12 ✍️Türk Dili ve Edebiyatı

Hikâye

📝

12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Hikâye Testi

1960 sonrası Türk hikâyeciliği, küçürek hikâye, hikâyenin yapı unsurları ve anlatım teknikleri. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.

Bölüm

Hikâye

Soru / Süre

20 soru / süre yok

Seviye

Orta

Güncelleme

31 Ağustos 2026

✓ Adım adım çözümlü 🔊 Sesli okuma Üyelik gerekmez

Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin

Bu testten bir örnek

Bir hikâyeyi çözümlerken yapı unsurları belirlenmektedir. Bu unsurlar sorulmaktadır. Buna göre hikâyenin yapı unsurları hangileridir?

soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?

Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?

Kaldığın yerden devam ediyorsun — cevapların duruyor 👍
Testteki 20 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
  1. 1. Bir hikâyeyi çözümlerken yapı unsurları belirlenmektedir. Bu unsurlar sorulmaktadır. Buna göre hikâyenin yapı unsurları hangileridir?

    Hikâyenin yapı unsurları

    • A) Olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân
    • B) Ölçü, uyak ve redif
    • C) Perde, sahne ve replik
    • D) Tez, antitez ve sentez
    • E) Giriş, gelişme ve kaynakça

    Doğru cevap: A — Hikâyenin yapı unsurları olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekândır.

    1. Seçenekleri ait oldukları türe göre ayıralım.
    2. Ölçü, uyak ve redif şiirin ses ögeleridir; perde, sahne ve replik tiyatroya aittir. Tez-antitez-sentez bir düşünce yöntemi, giriş-gelişme-kaynakça ise bir bilgi metninin bölümlemesidir.
    3. Geriye anlatı metinlerinin unsurları kalıyor: bir olaylar dizisi, o olayları yaşayan kişiler ve olayların geçtiği zaman ile mekân.
    4. Denetleyelim: dört unsur birbirini gerektiriyor ✓ — olay kişisiz, kişi zamansız ve mekânsız anlatılamaz.
  2. 2. Bir hikâyede anlatıcı bütün kişilerin iç dünyasını bilmektedir. Bu anlatıcının bakış açısı aranmaktadır. Buna göre bakış açısı hangisidir?

    İlahi (hâkim) bakış açısı

    • A) Kahraman bakış açısı
    • B) İlahi bakış açısı
    • C) Gözlemci bakış açısı
    • D) Çoğul bakış açısı
    • E) Nesnel bakış açısı

    Doğru cevap: B — Bütün kişilerin iç dünyasını bilen anlatıcı ilahi (hâkim) bakış açısını kullanır.

    1. Anlatıcının verdiği bilginin nereden gelebileceğini soralım: kişilerin düşünceleri dışarıdan görülemez, duyulamaz.
    2. Öyleyse bu bilgi gözlemle elde edilmiş olamaz. Anlatıcı olayın içinde bir kişi de değil; öyle olsaydı yalnız kendi düşüncelerini bilirdi.
    3. Bütün kişilerin iç dünyasına birden ulaşabilen anlatıcının bakış açısı ilahi (hâkim) bakış açısıdır.
    4. Denetleyelim: kahraman bakış açısı seçeneği ✓ — orada bilgi tek kişinin bildiğiyle sınırlı kalırdı.
  3. 3. Bir hikâyede anlatıcı yalnız görüp duyduklarını aktarmakta, kişilerin iç dünyasına girmemektedir. Bu bakış açısı sorulmaktadır. Buna göre hangisidir?

    Gözlemci bakış açısı

    • A) İlahi bakış açısı
    • B) Kahraman bakış açısı
    • C) Gözlemci bakış açısı
    • D) İç monolog
    • E) Bilinç akışı

    Doğru cevap: C — Dışarıdan görüneni aktaran ve iç dünyaya girmeyen anlatıcı gözlemci bakış açısını kullanır.

    1. Sorudaki sınırı tutalım: anlatıcı yalnız görüp duyduklarını aktarıyor, kişilerin iç dünyasına girmiyor.
    2. Bu sınır bir kamera gibidir; ne görülüyor ve ne söyleniyorsa o aktarılır, düşünceler aktarılmaz.
    3. Bu konumdaki anlatıcının bakış açısına gözlemci bakış açısı denir.
    4. Denetleyelim: iç monolog ve bilinç akışı seçenekleri ✓ — ikisi de bakış açısı değil, iç dünyayı aktaran birer teknik.
  4. 4. Hikâye türü olay ve durum hikâyesi olarak ikiye ayrılmaktadır. Durum hikâyesinin özelliği aranmaktadır. Buna göre bu hikâye nasıldır?

    Olay ve durum hikâyesi

    • A) Serim, düğüm ve çözüm sırasını katı biçimde izler
    • B) Yalnız tarihsel olayları anlatır
    • C) Yalnız hayvanları konu alır
    • D) Belirgin bir düğüm ve çözüm yerine bir anı ve izlenimi öne çıkarır
    • E) Yalnız diyaloglardan oluşur

    Doğru cevap: D — Durum hikâyesinde belirgin bir düğüm ve çözüm yerine bir an ile izlenim öne çıkar.

    1. İki türü karşılaştırarak başlayalım. Olay hikâyesi serim, düğüm ve çözüm sırasını izler; okur bir sonuç bekler.
    2. Durum hikâyesinde bu yapı gevşer. Çarpıcı bir olay ve kesin bir çözüm yerine tek bir an, bir izlenim ve bir atmosfer aktarılır.
    3. Bu yüzden durum hikâyesi çoğu kez belirgin bir sonuca bağlanmadan biter; okurda kalan şey olayın sonucu değil, o anın duygusudur.
    4. Denetleyelim: "serim, düğüm ve çözüm sırasını katı biçimde izler" seçeneği ✓ — bu, olay hikâyesinin özelliği.
  5. 5. Çok kısa hacimli, yoğun anlatımlı bir hikâye türü bulunmaktadır. Bu türün ayırt edici özelliği sorulmaktadır. Buna göre küçürek hikâye nasıldır?

    Küçürek (minimal) hikâye

    • A) Uzun betimlemelere yer verir
    • B) Çok sayıda kişi kullanır
    • C) Ayrıntılı olay örgüsü kurar
    • D) Kronolojik bir tarih anlatır
    • E) Az sözle yoğun bir etki bırakır, okurun tamamlamasına alan açar

    Doğru cevap: E — Küçürek hikâye az sözle yoğun bir etki bırakır ve boşlukları okurun tamamlamasını bekler.

    1. Türün tek somut sınırından başlayalım: hacim çok kısa, birkaç cümle.
    2. Bu sınır neyi dışarıda bırakır? Uzun betimlemeyi, çok sayıda kişiyi, ayrıntılı bir olay örgüsünü ve kronolojik bir anlatımı. Hiçbiri bu hacme sığmaz.
    3. Geriye tek yol kalır: ayrıntı yerine çağrışım kullanmak ve söylenmeyeni okura bırakmak. Ayırt edici özellik budur.
    4. Denetleyelim: seçeneklerin dördü hacimle çelişiyor ✓ — hepsi metnin uzamasını gerektirirdi.
  6. 6. 1960 sonrasında Türk hikâyeciliğinde konu çeşitliliği artmıştır. Bu dönemin öne çıkan izleklerinden biri aranmaktadır. Buna göre hangi izlek yaygınlaşmıştır?

    1960 sonrası Türk hikâyesi

    • A) Yalnız destan kahramanlıkları
    • B) Kentleşme, göç ve bireyin yalnızlığı
    • C) Yalnız saray yaşamı
    • D) Yalnız hayvan öyküleri
    • E) Yalnız gezi izlenimleri

    Doğru cevap: B — 1960 sonrasında kentleşme, göç ve bireyin yalnızlığı izlekleri yaygınlaşmıştır.

    1. Dönemin toplumsal koşullarına bakalım: kırdan kente göç hızlanıyor, kentler büyüyor, insanlar alışkın olmadıkları bir yaşam biçimiyle karşılaşıyor.
    2. Edebiyat bu değişimden besleniyor. Göç eden kişinin uyum sorunu, kentte tanıdığı kimsenin olmaması ve kalabalık içindeki yalnızlığı doğrudan hikâye konusu oluyor.
    3. Bu yüzden dönemin öne çıkan izlekleri kentleşme, göç ve bireyin yalnızlığıdır.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki destan kahramanlıkları ve saray yaşamı ✓ — ikisi de çok daha eski dönemlerin konusu.
  7. 7. Bir anlatım tekniğinde kişinin düşünceleri doğrudan, kesintisiz biçimde aktarılmaktadır. Bu teknik sorulmaktadır. Buna göre teknik hangisidir?

    İç monolog

    • A) İç monolog
    • B) Diyalog
    • C) Betimleme
    • D) Özetleme
    • E) Geriye dönüş

    Doğru cevap: A — Kişinin iç sesinin araya anlatıcı girmeden doğrudan aktarıldığı tekniğe iç monolog denir.

    1. Sorudaki iki sözcüğe dikkat edelim: düşünceler "doğrudan" ve "kesintisiz" aktarılıyor.
    2. "Doğrudan" burada belirleyici. Araya kimse girmiyor; okur, kişinin düşüncesini kendi sesinden duyuyor. Anlatıcı "şöyle düşünüyordu" diye bir cümle kurmuyor.
    3. İç sesin bu biçimde verilmesine iç monolog denir.
    4. Denetleyelim: diyalog, betimleme, özetleme ve geriye dönüş seçenekleri ✓ — hiçbiri kişinin iç sesini vermiyor.
  8. 8. Bir hikâyede anlatının akışı kesilerek geçmişteki bir olaya dönülmektedir. Bu tekniğin adı aranmaktadır. Buna göre teknik hangisidir?

    Geriye dönüş tekniği

    • A) İç çözümleme
    • B) Geriye dönüş
    • C) Montaj
    • D) Diyalog
    • E) Bilinç akışı

    Doğru cevap: B — Anlatının şimdiki zamanından geçmişe dönülmesine geriye dönüş denir.

    1. Sorudaki tekniğin neyi değiştirdiğini belirleyelim: anlatının akışı kesiliyor ve geçmişteki bir olaya gidiliyor. Yani değişen şey ZAMAN.
    2. Seçeneklere bu ölçütle bakalım. İç çözümleme, bilinç akışı ve diyalog kişilerin iç dünyasını ya da konuşmasını aktarır; montaj ise metne başka bir metin parçası ekler. Hiçbiri zaman düzenini kırmıyor.
    3. Zaman düzenindeki bu geriye atlamanın adı geriye dönüştür.
    4. Denetleyelim: teknik anlatıcıyı değiştirmiyor ✓ — yalnız anlatılan anın zamanını değiştiriyor.
  9. 9. Bir teknikte anlatıcı kişinin ruhsal durumunu kendi sözleriyle açıklamaktadır. Bu tekniğin adı sorulmaktadır. Buna göre teknik hangisidir?

    İç çözümleme

    • A) İç monolog
    • B) Bilinç akışı
    • C) İç çözümleme
    • D) Montaj
    • E) Leitmotif

    Doğru cevap: C — İç çözümlemede kişinin ruhsal durumu anlatıcı tarafından açıklanır.

    1. Sorudaki anahtar ifadeyi tutalım: anlatıcı, kişinin ruhsal durumunu "kendi sözleriyle" açıklıyor.
    2. Yani araya bir ses giriyor. Okur kişinin iç dünyasını doğrudan değil, anlatıcının aktarımıyla öğreniyor.
    3. İç monologda ise böyle bir aracı yoktur; kişinin kendi sesi duyulur. Aktarımı anlatıcının yaptığı tekniğe iç çözümleme denir.
    4. Denetleyelim: ayırt edici ölçüt aktaran ✓ — iki teknik de iç dünyayı verir, farkları kimin sesiyle verdiklerindedir.
  10. 10. Bir teknikte düşünceler mantıksal sıra gözetilmeden, çağrışımlar hâlinde akmaktadır. Bu tekniğin adı aranmaktadır. Buna göre teknik hangisidir?

    Bilinç akışı

    • A) Özetleme
    • B) Betimleme
    • C) Diyalog
    • D) Bilinç akışı
    • E) Geriye dönüş

    Doğru cevap: D — Çağrışımlarla, mantıksal sıra gözetmeden akan düşünce aktarımına bilinç akışı denir.

    1. Sorudaki ölçütü belirleyelim: düşünceler mantıksal bir sıra izlemiyor, çağrışımlar hâlinde akıyor.
    2. Bu, iç monologdan ayrılan noktadır. İç monologda da kişinin sesi duyulur, ama düşünce yine de bir düzen taşır; burada o düzen kırılır.
    3. Düşüncelerin çağrışımlarla ve kesintisiz akmasına bilinç akışı denir.
    4. Denetleyelim: özetleme, betimleme, diyalog ve geriye dönüş seçenekleri ✓ — dördü de düzenli bir aktarım biçimi.
  11. 11. Bir hikâyede dar ve karanlık bir oda ayrıntılı biçimde betimlenmektedir. Bu betimlemenin işlevi sorulmaktadır. Buna göre mekân ne sağlar?

    Mekânın işlevi

    • A) Yalnız sayfa doldurmayı
    • B) Yalnız coğrafya bilgisi vermeyi
    • C) Yalnız zamanı belirtmeyi
    • D) Yalnız kişileri saymayı
    • E) Kişinin ruh durumunu yansıtmayı ve atmosfer kurmayı

    Doğru cevap: E — Mekân betimlemesi kişinin ruh durumunu yansıtır ve metnin atmosferini kurar.

    1. Betimlemenin hangi ayrıntıları seçtiğine bakalım: oda dar ve karanlık. Aynı oda "sade" ya da "sessiz" diye de anlatılabilirdi.
    2. Seçilen sözcükler rastgele değil; darlık ve karanlık birlikte bir sıkışmışlık duygusu üretiyor. Betimleme ayrıntılı yapıldığında bu duygu metne yayılıyor.
    3. Mekânın işlevi budur: yalnız yeri tanıtmakla kalmıyor, kişinin iç durumunu yansıtıyor ve metnin atmosferini kuruyor.
    4. Denetleyelim: "yalnız coğrafya bilgisi vermeyi" seçeneği ✓ — bir odanın betimlenmesi coğrafi bir bilgi değil.
  12. 12. Anlatı kişileri tip ve karakter olarak ayrılmaktadır. Tipin özelliği aranmaktadır. Buna göre tip nasıl bir kişidir?

    Tip ve karakter

    • A) Belirli bir özelliği öne çıkan, genelleştirilmiş kişi
    • B) Yalnız tarihsel kişi
    • C) İç dünyası ayrıntılı çözümlenen kişi
    • D) Yalnız çocuk kişi
    • E) Yalnız anlatıcı kişi

    Doğru cevap: A — Tip, belirli bir özelliği öne çıkan ve bir grubu temsil eden genelleştirilmiş kişidir.

    1. Tip ile karakteri ayıran ölçütü belirleyelim: kişi kendisi olarak mı, yoksa bir grubun örneği olarak mı veriliyor?
    2. Tipte tek bir özellik öne çıkar ve bu özellik kişiyi aşar; cimri tip yalnız o kişiyi değil, cimriliği temsil eder. Bu yüzden tip genelleştirilmiş bir kişidir.
    3. Karakterde ise iç dünya ayrıntılı çözümlenir ve kişi bireysel olarak var olur; bir grubun temsilcisi değildir.
    4. Denetleyelim: "iç dünyası ayrıntılı çözümlenen kişi" seçeneği ✓ — bu, karakterin tanımı.
  13. 13. Tabloda anlatım teknikleri ve belirleyici özellikleri eşleştirilmiştir. Soru işaretiyle gösterilen özellik aranmaktadır. Buna göre bu özellik hangisidir?

    • A) Olayların kronolojik sırayla verilmesi
    • B) Çağrışımların mantıksal sıra gözetmeden akması
    • C) Yalnız diyaloglarla ilerlemesi
    • D) Yalnız betimleme kullanılması
    • E) Yalnız özet verilmesi

    Doğru cevap: B — Bilinç akışını ayıran özellik, çağrışımların mantıksal sıra gözetmeden akmasıdır.

    1. Tablonun kurgusu şu: solda teknik, sağda belirleyici özelliği. Üç teknik de iç dünyayı aktarıyor; ayrıldıkları nokta nasıl aktardıkları.
    2. Dolu satırlar iki özelliği zaten veriyor: iç monologda kişinin iç sesi doğrudan duyuluyor, iç çözümlemede aktarımı anlatıcı yapıyor.
    3. Bilinç akışında ise aktaran değil düzen değişiyor: düşünceler mantıksal sıra gözetmeden, çağrışımlarla akıyor. Ayırt edici özellik budur.
    4. Denetleyelim: "olayların kronolojik sırayla verilmesi" seçeneği ✓ — bu, bilinç akışının tam tersi olurdu.
  14. 14. Anlatı metinlerinde olay örgüsünü ilerleten bir öge bulunmaktadır. Bu ögenin adı sorulmaktadır. Buna göre öge nedir?

    Çatışma

    • A) Uyak
    • B) Ölçü
    • C) Çatışma
    • D) Redif
    • E) Nazım birimi

    Doğru cevap: C — Kişiler, değerler ya da istekler arasındaki çatışma olay örgüsünü ilerletir.

    1. Seçenekleri türlerine göre ayıralım: uyak, ölçü, redif ve nazım birimi; dördü de şiirin ses ve biçim ögeleri.
    2. Soru ise anlatı metinlerini konu ediyor. Bir anlatının ilerlemesi için bir gerilim gerekir; okur sonucun ne olacağını merak ettiği için okumayı sürdürür.
    3. Bu gerilimi kuran öge çatışmadır; kişiler arasında, kişi ile toplum arasında ya da kişinin kendi içinde olabilir.
    4. Denetleyelim: çatışma olmadan olaylar dizisi kalırdı ✓ — ama bunları birbirine bağlayan bir gerilim bulunmazdı.
  15. 15. Hikâyede iki ayrı zaman düzleminden söz edilmektedir. Bu ayrımın anlamı aranmaktadır. Buna göre ayrım neyi gösterir?

    Anlatma zamanı ve olay zamanı

    • A) Yazarın doğum tarihini
    • B) Kitabın basım yılını
    • C) Sayfa sayısını
    • D) Olayın yaşandığı zaman ile anlatıldığı zamanın farkını
    • E) Yalnız mevsimi

    Doğru cevap: D — Ayrım, olayın yaşandığı zaman ile anlatıldığı zamanın farkını gösterir.

    1. İki zamanı ayrı ayrı tanımlayalım. Olay zamanı, anlatılan olayların yaşandığı süredir.
    2. Anlatma zamanı ise anlatıcının bu olayları aktardığı andır. Bir kişi çocukluğunu anlatıyorsa olay zamanı çocukluğu, anlatma zamanı ise bugündür.
    3. İkisinin arasındaki fark anlatının kurulmasında iş görür: geriye dönüşler, önceden bildirmeler ve özetlemeler bu farktan doğar.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki doğum tarihi, basım yılı ve sayfa sayısı ✓ — üçü de metnin dışındaki bilgiler.
  16. 16. Bir hikâye sınıfta canlandırılmak istenmektedir. Bu çalışmada yapılması gereken dönüştürme sorulmaktadır. Buna göre metin nasıl uyarlanır?

    Hikâyenin dramatize edilmesi

    • A) Anlatıcı sözleri konuşma ve sahne yönergesine dönüştürülür
    • B) Bütün betimlemeler olduğu gibi okunur
    • C) Kişi sayısı bire indirilir
    • D) Olay örgüsü tümüyle değiştirilir
    • E) Metin şiire çevrilir

    Doğru cevap: A — Dramatize etmek, anlatı diliyle verileni konuşma ve sahne yönergelerine çevirmektir.

    1. İki türün sunum biçimini karşılaştıralım. Hikâyede olaylar anlatıcı tarafından aktarılır; sahnede ise gösterilir.
    2. Öyleyse uyarlamada yapılması gereken şey, anlatıcının üstlendiği işi paylaştırmaktır. Anlatıcının söylediklerinin bir bölümü kişilerin konuşmasına, bir bölümü ise sahne yönergesine dönüşür.
    3. Örneğin "üzgün olduğunu belli etmemeye çalışıyordu" cümlesi ya bir repliğe ya da parantez içinde bir yönergeye çevrilir. Dönüştürme budur.
    4. Denetleyelim: "bütün betimlemeler olduğu gibi okunur" seçeneği ✓ — sahnede okuyan bir anlatıcı bulunmaz.
  17. 17. Bir öğrenci incelediği hikâyelerdeki tekniklerden en az ikisini kullanarak kendi hikâyesini yazacaktır. Çalışmanın kazandıracağı beceri aranmaktadır. Buna göre öğrenci ne kazanır?

    Öğrenci hikâye yazıyor

    • A) Yalnız yazım kurallarını
    • B) Anlatım tekniklerini uygulayarak metin kurma becerisini
    • C) Yalnız sözcük sayısını
    • D) Yalnız kaynak gösterme becerisini
    • E) Yalnız okuma hızını

    Doğru cevap: B — Teknikleri kendi metninde kullanmak, çözümleme bilgisini üretim becerisine dönüştürür.

    1. Çalışmanın iki aşamasını ayıralım. Birinci aşamada öğrenci teknikleri hazır metinlerde tanıdı; bu bir çözümleme işidir.
    2. İkinci aşamada aynı teknikleri kendi yazacağı metinde kullanacak. Burada iş tersine döner: tanımak yerine kurmak gerekir.
    3. Bir tekniği uygulayabilmek onu gerçekten anlamayı gerektirir. Kazanılan beceri, anlatım tekniklerini uygulayarak metin kurabilmektir.
    4. Denetleyelim: seçeneklerdeki yazım kuralları, sözcük sayısı ve okuma hızı ✓ — üçü de tekniklerin uygulanmasıyla ilgili değil.
  18. 18. Hikâye ile roman karşılaştırılmaktadır. Ayırt edici fark sorulmaktadır. Buna göre hangisi doğrudur?

    Hikâye ile roman farkı

    • A) Hikâyede kişi bulunmaz
    • B) Romanda olay örgüsü olmaz
    • C) Hikâyede zaman yoktur
    • D) İkisi arasında hiçbir fark yoktur
    • E) Hikâye daha kısadır; kişi, olay ve zaman daha sınırlı işlenir

    Doğru cevap: E — Hikâye hacimce daha kısadır; kişi, olay ve zaman romana göre daha sınırlı işlenir.

    1. Önce ortak yanı belirleyelim: ikisi de anlatı metnidir ve ikisinde de olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekân bulunur.
    2. Öyleyse fark unsurların varlığında değil, işlenişinde aranmalı. Belirleyici olan hacimdir: hikâye kısadır, roman geniştir.
    3. Kısa hacim unsurları sınırlar; hikâyede az sayıda kişi, dar bir zaman ve tek bir olay çevresinde bir kurgu bulunur.
    4. Denetleyelim: "hikâyede kişi bulunmaz" ve "romanda olay örgüsü olmaz" seçenekleri ✓ — ikisi de ortak unsurları yok sayıyor.
  19. 19. Bir hikâyenin başlığı metnin anlamıyla ilişkilendirilmektedir. Başlığın işlevi aranmaktadır. Buna göre başlık ne yapar?

    Başlığın işlevi

    • A) Metnin izleğine ve anahtar imgesine gönderme yaparak okuma beklentisi kurar
    • B) Yalnız sayfa numarası verir
    • C) Yalnız yazarın adını taşır
    • D) Yalnız basım yılını gösterir
    • E) Metinle hiçbir ilişki taşımaz

    Doğru cevap: A — Başlık, metnin izleğine ve anahtar imgesine gönderme yaparak okuma beklentisi kurar.

    1. Başlığın metin içindeki yerini düşünelim: metinden önce okunur. Yani okur metne girmeden önce elinde tek bir ipucu vardır.
    2. Bu ipucu bir beklenti oluşturur. Okur, başlıkta geçen sözcüğün metinde nasıl karşılanacağını arayarak okur.
    3. Başlık çoğu kez metnin izleğine ya da anahtar bir imgesine gönderme yapar; işlevi de bu beklentiyi kurmak ve okumayı yönlendirmektir.
    4. Denetleyelim: "metinle hiçbir ilişki taşımaz" seçeneği ✓ — böyle olsaydı başlık okuru yanıltırdı.
  20. 20. Hikâye ünitesinde tür bilgisi, teknikler ve dönem birlikte ele alınmaktadır. Bu bütünlüğün amacı sorulmaktadır. Buna göre amaç nedir?

    Ünitenin bütünsel değerlendirmesi

    • A) Yalnız yazar adı ezberletmek
    • B) Metni hem yapısıyla hem yazıldığı dönemle birlikte okuyabilmek
    • C) Yalnız sözcük saymak
    • D) Yalnız yazım denetimi yapmak
    • E) Yalnız kitap sayısını artırmak

    Doğru cevap: B — Amaç, metni hem yapı ve teknik hem de yazıldığı dönemle birlikte okuyabilmektir.

    1. Ünitede yan yana getirilen üç şeyi görelim: tür bilgisi, anlatım teknikleri ve dönem.
    2. İlk ikisi metnin nasıl kurulduğunu gösteriyor; hangi bakış açısı, hangi teknik, hangi yapı kullanılmış.
    3. Dönem bilgisi ise neden öyle kurulduğunu açıklıyor; 1960 sonrası hikâyesindeki kent ve yalnızlık izlekleri buna örnektir. İkisi birlikte bütünlüklü bir okuma sağlar.
    4. Denetleyelim: "yalnız yazar adı ezberletmek" seçeneği ✓ — ünitede yazar adı değil, yapı ve dönem ilişkisi işleniyor.

Öğretmen misiniz?

Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.

🖨️ Yazdır / PDF ⬇️ Word

Bu testi paylaş

Bu test hakkında yorum yaz

Yazını seçip B veya I'ya bas.

Önce yorumunu yaz — en az 5 karakter.

Yorum kuralları
  • Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.
  • Hakaret, alay, zorbalık ve kişiyi hedef alan söz yayınlanmaz.
  • Telefon, adres, okul ya da tam ad gibi kişisel bilgi yazma — kendininkini de.
  • Bağlantı, reklam ve tekrar eden mesaj yayınlanmaz.
  • Uygunsuz bir yorum görürsen altındaki Bildir bağlantısını kullan.