denetleyelim: davetten beklenen “medreselerde ders vermesi”; bu doğrudan başkentin bilim düzeyine yöneliktir ✓.
-
9. Tabloda Mimar Sinan’ın iki eseri ile özellikleri verilmiş, biri boş bırakılmıştır. Tabloda eksik bırakılan özellik hangisidir?
- A) Ahşap taşıyıcı sistemi kullanması
- B) Tek katlı olarak yapılması
- C) Süslemesiz bırakılması
- D) Yalnız savunma amacı taşıması
- E) Geniş kubbesiyle iç mekânı tek hacimde toplaması
Doğru cevap: E — Selimiye Camii’nin öne çıkan özelliği, geniş kubbesiyle iç mekânı tek hacimde toplamasıdır.
- Tablo Mimar Sinan’ın eserlerini öne çıkan özellikleriyle eşleştiriyor: Süleymaniye külliyesiyle bir şehir düzeni kuruyor.
- Selimiye (Edirne, 1575), Sinan’ın “ustalık eserim” dediği yapıdır; yaklaşık 31 metre çaplı kubbesi sekiz ayağa oturur.
- Taşıyıcıları duvarlara doğru çekerek kubbenin altında bölünmemiş, her noktadan bütünüyle görülen tek bir iç mekân elde etmiştir.
- Denetleyelim: seçilen özellik Sinan’ın yapı tekniğiyle ilgili ve Selimiye’nin bilinen yeniliğini anlatıyor ✓.
-
10. Piri Reis, Akdeniz kıyılarını, limanları ve seyir tehlikelerini anlatan bir denizcilik kitabı hazırlamıştır. Bu eserin dönemin denizciliğine sağladığı katkı nedir?
- A) Gemi yapımını yasaklaması
- B) Denizciliği yalnız savaşa bağlaması
- C) Seyir bilgisinin yazıya geçirilip aktarılabilir hâle gelmesi
- D) Limanların kapatılması
- E) Haritacılığın bırakılması
Doğru cevap: C — Piri Reis’in denizcilik kitabı, seyir bilgisinin yazıya geçirilip aktarılabilir hâle gelmesini sağlamıştır.
- Piri Reis’in eseri Kitab-ı Bahriye’dir; Akdeniz kıyılarını, limanları, akıntıları ve seyir tehlikelerini haritalarla anlatır.
- Bu bilgiler önceden kaptanların yıllarca biriktirdiği kişisel deneyimdi; kaptan ölünce ya da denizden çekilince bilgi de kaybolabiliyordu.
- Yazıya geçen bilgi ise başka denizcilere okunarak aktarılabilir, çoğaltılabilir ve kuşaktan kuşağa kalır.
- Denetleyelim: eserin içeriği (kıyı, liman, tehlike) seyir bilgisidir; katkı bu bilginin kalıcı ve paylaşılır olmasıdır ✓.
-
11. Yukarıda anlatılan çalışma, Osmanlı’da bilimsel gözlemin kurumsallaşma denemesidir. Bu çalışmanın bilimsel yöntem açısından değeri nedir?
- A) Gözlemin tümüyle terk edilmesi
- B) Takvimin kaldırılması
- C) Denizciliğin gelişmesi
- D) Matematiğin yasaklanması
- E) Ölçüm aletiyle düzenli veri toplanması
Doğru cevap: E — Takiyüddin’in gözlemevindeki çalışmanın bilimsel değeri, ölçüm aletiyle düzenli veri toplanmasıdır.
- Metinde iki öge var: gök cisimlerini ölçmek için özel aletler yaptırılmış; kayıt düzenli tutulmuş.
- Bilimsel yöntem, tek seferlik izlenime değil, aletle yapılmış, tekrarlanabilir ve karşılaştırılabilir ölçüme dayanır.
- Takiyüddin’in 1577’de İstanbul’da kurduğu gözlemevi, bu yöntemi Osmanlı’da kurumsallaştırma denemesiydi; kısa süre sonra yıkılsa da çalışmanın yöntemi değerini korur.
- Denetleyelim: seçenek metnin iki ögesini (alet ve düzenli kayıt) birebir karşılıyor ✓.
-
12. Kâtip Çelebi, kendi döneminde bilinen kitapları ve yazarları konu konu tanıtan kapsamlı bir eser hazırlamıştır. Böyle bir çalışmanın ilim hayatına katkısı nedir?
- A) Kitap yazımının durması
- B) Kütüphanelerin kapanması
- C) Var olan bilginin derlenip aranabilir hâle gelmesi
- D) Yeni eser yazılmasının yasaklanması
- E) Eserlerin yalnız saraya verilmesi
Doğru cevap: C — Kâtip Çelebi’nin kitapları ve yazarları konu konu tanıtan eseri, var olan bilginin derlenip aranabilir hâle gelmesini sağlamıştır.
- Söz konusu eser, Kâtip Çelebi’nin binlerce kitabı ve yazarını tanıttığı Keşfü’z-Zunun’dur.
- Eser yeni bir bilgi üretmekten çok var olan bilgiyi derler ve konulara göre sınıflandırır.
- Sınıflandırılmış bir liste, araştırmacıya hangi konuda hangi kitaba bakacağını gösterir; dağınık bilgiye ulaşmak hızlanır.
- Denetleyelim: “konu konu tanıtan” ifadesi tasnifi, “kapsamlı” ifadesi derlemeyi karşılıyor ✓.
-
13. Osmanlı minyatürlerinde sefer güzergâhları, şehirler ve törenler ayrıntılı biçimde resmedilmiştir. Bu eserlerin bugünkü tarihçi için taşıdığı değer nedir?
- A) Dönemin mekânları ve törenleri hakkında görsel kaynak olmaları
- B) Yalnız süs değeri taşımaları
- C) Metinlerin yerini almaları
- D) Yalnız padişahı anlatmaları
- E) Tarih yazımını gereksiz kılmaları
Doğru cevap: A — Sefer güzergâhlarını, şehirleri ve törenleri ayrıntılı gösteren Osmanlı minyatürleri, dönemin mekânları ve törenleri hakkında görsel kaynaktır.
- Minyatürlerde üç tür içerik var: sefer güzergâhları, şehirler ve törenler; hepsi ayrıntılı çizilmiş.
- Yazılı kaynaklar bir şehrin ya da törenin nasıl göründüğünü çoğu zaman anlatmaz; minyatür ise yapıların biçimini, giysileri, tören düzenini görünür kılar.
- Örneğin Matrakçı Nasuh’un sefer güzergâhındaki şehirleri gösteren minyatürleri, o şehirlerin 16. yüzyıldaki görünümüne dair önemli bir kaynaktır.
- Denetleyelim: soru bugünkü tarihçiye değeri soruyor; seçenek minyatürün kaynak niteliğini söylüyor ✓.
-
14. İznik atölyelerinde üretilen çiniler hem saray yapılarında kullanılmış hem de dışarıya satılmıştır. Bu durumun gösterdiği sonuç nedir?
- A) Çini üretiminin devlet dışında yapılamadığı
- B) Sanat üretiminin aynı zamanda bir ekonomik faaliyet olduğu
- C) Yapılarda çini kullanılmadığı
- D) Atölyelerin yalnız bir yapı için çalıştığı
- E) Çininin yalnız camilerde kullanıldığı
Doğru cevap: B — İznik çinilerinin hem saray yapılarında kullanılıp hem dışarıya satılması, sanat üretiminin aynı zamanda ekonomik bir faaliyet olduğunu gösterir.
- Metinde iki bilgi var: çiniler saray yapılarında kullanılmış; aynı zamanda dışarıya satılmış.
- Satış, üretimin karşılığında gelir elde edildiği anlamına gelir; atölye yalnız sanat eseri değil, gelir de üretir.
- Böylece çini ustaları, atölyeler ve ticaret bağlantıları bir sektör oluşturur; İznik 16. yüzyılda bu üretimle tanınan bir merkeze dönüşmüştür.
- Denetleyelim: seçenek iki bilgiyi birlikte açıklıyor; hem kullanım (sanat) hem satış (ekonomi) yargıya yansımış ✓.
-
15. Kartlarda Osmanlı şehirlerinde çoğu kez bir arada kurulan yapılar verilmiştir. Bu yapı topluluğuna verilen ad nedir?
- A) Kervansaray
- B) Külliye
- C) Kale
- D) Bedesten
- E) Arasta
Doğru cevap: B — Cami, medrese, imaret ve şifahanenin bir arada kurulduğu yapı topluluğuna külliye denir.
- Kartlardaki yapıların işlevleri: cami ibadet, medrese eğitim, imaret yemek (aşevi), şifahane sağlık.
- Osmanlı şehirlerinde bu yapılar çoğunlukla bir caminin çevresinde, tek bir plan içinde birlikte kurulurdu.
- Farklı işlevleri bir merkez etrafında toplayan bu yapı topluluğunun adı külliyedir; Süleymaniye ve Fatih külliyeleri bilinen örneklerdir.
- Denetleyelim: seçenekteki ad dört yapının dördünü de kapsıyor; diğer adlar tek bir yapı türünü anlatıyor ✓.
-
16. Bir külliye kurulduğu mahallede cami, medrese, imaret ve çarşıyı bir arada toplardı. Bu yapılanmanın şehir gelişimine etkisi nedir?
- A) Mahallelerin dağılması
- B) Nüfusun azalması
- C) Ticaretin durması
- D) Külliye çevresinde yeni mahallelerin kurulup şehrin büyümesi
- E) Şehrin sur içine sıkışması
Doğru cevap: D — Külliyenin cami, medrese, imaret ve çarşıyı bir arada toplaması, çevresinde yeni mahallelerin kurulup şehrin büyümesini sağlamıştır.
- Külliye bir mahalleye ibadet yeri, okul, aşevi ve çarşı getirir; yani hem hizmet hem iş imkânı sağlar.
- Bu imkânlar insanları çevresine çeker; esnaf dükkân açar, aileler yakınına ev yapar.
- Zamanla külliyenin çevresinde yeni mahalleler oluşur; Osmanlı şehirleri bu çekirdekler etrafında genişlemiştir.
- Denetleyelim: seçenek külliyenin çekim gücünü (hizmet ve iş) şehrin büyümesine bağlıyor ✓.
-
17. Evliya Çelebi, gezdiği şehirlerin yapılarını, halkını, âdetlerini ve konuşulan dilleri ayrıntılı biçimde kaydetmiştir. Bu kayıtların tarih araştırmalarındaki yeri nedir?
- A) Resmî belgelerin yerini almaları
- B) Yalnız edebî değer taşımaları
- C) Şehirlerin adlarını değiştirmeleri
- D) Resmî belgelerde bulunmayan günlük hayat bilgisi sunmaları
- E) Hiçbir bilgi içermemeleri
Doğru cevap: D — Evliya Çelebi’nin kayıtları, resmî belgelerde bulunmayan günlük hayat bilgisini sunduğu için tarih araştırmalarında önemlidir.
- Evliya Çelebi, Seyahatname’sinde gezdiği şehirlerin yapılarını, halkını, âdetlerini ve dillerini anlatır.
- Resmî belgeler (vergi defterleri, fermanlar) çoğunlukla vergi, toprak ve atama gibi yönetim konularını kaydeder; halkın nasıl yaşadığını, ne yiyip nasıl eğlendiğini pek anlatmaz.
- Seyahatname bu boşluğu doldurur; tarihçi iki kaynağı birlikte kullanarak dönemin daha eksiksiz bir resmini çizer.
- Denetleyelim: seçenek kayıtların içeriğini (âdet, halk, dil) ve resmî belgelerle ilişkisini birlikte açıklıyor ✓.
-
18. Medreselerde dinî ilimlerin yanında matematik, astronomi ve tıp da okutulmuştur. Bu bilgi dönemin eğitim anlayışı hakkında ne gösterir?
- A) Yalnız dinî ilimlerin okutulduğunu
- B) Eğitimin dinî ve aklî ilimleri birlikte kapsadığını
- C) Tıbbın hiç öğretilmediğini
- D) Astronominin yasak olduğunu
- E) Medreselerin yalnız yöneticilere açık olduğunu
Doğru cevap: B — Medreselerde dinî ilimlerle birlikte matematik, astronomi ve tıbbın okutulması, eğitimin dinî ve aklî ilimleri birlikte kapsadığını gösterir.
- Medrese programında iki grup ders var: dinî (naklî) ilimler ve matematik, astronomi, tıp gibi aklî ilimler.
- Metindeki “yanında” sözcüğü bu iki grubun birlikte okutulduğunu anlatıyor; biri ötekinin yerine geçmiyor.
- Bu durum dönemin eğitim anlayışında akıl yoluyla edinilen bilgilerin de ilim sayıldığını gösterir; Ali Kuşçu gibi âlimler medreselerde astronomi okutmuştur.
- Denetleyelim: seçenek metindeki iki ders grubunu birlikte içeriyor ✓.
-
19. Anadolu Selçuklu kervansarayları yolcuyu üç gün boyunca ücretsiz ağırlar, hayvanına bakar ve hastasını tedavi ederdi. Bu uygulamanın gösterdiği anlayış nedir?
- A) Ticaretin engellenmek istendiği
- B) Yolcudan yüksek ücret alındığı
- C) Hizmetin vakıf düzeniyle karşılıksız sunulduğu
- D) Kervansarayların yalnız askerlere açık olduğu
- E) Yolların kullanılmadığı
Doğru cevap: C — Kervansarayların yolcuyu üç gün ücretsiz ağırlaması, hizmetin vakıf düzeniyle karşılıksız sunulduğunu gösterir.
- Kervansarayda verilen hizmetler: konaklama, hayvan bakımı ve hasta tedavisi — hepsi üç gün boyunca ücretsiz.
- Ücretsiz bir hizmetin süreklilik kazanabilmesi için giderlerinin başka bir kaynaktan karşılanması gerekir.
- Anadolu Selçuklu kervansarayları, kurucularının bağışladığı mülklerin gelirleriyle, yani vakıf düzeniyle işletilirdi; bu da hizmeti yolcu için karşılıksız kılar.
- Denetleyelim: seçenek hem ücretsizliği hem bunun nasıl sağlandığını açıklıyor ✓.
-
20. Bir öğrenci; medrese, darüşşifa, kervansaray ve imaretin hepsinin vakıflarla yaşatıldığını fark etmiştir. Öğrencinin bu tespitinden çıkaracağı genel sonuç nedir?
- A) Vakfın, eğitim ve sağlık hizmetlerini süreklileştiren temel kurum olduğu
- B) Vakıfların yalnız cami yaptırdığı
- C) Hizmetlerin devlet bütçesinden karşılandığı
- D) Vakıfların kısa ömürlü olduğu
- E) Hizmetlerin ücretli olduğu
Doğru cevap: A — Medrese, darüşşifa, kervansaray ve imaretin vakıflarla yaşatılması, vakfın eğitim ve sağlık hizmetlerini süreklileştiren temel kurum olduğunu gösterir.
- Öğrencinin tespiti: dört farklı kurumun dördü de vakıfla yaşatılıyor.
- Vakıf, bir mülkün gelirini belirli bir hizmete süresiz olarak bağlar; kurucu ölse de gelir hizmete akmaya devam eder.
- Böylece eğitim (medrese), sağlık (darüşşifa), yolcu ağırlama (kervansaray) ve yoksul doyurma (imaret) kişilerin ömründen bağımsız, kalıcı hizmetlere dönüşür.
- Denetleyelim: seçilen sonuç dört kurumun ortak dayanağını açıklıyor ve “genel sonuç” istendiği için tek bir kuruma sıkışmıyor ✓.
Bu testin konusundaki MEB kazanımları
Öğretim programından — bu konuda neyin ölçüldüğünü gösterir.
- TAR.10.1.4 Türkistan’dan Türkiye’ye uzanan süreçte Türk-İslam medeniyetinde bilim, kültür, eğitim ve sanat alanlarında meydana gelen gelişmeleri Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecine etkisi açısından değerlendirebilme
- TAR.10.2.5 Osmanlı Devleti’nin ilim ve irfan geleneğinin oluşmasında şehir, kurum ve şahsiyetlerin etkilerine dair fikirler üretebilme
- TAR.10.3.5 1453-1683 yılları arasında Osmanlı Devleti’nde bilim, kültür, eğitim ve sanat alanlarında ortaya çıkan gelişmelere ilişkin oluşturduğu özgün ürünleri paylaşabilme
Öğretmen misiniz?
Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.