12 ✍️Türk Dili ve Edebiyatı

Giriş

📝

12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Giriş Testi

Edebiyatın düşünce akımları, felsefe ve psikolojiyle ilişkisi; dilin tarihsel değişimi ve Türkçenin önemli sözlükleri. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.

Bölüm

Giriş

Soru / Süre

20 soru / süre yok

Seviye

Orta

Güncelleme

31 Ağustos 2026

✓ Adım adım çözümlü 🔊 Sesli okuma Üyelik gerekmez

Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin

Bu testten bir örnek

Bir dönemin edebî eserleriyle o dönemin düşünce akımları arasında ilişki kurulmaktadır. Bu ilişkinin yönü sorulmaktadır. Buna göre hangisi doğrudur?

soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?

Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?

Kaldığın yerden devam ediyorsun — cevapların duruyor 👍
Testteki 20 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
  1. 1. Bir dönemin edebî eserleriyle o dönemin düşünce akımları arasında ilişki kurulmaktadır. Bu ilişkinin yönü sorulmaktadır. Buna göre hangisi doğrudur?

    Edebiyat ve düşünce akımları

    • A) Edebî eser bir düşünce akımını yansıtabilir, akım da edebiyattan beslenebilir
    • B) Edebiyat düşünceden tümüyle bağımsızdır
    • C) Yalnız felsefe edebiyatı etkiler
    • D) Yalnız edebiyat felsefeyi etkiler
    • E) İkisi arasında hiçbir bağ kurulamaz

    Doğru cevap: A — Edebî eser bir düşünce akımını yansıtabildiği gibi, akım da edebiyattan beslenebilir.

    1. İlişkinin yönünü iki taraftan da sınayalım.
    2. Birinci yön: yazar içinde yaşadığı düşünce ortamından etkilenir. Bir dönemde yaygınlaşan bir düşünce, o dönemin eserlerinde izlek ve kişi seçimlerine yansır.
    3. İkinci yön: düşünce akımları da edebî örneklere başvurur; bir görüşü anlatmak için romandaki bir kişiyi ya da bir sahneyi örnek gösterir. Öyleyse ilişki tek yönlü değil, çift yönlüdür.
    4. Denetleyelim: "yalnız felsefe edebiyatı etkiler" ve "yalnız edebiyat felsefeyi etkiler" seçenekleri ✓ — ikisi de yönlerden birini yok sayıyor.
  2. 2. Yirminci yüzyıl romanında iç dünyanın çözümlenmesi öne çıkmıştır. Bu eğilimi besleyen alan aranmaktadır. Buna göre hangi alanın etkisi belirleyicidir?

    Edebiyat ve psikoloji

    • A) Astronomi
    • B) Psikoloji ve psikiyatri
    • C) Jeoloji
    • D) Botanik
    • E) Mimarlık

    Doğru cevap: B — İç dünyanın çözümlenmesini öne çıkaran eğilimi besleyen alan psikoloji ve psikiyatridir.

    1. Eğilimin ne getirdiğini belirleyelim: roman artık dış olayları değil, kişinin iç dünyasını çözümlemeye yöneliyor.
    2. Bu çözümlemenin kavramlarına bakalım: bilinç, bilinçaltı, bastırma, ruhsal çatışma. Bunlar edebiyatın kendi geleneğinden gelmiyor.
    3. Söz konusu kavramlar insanın ruhsal yapısını inceleyen alandan, yani psikoloji ve psikiyatriden edebiyata geçmiştir.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki astronomi, jeoloji, botanik ve mimarlık ✓ — dördü de insan ruhunu değil, gökyüzünü, yeryüzünü, bitkileri ve yapıları inceliyor.
  3. 3. Bir dilin sözcük dağarcığı ve söyleyişi zaman içinde değişmektedir. Bu değişimi hızlandıran etkenler sorulmaktadır. Buna göre hangileri etkilidir?

    Dilin tarihsel değişimi

    • A) Yalnız coğrafi konum
    • B) Yalnız nüfus sayısı
    • C) Siyasi ve toplumsal değişim, teknoloji ve çeviri
    • D) Yalnız iklim
    • E) Yalnız yer şekilleri

    Doğru cevap: C — Siyasi ve toplumsal değişim, teknoloji ve çeviri dildeki değişimi hızlandıran etkenlerdir.

    1. Dilin neden değiştiğini soralım: yeni nesne ve kavramlar ortaya çıktığında bunları karşılayacak sözcükler gerekir.
    2. Yeni kavramları getiren etkenlere bakalım. Teknoloji yeni araçlar ve işlemler getiriyor; çeviri başka dillerdeki kavramları taşıyor; toplumsal ve siyasi değişim ise yeni kurumlar ve ilişkiler doğuruyor.
    3. Üçü birlikte hem yeni sözcük ihtiyacını doğuruyor hem bu sözcüklerin yaygınlaşmasını sağlıyor. Değişimi hızlandıran etkenler bunlardır.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki iklim, yer şekilleri, coğrafi konum ve nüfus sayısı ✓ — hiçbiri doğrudan yeni kavram üretmiyor.
  4. 4. Bir dile yeni giren teknoloji terimleri için karşılık üretilmesi tartışılmaktadır. Bu çabanın gerekçesi aranmaktadır. Buna göre gerekçe nedir?

    Teknolojik terimlerin dile girişi

    • A) Terimlerin kullanımını yasaklamak
    • B) Yabancı dil öğrenimini engellemek
    • C) Teknolojiyi durdurmak
    • D) Kavramın dilin kendi yapısına uygun, anlaşılır bir karşılıkla yerleşmesini sağlamak
    • E) Yazımı zorlaştırmak

    Doğru cevap: D — Karşılık üretmenin gerekçesi, kavramın dilin kendi yapısına uygun ve anlaşılır biçimde yerleşmesidir.

    1. Yeni bir terim dile girdiğinde ne olduğuna bakalım: yabancı biçim yazımda ve söyleyişte dilin kurallarına uymayabilir.
    2. Bu uyumsuzluk pratik sorunlar doğurur; sözcük nasıl yazılacağı ve okunacağı tartışmalı kalır, ayrıca ne anlama geldiği de kendiliğinden anlaşılmaz.
    3. Karşılık üretmenin gerekçesi budur: kavramı dilin ses ve yapı özelliklerine uyan, anlamı sezilebilen bir sözcükle yerleştirmek.
    4. Denetleyelim: "terimlerin kullanımını yasaklamak" seçeneği ✓ — amaç kullanımı engellemek değil, kavrama uygun bir karşılık kazandırmak.
  5. 5. On birinci yüzyılda yazılan bu eser Türkçenin ilk sözlüğü sayılmaktadır. Eserin yazılma amacı sorulmaktadır. Buna göre amaç nedir?

    Dîvânu Lugâti't-Türk

    • A) Türkçe öğretmek ve dilin zenginliğini göstermek
    • B) Yalnız şiir yazmak
    • C) Tarih anlatmak
    • D) Hukuk kuralı koymak
    • E) Coğrafya öğretmek

    Doğru cevap: A — Kâşgarlı Mahmud eseri, Türkçe öğretmek ve dilin zenginliğini göstermek amacıyla yazmıştır.

    1. Eserin türünden başlayalım: bir sözlük. Sözlük, sözcüklerin anlamını açıklamak için hazırlanır.
    2. Ama bu eser yalnız anlam vermiyor; sözcüklerin kullanımını örnek cümleler, atasözleri ve şiirlerle gösteriyor. Bu, öğretme amacına işaret eder.
    3. Örneklerin çokluğu ikinci bir amacı da gösterir: dilin ne kadar geniş bir anlatım gücüne sahip olduğunu ortaya koymak. Eserin amacı bu ikisidir.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki tarih, hukuk ve coğrafya ✓ — üçü de bir sözlüğün konusu değil.
  6. 6. Şemsettin Sami'nin hazırladığı bu sözlük Türkçe açısından bir ilki taşımaktadır. Bu özellik aranmaktadır. Buna göre eserin ayırt edici yönü nedir?

    Kâmûs-ı Türkî (1899-1900)

    • A) Yalnız Arapça sözcükleri içermesi
    • B) Adında ve kapsamında Türkçeyi esas alması
    • C) Yalnız Farsça sözcükleri içermesi
    • D) Yalnız bilim terimlerini içermesi
    • E) Yalnız yer adlarını içermesi

    Doğru cevap: B — Kâmûs-ı Türkî, adında ve kapsamında Türkçeyi esas alan ilk kapsamlı sözlüklerdendir.

    1. Sorunun aradığı şey bir "ilk"; öyleyse eseri kendi döneminden ayıran noktayı bulmalıyız.
    2. Dönemin sözlükleri genellikle Osmanlıca adıyla anılıyor ve söz varlığını Arapça ile Farsça ağırlıklı veriyordu.
    3. Şemsettin Sami’nin eseri ise adında doğrudan "Türkî" diyor ve kapsamında Türkçeyi esas alıyor. Ayırt edici yön budur.
    4. Denetleyelim: "yalnız Arapça sözcükleri içermesi" seçeneği ✓ — bu, eseri döneminden ayırmaz, tersine ona benzetirdi.
  7. 7. Cumhuriyet döneminde dilde sadeleşme çalışmaları yürütülmüştür. Bu çalışmaların amacı sorulmaktadır. Buna göre amaç nedir?

    Dilde sadeleşme çalışmaları

    • A) Yazı dilini konuşma diline yaklaştırmak ve anlaşılırlığı artırmak
    • B) Yazmayı zorlaştırmak
    • C) Sözlükleri kaldırmak
    • D) Edebiyatı yasaklamak
    • E) Okuryazarlığı azaltmak

    Doğru cevap: A — Sadeleşme, yazı dilini konuşma diline yaklaştırarak anlaşılırlığı artırmayı amaçlamıştır.

    1. Çalışmaların çözmeye giriştiği sorunu belirleyelim: yazı dili ağır bir söz varlığı taşıyor, konuşma dilinden uzak duruyordu.
    2. Bu uzaklık pratik bir sonuç doğuruyordu. Okuma yazma bilen bir kişi bile yazılanı anlamakta zorlanabiliyor, metinler dar bir çevrede kalıyordu.
    3. Sadeleşme bu iki dili birbirine yaklaştırdı. Amaç, yazılanın geniş kesimlerce anlaşılmasını sağlamaktır.
    4. Denetleyelim: "okuryazarlığı azaltmak" seçeneği ✓ — anlaşılır bir yazı dili tersine okuryazarlığı destekler.
  8. 8. Bir sözcüğün zamanla ilk anlamından uzaklaşması incelenmektedir. Bu duruma verilen ad aranmaktadır. Buna göre olay nedir?

    Anlam değişmesi

    • A) Ses türemesi
    • B) Ünlü düşmesi
    • C) Anlam değişmesi
    • D) Ünsüz benzeşmesi
    • E) Ulama

    Doğru cevap: C — Bir sözcüğün zaman içinde farklı bir anlama kaymasına anlam değişmesi denir.

    1. Olayın hangi düzeyde gerçekleştiğini belirleyelim: sözcüğün sesleri değil, taşıdığı kavram değişiyor.
    2. Seçeneklere bu ölçütle bakalım. Ses türemesi, ünlü düşmesi, ünsüz benzeşmesi ve ulama; dördü de ses düzeyinde gerçekleşen olaylar.
    3. Anlam düzeyindeki değişimi adlandıran tek seçenek anlam değişmesidir.
    4. Denetleyelim: sözcüğün yazılışı aynı kalabilir ✓ — değişen şey yalnız çağrıştırdığı kavram.
  9. 9. Diller arasındaki etkileşim sonucunda sözcük alışverişi yaşanmaktadır. Bu alışverişin doğal karşılanma nedeni sorulmaktadır. Buna göre neden nedir?

    Alıntı sözcükler

    • A) Dillerin hiç değişmemesi
    • B) Toplumlar arası ilişkinin dile yansıması ve yeni kavramların karşılık gerektirmesi
    • C) Sözlüklerin yetersizliği
    • D) Yazının bulunmaması
    • E) Eğitimin olmaması

    Doğru cevap: B — Toplumlar arası ilişki dile yansır; yeni kavramlar karşılık gerektirdiği için sözcük alışverişi doğaldır.

    1. Alışverişin nereden doğduğunu izleyelim: toplumlar ticaret, bilim ve kültür yoluyla birbiriyle ilişki kurar.
    2. Bu ilişki yeni nesne ve kavramları da beraberinde getirir. Daha önce bilinmeyen bir aracın, bir yiyeceğin ya da bir kavramın dilde hazır bir karşılığı bulunmaz.
    3. Dil bu boşluğu doldurmak için sözcük alır. Alışverişin doğal karşılanma nedeni budur; her dilde görülen bir süreçtir.
    4. Denetleyelim: "sözlüklerin yetersizliği" seçeneği ✓ — alışveriş sözlüklerden değil, toplumlar arası ilişkiden doğuyor.
  10. 10. Yazı dili ile konuşma dili arasındaki fark ele alınmaktadır. Yazı dilinin ayırt edici özelliği aranmaktadır. Buna göre yazı dili nasıldır?

    Yazı dili ve konuşma dili

    • A) Yöreden yöreye değişir
    • B) Kurala bağlı değildir
    • C) Yalnız sözlü kullanılır
    • D) Ortak kurallara bağlı ve ülke genelinde birleştiricidir
    • E) Yalnız edebiyatta kullanılır

    Doğru cevap: D — Yazı dili ortak kurallara bağlıdır ve ülke genelinde anlaşmayı sağlayan birleştirici bir işlev görür.

    1. İki dili karşılaştırarak başlayalım. Konuşma dili yöreden yöreye değişir; söyleyiş, sözcük seçimi ve kimi yapılar bölgeye göre farklılaşır.
    2. Yazı dili ise bu değişkenliği taşımaz. Yazım, noktalama ve dil bilgisi kuralları ortaktır ve her yerde aynı biçimde uygulanır.
    3. Bu ortaklık bir işlev doğurur: ülkenin her yerinden okur aynı metni aynı biçimde anlar. Yazı dilinin ayırt edici özelliği budur.
    4. Denetleyelim: "yalnız edebiyatta kullanılır" seçeneği ✓ — yazı dili ders kitabından resmî yazışmaya kadar her alanda kullanılıyor.
  11. 11. Yazım ve noktalama kurallarının gerekliliği tartışılmaktadır. Bu kuralların işlevi sorulmaktadır. Buna göre kurallar ne sağlar?

    Yazım kurallarının işlevi

    • A) Metnin doğru ve tek biçimde anlaşılmasını
    • B) Metnin uzamasını
    • C) Yazının okunmamasını
    • D) Sözcüklerin azalmasını
    • E) Anlamın belirsizleşmesini

    Doğru cevap: A — Ortak yazım ve noktalama, metnin bütün okurlarca aynı biçimde anlaşılmasını sağlar.

    1. Kuralların ne işe yaradığını bir örnekle görelim: aynı cümle farklı noktalandığında farklı anlaşılabilir.
    2. Bu, yazının temel sorununu gösteriyor. Konuşmada vurgu ve duraklama anlamı belirler; yazıda ise bu işi noktalama üstlenir.
    3. Ortak kurallar bu belirsizliği kaldırır. Sağladıkları şey, metnin doğru ve tek biçimde anlaşılmasıdır.
    4. Denetleyelim: "anlamın belirsizleşmesini" seçeneği ✓ — kurallar tam da belirsizliği önlemek için var.
  12. 12. Tabloda Türkçenin önemli dil eserleri ve yazıldıkları yüzyıllar verilmiştir. Soru işaretiyle gösterilen yüzyıl aranmaktadır. Buna göre bu eser hangi yüzyıla aittir?

    • A) 12.
    • B) 13.
    • C) 14.
    • D) 16.
    • E) 19.

    Doğru cevap: E — Kâmûs-ı Türkî 19. yüzyılın sonunda, 1899-1900 yıllarında yayımlanmıştır.

    1. Tablonun kurgusu şu: solda eser, sağda yazıldığı yüzyıl. Üç eser bir zaman çizgisi üzerinde sıralanıyor.
    2. Dolu satırlar iki noktayı veriyor: Dîvânu Lugâti’t-Türk 11., Muhâkemetü’l-Lugateyn 15. yüzyıl. Yani çizgi eskiden yeniye doğru ilerliyor.
    3. Kâmûs-ı Türkî bu sıranın en yenisidir; Şemsettin Sami tarafından hazırlanmış ve 1899-1900’de yayımlanmıştır. Bu tarih 19. yüzyılın sonudur.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki 12., 13. ve 14. yüzyıllar ✓ — üçü de ilk iki eserin arasına düşer, oysa bu eser ikisinden de yeni.
  13. 13. Ali Şîr Nevâî'nin bu eserinde iki dil karşılaştırılmaktadır. Eserin savunduğu görüş sorulmaktadır. Buna göre yazar neyi savunmuştur?

    Muhâkemetü'l-Lugateyn

    • A) Türkçenin anlatım bakımından zengin bir dil olduğunu
    • B) Türkçenin yazıya elverişsiz olduğunu
    • C) Şiirin yalnız Farsça yazılabileceğini
    • D) Sözlük gerekmediğini
    • E) Dillerin karşılaştırılamayacağını

    Doğru cevap: A — Ali Şîr Nevâî eserinde Türkçenin anlatım bakımından zengin bir dil olduğunu savunmuştur.

    1. Eserin türünü belirleyelim: iki dilin karşılaştırıldığı bir metin. Karşılaştırma yapan bir yazar genellikle bir taraf tutar.
    2. Nevâî’nin tuttuğu taraf Türkçedir. Eserinde Türkçenin anlatım gücünü örneklerle gösterir; bir kavramı karşılayan sözcük çeşitliliğini ortaya koyar.
    3. Savunduğu görüş budur: Türkçe anlatım bakımından zengin bir dildir.
    4. Denetleyelim: "dillerin karşılaştırılamayacağını" seçeneği ✓ — eserin kendisi zaten bir karşılaştırma.
  14. 14. Bir edebî metni değerlendirirken yazıldığı dönemin koşulları da göz önüne alınmaktadır. Bu yaklaşımın gerekçesi aranmaktadır. Buna göre neden bağlam gözetilir?

    Metnin bağlamı

    • A) Metnin uzunluğunu ölçmek için
    • B) Yazarın adını bulmak için
    • C) Metindeki göndermelerin ve seçimlerin ancak dönem içinde anlaşılabilmesi için
    • D) Yazım kurallarını denetlemek için
    • E) Sayfa sayısını belirlemek için

    Doğru cevap: C — Metindeki göndermeler ve sözcük seçimleri ancak dönem içinde anlam kazandığı için bağlam gözetilir.

    1. Bir metnin nerede üretildiğini düşünelim: belirli bir dönemin içinde, o dönemin olayları ve kavramlarıyla birlikte.
    2. Yazar bu ortamdan seçim yapar. Bir olaya, bir tartışmaya ya da o günün bilinen bir kişisine gönderme yapabilir; kullandığı sözcükler de dönemin anlam yüklerini taşır.
    3. Bu göndermeler bilinmediğinde metin eksik anlaşılır; bir cümlenin taşıdığı ima görülmez. Bağlamın gözetilme gerekçesi budur.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki uzunluk, yazar adı, yazım denetimi ve sayfa sayısı ✓ — dördü de metnin anlamıyla ilgili değil.
  15. 15. Aynı metnin farklı okurlarca farklı yorumlanabildiği görülmektedir. Bu durumun nedeni sorulmaktadır. Buna göre neden nedir?

    Okurun rolü

    • A) Metnin her okumada değişmesi
    • B) Okurun birikimi ve bakış açısının yoruma katılması
    • C) Yazarın metni değiştirmesi
    • D) Yazım kurallarının farklılığı
    • E) Baskı sayısının farklılığı

    Doğru cevap: B — Yorum, metin ile okurun birikimi arasındaki karşılaşmadan doğduğu için okura göre değişebilir.

    1. Değişen ve değişmeyeni ayıralım: metin sabittir, her okurun eline aynı cümleler geçer.
    2. Öyleyse farkın kaynağı metnin dışında olmalı. Her okur metne kendi birikimiyle, yaşadıklarıyla ve bakış açısıyla geliyor.
    3. Okuma bu ikisinin karşılaşmasıdır; anlam da bu karşılaşmada kurulur. Aynı metnin farklı yorumlanmasının nedeni budur.
    4. Denetleyelim: "metnin her okumada değişmesi" seçeneği ✓ — değişen metin değil, ona getirilen birikim.
  16. 16. Bir edebiyatta çeviri etkinliğinin artması yeni türlerin girmesine yol açmaktadır. Bu etkinin örneği aranmaktadır. Buna göre Türk edebiyatında hangi türler çeviri yoluyla tanınmıştır?

    Çevirinin edebiyata etkisi

    • A) Gazel ve kaside
    • B) Mesnevi ve rubai
    • C) Koşma ve semai
    • D) Roman ve modern tiyatro
    • E) Destan ve ağıt

    Doğru cevap: D — Roman ve modern tiyatro Türk edebiyatına Tanzimat döneminde çeviriler yoluyla girmiştir.

    1. Seçenekleri kaynaklarına göre ayıralım.
    2. Gazel ve kaside divan edebiyatının, mesnevi ve rubai yine bu geleneğin, koşma ve semai halk edebiyatının, destan ve ağıt ise sözlü geleneğin türleridir. Altısı da Türk edebiyatının kendi içinde gelişmiş.
    3. Roman ve modern tiyatro ise Batı kaynaklıdır ve edebiyatımıza Tanzimat döneminde çeviriler yoluyla girmiştir. Çevirinin yeni tür getirmesinin örneği budur.
    4. Denetleyelim: bu iki tür geleneksel nazım biçimleriyle anılmıyor ✓ — ikisi de düzyazı ve sahne türleri.
  17. 17. Sosyal medyada kısaltmalar ve yeni kalıplar hızla yayılmaktadır. Bu durumun dil açısından değerlendirilmesi sorulmaktadır. Buna göre hangisi dengeli bir yaklaşımdır?

    Sosyal medyanın dile etkisi

    • A) Dilin bütün değişimlerinin bozulma sayılması
    • B) Hiçbir değişimin izlenmemesi
    • C) Yazı dilinin tümüyle bırakılması
    • D) Sözlüklerin kapatılması
    • E) Değişimin doğal görülmesi ama yazı dilinin ortak kurallarının korunması

    Doğru cevap: E — Değişimin doğal görülmesi, buna karşın yazı dilinin ortak kurallarının korunması dengeli bir yaklaşımdır.

    1. İki uç tutumu görelim. Birincisi her değişimi bozulma saymak; ikincisi hiçbir kuralı gözetmemek.
    2. Birinci tutumu sınayalım: diller her dönemde değişmiştir ve bugün kullandığımız pek çok sözcük bir zamanlar yeniydi. Değişimin kendisi bozulma değildir.
    3. İkinci tutumu da sınayalım: yazı dilinin ortak kuralları metnin herkesçe aynı anlaşılmasını sağlar. Bu kurallar bırakılırsa anlaşma zorlaşır. Dengeli yaklaşım ikisinin arasındadır.
    4. Denetleyelim: "hiçbir değişimin izlenmemesi" seçeneği ✓ — değişimi izlemek onu onaylamak değil, anlamak için gerekli.
  18. 18. Bir öğrenci hayatımıza yeni girmiş teknoloji terimlerini sunacaktır. Sunumda dikkat etmesi gereken nokta aranmaktadır. Buna göre neye dikkat etmelidir?

    Sınıfta terim sunumu

    • A) Terimlerin yazılışına, söylenişine ve varsa Türkçe karşılığına
    • B) Yalnız sunum süresine
    • C) Yalnız slayt rengine
    • D) Yalnız yazı tipine
    • E) Yalnız dinleyici sayısına

    Doğru cevap: A — Terim sunumunda yazılış, söyleyiş ve varsa Türkçe karşılık bilgisi işin özüdür.

    1. Sunumun konusunu tutalım: yeni girmiş teknoloji terimleri. Bunlar yabancı kökenli olduğu için dinleyici için üç şey belirsizdir.
    2. Birincisi nasıl yazıldığı, ikincisi nasıl söylendiği. Yeni bir terimde bu ikisi çoğu kez birbirinden farklıdır ve karışıklığa yol açar.
    3. Üçüncüsü Türkçe karşılığının bulunup bulunmadığı. Öğrencinin dikkat etmesi gereken nokta bu üçüdür.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki süre, slayt rengi, yazı tipi ve dinleyici sayısı ✓ — dördü de sunumun biçimiyle ilgili, terimlerle değil.
  19. 19. Bir cümlede gereksiz sözcük kullanılması anlatım bozukluğu sayılmaktadır. Bu bozukluğun türü sorulmaktadır. Buna göre bozukluk hangi başlıktadır?

    Anlatım bozukluğu

    • A) Yazım yanlışı
    • B) Anlamla ilgili bozukluk
    • C) Noktalama yanlışı
    • D) Ses olayı
    • E) Yazı tipi hatası

    Doğru cevap: B — Gereksiz sözcük kullanımı, anlamla ilgili anlatım bozukluklarındandır.

    1. Bozukluğun nereden kaynaklandığını belirleyelim: cümlede gereksiz bir sözcük var, yani aynı anlam iki kez veriliyor.
    2. Bu bir yazım sorunu değil; sözcükler doğru yazılmış olabilir. Noktalama da yerinde olabilir. Sorun sözcüklerin taşıdığı anlamda.
    3. Öyleyse bozukluk anlamla ilgili başlığa girer. Ses olayları ve yazı tipi ise anlatım bozukluğu başlığının dışındadır.
    4. Denetleyelim: cümle doğru yazılsa bile bozukluk sürüyor ✓ — bu, sorunun yazımdan gelmediğini gösteriyor.
  20. 20. Edebiyat ile dil, düşünce ve toplum arasındaki ilişki bütün olarak değerlendirilmektedir. Ünitenin ana savı aranmaktadır. Buna göre hangisi söylenebilir?

    Ünitenin bütünsel değerlendirmesi

    • A) Edebiyat toplumdan bağımsızdır
    • B) Dil hiç değişmez
    • C) Edebiyat yalnız biçimden ibarettir
    • D) Düşünce akımları edebiyatı etkilemez
    • E) Edebiyat, dilin ve düşüncenin değişimini hem yansıtır hem etkiler

    Doğru cevap: E — Edebiyat, dilin ve düşüncenin değişimini hem yansıtır hem etkiler.

    1. Ünitenin izlediği yolu toplayalım. Bir yandan dilin değişimi, sözlükler ve sadeleşme çalışmaları ele alındı.
    2. Öte yandan düşünce akımlarının, psikolojinin ve çevirinin edebiyata etkisi işlendi. Bu iki koldan bakıldığında eserler dönemin dilini ve düşüncesini taşıyor.
    3. Ama ilişki tek yönlü değil: aynı eserler yeni sözcükleri yaygınlaştırır, yeni türler getirir ve düşünce akımlarına örnek sağlar. Ünitenin ana savı bu çift yönlülüktür.
    4. Denetleyelim: "dil hiç değişmez" seçeneği ✓ — ünitenin yarısı doğrudan dil değişimini konu ediyor.

Öğretmen misiniz?

Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.

🖨️ Yazdır / PDF ⬇️ Word

Bu testi paylaş

Bu test hakkında yorum yaz

Yazını seçip B veya I'ya bas.

Önce yorumunu yaz — en az 5 karakter.

Yorum kuralları
  • Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
  • Hakaret, alay, zorbalık ve kişiyi hedef alan söz yayınlanmaz.
  • Telefon, adres, okul ya da tam ad gibi kişisel bilgi yazma — kendininkini de.
  • Bağlantı, reklam ve tekrar eden mesaj yayınlanmaz.
  • Uygunsuz bir yorum görürsen altındaki Bildir bağlantısını kullan.