Şiir
12. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Şiir Testi
Cumhuriyet sonrası Türk şiirinde akımlar ve topluluklar, şiir bilgisi, imge ve söz sanatları. 20 soru, 5 şık, adım adım çözümlü.
Bölüm
Şiir
Soru / Süre
20 soru / süre yok
Seviye
Orta
Güncelleme
31 Ağustos 2026
Süre tutulmuyor · istediğin an durabilirsin
Bu testten bir örnek
Şiirde anlam ve yapı bakımından bütünlük gösteren en küçük parça tanımlanmaktadır. Bu parçanın adı sorulmaktadır. Buna göre kavram nedir?
+10 puan
soruyu boş bıraktın. Önce onları da yapmak ister misin?
Bütün soruları cevapladın. Sonucunu görelim mi?
Yarıyı geçtin!
doğrun var. Üye olursan bu testin puanı hanene yazılır, rozet ve rütbe kazanırsın.
Cevapların kaybolmaz — üye olunca test kaldığın yerden devam eder.
Testteki 20 soru, cevap anahtarı ve kısa çözümler Cevapları içerir — önce testi çözmeni öneririz. Öğretmenler için toplu bakış.
-
1. Şiirde anlam ve yapı bakımından bütünlük gösteren en küçük parça tanımlanmaktadır. Bu parçanın adı sorulmaktadır. Buna göre kavram nedir?
Nazım birimi
- A) Nazım birimi
- B) Ölçü
- C) Redif
- D) Uyak
- E) İmge
Doğru cevap: A — Şiirde anlam ve yapı bakımından bütünlük gösteren en küçük parçaya nazım birimi denir.
- Tanımdaki ölçütü tutalım: aranan şey bir YAPI parçası; anlam ve yapı bakımından kendi içinde bütünlük taşıyor.
- Seçenekleri bu ölçütle ayıralım. Ölçü hece sayısı ya da aruz kalıbıyla, uyak ve redif dize sonlarındaki ses benzerliğiyle ilgilidir; üçü de ses ögesidir. İmge ise anlam düzeyinde bir tasarımdır.
- Şiiri parçalara ayıran ve her parçası kendi içinde bütünlük taşıyan yapı ögesi nazım birimidir; beyit ve dörtlük bunun örnekleridir.
- Denetleyelim: ölçüt bütünlük ✓ — tek bir dize bu bütünlüğü taşımadığı için nazım birimi sayılmaz.
-
2. Cumhuriyet sonrası şiirde ölçü anlayışı değişmiştir. Serbest ölçünün özelliği aranmaktadır. Buna göre serbest ölçü nasıldır?
Serbest ölçü
- A) Her dizede hece sayısı eşittir
- B) Dizelerde belirli bir hece ya da aruz kalıbı aranmaz
- C) Uyak zorunludur
- D) Redif zorunludur
- E) Dize sayısı sabittir
Doğru cevap: B — Serbest ölçüde dizelerde belirli bir hece sayısı ya da aruz kalıbı aranmaz.
- Ölçü kavramının ne yaptığını hatırlayalım: dizelere sayılabilir ya da kalıba bağlı bir düzen getirir.
- Hece ölçüsünde bu düzen hece sayısının eşitliğinden, aruzda ise hecelerin uzun-kısa dizilişinden gelir. İkisinde de önceden belirlenmiş bir kalıp vardır.
- Serbest ölçüde böyle bir kalıp yoktur; dizeler uzunluk bakımından değişebilir. Ölçüyü belirleyen şey şairin kurduğu iç ritimdir.
- Denetleyelim: "uyak zorunludur" ve "redif zorunludur" seçenekleri ✓ — ikisi de ölçüyle değil ses benzerliğiyle ilgili.
-
3. Bu hareket şiirde geleneksel ögelere karşı çıkmıştır. Hareketin savunduğu anlayış sorulmaktadır. Buna göre Garip şiiri neyi öne çıkarır?
Garip (Birinci Yeni) hareketi
- A) Ağır söz sanatları ve aruzu
- B) Yalnız uyak ve redifi
- C) Ölçü, uyak ve söz sanatlarından uzak, günlük dile ve sıradan insana yönelen şiiri
- D) Yalnız divan geleneğini
- E) Yalnız destan konularını
Doğru cevap: C — Garip hareketi ölçü, uyak ve söz sanatlarından uzaklaşarak günlük dile ve sıradan insana yönelmiştir.
- Hareketin neye karşı çıktığından başlayalım: geleneksel şiirin biçim ögeleri — ölçü, uyak ve ağır söz sanatları.
- Bu ögeler kaldırıldığında geriye ne kalır? Sözün kendisi. Garip şiiri bu boşluğu günlük konuşma diliyle doldurdu.
- İkinci değişiklik konudadır: şiirin merkezine seçkin bir dünya yerine sıradan insanın günlük yaşamı kondu. Savunulan anlayış budur.
- Denetleyelim: "ağır söz sanatları ve aruzu" seçeneği ✓ — hareket tam da bunlara karşı çıkarak doğdu.
-
4. 1950'lerde ortaya çıkan bu şiir anlayışı Garip'ten farklı bir yol izlemiştir. Ayırt edici özelliği aranmaktadır. Buna göre İkinci Yeni şiiri nasıldır?
İkinci Yeni
- A) Doğrudan anlatımı benimser
- B) Yalnız hece ölçüsünü kullanır
- C) Yalnız toplumsal olayları anlatır
- D) İmge ve çağrışıma dayanan, anlamı kapalı bir dil kurar
- E) Yalnız halk şiiri biçimlerini kullanır
Doğru cevap: D — İkinci Yeni, imge ve çağrışıma dayanan kapalı bir şiir dili kurmuştur.
- Hareketin doğduğu ortama bakalım: Garip şiiri günlük dili ve doğrudan anlatımı savunuyordu.
- İkinci Yeni buna tepki olarak doğdu. Doğrudan anlatım yerine imgeyi, açık söyleyiş yerine çağrışımı seçti.
- Sonuç, anlamı kapalı ve soyut bir şiir dilidir; okur anlamı doğrudan almaz, çağrışımlar üzerinden kurar. Ayırt edici özellik budur.
- Denetleyelim: "doğrudan anlatımı benimser" seçeneği ✓ — bu, Garip’in tutumu.
-
5. Bir şiir anlayışı toplumsal sorunları ve emeği merkeze almaktadır. Bu anlayışın adı sorulmaktadır. Buna göre anlayış hangisidir?
Toplumcu gerçekçi şiir
- A) Saf (öz) şiir
- B) Garip
- C) İkinci Yeni
- D) Divan şiiri
- E) Toplumcu gerçekçi şiir
Doğru cevap: E — Toplumsal sorunları ve emeği merkeze alan şiir anlayışı toplumcu gerçekçiliktir.
- Seçenekleri neyi merkeze aldıklarına göre ayıralım.
- Saf şiir estetik güzelliği, Garip günlük yaşamı ve sıradan insanı, İkinci Yeni imge ve çağrışımı, divan şiiri ise geleneksel biçim ve mazmunları merkeze alır.
- Toplumsal sorunları ve emeği merkeze alan tek anlayış toplumcu gerçekçiliktir; şiiri toplumsal bir içerikle kurar.
- Denetleyelim: Garip de sıradan insanı anlatıyor ✓ — ama onun ölçütü günlük yaşam, toplumcu gerçekçiliğinki ise toplumsal sorun ve emek.
-
6. Bir anlayış şiirde estetik güzelliği ve dilin müzikselliğini önceler. Bu anlayışın adı aranmaktadır. Buna göre anlayış hangisidir?
Saf (öz) şiir anlayışı
- A) Toplumcu gerçekçilik
- B) Saf (öz) şiir
- C) Garip
- D) Fecr-i Âti
- E) Millî Edebiyat
Doğru cevap: B — Şiiri toplumsal bir araç olarak değil estetik bir yapı olarak gören anlayış saf şiirdir.
- Sorudaki iki ölçütü ayıralım: estetik güzelliğin öncelenmesi ve dilin müzikselliği.
- İki ölçüt de şiirin kendisine dönük; şiir bir amaca hizmet etmek için değil, kendi güzelliği için kuruluyor.
- Bu anlayışın adı saf (öz) şiirdir. Toplumcu gerçekçilikte şiir toplumsal bir işlev üstlenirken burada estetik yapı önceliklidir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki Fecr-i Âti ve Millî Edebiyat ✓ — ikisi de belirli dönem toplulukları, bir şiir anlayışı adı değil.
-
7. Şiirde sözcüklerin alışılmış anlamlarının ötesinde yeni bir tasarım oluşturması incelenmektedir. Bu kavramın adı sorulmaktadır. Buna göre kavram nedir?
İmge
- A) Ölçü
- B) Redif
- C) İmge
- D) Uyak
- E) Nazım biçimi
Doğru cevap: C — Sözcüklerin bir araya gelerek zihinde yeni bir tasarım kurmasına imge denir.
- Tanımdaki anahtar noktayı bulalım: sözcükler alışılmış anlamlarının ötesine geçiyor ve yeni bir tasarım oluşuyor.
- Bu, tek bir sözcüğün işi değil. İmge sözcüklerin bir araya gelmesiyle doğar; "gece" ile "mürekkep" ayrı ayrı sıradan sözcüklerken, yan yana geldiklerinde yeni bir görüntü kurarlar.
- Zihinde kurulan bu yeni tasarımın adı imgedir.
- Denetleyelim: ölçü, uyak, redif ve nazım biçimi seçenekleri ✓ — dördü de ses ve biçim ögesi, anlam tasarımı değil.
-
8. Bir söz sanatında iki varlık ortak bir özellik üzerinden ilişkilendirilmektedir. Bu sanatın adı aranmaktadır. Buna göre sanat hangisidir?
Benzetme (teşbih)
- A) Kişileştirme
- B) Abartma
- C) Tezat
- D) Benzetme
- E) Ad aktarması
Doğru cevap: D — İki varlığın ortak bir özellik üzerinden ilişkilendirilmesine benzetme denir.
- Tanımdaki iki ögeyi ayıralım: ortada iki varlık var ve aralarında ortak bir özellik üzerinden bağ kuruluyor.
- Seçenekleri bu ölçütle sınayalım. Kişileştirmede tek bir varlığa nitelik yüklenir, ikinci bir varlık gerekmez. Abartma bir özelliği büyütür, tezat karşıtlıkları bir arada kullanır.
- Ad aktarmasında ise benzerlik değil, bir ilgi (parça-bütün, yer-insan) bulunur. İki varlığı ortak özellik üzerinden bağlayan sanat benzetmedir.
- Denetleyelim: ölçüt ortaklık ✓ — benzetmenin kurulabilmesi için iki varlığın paylaştığı bir nitelik gerekiyor.
-
9. Bir söz sanatında insan dışı varlıklara insana özgü nitelikler verilmektedir. Bu sanatın adı sorulmaktadır. Buna göre sanat hangisidir?
Kişileştirme (teşhis)
- A) Benzetme
- B) Abartma
- C) Tezat
- D) Ad aktarması
- E) Kişileştirme
Doğru cevap: E — İnsan dışı varlıklara insana özgü nitelik verilmesine kişileştirme denir.
- Tanımdaki iki ögeyi ayıralım: varlık insan değil ve kendisine insana özgü bir nitelik yükleniyor.
- İkinci öge belirleyici. Ağlamak, düşünmek, küsmek gibi davranışlar yalnız insanda bulunur; bunlar bir ağaca ya da rüzgâra yüklendiğinde varlık insanlaştırılmış olur.
- Bu sanatın adı kişileştirmedir.
- Denetleyelim: benzetme seçeneği ✓ — orada iki varlık gerekir, burada ise tek bir varlığa nitelik yükleniyor.
-
10. Şiirde sesin uyumunu sağlayan ögeler bulunmaktadır. Bu ögeler aranmaktadır. Buna göre ahengi sağlayan ögeler hangileridir?
Şiirde ahenk ögeleri
- A) Ölçü, uyak, redif, aliterasyon ve asonans
- B) Yalnız kişiler ve mekân
- C) Yalnız olay örgüsü
- D) Yalnız perde ve sahne
- E) Yalnız kaynakça
Doğru cevap: A — Ahenk ölçü, uyak, redif ve ses yinelemeleriyle (aliterasyon, asonans) sağlanır.
- Şiirin ögelerini üç öbeğe ayıralım: sesle ilgili olanlar, anlamla ilgili olanlar ve yapıyla ilgili olanlar.
- Ahenk sesin uyumu demek olduğuna göre aranan ögeler birinci öbekten olmalı. Ölçü dizelere ses düzeni verir; uyak ve redif dize sonlarında ses benzerliği kurar; aliterasyon ve asonans ise ünsüz ile ünlü yinelemeleridir.
- Beşi de ses düzeyinde çalışır; ahengi sağlayan ögeler bunlardır.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki kişiler, mekân, olay örgüsü, perde ve sahne ✓ — hepsi anlatı ya da tiyatro ögesi.
-
11. Bir şiirde konu ile tema ayrı kavramlar olarak ele alınmaktadır. Aralarındaki fark sorulmaktadır. Buna göre hangisi doğrudur?
Konu ve tema ayrımı
- A) İkisi de aynı şeydir
- B) Konu somut ve özel, tema soyut ve geneldir
- C) Konu soyut, tema somuttur
- D) Tema yalnız şiirde bulunur
- E) Konu yalnız romanda bulunur
Doğru cevap: B — Konu metnin somut olarak neyi anlattığı, tema ise bunun ardındaki soyut ve genel düşüncedir.
- İki kavramı, okurun yaptığı işleme göre ayıralım.
- Konu doğrudan okunur; metinde ne anlatıldığına bakmak yeterlidir. Bir şiir "askere giden bir gencin annesine veda edişini" anlatıyor olabilir.
- Tema ise okunmaz, çıkarılır. Aynı şiirden çıkan genel düşünce "ayrılık" olabilir; bu, metinde bir cümle olarak yazmaz. Konu somut ve özel, tema soyut ve geneldir.
- Denetleyelim: "tema yalnız şiirde bulunur" seçeneği ✓ — her edebî metnin konusu ve teması vardır.
-
12. Tabloda şiir anlayışları ve öne çıkardıkları eşleştirilmiştir. Soru işaretiyle gösterilen özellik aranmaktadır. Buna göre bu özellik hangisidir?
- A) Aruz ölçüsü
- B) Halk şiiri biçimleri
- C) İmge ve çağrışım yoğunluğu
- D) Tarihsel olaylar
- E) Öğretici anlatım
Doğru cevap: C — İkinci Yeni’yi ayıran özellik imge ve çağrışım yoğunluğuna dayalı kapalı bir şiir dilidir.
- Tablonun kurgusu şu: solda şiir anlayışı, sağda öne çıkardığı özellik. Her anlayış kendi ölçütüyle anılıyor.
- Dolu satırlar ikisini veriyor: Garip günlük dili ve sıradan insanı, toplumcu gerçekçilik toplumsal sorunu öne çıkarıyor.
- İkinci Yeni her ikisinden de ayrılır; ne günlük dile ne toplumsal içeriğe yaslanır. Onu ayıran şey imge ve çağrışım yoğunluğudur.
- Denetleyelim: "aruz ölçüsü" ve "halk şiiri biçimleri" seçenekleri ✓ — ikisi de geleneksel biçimler, oysa İkinci Yeni bunları kullanmaz.
-
13. Cumhuriyet dönemi şairlerinden bazıları halk şiiri geleneğinden yararlanmıştır. Bu yararlanmanın göstergesi sorulmaktadır. Buna göre hangi öge bu geleneğe işaret eder?
Halk şiiri geleneği
- A) Hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimi
- B) Aruz ölçüsü ve beyit
- C) Serbest ölçü ve uzun dize
- D) Yabancı sözcük yoğunluğu
- E) Düzyazı biçimi
Doğru cevap: A — Hece ölçüsü ve dörtlük nazım birimi halk şiiri geleneğinin belirgin ögeleridir.
- İki geleneğin biçim ögelerini ayıralım. Divan şiiri aruz ölçüsünü ve beyit nazım birimini kullanır.
- Halk şiiri ise hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanır. Bu iki öge birlikte geleneğin en görünür işaretidir.
- Bu yüzden bir Cumhuriyet dönemi şairi hece ölçüsü ve dörtlükle yazdığında halk şiiri geleneğinden yararlandığı anlaşılır.
- Denetleyelim: "serbest ölçü ve uzun dize" seçeneği ✓ — bu, modern şiirin biçimi, geleneksel bir işaret değil.
-
14. Modern bir şairin geleneksel biçim ve imgelerden yararlanması değerlendirilmektedir. Bu tutumun anlamı aranmaktadır. Buna göre hangisi söylenebilir?
Gelenekten yararlanma
- A) Şairin özgün olmadığı
- B) Geleneğin yeniden yorumlanarak sürdürüldüğü
- C) Geleneğin reddedildiği
- D) Şiirin bittiği
- E) Biçimin önemsizleştiği
Doğru cevap: B — Gelenekten yararlanmak taklit değil, birikimin yeni bir bağlamda yeniden yorumlanmasıdır.
- Şairin ne yaptığına dikkat edelim: geleneksel biçim ve imgeleri alıyor, ama modern bir şiirin içinde kullanıyor.
- Bu iki uçtan da farklıdır. Geleneği reddetseydi o ögeleri hiç kullanmazdı; olduğu gibi taklit etseydi de yeni bir şey üretmezdi.
- Öge yeni bir bağlama girdiğinde anlamı da değişir. Tutumun anlamı budur: gelenek yeniden yorumlanarak sürdürülüyor.
- Denetleyelim: "geleneğin reddedildiği" seçeneği ✓ — şair geleneksel ögeyi kullanıyor, reddetmiyor.
-
15. Şiir dili günlük dilden ayrılmaktadır. Bu ayrımın kaynağı sorulmaktadır. Buna göre şiir dilini ayıran nedir?
Şiir dili ile günlük dil
- A) Yalnız sözcük sayısı
- B) Yalnız uzunluk
- C) Sözcüklerin çağrışım ve ses değerlerinin bilinçli kullanılması
- D) Yalnız yazım kuralları
- E) Yalnız yayın yılı
Doğru cevap: C — Şiir dilinde sözcükler yalnız anlamıyla değil, çağrışım ve ses değerleriyle de seçilir.
- Günlük dilin amacını belirleyelim: doğrudan iletişim. Aynı anlamı veren iki sözcükten hangisinin kullanıldığı önemli değildir.
- Şiirde ise bu seçim önemlidir. Aynı anlama gelen iki sözcükten biri şiirin ses düzenine uyar, öteki uymaz; biri istenen çağrışımı taşır, öteki taşımaz.
- Şiir dilini ayıran şey bu bilinçli kullanımdır: sözcük hem anlamı hem çağrışımı hem sesiyle birlikte seçilir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki sözcük sayısı, uzunluk, yazım kuralları ve yayın yılı ✓ — dördü de metnin dış özellikleri.
-
16. Şiir çevirisinin öbür türlere göre daha güç olduğu belirtilmektedir. Bu güçlüğün nedeni aranmaktadır. Buna göre neden nedir?
Şiir çevirisinin güçlüğü
- A) Şiirlerin uzun olması
- B) Şiirde sözcük bulunmaması
- C) Şiirlerin az yazılması
- D) Ses, ölçü ve çağrışımların başka dile aynen aktarılamaması
- E) Şiirin basılmaması
Doğru cevap: D — Ses, ölçü ve çağrışımlar başka dile birebir aktarılamadığı için şiir çevirisi güçtür.
- Şiir dilinin özelliğini hatırlayalım: sözcükler yalnız anlamıyla değil, sesi ve çağrışımıyla da seçilir.
- Çeviride anlam büyük ölçüde aktarılabilir. Ama sesler dile özgüdür; bir dizedeki ünsüz yinelemesi ya da ölçü, başka dilde aynı sözcüklerle korunamaz.
- Çağrışımlar da kültüre bağlıdır; bir sözcüğün bir dilde taşıdığı yan anlam ötekinde bulunmayabilir. Güçlüğün nedeni budur.
- Denetleyelim: "şiirlerin uzun olması" seçeneği ✓ — şiir çoğu kez öteki türlerden kısadır, güçlük uzunluktan gelmiyor.
-
17. Modern şiirde dize uzunlukları ve dizilişi değişkenlik göstermektedir. Bu değişkenliğin işlevi sorulmaktadır. Buna göre biçim ne sağlar?
Modern şiirde biçim
- A) Yalnız sayfa düzeni
- B) Yalnız baskı kolaylığı
- C) Yalnız okuma hızı
- D) Yalnız yazım denetimi
- E) Anlamın vurgulanmasına ve okuma ritminin yönlendirilmesine
Doğru cevap: E — Modern şiirde dize düzeni anlamı vurgulayan ve okuma ritmini yönlendiren bir araçtır.
- Dize sonunun okumada ne yaptığını görelim: bir duraklama üretir. Okur satır sonunda kısa bir an durur.
- Şair dizeyi nerede bitireceğini seçtiğinde bu duraklamanın yerini de seçmiş olur. Tek başına bırakılan kısa bir dize o sözcüğü öne çıkarır; uzun bir dize ise akışı hızlandırır.
- Bu yüzden modern şiirde biçim yalnız görsel bir düzen değildir; anlamı vurgular ve okuma ritmini yönlendirir.
- Denetleyelim: seçeneklerdeki sayfa düzeni, baskı kolaylığı ve yazım denetimi ✓ — üçü de metnin anlamıyla ilgili değil.
-
18. Bir öğrenci incelediği şiirde önce ses ögelerini, sonra imgeleri, en sonunda temayı belirlemektedir. Bu sıranın gerekçesi aranmaktadır. Buna göre neden bu sıra izlenir?
Bir şiir inceleme çalışması
- A) Gözlemlenebilir ögelerden yoruma doğru ilerlemek için
- B) Şiiri kısaltmak için
- C) Yazarın adını bulmak için
- D) Sayfa sayısını azaltmak için
- E) Yazım denetimi yapmak için
Doğru cevap: A — İnceleme, metinde doğrudan görülebilen ögelerden başlayıp yoruma doğru ilerler.
- Sıradaki üç adımı ne kadar tartışmaya açık olduklarına göre sıralayalım.
- Ses ögeleri doğrudan sayılabilir; ölçü, uyak ve yinelemeler metinde görülür ve herkes aynı sonuca varır. İmgeler bir adım daha yorum ister, ama yine metindeki sözcüklerden çıkarılır.
- Tema ise en yorumlu adımdır; metinde bir cümle olarak yazmaz. Sıra bu yüzden gözlemlenebilirden yoruma doğrudur; böylece yorum metne dayanmış olur.
- Denetleyelim: sıra tersine çevrilseydi tema önce belirlenirdi ✓ — o zaman ses ve imge okuması bu yargıyı doğrulamaya yönelirdi.
-
19. Bir dönemde birbirinden çok farklı şiir anlayışlarının aynı anda var olabildiği görülmektedir. Bu çeşitliliğin anlamı sorulmaktadır. Buna göre hangisi söylenebilir?
Şiir ve dönem ilişkisi
- A) Dönemde tek bir anlayış geçerlidir
- B) Aynı dönem içinde farklı arayışlar bir arada bulunabilir
- C) Şiir dönemden etkilenmez
- D) Anlayışlar birbirini tümüyle yok eder
- E) Çeşitlilik şiiri zayıflatır
Doğru cevap: B — Aynı dönem içinde farklı arayışlar bir arada bulunabilir; edebiyat tek çizgide ilerlemez.
- Ünitedeki anlayışların tarihlerine bakalım: Garip 1940’larda, toplumcu gerçekçi şiir aynı yıllarda, İkinci Yeni ise 1950’lerde ürün veriyor.
- Bu tarihler üst üste biniyor. Yani bir anlayış ötekini ortadan kaldırarak yerine geçmiyor; aynı yıllarda farklı arayışlar birlikte sürüyor.
- Çeşitliliğin anlamı budur: edebiyat tarihi tek çizgili bir ilerleme değil, aynı anda yürüyen birden çok arayıştır.
- Denetleyelim: "anlayışlar birbirini tümüyle yok eder" seçeneği ✓ — böyle olsaydı üç anlayış aynı dönemde bulunmazdı.
-
20. Şiir ünitesinde biçim, imge ve akım bilgisi birlikte verilmektedir. Bu bütünlüğün amacı aranmaktadır. Buna göre amaç nedir?
Ünitenin özeti
- A) Yalnız akım adı ezberletmek
- B) Yalnız ölçü saydırmak
- C) Şiiri hem yapısıyla hem içinde doğduğu anlayışla birlikte okuyabilmek
- D) Yalnız şair adı öğretmek
- E) Yalnız uyak bulmak
Doğru cevap: C — Amaç, şiiri hem biçim ögeleriyle hem içinde doğduğu şiir anlayışıyla birlikte okuyabilmektir.
- Ünitede yan yana getirilen üç şeyi görelim: biçim bilgisi, imge ve akım bilgisi.
- Biçim ve imge bilgisi şiirin nasıl kurulduğunu gösteriyor: hangi ölçü, hangi nazım birimi, hangi imge kullanılmış.
- Akım bilgisi ise neden öyle kurulduğunu açıklıyor. Bir şiirin ölçüsüz ve kapalı olması, İkinci Yeni anlayışı bilindiğinde anlam kazanır. İkisi birlikte bütünlüklü bir okuma sağlar.
- Denetleyelim: "yalnız uyak bulmak" seçeneği ✓ — bu, biçim bilgisinin küçük bir parçası, ünitenin amacı değil.
Öğretmen misiniz?
Bu testi cevap anahtarıyla birlikte A4 kâğıda dökün, sınıfta çoğaltın.